Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

1. MEKTUP
1. TanımıBir haberi, dileği veya duyguyu bir başkasına iletmek için yazılmış yazıya mektup denir.
Mektup en eski haberleşme araçlarından biridir. Günümüzde uygarlığın gelişmesi ile haberleşme araçları oldukça çeşitlenmiştir: gazete, dergi, televizyon, , belgegeçer, İnternet…
Mektup, yazının bulunduğu tarihe kadar çıkabilen en eski edebiyat türlerinden biridir. Eldeki en eski örnekler, Mısır firavunlarının (M Ö 14-15. yüzyıllar) ve Hititlerin mektuplarıdır.

2. Özellikleri
Bir edebiyat türü olarak mektup günümüzde, iletişimdeki hızlı teknik gelişmelere karşın kişinin iç dünyasını yansıtması ve düşüncelerin paylaşımı nedeniyle yerini korumaktadır. Mektup türü dört ana gruba ayrılır:
Özel mektuplar
Edebî mektuplar
İş mektupları
Resmî mektuplar

1-Özel Mektuplar
Birbirlerini tanıyan kişilerin duygu ve düşüncelerini paylaşmak için birbirlerine gönderdikleri mektuplardır. Mektuplaşan kişiler arasındaki samimiyet, özel mektupların değerini artırır. Özel mektuplar her konuda yazılabilir, o nedenle konuları çok çeşitlidir. Ancak konularda güncellik ağır basar.
Anlatımında içtenlik ve rahatlık vardır. Hitaplarda da içten ifadelere yer verilir. Bahsedilen konuya göre, mektup yazan kişinin üslubu değişir. Sanatçıların, devlet adamlarının, düşünürlerin özel mektupları yayınlandığında bizler için önemli belgeler olabilir.
Özel mektupları, konularına göre alt başlıklar hâlinde adlandırmak da mümkündür:
Aile mektupları veya sağlık mektupları (eşe, dosta, yakın akrabaya yazılanlar),
Tebrik mektupları (herhangi bir başarı, nikâh, nişan, düğün, bayram, yılbaşı gibi sebeplerle yazılanlar),

Teşekkür mektupları (iyilik veya yardım görme gibi sebeplerle yazılanlar),
Davet mektupları (davetiyeler, nişan, düğün, gezi vs. sebeplerle yazılanlar),
Taziye mektupları,
Özür mektupları vs.
Bu türdeki mektupların gizliliği vardır ve bu gizlilik kanunla korunmuştur.

2-Edebî Mektuplar
Edebiyatçıların birbirlerine ya da dostlarına yazdıkları sanatsal değer taşıyan mektuplardır.
Edebî mektuplar, dil ve anlatım açısından sanat değeri taşır. Örnek bir dil ve anlatım kullanılır.
Edebî mektuplar belge niteliği taşıdıklarından önemlidirler. Bu tarz mektuplardan yazıldıkları döneme ait sanat, edebiyat ve fikir olayları hakkında bilgi edinmek de mümkündür.
Tanınmış yazarlar birbirlerine yazdıkları mektuplarla fikir ve sanat olaylarını ve eserleri tartışırlar.

3-İş Mektupları
Endüstri, iş ve ticaret alanlarında ya da iş yerleriyle kişiler arasında yazılan mektuplardır. Bu mektuplarda içtenlik aranmaz. İstenilen, açıkça ve anlaşılır bir dille belirtilir. Açıklayıcı anlatım türü tercih edilir.

1. Mektup kâğıdı temiz ve çizgisiz olmalıdır.
2. Mektupların mürekkepli kalemle ya da bilgisayarla yazılmasına özen gösterilmelidir.
3. Mektup kâğıdının sağ üst kısmına yazıldığı yer ve tarih konulmalıdır.
4. Mektup, yazıldığı kişiye uygun bir seslenişle başlamalı ve seslenişten sonra virgül
işareti konulmalıdır.
Mektupta karalamalar yapılmamalı ve yazım kurallarına uyulmalıdır.
Selam ve saygı sözleri sonuç ünde yer almalı, selâm, saygı ve teşekkürlerde aşırılığa kaçılmamalıdır.
7. Mektup bitince sağ alt köşesi imzalanmalıdır.
8. Anlatılacak konu kesin ve açık bir dille ifade dilmeli; cümleler kısa olmalıdır.
9. Sözcüklerin kısaltmaları kullanılmamalı; yanlış anlama gelecek sözlere yer verilmemelidir.

4-Resmî Mektuplar
Devlet dairelerinin kendi aralarında veya kişilerle devlet daireleri arasında yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplarda, konunun uzunluğuna göre tam veya yarım sayfa boyutunda çizgisiz, beyaz kâğıtlar kullanılır. Konu dışında ayrıntılara ve özel isteklere yer verilmez. Konu en açık ve yalın biçimde ele alınır.
Resmî mektuplar, biçim yönüyle iş mektuplarına benzer. Resmî mektuplar; başlık, metin ve son kısım diye üç bölüme ayrılır.
Başlıkta gönderen makam, dosya numarası, tarih, konu, adres ve ilgiler bulunur.
Metin kısmında, doğrudan doğruya işle ilgili konudan söz edilir.
Son kısımda ise üst makam yetkilisi alt makamdakine yazıyorsa yazıyı “rica ederim”, alt makamdaki üst makamdakine yazıyorsa “bilgilerinize saygıyla sunarım” veya “arz ederim” şeklinde ifadeler yazar.
Hiçbir saygı kelimesi kullanılmaz. Sağ tarafa imza atılır. İmzanın altına yazıyı imzalayanın adı ve soyadı yazılır (soyadı büyük harflerle). Bunun altına makam adı, küçük harflerle yazılır, gerekirse kısaltma kullanılabilir.

Dilekçe
Dilekçe, bir isteği bildirmek, bir şikâyeti duyurmak veya herhangi bir konuda bilgi vermek amacıyla resmî veya özel kurumlara/kuruluşlara yazılan resmî yazıdır.

Dilekçe, herkesin zaman zaman yazmak zorunda kalabileceği bir mektup türüdür.

Dilekçe yazarken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:

Dilekçe metni genellikle kısa olur. Ancak bazı özel durumlarda kâğıdın ön yüzü yeterli olmazsa kâğıdın arka yüzüne yazılmaz ikinci bir kâğıt kullanılır.
Konular kısa ve öz olarak belirtilir. Gereksiz ayrıntılara yer verilmez.
Dilekçe bilgisayarla, daktiloyla veya mavi ya da siyah mürekkepli dolma kalemle yazılır. Tükenmez kalemle veya kurşun kalemle dilekçe yazılmaz.
Dilekçe metni, sayfaya güzel bir kompozisyonla yerleştirilir (Yukarıda kâğıdın dörtte biri kadar, sol tarafta en az 3 cm ve sağ tarafta 1 cm boşluk bırakılmalıdır.).
Anlatımın yalın ve duru olmasına özen gösterilir.
Dilekçe, hangi kuruma veriliyorsa bu makamın adı başa yazılır. Kurum adının sağ altına kurumun bulunduğu şehir adı yazılır.
Dilekçeye sorunla ilgilenecek kuruma veya makama hitapla başlanır. Hitaplar kurumun idari yapısına uygun olmalı ve eksiksiz yazılmalıdır: Ankara Valiliğine, Açıköğretim Lisesi Müdürlüğüne, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğüne gibi.
Daha sonra konunun belirlendiği metin üne geçilir. Bu bir şikâyet dilekçesiyse, şikâyet sağlam kanıtlara dayandırılır. Eğer iş isteme dilekçesiyse, öğrenim durumu, yaş, kısa bir öz geçmiş, kurumca aranan seçkin nitelikler açık seçik belirtilir.
Dilekçe bitiminde sağ alt köşeye adı ve soyadı yazılır, imzalanır. Tarih, isim ve imzanın bir satır üstünde yer alır.

Sol alt köşeye adres yazılıdır.
Dilekçe imzalandıktan sonra sol tarafa açık adres bildirilir. Dilekçeyle birlikte varsa verilen ekler, adresi yazdıktan sonra ekler başlığı altında numara verilerek sıralanır. Evrakın kaybolmaması için (varsa) ekler mutlaka belirtilir.

Bir dilekçede sadece bir kişinin imzası bulunur ve imzasız dilekçeler geçersiz sayılır.

örnek Dilekçe

T.C.
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
AÇIK ÖĞRETİM LİSESİ MÜDÜRLÜĞÜNE

28-29 Ocak 2006 tarihinde yapılan 2005-2006 eğitim öğretim yılı birinci dönem sınavları sonunda Açık Öğretim Lisesinden mezun oldum.
Diplomam düzenlenene kadar, mezun olduğumu gösterir mezuniyet belgesinin tarafıma gönderilmesini arz ederim.

Adres:
Ihlamur Çiçeği Apartmanı 10 Mart 2006
S Blok, 12/4 Kanarya Sokak İmza
Batıkent / Ankara İbrahim Erdem SAYDIM

Ekler
Nüfus cüzdanı fotokopisi (1 adet),
Öğrenci kimlik kartı fotokopisi (1 adet).

Dil Bilgisi

Ses Düşmesi
Kimi sözcüklerin çekimlenişinde veya türeyişinde bir sesin düştüğü görülür.

Örnekler:
çevirilmek – çevrilmek
savurulmak – savrulmak
göğüs – göğsü
boyun – boynu
seyir etmek – seyretmek
kayıp olmak – kaybolmak
emir etmek – emretmek

Kimi birleşik sözcüklerin oluşumunda bir hece veya ses düşmesi meydana gelir.
kahve altı – kahvaltı
sütlü aş – sütlaç

2.GÜNLÜK (GÜNCE)

1. TanımıBir kişinin duygu, düşünce ve gözlemlerini günü gününe yazdığı yazılardır.

2. Özellikleri

Yazıldığı günün tarihini taşır.
Yazılanlar inandırıcı olur.
Anlatılanlar içtenlikle ifade edilir.
Kişisel ve özeldir.
Günlüklerde yaşanan ve görülenlerle, yazıda anlatılanlar arasında zaman farkı söz konusu değildir.
Günlükler okuyucu düşünülerek değil, yazan kişinin yazmak istedikleriyle meydana gelir.

Dil Bilgisi

Ses Türemesi
Kimi sözcüklerde, sözcük yapım eki alırken, pekiştirilirken veya birleşik sözcük oluşturulurken bir ya da birden çok sesin türemesidir

Sesli Türemesine Örnekler:
Fikr-fikir Zikr-zikir Hükm- hüküm

Sessiz Türemesine Örnekler:

Af-affetme red-reddetmek

3. ANI (HATIRA)
1. TanımıBir yazarın içinde yaşadığı ya da tanık olduğu olayları anlattığı yazı türüne anı (hatıra) denir.

Anılar genellikle hangi olaylardan yola çıkılarak yazılır?

Anılar genellikle onları yazan kişinin de rol aldığı gerçek olaylara dayalı yazılardır. Bu yüzden anlatımı birinci kişinin ağzından yapılır.

2. Özellikleri
Yaşanmış olayları konu alır anı yazıları. Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yapan anılar, tarihçilere yol gösterir.
Anı yazıları öğretici ve bilgi vericidir.
Anı yazarı, anlattıklarını kanıtlama, belgelerle ifade etmek zorunda değildir.
Anı yazarı, gördüklerini ve duyduklarını aradan uzun yıllar geçtikten sonra yazdığı için bellek yanılmalarını önlemek amacıyla mektuplardan, o dönemle ilgili yazılardan ve görgü tanıklarından yararlanabilir.

Niçin tanınmış kişilerin yazdığı anılar önemli sayılır?

Tanınmış sanat, düşünce, bilim, spor ve siyaset adamlarının anıları onların yaşamlarını ve dönemlerini aydınlatması yönünden oldukça önemli belgelerdir. Anılar siyasi, edebî, askerî ve sosyal içerik taşıyabilir.
Anının kesiştiği başka yazı türleri de vardır. Bunlar günlük, otobiyografi, gezi yazısı gibi yazılardır.

Günlük ile anı arasındaki fark nedir?

Günlük günü gününe yazılır. Anı ise geçmişe yöneliktir, olaylar yaşandıktan sonra kaleme alınır. Günlüklerde öznellik ağır basar.

Dil Bilgisi

Ses Benzeşmesi (Sert Sessizlerin Benzeşmesi)
Dilimizdeki; c,d,g ünsüzleriyle başlayan eklerin sert ünsüzlerle (f,s,t,k,ç,ş,p,h) biten sözcüklere eklendiklerinde; ç,t,k ünsüzlerine dönüşmesidir.

Yanlış – Doğru
sınıf-da – sınıf-ta
tarih-den – tarih-ten
çiçek-ci – çiçek-çi
kes-gin – kes-kin
kaç-dı – kaç-tı
dolap-dan – dolaptan
Birleşik sözcüklerde bu kuralın aranmaması gerekir.
Örnekler: Akdeniz-üçgen-akciğer

(1941-1954)

*1940’ta Garipçiler adıyla çıkan topluluğun ortaya koyduğu bir sanat anlayışıdır.
* Şiirde her türlü kurala ve belirli kalıplara karşı çıkmışlardır.
*Şiirde ölçü, kafiye ve dörtlüğe karşı çıkmışlardır.
*Şiirde şairaneliği, mecazlı söyleyiş ve sanatları kabul etmediler.
*Süslü, sanatlı dile karşı çıkıp sade bir dil kullandılar.
*Şiirde o güne kadar işlenmedik konuları ele aldılar.
*Konuşma dili ile günlük sıradan konuları işlediler.
*İşledikleri konular günlük hayattan sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci ve hayattaki bazı garipliklerdir.
*Halk deyişlerinden yararlanmışlar, toplumsal yergiye yer vermişlerdir.
Garipçiler: Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu’nun oluşturduğu bir topluluktur.

ORHAN VELİ KANIK (1914-1950)

*Türk şiirinde iki arkadaşıyla birlikte büyük bir atılım yapmış, yeni bir anlayışın öncüsü olmuştur.

*1941’de arkadaşlarıyla birlikte yayımladıkları Garip adlı şiir kitabı ve yazdığı önsöz, Türk şiirinde günden güne donmuş olan eski değerleri yıkmış, şiire başka bir açıdan bakılmasını sağlamıştır.

*Şiire getirdiği ilkeler :

-Ölçüye baş kaldırıp serbest yazmak
-Kafiyeyi şiir için gerekli görmekten vazgeçmek
-Şairane duyuları, parlak görüntüleri şiirden silmek

-Şiiri hayal gücünün kapalı duvarlarından kurtarıp gerçek hayata çıkarmak, yapmacıksız tabii bir söylentiyle, günlük yaşayış içinde halktan insanları yakalamak. Her çeşit kelimeyi konuyu şiire sokmak, halk deyişlerinden yararlanmak ve toplumla ilgili yergiye yer vermek

ESERLERİ:

Şiirleri: Garip,Vazgeçemediğim, Destan Gibi , Yenisi, Karşı
Nesirleri: Sanat ve Edebiyatımız, Bindiğimiz Dal

OKTAY RIFAT HOROZCU (1914-1988)

*Garip akımının temsilcilerindendir.
*Başlangıçta, yeni bir hava içinde, güçlü aşk şiirleri; toplumcu sanat ilkesinden hareketle halk deyimi ve söyleyişlerinden masal ve tekerlemelerden faydalanarak başarılı taşlamalar; sosyal şiirler yazdı. Perçemli Sokak adlı kitabıyla birlikte şiir anlayışında büyük değişiklik olmuş soyut şiire kaymıştır.

*Son şiirlerinde öz ve biçim yoğunlaştırmalarıyla estetik planda yeni ve güçlü bir şiir estetiği yakalamıştır.

ESERLERİ :

Şiirleri; Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Güzelleme, Karga İle Tilki, Aşk Merdiveni, Denize Doğru Konuşma, Dilsiz ve Çıplak, Koca Bir Yaz

MELİH CEVDET ANDAY (1915- 1986)

*Garip akımının temsilcilerindendir.
*Şiirlerinde toplumsal gerçekliği inceler.
*Daha sonra ilk şiirlerindeki romantizmden sıyrılarak duygulardan çok aklın egemenliğine, güzel günlerin özlemine bırakır.
*Söz oyunlarında arınmış yalın bir dil vardır. Düz yazılarında ise yoğun bir düşünce, şiirsel, esprili, özlü bir dil vardır.
*Fıkra, makale, gezi, roman, tiyatro ve şiir yazmıştır. Çevirilerde yapmıştır.

ESERLERİ :

Şiirleri: Garip, Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafname, Yanyana.
Denemeleri – Çevirileri; İngiliz Edebiyatından Denemeler
Tiyatroları : Komedya, İçerdekiler, Gizli Emir.

Kitabın Adı:Pembe İncili Kaftan
Kitabın Yazarı:Ömer Seyfettin
Kitabın Türü:100 Temel Eser
Kitabın Yayınevi: Timaş Yayınları
Sayfa Sayısı:127 sayfa.
Kitabın Konusu: İran şahına elçi olarak giden Muhsin çelebi Tüklük onurunu ve şerefini koruyarak cecurca Osmanlı devletini temsil etmiş ve bu görevi çıkarları için değil bir fedekarlık bir görev olarak üstlenmiş ve bundanda asla övünmemiştir.

İranda o zamanlar çevresine korku salan Şah İsmail adında bir hükümdar vardı ve Osmanlı devletinde hiç bir vezir onun yanına elçi gönderemiyordu çünkü elçiler ya cezalandırılıyor yada başları kesiliyordu.Vezirler bu deli adama elçi göndermek için toplanmış ne yapacaklarını düşünüyorlardı.Gönderilecek elçi cesur,ölümden korkmayan,devletin şanına yakışacak bir kişi olmalıydı.Sarayda, Enderunda, divanda böyle bir kişi bulamıyorlardı.Daha sonra vezirlerden biri Muhsin Çelebi’nin adını söyledi .Bunun üzerine Osmanlı sadrazamı Muhsin Çelebinin çağrılmasını istedi. Peki hiç kimsenin cesaret dahi edemediği bu elcilik görevine çağırılan Muhsin Çelebi kimdir?

Doğruluktan ayrılmayan , varlıklı fakiri fukarayı koruyan cesur , iyilikten doğruluktan ayrılmayan Muhsin Çelebi sadrazamın emri üzerine huzurana gider. Sadrazam ondan el etek öpmesini beklerken o eğilmez.Sadrazam onun bu hareketine kızmasına karşın ona elçilik teklifinde bulunur.Muhsin Çelebi bu görevi devleti için kabul eder. Elbette ki bu büyük devletin elçisi; atları,hademeleri ve giysileriyle ihtişamlı olmalıdır.Muhsin Çelebi bu giderleri, sadrazamın ısrarına karşın, kendisi kraşılamak ister. Bütün varlığını rehin vererek tüccarlardan on bin altın alır.Bu parayla ihtiyaçlarını karşılar. Bir de Sırmakeş Toroğlu’ndaki: Kumaşı Hint’ten incileri Venedik’ten gelme Şah İsmail’in hayatında göremeyeceği pembe incili kaftanı sekiz bin altına alır.

Karısını iki çocuğunu akrabalarına bırakarak yola koyulur. Muhsin Çelebi Tebriz’e vardığında halk ve şah onu şaşkınlıkla karşılar. O her zamanki gibi başı dik göğsü ilerde Şah İsmail’in huzuruna varır. Padişahın mektubunu öperek Şaha uzatır.Ayağı öpülmeyen Şah sapsarı kesilir. Muhsin Çelebi sağına soluna bakar ve oturacak bir şeyin olmadığını görür. Bunun ayakta beklemeye mecbur bırakmak için yapılmış bir davranış olduğunu düşünerek o göz kamaştıran kaftanını tahtın önüne serer ve üzerine oturur.Şah,vezirleri komutanları aptallaşmışırlar.Muhsin Çelebi gür sesiyle:Padişahının hiçbir ecnebi padişah karşısında eğilmeyeceğini ve dünyada Türk Padişahı kadar asil bir padişahın olmadığını söyleyerek huzurdan izin istemeden ayrılır.Kapıdan çıkarken Şah’ın askeri kaftanı arkasından getirir.Muhsin Çelebi sesini yükselterek ‘bir Türk asla yere serdiği şeyi sırtına koymaz.’diyerek oradan ayrılır.

Muhsin Çelebi sağ salim ülkesine döner.Herkes pembe incili kaftana ne olduğunu merak eder. Fakat o bu yaptığını anlatacak kadar küçük bir insan değildir. Muhsin Çelebi elçilikten kalan malzemelerini satarak küçük bir bahçe alır.Üsküdar pazarında sebze meyve satarak geçimini sağlamaya başlar.Düştüğü bu acı durum karşısında o hiçbir zaman yaptığı fedakarlıkla övünmemiştir.

1 REHBERLİK VE SOSYAL ETKİNLİK YILLIK PLANI

2 BEDEN EĞİTİMİ
3 GÖRSEL SANATLAR YILLIK PLANI
4 MÜZİK DERSİ _1. SINIF YILLIK PLANI

5 SANAT ETKİNLİKLER YILLIK PLANI

6 SATRANÇ _Yıllık plan (Başlangıç Düzeyi 1. Basamak)

7 HAYAT BİLGİSİ _YILLIK PLAN

8 TÜRKÇE YILLIK PLANLAR

9 MATEMATİK _YILLIK PLANI

10 bilgisayar_basamak_yillik_planlar

11 Spor Etkinlikleri _Yıllık Plan 1-3

İndirmek için tıkla

Türk Henkel’in Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte hayata geçirdiği “Henkel’in Kızları İşbaşında” isimli sosyal sorumluluk projesinde, ilkokuldan sonra öğrenimine devam edememiş 60 kız öğrenciye mesleki eğitim bursu ve “mentorluk” desteği verilecek.
Dünya genelinde yürütmekte olduğu “Henkel Smile / Gülümse Henkel” programı çerçevesinde, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile işbirliği yaparak, “Henkel’in Kızları İşbaşında” isimli projeyi hayata geçirdi. Çalışkan ve meslek sahibi olmayı isteyen 60 genç kıza destek verileceği açıklandı. Proje kapsamında Henkel’in sağladığı maddi destekle, ÇYDD tarafından seçilen öğrencilere bir yıl boyunca eğitim bursu verilecek.
İstanbul, Ankara, Antalya, Isparta, İzmir, Samsun, Kars illerindeki meslek liselerinin Saç Bakımı, El Dokuma Sanatları, Güzellik Hizmetleri, Dekoratif Sanatlar ve Çinicilik bölümlerinde okuyan “Henkel’in Kızları”na eğitim sürelerinin bitiminde Henkel’in ihtiyaçlarına göre iş olanağı veya başka firmalara yönlendirme gibi destekler de sunulacak. Projede Henkel çalışanları da, genç kızların “mentorluğunu” üstlenip sürekli iletişim halinde kalarak gençlere manevi destek verecek ve gönüllü koçluklarını yapacak.
Hayata geçirilen projenin ayrıntılarını anlatan Türk Henkel İnsan Kaynakları ve Kurumsal İletişim Direktörü Mutlu Türpan, “Bu sene hayata geçirdiğimiz en önemli sosyal sorumluluk projelerimizden biri olan “Henkel’in Kızları İşbaşında” projesindeki temel amacımız ise, geleceklerini kurmakta olan genç kızlarımızın eğitim ve meslek edinme sorunlarının çözümüne Henkel olarak madden ve manen katkıda bulunabilmektir” dedi.
ÇYDD Başkanı Prof. Dr. Aysel Çelikel de yaptığı konuşmada “ Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak birinci hedefimiz çağdaş eğitim yolu ile çağdaş birey ve çağdaş topluma ulaşılmasıdır. Bu hedef doğrultusunda 1989’dan bu yana çeşitli çalışmalar yürüten derneğimiz bireysel ve kurumsal olarak sosyal sorumluluk duygusu taşıyan proje ortaklarıyla birlikte 36 bin kız çocuğuna temel eğitim ve orta öğrenim desteği, 32 bin üniversite ve yüksekokul öğrencisine burs vererek yaklaşık 75 bin gencimizin, çocuğumuzun eğitim almasını sağlamıştır” şeklinde konuştu.

Okulun eğitim için oluşturulan mutfak bölümünde dün tüp gaz bağlantısından sızan gazın alev alması sonucu patlama meydana geldi. Üçü öğrenci yedi kişinin hafif yaralandığı patlama nedeniyle öğrenciler büyük panik yaşadı. Patlamanın ardından tüm öğrenci ve öğretmenler bahçeye toplandı. İkinci patlamanın olabileceği düşünülünce bahçedeki öğrenciler evlerine gönderildi. Bu sırada eşyaları ve çantaları okulda kalan öğrenciler, gitmek istemeyince panik büyüdü. Okulun öğretmenleri öğrencileri evlerine gönderirken olay yerine gelen itfaiye patlama sonrası çıkan yangını söndürdü.

Sağlık Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, 476 diş tabibi ile 310 eczacının ataması noter huzurunda kura ile yapılacak.

Bu görevler için başvurular, 21-25 Aralık tarihleri arasında internet ortamında www.yenipbs.saglik.gov.tr adresine yapılabilecek.

Adayların, internet üzerinden başvuru yaptıktan sonra formlarını imzalayıp notere onaylatarak, en geç 31 Aralık tarihine kadar Sağlık Bakanlığı Genel Evrak Şube Müdürlüğü’nde olacak şekilde APS veya kargo ile göndermeleri gerekiyor.

Kura çekimi 8 Ocak 2010 Cuma günü yapılacak.

Atamaları ÖSYM tarafından yapılacak diş hekimi ve eczacıların haricindeki 5 bin 312 sağlık personeli de başvurularını daha sonra duyurulacak tarihler arasında merkezin internet adresi üzerinden yapacak.

Kura ile alınacak personel arasında 14 biyolog, 184 diyetisyen, 723 ebe, 101 fizyoterapist, bin 600 hemşire, 152 psikolog, 344 acil tıp teknisyeni, 152 radyoloji teknisyeni bulunuyor

10 puanlık katsayı farkını içeren yeni YÖK kararıyla birlikte süreç işlemeye başladı. İlk aşama olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nın (YGS) başvuru tarihi daha önce belirlenen 11 Ocak’tan en az bir hafta sonraya alınacak.

Milyonlarca öğrenci için hayatî önem taşıyan sınavların uygulanma tarihlerinde ise bir değişiklik yok. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, YÖK’ün onayının ardından 2010 sınav kılavuzunun basımına geçileceğini, kılavuzda yeni sistemin detaylarının anlatılacağını vurguladı. Puan türleri, testlerin kapsamı gibi tüm bilgilerin burada yer alacağını ifade eden Yarımağan, YGS’ye başvuru tarihinin 11 Ocak-12 Şubat olarak açıklandığını, bunun bir hafta gecikeceğini kaydetti.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Yarımağan, şunları söyledi: “Şimdi bu tarihi en az bir hafta ileri atacağız. Sınav tarihlerini ise değiştirmeyi düşünmüyoruz. YGS daha önce planlandığı gibi 11 Nisan 2010’da yapılacak. İkinci aşama sınavları da daha önce açıkladığımız tarihlerde gerçekleştirilecek. İkinci sınavın başvuru tarihleri de değişmeyecek. Şu anda işler yolunda görünüyor.” ÖSYM, bir süre önce üniversiteye girişte uygulanacak yeni sınav sisteminin takvimini açıklamış, YGS başvuru tarihini 11 Ocak-12 Şubat 2010, YGS tarihini 11 Nisan; Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) başvuru tarihini 3-14 Mayıs, LYS tarihlerini de 19-20 Haziran ile 26-27 Haziran 2010 olarak belirlemişti.

Geçen yıl 75 bin öğrenciye burs veren YURTKUR, bu yıl 87 bin öğrenciye burs vereceğini açıklamıştı. Bu sayı 117 bine yükseldi.

YURTKUR, geçen hafta açıkladığı 87 bin burs alacak öğrenci sayısına 30 bin daha ilave etti. Kurum, geçen hafta öğrenim kredisi tahsis edilen 30 bin öğrenciyi, ‘ÖSS puanı, kardeş ve ekonomik durum’ gibi kriterlere göre bursa geçirdi.

Bu arada üniversite ve yüksekokullarda okuyan lisans öğrencilerinin aylık burs ve kredileri 180 liradan 200 liraya çıkarıldı. Master öğrencileri 400, doktora öğrencileri ise 600 lira burs veya kredi alabilecek. Öğrencilerin burs veya öğrenim kredisi ödemeleri 11 Ocak 2010’da yapılacak.

Yüksek lisans hazırlık sınıfına devam eden öğrencilere de 2009-2010 öğretim döneminden itibaren öğrenim kredisi verilmesine başlanacak. Önceki uygulamada yüksek lisans öğrencileri normal eğitim süresince burs ve öğrenim kredisi alabilirken, hazırlık sınıfında bu imkandan yararlanamıyordu.

Yeni burs ve kredi sonuçları www.kyk.gov.tr adresinden öğrenilebiliyor. Öğrenciler taahhüt senetlerini, 18-24 Aralık arasında herhangi bir noterde tasdik ettirdikten sonra yarın mesai bitimine kadar YURTKUR’a teslim edecek.

A,D,E,K vitaminleri yağda ; diğer vitaminler suda çözünürler. Vitamin eksikliği ortaya çıkmadan önce bazı belirtiler verir.Bu belirtilerin iyi değerlendirilerek eksikliğin yerine konması için vitamin takviyesi yapılmalıdır.

A VİTAMİNİ

Kilo alamama, boyun uzamaması, gözün parlaklığını yitirerek aşırı kuruması, gözyaşının yetersiz salgılanması, kuru ve pullanmış deri, halk arasında tavuk karası diye adlandırılan gece körlüğü( serum düzeyi 20µg/dl altında olursa) görülür.

Tedavisinde A vitamini günde 25000 Ü bir-iki hafta verilir. Protein bakımından zengin beslenme önerilir.

VİTAMİN D: RAŞİTİZM

Kemiklerde kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Huzursuzluk, baş terlemesi, kaşıntı, uyku bozuklukları, ileriki aşamalarda kas güçsüzlüğü (Özellikle karında kurbağ karnı) ,kafatasında yumuşama, asimetri, büyümüş bıngıldak, kafatası büyüklüğü ve geciken bıngıldak kapanması , dişlerin geç çıkması, diş çürümeleri, diş minesi bozuklukları, kaburgalarda kemik – kıkırdak bileşiminde raşitik tesbih taneleri, güvercin göğüsü, harrison oluğu, uzun kemiklerin bükülmesi, kemiklerde çabuk kırılmalar sırt kemiğinde eğrilikler, kalça kemiğinde deformiteler görülebilir.En büyük sebebi yetersiz alınım ve az güneşlenmedir.

Korunmak için 1 yaşına kadar günde 400-800 Ü Vitamin-D, 2 yaşın sonuna kadar günde 0,25 mg flor, 3 yaşın sonuna kadar günde 0,5 mg flor verilir.Eğer içme suyunda flor 0,3 mg/lt den fazla ise ek olarak flor verilmez.(Diş minesinde leke yapma tehlikesi)

E VİTAMİNİ

Metabolik hızın çok arttığı okul ve ergenlik çağında zararlı maddeleri temizleyici etkisi vardır.Eksikliğinde hemolitik anemi, ödemler (vücutta sıvı toplanmasına bağlı şişlikler) görülebilir.

VİTAMİN K

Nomal durumlarda barsaklardaki bakteriler tarafından yapılır. Pıhtılaşma faktörlerinin sentezi için gereklidir. Eksikliğinde kanamalarda artış (dişeti, yaralar, burun, mide- barsak sistemi kanamaları vs.)

VİTAMİN B1: THİAMİN

Büyüme döneminde sinir sisteminin gelişimi ve hızlı metabolizma için B1 vitaminine ihtiyaç vardır. Özellikle gelişmiş ülkelerde besinlerin aşırı kaynatılması içindeki B1 vitamininin büyük ölçüde yitirilmesine neden olur. Eksikliğinde kusma, iştahsızlık, huzursuzluk, nefes almada zorluk, kalp çarpıntısı, morarma, kalp yetmezliği, merkezi sinir sistemi bozuklukları, emziren annede sütteki thiamin eksikliğine bağlı olarak bebekte görülen kalp yetmezliği, ses kaybı, görme refleksi eksikliği ile karakterize infantil beriberi hastalığı görülebilir

:
SORULAR
1. Aşağıdaki şemayı yandaki türleri kullanarak doldurunuz.(hikaye, panel, fabl, meddah, deneme, hitabet, roman, mektup, forum, tiyatro, karagöz, eleştiri)(12 puan)

2. Aşağıdaki cümlelerdeki boşlukları doldurunuz. (8 puan)
* Hatıra(anı) türündeki ilk eserimizin adı ve yazarı:…………………………………
* Mektup türündeki ilk eserimizin adı ve yazarı:………………………….

3. Aşağıdaki kelimelerde hangi ses olayları olduğunu açıklayarak gösteriniz.(25 puan)
(Açıklayarak göstermeyen puan alamaz.)
ÜSTEĞMEN:
ADAŞ:
SANA:
BENZİYOR:
ÇALIŞKANLIĞI:

4. Aşağıdaki cümlelerdeki altı çizili kelimelerin türünü (isim,sıfat,zarf…) belirtiniz.(20p)
Kimse konuşan kişiyi dikkatli dinlemiyordu?
Hava kararmaya başlayınca geriye döndük.
Eski evlerin bulunduğu mahalleler, koruma altına alındı.
Sınıfımızın en sakin öğrencisiydi.

5. Bir hatıra ( anı ) örneği yazınız. Yazım kurallarına uyunuz, düzgün ve okunaklı yazınız.(35 puan)

Süre 1 ders saatidir. Puanlama soruların üzerindedir. Başarılar…
CEVAPLAR…….
1. Aşağıdaki şemayı yandaki türleri kullanarak doldurunuz.(hikaye, panel, fabl, meddah, deneme, hitabet, roman, mektup, forum, tiyatro, karagöz, eleştiri)(12 puan)

2. Aşağıdaki cümlelerdeki boşlukları doldurunuz. (8 puan)
* Hatıra(anı) türündeki ilk eserimizin adı ve yazarı BABÜRNAME- BABÜRŞAH
* Mektup türündeki ilk eserimizin adı ve yazarı ŞİKAYETNAME- FUZULİ

3. Aşağıdaki kelimelerde hangi ses olayları olduğunu açıklayarak gösteriniz.(25 puan)
(Açıklayarak göstermeyen puan alamaz.)
ÜSTEĞMEN: ÜST- TEĞMEN ÜNSÜZ DÜŞMESİ
ADAŞ: AD-DAŞ ÜNSÜZ DÜŞMESİ
SANA: SEN-A ÜNLÜ DEĞİŞMESİ
BENZİYOR: BENZE-YOR ÜNLÜ DARALMASI
ÇALIŞKANLIĞI: ÇALIŞKANLIK-I ÜNSÜZ YUMUŞAMASI

4. Aşağıdaki cümlelerdeki altı çizili kelimelerin türünü (isim,sıfat,zarf…) belirtiniz.(20p)
Kimse konuşan kişiyi dikkatli dinlemiyordu? ZARF
Hava kararmaya başlayınca geriye döndük. İSİM
Eski evlerin bulunduğu mahalleler, koruma altına alındı. İSİM
Sınıfımızın en sakin öğrencisiydi. SIFAT

5. Bir hatıra ( anı ) örneği yazınız. Yazım kurallarına uyunuz, düzgün ve okunaklı yazınız.(35 puan)
YAZIM VE İMLA KURALLARINA UYUM: 20 PUAN
İÇERİK VE KAĞIT DÜZENİ: 15 PUAN

1. Aşağıdaki cümlelerin yanına bilgiler doğruysa “D”, yanlışsa “Y” yazınız.( 10 p. )

a) ( ) Öykücülüğü kendine meslek edinen ilk yazarımız Ömer Seyfettin’dir.

b) ( ) *Romanları etkilendikleri akıma göre (üslup bakımından) “romantik roman, “gerçekçi roman”, “doğalcı roman”, “estetik roman”, “izlenimci roman”, “dışavurumcu roman”, “yeni roman” şeklinde sınıflandırabiliriz.

c) ( ) Bir romanda anlatıcının bakış açısı olay örgüsü içinde değerlendirilir.

ç) ( ) Romanlarda olay örgüsünden oluşan parçalar olay halkasını oluşturur.

d) ( ) Edebiyatımızda realizmin etkisinde ve teknik yönden ilk başarılı roman örnekleri Cumhuriyet Döneminde verilmiştir

e) ( ) Tanzimat dönemi romanlarında konular genellikle ülke sorunları ve yerli hayattan seçilirken Millî Edebiyat döneminde alafrangalık, cariye ve esirlik gibi konulara ağırlık verilmiştir.

f) ( ) Tanzimat Dönemi romanlarında olay örgüsünde rastlantılara sıkça yer verilir, romantizmin etkisiyle kişiler genellikle tek yönlüdür; Servet-i Fünun ve Millî Edebiyat Döneminde ise olayların akışında rastlantılara pek yer verilmeyip gözleme önem verilmiştir

g) ( ) Tanzimat ve Servetifünun dönemi roman ve hikâyelerinde genellikle uzun tasvirler, süslü bir dil kullanılırken Millî Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi roman ve hikâyelerinde daha sade bir dil kullanılmıştır.

h) ( ) Olaya dayalı metinlerde, olay örgüsü ve temanın oluşması için sadece “mekân” yeterlidir.

ı) ( ) Roman ile öykü arasındaki en önemli fark, romanda kişi, zaman ve mekâna bağlı olarak olay örgüsünde ayrıntıya inilmesidir.

2. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun biçimde doldurunuz. (10 p.)

Öykü, bir tür olarak karakteristik özelliklerini ancak 19. yüzyılda romantizm ve realizm akımlarının yaygınlaşmasıyla kazanmıştır. Dünya edebiyatında bu tür başlıca iki kolda ilerlemiştir. ……………….. veya …………….. de denilen hikaye çeşidinin kurucusu Fransız yazar Alphonse Daudet (Alfons Dode) ve ……………………………………….’ tır. ……………………. hikâyesinin temsilcisi ise Rus yazar …………………………… ‘dur. Bizde, destanlar, halk hikâyeleri ve masallarla eski bir temeli olan bu tür, XIV ve XV. yüzyılda “Dede Korkut Hikâyeleri” ile çağdaş hikâye tekniğine yaklaşmıştır. Millî kültürümüzün önemli parçalarından “Dede Korkut Hikâyeleri”, “destanlar” ve “halk masalları” nı saymazsak, Avrupaî tarzda ilk hikâyeler, …………………………….döneminde görülür. Basılan ilk hikâye kitabı, Emin Nihat’ın “Müsameretname”sidir. Bu kitapta toplanan hikâyelerin kuruluşu, işlenişi “Binbir Gece Masalları” na benzer. XIX. yüzyılda Tanzimat’la gelen yeniliklerle birlikte Batılı anlamda ilk örneğini ………………………………… “Letaif-i Rivayet ( söylene gelen güzel şeyler ) adlı eserini yazarak vermiş; “Kısadan Hise” ile bu türü geliştirmiş, ……………………………………., ise “Küçük Şeyler” adlı eseriyle modern hikâyeyi oluşturmuştur. Bağımsız bir tür olma özelliğini ise Milli Edebiyat döneminde …………………………………..’le kazanmıştır. Bizim edebiyatımızda Ömer Seyfettin ………………………. hikâyesinin, Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal ise ………………………. hikâyesinin en önemli temsilcileri olarak edebiyat tarihimizdeki yerini almıştır.

“Savrulur aklım başımdan, sen esersin her fasıl
Aşığım, bilsen nasıl sevdim, nasıl sevdim, nasıl
Perdedir söz, ruhumun esrarı sensin, sen asıl
Aşığım, bilsem nası sevdim, nasıl sevdim, nasıl…”

1. Yukarıdaki dörtlükte anlatılmak istenen nedir? Bir cümle ile açıklayınız. (5 puan)
2. Yukarıdaki dörtlüğü uyak düzeni, kafiye ve ölçü bakımından inceleyiniz. (10 puan)
3. Yukarıdaki dörtlükte kullanılan edebi sanatları bularak ayrıntılı bir şekilde açıklayınız. (10 puan)
4. Yukarıdaki dörtlük, konularına göre şiir türlerinden hangisine girer? Nedenini açıklayınız. (5 puan)

5. Aşağıdaki iki şiiri zihniyet ve şekil bakımından karşılaştırınız. (20 puan)
İLAHİ GAZEL
Mert dayanır namert kaçar Sun sagarı saki bana mestane disünler
Meydan gümbür gümbürlenir Uslanmadı gitti gör o divane disünler
Şahlar şahı divan açar
Divan gümbür gümbürlenir Peymanesini her kişi doldurmada bunda
Şimden gerü bu meclise mey-hane disünler
( sagar: kadeh saki: içki dağıtan divane: başıboş peymane: kadeh)

6. Aşağıdaki beytin hecelerini aruz ölçüsüne göre gösteriniz. (5 puan)

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”

7. Aşağıdaki cümlelerde bulunan boşlukları doldurunuz. (20 puan)

Edebi metinler; …………………. ve …………………olmak üzere iki şekilde ifade edilir.
Biçim, anlatım ve noktalama özelliklerinin bir araya getirilmesiyle oluşan yazı bütününe……………………denir.
Ünlü harflerin mısralarda kullanılarak uyum oluşturulmasına…………………………denir .
Bir kelimenin veya bir ifadenin ait olduğu metnin yapısı içinde anlam ve değer kazanmasına …………………denir.
Bir olayın sebebinin başka bir sebebe bağlanmasına ……………………………………………..denir.
…………………….ölçüsü, …………………………………edebiyatımız a geçmiş bir ölçüdür.
……………………ölçüsünde mısra içinde durulan yerlere…………………………..denir.

“Türkülerde, dualarda benim mübarek dilim
Hala benim güzelliğim Üsküp’te eskimeyen
Kubbelerde sütunlarda, benim emeğim
Evlad-ı Fatihan mezarlarında
Gördüm asırlarca dipdiri yatan benim.”

8. Yukarıdaki dizelerde kültür ve uygarlığımıza dair hangi izler bulunmaktadır? Maddeler halinde yazınız. (10 puan)
9. Sanat ve edebiyatın gerçeklikten nasıl faydalandığını maddeler halinde yazınız. (10 puan)
10. Şiirde ahengi sağlayan unsurlar nelerdir? (5 puan)


Bedava İlan Verme