Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

Robert Ludlum / Amerikan Edebiyatı / Roman / Remzi Kitabevi

Paul Janson, hayata değer verdiği pek çok şeyi kaybetmesine neden olan gizli operasyon görevinden ayrılmış ve kendine yeni bir hayat kurmuştur. Eski görevine yeniden dönmemeye kararlıdır. Ancak, hayatını borçlu olduğu Peter Novak’ın kaçırıldığını ve teröristlerin elinde öldürüleceği günü beklediğini öğrenir. Novak’a olan borcunu ödemek için kurtarma timinin başına geçmeyi kabul eden Janson, tarihin akışını değiştirecek bir sır perdesini aralayacağının farkında değildir. Macera tutkunlarının bir solukta okuyacağı bir türden kitap.

Margaret Mazzantini / İtalyan Edebiyatı / Roman / Can Yayınları

Başarılı cerrah Timoteo’nun on beş yaşındaki kızı Angela bir motosiklet kazası sonucu babasının çalıştığı hastaneye getirilir. Durumu kritik olan ve ölümle mücadele eden kızıyla uzun bir monologa girişen Timoteo, ona hayatının en büyük gizini ve suçunu itiraf eder. Gazeteci olan güzel karısı Elsa’yla evliliğinin gerisinde yaşanmış ve eskilerde kalmış bir hikaye, Timoteo’nun bütün yaşamını alt üst etmiş ve korkunç bir trajediyle sonuçlanmıştır. Bir biçimde bu trajediye dahil olan kızının başucunda geçirdiği saatler boyunca Timoteo, kızını iyileştirmeye çalışırken kendi ruhunun da sağaldığını anlar. Angela’nın geçirdiği tehlike, kendisiyle hesaplaşmasını sağlayabilecek, kendi hikayesini tamamlamasına yardım edecek midir?

Aşkın ve ihanetin, doğumun ve ölümün hikayesi olan Sakın Kımıldama, güçlü ve canlı imgeleri, metaforları, yoğun duygusallığıyla okuru etkiliyor, içine alıyor. Bu kitabıyla 2002 yılında İtalya’nın en önemli dört edebiyat ödülünü birden alan yazar, ilk kez acıyla yüzleşen bir doktorun, varlığının tekdüzeliğinden çıkıp yaşamın mucizelerine bakmasını, kendisini ve dünyayı yeniden keşfetmesini anlatıyor. Sakın Kımıldama, insanın acıyla insanlaştığını anlatan unutulmaz bir roman.

Gül İrepoğlu / Türk Edebiyatı / Roman / Doğan Kitapçılık

Bu roman gerçekler üzerinde hayaller kurularak yazıldı, en çok da insanların insanca yönü üzerinde durularak. Lale Devrinin hükümdarı Sultan III. Ahmet ile bu devrin ruhunun nakkaşı Levni’nin, tarihin akışı içerisinde sivrilen kişiliklerinin de bir tahlili aynı zamanda. Bu romandaki insanı anlatan bazı öyküler kendi sınırları içinde kalmış, bazıları ise tarihin akışını değiştirmiş. Romanın temel kahramanları ve ölüm tarihleri gerçektir, ancak olayların birbirine bağlanışı kurgulanmıştır. Buna gerçekleri hayallerle genişleten ve zenginleştiren bir canlandırmada denebilir. Okuyucunun zihninde “acaba?” sorusu daima cevapsız kalacak ve hayaller de hiç bitmemek üzere sürecektir. Lale Devri tıpkı bir masal gibidir, ama alışıldığı gibi mutlu sonla bitmeyen bir masal. Zaten romanda da uzunca bir masal anlatılır, her masal gibi biraz gerçek payı, biraz kıssadan hisse, bolca hayal olan…Lale bahçelerinde kalan gölgenin biçimi ise okuyucunun hayaline bırakılır.

Hermann Hesse / Alman Edebiyatı / Roman / Yapı Kredi Yayınları

Hesse, 1943 yılında, tüm dünyanın savaş cehennemini yaşadığı sırada yazdığı Boncuk Oyunu’nda, doğu ve batı felsefesinin kusursuz bir bileşiminden oluşan yeni ve ütopik bir dünya düzeni sunar okura. Sanat ve bilimde disiplinler arası bir uyum üzerine kurulu, düş ve düşün gücünün ürünü fütüristik bir oyun olan Boncuk Oyunu, bu yeni düzenin simgesidir.

Bu kitabı doğu seyyahlarına, batının toplumsal dayatmalarına karşı doğunun bireysel özgürlüğünü yüceltenlere, toplumsal ahlakın bireyin iç ahlakını yok ettiğine inananlara adar. Yeni dünya düzenini bireysellik üzerine temellendirir: Tanrı senin içindedir, kavramlarda ve kitaplarda değil. Gerçek yaşanır, öğretilmez…

Hesse’nin Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasında büyük payı olan bir başyapıt Boncuk Oyunu…

Alessandro Manzoni / İtalyan Edebiyatı / Roman / Literatür Yayınları

Savaşın, vebanın, kıtlığın pençesinde mahvolan bir şehir… 17. yüzyıl Milano’su. Çaresiz insanlar, çökmüş ve yozlaşmış bürokrasi, iyi kadar kötüyü de bünyesinde barındıran dini kurumlar ve kavuşma mücadelesi veren iki nişanlının nefes kesen öyküsü.

Yazar, dünyanın neredeyse tüm dillerine çevrilen, İtalyan Edebiyatının baş yapıtı sayılan ve çağdaş birçok düşünce akımını da etkileyen romanında, aşka, hayata, dine, kadere ve iktidara dair sorular soruyor ve okurla sıcak bir diyalog kurarak bu sorulara cevaplar arıyor. Yazar, 17. yüzyıl İtalya’sından birçok kişinin serüvenini anlatırken, dönemin toplumsal, ahlaki ve ideolojik sorunlarını da kendine özgü bakış açısıyla değerlendiriyor.

İlk kez 1834′te yayımlanan Nişanlılar uzun bir dönem tarihsel romanlara örnek teşkil etmiştir. Akıcı ve içten bir üsluba, yaşayan karakterlerin, yer yer mizahın da, eklenmesiyle roman akıp giderken, kendimizi geçmişe ait bir hikayenin değil de, sanki günümüzde yaşanan olayların içinde buluyoruz…


bursa evden eve nakliyat
Bedava İlan Verme