Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

Fotosentez Açıklama

Bitkiler organik maddelerle beslenmektedir. Tüm bitkiler kendi besinlerini kendileri üretirler. Bu organik maddeleri, üretmek için gerçekleştirdikleri işlemede “FOTOSENTEZ” adı verilir.

Fotosentez, bitkileri diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Fotosentez işlemi, bitkilerin yapraklarında bulunan “klorofil” adını verdiğimiz yeşil pigmentlerdir. Klorofil, bitkilerin güneş enerjisini emmesinde çok önemli rol oynamaktadır. Çünkü, fotosentez olayının başlangıcı için, güneş enerjisine ihtiyaç duyulur.

Bitki hücrelerini, insan ve hayvan hücrelerinden ayıran en büyük özellik ise, hücrelerin güneş enerjisini direk olarak kullanabilen yapıda olmasıdır. Bu hücreler sayesinde, bitkiler güneş enerjisini, besin enerjisine çevirirler ve kendi bünyelerinde depolarlar. Fotosentez olayının gerçekleşmesi için, ışık ve ısı temel şarttır. Bu yüzden hiçbir bitki ışık (güneş) olmadan yaşayamaz. Çünkü fotosentez yapamayacakları için, kendi besinlerini üretemezler.

Güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştüren bitkiler, bunu nişasta olarak depolarlar. Nişasta çok büyük bir enerji kaynağıdır. Ve bitkiler bu enerjiyi, büyümek ve gelişmek için kullanırlar.
Fotosentez olayı kısaca şu şekilde formülize edilebilir;

Güneş Enerjisi + Karbondioksit + Su = Glikoz (şeker)

Buradan da açıkça anlaşılacağı gibi, Fotosentez olayı bitkiler için ne kadar gerekli ise, dünyada yaşayan tüm canlılar için o kadar gereklidir. Çünkü bitkiler, besin üretmek için karbondioksit kullanırlar.

Yani bizim soluduğumuz havayı temizlerler. Evrende her şey inanılmaz bir zincir şeklinde birbirine bağlıdır. Ne insanlar bitkiler olmadan yaşayabilir, nede hayvanlar. Bitki yoksa, hayatta yoktur.

Bu yüzden doğamızı sevelim ve daha güzel bir doğa için el ele savaşalım!
Aşağıda gördüğünüz resimde fotosentez olayı çok güzel bir biçimde açıklanmıştır.

Dünya üzerindeki bir yerin kuşbakışı görünümü, kroki, plan ya da harita olarak düzleme aktarılır.

Harita : Dünya’nın bütününün ya da bir bölümünün kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmış şekline harita denir.

Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için;
– Kuşbakışı görünüme göre çizilmesi,
– Arazi üzerindeki uzunlukların belli bir oranda küçültülmesi gerekir.

UYARI : Kuşbakışı görünüm temel alınarak yapılan çizimlerin harita özelliği taşıyabilmesi için küçültme oranının (ölçek) bulunması gerekir.

Plan : Bir yerin kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmasıdır. Plan bir tür büyük ölçekli haritadır.

Kroki : Bir yerin kuşbakışı görünümünün ölçeksiz olarak düzleme aktarılmasıdır.

Haritalarda Bozulmalar

Dünya’nın küreselliği harita çizimini güçleştirmektedir. Dünya’nın tümü ya da bir bölümü düzleme aktarırken şekillerde, alanlarda, uzunluk ve açılarda bozulmalar olur. Bu nedenle küresel yüzeyi düzleme aktarmak için çeşitli çizim yöntemleri geliştirilmiştir.

Özellikle yeryüzü şekillerini gösteren haritalar tam olarak gerçeği yansıtmazlar. Engebesi fazla, geniş alanların gösterildiği haritalarda hata payı artar. Az engebeli, küçük alanların gösteriminde hata payı azalır.

UYARI : Dünya’nın küreselliği harita çizimini zorlaştırır.

– Engebeli ve geniş alanların gösterildiği haritalarda bozulmalar fazladır.

– Engebesiz ve küçük alanların gösterildiği haritalarda bozulmalar azdır.

Projeksiyon

Dünya’nın küreselliği nedeniyle, haritalarda ortaya çıkan hataları en aza indirmek için çeşitli yöntemler kullanılır. Bunun için yerkürenin paralel ve meridyen ağının belirli kurallara göre düz bir kağıda geçirilmesi gerekir. Bu sisteme projeksiyon denir.

Projeksiyon Sistemleri

– Alan Koruyan Projeksiyon
Alan koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, şekil, açı ve uzunluk oranları bozulur. Ancak, paralel daireleri ile meridyenler arasındaki alanlar bozulmadan, orantılı olarak düzleme geçirilir. Böylece gerçek alan korunmuş olur.

– Açı Koruyan Projeksiyon
Açı koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, meridyenler ile paraleller arasındaki 90°’lik açık iler kara ve denizlerin şekilleri korunur. Ancak, bunların alanları bozulur. Bu tip haritalarda kutup bölgelerine doğru gidildikçe, kara ve denizlerin alanı büyür.

– Uzunluk Koruyan Projeksiyon

Uzunluk koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, merkezden çevreye doğru tüm yönlerdeki uzunlukların oranı korunur. Açı ve alan korunmaz.

Harita Çizimi

Bir bölgenin haritası çizilirken öncelikle;

– Bölgenin enlem ve boylamının,

– Haritanın kullanım amacının,

– Haritanın küçültme oranının belirlenmesi gerekir.

Harita yapımında kullanılacak çizim yöntemi, küçültme oranı ve harita işaretleri ise haritanın kullanım amacına göre belirlenir.

Harita Elemanları

Tüm haritalarda bulunması gereken 5 temel eleman vardır. Bunlar, enlem-boylam, ölçek, harita anahtarı (lejant), başlık ve çerçevedir.

Enlem-boylam : Haritası yapılacak alanın öncelikle enlem ve boylamları belirlenir. Çünkü haritanın ölçeği, bu alanın genişliğine ve kullanım amacına göre belirlenir.

Ölçek : Haritanın kullanım amacına göre belirlenmelidir.

Harita Anahtarı (Lejant) : Haritada kullanılan özel işaretlerin ne anlama geldiğini gösteren bölümdür. Her haritanın kullanım amacına göre farklı işaretler kullanılır.

Başlık : Haritanın kullanım amacını belirtmeli, haritayı tanıtmaya yeterli, açık ve kısa olmalıdır.

Çerçeve : Tüm haritalarda, haritası yapılacak alanı sınırlayan bir iç çerçeve ve diğer harita elemanlarını sınırlayan dış çerçeve çizilmelidir.

Harita Ölçeği

Harita üzerinde belli iki nokta arasındaki uzunluğun, yeryüzündeki aynı noktalar arasındaki uzunluğa oranıdır.

Diğer bir deyişle, gerçek uzunlukları harita üzerine aktarırken kullanılan küçültme oranıdır.

Örneğin : Boğaz Köprüsü’nün gerçekte 1074 m olan iki ayağı arası uzaklık, ölçeği bilinmeyen bir haritada yaklaşık 0.5 cm gösterilmiştir. Haritanın ölçeğini bulmak için harita üzerindeki uzunluğu gerçek uzunluğa oranlarız.

Buna göre haritanın ölçeği yaklaşık 1/200.000’dir.

Ölçek = Harita Üzerindeki Uzunluk / Arazi Üzerindeki Uzunluk (Gerçek Uzunluk)

Kesir Ölçek

Haritalardaki küçültme oranını basit kesirle ifade eden ölçek türüdür.

1 / 25.000 , 1 / 500.000, 1 / 1.000.000 birer kesir ölçektir.

Kesir ölçekte, pay ile paydanın birimleri aynıdır. Uzunluk birimi olarak santimetre (cm) kullanılır.

Örneğin : 1 / 1.000.000 ölçeğinde, arazi üzerindeki 1.000.000 cm (10 km)’lik uzunluk harita üzerinde 1 cm gösterilmiştir.

Çizgi (grafik) Ölçek

Haritalardaki küçültme oranını çizgi grafiği üzerinde gösteren ölçek türüdür.

Kesir ölçeğe göre düzenlenir ve santimetre (cm)’nin üstündeki tüm uzunluk birimleri kullanılır.

Kesir Ölçeği Çizgi Ölçeğe Çevirme

Kesir ölçeği, çizgi ölçeğe çevirirken önce 1 cm’nin kaç km’yi gösterdiği bulunur.

Örnek : 1 / 2.500.000 ölçeğinde 1 cm 25km’yi gösterdiğine göre çizgi ölçekte de 1 cm 25 km’yi göstermelidir.

Bir doğru parçası çizilerek eşit aralıklara bölünür. Üzerine, 1 cm 25 km’yi gösterecek şekilde değerler yazılır.

Sıfırın sol tarafındaki aralık 25 km’den daha kısa uzunlukların ölçülmesine yarayacak biçimde bölümlenir.

Çizgi Ölçeği Kesir Ölçeğe Çevirme

Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken önce ölçeğin uzunluğunun, toplam kaç km’yi gösterdiği bulunur. 1 cm’nin kaç km’yi gösterdiğini bulmak için orantı kurulur.

Örneğin : Çizgi ölçeğin uzunluğu 5 cm’dir.

5 cm 20 km gösterdiğine göre

1 cm x km’yi gösterir.

—————————————-

x = 20 / 5 = 4 km

Bulunan değer cm’ye çevrilir.

Buna göre kesir ölçek 1 / 400.000’dir.

UYARI : Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken, grafiğin sonundaki uzunluk birimine dikkat etmemiz gerekir.

Harita Türleri

Harita yaşamın her alanında yardımcı araçlar olarak kullanılır.

Bir kentin imar planının çıkarılması, karayolu, demiryolu ya da köprü yapımı için en uygun yerin belirlenmesi, arkeoloji, coğrafya gibi birçok alanda araştırma yapılması sırasında haritalardan yararlanılır. Haritalar konularına ve ölçeklerine göre ikiye ayrılır.

Konularına Göre Haritalar

Konularına göre haritalar, kullanım amaçlarına göre genel haritalar ve özel haritalar olarak ikiye ayrılır.

Genel Haritalar

Toplumun geniş kesimi tarafından kullanılabilen haritalardır.

– Topoğrafya Haritaları

İzohips (eş yükselti) eğrisi yöntemi ile yapılır. Araziyi ölçekleri oranında ayrıntıları ile gösterirler. Ölçekleri 1 / 20.000 ile 1 / 500.000 arasında değişir. 1 / 20.000’den büyük ölçekli olanlar kadastro işlerinde ve askeri amaçlarla kullanılır. Bu haritalardan ölçek, uzunluk alan ve eğim hesaplamada yararlanılır.

– Fiziki Haritalar

Fiziki haritalar, yeryüzünün kabartı ve çukurluklarını gösteren orta ya da büyük ölçekli haritalardır.

Fiziki haritalar hazırlanırken eş yükselti ve eş derinlik eğrileri geniş aralıklarla geçirilir. Bu aralıklar çeşitli renklerle boyanır. Yükseltiler genellikle yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları ile, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.

– Siyasi ve İdari Haritalar

Yeryüzünde veya bir kıtada bulunan ülkeleri, bir ülkenin idari bölünüşünü, yerleşim merkezlerini gösteren haritalardır. Bu haritalardan uzunluk ve alan bulmada yararlanılır. Ancak yer şekilleri hakkında bilgi edinilemez.

– Duvar ve Atlas Haritaları

Eğitim ve öğretim amacına yönelik haritalardır. Ölçekleri 1 / 1.100.000’dan daha küçüktür. Dünya’nın tümünü, kıtaları veya ülkeleri gösterirler.

Özel Haritalar

Belirli bir konu için hazırlanmış haritalardır. Bu haritalardan bazıları şunlardır:

– Araziden Yararlanma Haritaları

Bir bölgede arazinin nasıl kullanıldığını gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla ekili-dikili alanların, çayır ve mera alanlarının, orman alanlarının, bölünüşü ile kayalık, bataklık gibi kullanılmayan alanlar hakkında bilgi edinilir. Tarımın türü ve tarım ürünleri de bu haritalarda gösterilir.

– Ekonomi Haritaları

Dünya’nın bütününün ya da bir bölümünün ekonomik özelliklerini gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla endüstri kuruluşlarının türü, sayısı, dağılışı, çalışanların sayısı hakkında bilgi edinilir.

– Hidrografya Haritaları

Bir bölgenin su potansiyeli (akarsular, göller, yeraltı suları, kaynaklar) hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla akarsuların drenaj tipi, akım miktarı, kanallar, göl sularının özellikleri, yeraltı sularının türü, kaynakların türü sayısı ve verimlilik derecesi hakkında bilgi edinilir.

– İzoterm Haritaları

Bir bölgede, eş sıcaklıktaki noktaları birleştiren eğriye izoterm denir.

İzotermler yardımıyla çizilen izoterm haritalarından, bir bölgedeki sıcaklık dağılışı hakkında bilgi edinilir.

Sıcaklık dağılışını daha iyi gösterebilmek için, bu haritalar sıcaklık basamaklarına uygun olarak renklendirilir. Sıcak yerler için kırmızının tonları soğuk yerler için mavinin tonları kullanılır.

– Jeomorfoloji Haritaları

Bir bölgedeki şekillenme süreci yani iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan yer şekilleri hakkında bilgi veren haritalardır.

Bu haritalarda faylar, yamaçlar, vadi türleri, birikinti konileri, sekiler, ovalar ve daha bir çok yer şekli taranarak gösterilir. Yer şekillerinin kolay ayırt edilmesi amacıyla bu haritalar renklendirilir.

– Nüfus Haritaları

Dünya’nın bütününde ya da bir bölümündeki nüfusun dağılışı ve özellikleri hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalarda nüfus dağılışı noktalama ile gösterilir. Nüfus yoğunluğu haritaları ise renklendirilir.

– Toprak Haritaları

Bir bölgenin toprak özellikleri ve dağılışları hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalardan, yetiştirilecek ürünlerin belirlenmesi, buna bağlı olarak topraklardan daha iyi verim alınabilmesi gibi bir çok konuda yararlanılır.
Ölçeklerine Göre Haritalar

– Büyük Ölçekli Haritalar

Ölçekleri 1 / 200.000’e kadar olan bu haritalarda :

  • Küçültme oranı azdır.
  • Ayrıntı fazladır.
  • Birim düzlemde gösterilen gerçek alan küçüktür.
  • Eşyükselti eğrileri arasındaki yükselti farkı azdır.

Planlar ve topoğrafya haritaları bu gruba girer.
– Orta Ölçekli Haritalar

Ölçekleri 1 / 200.000 ile 1 / 1.000.000 arasında olan haritalardır.

Ayrıntılar, büyük ölçekli haritalar göre daha azdır.

– Küçük Ölçekli Haritalar

Ölçekleri 1 / 1.000.000’dan daha küçük olan haritalarda;

  • Ayrıntı en azdır.
  • Küçültme oranı en fazladır.
  • Birim düzlemde gösterilen gerçek alan büyüktür.
  • Eşyükselti eğrileri arasındaki farkı fazladır.

Duvar ve atlas haritaları bu gruba girer.

Haritalarda Yer şekillerinin Gösterilmesi

Haritalarda Kullanılan Çizim Yöntemleri

Yeryüzü şekillerini harita üzerine aktarmak için kullanılan yöntemler;

– Kabartma Yöntemi

Kabartma yöntemi ile yapılan haritalarda, yükseltiler belli oranda küçültülür.

Yer şekilleri kabartılarak gösterilir.

– Gölgelendirme Yöntemi

Gölgelendirme yönteminde, Güneş ışınlarının yer şekilleri üzerine 45 derece açı ile geldiği kabul edilerek arazi yapısı gösterilir. Bu yöntemde gölgelerin açık veya koyu oluşu arazinin eğimi hakkında bilgi verir.

Gölgelerin koyulaştığı yerlerde eğim azalır. Yer şekilleri ayrıntılı bir şekilde gösterilemediği için günümüzde yardımcı bir yöntem olarak kullanılır.

– Tarama Yöntemi

Tarama yöntemi ile yapılan haritalarda, yer şekilleri kısa, kalın, sık ya da ince, uzun, seyrek çizgilerle taranmış olarak gösterilir.

Eğim arttıkça taramaların boyları kısalır, sıklaşır ve kalınlığı artar. Eğimin az olduğu yerlerde ise taramalar uzar, seyrekleşir ve incelir. Taramanın yapılmadığı yerler ise düzlükleri göstermektedir.

Tarama yöntemi ile harita yapımının zor olması, yükselti, eğim bulma gibi hesaplamaların yapılamaması gibi nedenlerden dolayı bu yöntem günümüzde kullanılmamaktadır.

– Renklendirme Yöntemi

Eşyükselti eğrileriyle birlikte kullanılan bu yöntemde yükselti ve derinlik basamakları renklerle gösterilir. Fiziki haritalarda yükseltiler genellikle, yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.

UYARI : Fiziki haritalarda kullanılan renkler, yer şekillerini göstermez. Yükselti ve derinlik basamaklarını göstermek için kullanılır.

– İzohips (Eş yükselti) Eğrisi Yöntemi

Bu yöntemle yapılan haritalarda yer şekilleri izohipsler yardımıyla gösterilir.

İzohips (Eş yükselti) Eğrisi

Deniz seviyesinden aynı yükseklikteki noktaları birleştiren eğriye eş yükselti (izohips) eğrisi, aynı derinlikteki noktaları birleştiren eğriye eş derinlik (izobath) eğrisi denir.

İzohips Aralığı (Eş Aralık)

İzohipsler haritaların ölçeğine uygun olarak belirlenen yükselti aralıkları ile çizilir. Bu aralığa izohips aralığı ya da eş aralık denir.

İzohipslerin Özellikleri

  • İzohipsler iç içe kapalı eğrilerdir.
  • Her izohips, kendisinden daha yüksek izohipslerin çevresini dolaşır.
  • Dik yamaçlarda izohipsler sık geçer
  • Eğimin azaldığı yerlerde izohipsler seyrek geçer
  • Doruk nokta ya da üçgen ile gösterilir.
  • Çevresine göre çukurda kalan yerler yani çanaklar, içe doğru çizilen oklarla gösterilir.

UYARI : Kıyı çizgisinden 0 m eğrisi geçer. Her eğri, kendisinden daha yüksek izohipslerin çevresini dolaşır. İzohipslerin sıklaştığı yerlerde eğim artar.

Haritalarda Yer şekillerinin Gösterilmesi

Yer şekillerinin gösteriminde en çok kullanılan yöntem izohips yöntemidir.

İzohips yöntemi ile yapılan haritalarda izohipslerin uzanışına göre, tepe, sırt, boyun, yamaç, vadi, delta gibi yer şekillerini harita üstünde tanımlamak mümkündür.

Tepe : Bir doruk noktası ve onu çevreleyen yamaçlardan oluşmaktadır.

Sırt : İki akarsu vadisini birbirinden ayıran ve birbirine ters yönde eğimli yüzeyleri birleştiren yeryüzü şeklidir. Sırtların üzeri düz olabileceği gibi keskin de olabilir.

Boyun : Birbirine ters yönde açılmış iki akarsu vadisinin en yüksek, iki doruk arasındaki alanın en alçak yerine boyun denir. Buralara bel ya da geçit de denir.

Yamaç : Yeryüzündeki eğimli yüzeylerdir.

Vadi : Akarsuyun açtığı, sürekli inişi bulunan, uzun, doğal oluktur.

Delta : Akarsuyun taşıdığı maddeleri denize ya da göle ulaştığı yerde biriktirmesi ile oluşan yeryüzü şeklidir.

UYARI : İzohipslerin “V” şeklini aldığı yerlerde, açık taraf akarsu akış yönünü gösterir. Akarsuların delta oluşturdukları yerlerde, izohipsler deniz veya göl yüzeyine doğru çıkıntı yapar.

İzohipsin “V” şeklini aldığı yerlerde yükselti “V” nin açık ucuna doğru artıyorsa sırt, sivri ucuna doğru artıyorsa vadi vardır.

Boyun olabilmesi için, karşılıklı iki tepe arasında, birbirine ters yönde uzanan iki akarsu vadisinin bulunması gerekir.

Profil Çıkartma

Topoğrafya yüzeyinin düşey düzlemde yaptığı ara kesite topoğrafik profil denir.

Haritalarda yeryüzü kuşbakışı olarak görüldüğü için profil, yer şekillerinin yandan görünüşü hakkında bilgi verir.

Profil eş yükselti eğrisi yöntemi ile yapılan haritalardan yararlanarak çizilir.

Harita HesaplamalarıGerçek Uzunluğu Hesaplama

Gerçek uzunluk, diğer bir deyişle arazi üzerindeki uzunluk,

Gerçek Uzunluk = Ölçek (Payda) * Harita Uzunluğu

formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : 1 / 850.000 ölçekli bir haritada A – B kentleri arası 8 cm ölçülmüştür. Buna göre iki kent arasındaki kuş uçuşu uzaklık kaç km’dir?

Orantıyla Çözüm :

Ölçeğe göre, arazi üzerindeki 850.000 cm haritada 1 cm gösterilmiştir.

1 cm 850.000 cm’yi gösterdiğine göre

8 cm x cm’yi gösterir.

—————————————————————-

x = 8 * 850.000 / 1 = 6.800.000 cm

cm’yi km’ye çevirmek için 5 basamak sola doğru gitmek gerekir.

6.800.000 cm = 68 km’dir.

Formülle Çözüm :

Gerçek Uzunluk = Ölçek * Harita Uzunluğu

Gerçek Uzunluk = 850.000 * 8

Gerçek Uzunluk = 6.800.000 cm = 68 km’dir.

Haritadaki Uzunluğu Hesaplama

Harita üzerindeki uzunluk

Harita Uzunluğu = Gerçek Uzunluk / Ölçek (payda)

formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : Arazi üzerindeki 180 km’lik uzunluk 1 / 900.000 ölçekli haritada kaç cm ile gösterilir?

Orantıyla Çözüm :

1 / 900.000 ölçeğinde,

1 cm 9 km’yi gösteriyorsa

x cm 180 km’yi gösterir.

———————————-

x = 1* 180 / 9 = 20 cm’dir.

Formülle Çözüm :

Ölçeğe göre, arazi üzerindeki 900.00 cm haritada 1 cm gösterilmiştir.

Harita Uzunluğu = Gerçek Uzunluk / Ölçek (payda)

Harita Uzunluğu = 18.000.000 / 900.000

Harita Uzunluğu = 20 cm’dir.

Haritadaki Uzunlukların Karşılaştırılması

İki harita uzunluğunun karşılaştırılması esasına dayanan sorular ters orantı kurularak ya da iki aşamalı olarak çözülür.

Örnek : 1 / 750.000 ölçekli bir haritada A-B noktaları arasındaki uzaklık 12 cm ölçülmüştür. Aynı uzaklık

1 / 1.500.00 ölçekli bir haritada kaç cm ile gösterilir.

Çözüm l :

1 / 750.000 ölçekli haritada 12 cm’lik uzaklık, 1 / 1.500.000 ölçekli haritada x cm gösterilir.

Ölçekler arasında 750.000 / 1.500.000 oranı bulunduğuna göre harita uzunlukları arasında 12 / x oranı vardır.

x = 750.00 * 12 / 1.500.000 = 6 cm’dir.

Çözüm 2:

1. haritadan yararlanarak gerçek uzaklığı bulalım

1 cm 7.5 km’yi gösteriyorsa,

12 cm x km’yi gösterir.

—————————————————–

x = 12 * 7.5 / 1 = 90 km’dir.

2. haritadan yararlanarak haritadaki uzunluğu bulalım :

15 km’yi 1 cm gösteriyorsa

90 km’yi x cm gösterir

———————————

x = 90 * 1 / 15 = 6 cm’dir.

İzdüşümsel Alanın Hesaplanması

İzdüşümsel alan, yer şekillerinin izdüşümünün alınması ile hesaplanan alandır. Arazi üzerindeki gerçek alan hesaplamalarında ise yer şekilleri yüzölçümü dikkate alınır. Bu nedenle bir yerin izdüşümü alanı ile gerçek alanı arasındaki fark yardımıyla arazinin engebeliliği hakkında bilgi edinilebilir.

İzdüşüm alanı ile gerçek alan arasındaki fark fazla ise, arazinin engebesi de fazladır.

İzdüşümsel alan,

İzdüşümsel Alan = Ölçek (Payda)2 * Haritadaki Alana

formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : 1 / 700.000 ölçekli bir haritada bir adanın kapladığı alan 15 cm2 olduğuna göre adanın izdüşümsel alanı kam km2 dir?

Orantıyla Çözüm :

Ölçeğe göre, 1 cm 700.000 cm’yi göstermektedir.

1 cm2 49 * 1010 km2 yi gösterdiğine göre,

15 cm2 x km2‘yi gösterir.

————————————————————–

x = 15 * 49 * 1010 = 735 * 1010 cm2 dir.

cm2‘yi km2‘ye çevirmek gerekir. 735 * 10 cm2 = 735 km2‘dir.

Formülle Çözüm :

İzdüşümsel Alan = (Ölçek Paydası)2 * Haritadaki Alan

İzdüşümsel Alan = (700.000)2 * 15

İzdüşümsel Alan = 49 * 1010 * 15 = 735 * 1010 cm2

cm2‘yi km2‘ye çevirmek gerekir. 735 * 1010 cm2 = 735 km2‘dir.

Haritadaki Alanı Hesaplama

Haritadaki alan,

Haritadaki Alan = Gerçek Alan / Ölçek (Payda)2

formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : Gerçek alanı 590.4 km2 olan göl 1 / 1.200.000 ölçekli haritada kaç cm2 gösterilir.

Orantıyla Çözüm :

Ölçeğe göre ;

1 cm 12 km’yi göstermektedir.

1 cm2 144 km2‘yi gösteriyorsa

x cm2 590.4 km2‘yi gösterir.

——————————————————–

x = 590.4 / 144 = 4.1 cm2 dir.

Formülle Çözüm :

Haritadaki Alan = Gerçek Alan / Ölçek2 (Payda)

Haritadaki Alan = 590.4 / (12)2

Haritadaki Alan = 590.4 / 144 = 4.1 cm2

UYARI : Haritalardaki alan hesaplanırken ölçek paydasının karesi mutlaka alınmalıdır.

Ölçek Hesaplama

Harita ve arazi üzerindeki uzunlukların verildiği sorularda ölçek,

Ölçek (Payda) = Harita Uzunluğu / Gerçek Uzunluk

formülü ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : Arazi üzerindeki 84 km’lik uzunluk, ölçeği bilinmeyen haritada 7 cm gösterildiğine göre, haritanın ölçeği nedir?

Orantıyla Çözüm :

84 km cm’ye çevrilir.

7 cm 8.400.000 cm’yi gösteriyorsa

1 cm x cm’yi gösterir.

———————————————–

x = 1 * 8.400.000 / 7 = 1.200.000 cm’dir.

Ölçek : 1 / 1.200.000’dir.

Formülle Çözüm :

Ölçek (Payda) = Harita Uzunluğu / Gerçek Uzunluk

Ölçek (Payda) = 7 / 8.400.000

Ölçek (Payda) = 1.200.000 cm

Ölçek : 1 / 1.200.000’dir.

Ölçek Hesaplama

Harita ve arazi üzerindeki alanların verildiği sorularda ölçek

Ölçek (Payda) = Haritadaki Alan / Gerçek Alan kesrinin karekökü

formülü ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : Gerçek Alanı 4375 km2 olan bir göl, ölçeği bilinmeyen haritada 7 cm2 gösterildiğine göre haritanın ölçeği nedir?

UYARI : Harita ve arazi üzerindeki alanların verildiği sorularda ölçeği hesaplarken kare kök almayı unutmayınız.

Eğim Hesaplama :

Eğim : Topoğrafya yüzeyinin yatay düzlemle yaptığı açıya eğim denir.

Eğim,

Eğim = Yükseklik (m) * 100 / Yatay Uzaklık

formülü ile hesaplanır.

Örnek : A – B arasındaki uzaklık 1 / 600.000 ölçekli haritada 4 cm gösterilmiştir. Aralarındaki yükselti farkı 1200 m. olduğuna göre, A ile B arasındaki eğim binde (%o) kaçtır?

Çözüm A B arasındaki gerçek uzaklık;

4 * 6 = 24 km olduğuna göre,

Eğim = Yükseklik Farkı (m) / Yatay Uzaklık (m) * 1000

Eğim = 1200 / 24.000 * 1000

Eğim = %o 50’dir.

UYARI : Eğim yüzde (%) olarak hesaplanırken 100 ile, binde (%o) olarak hesaplanırken 1000 ile çarpılır.

İklim Tipleri

Dünya’da İklim ve Doğal Bitki Örtüsü

Dünya’da Görülen İklim Tipleri

Bir yerde benzer sıcaklık, basınç, rüzgar, nemlilik ve yağış özelliklerinin uzun süre etkili olmasıyla iklim tipleri belirmektedir. İklimi oluşturan bu öğelerden birinin ya da ikisinin farklı olması, değişik iklim tiplerinin ortaya çıkmasına neden olur.

Dünya’da görülen iklimler, sıcak kuşak iklimleri, ılıman kuşak iklimleri ve soğuk kuşak iklimleri olarak üç ana bölümde toplanır.

Sıcak Kuşak İklimleri

Sıcak Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri

  • Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°C’nin üstündedir.
  • Sıcaklık farkları Ekvator’dan uzaklaşdıkça artar.
  • Soğuk mevsim yoktur.
  • Yağış özellikleri farklılık gösterir.

Ekvatoral İklim

Ekvatoral İklimin Özellikleri

Yıllık sıcaklık ortalamasının 20°C’nin üstünde olduğu ekvatoral iklimde yıl boyunca yaz koşulları yaşanır.

Güneş ışınları, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla geldiğinden yıllık sıcaklık farkı azdır.

Yıl boyunca yükseltici hava hareketlerine bağlı olarak konveksiyonel yağış görülür.

Yıllık yağış miktarı 2000 mm’nin üzerindedir. Her mevsimin yağışlı olduğu ekvatoral bölge akarsularının rejimleri düzenlidir ve yıl boyunca bol su taşır. Güneş ışınlarının  dik geldiği Mart ve Eylül aylarında yağışlar artar. Bu nedenle ekinokslarda (21 Mart – 23 Eylül) akarsularda kabarma olur.

Konveksiyonel Yağış : Isınan havanın yükselerek soğuması ile oluşan yağışlardır.

UYARI : Ekvatoral iklimde yıllık sıcaklık farklarının az olması güneş ışınlarının yere değme açılarının az değişmesiyle, günlük sıcaklık farklarının az olması ise nem oranının yüksek olmasıyla ilgilidir.

Ekvatoral İklimin Doğal Bitki Örtüsü

Yıl boyunca sıcaklık ve nem koşulları elverişli olduğundan sürekli yeşil kalabilen yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan gür ormanlardır. Yağmur ormanları adı verilen bu ormanlardaki ağaçların boyu yağış miktarının fazla olması nedeniyle 40-60 m lere kadar çıkabilir. Ormanaltı floarası da çok zengindir.

Ormanaltı Florası : Orman örtüsü altında loş ortamda yetişen, çoğunlukla ot ve sarmaşık türlerinin oluşturduğu bitki topluluğudur.

Ekvatoral İklimin Görüldüğü Yerler

10° Kuzey ve Güney enlemleri arasında,

Güney Amerika’da Amazon Havzası’nda,

Afrika’da Kongo Havzası’nda ve Gine Körfezi kıyılarında,

Asya’da Endonezya Adaları’nda görülür.

Yazları Yağışlı Tropikal İklim (Savan)

Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C’nin üstündedir.

Yazlar sıcak ve yağışlı, kışlar sıcak ve kurak geçer

Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği yaz aylarında konveksiyonel yağışlar görülür.

Kış aylarında subtropikal yüksek basıncın (DYB) etkisinde kaldığından kış kuraklığı belirgindir.

Yıllık yağış miktarı 1000 mm civarındadır.

UYARI : Savan ikliminde günlük sıcaklık farkları, nemlilik nedeniyle yazın az, kışın fazladır.

Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi)  Doğal Bitki Örtüsü

Yaz yağışlarıyla yeşeren, uzun boylu, gür ot topluluklarıdır. Bunlara savan adı verilir. Savanlar arasında yer yer kurakçıl ağaçlar görülür. Akarsu boylarında ise galeri ormanları görülür.

Galeri Ormanları :  Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50-100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.

Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Görüldüğü Yerler

10° enlemleri ile dönenceler arasında,

Orta Amerika’da,

Sahra Çölü ile Ekvatoral Afrika arasında,

Güney Afrika’da,

Güney Amerika’da,

Kuzey Avustralya’da,

Madagaskar’ın batısında görülür.

Muson İklimi

Muson İkliminin Özellikleri

Kış sıcaklığı 10°C – 20°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C nin üstündedir.

Muson rüzgarlarının etkisiyle yazlar sıcak ve bol yağışlı geçer. Kışlar ise ılık ve kuraktır.

Çoğunlukla 2000 – 5000 mm arasında değişen yıllık yağış miktarı bazı yerlerde 10000 mm’yi geçmektedir. Örneğin Hindistan’ın Çerapunçi kasabasında yıllık yağış miktarı 12000 mm’yi bulmaktadır.

Yaz aylarında orografik yağışlar görülür.

Orografik Yağışlar : Nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacına çarparak yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır.

Muson İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Yağışın fazla olduğu yerlerde, kış aylarında yapraklarını döken yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar görülür. Bu ormanlara muson ormanları denir.

Muson İkliminin Görüldüğü Yerler

Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya kıyılarında,

Madagaskar’ın doğusunda,

Avustralya’nın kuzeydoğusunda,

Kuzey Amerika’nın güneydoğu kıyılarında görülür.

Çöl İklimi

Çöl İkliminin Özellikleri

Günlük ve mevsimlik sıcaklık farklarının azla olması karakteristik özelliğidir.

Yağışlar yok denecek kadar azdır.

Sıcaklık farklarının fazla olması, kayaların fiziksel olarak parçalanıp ufalanmasına neden olur.

Kimyasal çözülme yetersiz olduğundan toprak oluşumu zordur.

Çöl İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Kuraklığa uyum sağlamış olan kurakçıl otlar ve çalılardan oluşur. Kuraklığa en iyi uyum sağlamış bitkiler, gövdesinde çok miktarda su biriktirebilen kaktüslerdir. Üzerlerindeki küçük dikenler, bitkinin ısı kaybını azaltmaktadır. Ayrıca yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde vahalar oluşmuştur.

Vaha : Çöllerde suyun bulunduğu, bitkilerin yetişebildiği, insanların yerleşip barındığı yerdir. Vahalar akarsu boylarında, kuyuların açıldığı yerlerde, büyük su kaynakları yanında gelişmiştir.

Çöl İkliminin Görüldüğü Yerler

Asya Kıtası’nda; Arabistan, Gobi, Taklamakan Çöllerinde,

Kuzey Amerika’da;  Kaliforniya, Nevada, Kolorado, Meksika Çöllerinde,

Afrika’da; Büyük sahra, Kalahari, Namibya Çölleri’nde,

Avustralya’da; Büyük Kum Çölü’nde,

Güney Amerika’da; Atakama Çölü’nde görülür.

UYARI : Çöllerin en büyük bölümü Kuzey yarım Küre’dedir. Bu durum, karaların Kuzey Yarım Küre’de Güney Yarım Küre’den daha fazla olmasının sonucudur.

Ilıman Kuşak İklimleri

Ilıman Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri

Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°C’nin altındadır.

Sıcaklık farkları belirgindir.

4 mevsim yaşanır.

Akdeniz İklimi

Akdeniz İkliminin Özellikleri

Yazları sıcak ve kurak geçer.

Yıllık ortalama sıcaklık 18°C – 20°C arasında değişir.

Yazın genişleyen subtropikal antisiklon (DYB), Akdeniz iklim bölgesinde yaz kuraklığını belirginleştirir.

Kışlar ılık ve yağışlıdır. Çünkü kış aylarında gezici alçak basınçlar cephesel yağışlara neden olur.

Yıllık ortalama yağış miktarı 600-1000 mm arasında değişir ve yağış rejimi düzensizdir.

Kar yağışı ve don olayı ender görülür.

Don Olayı : Havanın açık ve durgun olduğu kış gecelerinde aşırı ısınma nedeniyle toprak donar. Don olayı tarımsal üretime büyük ölçüde zarar verir. Karasal bölgelerde don olayı sık görülür.

Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Kısa, bodur ağaç ve çalılardır. Bu bitki örtüsüne maki adı verilir. Yaz kuraklığına uyum sağladığından yaprakları genellikle sert, tüylü, ince ve uzundur.

Zeytin, defne, keçiboynuzu, mersin, lavanta, kekik ve zakkum maki bitki topluluğu içinde yer alır.

Akdeniz İkliminin Görüldüğü Yerler

Akdeniz çevresindeki ülkelerde,

Güney Portekiz kıyılarında,

Afrika’da Kap Bölgesi’nde,

Güneybatı Avustralya kıyılarında,

Orta Şili’de,

Kuzey Amerika’da Kaliforniya yöresinde,

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Güney kıyılarında görülür.

UYARI : Akdeniz iklimi genellikle 30°-40° enlemleri arasında görülür.

Ilıman Kuşak Okyanus İklimi

Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Özellikleri

Orta Kuşak kıtalarının batı kıyılarında, batı rüzgarlarının ve sıcak su akıntılarının etkisiyle gelişen bir iklim tipidir.

Yıllık ortalama sıcaklık 20°C’nin altındadır.

Sıcaklık farkları belirgin değildir.

Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

Her mevsim yağışlıdır. Sonbahar ve kış yağışları daha belirgindir.

Kar yağışı ve don olayı ender görülür.

Kış aylarında  cephesel, yaz aylarında hem cephesel hem de yükselim yağışları görülür.

UYARI : Okyanus ikliminin belirmesinde temel etken batı rüzgarları ve sıcak su akıntılarıdır.

Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan karma ormanlardır.

Yer yer çayırlar görülür.

Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Görüldüğü Yerler

Kuzey Amerika’nın batı ve güneydoğu kıyılarında,

Güney Amerika’nın güneybatı kıyılarında,

Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarında,

Yeni Zellanda’da,

Afrika’nın güneyinde,

Avustralya’nın doğusunda,

Tasmanya’da görülür

Ilıman Kuşak Karasal İklim

Ilıman Kuşak Karasal İklimin Özellikleri

Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.

Günlük ve mevsimlik sıcaklık farkları belirgindir.

En yağışlı mevsim ilkbahardır.

Don olayı sık görülür.

Sıcak çöllerin kenarlarında görülen karasal iklimde yaz mevsimi kısa sürer.

UYARI : Ilıman karasal iklimde kış aylarındaki yağış azlığı, termik yüksek basıncın etkili olmasına bağlıdır. Yazın görülen yağışlar ise konveksiyoneldir.

Ilıman Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile sararan kısa boylu otlardır. Bunlara step ya da bozkır denir. Steplere Kuzey Amerika’da preri, Güney Amerika’da pampa adı verilir. Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlar görülür.

Ilıman Kuşak Karasal İkliminin Görüldüğü Yerler

Kuzey ve Güney Amerika’nın iç kısımlarında,

Anadolu’nun iç kısımlarında,

Irak’ta,

İran’da,

Türkistan’da,

Afrika’nın iç kısımlarında,

Avustralya’nın iç kısımlarında görülür.

Soğuk Kuşak İklimleri

60° – 90° enlemleri arasında görülür.

Sıcaklık yıl boyunca düşüktür.

İklimin elverişsiz olması tarımı sınırlandırmaktadır.

Soğuk Kuşak Karasal İklim

Soğuk Kuşak Karasal İklimin Özellikleri

Bu iklim iki alt bölüme ayrılır.

Yazı ve Kışı Soğuk Karasal İklim

Yıllık sıcaklık farkları belirgindir.

Yazlar soğuk, yer yer serin ve kısa, kışlar ise çok soğuk, uzun ve karlı geçer. Kar uzun süre toprakta kalır.

En yağışlı mevsim yazdır ve konveksiyonel yağış görülür.

Sıcaklık ortalamalarının Ekvator’a doğru gidildikçe artmasına bağlı olarak bu iklim tipi değişir ve yazları sıcak karasal iklime geçilir.

Yazları Sıcak Karasal İklim

Kış sıcakları -10°C’nin altına inmez.

Yaz sıcaklıkları 20°C nin üstüne çıkar.

Yağış miktarı fazladır. İlkbahar ve yaz yağışları daha belirgindir.

Soğuk Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

İğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Bu bitki örtüsüne tayga adı verilir.

Yer yer çayırlar görülür.

Soğuk Kuşak Karasal İklimin Görüldüğü Yerler

Soğuk kuşağın yazları sıcak karasal iklimi,

ABD’nin kuzeydoğusunda,

Kanada’da,

Kuzey Çin’de,

Mançurya’da,

Rusya’da,

Orta Sibirya’da görülür.

Soğuk kuşağın yazları da soğuk karasal iklimi,

Asya, Avrupa ve Amerika kıtalarının kuzeyinde, tundra ikliminin altında bir kuşak halinde görülür.

Tundra İklimi

Tundra İkliminin Özellikleri

  • Yazlar çok kısa ve serin geçer. Yaz sıcaklığı 10°C’nin üstüne çıkmaz.
  • Yıllık yağış miktarı 250 mm civarındadır.
  • Kışlar çok soğuk ve uzun geçer.
  • Toprak kış aylarında donmuş haldedir.
  • Yaz aylarında toprağın üst kısımlarında çözülmeler görülür ve bataklıklar oluşur.

Tundra İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Düşük sıcaklığa ve kuraklığa uyum sağlamış olan kısa boylu çalılar, otlar ve yosunlardır.

Bu  bitki örtüsüne tundra adı verilir.

Tundra İkliminin Görüldüğü Yerler

60°-70° enlemleri arasında,

Asya’da,

Avrupa’da,

Kanada’nın kuzey kısımlarında,

Güney Amerika’nın güney kısımlarında görülür.

Kutup İklimi

Kutup İkliminin Özellikleri

Sıcaklık yıl boyunca 0°C’nin altındadır.

Sıcaklığın düşük olması buharlaşmayı engellediği için yağış az ve kar biçimindedir.

Sürekli donmuş halde olan toprak kar ve buz ile kaplıdır.

Kutup İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Toprak , sürekli kar ve buz örtüsü ile kaplı olduğu için bitki örtüsünden söz edilemez.

Kutup İkliminin Görüldüğü Yerler

Kutuplar çevresinde,

Grönland’da,

Antartika’da görülür.

Türkiye’de İklim ve Doğal Bitki ÖrtüsüTürkiye’de Görülen İklim Tipleri

Türkiye, matematik ve özel konumu nedeniyle çeşitli iklim tiplerinin görüldüğü bir ülkedir. Türkiye’de, çevresindeki denizlerin, kara kütlelerinin, basınç merkezlerinin, enlemin ve yeryüzü şekillerinin etkisiyle 3 ana iklim tipi belirmiştir. Ana iklim tipleri arasında her iki iklim tipinin de özelliğini taşıyan geçiş iklimleri görülür.

Karadeniz İklimi

Karadeniz İkliminin Özellikleri

Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesimlerinde görülür.

Her mevsim yağışlıdır. En çok yağış sonbahar ile kış aylarında düşer.

Türkiye’de görülen iklimler içinde yıllık yağış miktarı en fazla olandır.

Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

Yıllık sıcaklık farkı azdır.

Bulutluluk oranı yüksek, güneşli gün sayısı azdır.

Karadeniz iklimi yer şekillerinin farklılığı nedeniyle 3 alt tipe ayrılmıştır.

UYARI :  Karadeniz iklimi sıcaklık ve nem koşulları bakımından okyanusal iklime benzer. Bu iklim tipinde yağış miktarı dağların konumuna ve yükseltilerine bağlı olarak farklılık gösterir.

Doğu Karadeniz Tipi

Dağların kıyıdan hemen sonra yükselmesi, uzanış yönleri ve bunların yağış getiren rüzgarlara dönük olması gibi etkenlerden dolayı Türkiye’nin ve bölgenin en yağışlı bölümüdür.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C – 15°C

Ocak ayı  sıcaklık ortalaması : 7°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C

Yıllık yağış miktarı 1500-2500 mm

Orta Karadeniz Tipi

Bu bölümde dağlar kıyıdan uzaklaştığı ve yükseltileri azaldığı için yıllık yağış miktarı azalmıştır.

Yıllık sıcaklık farkları azdır.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C – 15°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 7°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C

Yıllık yağış miktarı : 700 – 900 mm

Batı Karadeniz Tipi

Yaz ve kış sıcaklıkları Orta ve Doğu Karadeniz tipine göre biraz daha düşüktür.

Yıllık yağış miktarı, Orta Karadeniz’dekinden daha azdır.

Kar yağışı ile don olayı Doğu ve Orta Karadeniz’e göre daha sık görülür.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 13°C – 14°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 21°C

Yıllık yağış miktarı : 1000-1500 mm

Karadeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Sıcaklık ve yağış koşulları gür ormanların ve ormanaltı florasının gelişmesini sağlamıştır. Ancak Orta Karadeniz Bölümü’nde yıllık yağış miktarının azalmasına bağlı olarak orman örtüsü zayıflar.

Karadeniz Bölgesi Bitki Katları

Geniş yapraklı ağaçlardan oluşan orman

Geniş ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman

İğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman

Alpin çayırlar

Akdeniz İklimi

Akdeniz İkliminin Özellikleri

Yazları sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

Kar yağışı ve don olayı ender görülür.

En yağışlı mevsim kış, en kurak mevsim yazdır.

Yaz kuraklığı belirgindir.

Akdeniz iklimi sıcaklık ortalamaları farklı olduğu için 2 tipe ayrılır.

UYARI : Akdeniz ikliminin etki alanı Akdeniz Bölgesi’nde Toros Dağları’nın varlığı nedeniyle dar, Ege Bölgesi’nde ise dağların kıyıya dik uzanması nedeniyle geniştir.

Asıl Akdeniz Tipi

Akdeniz ve Ege kıyılarında görülür.

Dağların kıyıdan hemen sonra yükseldiği yerlerde yağış miktarı artar.

Kış sıcaklığının en yüksek olduğu yerler Akdeniz kıyılarıdır.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 18°C – 19°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 8°C – 9°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 28°C – 30°C

Yıllık yağış miktarı : 750 – 1000 mm

Bozulmuş Akdeniz Tipi (Marmara Tipi)

Gelibolu Yarımadası ile Güney Marmara kıyılarında daha yaygın olan bu iklim  tipi, Trakya’nın büyük bir bölümünde de görülür.

Akdeniz iklimi  ile Karadeniz iklimi arasında geçiş özelliği gösterir.

Enlem farkı nedeniyle sıcaklık ortalamaları Asıl Akdeniz tipine göre düşüktür.

Kar yağışı ve don olayı Asıl Akdeniz tipine göre daha sık görülür.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C – 15°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C – 6°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 24°C

Yıllık yağış miktarı : 600 – 800 mm

UYARI : Akdeniz İkliminin Marmara tipinde sıcaklıkların daha düşük olması, enlem farkı ve kuzeyden gelen rüzgarların etkisiyle açıklanır, Karadeniz ikliminin etkisiyle  yaz yağışlarında artış görülür.

Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Kısa, bodur ağaç ve çalılardan oluşan makilerdir. Maki bütün yıl boyunca yeşil kalır.

Makilerin yükselti sınırı enlemin etkisine bağlı olarak değişir.

Akdeniz’de 700 – 800 m

Ege’de 400 – 500 m

Güney Marmara’da ise 250 – 300 m’dir.

Karasal İklim

Karasal İklimin Özellikleri

Kuzey Anadolu ve Toros Dağları denizel etkilerin iç bölgelere girmesini zorlaştırdığı için iç kesimlerde iklim karasallaşmıştır.

Yıllık yağış miktarı az, sıcaklık farkları belirgindir.

Karasal iklim, enlem ve yükselti farkı nedeniyle 3 tipe ayrılır:

UYARI : Karasal iklimde yaz kuraklığının görülmesi, Akdeniz yağış rejiminin etkili olduğunu gösterir.

İç Anadolu Tipi

İç Anadolu, İç Batı Anadolu, Göller Yöresi ve Ergene Havzası’nda görülür.

Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.

En yağışlı mevsim ilkbahardır.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 10°C – 12°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 2°C – 4°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 25°C

Yıllık yağış miktarı : 250 – 500 mm

Güneydoğu Anadolu Tipi

Türkiye’nin en sıcak iklim bölgesidir.

Yazlar çok sıcak, kurak ve uzun, kışlar ılık, yer yer soğuk ve kısa geçer.

Yaz kuraklığının en belirgin olduğu bölgedir.

Bölgenin batısında kış yağışları, doğusunda ilkbahar yağışları belirgindir.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 15°C – 19°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 1°C – 2°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :30°C den yüksek

Yıllık yağış miktarı : 400 – 700 mm

Doğu Anadolu Tipi (Yazın Yağışlı Tip)

Bölgenin yüksek bölümlerinde karasal iklim özellikleri daha belirgindir.

Kışlar çok soğuk, karlı ve uzun, yazlar serin, yağışlı ve kısa geçer.

En yağışlı mevsimler, yaz ve ilkbahardır.

Kar yağışı ve don olayı çok sık görülür.

Yükseltinin etkisiyle kar yağışı diğer bölgelere göre erken başlar.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 3°C – 6°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -12°C’den düşük

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :21°C – 22°C

Yıllık yağış miktarı : 400 – 600 mm

Doğu Anadolu Tipi (Yazları Kurak Tip)

Bölgenin Çukurda kalan alanlarında (Yukarı Fırat, Orta ve Yukarı Murat Bölümleri) kış sıcaklığı biraz daha yüksektir. Ancak İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu tipine göre kışlar sert geçer.

İlkbahar yağışları belirgindir.

Yazlar daha sıcak ve kurak geçer.

Bu iklim tipi yükseltisi düşük çöküntü ovalarında ve akarsularca derin yarılmış vadi tabanlarında görülür.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C – 12°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -8°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :25°C den yüksek

Yıllık yağış miktarı : 300 – 500 mm

Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile fazla boy atmadan sararan ve step (bozkır) adı verilen bitki örtüsü geniş yer kaplar. Step alanlarının bir bölümü antropojendir.

Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar bulunur. Dağ doruklarına yakın yerlerde düşük sıcaklık nedeniyle dağ çayırları yer alır.

Antropojen  Step (Bozkır) : Ağaçların tahrip edildiği alanlarda gelişen steplere antropojen step (bozkır) adı verilir.

İklimin İnsan ve Çevre Üzerindeki Etkileri

İnsanların yaşantısını, ekonomik etkinliklerini belirleyen en önemli etken iklimdir.İklimin Doğal Bitki Örtüsüne Etkisi

Bir bölgede ormanın bulunması, alt ve üst sınırının belirlenmesi doğrudan iklimin kontrolü altındadır. Ormanın yataydaki (enleme bağlı) ve dikeydeki (yükseltiye bağlı) üst sınırını sıcaklık belirler. Yağış ise orman örtüsünün alt sınırını belirleyen önemli bir iklim elemanıdır. Ayrıca yağış miktarı ormanın yoğunluğu üzerinde etkindir. Bir yerde bitki örtüsündeki çeşitlilik de iklim elemanlarına bağlıdır.

İklimin Tarım Koşullarına Etkisi

Bir bölgenin sıcaklık ve nem koşulları tarım ürünlerini, sulamaya duyulan gereksinimi etkilemektedir.Yaz kuraklığının belirgin olduğu bir yerde sulamaya duyulan gereksinim fazladır. Buna kuraklık sınırı denir.

Tarımsal etkinlikleri sınırlandıran diğer bir etken de düşük sıcaklıktır.

Sıcaklık kutuplara doğru ve yükseklere çıkıldıkça düşer. Belli bir yerden sonra tarımsal etkinlik sona erer. Ancak, bazı ürünler düşük sıcaklığa daha dayanıklı olduğundan tarım alanları kutuplara daha yakındır.

UYARI : Tarımın yükselti sınırı, tropikal kuşakta 4000 m, Türkiye’de 2000 m civarındadır.

İklimin Toprak Oluşumuna Etkisi

Bir bölgedeki toprağın türü, oluşum süresi ve derinliği iklimle yakından ilişkilidir. Değişik iklim bölgelerindeki topraklar birbirinden farklıdır. Örneğin nemli bir bölgede yağışlar ve yüzey suları ile toprağın içindeki kireç ve mineraller yıkanır. Çöllerde ise yağış azlığı nedeniyle topraktaki yıkanma minimum düzeydedir.

İklimin Kara ve Deniz Sularına Etkisi

İklimin, karalardaki suların oluşumu ve özellikleri üzerinde önemli etkisi vardır. Akarsular, göller, yer altı suları ve kaynaklardan oluşan kara sularının fiziksel ve kimyasal özellikleri ile su potansiyelleri iklimle yakından ilişkilidir. İklim, akıntılar, denizlerin su sıcaklığı ve tuzluluk oranı üzerinde de etkilidir.

İklimin Yer şekillerine Etkisi

Bir bölgede etkili olan dış güçler (akarsular, buzullar, rüzgarlar) bölgenin iklim koşullarına bağlı olarak değişir.

Örneğin Türkiye’de akarsuların oluşturduğu yer şekilleri yaygınken, İsveç, Norveç gibi soğuk enlemlerdeki ülkelerde buzul şekilleri yaygın olarak görülmektedir.

İklimin Nüfus ve Yerleşmeler Üzerine Etkisi

Yeryüzünde nüfusun dağılışı büyük ölçüde iklimin kontrolü altındadır. Nüfusun yatay dağılışı incelendiğinde, nüfusun yoğun olduğu ülkelerin Orta Kuşak’ta toplandığı görülür. Buna karşın sıcak ve kurak çöller ile kutuplarda nüfus yok denecek kadar azdır. Yerleşmelerin dikey dağılışı ise yükseltiye ve denize olan uzaklığa bağlıdır. Ayrıca nüfusa bağlı olarak yerleşmelerin yoğunluğu ve büyüklüğü de iklimle ilişkilidir.

İklimin Konut Tiplerine Etkisi

Bir yerin iklim koşulları ile konut tipleri ve yapı malzemesi arasında yakın bir ilişki vardır. Örneğin kar yağışının etkin olduğu yerlerde evler dik çatı yapılırken, sıcak ve kurak iklim koşullarının etkin olduğu yerlerde kalın duvarlı, küçük pencereli ve düz çatılı yapılır. Kent yerleşmelerinde ise yapılaşma, iklim koşullarından bağımsızdır.

İklimin Turizme Etkisi

Yıl boyunca sıcaklık koşullarının uygun olduğu kıyı bölgeleri deniz turizminin geliştiği yerlerdir. Örneğin Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde deniz turizmi çok gelişmiştir.

Ayrıca yüksek dağlarda ve yüksek enlemlerdeki kar yağışına bağlı olarak yapılan kış turizmi de iklimin kontrolü altında gelişmiştir.

UYARI : İklim özellikleri benzer bölgelerde;

doğal bitki örtüsü,

tarımsal etkinlikler,

akarsu rejimleri,

konut tipleri ve yapı malzemesi,

turizm etkinlikleri,

insanların gereksinimleri (giyim beslenme) benzer özellikler gösterir.

Nüfus

Dünya’da Nüfus

Sınırları belli bir alanda yaşayan insan sayısına nüfus denir. Nüfusun sayısı, eğitim durumu, yaş ve cinsiyet gruplarına dağılımı gibi özellikleri hakkında bilgi edinebilmek için, nüfus sayımları yapılır. Nüfus sayımı bir ülkede yaşayan insanların belli bir günde sayılması işlemidir.

Günümüzde Dünya Nüfusu 5 Milyar 530 Milyona ulaşmıştır. Dünya nüfusundaki bu hızlı artışın nedenleri;

· Tıp Bilimindeki gelişmeler : Tıp bilimindeki gelişmelere bağlı olarak doğum oranlarının artması ve ölüm oranlarının azalması nüfus artışına yol açmıştır.

· Tarımdaki Gelişme ve Endüstrileşme : Tarım ve endüstri alanındaki gelişmelere yaşam koşullarının iyileşmesini sağlamıştır. Böylece kötü beslenmeden kaynaklanan ölümler azalmıştır.

· Teknolojik Gelişmeler : Teknolojik gelişmeler, yaşam koşullarını iyileştirerek, nüfus artışına dolaylı olarak etki eder.

Nüfusun Kıtalara Dağılımı

Birleşmiş Milletler’in 1994 yılı verilerine göre Dünya Nüfusu 5 Milyar 530 milyondur.

Doğal Nüfus Artış Hızı (Doğurganlık Hızı)

Bir yıl içinde, doğum ve ölüm sayısına bağlı nüfus artışına doğal nüfus artış hızı ya da doğurganlık hızı denir. Doğurganlık hızı, eğitime, kültüre ve ekonomik gelişime bağlı olarak değişir. Ekonominin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, eğitim ve kültür düzeyinin  geri olduğu ülke ve bölgelerde doğurganlık hızı fazladır. Ayrıca kırsal kesimde doğurganlık hızı kentlere göre daha yüksektir. Nüfusun yıl içinde göstermiş olduğu artış hızına ise yıllık nüfus artış hızı denir. Bir bölgedeki yıllık nüfus artış hızı doğum ve ölüm oranları dışında göçlerle de değişebilir. Doğurganlık hızı ve yıllık nüfus artış hızı yüzde (%) yada binde (%o) ile ifade edilir.

Dünya Yıllık Nüfus Artış Hızı

Aşağıda, Birleşmiş Milletler’in verilerine göre (1990-1995) kıtaların doğum oranı, ölüm oranı, doğal nüfus artış hızı ve yıllık nüfus artış hızı verilmiştir.

Kıtalara Göre Doğum Oranları

Doğum oranının en yüksek olduğu kıta %o 42 ile Afrika’dır. Avrupa ise %o 12 ile doğum oranının en düşük olduğu kıtadır. Doğum oranları ile kıta veya bölgenin gelişmişliği arasında yakın bir ilişki vardır. Ekonominin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, eğitim ve kültür düzeyinin düşük olduğu  yerlerde doğum oranlarında artış görülür.

Kıtalara Göre Ölüm Oranları

Yaşam koşularına bağlı olarak insanların ortalama yaşam süresi kısalmaktadır. Bu nedenle ölüm oranının en yüksek olduğu kıta, ekonomik ve kültürel yönden geri kalmış Afrika’dır. Genç nüfusun fazla olduğu ve sürekli göç veren Güney Amerika ise, %o 7 ile ölüm oranının en az olduğu kıtadır.

Dünya Doğal Nüfus Artış Hızı

1990-1995 yılları arasında, ekonomik ve kültürel yönden geri kalmış olması  nedeniyle doğal nüfus artışının en fazla olduğu kıta Afrika’dır. Avrupa’da ise doğal nüfus artışının en az olmasının nedeni,doğurganlık hızlarını kontrol altına almış gelişmiş ülkelerin varlığıdır.

Dünya Yıllık Nüfus Artış Hızı

1990-1995 yılları arasında yıllık nüfus artışının en fazla olduğu kıta, %o 28 ile Afrika kıtasıdır. Avrupa ise göç almasına karşın %o ile yıllık nüfus artış hızının en az olduğu kıtadır.

Hızlı Nüfus Artışının Getirdiği Sorunlar

  1. Tüketici durumda olan çocuk yaştaki nüfusu ve tüketimi artırır.
  2. Kişi başına düşen ulusal gelir payı azalır.
  3. Ulusal gelirin büyük bölümünün artan nüfus tarafından tüketilmesine bağlı olarak ekonomik kalkınma hızı yavaşlar.
  4. Artan nüfusu beslemek için toprağın aşırı kullanılması toprak erozyonunu hızlandırır. Çeşitli çevre sorunları ortaya çıkar.
  5. Ekonomik bağımlılık oranı yükselir.
  6. Yetersiz beslenme sorunu ortaya çıkar.
  7. Kırsal kesimden kentlere doğru olan göçler yoğunluk kazanır.
  8. Kırsal alanlarda ve kentlerde işsizlik ve geçim sıkıntısı başlar.
  9. Çarpık kentleşme görülür.

UYARI : Bir ülkedeki nüfus artış hızının fazla olmasının sorun haline gelmesindeki temel etken, o ülkenin ekonomik kaynaklarının ülkede yaşayan nüfusun beslenme, barınma, eğitim,  sağlık ve iş gibi temel gereksinimlerini karşılayamamasıdır. Bu duruma aşırı nüfuslanma denir.

Göçler

Nüfusun  geçici veya sürekli olarak yer değiştirmesidir. Göçler, hızlı nüfus artışının doğal bir sonucudur. Bir bölgedeki nüfusun, artmasında veya azalmasında göçlerin büyük etkisi vardır.

Göçlerin oluşum nedenleri 3 grupta toplanır.

  • Doğal Yıkımlar

Deprem, heyelan, kuraklık, taşkın, sel, çığ gibi doğal yıkımlar göçlere neden olmaktadır.

Doğal yıkımlardan zarar gören insanlar bulundukları yerleri terk ederek koşulları daha iyi olan yerlere göç ederler. Örneğin ülkemizde 1998’de Adana’da meydana gelen depremde zarar gören birçok kişi başka kentlere göç etmişlerdir. Yine 1998’de Bartın’da meydana gelen sel felaketi ise ilçeyi yaşanamaz hale getirmiş ve göçe neden olmuştur.

  • Sosyal ve Siyasi Nedenler

Savaşlar, işgaller, devrimler, terör olayları veya dini olaylar göçlere neden olmaktadır. Örneğin Sırpların işgali nedeniyle Bosnalıların bulundukları bölgeyi terk etmesi siyasi nedenli bir göçtür.

  • Ekonomik Nedenler

Ekonomik gelişmenin yavaş olduğu bölgelerde iş olanaklarının az olması, göçlere neden olmaktadır. İşsizlik nedeniyle yapılan göçlere işgücü göçü denir. İşgücü göçleri mevsimlik, kısa süreli veya uzun süreli olabilir. Örneğin ülkemizde yaz mevsiminde pamuk işçilerinin Çukurova’ya gelmesi mevsimlik işgücü göçüdür.

Göç Tipleri

Göçler bir ülkenin sınırları içinde olabileceği gibi ülkeler arasında da olabilir. Göçler, oluştukları yere göre iki gruba ayrılır :

  • İç Göçler

Herhangi bir ülkenin sınırları içinde oluşan göçlerdir. Bu yer değiştirme hareketi sırasında ülke nüfusunda herhangi bir değişme söz konusu değildir. Genellikle iç göçlere bağlı olarak kent nüfusları artarken, kırsal nüfus azalmaktadır. İç göçler;

Kırsal alandan kırsal alana

Kırsal alandan kentlere

Kentlerden kentlere

Kentlerden kırsal alana

doğru olmaktadır. İç göçlerin en fazla görüleni kırsal alandan kentlere doğru olanıdır. Verimli tarım alanları, endüstrinin geliştiği bölgeler, ticaret merkezleri, maden yatakları bakımından zengin olan bölgeler ve turistik yöreler göçmen çekerler.

  • Dış Göçler

Bir ülkeden başka ülkelere olan göçlerdir. Göç veren ülkenin nüfusu azalır. Dış göçler, oluşum nedenlerine göre 5 gruba ayrılır:

§         Zorunlu Göçler  (Sığınma Göçleri) : Savaş, baskı veya zulümden açarak başka ülkelere yapılan sığınma göçleridir. Örneğin 1991 yılındaki Körfez Savaşı sırasında Kuzey Irak halkının bir bölümünün ülkemize göçü bu türdendir.

§         Yer Değiştirme (Mübadele) Göçleri : Bir antlaşmanın esaslarına dayanılarak yapılan, ülke nüfuslarının karşılıklı olarak yer değişmesi ile oluşan göçlerdir. Örneğin Kurtuluş Savaşı sonrası Yunanistan ile yapılan anlaşmalarla ülkemizde yaşayan Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler arasında yer değiştirme göçleri yaşanmıştır.

§         Gönüllü Göçler : İnsanların çeşitli nedenlerle, kendi istekleri doğrultusunda, sürekli yaşamak için başka ülke veya kıtalara gitmesiyle oluşan göçlerdir. Örneğin Avrupalıların yeni dünya kıtalarına göçü bu türdendir.

§         İşgücü Göçleri : İnsanların, işsizliğin fazla olduğu geri kalmış ülkelerden, iş olanakları fazla olan endüstrileşmiş ülkelere gitmesiyle oluşan göçlerdir. Bu göçle işçi gönderen ülkeler döviz sağlar, ülkede işsizlik azalır, ülkeler arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkiler gelişir. Örneğin 1960 yılından itibaren, Türkiye’den çeşitli Avrupa ülkelerine işçi göçü olmuştur.

§         Beyin Göçleri : İyi eğitilmiş elemanların daha iyi çalışma olanakları sağlayan ülkelere gitmesiyle oluşan göçlerdir. Örneğin II. Dünya Savaşı sırasında Alman bilim adamlarının ABD’ye göçü bu türdendir.

Nüfusun Dağılışı

Dünya’nın her yerinde nüfus dağılımı aynı değildir. Bu dağılımda;

  • İklim,
  • Bitki örtüsü,
  • Yer şekilleri,
  • Tarımsal etkinlikler,
  • Endüstri,
  • Madenler,
  • Ulaşım,
  • Ticaret

gibi doğal ve beşeri koşulların etkisi vardır.

UYARI : Nüfusun dağılışında yer şekilleri, iklim, doğal bitki örtüsü, su kaynakları gibi doğal koşulların belirleyici olduğu ülkeler ve bölgeler, ekonomik bakımdan geri kalmış yerlerdir. Gelişmiş bölge ve ülkelerde nüfusun dağılışı daha çok ekonomik koşullara bağlıdır.

Sık Nüfuslanmış Yerler

Dünya nüfusunun büyük bir bölümü uygun yaşama koşulları taşıyan ılıman iklim kuşağında toplanmıştır. Dünya’da sık nüfuslanmış alanlar :

Muson Asyası : Asya kıtasının güney ve güneydoğusundaki ülkeleri kapsayan bu bölgede, bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Dünya’nın en kalabalık ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadır.

Akarsu Havzaları : Tarım koşullarının elverişli olduğu Ganj, İndus, Fırat, Nil gibi akarsu havzaları sık nüfuslanmıştır.

Avrupa : Madencilik, endüstri ve ticaretin çok geliştiği Avrupa’nın bütünü sık nüfuslanmıştır.

Japonya ve Kuzey Amerika’nın doğu kıyıları : Sanayileşmenin ve kısmen madenciliğin etkisiyle sık nüfuslanmıştır.

Seyrek Nüfuslanmış Yerler

İklim koşullarının olumsuzluğuna bağlı olarak nüfusun çok az olduğu, tenha yerlerdir.

Soğuk Bölgeler : Kuzey Kutup Dairesi içinde bulunan Grönland, Alaska, Kanada’nın Kuzeyi, İskandinav Yarımadası ve Sibirya’nın kuzey bölgeleri düşük sıcaklık nedeniyle seyrek nüfuslanmıştır.

Yüksek Dağlar : İklim koşullarının her türlü ekonomik faaliyeti, özellikle tarımı sınırlamasına bağlı olarak seyrek nüfuslanmıştır.

Sıcak ve Nemli Ekvatoral Bölgeler : Tropikal kuşakta, Amazon, Kongo havzaları gibi alçak yerler, yüksek sıcaklık, aşırı nemlilik, sık ormanlar ve geniş alan kaplayan bataklıklar nedeniyle az nüfuslanmıştır. Bu bölgede nüfus, iklim koşullarının elverişli olduğu yüksek kesimlerde toplanmıştır.

Nüfuslanmamış Yerler

İklim ve zemin koşulları nedeniyle insanların yerleşmesine elverişli olmayan, nüfuslanmamış yerlerdir.

Kutup Bölgeleri : Güney Kutup Bölgesi’nde bulunan Antartika Kıtası 14 milyon km2 genişliktedir. Kalın buzullarla kaplı bir kıta olduğu için nüfuslanmamıştır.

Bataklıklar : Bataklık, yağış miktarının fazlalığı nedeniyle, toprağın çok ıslak olduğu, yer yer suların yüzeyde biriktiği yerlerdir. Yerleşmeyi ve ekonomik faaliyeti sınırlandırdıkları için nüfuslanmamıştır.

Çöller : Dönenceler çevresindeki Meksika, Büyük Sahra, Arabistan, Kalahari, Avusturalya çölleri ile Asya’nın iç kesimlerindeki İran, Kızılkum, Karakum, Taklamakan ve Gobi çölleri, insanların yaşamasına ve yerleşmesine uygun değildir. Bu nedenle nüfuslanmamıştır. Ancak vaha adı verilen sulak yerlerde az da olsa nüfuslanma görülür.

Nüfus Yoğunluğu

Belli bir alanda yaşayan nüfusun, o alana oranıdır. Ülkenin genişliği ve toplam nüfus hakkında bilgi verir. Kişi/km2 olarak gösterilir.

Nüfus yoğunluğu 3 farklı biçimde ifade edilir.

  • Aritmetik Nüfus Yoğunluğu

Bir bölgenin veya ülkenin toplam nüfusunun bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur.

Toplam Nüfus

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu =    Yüzölçümü

formülü ile hesaplanır.

Aritmetik nüfus yoğunluğu, ülkenin gelişmişlik durumunu, nüfuslanma özelliğini ifade etmez. Sadece ülkenin yüzölçümü hakkında bilgi verir.

  • Tarımsal Nüfus Yoğunluğu

Bir ülkenin tarımla geçine kırsal nüfusunun, toplan tarım arazisine bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğuna denir.

Kırsal Nüfus

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu =    Tarım Alanları

formülü ile hesaplanır.

Tarımsal nüfus yoğunluğu tarım alanlarının genişliği hakkında bilgi verir. Dağlık bölgelerde tarım alanları dar olduğu için ve yağışların fazla olduğu yerlerde sulamaya gerek duyulmadan tarım yapılabildiği için, kırsal nüfus fazladır. Buna bağlı olarak tarımsal nüfus yoğunluğu yüksektir.

UYARI : Dağlık ve engebeli yerlerde tarım arazisi az olacağı için tarımsal nüfus yoğunluğu da az olabilir.

  • Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu

Bir ülkenin toplam nüfusunun, tarım alanları yüzölçümüne bölünmesi sonucu elde edilen nüfus yoğunluğudur.

Toplam Nüfus

Fizyolojik Yoğunluk=  Tarım Alanları

formülü ile hesaplanır.

Fizyolojik nüfus yoğunluğu, nüfusun tamamını tarımla geçiniyor kabul ettiği için yanıltıcı sonuçlar verebilir.

Nüfusun Yapısı

Bir ülkede nüfusun sayısı ve yoğunluğundan daha önemli olan nüfusun yapısıdır. Bir ülkenin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel durumu hakkında bilgi edinmek için ülkenin nüfus yapısından yararlanılır. Nüfusun yapısını belirleyen özellikler :

  • Nüfusun Yaş Gruplarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı
  • Etkin (çalışan) Nüfusun Sektörlere Dağılımı
  • Nüfusun Gelir Durumu
  • Nüfusun Eğitim Durumu
  • Nüfusun Kır ve Kentlere Dağılımı

Nüfusun Yaş Gruplarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı

Nüfusun yaş gruplarına dağılımına nüfusun yaş yapısı denir. Bunun için ülkenin toplam nüfusu yaş dilimleri temel alınarak gruplandırılır. Bu gruplandırma genellikle 0-14, 15-64, 65-65 üstü biçiminde yapılır.

Nüfusun kadın ve erkek nüfus olarak dağılımına nüfusun cinsiyet yapısı denir. Hemen her ülkede erkek ve kadın sayısı birbirine yakındır. Savaş dönemlerinde erkeklerin ölmesi veya erkek nüfusun ekonomik nedenlerle göç etmesi bu dengeyi bozar.

Nüfus Piramitleri

Nüfusun yaş yapısı nüfus piramidi adı verilen grafiklerle gösterilir. Nüfus piramitleri ülkenin gelişmişliğine göre farklı özellikler gösterir.

Piramit 1 : Bu piramit  doğum ve ölüm oranlarının yüksek olduğu, geri kalmış ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir. Bu tür nüfus yapılarına gelişen nüfus denir.

Piramit 2 : Bu piramit doğum oranlarının fazla çocuk ölümlerinin az olduğu, gelişmekte olan ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir.

Piramit 3 : Bu piramit doğum ve ölüm oranlarının düşük olduğu, endüstrisi gelişmiş ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir. Piramidin tabanının dar olması, doğum oranının düşük, 60 yaşın üzerindeki nüfusun fazla, ortalama insan ömrünün uzun olduğunun göstergesidir. Bu tür nüfus yapılarına durağan nüfus denir.

Piramit 4 : Bu piramit doğum oranları son yıllarda artmaya başlayan ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir. Genellikle İtalya, Almanya, İngiltere, Danimarka, ABD, Kanada gibi ülkelerin nüfus dinamiğini gösterirler.

Piramit 5 : Nüfusu artmakta olan ülkelerin doğum oranlarını hızla azaltması sonucu oluşan piramitlerdir. Piramidin tabanındaki daralma, doğurganlığın çeşitli önlemlerle yavaşladığını göstermektedir.

Etkin (Çalışan) Nüfusun Sektörlere Dağılımı

Çalışan nüfusa etkin nüfus denir. 15-64 yaş arasındaki nüfus, çalışma çağındaki nüfusu (etkin nüfusu) oluşturur. Gelişmiş ülkelerde çalışma yaşı daha yüksektir ve çalışma çağındaki nüfusun tümü etkindir. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise nüfusun büyük bölümü  tüketici durumdadır.

Çalışan nüfus 3 ana sektöre dağılır. Bir ülkede hizmet ve endüstri sektörlerinde çalışan nüfusun fazla olması, ülkenin gelişmişliğinin göstergesidir. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde ise tarım sektöründe çalışan nüfus daha fazladır.

Nüfusun Gelir Durumu

Bir ülke nüfusunun gelir durumu, ülkenin gelişip gelişmediği hakkında bilgi verir. Örneğin gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı düşük, ekonomik kalkınma hızı yüksektir. Buna bağlı olarak kişi başına düşen ulusal gelir yüksektir.

Gelişmemiş ülkelerde ise nüfus artış hızının yüksek olması ekonomik kalkınmayı yavaşlatır. Buna bağlı olarak kişi başına düşen ulusal gelir azalır.

Nüfusun Eğitim Durumu

Bir ülkede her alanda yetişmiş insan gücüne gereksinim duyulur. Bu nedenle yetişmiş insan gücünün ülke kalkınmasına katkısı çok büyüktür. Gelişmiş ülkelerde okullaşma oranı ve yetişmiş insan sayısı fazladır. Bu durum ülkenin kalkınma hızını artırıcı etki yapar.

Okullaşma Oranı : Eğitim almış nüfusun toplam nüfus içindeki payına okullaşma oranı denir. Okullaşma oranı yüksek olan ülkelerin gelişme hızı da yüksektir.

Nüfusun Kır ve Kentlere Dağılımı

Her ülkede kır ve kent nüfusu farklıdır. Kentleşme hızı yüksek olan yerlerde iş olanakları daha geniştir. Bu nedenle kentlerin nüfusu doğal nüfus artışından çok, aldıkları göçlere bağlı olarak artar. Genellikle kır nüfusu fazla olan ülkelerde gelişme yavaş, kent nüfusu fazla olan ülkelerde ise gelişme hızlıdır.

Ülkelere Göre Nüfus Yapısı

Gelişmiş ve geri kalmış ülkelerde nüfusun yapısı birbirine zıt özellikler taşır.

Gelişmiş Ülkelerde Nüfus Yapısı

Ekonomik ve sosyal yönden gelişmiş ülkelerde :

  • Nüfus artış hızı azdır.
  • Doğum oranı düşük olduğu için, 0-14 yaş arası nüfus azdır.
  • Çocuk ölüm oranı azdır.
  • Sağlıklı ve bilinçli beslenme ile gelişkin sağlık hizmetlerine bağlı olarak ortalama yaşam süresi uzun, yaşlı nüfus sayısı fazladır.
  • Üretici nüfus fazla, tüketici nüfus azdır.
  • Okur yazar oranı yüksektir.
  • Nüfusun büyük bölümü kentlerde yaşar

Az Gelişmiş Ülkelerde Nüfus Yapısı

Ekonomik ve sosyal yönden gelişmemiş ülkelerde :

  • Nüfus artış hızı fazladır.
  • Doğum oranı yüksek olduğu için, 0 – 14 yaş arası nüfus fazladır.
  • Çocuk ölüm oranı fazladır.
  • Sağlıksız ve bilinçsiz beslenme ile sağlık hizmetlerinin yetersiz olmasına bağlı olarak ortalama yaşam süresi kısa, yaşlı nüfus sayısı azdır.
  • Üretici nüfus az, tüketici nüfus fazladır.
  • Okur yazar oranı düşüktür.
  • Nüfusun büyük bölümü kırsal kesimde yaşar.

Yerleşme

İnsanların barındığı ve geçimlerini sağlamak amacıyla çalıştığı yeri kapsayan alandır. Ancak yeryüzünün tamamı yerleşmeye uygun değildir. Doğal ve ekonomik kökenli bazı etmenler yerleşmeleri sınırlamaktadır.

Yerleşmeyi Sınırlayan Etmenler

Denizler

Kutuplar

Çöller

Ormanlar

Yer şekilleri

Toprak özellikleri

Ekonomik özellikler

Ulaşım olanakları

UYARI : Sıcak kuşakta yerleşmenin üst sınırı 3000 m, ılıman kuşakta 2000 m, soğuk kuşakta 0 m’dir. Örneğin Türkiye’de 2000 m’nin üstündeki yerleşmeler oldukça azdır.

Yerleşme Tipleri

Yerleşmeler ekonomik etkinliğin türüne göre ikiye ayrılır.

Sürekli Yerleşmeler

Geçici Yerleşmeler

Sürekli Yerleşmeler

Tarım, ticaret, endüstri, madencilik, ulaşım gibi bir yere yerleşmeyi zorunlu kılan ekonomik faaliyetlerin görüldüğü yerleşmelerdir. Bu yerleşmeler ikiye ayrılır.

Kent Yerleşmeleri  : Ekonomik faaliyetlerin endüstri, madencilik, ticaret, ulaşım turizm vb. olduğu yerleşmelerdir. Kentler, öne çıkan ekonomik faaliyetlere göre;

Endüstri kenti

Ticaret kenti

Maden kenti

Tarım kenti

Ulaşım kenti

Turizm kenti

Eğitim, kültür  kenti gibi sınıflara ayrılır. Bu faaliyetlerin bir arada bulunduğu kentlerde gelişme daha hızlıdır.

Kır Yerleşmeleri

Bir yerleşim merkezinin kır yerleşmesi sayılabilmesindeki en belirleyici özellik ekonominin tarım ve hayvancılığa dayalı olmasıdır. Kırsal yerleşmeler, yerleşim alanının özelliğine göre ikiye ayrılır.

Toplu Kır Yerleşmeleri : Evlerin bir arada bulunduğu yerleşmelerdir. Bu yerleşmelerin oluşmasında iklimin kurak ve yarı kurak olması, su kaynaklarının her yerde bulunmaması belirleyici olmuştur. Bu nedenle toplu kır yerleşmeleri su kaynakları çevresinde kümelenir.

Dağınık Kır Yerleşmeleri : Evler arasındaki uzaklığın fazla olduğu ve geniş bir alan yayılmış olan yerleşmelerdir. Bu yerleşmelerin  oluşmasında arazinin engebeli, tarım topraklarının küçük, parçalı ve dağınık olması belirleyici olmuştur. Yağışların ve su kaynaklarının bol olması, tarımda sulamaya ihtiyaç duyulmaması dağınık yerleşmeyi kolaylaştırmıştır.

Geçici Yerleşmeler

Ekonomik faaliyetin göçebe   hayvancılık, tarım, turizm veya tükenebilen madenin işletilmesi olduğu yerlerde, faaliyet süresince yapılan yerleşmedir.

Konut Tipleri

Yerleşmelerin en küçük birimi konutlardır. Kırsal kesimde ve geri almış yerlerde konutlarda kullanılan yapı malzemesi doğal çevre ile uyumludur. Gelişmiş bölgelerde ise konut tiplerinde teknolojinin etkisi belirgindir.

Doğal Barınaklar : Mağaralar ve ağaç kovuklarıdır. İlk insanların kullandıkları barınaklardır.

Çadırlar : Göçebe hayvancılıkla geçinenlerin, konar-göçer yaşantılarını sürdürdükleri barınaklardır.

Kulübeler : Saz ve kamışlardan yapılan basit  evlerdir. Afrika ülkelerinde görülür.

Kerpiç evler : İklimin kurak ve yarı kurak olduğu bölgelerde, bitki örtüsünün cılız olması nedeniyle, killi toprağın yapı malzemesi olarak kullanıldığı evlerdir. Türkiye’de İç ve Doğu Anadolu ile Orta Asya, İran, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaygındır.

Taş evler : Arazinin dağınık olduğu yerlerde taşın, yapı malzemesi olarak kullanıldığı evlerdir.

Ahşap evler : İklimin nemli olduğu yağışlı bölgelerde ağaçtan yapılan evlerdir. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi’nde, Kuzey Orta Avrupa’da, Sibirya’da, Muson ülkelerinde, Ekvatoral bölgelerde ve Kanada’da yaygındır.

Betonarme evler : Endüstrileşmeye bağlı olarak demir, tuğla ve betonun yapı malzemesi olarak kullanıldığı evlerdir. Endüstrileşmiş ülkelerde yaygın olarak görülür .

Türkiye’de Nüfus ve Yerleşme

Türkiye’de Nüfus

Ülkemizdeki nüfusun sayısı ve nüfusla ilgili veriler yapılan nüfus sayımları ile elde edilir. Bu sayımlar sonucunda, toplam nüfus, nüfusun yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımı, okur yazar oranı, eğitilmiş nüfus durumu, işsiz sayısı, çalışan nüfusun iş kollarına göre dağılımı, köy ve kent nüfus sayıları belirlenir.

Türkiye’de ilk düzenli nüfus sayımı 1927’de, ikinci nüfus sayımı ise 1935’te yapılmıştır. Daha sonra 5 ve 0 ile biten yıllarda nüfus sayımı yinelenmiştir. En son nüfus sayımı 1990’da yapılmış ve daha sonraki sayımların 10 yılda bir yapılması kararlaştırılmıştır.

Yıllara Göre Nüfus Sayımları ve Sonuçları

1927-1990 yılları arasında Türkiye nüfusu 43 milyon kişi artmıştır.

En düşük nüfus artış hızı (% 10,5). 1940-1945 arası dönemde görülür.  Bu durumun nedeni II. Dünya savaşı koşullarıdır.

Nüfus artış hızının en fazla olduğu dönem 1955-1960 arasıdır. Nedeni sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması ve yanlış nüfus politikalarıdır.

1960-1965 arası dönemde bir önceki döneme göre nüfus artışında azalma görülür. Nedeni yurt dışına yapılan işçi göçleridir.

1985’ten itibaren nüfus artış hızında sürekli olarak azalma görülür.

Türkiye’de Doğal Nüfus Artış Hızı (Doğurganlık Hızı)

Bir yıl içinde, doğum ve ölüm sayısına bağlı nüfus artışına doğal nüfus artışı hızı ya da doğurganlık hızı denir. Doğurganlık hızı, eğitime, kültüre ve ekonomik gelişime bağlı olarak değişir.

Türkiye genelinde kırsal kesimde doğurganlık hızı fazladır.

Doğurganlığın en az olduğu bölgeler Marmara ve Kıyı Ege, en fazla olduğu bölgeler, Doğu Anadolu  ve Güneydoğu Anadolu’dur.

Doğurganlık Hızının Sonuçları

Doğurganlığın fazla olduğu bölgelerden ve kırsal kesimlerden iş olanaklarının fazla olduğu gelişmiş bölge ve kentlere göçler olur. Göçler nedeniyle nüfusun bölgeler arası dağılım dengesi ve cinsiyet dengesi bozulur.

Doğurganlık arttıkça iç tüketim artar, hammadde kaynakları hızla tükenir, iş, eğitim, sağlık, beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlar karşılanamaz.

Türkiye’de Göçlerin Nedenleri

Türkiye’de 1850’den itibaren kırsal kesimden kentlere doğru hızlı bir iç göç başlamıştır. Türkiye’deki göçlerin nedenleri şunlardır.

Kırsal kesimdeki hızlı nüfus artışı

Tarım arazisinin miras yoluyla parçalanıp küçülmesi

Tarımda makineleşmenin başlamasıyla oluşan işsizlik.

Verimli tarım alanlarının azalması.

Kan davaları ve güvenlik sorunu.

Kentlerin iş, eğitim ve sağlık bakımından çekiciliği.

İç göçlerin hızla artması, bir çok sorunu da beraberinde getirmiştir.

UYARI : iç göçler sonucu nüfus, ülke sınırları içerisinde yer değiştirdiği için toplam nüfusta artma ya da eksilme olmaz. Nüfusun dağılım dengesi ve cinsiyet dengesi, bölgeden bölgeye değişir.

Türkiye’de Göçlerin Sonuçları

  1. Kent nüfusu hızla artar
  2. Alt yapı yetersizliği ve plansız kentleşme sorunları ortaya çıkar.
  3. Kentlerde, ulaşım, konut, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur.
  4. Kentlerde işsizlik artar
  5. Kentlerde güvenlik bozulur
  6. Kırsal alandaki yatırımlar verimsiz hale gelir.

Türkiye’de Nüfus Dağılışı

Türkiye’de nüfusun dağılımında, iklim, yer şekilleri, ulaşım, tarım olanakları, endüstri, madenler gibi doğal ve ekonomik koşulların etkisi vardır. Bu koşulların elverişli olduğu yerler sık nüfuslanmıştır. Arazinin dağlık ve engebeli olduğu, tarım alanlarının az bulunduğu, önemli yolların uzağında kalan, endüstri ve ticaretin gelişmediği yerler ise seyrek nüfuslanmıştır.

Türkiye’de Nüfus Yoğunluğu

Belli bir alanda yaşayan nüfusun o alanın yüzölçümüne oranıdır.  Kişi/km2 olarak gösterilir. Nüfus yoğunluğu 3 farklı biçimde ifade edilir.

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu

Bir bölgenin veya ülkenin toplam nüfusunun bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur.

Toplam Nüfus

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu =   Yüzölçümü

formülü ile hesaplanır.

Ülkemizde 1990 yılı sayımına göre km2’ye 73 kişi düşer. Alanın genişliğine ve nüfusun fazlalığına göre değişen aritmetik nüfus yoğunluğu illere ve bölgelere göre farklılık gösterir.

İllere Göre Nüfus Yoğunluğu

Aritmetik nüfus yoğunluğu en fazla olan ilimiz İstanbul, en az olan ilimiz Gümüşhane’dir. İllerin nüfus yoğunlukları turizme ve tarımsal faaliyete bağlı olarak mevsime göre değişir. Örneğin yaz mevsiminde Antalya’nın nüfusu turizm nedeniyle artarken, Adana’nın nüfusu Çukurova’ya çalışmak için gelen işçiler nedeniyle artmaktadır.

Bölgelere Göre Nüfus Yoğunluğu

Aritmetik nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgemiz iş olanaklarının fazla olduğu Marmara, en az olan bölgemiz ise doğal ve ekonomik koşulların olumsuzluğu nedeniyle Doğu Anadolu’dur. Ayrıca bölgenin yüzölçümünün geniş olması da nüfus yoğunluğunun az olmasında etkilidir.

UYARI : Aritmetik nüfus yoğunluğu hesaplanırken Türkiye’nin gerçek alanı (814.578 km2) değil göl yüzölçümlerinin katılmadığı izdüşüm alanı (774.814 km2) dikkate alınmıştır. Türkiye’nin göl yüzölçümlerinin dikkate alındığı izdüşüm alanı ise 779.452 km2’dir.

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu

Tarımsal nüfus yoğunluğu, tarımla geçinen nüfusun tarım alanları yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur.

Kırsal Nüfus

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu = Tarım Alanları

formülü ile hesaplanır.

Tarım  alanlarının az, sulama olanakları ve yağışların fazla olduğu yerlerde tarımsal nüfus yoğunluğu fazladır. Örneğin Doğu Karadeniz kıyıları ile Doğu Anadolu’da tarımsal yoğunluk 500 kişiyi bulurken, tarım arazisinin geniş olduğu İç ve Güneydoğu Anadolu ile endüstrileşme ve kentleşme oranının yüksek olduğu Marmara’da çok azdır.

Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu

Bir ülkenin toplam nüfusunun tarım alanları yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur.

Toplam     Nüfus

Fizyolojik Yoğunluk =  Tarım Alanları

formülü ile hesaplanır.

Ülkemizde 1990 yılı sayımına göre km2’ye 197 kişi düşer. Ancak bu yoğunluk nüfusun tamamını tarımlı geçiniyor kabul  ettiği için sonuçları güvenilir değildir.

Türkiye’de Nüfusun Yapısı

Nüfusun sayısı ve yoğunluğundan daha önemli olan nüfusun yapısıdır. Bu bölümde Türkiye nüfusunun yaş gruplarına dağılımı, cinsiyet özellikleri ve eğitim durumu ile etkin (çalışan) nüfusun sektörlere dağılımı incelenecektir.

Nüfusun Yaş Gruplarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı

Nüfusun yapısını belirleyen en önemli özellik yaş grupları ve cinsiyet dağılımıdır.

Yaş Grupların Göre Dağılım

Türkiye’de toplam nüfusun %50 si 20 yaşın altındadır. Yani ülkemiz genç nüfusludur.

Nüfus artış hızı yüksektir. Bu durum temel ihtiyaçların karşılanması konusunda sorunlar yaratır.

Tüketici nüfus fazla, üretken nüfus azdır. Bu nedenle ekonomik bağımlılık oranı yüksektir.

Okul çağındaki nüfus fazladır.

Ortalama insan ömrü kısadır.

Cinsiyete Göre Dağılım

Ülkemizde kadın erkek sayıları arasında genel bir denge vardır. Nüfusun bu cinsiyet dengesi göçlerle değişir. Göç veren bölgelerde kadın sayısı, göç alan bölgelerde erkek sayısı daha fazladır. Çok göç veren iller arasında bulunan ve bu nedenle devamlı olarak kadın nüfus fazlalığı olan Rize, Trabzon, Gümüşhane ve Giresun bu konu için iyi birer örnektir.

UYARI : Türkiye, nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı ve nüfus artış hızı bakımından geri kalmış ülkelere benzer özellikler taşır.

Nüfusun Eğitim Durumu

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini saptarken eğitim en temel ölçüttür. Ülkemizde okur yazarlık oranı gittikçe artmakla birlikte, hala istenen düzeyde değildir. Buna bağlı olarak gazete, dergi ve kitap tüketimi gelişmiş ülkelerdeki düzeyin çok altındadır. Nüfusun, %46,1’ini ilkokul, %7,4’ünü ortaokul, %7,8’ini lise ve %3,2’sini yüksek öğrenim düzeyinde eğitim alanlar oluşturmaktadır. Hiç eğitim almamış olanlar %19,6, okula gitmemiş okuryazarlar ise % 15,9’dur. Kırsal kesimde iş gücüne duyulan ihtiyaç nedeniyle çocukların okula gönderilememesi, kız çocuklarının eğitimine önem verilmemesi ve okullaşma oranının yetersizliği eğitimin istenen düzeye gelmesini engellemektedir.

Etkin Nüfusun Sektörlere Dağılımı

1990 yılı verilerine göre etkin nüfusumuz 23,3 milyon kişidir. Bu nüfusun sektörlere dağılımı ise şöyledir. Tarım sektöründe çalışan 12 milyon 118 bin kişi etkin nüfusun %49’unu, Endüstri sektöründe çalışan 2 milyon 910 bin kişi etkin nüfusun %15,2’sini, Hizmet sektöründe çalışan 7 milyon 919 bin kişi etkin nüfusun %35,8’ini oluşturmaktadır.

Türkiye’de Yerleşmeler

Türkiye’de yerleşmeler ekonomik etkinliğe bağlı olarak ikiye ayrılır.

Sürekli Yerleşmeler

Geçici Yerleşmeler

Sürekli Yerleşmeler

Türkiye’de sürekli yerleşmeler ekonomik etkinliklerine ve idari yapılarına göre gruplandırılır.

Kent Yerleşmeleri

Kır Yerleşmeleri

Kent Yerleşmeleri

Nüfusu 10.000’in üzerinde olan, kaymakam veya vali tarafından yönetilen, iş bölümünün belirgin, tüketici nüfusun fazla, ekonomik faaliyetin endüstri, ticaret, turizm vb. olduğu yerleşim merkezleridir. Kentler, iş olanaklarının daha fazla olması nedeniyle, kırsal kesimden sürekli göç alarak büyümektedir. Buna bağlı olarak Türkiye’de hızlı bir kentleşme süreci  devam etmektedir. 1990 nüfus sayımına göre toplam nüfusun 33,8 milyonu (% 59,1)  kentlerde yaşamaktadır.

Kır Yerleşmeleri

Nüfusu 2000’den az olan, muhtar tarafından yönetilen, üretici nüfusun fazla olduğu, iş bölümünün belirgin olmadığı, ekonomik faaliyetin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, konutlarda yapı malzemesinin doğadan temin edildiği yerleşmelerdir. Yerleşmeler arazinin yapısı ve su kaynaklarının özelliğine göre ikiye ayrılır.

Toplu Kır Yerleşmeleri

Dağınık Kır Yerleşmeleri

Toplu Kır Yerleşmeleri

Evlerin birbirine çok yakın olduğu kır yerleşmeleridir. Bu tür yerleşmelerde iklim koşulları belirleyici olmuştur. Yerleşim birimleri su kaynaklarının çevresinde toplanmıştır. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.

Dağınık Kır Yerleşmeleri

Evler arasında uzaklığın fazla olduğu, geniş bir alana yayılan kır yerleşmeleridir. Bu tür yerleşmelerde arazinin engebelik durumu tarım topraklarının küçük, parçalı ve dağınık olması belirleyici olmuştur. Yağışların ve su kaynaklarının bol olması dağınık yerleşmeyi kolaylaştırmıştır. Karadeniz Bölgesi’nde  dağınık yerleşme yaygındır.

Geçici Yerleşmeler

Ülkemizde kır yerleşmelerinin, ekonomik açıdan tamamlayıcısı olarak  gelişmiş, ekonomik faaliyetin  tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu yerleşmelerdir.  Yayla, mezra, oba, kom, ağıl gibi adlar verilen geçici yerleşmeler Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür. Ayrıca mevsimlik olarak konaklamak amacıyla gidilen yazlık siteler, dağ ve bağ evleri de geçici yerleşmelerdir.

Yayla : Yaz aylarında hayvan otlatmak veya tarımsal faaliyette bulunmak amacıyla gidilen geçici yerleşmelerdir. Yaylalar dinlenmek  amacıyla gidilen yazlık sayfiye yerleri de olabilir.

Mezra : bazı ailelerin tarım alanlarının az olması, kan davaları gibi nedenlerle bulundukları sürekli yerleşmelerden ayrılıp daha uzak bir yere yerleşmesiyle oluşmuş yerleşmelerdir. Tarımsal faaliyetler hayvancılığa göre ön plandadır. Bir kaç  ev ve eklentilerden oluşan mezralar zamanla sürekli yerleşme haline gelebilir. Örneğin Elazığ, Harput’un bir mezrası iken zamanla büyüyerek kent haline gelmiştir.

Oba : Daha çok göçebe hayvancılık yapan toplulukların geçici olarak yerleşip, çadır kurdukları yerleşmelerdir.

Dam : Köy ailelerinin geçici bir süre için yararlandıkları yerleşme biçimidir. Bölge köy yerleşmelerinde bir kısım aileler, birkaç aylık süre için köylerinden ayrılarak, kendi bahçe, tarla ve otlaklarındaki damlarda oturduktan sonra, tekrar köylerine dönerler.

Kom : Ekonomik faaliyetin büyük ölçüde hayvancılığa dayalı olduğu aileler veya kişiler tarafından oluşturulan geçici yerleşmelerdir.

Ağıl : Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. Ağıllar zamanla nüfusun artmasına bağlı olarak sürekli yerleşme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafından kurulan ağıllar kış mevsiminde hayvanların korunması amacıyla kullanılır.

Türkiye’de Görülen Konut Tipleri

Dünya’nın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de konut tiplerini belirleyen temel etmen iklim koşullarıdır. Ayrıca jeolojik yapı, bitki örtüsü gibi doğa doğal koşullar da konut tiplerini belirlemektedir. Ülkemizde ekonomik ve kültürel gelişme, doğal çevrenin konut tipleri üzerindeki etkisini azaltmaktadır.

Kerpiç Evler : Kerpiç evlerde yapı malzemesi olarak killi toprak kullanılmaktadır. Killi toprak samanla karıştırılarak çamur haline getirilir, kalıplara dökülerek kurutulur. Kerpiç evler, yağışların az, iklimin kurak olduğu İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.

Taş Evler : Arazinin dağlık olduğu, ağacın ve toprağın yeterince bulunmadığı yerlerde yaygın olan konut tipidir. Yapı malzemesi olarak kullanılan taşlar genellikle yakın çevreden karşılanır. Akdeniz’de Toros Dağları, İç Anadolu’da Nevşehir, Ürgüp Yöresi, Güneydoğu Anadolu’da Mardin Yöresi taş evlerin yaygın olduğu yerlerdir.

Ahşap Evler : İklimin nemli ormanın bol olduğu yerlerde yapı malzemesi olarak ağacın kullanıldığı konut tipidir. Bazı yörelerde ağaçla birlikte taş veya kerpiç de kullanılır. Taş evler ormanların geniş yer kapladığı Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olarak kullanılır.

Betonarme Evler : Yapı malzemesi olarak demir, beton ve tuğlanın kullanıldığı konut tipidir. Son yıllarda kullanımı artan betonarme evler, sanayileşme nedeniyle   Marmara ve Ege Bölgesi’nde yaygın olarak görülür.

Türkiye’nin Ekonomisini Etkileyen Coğrafi Etmenler

Türkiye’de Ekonomi
Bir bölgede ekonomi, doğal ortamın etkileri altında doğmuş ve gelişmiştir. Türkiye’de ekonominin gelişmesini etkileyen coğrafi etmenler şunlardır.

Coğrafi Konum
Türkiye enlemine bağlı olarak ılıman kuşakta yer alır. 4 mevsim belirgin olarak görülür. Bu durum tarımsal ürün çeşitliliğini artırıp, turizm faaliyetlerini çeşitlendirmiştir. Kıtalar arasındaki konuma bağlı olarak endüstrileşmiş Batı Avrupa ülkeleriyle petrol üreten Orta Doğu ülkeleri arasında en kısa kara, deniz ve hava ulaşımı Türkiye üzerinden yapılır. Bu durum ticari faaliyetleri olumlu etkiler.

Yer şekilleri

Türkiye’nin ortalama yüksekliğinin fazla olması, yüzölçümünüm % 60’ını 750 m’nin üstündeki toprakların oluşturması, dağlık bir ülke olması nedeniyle, ekonomik faaliyetler genellikle olumsuz etkilenmiştir. Yüksek yerlerde tarımsal faaliyetlerin sınırlanıp, hayvancılık faaliyetlerinin ön plana çıkmasına yol açmıştır. Kıyılarında denizel iklimlerin görülmesi alçak kıyı ovalarında ürün çeşidini artırmış, ekonomiyi olumlu etkilemiştir. Yüksekliğin fazlalığı ve arazinin dağlık olması ulaşımı yer yer olumsuz etkilemiştir.

İklim

Ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanan Türkiye’de iklim koşullarının önemi fazladır. Tarımsal üretim büyük ölçüde yağışlara bağlıdır. Akdeniz ikliminin etkisiyle sıcak ve kurak geçen yaz mevsiminde tarım yapabilmek için sulamaya gereksinim vardır. Sulamanın yapılmadığı bölgelerde tarımsal üretim iklim koşullarına bağlı olarak değişir. Kışların ılık geçtiği kıyı kesimlerinde don olayları çok enderdir. Sıcaklığın çok düşük değerlere indiği iç ve doğu bölgelerde don olayları uzun sürer. Buna bağlı olarak tarımsal ürün çeşitliliği ve tarım yapabilme süresi kıyıdan iç kesimlere, batıdan doğuya doğru azalır. Kış ılıklığı isteyen ürünler ancak kıyılarda yetiştirilir.

Nüfus ve Yerleşme

Genç nüfus oranı fazla olan Türkiye’de hızlı kentleşmeye bağlı olarak kırsal nüfus oranı azalmakta, tarım topraklarının miras yoluyla parçalanıp küçülmesi, makineli tarımın yaygınlaşması ve ileri tarım tekniklerinin uygulanmaya başlaması nedeniyle, artan nüfusun gereksinimini karşılayacak ölçüde tarımda verim artışları olmuştur. Genç nüfusun eğitim seviyesinin yükselmesi, tarım dışı sektörlerde çalışan nüfusun artmasına ekonomik faaliyetlerin çeşitlenmesine yol açmıştır.

Türkiye’de Tarım

Türkiye’de Tarımı Etkileyen Etmenler

Dağlık ve engebeli arazi yapısı tarım topraklarının dağınık ve küçük olmasına yol açmıştır. Bu nedenle, küçük işletmeler şeklinde tarımsal faaliyetler daha yoğundur. Topraktan alınan verimin artırılabilmesi için toprağın dinlenmeye bırakılması (nadas) gerekmektedir.

Türkiye’de tarımı etkileyen etmenler şunlardır :

Toprak Bakımı ve Islahı

Toprağın sürülmesi, havalandırılması, taşlarından ayıklanması, bataklıkların kurutulması, yabancı otların ayıklanması çalışmalarıdır.

Sulama

Tarım yapabilmek için toprağın nemli olması gereklidir. Kuraklık görülen bölgelerde sulama ile tarım yapılabilir. Sulanan tarım arazilerinde üretim yıllara göre önemli değişmeler göstermez. Tarım ürünü çeşitliliği artar.

Gübreleme

Topraktaki mineral dengesini korumak, toprağı verimli hale getirmek  için gübreleme yapılır. Gübrelemenin yapılmadığı yerlerde toprak nadasa bırakılır.

Tohum Islahı

Yüksek verimli tohum kullanmak, tarımsal verimi arttırır.

Makineleşme

Tarımsal faaliyetlerin kısa sürede tamamlanması toprağın daha iyi işlenmesini sağlar.

Pazarlama

Tarım üreticisinin ürününü değerlendirmek, zarar etmesini önlemek için devlet bazı ürünlere taban fiyatı vererek destekleme alımları yapar. Ayrıca ürünün depolanması için silolar, hangarlar, depolar kurar.

Tarımsal Kuruluşlar

Zirai araştırma enstitüleri, devlet üretme çiftlikleri, Ziraat Bankası, TMO, Türkiye Ziraat Odaları Türkiye’nin çeşitli bölgelerinin tarımsal yapısını ve özelliklerini incelemek, üretici ve tüketiciyi korumak, çiftçiye kredi, fidan sağlamak gibi amaçlarla kurulan kuruluşlardır.

Türkiye’de Toprakların Kullanımı

Ülkemiz topraklarının kullanım amacına göre dağılımı şöyledir:

Ekili dili alan : 174.480.000 dekar

Nadas arazisi : 36.551.000 dekar

Orman : 192.376.000 dekar

Ürün vermeyen : 113.403.000 dekar

Çayır-mera : 123.776.000 dekar

Kullanılmayan alanı : 662.195.000 dekar

Ekili – Dikili Alanların Kullanımı

Ekili – dikili alanların kullanım amacına göre dağılışı şöyledir :

Ekili – Dikili Alanların Coğrafi Dağılımı

Ekili alan (Tarla) 145.178.000 dekar

Dikili Alan (Meyveli ağaç) 23.373.000 dekar

Sebze-çiçek bahçesi (Sera dahil) 5.929.000 dekar

Ekili – Dikili Alanların Ürünlere Göre Dağılımı

Tahıllar % 74

Endüstri bitkileri % 11

Baklagiller % 8

Sebzeler % 5

Yumruklu bitkiler % 2

Türkiye’deki Tarım Bölgeleri

Kıyı ve Yakınındaki Tarım Bölgeleri

Kıyı bölgelerinde iklime bağlı olarak birbirinden farklı üç tarım bölgesi görülür:

Karadeniz Kıyıları : Kış ılıklığına ve bol neme gereksinim duyan çay, fındık, mısır ile tütün, sebze, meyve, keten, kenevir, ayrıca Doğu Karadeniz kıyılarında turunçgil yetişir.

Akdeniz ve Kıyı Ege : Akdeniz iklimine uyumlu olan, turunçgiller, zeytin, incir, susam, pamuk, pirinç, turfanda sebzeler, muz, çekirdeksiz üzüm, tütün gibi ürünler yetiştirilir.

Marmara : Geçiş iklimi koşullarına bağlı olarak ürün çeşitliliği en fazla olan bölgedir. Başlıca ürünleri ayçiçeği, zeytin, tütün, çeşitli sebze ve meyveler, tahıllar, dut ve fındıktır.

İç Tarım Bölgeleri :

Yükselti ve denize göre konuma bağlı olarak çeşitlilik gösteren tarım bölgeleridir.

Karadeniz Ardı : İç Anadolu ile kıyı arasında geçiş özelliği gösterir. Yüksek yerlerinde çavdar, buğday, sulak yerlerde pirinç ve sebze yetiştirilir. Hayvancılığın geliştiği, özellikle tiftik keçisinin yoğun olarak yetiştirildiği alandır.

İç Anadolu ve Çevresi : Bozkırların geniş yer kaplaması nedeniyle koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvancılık yaygındır. Yarı kurak iklim nedeniyle buğday, arpa gibi tahıllar ile fasulye, nohut gibi baklagiller yetiştirilir.

Erzurum – Kars Bölümü : Yazların kısa ve serin geçmesi tarımsal faaliyetleri sınırlamıştır. Buğday, arpa gibi tahıllar yetiştirilir. Yaz yağışlarına bağlı olarak gür otlakların olması büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır.

Doğu Anadolu ve Dağlık Yerler : Tarım alanlarının sınırlı olduğu bu yerlerde hayvancılık ön plana çıkar. Tahıl tarımı yapılır. Sebze ve meyve üretimi önem taşımaz.

Tarımın Türkiye Ekonomisindeki Yeri

  1. Nüfusun büyük bir bölümü tarımsal faaliyetlerle geçimini sağlar. Ulusal gelirin ¼ ini tarım sektörü karşılar. İhracatımızda önemli bir paya sahiptir.
  2. Türkiye’deki endüstri tesislerinin büyük bölümü tarımsal maddeleri hammadde olarak kullanır. Sanayinin gelişmesinde büyük önem taşır.
  3. İhracatımızda fındık, turunçgiller, tahıllar, meyve ve sebzeler, pamuk, tütün, yağ bitkileri, zeytin ve çay gibi tarım ürünleri önemli yer tutar

Türkiye’de Tarım Ürünleri

Tahıllar

Buğday

Yetişme Koşulları : 300 – 400 mm yağış ve bol güneş ister. Büyüme dönemi olan ilkbaharda serin ve nemli hava, olgunlaşma ve hasat dönemi olan yaz aylarında ise sıcak ve kurak hava ister. Ekiminden sonra kar yağışı ve dondan zarar görmez. Yaz kuraklığının erken başlamasıyla üretim miktarı azalır.  Genellikle sulama yapılmadan yetiştirilir. İç Anadolu iklimine uyumludur.

Üretim : İklimdeki kararsızlığa bağlı olarak, üretimde yıllara göre dalgalanmalar görülür. Ortalama yılda 20 – 24 milyon ton üretim yapılır. Türkiye üretiminde ilk sırada % 31’lik payla İç Anadolu bulunur. Bu bölgeyi Marmara, Akdeniz, Karadeniz, Ege, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri izler.

Arpa

Yetişme Koşulları : Yetişme ve olgunlaşma süresi buğdaya göre daha kısadır. Sıcağa ve soğuğa daha çok dayanıklıdır. Bu nedenle dağlık yerlerde de yetişebilir. Yetişme koşulları buğdaya benzer.

Üretim : Yıllık 7 milyon ton olan üretimin % 39’unu İç Anadolu sağlar. Tüm bölgelerde tarımı yapılır. Yem bitkisi ve bira sanayinin hammaddesi olarak tüketilir.

Mısır

Yetişme Koşulları : Bol suya gereksinim duyması ve çapalama gerektirmesi ile diğer tahıllardan ayrılır. Olgunlaşma döneminde yüksek sıcaklık ister. Karadeniz iklimine uyumludur.

Üretim : Yıllık 2 milyon ton olan üretimin yarıdan fazlasını Karadeniz sağlar. Türkiye’de en çok üretim yapan iller Samsun, Zonguldak, Bolu, Trabzon, Ordu, Giresun, Sakarya, Kocaeli, Tekirdağ, Balıkesir, Aydın, Manisa, Adana’dır.

Çeltik

Yetişme Koşulları  : Su dolu tavalarda (çeltiklik) ekimi yapılan, bol suya gereksinim duyan bir tahıldır. Olgunlaşma ve hasat dönemine kadar bol su ister. Hasat döneminde yüksek sıcaklık ve kuraklığa gereksinim duyar. Verim yüksektir. Akarsu kıyılarında ve vadi tabanlarında ekimi yapılır.

Üretim : Üretim miktarı 125 bin tondur. Üretim, tüketimi karşılamadığı için yurtdışından aldığımız önemli bir tahıldır. En çok Edirne, Samsun, Çorum, İçel, İzmir, Ankara, Adana, Amasya ve Kastamonu illerinde yetiştirilir.

Sebzeler

Baklagiller

Mercimek : Yaz kuraklığına en dayanıklı baklagildir. Bu nedenle en yaygın olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde tarımı yapılır.

Fasulye : Ekim alanı en geniş ve dağınık olan, hemen hemen tüm bölgelerimizde tarımı yapılan bir üründür. İç Anadolu’da sulanabilen alanlarda buğday ile nöbetleşe ekilir.

Nohut : En fazla İç Anadolu Bölgesi’nde yetiştirilen bir üründür. Ülkenin gereksinimi karşılandıktan sonra  dış satımı da yapılır.

Diğer Baklagiller : Bakla, bezelye, böğrülce, fiğ, burçak gibi baklagillerin tarımı tüm bölgelerimizde yapılmaktadır. İç bölgelerimizde sulanabilen alanlarda buğday ile nöbetleşe  ekilir.

Yumrulu Sebzeler

Patates : Ülkemizde tarımı hızlı gelişen bir sebzedir. Nüfusumuzun beslenmesinde büyük önem taşır. Düşük sıcaklığa dayanıklıdır. Üretiminde İç Anadolu, Marmara ve Karadeniz bölgeleri önemli paya sahiptir.

Soğan ve Sarımsak : Güney Marmara, Ege ve Orta Karadeniz bölümü ile Akdeniz kıyı ovalarında yaygın tarımı yapılan ürünlerdir. Devlet tarafından destekleme alımları yapılmadığından, üretim miktarları yıllara göre farklılık gösterir. Yıllık üretimin yaklaşık % 30’u dışarıya satılır.

Sera Sebzeciliği : Mevsim dışı sebze yetiştirme etkinliğidir. Ülkemizde sera sebzeciliğinin % 90’ı Akdeniz ile güneybatı kıyılarımızda yapılmaktadır. Özellikle ilkbahar ve yaz sebzeleri seralarda yetiştirilir. Akdeniz ve Ege kıyılarında kışların ılık geçmesi ve kısa sürmesi seracılığı yaygınlaştırmıştır.

Türkiye’de Sebzecilik

Türkiye’de iklimin çeşitlilik göstermesi sebze çeşitliliğine neden olmuştur. Ekili dikili alanların yaklaşık % 5’i sebzelere ayrılmıştır. Ekim alanı dar olmasına karşın verim ve elde edilen gelir yüksektir.  Karadeniz Bölgesi’nde güneşlenme süresinin azlığı, Doğu Anadolu’da yaz mevsiminin kısa ve serin geçmesi, İç Anadolu’da yaz kuraklığının belirgin ve sulamanın yetersiz olması sebze tarımını olumsuz yönde etkiler.

Meyveler

Fındık

Yetişme Koşulları : Humuslu toprak, nemli iklim ve kış ılıklığı ister. Sis ve don olayından olumsuz etkilenir. Karadeniz kıyı şeridinde 750 m yüksekliğe kadar yetişebilir.

Üretim : Türkiye fındık üretiminin % 100’ünü Karadeniz Bölgesi karşılar. Önemli bir ihraç ürünü olan fındık üretiminde Türkiye, Dünya’da ilk sırada yer alır.

Üzüm

Yetişme Koşulları : Anadolu’da bağcılık çok eskilere dayanır. Çünkü Türkiye’nin iklim özellikleri düşük kış sıcaklığına dayanıklı üzüm bitkisinin yetişmesine çok uygundur. Buna bağlı olarak bağlar tüm bölgelerimizde yayılmıştır. Ancak yazları nemli ve yağışlı olan Karadeniz Bölgesi kıyı şeridinde bağcılık yapılamaz.

Üretim : Ege Bölgesi çekirdeksiz üzüm üretiminde ilk sırada yer almaktadır. Ayrıca bu üzümler kuru olarak dış ticarette önemli bir paya sahiptir. Bu nedenle bağcılığın en ekonomik ve en önemli olduğu  bölgemiz Ege’dir.

UYARI : Türkiye, üzüm üretiminde ve dış satımında dünya birincisidir.

İncir : Türkiye’nin tüm kıyı şeridinde ve iç bölgelerin alçak vadilerinde incir tarımı yapılabilir. İncir, kış ılıklığı isteyen bir üründür. Bu nedenle  Ege ve Akdeniz bölgelerinde tarımı yaygındır.  En kaliteli incir Menderes ovalarında  yetişir. Burada elde edilen incirler kuru olarak yurt dışına satılır. Ege Bölgesi’nin incir üretimindeki payı yaklaşık % 82’dir.

Turunçgiller (Narenciye) : Portakal, mandalina, greyfurt, turunç ve limon bitkilerine genel olarak turunçgil denir. Akdeniz ikliminin özelliklerine uyum göstermesi nedeniyle Akdeniz kıyı kesiminde tarımı yaygındır. Düşük kış sıcaklığına ve dona karşı dayanıksızdır. Turunçgil üretiminde ilk sırada yer alan Akdeniz Bölgesi’ni Ege Bölgesi izler.

UYARI : Rize ve çevresinde kışların ılık geçmesi turunçgil tarımına olanak sağlamıştır.

Diğer Meyveler :

Muz : Türkiye’de don olayının görülmediği ve kış sıcaklık ortalamalarının 10° – 12° olduğu dar bir alanda tarımı yapılmaktadır. Akdeniz Bölgesi’nde Alanya-Anamur arasındaki kıyı şeridi tek tarım bölgesidir. Üretim, ülke gereksiniminin % 20’sini karşılar.

Kayısı : Anadolu’nun karsal iklim bölgelerinde, alçak yörelerde tarımı yapılır. Kayısı üretiminde Malatya ili önde gelir.

Şeftali : Sıcak ve ılıman iklim bölgelerinde tarımı yapılır. Güney Marmara ve Ege bölümleri önemli yetişme alanlarıdır.

Elma : Türkiye genelinde alçak yörelerle, kıyılara yakın bölgelerde tarımı yaygındır. İç Anadolu Bölgesi ile Orta Karadeniz ve Antalya bölümleri kaliteli elma yetiştiriciliğinde ilk sıralarda yer alır.

Antep Fıstığı : Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde tarımı yapılmaktadır. Türkiye, antep fıstığı üretiminin yaklaşık % 75’ini dışarıya satar.

Türkiye’de Meyvecilik : Türkiye’de meyve üretim alanları ile meyveciliğin ekonomik önemi giderek artmaktadır. Türkiye’de tropikal iklim meyvelerinden, subtropikal ve serin bölgelerin meyvelerine kadar hemen her tür meyve yetiştirilmektedir. Üzüm, incir, fındık, antep fıstığı gibi meyveler dış ticaretimiz açısından da önem taşımaktadır.

Endüstri Bitkileri

Tarıma dayalı endüstrilerin hammaddesi olan endüstri bitkilerinin üretiminde modern tarım yöntemleri kullanıldığından alınan verim yüksektir. Endüstri bitkileri dış satıma da konu olmaktadır. Sulanabilen tarım alanları genişledikçe endüstri bitkilerinin ekim alanları da genişlemektedir.

Şekerpancarı

Yetiştirme Koşulları : Ilıman iklim bölgelerinde tarımı yaygın olan şekerpancarı nemli toprak ister. Kuraklığın belirgin olduğu bölgelerde sulama ile yetişir. Olgunlaşma döneminde fazla yağış istemez.

UYARI : Şekerpancarı, fazla bekletilmeden işlenmesi gereken bir tarım ürünü olduğundan şeker fabrikaları ile pancar üretim alanları iç içedir.

Üretim : Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kuraklığın belirgin ve sulamanın yetersiz olması nedeniyle şekerpancarı tarımı yapılamaz. Kıyı ovalarında ise ekonomik değeri daha yüksek ürünler yetiştirildiği için şekerpancarı tarımı yapılmaz. Belli bir tarım bölgesi olmayan şekerpancarı üretiminde İç Anadolu Bölgesi ilk sırayı alır.

Pamuk

Yetişme Koşulları : Dokuma ve tekstil endüstrisinin hammaddesidir. Yetişme döneminde bol nem isteyen pamuk, olgunlaşma döneminde yüksek sıcaklık ve kuraklık ister.

UYARI : Güneydoğu Anadolu Projesi’nin tamamlanmasıyla bu bölgemizde pamuk ekim alanlarında genişleme, üretimde ise büyük artış olması beklenmektedir.

Üretim : Çukurova, Amik Ovası ve Ege önemli üretim alanlarıdır. Türkiye, Dünya üretiminde, Çin, B.D.T., ABD, Hindistan, Brezilya ve Mısır’dan sonra 6. sırayı alır.

Tütün

Yetişme Koşulları : Türkiye’nin iklim koşullarına en iyi uyum  sağlamış bir endüstri bitkisidir. Çimlenme ve büyüme döneminde bol su ister. Kıraç arazide yetişen tütünlerin kalitesi yüksektir.

Üretim : Türkiye’de tütün üretim alanları devlet denetimi altındadır. Önemli bir dış satım ürünü olan tütünün kalitesini bozmamak için İç Anadolu Bölgesi’nde tarımı yapılmaz. Tütün üretimi en çok Ege, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde yapılır. Dünya üretiminde Türkiye 5. sırada yer almaktadır.

Çay

Yetişme Koşulları : 1950’den sonra Türkiye’de çay tarımı büyük önem kazanmıştır. Ilıman iklim, bol yağış, kireçsiz toprak ve kış ılıklığı isteyen bir bitkidir. Çay, fazla bekletilmeden işlenmesi gereken bir üründür.

Üretim : Trabzon’dan Gürcistan sınırına kadar olan kıyı şeridi önemli çay tarım bölgesidir. Ülkemizde ekim alanı endar olan endüstri bitkisidir.

Haşhaş : Türkiye’nin hemen hemen tüm bölgelerinde yetişebilen bir bitkidir. Belli bir tarım bölgesi yoktur. Uyuşturucu elde edilmesinde kullanıldığı için haşhaş üretimi devlet denetimindedir. En önemli ekim alanları İç Batı Anadolu ile Göller Yöresi’dir. İlaç endüstrisinde kullanılan haşhaş önemli bir dış satım ürünüdür. Ayrıca tohumlarından sofralık yağ elde edilir.

Diğer Endüstri Bitkileri

Anason :  Göller Yöresi’nde ve Menteşe Yöresi’nde tarımı yaygındır. Daha çok içki endüstrisinde katkı maddesi olarak kullanılır.

Keten-Kenevir : Keten dokumacılıkta, kenevir ise halat, urgan ve çuval  yapımında kullanılır. Kenevir tohumlarından uyuşturucu elde edildiğinden ekimi devlet denetimindedir. Ayrıca keten tohumlarından yağ elde edilmektedir.

Şerbetçi Otu : Türkiye için yeni bir tarım ürünüdür. Bilecik ve çevresinde tarımı yaygındır. Bira üretiminde ve alkollü içkilerde hoş koku ve acımsı tad vermekte kullanılır.

Gül : Parfümeri endüstrisinin hammaddesi olan gül tarımı Göller Yöresi’nde yaygındır. Yurtdışına satımı yapılan önemli bir üründür. Ayrıca gül yağı üretiminin % 70 – % 80’i dışarı satılmaktadır.

Yağlı Tohumlular ve Yağ Bitkileri

Ayçiçeği : Alüvyonlu topraklarda ve sıcak ortamlarda yetişir. Büyüme döneminde yağış ve sulama isteyen ayçiçeği, olgunlaşma döneminde kuraklıktan etkilenmez. Üretimde ilk sırada yer alan Marmara Bölgesi’ni Orta Karadeniz, Ege ve İç Anadolu Bölgeleri izler.

Zeytin : Yağ bitkisi ve sofralık olarak tüketilen zeytin maki bitkisidir. Don olayının görülmediği yerlerde yetişir. Zeytin üretiminde ilk sırada Ege, 2. sırada Marmara Bölgesi yer alır. Ege zeytinleri yağ üretiminde kullanılırken Marmara zeytinleri sofralık olarak kullanılır.

Yer Fıstığı : Türkiye’de tarımı 1915’ten sonra başlayan yer fıstığı yaygın olarak Akdeniz Bölgesi’nde yetiştirilir. Menteşe Yöresi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde de yer yer tarımı yapılmaktadır.

Susam : Olgunlaşma için sıcaklık, hasat için kuraklık isteyen bu bitki, Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaygın olarak yetiştirilir.

Soya Fasulyesi : Soya fasulyesinin Türkiye’deki doğal yetişme alanı Doğu ve Orta Karadeniz bölümlerinin kıyı şerididir. Akdeniz Bölgesi’nde buğdaydan sonra ikinci ürün olarak yetiştirilmektedir. Son yıllarda önem kazanan bir yağ bitkisidir.

Türkiye’de Hayvancılık

Türkiye’de Hayvancılığı Etkileyen Etmenler

Hayvancılık tarımsal etkinliklerin bir koludur. Tarımla uğraşan nüfus bir yandan toprağı işleyip çeşitli ürünler elde ederken, diğer yandan da hayvan besler. Bunların etinden, sütünden, gelirlerinden yararlanılır. Engebeliklerin fazla olduğu bölgelerde önemli bir ekonomik etkinlik olarak gelişmiştir. Türkiye hayvan sayısı bakımından Dünya’da önemli bir yere sahip olmasına karşın hayvansal ürünlerin üretimi oldukça düşüktür. Verim düşüklüğünün nedenleri şunlardır :

Hayvan Soylarının Durumu : Türkiye’de yerli ırkın et ve süt verimleri düşük olduğundan başka ülkelerden getirilen damızlık hayvanlarla melez ırklar üretilmektedir. Bu nedenle haralar kurulmuştur. Bursa’daki Karacabey ve Eskişehir’deki çifteler haraları en önemlileridir.

Otlakların Durumu : Büyük ve küçükbaş hayvancılığın yapıldığı yerlerde hayvanların otlatıldığı alanlara otlak denir. Otlaklar bozkır ve dağ otlakları diye ikiye ayrılır. Bozkır otlakları, yazları sıcak ve kurak geçen yerlerde bulunur. Bu tür otlaklarda en çok küçükbaş hayvan beslenir. Dağ otlakları, yazları serin geçen bölgelerde bulunur. Otlar uzun boylu ve gürdür. Bu alanlarda çoğunlukla büyükbaş hayvan beslenmektedir. Türkiye’deki otlakların yetersiz olması hayvancılıktaki verimi düşürmektedir.

Mera Hayvancılığı

Türkiye’de hayvancılık daha çok mera hayvancılığı şeklinde yapılır. Kış aylarında ağıl ve ahırlarda arpa, saman ya da kuru otlarla beslenen hayvanlar yazın meralarda (otlaklarda) otlatılır. Bu nedenle mera hayvancılığında doğal koşullara bağlı olan et ve süt verimi düşüktür.

Besi ve Ahır Hayvancılığı

Hayvansal ürün verimini artırmak için ahır hayvancılığı (mandıracılık) yaygınlaşmaya başlamıştır. Özellikle büyükbaş hayvanlar temiz ve bakımlı ahırlarda modern yöntemlerle beslenir. Şekerpancarının küspesi hayvan yemi olarak değerlendirilir. Bu nedenle şeker fabrikaları çevresinde ahır hayvancılığı gelişmiştir. Marmara Bölgesi’nde besicilik ve mandıracılık daha yaygındır.

Hayvancılık Türleri

Küçükbaş Hayvancılık : Koyun, kıl keçisi ve tiftik keçisi bu ad altında toplanır. Türkiye’de bozkırların yaygınlığı küçükbaş hayvancılığı zorunlu kılmıştır.

Koyun : Türkiye koyun yetiştiriciliğinde Dünya’da 6.sırada yer alır. Marmara ve Ege Bölgesi’nde daha çok kıvırcık, İç ve Doğu Anadolu’da mor karaman, İç Batı Anadolu’da dağlıç soyları yetiştirilir. Güney Marmara’da devlet üretme çiftliklerinde merinos koyunu yetiştirilmektedir. Yünleri ince uzun ve parlak olduğundan yünlü kumaş dokumasına elverişlidir.

Kıl Keçisi : Ülkemizin hemen her yerinde kıl keçisi beslenir. Keçi hareketli ve çevik bir hayvan olduğundan en yoğun beslenme bölgeleri dağlık ve engebeli alanlardır. Ancak ormanlık alanlara zarar verdiği için sayısında azalma görülmektedir.

Tiftik Keçisi : Ankara keçisi adıyla da tanınan tiftik keçisi daha çok yünü için yetiştirilir. Tiftik önemli bir dış satım ürünüdür. Türkiye, tiftik keçisi yetiştiriciliğinde ABD, Güney Afrika, Yeni Zelanda ve Avrupa’dan sonra 5. sırada yer alır.

Büyükbaş Hayvancılık :

Sığır : Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetiştirilir. Özellikle otların gür ve uzun boylu olduğu yerlerde yoğun olarak beslenmektedir. Karadeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu’nun  kuzey yarısı en önemli sığır yetiştirme alanlarıdır.

Manda : Sağılma dönemi ineğe göre daha uzun ve et verimi daha yüksektir. Türkiye’nin bol su ve bataklık yerlerinde özellikle Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesimlerinde yoğun olarak beslenir.

Diğerleri : Yük, binek ve koşum hayvanı olarak eşek, at ve katır beslenmektedir. Gelişen yol sistemleri ve artan motorlu araçlar nedeniyle sayıları giderek azalmaktadır.

Kümes Hayvancılığı

Eti ve yumurtası için beslenen tavuk, hindi, kaz, ördek gibi kanatlı hayvanlar kümes hayvanları adı altında toplanır. Türkiye’de yaygın olarak ekonomik değeri daha yüksek  olan tavuk beslenmektedir. Ancak ülkemizde modern tavukçuluk henüz yeterince gelişmemiştir. Son yıllarda büyük kentlerin çevresinde yoğunlaşan modern tavukçuluğun en yaygın olduğu bölgemiz Marmara’dır.

UYARI : Kümes hayvancılığının çoğunlukla kişisel işletmeler biçiminde olması, yem üretiminin yetersiz, kooperatiflerin az olması kümes hayvancılığının gelişimini engellemektedir.

Arıcılık

Bal ve balmumu elde etmek amacıyla arı beslenmesi işlemine arıcılık denir. Türkiye farklı iklim tiplerinin görüldüğü bir ülke olması nedeniyle zengin ve çeşitlilik gösteren bitki örtüsüne sahiptir. Buna bağlı olarak arıcılığa uygun bir ülkedir. Hemen her bölgemizde arıcılık yapılmaktadır. Kars, Bitlis, Şemdinli, Rize, Ankara, Muğla, Erzurum ve Konya balları yurt çapında ün kazanmıştır.

Balıkçılık

Türkiye’nin su ürünleri potansiyeli yüksek olmasına karşın, su ürünleri avcılığı ülke ekonomisinde  önemli bir yere sahip değildir.

UYARI : Avlanmanın zararlı yöntemlerle yapılması, denizlerin hızla kirlenmesi, taşıma ve depolama olanaklarının yetersizliği, balıkçılıkla uğraşan nüfusun az olması, açık deniz balıkçılığın gelişmemesi gibi nedenler üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de balıkçılığın gelişmesini engellemektedir.

Deniz Balıkçılığı :  Türkiye’de daha çok kıy balıkçılığı gelişmiştir. Açık denizlerde avlanacak gemi ve filolarımız olmadığından açık deniz balıkçılığı yapılmaz. Karadeniz ve Marmara Denizi Türkiye’de balıkçılığın önem kazandığı alanlarıdır. Özellikle balıkların göç döneminde boğazlar önemli balık avlama alanlarıdır.

İç Sular Balıkçılığı : Göllerde ve akarsularda yapılmaktadır. İç sularımız balık bakımından zengin olmasına karşın bu potansiyel değerlendirilememektedir. Balıklar dışında iç sularımızdan elde edilen midye, istakoz ve karides gibi su ürünleri de bulunmaktadır.

Kültür Balıkçılığı : Kültür balıkçılığı hem kıyılarımızda, hem de iç bölgelerimizin akarsu boylarında ya da temiz kaynak suları sağlanabilen yerlerde yapılmaktadır. Bu nedenle balık yetiştirme çiftlikleri kurulur ya da yapay baraj göllerinden yararlanılır.

İpek Böcekçiliği : İpek böcekçiliği dut yapraklarına bağlı olarak yapılır. Dut ağacı yetişen bölgemizde geleneksel olarak ipek böceği yetiştirilebilir. Ancak başta Bursa olmak üzere Güney Marmara Bölümü, Güney Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz kıyı kesimi başlıca doğal yetişme bölgeleridir. Türkiye yıllık yaş koza üretiminin yaklaşık % 90’ı Marmara Bölgesi’nden sağlanır.

UYARI : I. Dünya  Savaşı’ndan sonra  ipek üretim merkezlerinin tahrip edilmesi, ipeğin karşısına sentetik liflerin çıkması ve bu ekonomik etkinliğin yeterince desteklenmemesi ipek böcekçiliğinin gelişmesini engellemektedir.

Hayvancılığın Türkiye Ekonomisindeki Yeri

Türkiye’de hayvancılık, artan nüfusun beslenmesinde ve endüstri hammaddesi olması açısından önemli bir yer tutar. Tarımsal üretimin % 40’ı, ulusal gelirimizin yaklaşık % 20’si hayvancılıktan sağlanmaktadır. Dış ticaretimizde hayvancılık % 15’lik bir paya sahiptir.

Türkiye’de Ormancılık

Ormanların Dağılışı : Bir ülkenin en değerli doğal kaynaklarından bir de ormanlardır. Türkiye’nin yaklaşık % 25’i orman arazilerinden oluşur. Buna göre yurdumuz ormanca çok zengin bir ülke değildir. Çünkü ülkemizin doğal koşulları ormanların yetişmesine fazla uygun değildir. Türkiye orman arazilerinin % 83’ü kıyı bölgelerimizde bulunmaktadır. Ormanlık arazinin kıyı bölgelerimizde geniş olması nem ve yağış koşullarının bir sonucudur.

Ormanlardan Yararlanma ve Orman Ürünleri : Ormanın en önemli özelliği yenilenebilir ve çoğaltılabilir bir kaynak olmasıdır. Ormanlarımızın yıllık verimleri düşüktür. Orman ürünlerimizin başında odun hammaddesi gelir. Tomruk, kereste, maden direği, tel direği, sanayi odunu, kağıtlık odun, yakacak odun, çıra, reçine, şimşir, defne yaprağı, sığla yağı ormanlardan elde edilen ürünlerdir.

Sığla Yağı : Günnük ağacının gövdesinden elde edilen bir sıvıdır. Marmaris bölgesindeki ormanlarda bu ağaç yaygın olarak bulunur.  Sığla yağı yurtdışına sattığımız önemli bir orman ürünüdür.

UYARI : Yağışların düzenli ve bol olduğu Karadeniz ve kısmen Marmara Bölgesi ormanları nemli ormanlardır. Alt katlarda geniş yapraklı ağaçlar yer alır. Ayrıca ormanaltı, bitki örtüsü gürdür. Bu nedenle orman yangınları sık görülmez.

Ormanların Önemi ve Korunması : Ekonomik değeri büyük olan ormanlar, yer altı ve yerüstü sularının rejimlerini düzenler, erozyonu önler, havayı temizler, bulunduğu bölgenin iklimi üzerinde olumlu etki yapar. Türkiye’nin iklim koşulları orman tahriplerini yenecek güçte değildir. Bu nedenle ormanlara sistemli bir şekilde bakmak gerekir. Orman yangınları ve izinsiz kesimler ormanlarımızın yok olmasına neden olmaktadır. Ormanlık alanları koruyabilmek ve genişletebilmek için yeni orman alanlarını yaratmak, orman içi yolları yapmak, insanları ormanların yararları konusunda eğitmek ve bilinçlendirmek gerekir.

Ormanların Türkiye Ekonomisindeki Yeri : Çok önemli bir hammadde kaynağı olan ormanlarımızın % 21’, iyi orman, % 27’si oldukça iyi, % 15’i normal baltalıktır. Bu nedenle ormanlarımızın ülke ekonomisine katkısı oldukça azdır.

Türkiye’de Madenler ve Enerji Kaynakları

Başlıca Maden Çeşitleri

UYARI : Madenlerin oluşumu, çeşidi ve rezervleri arazinin jeolojik yapısına ve oluştuğu jeolojik zamana bağlıdır. Türkiye’de 1. zamandan, 4. zamana kadar oluşmuş araziler vardır. Volkanik faaliyetlerin sık olduğu 3. zamanda oluşan arazi geniştir. Bu nedenle krom, demir, bakır, kurşun, pirit gibi volkanik oluşumlu madenler çoktur.

Demir : Demir – çelik endüstrisinin en önemli hammaddesidir. Türkiye demir cevheri rezervleri bakımından oldukça zengindir. Hemen her bölgemizde demir cevherine rastlanmıştır. Ancak bu yataklardan 60 kadarı işletilebilmektedir.

Bakır : Tarih öncesi çağlarda insanların ilk kullandığı madenlerden biridir. Bakır rezervleri yerkabuğunun volkanik oluşum gösteren bölgelerinde yaygın olarak bulunmaktadır. Saf bakır üretimi ülke gereksinimini karşılamadığı için dışarıdan saf bakır alınır.

Krom : Çok sert, iyi cilalanabilen ve paslanmayan bir madendir. Volkanik alanlarda yaygındır. Makine ile motor endüstrisinde ve paslanmaz çelik yapımında kullanılan önemli bir madendir. Günümüz verilerine göre, Dünya krom üretiminde Türkiye 4. sıradadır. Yurtdışına satılan önemli bir madenimizdir.

Bor Mineralleri (Boraks) : Kimya endüstrisinin en önemli hammaddesidir. Türkiye rezerv bakımından Dünya’da ilk sırada yer alır. Ancak üretimi ve dış satımı az olduğundan ekonomiye katkısı da azdır.

Kükürt : Yapay gübre üretimi ve tarım ilaçları başta olmak üzere kimya endüstrisinde kullanılır. En büyük rezervlerimiz Göller Yöresi’ndedir. Üretim, tüketimin az bir bölümünü karşılayamaz. Bu nedenle yurtdışından da  alınmaktadır.

Boksit : Ülkemizin en zengin rezerve sahip olduğu madenlerden biridir. Boksit işlendikten sonra alüminyum elde edilir. Endüstride demir cevheri ürünlerinden sonra en fazla tüketilen maden durumundadır. Özellikle uçak gövdelerinin yapımında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Volfram (Tungstein) : Uzay ve savaş endüstrisinde kullanılan, az bulunan madendir. En zengin rezervler Uludağ’dadır.

Manganez : Türkiye’de dağınık yataklar halindedir. Saf olarak bulunmaz. Üretim tüketimi karşılamadığından dışarıdan satın alınır.

Civa : Doğada sıvı halde bulunan tek madendir. Tıpta ve fotoğrafçılık alanında kullanılır.

Zımpara Taşı : Metamorfik taşlar içinde bulunan, kullanım alanı geniş olan bir madendir. En zengin rezervler Ege Bölgesi’ndedir.

Tuz : Tad vermek için yemek tuzu ve bakterilerin çoğalmasını önlemek için tuzlama tuzu olarak kullanılır. Ancak son yıllarda kimya endüstrisinin önemli bir hammaddesi konumuna gelmiştir. Tuz Gölü ve İzmir-Çamaltı, tuz rezervlerinin en fazla olduğu yerlerdir.

Enerji Kaynakları

Taşkömürü : Ülkemizin en geniş taşkömürü havzası Batı Karadeniz Bölümü’ndedir. Buradaki taşkömürü havzaları I. Jeolojik zamanda oluşmuştur. Demir – Çelik endüstrisinde enerji kaynağı olarak kullanılan taşkömürü, aynı zamanda kimya endüstrisinin de hammaddesidir. Yıllık üretim 4-5 milyon ton dolayındadır. Üretim Türkiye’nin gereksinimini karşılayamaz.

Linyit : Türkiye’de rezervi en zengin olan enerji kaynağıdır. Hemen her bölgemizde az çok linyit yatakları bulunmaktadır. Çoğunlukla yakacak olarak ve termik santrallerde değerlendirilir. En büyük linyit havzası Afşin-Elbistan’dadır. Yıllık net üretim 40 milyon tonu bulmaktadır. Üretim ve tüketim aynı hızla artmaktadır.

Petrol : Dünya ekonomisinin en önemli enerji kaynaklarından birincisi durumundadır. Ancak Türkiye petrol rezervleri bakımından pek zengin değildir. Türkiye’nin önemli petrol yatakları Güneydoğu Anadolu’da bulunmaktadır. Türkiye’nin yıllık üretimi 2,5-3 milyon ton dolayındadır. Üretilen petrol ülke gereksinmesinin en fazla % 20’sini karşılayabilmektedir. Bu nedenle yurtdışından alınanlar arasında petrol ilk sırada yer alır.

Doğalgaz : Trakya’da petrol arama amacıyla açılan kuyulardan çıkarılmaktadır. Doğalgaz alanlarından diğeri de Güneydoğu Anadolu’da Mardin-Çamurlu’dur. Üretim tüketimi karşılayamadığı için dışarıdan alınmaktadır.

Jeotermal Enerji : Yerkabuğunun içinde ve daha derinlerde potansiyel enerji birikimi vardır. Bu nedenle sıcak olan subuharı sondaj yolu ile yüzeye çıkarılır ve elektrik enerjisi üretiminde kullanılır. Türkiye’nin ilk jeotermal elektrik santrali Denizli-Saraköy’de kurulmuştur.

Su gücü : Tükenmez ve yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Türkiye su gücü bakımından yaklaşık 400 milyar kwh’lık bir potansiyele sahiptir. Doğu Anadolu Bölgesi akarsularının yatak eğimleri fazla olduğundan, hidroelektrik potansiyeli en yüksek olan bölgemizdir. Türkiye elektrik üretiminin % 45’lik bölümü hidroelektrik santrallerden karşılanmaktadır. GAP tamamlandıktan sonra elektrik santrallerin üretiminde su gücünün payı artış gösterecektir.

Güneş Enerjisi : Türkiye Güneş enerjisinden  yararlanmak için gerekli iklim koşullarına sahiptir. Akdeniz ve Ege bölgeleri ile İç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde Güneş enerjisi değerlendirilmektedir.

Nükleer Enerji : Atom enerjisi adı da verilen bu enerjinin kaynakları uranyum ve toryumdur. Ancak bu kaynaklardan elektrik enerjisi üretiminde yararlanılmamaktadır.

Madenler ve Enerji Kaynaklarının Türkiye Ekonomisindeki Yeri

Türkiye’nin her bölgesinde çeşitli madenler bulunmaktadır. Ancak tüm madenlerimiz yeterince işletilmemektedir. Madenlerimizin bir bölümü çok eskiden beri bilinmekte, hatta yabancı şirketler tarafından işletilmekteydi. Ancak madenlerimiz hakkında yeterli bilgi yoktu. Cumhuriyet döneminde madenlerin teknik ve bilimsel yöntemlerle araştırılması için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kurulmuştur. Çıkarılan madenlerimiz hem iç piyasada değerlendirilmekte hem de yurtdışına satılmaktadır.

Türkiye’de Endüstri

Türkiye’de Endüstriyi Etkileyen Etmenler

UYARI : Marmara Bölgesi’nde endüstrinin gelişmesinde ulaşım kolaylığı, sermaye birikiminin fazlalığı, etkili olmuştur.

Sermaye : Endüstrinin kurulabilmesi için en gerekli koşullardan biridir. Osmanlılar döneminde kapitülasyonların etkisi, cumhuriyetin ilk yıllarında ise birikmiş sermayenin yetersizliği nedeniyle endüstrinin gelişmesi gecikmiştir. Günümüzde bir çok endüstri dalında devlet desteği alınmaktadır.

Hammadde : Türkiye’de endüstrinin kurulması için gerekli koşullar içinde en elverişli olanıdır. Ülkemiz tarımsal ve madensel hammadde bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Gelişmiş ülkelerde hammadde dış alımı artarken, dış satım azalmaktadır.

Enerji : Fabrikalardaki makinelerin çalışması için enerjiye gereksinim vardır. Endüstrinin geliştiği ülkelerde ve bölgelerde enerji tüketimi de fazladır. Örneğin Marmara, endüstrileşmeye bağlı olarak enerji tüketiminin en fazla olduğu bölgedir.

İşgücü : Endüstri alanında çalışacak insan gücü, özelikle nitelikli (kalifiye) işgücü büyük önem taşımaktadır. Türkiye işgücü bakımından elverişli durumdadır ancak nitelikli işgücünün az olması önemli bir sorundur. Endüstrileşme yeterli olmadığından 1960-1970 yılları arasında birçok Avrupa ülkesine işçi göndermiştir.

Ulaşım : Endüstrinin kurulabilesi için en gerekli koşullardan biridir. Osmanlılar döneminde kapitülasyonların etkisi, cumhuriyetin ilk yıllarında ise birikmiş sermayenin yetersizliği nedeniyle endüstrinin gelişmesi gecikmiştir. Günümüzde bir çok endüstri alanında devlet desteği alınmaktadır.

Pazarlama : Endüstri ürünlerinin yurt içinde ya da  dışında pazarlanması gerekir. Bir malın Pazar bulabilmesindeki en önemli etken ürünün kalitesidir. Eğer ürün aranan nitelikte ise alıcı ülkeye olan uzaklık pazarlamada en az etkildir.

Türkiye’deki Başlıca Endüstri Kolları

Besin Endüstrisi

Şeker : Türkiye’de 1926’dan sonra gelişme gösteren bir endüstri dalıdır. Türkiye’nin hemen her bölgesinde şekerpancarı tarımı yapıldığından fabrika sayısı fazladır.

Çay : Çay filizlerinin hemen işlenmesi gerektiğinden Rize başta olmak üzere Doğu Karadeniz’de çay endüstrisi gelişmiştir.

Et ve Süt Ürünleri : Hayvancılığın yaygın olduğu yerlerde et ve süte dayalı endüstri gelişmiştir.

Konserve : Türkiye’de her an taze sebze ve meyve bulunduğundan konservecilik çok yaygın değildir. Güney Marmara’daki kentler başta olmak üzere büyük kentlerin çevresinde konserve endüstrisi gelişmiştir.

Bitkisel Yağ : Yağ bitkilerinin bol yetiştiği bölgelerde bitkisel yağ endüstrisi gelişmiştir. Ege, Marmara ve Akdeniz bitkisel yağ üretiminde başta gelmektedir.

Alkollü İçki : Türkiye’de hem iç hem de dış pazarlara yönelik alkollü içki üretilmektedir. İçki üretiminde en önemli hammadde üzümdür.

Tütün : Ekimi devletin denetimindedir. Bu nedenle hammadde olarak Tekel bünyesindeki fabrikalarda işlenir.

Yem : Besi ve ahır hayvancılığı açısından önem taşır. Hayvancılığın, özellikle ahır hayvancılığının yaygın olduğu yerlerde yem endüstrisi gelişmektedir.

Dokuma, Deri ve Giyim Endüstrisi

UYARI : Bursa ve İstanbul pamuklu, yünlü ve ipekli dokumanın birlikte geliştiği merkezlerdir.

Pamuklu, Yünlü ve İpekli Dokuma : Türkiye’de son 30 – 40 yıl içinde dokuma endüstrisi büyük gelişme göstermiştir. Ege, Marmara ve Akdeniz bölgeleri pamuklu dokumanın geliştiği önemli merkezlerdir.

Halı ve Kilim Dokumacılığı : Küçükbaş hayvancılığın yaygın olduğu yerlerde gelişme göstermiştir. Yurtdışına da pazarlanan halı ve kilimlerin ekonomiye katkısı fazladır.

Deri ve Giyim : Deri ve kösele işleme endüstrisi ile giyim (konfeksiyon) endüstrisinin en fazla işlediği yer İstanbul ve çevresidir. Yurtdışına pazarlanan bu ürünlerin ekonomiye katkısı fazladır.

Kimya Endüstrisi

Petro-Kimya : Bu endüstri dalının geç gelişme göstermesinin nedeni hammadde yetersizliğidir. Petrol rafinerileri  yanında yer alan petro-kimya tesislerinin devreye girmesi plastik, lastik ve sentetik eşya üretimini artırmıştır.

Gübre : Bir tarım ülkesi olan Türkiye için yapay gübre büyük önem taşımaktadır. Çeşitli yerlerde kurulan gübre fabrikaları dışarıdan gübre alımını azaltmıştır.

İlaç ve Boya : Bu endüstri dalı İstanbul ve çevresinde gelişme göstermiştir. Bu fabrikalarda dış patentli ilaç üretimi yapılmaktadır.

Maden Endüstrisi

Demir-Çelik :  Maden endüstrisinin en önemli dalıdır. Karabük ve Ereğli demir-çelik fabrikalarının kurulması taşkömürünün varlığına, İskenderun demir-çelik fabrikasının kurulması ise ulaşım kolaylığına bağlıdır.

Bakır : Bakır tesisleri hammaddenin bol olduğu yerlerde kurulmuştur.

Alüminyum : Alüminyum üretim tesisleri Seydişehir’de hammaddeye yakınlık nedeniyle kurulmuştur.

Krom : Doğu Anadolu’nun kromları Elazığ’da, Fethiye-Köyceğiz kromları ise Antalya’da işlenmektedir.

Boraks : İç Anadolu, Ege ve Marmara’dan çıkarılan bor mineralleri Bandırma’daki boraks fabrikasında işlenmektedir.

Orman Ürünleri Endüstrisi

Bu endüstri dalı orman bakımından zengin olan yerlerde gelişme göstermiştir. Karadeniz Bölgesi ilk sırada yer alır. Bu endüstrinin en önemli kolu  kağıt ve selüloz endüstrisidir.

Madeni Eşya ve Makine Endüstrisi

Türkiye’de makine yapan tesislerin büyük bölümü Marmara Bölgesi’nde bulunur. Otomobil, tersane, beyaz eşya ile demiryolu malzemesi üreten fabrikalar bu endüstri dalı içinde yer alır.

Taş ve Toprağa Dayalı  Endüstri

Bu endüstri kolunu inşaat sektöründe kullanılan tuğla, kiremit gibi temel malzemeler ile cam endüstrisi oluşturur. Bu endüstrinin hammaddeleri bakımından son derece zengin olan ülkemizde çimento üretimi önemli bir yere gelmiştir. Çimento, Orta Doğu ülkelerine sattığımız önemli bir üründür. Cam üretimi ise son yıllarda büyük gelişme göstermiştir.

Türkiye’de Endüstri Kollarının Dağılışı

Türkiye’de çok çeşitli alanlarda endüstri kuruluşu bulunur. Endüstrinin en çok geliştiği bölgemiz Marmara’dır. İkinci sırada Ege Bölgesi yer alır.

Endüstri kuruluşlarının dağılışında yer şekilleri ve ulaşım olanakları daha etkili olmuştur. Doğu ve Güneydoğu Anadolu endüstrileşme bakımından en geri kalmış bölgelerimizdir. Bazı yörelerimizde endüstrinin gelişmesinde hammadde kaynakları, bazılarında ise enerji kaynağı etkili olmuştur. Zonguldak, Ergani, Murgul ve Seydişehir gibi merkezlerde endüstrinin gelişmesi maden yataklarına bağlıdır.

Türkiye’de Ulaşım

Türkiye’de ulaşımı Etkileyen Etmenler

Yer şekilleri : Türkiye’de dağ sıraları doğu-batı uzanışlı olduğundan yolların doğrultusu da aynıdır. Kuzey-Güney yönlü ulaşım ancak geçitlerle sağlanmaktadır.

İklim : Özellikle yükseltinin fazla olduğu Doğu Anadolu’da yoğun kar yağışı ve kar örtüsünün uzun süre yerde kalması ulaşımı olumsuz etkiler.

Ekonomik Koşullar : Ulaşımın gelişmesini engelleyen etmenlerden birisi de yol yapım giderleridir. Ayrıca yol, tünel, köprü yapımında çalışacak teknik elemanlar da  yetersizdir.

Ulaşım Türleri

Kara Ulaşımı : Türkiye özel konumu nedeniyle Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan ana yollar üzerinde yer almaktadır. Türkiye’de kara ulaşımı karayolu ve demiryolu ile sağlanmaktadır.

Karayolu : Karayolu ulaşımının önem kazanması ve gelişmesi 1950’li yıllarda başlamıştır. Karayolu ulaşımındaki gelişmeler özellikle son yıllarda hız kazanmıştır. Bu gelişme karayolu taşımacılığının daha hızlı olmasına ve en ücra yerlere karayolu ile ulaşım olanağının bulunmasına bağlıdır.

Demiryolu : Ülkemizdeki ilk demiryolları Osmanlılar döneminde yapılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryoluna daha fazla önem verilmiş ve demiryolları ulusallaştırılmıştır. Demiryolu hem önemli kentleri birbirine bağlaması hem de Anadolu’yu çevreleyen denizlerle bağlantıyı sağlaması nedeniyle büyük önem taşır. Ancak ülkemizde demiryolu taşımacılığı yavaş olması nedeniyle karayolu taşımacılığı ile rekabet edemez.

UYARI : Türkiye’de en yaygın olarak kullanılan ulaşım yolu karayollarıdır. Nedeni karayollarının en ücra yerlere kadar ulaşması ve ulaşımın daha hızlı yapılabilmesidir.

Hava Ulaşımı : Türkiye’de sivil havacılık 1933’ten sonra  gelişmeye başlamıştır. Diğer ulaşım türlerine göre daha hızlıdır. Havayolu ile her yere ulaşılamadığından ekonomik değildir. Birçok ülkeye uçak seferleri bulunmasına karşın, hava ulaşımı yeterince gelişmemiştir.

Deniz Ulaşımı : Türkiye 3 tarafı denizlerle çevrili bir yarımada özelliği taşımaktadır. Bu nedenle denizyolu ulaşımı bakımından elverişli koşullara sahiptir. Deniz taşımacılığı demiryolu ulaşımı gibi ekonomik bir taşımacılıktır. Son yıllarda deniz ticaret filomuzun deniz ticaretindeki payı % 30’a ulaşmıştır.

Önemli Limanlar : Bir kıyı kentinin liman olarak gelişmesi ardelinin büyüklüğüne, bölgedeki ürünlerin zenginliğine ve ardeli ile olan ulaşım kolaylığına bağlıdır. Önemli liman kentlerimiz, Mersin, İstanbul, İzmir, İzmit, İskenderun, Trabzon, Zonguldak, Bandırma ve Antalya’dır.

Türkiye’de Ticaret

Gerek iç gerekse dış ticaret temelde mal alım ve satımına dayanır. Bir yerde ticaretin gelişmesinde ulaşım kolaylığı büyük önem taşır.

İç Ticaret : İç ticaret ülke sınırları içinde gerçekleşen ticarettir. Türkiye’nin bölgelerinde tarım ürünlerinin ve endüstriyel üretimin farklılık göstermesi, iç ticaretin canlanmasını sağlamıştır. Marmara Bölgesi ticaretin çok geliştiği bir bölgemizdir. İki kıtayı birbirine bağlayan boğazların varlığı ve endüstrinin çok geliştiği bir bölge olması da ticaretin canlanmasında etkili olmuştur. En büyük ticaret merkezimiz İstanbul’u İzmir izler. Ayrıca Pazar, panayır ve fuarların iç ticarete önemli katkısı vardır.

Dış Ticaret : Türkiye’nin dış ticaretinde son yıllarda önemli gelişmeler olmasına karşın, dış alım dış satımdan daha fazladır.  Çünkü dış alımda sanayi ürünleri, dış satımda ise tarım ürünleri ağırlıklıdır. Türkiye’nin dış ticaretinde OECD ülkeleri başta gelir.

Dış Alım  : Türkiye’nin dışarıdan satın aldığı ürünlerin başında petrol ve endüstri ürünleri gelir. Son yıllarda dış alımın yaklaşık % 40’ı makinelerden oluşmaktadır. Endüstri malları, ham petrol, makineler, kimyasal maddeler, fosfat, demir-çelik ürünleri, asit ve bazlar, kağıt, kauçuk, plastik maddeler, yapay gübre başlıca dış alım ürünleridir.

Dış Satım : Türkiye’nin dışarıya sattıkları arasında tarım ürünleri ve madenler önem taşımaktadır. Ancak dış satımda madenlerin payı, endüstrinin gelişmesine bağlı olarak azalmıştır. Pamuk, tütün, fındık, kuru üzüm, incir, baklagiller, zeytin, canlı hayvan, deri, yapağı, maden (krom, bor mineralleri, civa, tuz, çinko, kurşun, zımpara taşı), dokuma ürünleri, şeker, sigara, içki, halı ve kilim, konfeksiyon ürünleri başlıca dış satım ürünleridir.

Transit Ticaret : Türkiye özel konumu nedeniyle transit ticaretin gelişmesine elverişli bir ülkedir. Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan en kısa, en ekonomik karayolu ülkemizden geçmektedir. Transit taşımacılıkta, mal yüklü kara ve deniz taşıtları yükleme-boşaltma yapmadan ülke topraklarından geçtiği için hizmet giderleri karşılığında gelir sağlanır. Günümüzde Anadolu’dan her yıl 35-40 bin tır geçiş yapmaktadır.

Türkiye’de Turizm

Türkiye’de Turizmi Etkileyen Etmenler

İklim Koşulları : Türkiye ılıman kuşakta bulunduğundan deniz turizminin gelişmesine uygun iklim koşullarına sahiptir. Özellikle Ege, Akdeniz ve Güney Marmara kıyıları deniz turizmi açısından önem taşımaktadır. Her mevsim yağışlı Karadeniz kıyılarında ise deniz turizmi gelişmemiştir.

Yer şekilleri : Türkiye ortalama yükseltisi fazla olduğundan kış turizmi açısından önemli bir çekiciliğe sahiptir. Özellikle kar yağışının fazla olduğu Uludağ, Erciyes gibi dağlarda kış turizmine yönelik kayak merkezleri bulunmaktadır. Türkiye’de peribacaları ve karstik şekiller de turizm için önem taşımaktadır.

Tarihi Özellikler : Anadolu tarih öncesi çağlardan bu yana çeşitli uygarlıkların kurulduğu bir yerdir. Bu dönemlerden kalan yapıtlar tarihi turizmin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

Festivaller ve Fuarlar: Uluslar arası düzenlenen festival ve fuarlar özellikle dış turizmin canlanmasını sağlar. Bunlar içinde en önemlisi İzmir Enternasyonal fuarıdır.

Turizmin Etkileri

Bir bölgede turizmin gelişmesi,

  • İç ve dış ticareti canlandırır.
  • İnşaat, mobilya, hediyelik eşya gibi sektörlerin gelişmesini sağlar.
  • Ulaşımın gelişmesini sağlar.
  • Bölgeler ve ülkeler arasındaki kültür alışverişini kolaylaştırır.
  • İnsanları birbirine yakınlaştırır.
  • Haberleşme olanaklarının gelişmesini sağlar.
  • Ülke ekonomisine büyük ölçüde katkıda bulunur.

Türkiye’nin Turistik Varlıkları

Türkiye çeşitlilik gösteren doğal güzellikleri ve zengin tarihi kalıntılarıyla önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Ilıman kuşakta yer alması nedeniyle 4 mevsimin belirgin yaşandığı ülkemizde özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında deniz turizmi gelişme göstermiştir. Çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış olması da tarihi turizmin gelişmesinde önemli paya sahiptir. Milli parklar, çeşitli yer şekilleri ve bitki türlerinin bulunduğu Türkiye’de doğa turizmi son yıllarda deniz turizmi kadar ilgi görmeye başlamıştır. Uluslar arası düzenlenen festivaller ve fuarlarda ülkemizdeki turizm çeşitliliğini dışarıya sunmamızda etkili olmaktadır.

Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri

Turizm gelirlerinin ülke ekonomisine katkısı özellikle dış ticaret gelirleri açısından büyük önem taşır. İspanya, İtalya gibi birçok ülke dış ticaret açığının kapanmasında  turizm gelirlerinden yararlanmaktadır. Türkiye’ye son yıllarda gelen turist sayısının artmasına bağlı olarak turizm gelirinin ekonomiye katkısı artmıştır. Dış ticaret gelirlerimizin yaklaşık % 15-20’si turizmden sağlanmaktadır.


bursa evden eve nakliyat
Bedava İlan Verme