Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

Bozkır: kurakçıl otsu bitkilerden oluşan, sıcak ve ılıman iklimlerdeki ağaçsız doğal alan, step.

Çayır: Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer.

Coğrafi Bölge: Taşıdığı belirli Coğrafi özellikleri ile çevresinden ayrılan, kendi içinde benzerlik gösteren en geniş coğrafi birimdir. Coğrafi bölgelerin sınırları belirlenirken doğal koşullar, sosyal ve ekonomik özellikler temel alınır.

Dere: Küçük drenaj havzasının sularını toplayan, genellikle sığ yataklı ve boyları da kısa olan akarsulara verilen isimdir. Derelerin drenaj havzaları dağlık, tepelik veya ovalık bölgelerde bulunabilir. Bu durumda bunlara sırasıyla vahşi dere (sel deresi), dağ deresi ve ova deresi ismi verilir.

Dağ çevresindeki karasal alanlardan daha yüksek olan kara kütlelerine verilen addır.

Düzlük: Düz olma durumu. Geniş, düz yer. Deniz yüzeyine göre değişik yüksekliklerde olan az eğimli yer.

Ekoloji: canlıların birbirleri ve çevreleriyle ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır

Ekosistem: Belirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran cansız çevrelerinin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik arz eden ekolojik sistemlere ekosistem denir

Orman: belirli yükseklikteki ve büyüklükteki ağaçlar, çalı, otsu bitkiler, mantarlar, mikroorganizmalar ve çeşitli hayvanlarla, toprağın birlikte meydana getirdiği, aynı zamanda topluma çeşitli faydalar sağlayan bir ekosistem.
Kendisini meydana getiren bireylerin uzun yıllar karşılıklı etkileri sonucu yerleşmiş, biyolojik bir dengeye sahiptir. Bu denge ormanların sağlığı ve varlığı için şarttır. Bu denge olmadıkça, ormanların sağlığı ve varlığını korumak çok güç, hatta imkânsızdır.

Plato: Akarsular tarafından derin vadilerle parçalanmış düz veya hafif engebeli yüksek düzlüklere plato denir.

Sıradağ: ortak özellikler gösteren, aralarında uzunlamasına vadilerin bulunduğu dağlar dizisi.

Step: Bir iklim tipidir.

Tepe: yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi:

Vadi: Vadi akarsuyun içinde aktığı, kaynaktan ağıza doğru sürekli inişi bulunan arazi türünü tanımlamak için kullanılan ve birkaç kilometre ya da binlerce kilometre kare genişliğinde olabilen coğrafi alandır.

Volkan Konisi: Lav, kül, volkan bombası gibi volkanik maddelerin üst üste yığılması ile oluşan koni biçimli yükseltiye volkan konisi, koni üzerinde oluşan çukurluğa krater denir.

Yamaç: Yeryüzündeki eğimli yüzeylerdir.

Dünya’nın iki çeşit hareketi vardır.

1. Kendi ekseni etrafında dönüşü: Bu hareketini 24 saatte tamamlar. Gece ve gündüz meydana gelir.

2. Güneşin çevresinde dönüşü: Bu hareketi ile mevsimler oluşur. Güneş’in etrafındaki dönüşünü 365 gün 6 saatte tamamlar.

Dünyanın Güneş’in çevresinde dönerken izlediği yola Dünyanın Yörüngesi denir.

ÖZELLİKLERİ: Dünyamızın ekseni, yörüngesine göre eğik olduğundan her yanı aynı derecede ısınmaz.

21 Haziran: Kuzey Yarımkürede Güneş’in gökyüzünde en yüksek noktaya eriştiği an, gölgenin en kısa olduğu zamandır. 21 haziran yaz gün dönümüdür ve gündüzün en uzun, gecenin en kısa olduğu gündür.

21 Aralık: Güney Yarımkürede Güneş’in gökyüzünde en yüksek noktaya eriştiği an, gölgenin en kısa olduğu zamandır. 21 Aralık Kış gün dönümüdür ve gündüzün en kısa, gecenin en uzun olduğu gündür.

21 Mart ve 23 Eylül de gece ile gündüz eşittir.

Güney yarımkürede ise durum kuzeydekinin tam tersidir. Güneş ışınları 21 Haziranda, ekvatordan 23 27′ uzaklıktaki kuzey paraleline (yengeç dönencesine), 21 Aralıkta ise yine ekvatordan 23 27′ uzaklıktaki güney paraleline (oğlak dönencesine) dik olarak gelir. 21 Mart ve 23 Eylül de güneş ışınları ekvatora dik gelir. Ekvatorda gece ile gündüz her zaman 12′şer saattir.

Dünyamız;

Güneş sisteminde canlıların yaşamasına uygun tek gezegendir.

Güneş sisteminde, güneşe uzaklığı bakımından üçüncü gezegendir.

Güneş’ten ortalama uzaklığı 149.573.000 km’dir.

Güneş’in çevresinde saniyede 29,8 km hızla dolanır.

Güneş’in çevresinde bir tam dolanımı 365,25 günde tamamlar.

Kendi ekseni çevresindeki bir tam dönüşü 23 saat 56 dakika 4 saniyedir.

Güneş sistemindeki beşinci büyük gezegendir.

Ekvator uzunluğu 40.076 km’dir.

Ekvator’daki yarıçapı 6.378 km, kutuplardaki çapı 6.357 km, ortalama yarıçapı 6.371 km’dir.

Yüzeyinin yaklaşık %29′u kara, kalanı deniz ve okyanuslarla kaplıdır.

Yüzölçümü 510 milyon km�dir.

Ekseni, yörünge düzlemine 23 27′ eğiktir, bunun sonucunda gece-gündüz süreleri değişik olur.

Güneş etrafında dönerken, Güneşten ışınları değişik açıdan alır, çünkü ekseniyle Güneş etrafında dönüş düzlemi arasında dıştan 66 33′ lik bir açı oluşturur.

Kutuplardan basık, ekvator kısmı biraz şişkin bir şekle sahiptir.

Paralel ve meridyenler, bir ülkenin dünya üzerindeki yerini saptamaya yararlar.

Yükselim(Konveksiyonel) Yağışı: Isınan hava ile birlikte buharlaşan su, atmosfere doğru yol alır, gökyüzünde bulutlar oluşturur. Bu bulutlar yükselmenin etkisiyle soğur ve neme doyar. Böylece yağış bırakır. Bu yağış türüne yükselim/konveksiyonel yağış denir. Halk arasında Kırk İkindi Yağışı olarak bilinir. Özellikle İç ve Doğu Anadolu Bölgelerinde görülür. İlkbahar da İç Anadolu Bölgesinde; Yaz başlarında Doğu Anadolu Bölgesinde görülür.

Yamaç Yağışı: Nemli hava kütlesinin, dağ yamacına bıraktığı yağıştır. Bu yağış özellikle, dağların denize bakan yamaçlarında görülür. Akdeniz ve Karadeniz bu yağışı en çok alan bölgelerimizdir.

Cephe Yağışı: Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaştığı yerlerde, sıcak hava yükselir, soğuk hava ağır olduğu için aşağı da kalır ve iki havanın karşılaştığı yerde cephe yağışı görülür

Yeryüzündeki sular; Okyanuslar ve denizler olmak üzere ikiye ayrılır. Yeryüzünün %71′i (361 milyon km2 �si okyanuslarla kaplıdır. Kıtalar arasında büyük çukurları kaplayan geniş ve derin su kütlelerine okyanus denir. Üç okyanus vardır:

Büyük Okyanus
Atlas Okyanusu
Hint Okyanusu
BÜYÜK OKYANUS(Pasifik): Okyanusların en büyüğüdür. Asya ile Avustralya ve Amerika kıtaları arasındadır. 180 milyon km

ATLAS OKYANUSU: Amerika ile Avrupa kıtaları ve Afrika arasındadır. 106 milyon km

HİNT OKYANUSU: Asya’nın güneyinde ve Afrika ile Avustralya kıtaları arasındadır. 75 milyon km

Denizler; okyanusların kara içlerine doğru sokulmuş kollarıdır.Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir Türk denizi haline gelen Akdeniz; Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları ile çevrelenmiştir. Ege, Yunan, Adriyatik ve Tiren Denizi Akdeniz’in kolu olan önemli kenar denizleridir.Önemli adaları Doğu Akdeniz’de Kıbrıs ve Girit, ortada Sicilya, Batı Akdeniz’de Sardunya ve Korsika’dır. Cebelitarık Boğazı, Akdeniz’le Atlas Okyanusu’nu birbirine bağlar. 1869′da açılan Süveyş Kanalı ise Akdeniz’i Kızıldeniz’e ve oradan Hint Okyanusu’na bağlar.

DOĞRU/ YANLIŞ

Başlangıç meridyeni ekvatordur.

Yapılışı en zor olan yöntem gölgelendirmedir.

Tarama yönteminde eğimin fazla olduğu yerlerde çizgiler sık , kalın , ve kısadır.

Paraleller arası mesafe eşittir.

Üzerinde en fazla ölçüm yapılabilen yöntem İzohips yöntemidir.

Meridyenler arası mesafe eşittir.

Meridyenlerin boyu ekvatordan kutuplara doğru azalır.

Renklendirme yönteminde yeşil renk 1000-1500 arasını göstermektedir.

Astronomi hava olaylarını inceleyen bilim dalıdır.

Ardışık iki paralel arası mesafe her yerde 111 km dir.

BOŞLUK DOLDURMA

Renklendirme yönteminde 0-500 m arası ………….renk ile gösterilmektedir.

Ekvator ve çevresinin çizimi en uygun projeksiyon ………… projeksiyonudur.

Dr. Snow Londra daki………… salgınını harita kullanarak yavaşlatmıştır.

Bitki ve hayvanların yaşamını sürdürdüğü doğal ortama…………..denir.

Orta enlemler ve çevresini çizimi için en uygun projeksiyon ……….. projeksiyondur.

Renklendirme yönteminde 1500-2500 arası………….renk ile gösterilmektedir.

Gölleri inceleyen göl bilimine…………. Denir.

Piri Reis in en önemli eseri ………………dir.

Ekvator ile Güney kutbu arasında ……….derecelik açı vardır.

KLASİKLER

Dünya üzerindeki bir yeri aktarırken niçin bozulmalar meydana gelmektedir?Açıklayınız.

Kuzey yarım kürede niçin 90 tane paralel vardır?Açıklayınız.

Haritalar oluşturulurken bozulmaların en aza indirilmesi için hangi yöntem

kullanılır?Açıklayınız.

Dünya üzerinde neden 360 tane meridyen vardır?

1/ 600.00 ölçekli bir haritada 5 cm kare gelen bir şehir gerçekte kaç km karedir?

1/850.000 ölçekli bir haritada C ve D köyleri arası uzaklık 9 cm dir.Bu iki köy arası mesafe gerçekte kaç km dir?

1)SICAK SU KAYNAĞININ ÇIKTIĞI YERLER ?

2)Fay Hatlarının Çıktığı Yerler ?

3)Toprak Oluşumunu Etkileyen Faktörler ?

4)Su Döngüsü Hakkında Bilgi Veriniz…

5)Ekvator Ormanlarını Açıklayınız…

6)Başkalaşım Kayaçları Hakkında bilgi Veriniz ….

7)Dünyadaki Büyük Levhaların Adlarını Yazınız…

8)Ayrışma Kaça Ayrılır ? Kısa Açıklayınız.

9)Toprağın horizonları…

Dünyanın elips şeklindeki yörüngesinden geçen düzleme Ekliptik (yörünge) düzlemi, Ekvatordan geçen düzleme ise Ekvator düzlemi denir.

Bu iki düzlem birbiriyle çakışmaz. Çünkü, Dünyanın ekseni ekliptik düzleme tam dik değildir. Başka bir ifadeyle, Dünya ekseni ile ekliptik düzlemi arasında 66° 33′, Ekvator düzlemi ile ekliptik düzlemi arasında 23° 27′ lık bir açı vardır.

Dünyanın Güneş etrafındaki hareketinin sonuçlarında sayılanların asıl nedeni, Dünyanın ekseninin eğik olmasıdır. Buradan, Dünyanın Güneş çevresinde dönüşünün sonuçları, eksen eğikliği ile birlikte ortaya çıkar sonucunu çıkarabiliriz.

Dünya ekseninin 23°27′ eğik oluşunun sonuçları şunlardır:

Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısı yıl boyunca değişir.

Güneşin doğuş ve batış saatleri ile yerleri değişir.

Aydınlanma çemberinin sınırı mevsimlere göre değişir.

Mevsimlerin oluşumuna neden olur.

21 Aralıkta Güney Yarım Kürenin, 21 Haziranda ise, Kuzey Yarım Kürenin Güneşe daha dönük olmasına neden olur.

Gece ile gündüz süreleri arasındaki farkın, Ekvatordan kutuplara gidildikçe artmasına neden olur.

Yıl içinde cisimlerin gölge uzunlukları değişir.

Dönencelerin ve kutup dairelerinin sınırlarını belirleyerek, matematik iklim kuşaklarının oluşumuna neden olur.

Matematik İklim Kuşaklarının Oluşmasının Temel sebebi Eksen eğikliğidir…

EKSEN EĞİKLİĞİ OLMASAYDI

(Ekvator düzlemi ile ekliptik üst üste çakışsaydı veya yer ekseni ekliptiği dik olarak kesseydi)

Dönenceler ve kutup daireleri oluşmazdı.

Güneş ışınları sadece Ekvatora dik gelirdi.

Mevsim değişmesi olmazdı. Sürekli aynı mevsim hüküm sürerdi.

Aydınlanma dairesi sürekli kutup noktalarına teğet geçerdi.

Gece gündüz süreleri birbirine eşit olurdu.

Güneşin doğuş-batış konumu ve saati değişmezdi.

Kısacası; sürekli ekinoks durumu yaşanırdı.

EKSEN EĞİKLİĞİ 20°OLSAYDI

Güneş ışınlarının dik geldiği alan daralırdı.

Güneş ışınlarının düşme açısında değişim (bilgi yelpazesi) azalacağından,Ekvatoral bölgenin sıcaklık ortalaması artardı.

Kutup kuşağı ve tropikal kuşağın alanları daralırken , ılıman kuşak genişlerdi.

Yurdumuzda yazlar daha serin, kışlar daha ılık olurdu.

Kutup noktalarının sıcaklığı azalırdı.

NOT
Eksen eğikliği kaç derece ise Kutup noktalarına güneş ışınları en fazla o açıyla düşer.

Aydınlanma çizgisi daha az yer değiştireceğinden gece ile gündüz arasındaki fark azalırdı.

NOT

Eksen eğikliği küçüldükçe gece ile gündüz arasındaki fark azalır. Eksen eğikliği büyüdüğünde ise fark artar.

1. İzohips haritalarından profil çıkarma

Yeryüzü şekillerinin yandan görünüşüne (kesitine) profil denir. Profil şu şekilde çıkarılır:

Profili çıkarılacak olan noktaların arasına bir doğru çizilir.

Bu doğrunun kestiği izohipslerin yükselti değerleri, alt kısma çizilecek yükselti ölçeği ile kesiştirilir.

Kesişen noktalar birleştirildiğinde profil çıkarılmış olur.

Şu üç özellik kontrol edilerek profil bulunabilir.

a) Tepe sayısı b) Eğim c) Yükselti

2. İzobat haritalarından profil çıkarma

İzobat haritalarından profil çıkarma işleminde, aynen izohips haritalarından profil çıkarılırken izlenen yollar uygulanır.

3.Yükselti Bulma

İki izohips arasındaki yükselti farkı dikkate alınarak, yükseltisi bilinen yerden başlamak üzere izohipsleri sayarak, istenilen noktanın yükseltisi bulunabilir. İzohips aralığı sayısının, iki izohips arası yükselti farkına çarpımı, toplam yükseltiyi verir.

4. Yön bulma

Haritalar genellikle kuzey – güney istikametinde çizilirler. Bundan yararlanarak yön tayin edilebilir.

Ayrıca paralel ve meridyenlerden de yararlanılabilir. Bunun yanında harita üzerindeki yön okları da bize bu konuda bilgi verir.

5. Eğim bulma

Haritalardan yararlanarak, herhangi bir arazinin eğimi (bilgi yelpazesi) ölçülebilir. Herhangi iki noktanın yükselti farkının, yine aynı iki nokta arasındaki yatay mesafeye oranına eğim denir.

Yatay mesafe arttıkça, eğim azalır,

Yatay mesafe azaldıkça, eğim artar.

Eğim şu formülle bulunur:

EĞİM % = h(yükselti farkı) X 100 : L(yatay uzaklık)

h = Yükselti farkı

L = İki nokta arasındaki yatay uzaklık.

Taşkömürü: Taşkömürü bitkilerin jeolojik dönemler boyunca dönüşüme uğraması sonucu oluşmuş , yüksek ısı gücü olan bir enerji kaynağıdır. Kalori değeri yüksektir. Bu enerji kaynağı elektrik santrallerinde ,sanayide ve kok kömürü yapımında kullanılır. 1.jeolojik zamanda oluşan taşkömürü Karadeniz Ereğlisinden başlar ve doğuya doğru Zonguldak , Amasra, Söğütözü�ne kadar devam eder. Yapılan üretim ihtiyacımızı karşılayamadığı için yurt dışından taşkömürü satın alınmaktadır. Demir çelik ve Kimya sanayisinde kullanılır.

Linyit: Linyit kömürleşme sürecinin ilk ürünlerindendir. II. jeolojik zamanda oluşan linyit oluşum yaşı bakımından taşkömüründen daha gençtir. Bu nedenle kalorisi taşkömüründen daha düşüktür. Linyit yatakları yüzeye daha yakın olduğu için kolayca işlenebilmektedir.Türkiye III. jeolojik zamanda oluşan bir ülke olduğu için hemen her bölgede linyit yatakları bulunmaktadır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışında bütün bölgelerimizin çıkarılır. En kaliteli linyitler Ege Bölgesinde, en fazla rezerv ise Afşin Elbistanda yer alır.

Genellikle çıkarıldığı alanlardaki sanayi tesislerinde ve evlerde tüketilir. Önemli linyit yatakları , Beypazarı (Ankara) , Çan (Çanakkale), Orta (Çankırı) , Seyitömer , Tunçbilek (Kütahya) , Soma (Manisa) , Elbistan (Kahramanmaraş), Yatağan (Muğla) Aşkale (Erzurum) , Şırnak, Kangal (Sivas)

Linyit yatakları Afşin, Elbistan (K. Maraş), Tavşanlı, Seyitömer (Kütahya), Soma (Manisa), Yatağan (Muğla), Saray (Tekirdağ), Aşkale (Erzurum), Aydın, Amasya ve Yozgat çevresinde bulunmaktadır.

Linyitten elektrik enerjisi elde eden termik santrallerimiz, Soma, Tunçbilek, Seyitömer, Afşin – Elbistan, Yatağan ve Orhaneli termik santralleridir.

Petrol: Çağımızın önemli enerji kaynaklarından biridir.Ham olarak çıkarılan petrol rafinerilerde işlendikten sonra benzin,motorin ve gazyağı haline gelmektedir.Türkiye petrol açısından zengin bir ülke değildir. Belli başlı petrol yatakları Güneydoğu Anadolu Bölgesindedir. Yatakların en yoğun olduğu yerler Batman , Siirt ve Diyarbakırdır. Ülkemizdeki petrol yatakları derinlerde yer aldığı için işletilmesi zordur. Ülkemizdeki petrol üretimi tüketiminin 1/7sini karşılayabilmektedir.

Petrol işleme tesislerimiz :

– İzmirde Aliağa Rafinerisi

– İzmitte İpraş Rafinerisi

– Mersinde Ataş Rafinerisi

– Batmanda Batman Rafinerisi

– Kırıkkalede Orta Anadolu Rafinerisi

Petrol yataklarımızın % 98’i G. Doğu Anadolu Bölgesinde bulunur. Petrol, Raman, Garzan, Kurtalan, Adıyaman ve Mardin çevresinde çıkarılmaktadır.

Ülkemizde çıkarılan ve ithal edilen petrol, Orta Anadolu (Kırıkkale), Aliağa (İzmir), Ataş (Mersin), İpraş (İzmit) ve Batman rafinerilerinde işlenmektedir.

Doğal gaz: Ülkemiz, doğal gaz yatakları bakımından zengin değildir. Şu anda sadece Trakyada Hamitabat ve Güneydoğu Anadoluda Mardin – Çamurlu sahasında üretim (bilgi yelpazesi) yapılmaktadır. Hamitabattan çıkarılan doğal gazdan aynı yerde elektrik enerjisi üretilir. Doğalgaz ihtiyacımızın önemli bir kısmı, Rusya Federasyonu ve Cezayirden ithal edilmektedir.

Su Gücü (Hidroelektrik enerjisi): Barajlardaki suyun, elektrik üreten santralleri çalıştırması ile oluşan enerjiye hidroelektrik enerjisi denir.

Türkiyede elektrik ihtiyacının % 40 lık kısmı hidroelektrik santrallerden elde edilmektedir. Keban, Karakaya, Atatürk, Hirfanlı, Seyhan, Kemer ve Demirköprü gibi birçok baraj elektrik ihtiyacımızı karşılamaktadır.

Dışarıya akıntısı olan bazı göllerimiz, tabii baraj özelliğindedir. Bunlardan elektrik üretilir. Başlıcaları, Hazar, Çıldır, Tortum ve Kovada gölleridir.

Rüzgâr Gücü: Ülkemizde eskiden yel değirmenlerinde ve yelkenli gemilerde kullanılmıştır. Fakat elektrik ve petrol enerjisinin devreye girmesiyle kullanım alanı çok azalmıştır.

Jeotermal Enerji: Jeotermal enerji, yer altındaki sıcak sulardan ya da su buharından elde edilir. Türkiye yakın bir jeolojik devirde oluştuğundan ve genç kıvrım dağları kuşağında bulunduğundan dolayı, fay hatları ve fay kaynakları oldukça yaygındır. Özellikle Ege Bölgesindeki Germencik (Aydın), Balçova (İzmir), Sandıklı (Afyon) ve Sarayköy (Denizli) civarında sıcak su kaynakları bulunmaktadır. Şu anda sadece Sarayköy (Denizli) de elektrik enerjisi üreten jeotermal santral bulunmaktadır.

Radyoaktif Mineraller: Radyoaktif mineraller, nükleer enerji üretiminde kullanılır. Uranyum ve toryum gibi radyoaktif maddelerin parçalanmasıyla enerji elde edilir.

Ülkemizde Aydın, Uşak, Manisa, Çanakkale ve Yozgat yörelerinde uranyum, Eskişehir çevresinde toryum yatakları tespit edilmiştir. Fakat, şu anda, ülkemizde radyoaktif maddelerden nükleer enerji üretimi yapılmamaktadır.

Güneş Enerjisi: Türkiye ve özellikle güney bölgelerimiz, Güneş enerjisinden iyi yararlanabilecek bir konuma sahiptir. Bu enerjiden, en çok su ısıtmada faydalanılır. Ayrıca, sera ısıtmasında, su pompası çalıştırılmasında, bazı elektronik aletlerin çalıştırılmasında, vs. Güneş enerjisi kullanılmaktadır.

Akarsuyun, içerisinden geçtiği yatağı kazması ve kopardığı parçacıkları taşıması olayına aşındırma denir. Akarsular kimyasal ve fiziksel (mekanik) yollarla aşındırma yaparlar.

1. Kimyasal aşındırma: Sıcaklığın yüksek olduğu zamanlarda veya sürekli sıcak bölgelerde, akarsuların geçtikleri yeri eritmesiyle yaptığı aşındırmadır.

2. Fiziksel (Mekanik) aşındırma: Akarsular, eğime bağlı olarak kazandıkları güçle, yatağındaki kayaları parçalayarak aşındırır. Akarsular genelde fiziksel yolla aşındırma yaparlar.

Akarsuların fiziksel aşındırması üç şekilde olur.

a. Derine aşındırma: Akarsuların yatağını düşey doğrultuda ışındırarak, deniz seviyesine indirmeye çalışmasıdır.

b. Yana aşındırma: Akarsuların içlerindeki materyallerle birlikte, eğimin azaldığı yerde salınımlar yaparak, yanlara çarpması sonucu meydana gelen aşındırmadır.

c. Geriye aşındırma: Akarsularda su miktarı en çok ağız kısmında olur. Çünkü, bu kısımda akarsu bütün kollarından aldığı suyu taşır. Bu kesimdeki su fazlalığı nedeniyle, akarsular yataklarını, denize döküldükleri yerden başlayarak geriye doğru aşındırmaya başlarlar. Böylece aşınan nokta, kaynağa doğru kayar ve zamanla akarsu üzerindeki şelaleler ortadan kalkar. Buna geriye doğru aşındırma denir.

Geriye doğru aşındırma ile akarsular, çevredeki küçük akarsuları kollarıyla birlikte kendisine bağlar. Buna akarsu kapması veya kapma denir

Akarsular vadilerini kazıp derinleştirdikçe, yataklarının eğimi gittikçe azalır. Bu yüzden zamanla akış yavaşlar, aşındırma eski hızını kaybeder ve en sonunda (bilgi yelpazesi) hemen hemen sona erer. Akarsu yatağında artık, başlangıçtaki pürüzler, şelaleler ortadan kaldırılmış olur. Bu duruma erişen bir akarsuyun, ağzından kaynağına doğru uzanan profili iç bükey bir eğri halindedir. Buna denge profili denir.

Denge profiline ulaşmış bir akarsuda;

Yatak eğimi azalmıştır. Akış hızı azalmıştır.

Aşındırma gücü azalmıştır. Su potansiyeli azalmıştır.

Enerji üretimi için elverişsizdirler. Üzerinde ulaşım ve taşımacılık yapılabilir.

Akarsular İle İlgili Terimler

1. Akarsu kaynağı: Akarsuyun doğduğu yerdir.

2. Akarsu ağzı: Akarsuyun herhangi bir denize veya göle döküldüğü yerdir.

3. Akarsu yatağı: Kaynakla ağız arasında uzanan, akarsuyun içinden aktığı çukurluktur.

4. Akarsu vadisi: Akarsuların, içinde aktıkları yatağı aşındırmalarıyla ortaya çıkan çukurluktur.

5. Akarsu havzası: Akarsuyun koları ile birlikte sularını topladığı alana denir

a. Açık Havza: Sularını denize ulaştırabilen akarsulara açık havza denir.

b. Kapalı Havza: Akarsular topladıkları suyu denize ulaştıramıyorsa, kara içinde bir göle dökülüyorsa veya yer altına sızıyorsa, bu tür akarsuların havzası kapalı havzadır.

6. Su bölümü çizgisi: İki akarsu havzasını birbirinden ayıran sınırdır. Genellikle dağların doruk noktalarından geçerler.

7. Akarsu ağı (Akarsu drenajı): Akarsu havzası, içindeki kollarıyla birlikte bir ağ oluşturur. Buna akarsu ağı (drenajı) denir. Havzanın eğimi, yapıyı oluşturan taşların cinsi ve tabakaların özelliklerine göre, değişik tipte akarsu drenajları oluşur.

8. Akarsu debisi (akımı): Akarsu yatağının, herhangi bir kesitinden geçen su miktarının m3/sn cinsinden değeridir.

9. Akarsu rejimi: Akarsuyun yıl içerisindeki debi değişiklikleridir. Akım düzeni olarak da adlandırılır. Su seviyesinde fazla değişiklik olmayan akarsuların rejimleri düzenlidir. Aylara ve mevsimlere göre, seviye değişikliği fazla olan akarsuların rejimleri düzensizdir.

10. Akarsu hızı: Akarsuyun birim zamanda aldığı yoldur (m/sn). Akarsu hızı muline denilen bir araçla ölçülür.

11. Hız çizgisi: Akarsu hızının en fazla olduğu noktaları birleştiren çizgidir.

12. Sürekli akarsu: Yatağında her zaman su bulunduran akarsudur.

13. Geçici akarsu: Yatağında her zaman su bulundurmayan, bazen kuruyan akarsudur.

14. Taban seviyesi: Akarsular aşındırmalarını derine, yana ve geriye doğru yaparlar. Hiçbir akarsu yatağını deniz seviyesinin daha altına kadar ışındıramaz. Bu seviyeye taban seviyesi denir.

15. Yamaç gerilemesi: Özellikle nemli iklim bölgelerinde yamaçlar hem alttan, hem de sel sularıyla üstten aşınırlar. Bunun sonucunda yamaç gerilemesi olayı meydana gelir ve yamaç profili oluşur.

AKARSULARIN REJİMLERİ VE DEBİLERİ

Akarsu rejimi: Akarsuyun debisinin yıl içersinde gösterdiği alçalma yükselme halindeki seviye değişikliğidir.

Akarsuyun debisi: Akarsuyun her hangi bir yerindeki enine kesitinden 1sn�yede gecen su miktarına debi denir.

Rejime etki eden faktörler

1) Yağış rejimi

2) Yağış biçimi

3) Akarsu kaynağı

4) Sıcaklık ve buharlaşma

5) Havzanın genişliği

6) Arazinin şekli ve eğimi

Debiye etki eden faktörler:

1) İklim (yağış sıcaklığı)

2) Bitki örtüsü

3) Havzadaki büyük kaynaklar ve yer altı suları

4) Yatağın geçirimliliği

5) Dağlardaki kar kalınlığı

6) Göller

7) İnsan

AKARSU REJİM TİPLERİ

a) Yağmur Suları İle Beslenen Akarsular: Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerde, akarsularda yazın seviye düşmesi, kışında seviye yükselmesi görülür. Karstik kaynaklarla (bilgi yelpazesi) beslenen akarsularda, seviye düşmesi fazla olmaz. Akdeniz akarsu rejimi, barajın olmadığı akarsu veya kolunda görülür. Örnek: Baraj olan Seyhan-Ceyhan-Gediz-Manavgat gibi akarsular doğal özelliğini kaybetmiştir.

b) Kar ve Buz Suları İle Beslenenler: Bu rejim, yağışın büyük bölümünün kar şeklinde düştüğü yüksek dağlardan kaynağını alan akarsularda görülür. Örnek: D. Karadeniz ve D. Anadolu akarsuları. Bu tip akarsularda, akım seviyesi Mart- Ağustos arasında yükselir, kışın düşer.

c) Kaynak sularıyla beslenenler: Örnek: Manavgat ve Köprücay�dır.

d) Gölden çıkan akarsular:

1-Beyşehir gölünden çıkan ve Konya arazisini sulayan Çarşamba suyu

2-Eğirdir gölünden çıkan Kovada çayı.

3-Manyas gölüne ulaşıp, tekrar gölden çıkan Koçaçay

4-Ulubat gölünü ulaşıp tekrar gölden çıkan Kemalpaşa- Orhaneli

5-Erzurum ovasının doğu ve güneyindeki bataklık ve göllerden çıkan Karasu

6-Çıldır gölünden çıkan Arpaçay

e) Karma rejimli akarsular: Ülkemizdeki büyük akarsulardan Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Fırat ve Dicle önemli karma rejimli akarsulardandır.bu tür akarsular, farklı iklim bölgelerinden beslenir.

A. BÖLGE

Herhangi bir yerin tabii, beşeri vevekonomik özellikler bakımından benzer özellikler gösteren kısmına bölge denir. Akdeniz Bölgesi gibi.. Bunun dışında tarım bölgeleri, nüfus bölgeleri, iklim ve yeryüzü şekillerine bağlı olarak bölgeler oluşturabilir. 1941 yılında Ankara’da toplanan Birinci Coğrafya Kongresi, uzun süren çalışmaları sonunda Türkiye’yi yedi coğrafi bölgeye ayırmıştır. Adı geçen kongrenin çalışmalarında; Türkiye’nin üç tarafının denizle çevrilmiş olması, uzun kenarları boyunca kıyıya paralel dağ sıralarının bulunuşu, bu dağların yüksek, ama az engebeli olan orta kesimi deniz etkisinden ayırması, bu yüzden kıyı şeridiyle iç kesimler arasında iklim, doğal bitki örtüsü, tarım çeşitlerinin dağılımı ve bunların ulaşım sistemlerine ve konut tiplerine etkisi gibi etmenler göz önünde tutulmuş ve (bilgi yelpazesi) Türkiye’nin dört kenar bölgeyle, üç iç bölgeye ayrılması mümkün olmuştur. Tespit edilen yedi bölgeden ilk dördüne komşu olduğu denizin adı verilmiştir (Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgeleri). Diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki yerlerine göre adlandırılmıştır (İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri).

B. BÖLÜM

Bölge içerisinde, tabii, beşeri ve ekonomik özellikler bakımından benzer olmakla birlikte bazı farklılıklar gösteren kısımlara bölüm denir. Antalya Bölümü, Adana Bölümü gibi…

İdarî Bölüm

Coğrafi bölgelerin dışında kamu hizmetlerinin durumuna, ekonomik şartlara göre idari bölümler oluşturulmuştur. İdari bölümlerin oluşturulmasında coğrafi bölgeler dikkate alınmamıştır. Bundan dolayı coğrafi bölgelerin sınırları ile idari bölgelerin sınırları birbirini tutmaz. İdari bölümler il, ilçe, bucak ve köy gibi kısımlara ayrılır.

Bölgelerin izdüşüm alanlarına göre sıralanışı

· 1. Doğu Anadolu………………… 171.000 km2

· 2. iç Anadolu………………….. …. 162.000 km2

· 3. Karadeniz………………… ……. 146.178 km2

· 4. Akdeniz………………….. …….. 122.100 km2

· 5. Ege……………………… ………. 85.000 km2

· 6. Marmara ……………………….. 67.300 km2

· 7. Güneydoğu Anadolu……….. 61.000 km2

C. YÖRE

Bölüm içinde farklı özelliklere sahip olan küçük alanlara yöre denir. Teke Yöresi, Menteşe Yöresi gibi..

Coğrafi bölgeleri birbirinden ayıran özellikler şunlardır:

a. Tabii özellikler: Bölgenin konumu, yeryüzü şekilleri, iklim ve bitki örtüsü gibi özelliklerdir.

b. Beşeri ve ekonomik özellikler : Nüfus miktarı, nüfusun dağılışı, nüfusun yapısı, yerleşme, ekonomik etkinlikler, milli gelirin bölgelere dağılışı ve kültürel faktörlerdir.

SAYFA 51

BULMACA
1.Göl
2.Tuzlu
3.Amazon
4.Kar
5.Kimyasal
6.Laterit
7.Podzol
8.Tundra

Sayfa 52

Okyanusakarsugölyeraltı suyu
Sorular
1.Yağmur suları yeraltı suları kaynaklar
2.Volkanik alanlar kalkerli araziler fay hatları yağışların bol olduğu yerle tabakaların geçirimli ve geçirimsiz olduğu yerler
3.İklim koşulları beslenme kaynaklarıGölün derinliği büyüklüğü gidegeninin olması
4.İklim bitki örtüsü ana kayanın cinsiyeryüzü şekillericanlılar ve bitkiler
5.Bitkilerin çok olduğu yerler humus bakımından zengindir.Köstebektavşanfare toprağı eşeleyerek toptagın hava almasını sağlar.
6.Enlem etkisi yerşekilleri denizellik anakayanın cinsi topragın özellikleri
7.İklim toprağın yapısı bakı koşulları nem oranı yükselti yerşekilleri
8.Bakı faktöründen
9.Yeraltı suyunun oluşması
Boşluk doldurma
dengeli
yeraltı ve yüzey
okyanus
tatlı
su
dış kuvvetler ve yerçekimi
nemli ve sıcak
her mevsim
iklimyerşekilleritoprak
tundra
yayvan ve iğne
savan
Doğru yanlış
D
Y
D
D
D
D
Y
Y
D
Y
D
D
Y
Y
D
Çoktan seçmeli sorular
1.D
2.D

HORİZON: Toprağı meydana getiren katmanlara horizon adı verilir.
TOPRAK: Toprak taşların parçalanması ve ayrışmasıyla meydana gelen, içerisinde çeşitli canlı kalıntıları, hava ve su bulunan, içerdiği organik madde ve minerallerle bitkilere besin kaynağı olan gevşek yer örtüsüdür. Toprağı oluşturan başlıca unsurlar, kum, kil, kalker, organik maddeler, su ve havadır.
HUMUS:Organik kalıntılar ve özellikle bunları çürümesiyle meydana gelen, mikroorganizmalar açısından zengin olan, organik maddedir.

 

TAŞLARIN PARÇALANMASIKAYAÇ(KAYA, TAŞ): Bir veya birden fazla mineralin birleşmesiyle oluşan maddelere kayaç (kaya, taş) adı verilir. Yerkürenin temel malzemesini taşlar meydana getirir.
1.Kimyasal Çözülme:
Özellikle sıcak ve nemli iklim bölgelerinde meydana gelir. Genel olarak taşların su tarafından eritilmesidir. Bunun sonucunda taşların kimyasal bileşimlerinde değişme meydana gelir. Kimyasal çözülmede temel etkenler, nem miktarı ve sıcaklıktır. Yağış miktarı ve sıcaklığın artması kimyasal çözülmeyi arttırır. Bu nedenlerle en fazla ekvatoral, muson ve okyanusal iklim alanlarında meydana gelir. Kolay çözünen kalker, jips, dolomit ve kaya tuzu gibi karstik taşların fazla olduğu alanlarda kimyasal çözünme daha fazla ve hızlı gerçekleşir.
2.Fiziksel (Mekanik ) Çözülme:
Taşların kimyasal yapılarında herhangi bir değişme meydana gelmeden, bağlarının zayıflaması parçalara ayrılarak ufalanmasıdır. En önemli etken, sıcaklık farklarıdır. Sıcaklık farkının artması mekanik çözülmeyi arttırır. Özellikle, çöl ikliminin egemen olduğu alanlarda ve sıcaklık farkının fazla olduğu karasal iklim bölgelerinde etkili olmaktadır. Donma ve çözülme, buz, tuz ve kök çatlaması, ısınma ve kuruma, taşların büzüşüp genleşmesi mekanik çözülmeyi oluşturan başlıca faktörlerdir.
3.Biyolojik Çözülme:
Canlı organizmaların salgıladıkları salgılar, organik asitler ve bitki köklerinin taş aralarındaki çatlaklara girerek büyümeleri ve sonuçta taşı parçalamaları ile meydana gelir. Özellikle bitki örtüsünün, ormanların zengin olduğu sıcak ve nemli sahalarda etkili olur.

TOPRAK OLUŞUMUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1.İklim: Sıcaklık ve yağış toprak oluşumunu etkiler. Sıcaklık taşların ufalanma ve humus oluşum sürecini belirler. Nem, toprak yıkanmasını ve kimyasal çözülme sürecini etkiler. Topraktaki tuz ve kireç miktarını etkiler.
2.Bitki örtüsü: Kökleri ve organik asitler sayesinde ayrışma sürecini hızlandırır, toprakta organik madde oluşumunu sağlar, humus bakımından zenginleşme imkânı verir, toprakların zemine tutunmasını sağlayarak erozyona uğramasını engeller.
3.Yer şekilleri: Eğim, yükselti ve bakı toprak oluşumunu etkiler. Eğimli arazilerde toprak oluşumu daha yavaştır. Yamaçlarda topraklar erozyon gibi sebeplerden dolayı daha incedir. Yükselti iklim elemanlarının özelliklerini belirleyerek toprak oluşumunda etkili olur. Bakı, güneşlenme süresini ve sıcaklığı etkileyerek toprağın nemliliğini ve dolayısıyla oluşumunu etkiler.
4.Taşların özelliği(Ana kaya): Toprağı meydana getiren ana kaya, parçalanma sürecini, toprağın rengini, organik bakımdan zenginliğini ve su geçirimlilik oranını etkiler.Başkalaşım taşlardan oluşan topraklar daha su geçirimliliği fazla olan kumlu toprakları oluşturur. Kil ve kireç oranı yüksek olan ana kayalar, koyu renkli geçirimli toprakları meydana getirir.
5.Zaman: Toprak çok uzun sürelerde oluşumunu tamamlamaktadır. Tam bir toprak oluşumu binlerce yılda gerçekleşmektedir. Oluşum süresi kalınlığı etkiler.

TOPRAĞI OLUŞTURAN KATMANLAR (HORİZON)
Toprak kesitinde A, B, C ve D olmak üzere dört katman (horizon)bulunur.
A Horizonu: En üstte yer alır. Organik maddeler bakımından zengin ve genellikle koyu renklidir. Su ve besin maddelerinin en fazla bulunduğu, bitkilerin yetiştiği ve köklerinin en fazla yayıldığı katmandır.
B Horizonu: A katı ile birlikte asıl toprak katını meydana getirir. Üstte yıkanan tuz ve kil gibi maddelerin biriktiği kattır. Bu nedenle bu katmana birikim katmanı adı da verilir
C Horizonu: Ayrışmanın tam olara gerçekleşmediği, ana kayanın özelliklerini taşıyan büyük parçalardan meydana gelir.
D Horizonu:Ana kayanın yer aldığı bölümdür.

TOPRAK ÇEŞİTLERİ
1960 yılında yayınlanan toprak sınıflandırma sistemine göre topraklar üç ana gruba ayrılır
A.TAŞINMIŞ TOPRAKLAR (AZONAL): Toprakların, eğimli sahalarda, oluştuğu ana kaya üzerinden, akarsu, rüzgâr, buzullar ve diğer dış kuvvetlerin etkisiyle taşınarak, eğimin azaldığı yerlerde birikmesiyle oluşur. Alüvyon, lös, moren, kolüvyal, litosoller ve regoseller taşınmış topraklardır. Taşınmış topraklar, organik ve mineraller bakımından zengin topraklardır.
Alüvyon: Eğimli sahalardan akarsu ve sel sularının aşındırarak taşıdığı ince malzemelerin akarsuların eğiminin ve taşıma gücünün azaldığı alanlarda birikmesiyle meydana gelirler. Mineral bakımından zengin topraklardır. Geniş tabanlı vadilerde, deltalarda ve ova tabanlarında yaygın olarak bulunurlar. Tarımsal değeri büyüktür. Yurdumuzun en verimli tarım alanları alüvyonların bulunduğu alanlardır.
Lös: Rüzgârların taşıdıkları kurak ve yarı kurak bölgelerde bulunan topraklardır.
Moren: Buzulların taşıdığı topraklardır. Yüksek dağlık alanlarda ve kutup bölgelerinde bulunan topraklardır. En az bulunan toprak çeşididir.
Kolüvyal Topraklar: Dağlık alanlarda ayrışan materyalin dağ eteklerinde birikmelerine bağlı olarak oluşan topraklardır.
Litosol: Kolüvyal alanlarda ince malzemelerin taşınmasıyla geriye kalan taşlı topraklardır.
Regosol: Volkanik arazilerde kolüvyal depolar üzerinde oluşan kumlu topraklardır.

B.YERLİ TOPRAKLARI (ZONAL): Eğimin az olduğu, düz alanlarda, oluştuğu yerde bulunan topraklardır. Oluştuğu alana ait tüm özellikleri taşırlar. İklim, bitki örtüsü, organizmalar, ana kayanın yapısı ve yer şekillerine bağlı olarak oluşurlar. Bu toprakların oluşabilmesi için yer şekillerinin sade veya hafif engebeli olması iyi bir drenaj sisteminin olması gerekir. Bunlara Klimatik topraklar adı da verilir.
Yerli topraklar ikiye ayrılırlar:
1.NEMLİ BÖLGE TOPRAKLARI: Yağış miktarının fazla, bitki örtüsünün zengin olduğu alanlarda görülür. Verimli topraklardır. Humus bakımından zengin fakat yıkanmanın fazla olması nedeniyle mineral bakımından fakir topraklardır.
Laterit Topraklar: Ekvator ve dönenceler arasındaki sıcak ve nemli iklim bölgelerinde oluşurlar. Fazla yıkanma nedeniyle humus miktarı az verim düşüktür.
Tundra Toprağı: Kutup altı bölgelerinde görülür. Büyük oranda donmuş haldedir. Yaz mevsiminde erimelere bağlı olarak bataklık halini alır, tarıma elverişli topraklar değildirler.
Podzol Toprağı: Tundra kuşağının güneyinde, soğuk ve nemli bölgelerde iğne yapraklı ormanların yaygın olduğu alanlarda oluşmuşlardır. Aşırı yıkanmaya bağlı olarak besin bakımından fakir, verim değeri düşük olan topraklardır.
Kahverengi Orman Toprağı: Orta kuşağın nemli, ılıman ve geniş yapraklı ormanlarla kaplı sahalarında oluşmuş topraklardır. Humusça zengin, verimli topraklardır.
Terra-Rossa Toprakları: Akdeniz ikliminin etkili olduğu bölgelerde, kalkerli araziler üzerinde oluşan topraklardır. Kalkerin içerdiği demir oksit nedeniyle kırmızı renklidirler.
2.KURAK VE YARI KURAK BÖLGE TOPRAKLARI: Yağışların az, bitki örtüsünün zayıf ve buharlaşmanın fazla olduğu kurak bölgelerde oluşan topraklardır. Yağış azlığına bağlı olarak toprakta yıkanma azdır. Bu nedenle tuz ve kireç oranı fazladır. Yarı nemli bölgelerde oluşan topraklar bitki örtüsünün(stepler) çürümesi nedeniyle humus bakımından zengin verimli topraklardır.
Çernozyomlar (Kara Topraklar): Orta kuşakta, yarı nemli step sahalarında görülür. Esmer renkli, humus bakımından zengin çok verimli topraklardır.
Kestane ve Kahve Renkli Step Toprakları: Orta kuşakta karaların iç kesimlerinde, az yağış alan step sahalarında oluşur. Humus birikimi az, verimi düşüktür. Özellikle tahıl tarımı için uygundur.
Çöl Toprakları: Humus bakımından fakir topraklardır. Kuraklık ve buharlaşma nedeniyle tuz ve kireç toprak yüzeyini kaplamıştır. Verimsiz topraklardır.

C.İNTRAZONAL(ANA KAYANIN ETKİLİ OLDUĞU TOPRAKLAR):
Bu toprakların oluşumunda özellikle yer şekilleri ve ana materyal etkili olmaktadır. Bu topraklarda çoğunlukla sadece A ve C horizonları bulunmaktadır.
Kalsimorfik topraklar:
—Vertisoller: Killi ve kireçli, işlenmesi zor ve su tutma kapasitesi yüksek olan topraklardır.
—Rendzina: Kireç bakımından zengin, koyu renkli ve işlenmesi kolay olan topraklardır.
Kumlu Topraklar: Volkanik, başkalaşım veya gevşek kum taşlarının bulunduğu alanlarda oluşan topraklardır. Su tutma kapasiteleri düşüktür.
Tuzlu(Halomorfik) Topraklar: Kurak ve yarı kurak bölgelerde yeraltı sularında eriyik halde gelen tuz ve karbonatların, suyun buharlaşması sonucunda birikmesiyle oluşan toraklardır. Yüzeylerinde tuzun meydana getirdiği beyaz bir kabuk bulunur.
Bataklık (Hidromorfik)Topraklar: Su akışının olmadığı bataklık ve sazlık alanlarında toprak sürekli olarak su altında kalır. Su altında hidrojen ve iyon yoğunluğu arttığından topraklarda asitleşme meydana gelir.
TÜRKİYE’DE TOPRAK ÇEŞİTLERİ
**Yurdumuzda çeşitli iklim tiplerinin görülmesi, diğer etmenlerle beraber farklı toprak tiplerinin oluşmasına neden olmuştur.
1.Yarı kurak iklimin etkili olduğu, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da Kahverengi Step toprakları,
2.Akdeniz ikliminin etkili olduğu, Akdeniz, Ege ve Güney Marmara kıyılarında terra-rossa toprakları
3.Doğu Karadeniz kıyılarında yağışın fazla olmasına bağlı olarak, podzolik topraklar,
4.Karadeniz kıyılarında, Akdeniz ve Ege’nin ormanlık alanlarında, Kahverengi orman toprakları,
5.Doğu Anadolu’da Erzurum ve Kars çevresinde, Çernozyom toprakları,
6.Tuz gölü çevresinde çöl toprakları yer almaktadır.


Bedava İlan Verme