Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

Bitkisel Dokular İle İlgili Kavram Haritası
Boşaltım İle İlgili Kavram Haritası (1)
Boşaltım İle İlgili Kavram Haritası (2)
Canlılar İçin Enerji Konusu İle İlgili Kavram Haritası
Dolaşım Sistemi İle İlgili Kavram Haritası
Dolaşım Sistemi ve Su Arıtma Sisteme Arasındaki Benzerliğin Analojisi
Hücre Konusu İle İlgili Kavram Haritası
İskelet Sistemi İle İlgili Kavram Haritası
Kalbin Yapısı İşleyişi Ve Özellikleri İle İlgili Kavram Haritası
Kimyasal Bağlar Konusu İle İlgili Kavram Haritası
Maddenin Yapısı İle İlgili Kavram Haritası
Sindirim Sistemi İle İlgili Kavram Haritası
Sinir Sistemi İle İlgili Kavram Haritası (1)
Sinir Sistemi İle İlgili Kavram Haritası (2)
Sinir Sistemi İle İlgili Kavram Haritası (3)

Etkin Dinleme Yöntemi

Derste etkin bir dinleyici olmanızı sağlayacak olan İFİKAN yöntemi 6 basamaktan oluşur.

İ = İleriye bak

F = Fikirler

İ = İşaretler

K = Katıl

A = Araştır

N = Not tut

1. Basamak (İleriye Bak)

Dersi dinlerken öğretmenin anlatmakta olduğundan yola çıkarak, daha sonra söyleyeceğini önceden tahmin etmeye çalışın. Bunun dört yararı vardır.

  • Uyanık kalırsınız

  • Dikkat kopmalarını önler, dikkatinizi sürdürürsünüz.

  • Aktif katılımda bulunursunuz

  • Motivasyonunuz artar

“İleriye bak” basamağını üç aşamada uygulayabilirsiniz.  

1. O gün derste öğreneceğiniz konuları önceden okuyun. Bu, dersi dersten önce çalışmak anlamına gelmez. Yapılacak ön okumanın amacı o konuyla ilgili temel kavramları tanımaktır. Böylece fikirler, isimler, yerler, ilkeler ve formüller derste karşınıza çıkınca onları daha kolay anlarsınız. Bu da dersi dersten sonra daha iyi hatırlamanızı sağlar.

2. Dersten önce konuları okurken cevaplandırılmasını isteyeceğiniz soruların neler olabileceğini düşünün.

*  Yapılan araştırmalar sorulara cevap olacak şekilde dinlemenin ve okumanın, daha iyi öğrenmeyi sağladığını ortaya koymuştur.

3. Öğretmenin anlattıklarını göz önüne alarak, bir sonraki aşamada neyin gelebileceği konusunda fikir yürütün. Böylece zihninizi konu etrafında yoğunlaştırmış olur ve daha çok şey hatırlarsınız.

2. Basamak (Fikirler)

Size önemli fikirlere kulak kabartmanız gerektiğini hatırlatır. Ders konusu, bir konunun temelini oluşturan belirli fikirleri içerir. Bu fikirlerin neler olduğuna dikkat edin. Genellikle anahtar fikirler örneklerle, açıklamalarla, kanıtlarla desteklenir ve sık sık tekrarlanır. Kendi kendinize sürekli olarak şu soruları sorarak anahtar fikirler bulabilirsiniz.

Burada temel fikir nedir?

Yeni bir fikir mi?

Öğretmenin bu anlattıkları neyi ortaya koyuyor?

Bu sorularla anahtar fikirleri, temel fikir ve kavramları bulmanız mümkün olacaktır. Bir süre sonra ise anahtar fikirlerin tekrar tekrar geçtiğini göreceksiniz.

Bir ders sırasında anlatılan bir çok şeyin, fikir ve temel kavramı ortaya koyma ve bunları desteklemek için tekrarlandığını fark edeceksiniz.

3. Basamak (İşaretler)

Dershane bir oyundur. Bu oyunun kurallarını bilerek ve buna uyarak oynarsanız hem başarılı olur, hem de bu oyundan zevk alırsınız; işte öğretmenlerin işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmak okul oyununun en zevkli yönlerinden biridir. Bir öğretmen konunun önemli bir noktasını anlatırken bazı ip uçları kullanır, ses tonunda bazı farklılıklar yaratarak size ip uçları verir. Bu işaretlere örnek şunlar olabilir.

*  Önemli …

*  Başlıca …

*  Can alıcı …

*  Şunu unutmayalım ki …

*  Burada esas fikir …

Eğer öğretmen ana fikri destekleyici kanıtlar veriyorsa muhtemelen şu kelimelerle işaret verecektir.

* Örneğin, …

* Bunun tersini, …

* Aynı zamanda, …

* Benzer şekilde, …

* Buna ek olarak, …

Son bölümler ve özetler için ise işaretlerin kullanılması muhtemeldir.

* Çoğunlukla, …

* Sonuç olarak, …

* Bu sebeple, …

* Aynı zamanda, …

* Benzer şekilde, …

* Buna ek olarak, …

4. Basamak (Katıl)

Aktif bir dinleyici olabilmek aynı zamanda eldeki imkanlardan en iyi biçimde yararlanmayı gerektirir. Bunun için yapmanız gerekenler şöyle sıralanabilir.

*  Derse zamanında gelin.

*  Görebileceğiniz, duyabileceğiniz bir yerde oturun.

* Öğretmenin söylediklerini anladığınızı başınızı sallayarak veya gülümseyerek belirtin. Çünkü bu öğretmeninizi de cesaretlendirecektir.

5. Basamak  (Araştır)

* Öğretmene konuyla ilgili sorular sorun.

* Konuyla ilgili kendi fikirlerinizi öğretmeninizle veya dersten sonra bir arkadaşınızla paylaşın.

* Sorularınıza verilen cevabı anlamadıysanız veya anlatılandan tatmin olmadıysanız, yeni sorular sorun veya ek açıklamalar isteyin.

* Aklınıza gelen soruları veya konuyla ilgili yorumlarını unutmamak için defterinize not alın.

6. Basamak (Not Tutmak)

Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemlerin çözüm kümesini bulunuz.

* Denklemin bir tarafındaki ifade eşit ifadeyle değiştirebiliriz. ( Her türlü işlem yapılabiliriz. )

* Denklemin her iki tarafı da aynı ifade ile toplanabilir çıkartılabilir. ( Terim denklemin bir tarafından diğer tarafa ters işlem olarak gider. )

* Denklemin her iki tarafı da sıfırdan farklı bir sayı ile çarpılabilir bölünebilir.

Örnek: 3 ( 3x – 2 ) = 2 ( 2x + 5 ) – 1

3.3x + 3.(-2) = 2.2x + 2.5 – 1

9x – 6 = 4x + 10 – 1

9x – 6 + (6 – 4x) = 4x +10 – 1+ (6 – 4x)

9x – 6 + 6 – 4x = 4x + 10 – 1 + 6 – 4x

9x – 4x = 10 – 1 + 6

5x = 15

5x = 15

5 5

x = 3 Ç = { ( 3 ) }

1. x + 7 = 11

2. y – 3 = 6

3. 2x = 12

4. 4x – 3 = 9

5. x + 4 = 15

6. x + 5 = – 12

7. x – 3 = 10

8. x – 9 = – 17

9. 9x = 45

10. – 4x = – 36

11. 42x = 24

12. – 6x = – 7

13. – 5x = – 30

14. 20x + 15 = 25

15. 15x – 9 = 21

16. 2x + 1 = 7

17. 10x – 15 = 5

18. 25 – x = 15

19. 12 – x = – 13

20. 3x – 7x = 12

21. 5 – x = 7

22. 3x + 9 = 15

23. 4x – 7 = 25

24. x + 7 – 3 = 11

25. x + ( – 3 ) 3 = 3 – 42

26. 5 – x + 3 = 12

27. x – 4 = ( – 2 ) 2

28. 7x – 8 = 6 – 5x

29. – x + 4 = – 3

30. – 5x – 28 = – 8

31. – 9x + 2 = – 16

32. 3 ( x + 4 ) = 21

33. – 8 ( x – 3 ) = – 48

34. 2 ( x + 1 ) = – 6

35. 6 ( 3 – 4x ) = – 6

36. – 2 ( 5 – 5x ) = – 40

37. 10 ( x + 3 ) = 0

38. 5 ( 1 – 3x ) = – 35

39. 4x + 7 = 3

40. 5x + 3 = 3

41. 3x – 6 = – 3

42. 10 – ( 50 + x ) = 15

43. 4 ( x – 3 ) + 5 = 9

44. 7 ( x + 3 ) + 5 = 54

45. 6 ( x – 4 ) + 3 = 15

46. 2 ( x + 1 ) – 1 = 13

47. 3 + 4 ( x – 2 ) = 20

48. 3 ( 3x – 2 ) = 2 ( 2x – 5 )

49. 6 – 3 (x + 1 ) = 2 + 3 ( 2x + 3 )

50. 3 – 2 (x – 1 ) = 4 – 3 ( x + 1 )

51. 5 ( 10 – x ) + 20 + 6x = 80

52. 3 ( x – 1 ) + 4 = 2 ( x + 3 ) + 1

53. ( x + 1 )2 – 16 = ( x – 1 )2 + 20

54. ( 2y + 1 )2 – ( 2y – 1 )2 = 16

55. – 3x + 2 = x – 6

56. 4y + 3 = 2y – 1

57. 3 ( x – 2 ) = ( x – 2 ) 2

58. ( x – 7 ) ( x + 15 ) = x2 + 25

59. 3x2 – 14x – 15 = (x + 5)(3x – 7)

60. ( x – 6 ) x = ( x – 2 ) ( x – 5 )

Birinci Dereceden İki Bilinmeyenli Denklemler.

Örnek: Ayşe ile ablasının cevizlerinin toplamı 86’dır. Ayşe’nin cevizlerinin 2 katının 13 fazlası, ablasının cevizlerinin 3 katına eşittir. Her birinin kaçar cevizi vardır?

Ayşe’nin ceviz sayısı x Þ 49

Ablasının ceviz sayısı y Þ 37

Birinci cümleden: x + y = 86

İkinci cümleden: 2.x + 13 = 3.y

Yok Etme Metodu:

x + y = 86 | . 3 3x + 3y = 258

2x = 3y – 13 + 2x – 3y = – 13

5x + 0 = 245

5x = 245 49 + y = 86

5 5 y = 86 – 49

x = 49 y = 37

Yerine Koyma Metodu:

x + y = 86 y = 86 – x

2x – 3y = – 13 2x – 3(86 – x) =13

2x – 258 + 3x = – 13

5x = – 13 + 258 y = 86 – 49

5x = 245 y = 37

5 5

x = 49 Ç = { ( 49; 37 ) }

1. Bir kumbarada 21 adet madeni para olup değeri 1 450 000 liradır. Bunlardan bir kısmı 50 000 liralık, kalanı da 100 000 liralıktır. Kumbarada kaç tane 50 000 liralık, kaç tane 100 000 liralık vardır?

2. Funda ile babasının yaşları toplamı 63’dür. Funda’nın yaşının 2 katından 9 fazlası babasının yaşına eşit olduğuna göre, Funda ve babasının yaşlarını bulun.

3. Yurdanur 9, annesi 39 yaşındadır. Kaç yıl sonra annesinin yaşının 1/3’ü Yurdanur’un yaşına eşittir?

4. İki tam sayının toplamı 60’tır. Birinci sayının yarısı, ikinci sayının 1/3’üne eşittir. Bu sayıları bulun.

5. Bir sınıfın mevcudu 48’dir. Kızların sayısı, erkeklerin sayısının yarısından 6 fazladır. Bu sınıftaki kız ve erkek sayılarını bulunuz.

6. 65 sayısını öyle iki parçaya ayırın ki, birincinin 3 katı, ikincinin 5 katından 3 fazla olsun.

7. Bir kesrin paydası, payının 3 katından 1 fazladır. Pay ve paydasına 11 eklediğimizde kesrin değeri 5/8 oluyor. Bu kesri bulunuz.

8. Rakamların toplamı 10 olan öyle iki basamaklı bir sayı bulunuz ki, bu sayının 2 katının 28 eksiği, sayının ters yazılışına eşittir. Bu sayıyı bulunuz.

 

cevaplar:

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

Bilimsel sınıflandırma
Alem: Animalia
Şube: Arthropoda
Sınıf: Insecta
Takım: Lepidoptera
Familya: Bombycidae
Cins: ””’Bombyx””’
Tür: ””’B. mori””’
Binominal adı
”Bombyx mori”
Linnaeus, 1758


İpek böceği (Bombyx mori), Bombycidae familyasından ördüğü kozalardan ipek elde edilen, dut yaprağı ile beslenen bir cins kelebeğin tırtılı.
Kelebek yumurtalarını dut yaprakları üzerine bırakır, yumurtladıktan üç dört gün sonra ölür. Baharda taze dut yaprakları üzerindeki yumurtalardan larva halinde çıkan tırtıllar sık tüylü ve siyahtır. Büyük bir iştahla devamlı dut yaprağı yerler ve dört beş defa gömlek değiştirerek bir birbuçuk ayda 7 veya 8 santime ulaşırlar. Büyüdükçe renkleri açılır ve tüyleri kaybour. İyice büyüyüp de hücrelerine yerleşince üst dudağındaki delikten iplik halinde zamk gibi bir sıvı çıkararak kozasını yapmaya başlar.
Tırtıl önce kozanın dış kısmını sonra kendi vücudunun etrafını örmeye devam eder ve görünmez olur. Eğer kendi haline bıraklırsa iki üç hafta içinde kelebek haline gelerek ördüğü kozayı parçalar ve dışarı çıkar. Bu yüzden kozayı parçalamadan kozalar sıcak suya atılır veya sıcak su buharına tutularak tırtıl öldürülür. Böylece ipek kozaları elde edilir. Bu kozalardan da tel şeklindeki ipek lifleri çıkarılıp ham ipek üretilir.
Böceğin neslinin devamı için bir kısım kozanın parçalanıp kelebeğin çıkmasına müsaade edilir. Suni ipek kavak, göknar, söğüt gibi selülozca zengin olan ağaçlardan kimyasal yollarla elde edilen liflere denir.
İpek kozalarıSuni ipek viskos metodu ile elde edilir. Belirtilen ağaçlar önce levha haline getirilir. Sonra kurutulur ve makinelere konularak lif lif parçalanır. Selüloz lifleri sac kaplarda birkaç gün bekletildikten sonra kükürtleme makinalarında 100 kilogramına 33 kilogram karbonsülfür karıştıralarak, belirli sıcaklıkta 2½ saat bekletilir. Bu arada selüloz renklenmeye başlar istenilen beyaz renk elde edilince kükürtleme kesilir. Elde edilen madde kesilir. Sonra platin alaşımından yapılmış çok ince delikli gözlerden asitli bir banyo içine fışkırtılır. Böylece gözlerden çıkan madde iplik haline gelir ve makaralara sarılır. Asit kükürt ve serbest tuzdan temizlenen madde suni ipek olarak piyasaya sürülür. Suni ipek tabi ipek kadar dayanıklı değildir.


* Kalıtsal Bilgiler KROMATİN İPLİK denilen yapının içinde yer alır. Kromatin iplik hücre bölünmesi sırasında kısalıp kalınlaşarak KROMOZOM yapısını ve adını alır.

Kromatin iplik yapısında : DNA ve PROTEİNLER bulunur

*DNA’nın yapısı nasıl?

*Gen ne demek idi? DNA’nın görevi ne olabilir?

*James Watson ve Francis Crick adlı bilim adamları DNA’yı temsil eden modeli hazırlamaışlardır.

HÜCREDE YAPI VE CANLILIK OLAYLARININ YÖNETİMİ NASIL SAĞLANIR?

*Hücrede yapı ve canlılık olaylarının yönetimini nükleik asit adını verdiğimiz moleküller sağlar.

*Protein sentezi, enerji üretimi, büyüme, gelişme ve üreme gibi olaylar nükleik asitler tarafından gerçekleştirildiği için, bunlara yönetici moleküller de denir. Nükleik asitler hücredeki en büyük moleküllerdir.

*Hücrenin çekirdeğinden başka sitoplâzma, mitokondri, ribozom ve kloroplâstta da bulunur.

*İki çeşit nükleik asit vardır:

1. Deoksiribonükleik asit (DNA)

2. Ribonükleik asit (RNA)

YÖNETİCİ MOLEKÜL: DNA

*DNA hücrenin çekirdeğinde bulunur. Madde yapımı, yıkımı, çoğalma gibi canlılık olaylarının nasıl gelişebileceğini ilişkin bilgileri taşır.

* Hücrelerin farklı davranış göstermesi ve farklı protein üretmesi DNA yönetiminde olur.

* DNA kendini eşleyerek özelliklerinin diğer hücrelere taşınmasını sağlar. Bu yüzden canlıya ait kalıtsal özelliklerin bir sonraki nesle aktarımı gerçekleşir.

DNA Molekülünün Yapısı Nasıldır?

* DNA molekülünün yapısında karbon (C), oksijen (O), hidrojen (H), azot (N) ve fosfat (P) elementleri bulunur.

* Bir nükleik asitin yapı birimi nükleotiddir.

* DNA molekülü iki nükleotid zincirinden oluşmuş sarmal bir yapıdır.

NOT: Urasil bazı DNA da bulunmaz.RNA da bulunur.RNA da ise Timin bulunmaz.DNA da Deoksiriboz şekeri bulunur.

*DNA nükleotidleri birbirine şeker ve fosfat grupları ile bağlanarak bir zincir meydana getirir. DNA iki nükleotit zincirinin birleşmesiyle oluşur.

* Adenin ile timin nükleotidleri arasında 2, Guanin ile sitozin arasında 3 hidrojen bağı oluşarak, DNA’nın çift sarmal yapısı meydana gelir.

*Bir DNA molekülünde daima adeninle timin, guaninle sitozin bağ yapacağından adenin sayısı timine, guanin sayısı sitozine eşit olur. (A = T, G = S)

*Bir DNA molekülünü oluşturan nükleotidlerin sayısı, sıralanış ve çeşidi, türden türe veya bir türün bireyleri arasında farklılık gösterir. Bu nedenle her canlının kendine özgü kalıtsal özellikleri vardır. Nükleotidleri birbirinden farklı yapan özellikler taşıdıkları organik bazlardır.

DNA’nın en önemli özeliklerinden biriside kendi kendini eşleyebilmesidir.

* Hem kalıtsal karakterlerin taşınması için hem de canlının bir hücre olarak başladığı hayatını geliştirerek devam ettirmesi için DNA’nın kendini eşlemesi gerekir

* Hücre bölünmesi esnasında DNA’nın iki zinciri, enzimler aracılığıyla, bir uçtan fermuarın açılması gibi boydan boya açılır.

* Ayrılma sonucunda oluşan her zincirde bulunan bazlara ortamda bulunan nükleotidler bağlanır. Bağlanma daima adeninle timin, guaninle sitozin arasında oluşur.

Yeni bağlanmış nükleotidler alt alta sıralanarak yeni zinciri meydana getirir.

* DNA eşlenirken iki ana zincir korunur. Birbirinden ayrılan bu iki zincirin karşısına ortamdaki nükleotidlerden iki yeni zincir oluşturulur. Eşlenmenin tamamlanmasıyla birbirinin aynı iki DNA meydana gelir.

DNA – Gen – Kromozom

* Hücrede bölünme döneminin dışındaki zamanlarda DNA dağınık uzun ipliksi şekilde görülür. Bu yapıya kromatin ağ denir. Bölünme sırasında kromatin ağ kısalıp, kalınlaşarak kromozomu oluşturur. Kromozomun yapısında DNA’yla birlikte protein bulunur.

* Kromozomların, canlıya ait belli bir özelliği taşıyan ve sonraki kuşaklara aktarılmasını sağlayan parçasına gen denir. Her DNA binlerce genin meydana getirdiği bir bütündür. İnsana ait kan grubu, göz rengi, dil yuvarlama, kıvırcık saçlılık, protein çeşitleri gibi pek çok özellik genlerle taşınır.

* Genlerdeki bilgiler sentezlenecek olan protein bilgiler(tarif)dir. Her bir GEN TEK bir PROTEİNİN üretilmesinden sorumludur. GEN lerin uzunluğu farklıdır.Kimi genler binlerce baz uzunluğundadır.
KALITIM VE ÇEVRE

* Bir canlıda karakterlerin oluşumunu genetik yapı ve çevre koşulları etkiler. Canlıda görülen özelliklerin bazıları sadece kalıtsal olmasına rağmen, bazıları kalıtım ve çevrenin karşılıklı etkileşimiyle ortaya çıkabilir.

* Çevre şartları uygun olursa genler çalışır ve kalıtsal özellikler ortaya çıkar.

* Sıcaklık, su,iklim,beslenme,hormonlar,basıç,atık maddeler,ortamın nemi çevresel etkenler olarak karşımıza çıkmaktadır.Çevre sadece genlerin çalışmasına uygun bir ortam hazırlar.

*Ergenlik döneminde salgılanan eşeysel hormonlar sağlıklı ve dengeli bir beslenme sonucunda ergenlik dönemi normal yaşanır.Kuzey kutbunda yaşayan canlılar ekvator iklimi olan bir yerde yaşayamaz yada dış görünümünde bir uyum değişikliği gözlenir.

* Kutup bölgelerinde yaşayan hayvanların derileri kalın ve üzerindeki tüyler uzun,vücuttaki yağ oranı fazladır. Ekvatorda yaşayan hayvanların derileri ince ve tüyleri kısa , vücuttaki yağ oranı azdır.

*Eğer genler yüzyıllar boyunca hiç değişmeden hep aynı özelliklerle devam etseydi, Yeryüzünde bu kadar çok çeşitli bitki ve hayvan türü olabilecek miydi?

*Karakterler hem KALITIM hem de ÇEVRE ürünüdür.

MODİFİKASYON

* Farklı çevresel şartların etkisiyle bir canlının sadece dış görünüşünde yani fenotipinde meydana gelen değişmelere modifikasyon denir.

*Genlerin yapısını değil de ,çalışma şekil ve derecelerinin değişmesidir.

*Modifikasyonlar sonradan kazanılan özelliklerdir,kalıtsal değildir,vücut hücreleri üzerinde olduğu için nesilden nesile aktarılamaz.

*Çevre şartları değiştiğinde genlerin yapısı(adenin ,guanin baz dizilimi) değişmez işleyişi değişir.

*ÖRNEK:Işıksız bir ortamda yetişen bir bitki yaprağı açık yeşildir.Bu bitki ışığa çıkarılırsa yaprak koyu renk olur.

*Örnek:Aslanağzı bitkisinin bir kısmı ovada bir kısmı dağda yetiştirilirse:

Dağdaki………uzun köklü-kısa boylıu Ovada yaşayanlar…….kısa köklü uzun boylu olurlar.

*Örnek HİMALAYA tavşanları: Bunların kulak ve patileri siyahtır.

*Birkaçının tüyleri kırpılıp üzeri bandajla kapatılır ve sıcak bir ortama bırakılırsa kapatılan bölüm siyahlaşır.

Siyahlaşan bölge kapatılıp tekrar soğuk ortam bırakılırsa beyazlaşır.

(Aynı tarifle pişirilen keklerin bile farklı olduğunu düşünürsek aynı genotipe sahip olduğu halde fenotipi farklılık gösteren bireyler olması.yeşil yapraklı bir bitki karanlık bir ortama konduğunda yapraklarında açıkyeşil yada beyaz tonları oluşur.Aynı bitki tekrar ışıklı bir ortama konduğunda yapraklı yeniden eski yeşile kavuşur.)

*insan derisi mevsimine göre bronzlaşması yada açık renk alması.

*Tavşanların tüy renginin hava sıcaklığına göre değişmesi.

*Spor yapanların vücutlarındaki kasların gelişmesi.

*Sineklerde kanat şeklinin değişmesi(düz,kıvrık olması).

*Döllenmiş arı yumurtasının bal özüyle beslenince işçi arı ; arı sütüyle beslenince ana arıyı oluşturması (Bu kadar etkili bir modifikasyon örneği çok azdır.)

*Çuha çiçeğinin 30 derecede beyaz, 15derecede kırmızı çiçek açması

*Ortam sıcaklığı ,nem oranı,beslenme miktarı ışıklanma süresi bu olaya neden olabilir.

MUTASYONLAR:

*Canlıların eşey hücrelerinde meydana gelen ve anormal değişmeler (Gen,DNA yada kromozomların yapısında meydan gelen değişmelere denir.) şeklinde ortaya çıkan değişmelerdir.

*Mutasyonlar gen üzerinde eksilme ,artma, bozulma gibi nedenlerle ortaya çıkar.

*Mutasyonların üreme hücrelerinde görülenleri kalıtsaldır. Kuşaklar boyunca bu değişimlerin olduğu bilinmektedir.Vücut hücrelerinde görülenleri ise kalıtsal olmayıp nesilden nesile aktarılamaz.(Eşeysiz üreme görülen canlılarda dölden döle aktarılabilir)

*Genotipte olan mutasyonlar fenotipte de değişikliklere neden olmaktadır.

*Geriye dönüşü olmayan ve ortam şartları ile ilgisiz olan varyasyonlardır.Latince de MUTARE: DEĞİŞME anlamına gelir.

*Mutasyonlar nedenlerine göre iki çeşittir.

a-)DOĞAL (SPONTAN)Mutasyonlar: Kendiliğinden birdenbire olan değişmelerdir.Birdenbire meydana gelir.doğada çok rastlanır.Örn:dikenli bir bitkinin dikensiz olması; Düz yapraklının parçalı yapraklı olması.

b-)YAPAY Mutasyonlar: Çeşitli fiziksel ve kimyasal etkilerle (zehirler,ilaçlar,radyasyon,X ışınları , tarım ilaçları,Nitrik asit,civa , sigara katranı ….gibi maddelere MUTAJEN FAKTÖRLER denir.)

Mutajen faktörler:

Radyasyon(yüksek enerjili zararlı ışınımlar):Gebelik zamanı çekilen röntgen filmlerinde,güneş,nükleer santraller…

-Kimyasal maddeler:Uçucu kimyasal maddeler,civa,alkol,sigara,DDTgibi böcek laçları,aşırı hormon kullanımı,yakıcı,boğucu,zehirleyici gazlar..

-Asitlik-bazlık derecesi(pH):bu derecenin değişmesimolekülerin kimyasal yapısını bozabilmektedir.

Besinlerdeki katkı maddeleri,ateşli hastalıklar,hava ve su kirliliği

*(Kromozom mutasyonları ya da GEN mutasyonları olarak hücrede meydana geldikleri yer bakımından da incelenbilirler.)

*Yaralı mutasyonlar: bazı mutasyonlar canlının yaşama ve üreme şansını artırabildiği için yararlıdır.

*Zaralı mutasyonlar: canlının yaşama ve üreme şansını azaltan mutasyonlara denir. Kanser, altı parmaklılık, yapışık ikizlilik, down sendromu,orak hücreli anemi, hemofili, eksik organlı çocuklar, albinoluk, kısa bacaklılık, iki kafalı çocuk…

Genetik Mühendisliği ve BİYOTEKNOLOJİ

Tıp:İnsülin, büyüme hormonu, antibiyotikler gibi biyolojik moleküller ucuza ve bol miktarda üretilmektedir.

Tarım:Bitkilerin genetik yapısının geliştirilmesiyle verim arttırılabilir. Tarım zararlılarına karşı biyolojik mücadele gerçekleştirilmektedir.

Hayvancılık:Hayvanların et, süt verimi için çaprazlama ve diğer yöntemlerle yeni hayvan ırkları geliştirilmiştir.

Adli Tıp:DNA analizleri, babalık testi çalışmaları, olayların çözümlenmesine yardımcı olur.

Çevre :Bazı bakteri, alg ve mantarlar endüstriyel ve evsel atıkların, ağır metallerin ortadan kaldırılmasında kullanılmaktadır

Farklı ekosistemlerde yasayan canlılar çevreye uyum sağlamak için belirgin özellikler kazanmıştır. Canlıların belirli ortam koşullarında yasama ve üreme şansını artıran fiziksel yapılar, davranışlar gibi kalıtsal özellikler kazanmasına adaptasyon adi verilir. Canlılar beslenme, barınma, avlanma, üreme ve düşmanlarından korunma gibi yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için adaptasyon gösterirler. Örneğin deve kuşları çok hızlı koşabilmek için uzun ve güçlü bacaklara sahiptir. Penguenler perdeli ayakları sayesinde hızla yüzer ve deri altlarında depoladıkları yağ, soğuk ortamlarda vücut sıcaklıklarını korumalarını sağlar.
Ayni ekosistemde yasayan canlılar hayatta kalmak için benzer adaptasyonlar geliştirir.
Örneğin, sıcak iklimlerde yasayan türdeşlerinden farklı olarak kutup ayılarının dengelerini sağlayabilmek için bacak boyları kısadır ve ayakları geniş tabanlıdır.

Ayni şekilde, kutuplarda yasayan penguenlerin vücut yapıları da bu özellikler bakımından kutup ayıları ile benzerdir. Her iki hayvan türü de soğuktan korunmak için derilerinin altında yağ biriktirirler.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatması, göç etmeleri, bitkilerin yapraklarını dökmesi birer adaptasyondur.
Soğuk bölgelerde yasayan canlılar gibi sıcak bölgelerde yasayan canlılar da yasadıkları bölgede hayatta kalabilmek için benzer adaptasyonlar gösterirler.
Örneğin çölde yasayan tilki, fare ve tavsanın kulakları ve kuyrukları uzun, vücut yüzeyleri geniştir. Bu özellikleri onların vücutlarındaki isi kaybını artırarak vücut sıcaklıklarını korumalarını sağlar. Sadece hayvanlar değil bitkiler de
adaptasyon gösterir.

Yine çöle özgü bir bitki olan kaktüsün yapraklarının diken seklinde, kıvrık ve tüylü olması, gövdesinde su depo etmesi bitkinin su kaybını azaltır.

Canlıların yasadıkları ortamlardaki değişimlere adaptasyonları, biyolojik çeşitliliğe katkıda bulunur.

Örneğin, ülkemizde ormanlarda doğal olarak yetişen meşe ağacının farklı birçok türü  bulunmaktadır. Meşe ağaçları arasındaki bu çeşitliliği başka canlı türlerinde de görebiliriz.
Türlerdeki bu farklılık ve çeşitlilikler çok eski zamanlardan beri insanların dikkatini çekmişti. Ancak bu çeşitliliğin nedeni ve nasıl oluştuğu belirlenememişti. Bundan yalnızca iki yüzyıl öncesine kadar Dünya ve üzerinde yasayan canlıların değişmediği düşünülmekteydi. Ancak nesli tükenmiş türlere ait fosillerin bulunması, canlıların değişmediği fikri hakkında sorular sorulmasına ve bu konuda araştırmalar yapılmasına yol açmıştır.


Lamarck

Fosiller üzerinde çalışan Lamarck (Lamark),

*Çeşitli omurgasız hayvan türlerine ait fosilleri inceleyerek onları zaman sırasına göre dizmiştir.

* Sonunda bazı türlerin yavaş yavaş diğerlerine dönüştüğünü ve bu olayın günümüzde de devam ettiğini ileri sürmüştür.

*Lamarck’a göre canlı dünyası denizde yaşayan basit organizmalarla başlamıştı.

*Bu organizmalar daha sonra karaya geçmiş ve bu değişim bugünkü türler oluşuncaya kadar devam etmişti.

*Bu kurama göre canlı türlerinde görülen ve jeolojik zamanın ilk dilimlerinden başlayarak günümüzde de devam eden
değişimlere evrim adi verilir.

*Lamarck, türlerin yasadıkları çevreye daha iyi uyum sağlamak için evrim geçirdiğini savunur ve bu düşüncesini desteklemek için zürafa örneğini verir.
Ona göre, zürafanın boynu bozkırlardaki yaprakları yiyebilmek için sürekli olarak uzamıştır. Normalden daha uzun boyna sahip zürafalar bu özelliği yavrularına aktarmıştır. Bu nedenle Lamarck, “Bir organ fazla kullanılıyorsa gelişmesini sürdürerek, daha etkin bir yapı kazanır.” görüsünü ortaya atmıştır. Kullanılan vücut bölümlerinin geliştiğini, kullanılmayanların ise köreldiğini savunmuştu. Eğer canlılar Lamarck’in görüşlerinde belirtildiği gibi bir evrim geçiriyor olsaydı, kaslarını geliştiren sporcuların çocuklarının da kaslarının gelişmiş olması gerekmez miydi?
Lamarek’in düşünceleri, türlerin evrimleşmesi konusunda başka araştırmalara da yol açmıştır.

Darwin

Darwin (Darvin) ve Wallace (Valis) bu konuda araştırmaları olan diğer bilim insanlarıdır ve eş zamanlı olarak benzer sonuçlara ulaşmışlardır.

Darwin, temel olarak iki fikri ileri sürmüştür.

*Birincisi, türler içerisinde sayısız varyasyon (tür içindeki çeşitlilikler) bulunmaktadır. Bu varyasyonların büyük bir çoğunluğu genetiktir.

*ikincisi ise doğal seçilimdir. Yaşamsal faaliyetler için gerekli besin, su, barınak, ışık gibi faktörler canlılar arasında yasam mücadelesine neden olur. Bu savaşta basarili olanlar yaşamını sürdürürken, ortam koşullarına uyum sağlayamayanlar ise yok olur.

Varyasyon, genetik biliminde kullanılan bir terimdir ve “çeşitlenme” demektir. Bu genetik olay, bir canlı türünün içindeki bireylerin ya da grupların, birbirlerinden farklı özelliklere sahip olmasına neden olur.

Köpeklerdeki Varyasyon

Örneğin yeryüzündeki insanların hepsi temelde aynı genetik bilgiye sahiptirler, ama bu genetik bilginin izin verdiği varyasyon potansiyeli sayesinde kimisi çekik gözlüdür, kimisi kızıl saçlıdır, kimisinin burnu uzun, kimisinin boyu kısadır.

Darwin doğal seçilim sonucu yeni türlerin ortaya çıkabileceğini ifade etmiştir. 1800’lü yılların ortasına kadar İngiltere’de yasayan güve kelebekleri açık renkliydi.Ağaç gövdeleri de açık renkliydi ve likenlerle kaplıydı. Böyle bir ortamda güve kelebeklerinin kuşlar tarafından fark edilip avlanması zordu. Sanayi devrimiyle birlikte likenler ortadan kalkmış, ağaç gövdeleri ise kurumla kaplanmıştı.

1890’1i yıllara gelindiğinde bu yörede güve kelebeklerinin %98’i siyah renkliydi. Bu çevre şartlarına uyum sağlayan güve kelebeklerinin yasama şansı artarken diğerlerininki azalmıştır. Güve kelebeklerinde görülen bu durum doğal seçilime örnektir.

HAYATA DAİR HEDEFLERİM

5 YILLIK HEDEFLERİM

1 YILLIK HEDEFLERİM

1 AYLIK HEDEFLERİM

HAFTALIK HEDEFLERİM

Verimli Ders Çalışmayı Etkileyen Çevre Faktörleri

  • Çalışma ortamının ders çalışmaya uygun olması çalışmayı daha verimli hale getirdiği bir gerçektir.

  • Her ne kadar herkese tam anlamıyla uygun bir çalışma ortam modeli geliştirememişse de çalışma odasının düzeni ve eşyaların durumu dikkati etkilediği bilinmektedir. Bu sebeple çalışma ortamının bazı yapısal özellikleri olması gerekmektedir.

Çalışma Odası ve Masası

  • Çalışma masası dikkat dağıtıcı dış etkenlere (ses, hareket, soğuk, vb.) kapalı olması için cam kenarında olmamalıdır.

  • İdeal ışık kaynağı masa lambasıdır. Bu imkan yoksa ışığın karşıdan gelmesi gerekmektedir.

  • Odanız sizin tasarruf alanınızdır. İstediğiniz gibi döşeme hakkına sahipsiniz fakat yoğun bir çalışma döneminize girdiğiniz şu dönemde dikkatinizi ve motivasyonunuzu kaybettirecek ve hayallere daldıracak poster, afiş ve resim gibi şeyleri bir yıllığına bir kenara kaldırmanız gerekmektedir.

  • Bütün çalışmalarınızı çalışma masanızda yapmanızda büyük yarar vardır. Bu amaç için seçeceğiniz yerin koltuk, TV manzaralı kanepe olmamasını önemle hatırlatırız.

  • Benzer şekilde çalışma masanızda da ders çalışmanın dışındaki faaliyetleriniz için kullanmayın. Masanızda mektup yazmak, okumak ve arkadaşlarınızla sohbet etmek gibi amaçlarınızı gerçekleştirmeyin. Masanız “çalışma alanı”nız olarak kalsın. Bu bir “şartlı refleks” olayıdır. Bu şekilde davranarak masanızın çalışma davranışınız şartı haline gelecektir. Böylece masanız “çalışma zamanı”nı ve “çalışma alanını” simgeleyen bir uyarıcı haline gelir; masa – çalışma davranışı pekiştirilmiş olur. Yani masanıza gelip oturduğunuz da çalışmanız gerektiğine kendinizi otomatik olarak hazırlamış olursunuz.

  • Çalışmanız bittikten sonra masanızı toparlamanız bir sonraki ders başlamanızı kolaylaştıracaktır. Çünkü dağınık bir masada çalışmaya başlamak zordur.

  • Derse başlamadan önce çalışacağınız dersle ilgili malzemeyi kolay ulaşabileceğiniz bir yere koyun (masanızın üstü gibi). Böylece onları almak istediğinizde çalışma ortamından uzaklaşmayarak dikkatinizde ve derse yoğunlaşmanızda bir eksilme olmaz.

Çalışma Köşesi

  • Herkesin çalışma odası olmayabilir. Bu taktirde en azından kendinize ait bir çalışma köşeniz olmalıdır.

  • Çalışma köşesi yazı yazabilecek bir masa ve çalışma sırasında gerekli olan kitap, not ve kalem gibi ders malzemelerinin konabileceği bir ilave alandan oluşur.

  • Çalışma masanız yoksa yemek masanıza güzel bir örtü örterek yemek masanızı çalışma masası olarak kullanabilirsiniz, mümkünse masanızın üzerine bir çiçek koyabilirsiniz. Bu değişiklikler sizi ders çalışmaya daha çok motive edecektir.

Müzik Dinleyerek Ders Çalışmak

  • Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, insan beyni aynı anda bir çok uyaranı alabilir ancak dikkatini bir tek noktaya odaklayabilir. Başka bir ifadeyle, öğrenmek için gerekli olan düzeyde dikkat ancak bir tek noktada toplanabilir. Bu nedenle hem müzik dinlemeniz hem de ders çalışmanız mümkün görülmemektedir.

  • Müzik ritimlerden oluşur, bunun yanı sıra hepimizin bir de doğal iç ritmi vardır. Konuşurken, yürürken, okurken, yazarken, öğrenirken belli ritimler izleriz. Bu ritim kişiden kişiye değişebilir. Mesela çalışırken kolay anladığımız ya da bildiğimiz konularda daha hızlı bir ritimle çalışırken iç ritmimiz sık sık değişebilir. Müzik dinleyen bir öğrencinin doğal ritim akışı dinlenen müziğin ritminden etkilenecektir. Hafif müzik dinlerken ruh halimiz ve ritmimiz ile pop müzik dinlerkenki ritmimiz aynı değildir. Farklı müzik parçaları bizlerde farklı duyguların oluşmasına neden olmaktadırlar. Bazı parçalar hayatın her şeye rağmen yaşanması gerektiğini vurgularken bazıları da tam tersini vurgulamaktadırlar. Farklı parçalar bizlerde farklı duygular yaratırlar, hayallere dalmamıza neden olurlar. Bu sebeple müzik dinlemeyi ve ders çalışmayı birbirine karıştırmamalıyız.

Yatarak Ders Çalışmak

  • Ders çalışırken bilginin hafızamızda kalıcı olabilmesi için ruhsal ve bedensel belirli bir düzeyde gerginliğe ihtiyacımız vardır. Yatarak ders çalışmanın doğurduğu tek bir sonuç vardır: uykuya dalmak ve çalışamayacak kadar gevşemek. Çünkü uyku ve uyanıklıktan sorumlu anatomik yapılar beyin sapındadır. Kas geriliminin belirli bir düzeyde olması ve kaslardan bu yapılara mesajların gitmesi uyanıklığı sağlar. Eğer kas gerilimi belirli bir düzeyin altına düşerse (yatarak okumakta olduğu gibi) beyin sapına gönderilen mesajlar bu defa uykuyu başlatan maddelerin salgılanmasına yol açar. Böylece öğrenmek için gerekli dikkatin ön şartı olan “uyanıklık” bozulmuş olur.

  • Ders çalışmaya en uygun durum bir masa başında sandalyede dik pozisyonda dirsekleri yaslayarak, konuya konsantre olarak ders çalışmaktır.

Not Tutma ve Notların Temize Geçirilmesi

Not tutma, derse aktif olarak katılımı sağlar. Böylece uyanık kalmak, dikkati öğrenilen konuda yoğunlaştırmak mümkün olur. Ayrıca not alma ve alınan notları yeniden düzenleme eğitimin en büyük düşmanı olan unutmayı önler.

Notların yeniden yazılması, sınıfta anlatılan konunun yeniden düşünülmesine ve öğrencilerin ayrıntılar ile önemli noktaları birbirinden ayırmasına imkan sağlaması açısından bulunmaz bir fırsattır.

Notların yeniden yazılması mükemmel bir tekrardır. Böylece öğrenilen malzemenin kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya geçmesi yolunda önemli bir adım atılmış olur. Çünkü tekrar yapmadığımız takdirde derste % 100 öğrenmenin gerçekleştirildiği bir bilginin 20 dk. içinde % 50’sini, 60 dk. içinde % 70’ini, 24 saat içinde % 80’ini unuturuz. Ayrıca temize geçilmiş notlardan çalışmak çok daha kolay olur.

 

 

Tekrar

Öğrendikten hemen sonra hafızanın ulaştığı yüksek noktada, uygun ve düzenli tekrarların yapılması hatırlama miktarını ulaşılacak en yüksek düzeyde tutmaya imkan verir. Bunu sağlamak için hatırlanan miktarın hemen düşmeye başlayacağı noktada düzenli tekrarlardan oluşan bir programın uygulanması gerekir. Örneğin ilk tekrar 20 – 40 dk. bir öğrenmeden sonra yapılmalı ve 10 dk. sürmelidir. Bu tekrar hatırlanan miktarın bir gün daha aynı düzeyde kalmasını sağlar. 5 – 10 dk. sürecek ikinci tekrar yaklaşık 24 saat sonra yapılmalıdır. Bundan sonra bilgi hafızada 1 hafta kadar saklar ve 5 – 10 dk. üçüncü tekrarın yapılması gerekir. Dördüncü tekrar bir ay sonra 5 – 10 dk. süreyle yapıldıktan sonra bilgiler uzun süreli hafızada kuvvetli bir biçim de yerleştirilmiş olur.

Öğrenme sırasında not tutulmuşsa ilk tekrar notların gözden geçirilerek tamamlanması şeklinde yapılabilir. Daha sonraki tekrarlar şöyle yapılabilir. Bir kağıda hiçbir yere bakmaksızın hatırlananların hepsi yazılması ve daha sonra son şekli verilmiş notlarla karşılaştırılarak eksikleri tamamlanmalıdır.

Sistemli tekrarın en önemli özelliği; öğrenme, düşünme ve hatırlama konusundaki birikim sağlayıcı etkisidir. Düzenli tekrar yapmayan insan, öğrenmek için harcadığı gayreti ziyan eder ve kendisini zora sorar.

Öğrenme konusunda en az bozucu etki yapan etkinlik uykudur. Bu sebeple bir öğrenci uyumadan önce 10 dk. süreyle o gün çalıştığı dersleri tekrarlayarak uykuya geçer ve sabahleyin de o güne bir gece önce yapmış olduğu      10 dk. tekrarı yaparak başlarsa, çalıştıklarını korumak açısından çok önemli bir avantaj sağlamış olur.

Çalışma Zamanını Düzenlemek ve Program Yapmak

Çalışma zamanınızı düzenlemeden ve kendinize bir program hazırlamadan önce hangi saatlerde çalışmanın sizin için daha verimli olduğunu tespit etmeniz gerekmektedir. Çünkü bireylerin kişisel özellikleri farklı olduğundan, verimli bir şekilde çalışabilecekleri saatlerde birbirinden farklı olabilir. Kimi sabahın erken saatlerinde çalışmaktan, kimi geç saatlerde çalışmaktan, kimi ise gün ortasında çalışmaktan diğer vakitlerde çalışmaya oranla daha fazla verim alabilirler. Bu nedenle bu saatlerin tespit edilip çalışma programının bu saatlere göre düzenlenmesi daha uygun olur.

Ders çalışırken dikkat etmeniz gereken bazı hususlar şunlardır:

İnsan, beyninin özelliği gereği dikkatini uzun süre aynı noktaya yoğunlaştırması mümkün değildir. Belli bir süre sonra dikkatin dağılması herkeste görülen olağan bir durumdur. En uzun aralıksız çalışma süresi 3 saat kadar olabilmektedir. Bir gün içinde ise çalışmak için 8 – 10 saatlik bir süre ayrılmaktadır. Bu çalışma sürelerinin haftanın günlerine eşit olarak dağıtılması daha faydalıdır. Bir gün 8 saat çalışıp, bir gün 2 saat çalışıp, diğer gün hiç çalışmamaktan ise her gün 3’er saat çalışmak daha verimlidir.

Yeni bir konuyu çalışmaya yönelik öğrenme durumlarında en elverişli süre 20 – 40 dk. arasıdır. 20 dk. dan az bir çalışma verimsizdir. 1 saatten fazla süren çalışmalar ise hatırlanan malzemenin sürekli olarak azalmasına neden olur. 40 – 50 dk. etkin bir çalışmadan sonra 10 dk. kadar dinlenmek gerektiği benimsenen bir görüştür.

Çalışmaya başlamakta güçlük çekmenin ve zamandan yeterince yararlanamamanın en önemli sebebi; bizim için önemi az olan konularda zaman kaybedip, bizim için önemli olan konuları sonraya bırakmamızdır. Böylece önemsiz konular içinde zamanımızı tüketerek, önemli konuları çalışma fırsatımız kalmamaktadır. Bunun için yapmak istediğiniz bütün faaliyetleri alt alta yazıp, her faaliyetin kişisel olarak sizin için önem derecesini belirleyin ve sizin için en önemli olanlardan başlayın.

Çalışma programınızın ders programınızla paralellik göstermesine özen gösterin. O gün gördüğünüz derslerin tekrarını o günün akşamında mutlaka yapmış olun. Çalışma programınızda dersler arasında kendinize yeterince dinlenme süresi ayırın. Daha sonra 10 dk. dinlenme arası verip diğer derse geçin. Eski konuların tekrarında veya sayısal dersleri çalışırken yoruluncaya kadar devam edebilirsiniz.

 

Basit Fakat Etkili Bazı Yöntemler

1. Niçin buradayım, niye okuyorum tanımının net olarak ortaya konulması gerekir.

2. Beyninizin aynı anda iki işi yapmasını beklemeyin.

3. Benim için çekici yanı nedir acaba sorusunun sorulması (merak)

4. Artı ve eksilerin ortaya konulması.

5. Ayrıntıda boğulmadan asıl mesaja odaklanılması.

6. Süreyi ve materyali tespit etmek.

7. Daha önceden belirlediğimiz dikkat süresine uyulması.

8. Konu ile ilgili soruların çoğaltılması ve cevap alınması.

9. Kendimize ait anlamlar çıkarılması ve bunlara yoğunlaşılması.

10. Dikkat dağıtıcı materyallerden, çağrışım yaptıracak nesnelerden soyutlanılması.

11. İradenin harekete geçirilmesi.

12. Aynı mekan, aynı zaman ve sürecin seçilip ısrarcı olunması.

13. Kendimize ait bir mekanın olması ve sürekli orada ders çalışılması.

14. Aynı hedeflere yakın öğrenme grubu arkadaşları seçilmesi.

15. Ders anında öğretmenle göz teması kurulması ve sorular sorulması

Kaygı düzeyinin normale yakın tutulması.

 

Etkin Dinleme ve Okuma Yolları

 

Yukarıdaki başlığı bir soru cümlesi olarak ele alırsak şayet, tek cevap, herhalde motive edecek bir sebep gereklidir olacaktır. Ortaya açık ve net olarak  koyacağımız bir hedef, amaç “Bu OKS hazırlık sürecinde bölüm adı, OKS ismi” olacaktır. Bizim konsantrasyonumuzu bozabilecek bütün etkenlerden uzaklaştıracaktır.

 

Konsantrasyon yoluyla konudan, ortamdan uzaklaşma birkaç şekilde olur.

 

1. Anlatımlarla ilgili aklımızdan görüntüler geçer ve o görüntülerde başka olayları hatırlatabilir.

2. Genellikle okuduklarımızla ilgili iç konuşmalar yaparken konudan kopar ve başka konulara geçeriz.

3. Okuduklarımız bize hissettirdikleriyle benzer hisleri çağrıştırır ve anılarımız canlanır.

 

 Çoğumuzun genel şikayetidir, çok iyi başlıyorum, birkaç dakika öyle gidiyor ama sonra ne oluyorsa ortamdan uzaklaşıyorum sanki kafamın içinde hayaller, konuşmalar başlıyor gözlerim satırların üzerinden dalgın dalgın geçip gidiyor. Bir de bakıyorum ders bitmiş veya konunun sonuna gelmişim. Okuduklarımdan bir şey anlamadığımı düşünüyorum ve üzülüyorum.

 

 Bu durum tabi ki bir anda ortaya çıkmış olamaz. Yaşadıklarımız önceki yaşantılarımızın sonucudur. Öylesine, alelacele bölük pörçük, yarı dikkatle okuduklarımız beynimizin “yarı dikkatle kitap okumaya” eğitilmesine sebep olmuştur. Müzikle ders çalışma, otobüste gazete  dergi okuma, tatilde ders çalışma gibi davranış haline gelen bu tarz okumalar hayatımızda ciddi bir şekilde bizi etkileyerek ileride yapacağımız çalışmalarda da istemeden de olsa aynı tarz okumaların devam etmesine neden olacaktır.

 

Okul yıllarımızda çoğumuzun başına gelmiştir. Öğretmenlerimiz zaman zaman sınıfımızdan birini veya bizi uyararak derse dönmemizi isterler. Göz bebeklerimizin donuklaşmasından hayal kurduğumuzu, dersten uzaklaştığımızı anlarlar. Hayallerimiz çoğumuzun başının belası olmuştur. Beynimiz bir şeyi hayal ederken başka bir şeyi (dış görüntüyü) algılayamayacaktır. İşte bu noktada hayallerinden uzaklaşanlar uğraşına dönecek ve asıl olması gereken zamanda yer alacaktır.

 

 Bir diğer olumsuz faktör iç konuşmalarımızdır. Kendi kendine konuşma da diyebileceğimiz bu durumda karşımızdakini duymayız. Çünkü içe dönük bilinç harekete geçmiştir. Hani zaman zaman dalgınlık nöbetlerinde de bu içe dönük konuşmalar, hayaller devrededir. Bu konuşmaların kaynağı elbette yine insanın kendisidir, kontrol de ondadır. Ama nedense çoğu zaman onu susturamayız, kaynağı belli olan bu konuşmalar sürer gider ve bir zaman sonra kontrol edilemeyen bu konuşmalar bizi kontrol edecektir. Fransa’nın eski başkanlarından Clemencau’ya başarının sırrı sorulduğunda: “Saçımı tararken yalnız saçımı düşünürüm.” demişti.

 

 Sadece kendi iç konuşmalarımıza ve hayallerimize tamamen suçu yıkmak haksızlık olabilir. Çevresel şartlar da dikkatimizi toplamamızda birinci derecede etkili unsurlardır. Soğuk bir oda, aç bir mide, moral bozukluğu gibi.

 

 Genel olarak öğrenciler okumak zorunda oldukları şeyleri okudukları için ders çalışmaya başlamakta ve dikkatlerini toplamakta güçlük çekerler. Dikkatimizin toplanması, konsantrasyonumuzun sağlanması nasıl ki bozulması bir anda olmadıysa çözümü de zaman ve emek gerektirecek bir süreçtir.

 

Etkin Dinleme Yöntemi

Derste etkin bir dinleyici olmanızı sağlayacak olan İFİKAN yöntemi 6 basamaktan oluşur.

İ = İleriye bak

F = Fikirler

İ = İşaretler

K = Katıl

A = Araştır

N = Not tut

1. Basamak (İleriye Bak)

Dersi dinlerken öğretmenin anlatmakta olduğundan yola çıkarak, daha sonra söyleyeceğini önceden tahmin etmeye çalışın. Bunun dört yararı vardır.

  • Uyanık kalırsınız

  • Dikkat kopmalarını önler, dikkatinizi sürdürürsünüz.

  • Aktif katılımda bulunursunuz

  • Motivasyonunuz artar

“İleriye bak” basamağını üç aşamada uygulayabilirsiniz.  

1. O gün derste öğreneceğiniz konuları önceden okuyun. Bu, dersi dersten önce çalışmak anlamına gelmez. Yapılacak ön okumanın amacı o konuyla ilgili temel kavramları tanımaktır. Böylece fikirler, isimler, yerler, ilkeler ve formüller derste karşınıza çıkınca onları daha kolay anlarsınız. Bu da dersi dersten sonra daha iyi hatırlamanızı sağlar.

2. Dersten önce konuları okurken cevaplandırılmasını isteyeceğiniz soruların neler olabileceğini düşünün.

*  Yapılan araştırmalar sorulara cevap olacak şekilde dinlemenin ve okumanın, daha iyi öğrenmeyi sağladığını ortaya koymuştur.

3. Öğretmenin anlattıklarını göz önüne alarak, bir sonraki aşamada neyin gelebileceği konusunda fikir yürütün. Böylece zihninizi konu etrafında yoğunlaştırmış olur ve daha çok şey hatırlarsınız.

2. Basamak (Fikirler)

Size önemli fikirlere kulak kabartmanız gerektiğini hatırlatır. Ders konusu, bir konunun temelini oluşturan belirli fikirleri içerir. Bu fikirlerin neler olduğuna dikkat edin. Genellikle anahtar fikirler örneklerle, açıklamalarla, kanıtlarla desteklenir ve sık sık tekrarlanır. Kendi kendinize sürekli olarak şu soruları sorarak anahtar fikirler bulabilirsiniz.

Burada temel fikir nedir?

Yeni bir fikir mi?

Öğretmenin bu anlattıkları neyi ortaya koyuyor?

Bu sorularla anahtar fikirleri, temel fikir ve kavramları bulmanız mümkün olacaktır. Bir süre sonra ise anahtar fikirlerin tekrar tekrar geçtiğini göreceksiniz.

Bir ders sırasında anlatılan bir çok şeyin, fikir ve temel kavramı ortaya koyma ve bunları desteklemek için tekrarlandığını fark edeceksiniz.

3. Basamak (İşaretler)

Dershane bir oyundur. Bu oyunun kurallarını bilerek ve buna uyarak oynarsanız hem başarılı olur, hem de bu oyundan zevk alırsınız; işte öğretmenlerin işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmak okul oyununun en zevkli yönlerinden biridir. Bir öğretmen konunun önemli bir noktasını anlatırken bazı ip uçları kullanır, ses tonunda bazı farklılıklar yaratarak size ip uçları verir. Bu işaretlere örnek şunlar olabilir.

*  Önemli …

*  Başlıca …

*  Can alıcı …

*  Şunu unutmayalım ki …

*  Burada esas fikir …

Eğer öğretmen ana fikri destekleyici kanıtlar veriyorsa muhtemelen şu kelimelerle işaret verecektir.

* Örneğin, …

* Bunun tersini, …

* Aynı zamanda, …

* Benzer şekilde, …

* Buna ek olarak, …

Son bölümler ve özetler için ise işaretlerin kullanılması muhtemeldir.

* Çoğunlukla, …

* Sonuç olarak, …

* Bu sebeple, …

* Aynı zamanda, …

* Benzer şekilde, …

* Buna ek olarak, …

4. Basamak (Katıl)

Aktif bir dinleyici olabilmek aynı zamanda eldeki imkanlardan en iyi biçimde yararlanmayı gerektirir. Bunun için yapmanız gerekenler şöyle sıralanabilir.

*  Derse zamanında gelin.

*  Görebileceğiniz, duyabileceğiniz bir yerde oturun.

* Öğretmenin söylediklerini anladığınızı başınızı sallayarak veya gülümseyerek belirtin. Çünkü bu öğretmeninizi de cesaretlendirecektir.

5. Basamak  (Araştır)

* Öğretmene konuyla ilgili sorular sorun.

* Konuyla ilgili kendi fikirlerinizi öğretmeninizle veya dersten sonra bir arkadaşınızla paylaşın.

* Sorularınıza verilen cevabı anlamadıysanız veya anlatılandan tatmin olmadıysanız, yeni sorular sorun veya ek açıklamalar isteyin.

* Aklınıza gelen soruları veya konuyla ilgili yorumlarını unutmamak için defterinize not alın.

6. Basamak (Not Tutmak)


Bedava İlan Verme