Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

Yönetmeliğin 41.maddesi;
“Öğrencilere aldırılmayacak kitaplar
MADDE 41 – (1) Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmeyen ders kitapları ile okutulacak diğer eğitim araçları öğrencilere aldırılamaz.”
şeklinde düzenlenerek öğrencilere aldırılacak eğitim araçlarına bakanlık kontrolü getirilmiştir.
Bu hükme tabii olmayan yani bakanlık onayı olmadan kullanılabilecek kaynaklar ise;
“a) Türk ve dünya klasikleri,
b) Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve yönergeler veya bunların birleştirilmesiyle meydana getirilen eserler,
c) Okul kütüphanesinde ilgili mevzuat hükümlerine göre bulundurulacak eserler,
ç) Bilgisayar kullanımı için gerekli olan yazılım programları,
d) Derslerin işlenişinde kısa süreli kullanılan yazılım programı,
e) Öğretmenlerce hazırlanan ve kendi derslerinde kullandıkları dersle ilgili bireysel çalışmaları sonucu ortaya çıkan materyaller,
f) Türk Standartlar Enstitüsü (TSEK), Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), Türk Patent Enstitüsü Kurumu (TPE) gibi kurumlarca standartları belirlenerek tescillenmiş ve belgelendirilmiş ya da nitelik ve standardına uygun üretilmiş veya uluslararası İSO, CE ve benzeri belgeli, okul ve kurumlarda dersliklerin donatımında kullanılan sıra, masa, tahta, tv, bilgisayar, tepegöz; atölye ve laboratuvarlarda yer alması gereken döner sermaye kapsamında da üretilebilen ve kullanılan alet ve makineler, kimyasal elementler, yoğaltım malzemeleri ve benzerleri herhangi bir değerlendirme veya seçime gerek görülmeden okullarda kullanılabilir.”
şeklinde belirlenmiştir.

——————————————————————————–
YÖNETMELİKTE GÖZE ÇARPANLAR
Ders kitapları insan haklarına aykırılık, cinsiyet, ırk, din, dil, renk, siyasi düşünce, felsefi görüş ve benzeri ayrımcılık içermeyecek. Kitaplarda yayınevlerini, kitabı hazırlayanları ve bunların birinci derece yakınlarını tanıtan ve kimliğini ortaya çıkaran herhangi bir bilgi, kenar süsü, sayfa numarası, benzeri simge ve işaret gibi görsel unsur bulunmayacak. İntihal yapan yayınevi hakkında suç duyurusunda bulunulacak.

MEB, 29 Mayıs 1995 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliğini yürürlükten kaldırdı.

Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayımlanan ve yarından itibaren geçerli olacak yeni yönetmelik, MEB’e bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında okutulacak ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı, öğretmen kılavuz kitabı, bilgi iş ve işlem yaprakları ile ders kitabı yerine okutulmak üzere Bakanlıkça hazırlanacak, satın alınacak veya hibe yoluyla sağlanacak diğer eğitim araç ve gereçlerinin Türk milli eğitiminin genel amaç ve temel ilkelerine uygun olarak niteliklerinin belirlenmesi, hazırlanması, incelenmesi, değerlendirilmesi, kabulü, uygunluk süresi, ilanı, yayımlanması, dağıtımı, inceletme ve inceleme ücretleri ve ders kitapları üreten yayınevlerinde aranacak kriterlerle ilgili usul ve esasları düzenliyor.

Yönetmeliğe göre eğitim araçları eğitim kurumlarında kullanılacak ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı, öğretmen kılavuz kitabı, bilgi iş ve işlem yaprakları ile öğretmen ve öğrencilere kaynak ve yardımcı olacak basılı eğitim malzemesini, milli eğitimin genel amaçlarının gerçekleşmesine yararlı olacak diğer eserlerden oluşacak.

Öğrenci çalışma kitapları ise ilgili öğretim programlarında yer alan kazanım ve açıklamalar doğrultusunda dersin öğrenilmesini kolaylaştıracak öğrencilere yardımcı olacak çeşitli örnek, alıştırma, işlenen ünitelerle ilgili internet adresleri, okuma kaynakları ve diğer etkinlikleri kapsayan yaprakları ayrı ayrı da kullanılabilen basılı eser ile üniteleri görsel ve işitsel yönden destekleyen kaset, disket, CD gibi elektronik kayıt ortamlarını kapsayan setlerden oluşacak.

YAYINEVLERİNDE ARANACAK NİTELİKLERDers kitabı üreten yayınevleri; ders kitabı üreteceği alanlar için yazar/yazarlar ile en az birer editör, dil uzmanı ve görsel tasarım uzmanı çalıştırdığını belgelendirecek. Bu personelden fikir ve sanat eserleri ile ilgili kanuna aykırı iş ve işlemler ile yüz kızartıcı suçlardan hüküm giyenler çalıştırılamayacak.

Yayınevlerince yapılan başvuruda verilen herhangi bir belgenin veya yazılı beyanın gerçek dışı olduğunun idari ve adli makamlarca tespit edilmesi halinde belgenin/beyanın ait olduğu baskıya hazır nüsha veya nüshalara ait Talim ve Terbiye Kurulu kararı iptal edilecek. Başvuru sahibi yeniden 2 yıl süreyle başvuramayacak.

YARIŞMA DÜZENLENEBİLECEKMEB, ihtiyaç duyulan alanlarda taslak ders kitabı hazırlanması konusunda ödüllü veya ödülsüz yarışma açabilecek. Yarışmaya, şartları taşıyan yayınevleri katılacak. Yarışmaya katılacak eserler, bu yönetmelikte belirtilen hükümlere göre hazırlanacak ve şartnamesinde belirlenen esaslara göre incelenecek. Talim ve Terbiye Kurulunca uygun bulunanlar ders kitabı olarak kabul edilecek.

DERS KİTAPLARININ İNCELENMESİ Özel kesim tarafından hazırlanan taslak ders kitapları ile Bakanlıkça satın alınacak eğitim araçları ücret karşılığında incelenecek.

Ders kitaplarının incelenmesinde, puanlamaya esas olacak kriterler Kurulca belirlenerek duyurulacak.

Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ihtiyaç durumuna göre üniversitelerin ana bilim dallarında görevli öğretim üyeleri ile diğer kamu kuruluşları ve özel kuruluşlarda görevli olan alan uzmanlarını, yapılacak protokol gereğince inceleme işlemlerinde görevlendirebilecek.

İnceleme sonucunda 100 üzerinden 75’in altında puan alan taslak ders kitapları reddedilmiş sayılacak.

Taslak ders kitaplarının inceleme süreleri forma sayılara göre değişecek.

Belirlenen inceleme sürelerinin kasıtlı olarak geçirilmesi, Anayasanın temel ilkeleriyle Milli Eğitimin genel amaç ve temel ilkelerini dikkate almadan inceleme yapılması inceleme esas ve usullerine uyulmaması halinde sorumlular hakkında yasal işlem yapılacak.

FİYATLARIN BELİRLENMESİDers kitaplarının fiyatlarının belirlenmesi amacıyla başvuru sahipleri, içinde bulunulan yılın aralık ayından önce Kurulca kabul edilen veya okutulma süresi devam eden ders kitaplarının fiyatlarının belirlenmesi için, aralık ayının ilk haftasının son iş gününe kadar, aralık ayının 15. iş gününe kadar Kurulca kabul edilen ders kitaplarının fiyatlarının belirlenmesi için aralık ayının son iş gününe kadar Yayımlar Dairesine başvuracaklar.

Ders kitabı olmaması halinde ilgili birimce ders kitabı yerine kullanılacak eğitim aracı hazırlanacak ve okutulacak.

ÖĞRENCİLERE ALDIRILMAYACAK KİTAPLARMEB tarafından belirlenmeyen ders kitapları ile diğer eğitim araçları öğrencilere aldırılmayacak.

Ders kitabı olarak kabul edildiğine dair Kurul kararı olmadığı halde bu karar varmış gibi yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunan ve intihal yapan yayınevi hakkında suç duyurusunda bulunulacak. Suçu sübuta eren yayınevinin suç ile ilgili ders kitabına ait Kurul kararı iptal edilecek ve diğer taslak ders kitapları ile ilgili başvuruları 2 yıl süreyle kabul edilmeyecek.

Kars’ın Sarıkamış ilçesinde eğitime ara verildi.

Sarıkamış Kaymakamı Ahmet Altunbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçe merkezinde 5 ocak salı günü, köylerde ise salı ve çarşamba günü okulların tatil edildiğini söyledi.

Altunbaş, kar ve tipi nedeniyle içe merkezinde bir gün, köylerinde ise iki gün eğitime ara verildiğini bildirdi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun Aralık ayı enflasyonunu yüzde 0,53 olarak açıklamasının ardından, 2009 yılının Temmuz-Aralık enflasyonu da yüzde 4,5’i aştı. Bu durum, söz konusu dönemde yüzde 4,5 oranında maaş artışı alan memur, sözleşmeli ve memur emeklilerine enflasyon farkı verilmesi zorunluluğunu doğurdu.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün yaptığı hesaplamada, enflasyon zammı oranı yüzde 0,115 olarak belirlendi. Söz konusu zam, Aralık ayı maaşlarına eklenecek. Daha sonra da 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda öngörülen yüzde 2,5’lik Ocak zammı, maaşlara yansıtılacak.

Bu çerçevede Bakanlar Kurulu, memur maaş katsayılarını yeniden belirleyerek, ilan edecek. Aynı şekilde sözleşmeli ücret tavanı da enflasyon farkı dikkate alınarak yeniden düzenlenecek. Enflasyon farkından memur ve sözleşmelilerin yanı sıra memur emeklileri de yararlanacak. Memur emekli maaşları da Ocak zammı öncesi yüzde 0,115 oranında artış görecek.

-ENFLASYON FARKI KİME, NE GETİRECEK?-

AA muhabirinin yaptığı hesaplamaya göre, yüzde 0,115’lik enflasyon farkı, memur maaşlarına 1 lira 40 kuruş ile 5 lira 23 kuruş arasında ek zam olarak yansıyacak.

Söz konusu oran ile Müsteşarın Aralık ayı maaşı 5,23 lira, Genel Müdürün 4,78 lira, 9’un 1’indeki ve 14’ün 2’sindeki memurun 1,44 lira, 13’ün 3’ündeki hizmetlinin de 1,40 lira artacak.

Enflasyon farkıyla 1’in 4’ündeki öğretmen maaşında 1,94 lira, 9’un 1’indeki öğretmen maaşında 1,67 lira, 9’un 2’sindeki polis memuru maaşında 2,22 lira, 1’in 4’ündeki uzman doktor maaşında 2,54 lira, 12’nin 3’ündeki lise mezunu hemşire maaşında 1,63 lira, 7’nin 1’indeki araştırma görevlisi maaşında da 1,94 lira artış olacak.

-ZAMLI MAAŞLAR 15 OCAK’TA-

Devlet memurları ve sözleşmeliler, 15 Ocak’ta zamlı maaş alacaklar. Yeni maaşlar, yüzde 0,115’lik enflasyon farkı ve yüzde 2,5’luk Ocak zammına göre hesaplanacak. Memurlara 14 günlük de zam farkı verilecek.

Memur emeklilerinin zam farkı ödemesi ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun belirleyeceği tarihte yapılacak. AA

İZMİT’in Yahya Kaptan Mahallesi’nde, gayrimeşru ilişkiden dünyaya getirdiği 2 günlük bebeğini boğazını çamaşır ipiyle sıkıp öldürdükten sonra cesedini çöp konteynerine atan eski ana okulu öğretmeni 29 yaşındaki S.S.’nin evli olduğu ancak eşinden 3 yıldır ayrı yaşadığı ortaya çıktı. S.S.’nin bebeğini Kadın Doğum Hastanesi’nde sezeryanla dünyaya getirdikten 2 gün sonra bebeğiyle birlikte taburcu olup hastaneden ayrıldığı belirlendi.

Dün, Kentin en kalabalık merkezlerinden Yahya Kaptan Mahallesi’ndeki C-27 Blok önünde çöp konteynerinde bulunan boğazında kesik izi olan bebek hemen hastaneye götürülmüş ancak kurtarılamadı. Polisin yaptığı araştırmalar sonucunda bebeğin bileğindeki doğum bileziğinden yola çıkılarak annesinin, 3 yıl öncesine kadar aynı semtteki bir ana okulunda öğretmenlik yapan S.S. olduğu belirlendi.

Olaydan 2 gün önce Kocaeli Kadın Doğum Hastanesi’nde sezaryenle doğum yaptığı belirlenen S.S.’nin taburcu olduktan sonra gayri meşru ilişkiden dünyaya getirdiği bebeğiyle buradaki bankta bir süre oturduğu anlaşıldı.

Yakalandıktan sonra verdiği ifadesinde eşinden 3 yıldır ayrı yaşadığını ve İzmit’in Karabaş Mahallesi’nde oturan ailesinin yanında kaldığını söylediği öğrenilen S.S., şunları anlattı: “Gayrimeşru ilişkiden sonra hamile kaldım. Kortuğum için yakınlarıma bunu anlatamadım. Daha sonra hastaneye gidip doğum yaptım. Ancak bebeğe bakacak imkanım da yoktu. Bu nedenle ondan kurtulmak istedim.” S.S.’nin 3 yıl öncesine kadar Yahya Kaptan Mahallesi’ndeki ana okulunda öğretmenlik yaptığı, daha sonra ayrıldığı, hamileliği iyice belirginleşmeden önceye kadar Köseköy Semti’ndeki bir rehabilitasyon merkezinde bakıcı annelik yaptığı da öğrenildi.

İfadesi alındıktan sonra dün geceyi Asayiş Şube Müdürlüğü’nde geçiren S.S., bugün öğlen saatlerinde adliyeye sevk edildi. Milliyet

Bursa’da 10 Ekim tarihinde IMF ve Dünya Bankası uygulamalarını protesto etmek için yapılan eyleme katılan ve eylemde “Ampul Tayyip” sloganı attığı iddasıyla Bursa Emniyet Müdülüğü ve Bursa Valiliği’nin girişimleriyle 3 lise öğrencisine hem savcılık soruşturması hem de Milli Eğitim soruşturması açıldı.

“Başbakana hakkaret ettikleri” iddiasıyla okullarında açılan soruşturmanın öğrencilerin okuldan atılması ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağı tartışılıyor. Öğrenciler Bursa Tophane Endüstri Meslek Lisesi, Bursa Cem Sultan Lisesi ve Bursa Ali Karasu Lisesi’nde okuyor.
Bursa’da yasadışı slaogan olarak listeye konulan “ampul tayyip” sloganı attıkları iddasıyla daha önce de dava açılmış ve beraatle sonuçlanmıştı. Aynı konuda hala devam eden birçok davanın olduğu biliniyor.

Halkbank, yüzde 30 kasko indirimi fırsatı sunan yeni ürünü ‘Kamu Personeline Özel Taşıt Kredisi’ni hizmete sundu. Halkbank, krediyi yüzde 0,99’dan başlayan aylık faiz oranı ve 48 ay vadeyle kefilsiz kullandırıyor.

Yeni ürünü değerlendiren Halkbank Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Bilgehan Kuru, şunları söyledi:

“Halkbank olarak bireysel bankacılık alanında farklı gelir düzeyine, yaşam tarzına sahip grupların ihtiyaçlarını dikkate alan ve tüm bunlara yanıt oluşturan geniş ve çeşitli bir ürün yelpazesiyle hizmet vermeyi önemsiyoruz. Bu açıdan kamu çalışanları da bizim için ayrı bir segmenti oluşturuyor. Konut ve tüketici kredilerinden sonra taşıt kredisiyle kamu çalışanlarına özel finansal çözümlerimize bir yenisini ekledik. Sektörde bu uygulamayı başlatan ilk banka olarak öncü bir konum edinmekten büyük gurur duyuyoruz. Yeni taşıt kredimizle kamu personelinin ayağını yerden keseceğimize inanıyoruz.”

Maaşını Halkbank aracılığıyla alanlar ile kamu personeli, kredi için 26 Şubat 2010 tarihine kadar Halkbank’ın tüm şubelerine başvuru yapabiliyor.

İstanbul’daki okullarda 25 Kasım’da iş bırakma eylemine katılan öğretmenler hakkında idari soruşturma başlatıldı. Okul müdürleri, o gün okula gelmeyen öğretmenlere “zanlı ifade tutanağı” göndererek, okula neden gelmediklerini yazılı olarak 7 gün içinde bildirmelerini istedi.

İstanbul Valiliği’nin eyleme katılan öğretmenler hakkında soruşturma açılması kararı üzerine, okullarda idari soruşturma süreci başladı. Soruşturmayı yürüten okul müdürleri, öğretmen hakkında hangi ceza verilmesi gerektiğini ilçe milli eğitim müdürlüklerine önerecekler. Bazı ilçelerde okul müdürleri kendi okullarındaki öğretmenlerinin ifadesini alırken, bazı ilçelerde de müdürler farklı okullardaki öğretmenlerin ifadelerini alacak.

25 Kasım’da okula gelmeyen öğretmenlerden bu konuda evrakları varsa bunu da bildirmeleri istendi. Böylece o gün doktor raporu alanlar soruşturma kapsamına alınmayacak.

Açıklama istendi
İstanbul’da raporlu ve raporsuz 15 bine yakın öğretmenin eyleme katıldığı belirtildi. Okul müdürlerinin uyarı, kınama ve maaş kesme cezası teklifi sunma yetkileri bulunuyor.
Eski Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, maaş kesme cezası verilmesi durumunda dava açacaklarını belirterek, “Uyarı ve kınama cezaları için dava açılmadığından büyük ihtimalle bu cezaların verilmesini bekliyoruz” dedi.

Öğretmenlere gönderilen ifade tutanağında, “25.12.2009 tarihinde mazeretsiz olarak göreve gelmeme nedenleriniz hakkında bildiklerinizi 7 gün içinde bizzat yazarak açıklamanızı, varsa belgelerinizi eklemenizi rica ederiz” deniliyor. İmza kısmında ise okul müdürlerinin isimleri bulunuyor

Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu´ndan burs ve öğrenim kredisi alacak öğrenciler, 24 Aralık´ta mesai bitimine kadar belgelerini teslim edebilecek.
Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, kuruma burs ve öğrenim kredisi almak için 468 bin 389 öğrencinin başvuruda bulunduğu, bunlardan 87 binine burs, geri kalan tüm öğrencilere de öğrenim kredisi tahsisi yapıldığı belirtildi. Katkı kredisi almak için başvuran 303 bin 75 öğrencinin de tamamına tahsis yapıldığı bildirildi.
Burs, öğrenim ve katkı kredisi değerlendirme sonuçlarının, kurumun ´´www.kyk.gov.tr´´ internet adresinden TC kimlik numaraları girilerek öğrenilebileceği, öğrencilerin taahhüt senetlerini 18-24 Aralık 2009 tarihleri arasında herhangi bir noterde vergi, resim ve harç için para ödemeksizin tanzim ve tasdik ettirdikten sonra 24 Aralık 2009 tarihi mesai bitimine kadar kurumun bölge veya yurt müdürlüklerine teslim edebileceği kaydedildi.
Bölge veya yurt müdürlüğü bulunmayan yerlerdeki öğrencilerin de ´´Cemal Gürsel Caddesi No: 61 06590 Cebeci/Ankara´´ adresindeki Kredi Dairesi Başkanlığına posta ile belgelerini gönderebileceği ya da elden teslim edebileceği belirtildi.
Senetlerini belirtilen tarihlerde kuruma teslim eden öğrencilerin burs veya öğrenim kredisi ödemelerini 11 Ocak 2010 tarihinde Ziraat Bankasının ilgi şubelerinden yapılacağı ifade edildi.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, üniversiteye giriş için belirlenen yeni sistemde birinci aşama sınavın 11 Nisan´da, ikincisinin de Haziran´ın son haftası yapılacağını duyurdu. Prof. Dr. Yarımağan, çokça tartışılan katsayı farklarının ise en asgariye indirildiğini söyledi.
Adnan Menderes Üniversitesi´nin (ADÜ) daveti üzerine üniversite giriş sınavında 2010 yılında uygulanacak yeni sistem hakkında bilgiler vermek üzere Aydın´a gelen ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan´ın katıldığı toplantı, içeriğinden çok yaşanan aksaklıklarla dikkati çekti.
ADÜ Atatürk Kongre Merkezi Amfisi´nde öğretmen, öğrenci ve velilere seslenmesi beklenen Prof. Dr. Yarımağan, trafonun arızalanması yüzünden sunumunu kampus içerisindeki kafeteryada yapmak zorunda kaldı. Yaşanan aksaklıklar yüzünden ADÜ Rektörü Şükrü Boylu´nun üzgün hali dikkati çekerken, kafeterya alanının dar olması yüzünden bazı öğrenciler 1 saat geç başlayan toplantıda Prof. Dr. Yarımağan´ı bilardo masalarının üzerine oturarak dinledi.
Basın mensupları da Prof. Dr. Yarımağan´ı kafeterya içindeki havuzdan takip etti.2010 yılında uygulanacak yeni sınav sistemi hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Ünal Yarımağan, gündemden hiç düşmeyen katsayı konusuna da değindi. Prof. Dr. Yarımağan, şunları söyledi:
“Yanlış bir inanç var. Aslında öğrencinin alanı dışındaki yerleştirmeyi katsayı engellemiyor. Mevcut müfredat engelliyor. Tıpa girmek isteyen bir öğrencinin matematik alt yapısı kuvvetli olmalı. Meslek liselerinde okuyan öğrenciler bu gibi alanlar için gerekli müfredatı görmedikleri için sınavda soruları cevaplayamıyorlar. Yani katsayının eşit olması durumunda bile bu öğrencilerin alanları dışındaki bir bölüme girmeleri çok zor. Herkes her istediği bölüme girecek diye bir şey yok. 2010 yılında katsayı farkını da asgariye indirdik.
Yeni sistemde öğrencilerin puanları alan içinde 0,15, alan dışında ise 0,13 ile çarpılacak. 2010´da alan içi alan dışı farkını çok azalttık. Zaten ilk bin öğrenci arasına
girende alan içi alan dışı farkı gözetmeyeceğiz.”
İLK SINAV NE ZAMAN
Sınav tarihleri ile ilgili de önemli açıklamalarda bulunun Prof. Dr. Yarımağan, “Sınav tarihlerini birinci aşama için 11 Nisan, ikinci aşama için Haziran´ın son haftası olarak kararlaştırdık. Bunlar açıklanabilecek son tarihler. Eğer kararlar bir kere daha iptal edilirse sınavlar 2 veya 3 ay geriye atar. Bu durumda üniversitelerin eylül ayında açılamaması gibi büyük bir soruna yol açar.
Öğrencilerimiz puan türlerini filan fazla kafalarına takmasınlar. Geçmiş sınavlandan içerik olarak bir
fark görmedikleri müfredattan soru gelmeyecek. Sadece şekil değişikliği var” ifadelerini kullandı.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Yarımağan, yeni sınav sisteminde toplam 5 dersin yer alacağını, her adayın istediği soruları yanıtlayacağını söyledi. 11 Nisan´da yapılacak sınava tüm adayların gireceğini ve taban puanın 140 olacağını, 140 puanı aşan adayların isteğe bağlı olarak ikinci aşama sınavına katılacağını aktaran Prof. Dr. Yarımağan, son aşamada ise sınavda 180 puanı geçen öğrencilerin lisans programlarını tercih edebileceğini kaydetti. Her yıl 40 sınavda 5 milyon kişiyi sınava tabi
tuttuklarının altını çizen Prof. Dr. Yarımağan, yeni sınav sistemi için pek çok ülkedeki uygulamayı incelediklerinin vurguladı.

Yüksek Öğretim Kurumu yeni katsayı oranını açıkladı; buna göre YÖK Genel Kurulu, üniversiteye giriş sınavında adaylara “farklı katsayı” uygulanmasını kararlaştırdı. Bu çerçevede adayların, puanları hesaplanırken kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları (AOBP) 0.15, alan dışı tercihte 0.13 ile çarpılacak.

Üniversiteye giriş için yapılacak birinci ve ikinci aşama sınavlarında Türkiye genelinde ilk bine giren adaylara lise türü gözetilmeksizin yüksek olan katsayı (0.15) uygulanacak.

YÖK Genel Kurulu’nun bugünkü toplantısının ardından alınan kararları, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan açıkladı. Özcan, açıklamasında şunları kaydetti;

YÖK Genel Kurulu’nun 21 Temmuz 2009 tarihinde aldığı karardaki 3,4 ve 5. maddeleri hakkında Danıştay 8. Dairesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmesi üzerine ortaya çıkan hukuki boşluğun doldurulması zorunluluğu karşısında herhangi bir karışıklık olmaması için 3,4 ve 5. maddeler kaldırılmıştır. Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puanlarıyla yerleştirme yapılan programlar ile Lisans Yerleştirme Programı (LYS) puanları esas alınarak, yerleştirme yapılan programlarda ilgili AOBP adayın kendi alanında bir programı tercih etmesi halinde 0.15, alanı dışında tercih yapması halinde 0.13 ile çarpılır. Ortaya çıkan sayının sınav sonucuna eklenmesi suretiyle bu aşamadaki yerleştirmeye esas olacak puan belirlenir.

Adaylardan öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olanların sınavsız kayıt hakkı olanlar dışında kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ilgili AOBP’lerinin 0.05 ile çarpımı sonucunda bulunan puan, diğer puanlarına ayrıca eklenir.

Meslek Yüksekokullarının sınavsız geçişten boş kalan kontenjanlarına, açıköğretim programlarına ve meslek liselerinin devamı niteliğindeki lisans programlarına YGS puanları esas alınarak yerleştirme yapılır.

Sınavsız geçiş dışındaki önlisans ve açıköğretim programlarını tercih edebilmek için en az 140 YGS puanı gerekir. YGS puan türlerinden en az birinden 180 puan alan adaylar, LYS sınavlarından istediklerine girme hakkı kazanırlar. Lisans programlarını tercih edebilmek için ilgili puan türünde en az 180 puan almak gerekir.

YGS ile LYS sonucu oluşan her puan türünde Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların yerleştirme puanı hesaplanırken AOBP’lerinde tercih edeceği bütün programlar için alan içi katsayı değeri (0.15) kullanılır.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, katsayı farkı belirlenirken Danıştay kararında belirtilen yönlendirme ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen ölçülülük ilkelerinin esas alındığını söyledi.

Özcan, YÖK Genel Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 1998 yılında üniversiteye giriş sisteminde esaslı bir değişikliğe gidildiğini anımsatarak, “1999 yılına kadar ortaöğretim müfredatının tamamına dayalı bilgi ölçmeye yönelik bir sınav sistemi uygulanıyorken, bu değişiklikle sınav sistemi ilköğretimin tamamı ile ortaöğretim kurumlarının birinci sınıflarında okutulan ortak derslerden edinilen bilgiye dayalı bir yetenek sınavına dönüştürülmüştür” dedi.

Ortaöğretimin diğer sınıflarında okutulan derslerdeki başarının ve ortaöğretimdeki alanlardan yükseköğretime yönlendirmenin ise katsayı uygulamasıyla sağlanmaya çalışıldığını anlatan Özcan, “Ancak bu uygulama öğrencilerin yetenek sınavına odaklanmasına yol açmış ve ortaöğretimin diğer sınıflarındaki derslere ilgiyi azaltmıştır. Bu durum da öğrencilerin yükseköğretime daha az donanımla gelmeleri sonucu doğurmuştur” diye konuştu.

Bu olumsuzlukları gidermek amacıyla 2005 yılında yetenek sınavının yanında ortaöğretim müfredatının tüm derslerinde verilen bilgiyi ölçmeyi amaçlayan yeni bir sınav sistemine geçildiğini dile getiren Özcan, 2009 yılında ise bu sistemin daha da geliştirildiğini ve sınavın iki aşamalı hale getirildiğini anlattı.

Bilgi ölçmeyi amaçlayan bu sistemde her bir alana ilişkin soru sayılarının artırıldığını belirten Özcan, farklı puan türleri oluşturularak, öğrencilerin belirli alanlara yönlendirilmelerinin ve daha donanımlı olarak yükseköğretim programlarına yerleştirilmelerinin amaçlandığını kaydetti.

Özcan, 1999-2008 döneminde uygulanan sınav sistemlerinde “adayların ortaöğretimden kazandığı alan bilgileriyle tam örtüşmeyen, aynı puan türü içinde değerlendirilen ama farklı yeterlilikler gerektiren programlara yerleştirme yapıldığını” söyleyerek, “Artık 2010 yılında uygulanacak olan yeni sistem ile her programın gereksinim duyduğu yeterlilikler esas alınmıştır. Böylece yeni yerleştirme sistemiyle öğrenciler doğal olarak, ortaöğretimdeki alan ve kazanımları doğrultusunda yükseköğretim programlarına yerleşme imkanına kavuşmuşlardır” dedi.

Yükseköğretime giriş sınav sisteminde 1999-2009 döneminde ortaya çıkan bu gelişmelerin 1998 yılında alınan kararla oluşturulan katsayı sisteminin 2010 yılı itibarıyla uygulanmasını imkansız hale getirdiğini ifade eden Özcan, YÖK’ün 21 Temmuz 2009 tarihindeki 1266 sayılı kararının bu gerekçeyle alındığını söyledi.

Özcan, Danıştay’ın, söz konusu kararın katsayıya ilişkin düzenlemelerinin yürütmesini durdurduğunu hatırlatarak, Danıştay kararı nedeniyle oluşan hukuki boşluğu gidermek amacıyla yeni bir karar alınması gereğinin ortaya çıktığına dikkati çekti.

Yeni düzenleme yapılırken, yargı kararının gerekçelerinin irdelendiğini belirten Özcan, Anayasa’nın 2, 5, 12, 13 ve 42. maddelerinin, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ilgili hükümleriyle yükseköğretime giriş sınav sistemindeki gelişmelerin bir bütün halinde ve karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğini vurguladı.

Özcan, şöyle devam etti: “Bu doğrultuda her ne kadar iki aşamalı yeni sınav sisteminde sınav soruları ve puan türleri yoluyla yönlendirme yapılıyor ise de Danıştay kararı uyarınca, bu yönlendirmenin farklı katsayı uygulamasıyla desteklenmesi yoluna gidilmiştir. Katsayı farkı belirlenirken, Danıştay kararında belirtilen ‘yönlendirme’ ve Anayasamızın 13. maddesinde belirtilen ‘ölçülülük’ ilkesi esas alınmıştır. Nitekim Anayasa’nın 13. maddesinde ortaya konulan ölçülülük ilkesi esas olarak bireyin temel haklarını devlete karşı korumayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede yönlendirme amacıyla getirilen sınırlama, hiçbir zaman bireyin yükseköğretim hakkını ortadan kaldırmamalı. Sadece istediği takdirde beklenebilecek makul seviyede bir gayretle bu sınırlamayı aşabilmesine imkan vermelidir. Tersine bir uygulama hem yönlendirme hem de ölçülülük ilkesinin amaçladığı sınırları aşan, bireyi katlamayacağı bir sorumluluk altına sokarak, Anayasa’nın beşinci maddesinde güvence altına alınan bireyin maddi ve manevi varlığının gelişmesini engelleyecek bir niteliğe dönüşebilecektir. Bu temel ilke ve yaklaşım, farklı katsayıların belirlenmesinde ölçüt olarak alınmıştır.”

YÖK yetkilileri, 0.15 ve 0.13 olarak belirlenen kat sayılar arasındaki farkın sembolik olmadığını bildirdi.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan YÖK yetkilileri, YÖK Genel Kurulu Toplantısı’nda, adayların kendi alanlarıyla ilgili bir yüksek öğretim programını tercih etmeleri halinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının (AÖBP) 0.15, kendi alanları dışında bir yüksek öğretim programını tercih etmeleri halinde ise 0.13 ile çarpılacağı yönünde karar alındığına işaret etti.

Bu iki katsayı arasındaki farkın sembolik olmadığını söyleyen yetkililer, farkın ortalama 10 puana denk geldiğini kaydetti. Yetkililer, bu 10 puanın da ortalama 8 soru çözülerek alınabileceğini ifade etti.

Öte yandan, bugün gerçekleştirilen YÖK Genel Kurulu Toplantısı sürerken Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan da YÖK’e geldi.

Yarımağan, toplantının ardındın YÖK’ten ayrılırken gazetecilerin soruları üzerine, toplantıya katılmadığını ancak teknik bazı konularda kendisine görüş sorduklarını kaydetti.

Ünal Yarımağan, gazetecilerin “Alınan kararlardan memnun musunuz?” sorusuna, “memnunum” karşılığını verdi.

Yarımağan, sınav takviminin de daha önce planlandığı şekilde uygulanacağını, herhangi bir değişiklik olmayacağını bildirdi.

Buna göre sınav takvimini en kısa sürede belirleyip açıklayacaklarını belirten Yarımağan, değişikliğin iptali yönünde bir adım atılması halinde büyük sıkıntı yaşanacağına dikkat çekti.

İlk sınavın yapılacağı 11 Nisan tarihinde bir değişikliğin artık söz konusu olamayacağını vurgulayan Yarımağan, “Katsayıyla ilgili son karara yönelik bir başvuru olur ve karar iptal edilirse asıl tehlike o zaman ortaya çıkar. İnşallah böyle bir şey olmaz. O zaman sınav takvimi ciddi şekilde aksar. Üniversiteler zamanında açılamaz.” dedi.

ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, Çukurova Üniversitesi Mithat Özhan Amfisi’nde düzenlenen ‘Yapılan Değişikliklerden Sonra Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’ konulu konferansta YÖK’ün önceki gün duyurduğu katsayı düzenlemesini değerlendirdi.

Yeni düzenleme çerçevesinde sınav takvimini önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını belirten Yarımağan, “1. sınavı 11 Nisan’da yapmak istiyoruz. İlk başvuru tarihi olarak 11 Ocak 2010’u planlamıştık. Şimdi bunu bir iki hafta geciktirebiliriz. Kesin olmamakla birlikte nisan ayında yapılacak sınavın sonucunu mayıs ayı içerisinde açıklarız. İkinci aşamayı da haziran ayı sonunda yapmayı planlıyoruz.” dedi.

ÖSYM Başkanı, eski sistemde alan dışı yerleşmenin neredeyse imkânsız olduğunu hatırlatarak, “Bir öğrencinin alan içi tercihiyle dış tercih arasında yaklaşık 50 puanlık fark bulunuyordu. Bu da soruların yüzde 29,6’sına denk geliyordu. YÖK’ün katsayı kararı sonrası bu fark azaldı. Yaklaşık 10 puana indi, bu da soruların ortalama yüzde 2,5’ine denk geliyor.” bilgisini verdi.

Prof. Dr. Yarımağan, 2006 yılında tek oturumlu sınav sistemine yönelik değişiklik yapıldığını anlatarak, bu değişikliğin üç aşamalı değişim sürecinin birincisi olduğunu kaydetti. İkinci aşamasının bu yıl uygulanacak olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı (LGS) olduğunu aktardı. Üçüncü aşamasının ise 3-5 yıl sonra uygulanacak açık uçlu soru sorulması olacağını bildirdi.

Yeni sınav sisteminin içerik olarak geçen yılkinden bir farkı olmadığını dile getiren Yarımağan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yılki sınavda sorulacak sorular geçen yılki ile aynı türden olacak. Sadece uygulama değişti. Bu nedenle öğrenciler panik yapmasın. ÖSS’nin adı çok yıpranmıştı bunun için de adını değiştirdik. Ayrıca, Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) ile Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı’nın (AOBP) hesaplanmasında da yöntem değişikliği yapılmadı. Sadece değer aralığı eskiden 50-100’dü, şimdi 100-500 oldu. Ayrıca, Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı’nı eleştirenler var. Ancak, AOBP öğrenciler arasında adaleti sağlıyor. Başarılı öğrenci ödüllendiriliyor. Ben değişmemesi gerektiğine inanıyorum.”

Yarımağan, bir öğretmenin yeni sınav sistemi sonrası yapılacak tercihlere yönelik çekinceleri olduğu yönündeki ifadesi üzerine ise şunları kaydetti: “Puan aralıkları değiştiği için geçen yılki minimum puanlar elimizde yok. Bunu ortadan kaldırmak için geçen yılki soruları bu yılki sınav sistemine göre değerlendireceğiz. Adaylara yardımcı olmaya çalışacağız. Bu çok hassas bir çalışma gerektirdiği için biraz uzun sürebilir

Son düzenlemeye göre üniversite sınavında alanı dışında bir programı seçecek öğrencilerin ortaöğretim başarı puanları 0,13, alanında tercihte bulunacak adayların puanı ise 0,15 katsayısı ile çarpılacak. Meslek lisesi öğrencileri, aradaki 10 puanlık farkı kapatabilmek için 7-8 soru fazladan çözmek zorunda kalacak.

Yeni düzenleme, eğitim camiasını pek memnun etmezken kararı alan YÖK üyeleri de huzursuz. Hazırlanan alternatifleri YÖK Genel Kurulu’na sunan Eğitim Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, “Zor bir karardı.” diyerek, farklı katsayıyı, içlerine sinmeyerek getirdiklerini vurguladı.

YÖK Yürütme Kurulu üyesi Saraç, kararın genel kurulda uzun tartışmalar sonucu alındığına dikkat çekerek, iki puanlık farkın ‘sembolik’ olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi. Saraç, “Sembolik bir kararın 10 puanlık gibi bir fark oluşturması mümkün değil. Bundan dolayı bu farkın oluşturduğu geniş aralık, bazı üyelerimiz tarafından kabul edilemez bulundu. Yargı kararında yer alan ölçülülük ilkesi benimsendiği için bu aralık kabul edilebildi.” dedi.

YÖK üyesi, 10 puanlık farkın meslek liselileri için dezavantaj olacağını şu sözlerle anlattı: “Eşit katsayı istiyorduk. Kararın kişisel başarıyı tek kriter kabul eden Kurul’un içine sinmiş olduğunu söylemek doğru olmaz. 10 puanlık fark için meslek lisesi öğrencilerinin yaklaşık 8 net fazla cevabı olması gerekiyor. Aynı soru sayısı ile yarışan adaylar için puan aralıklarındaki yığılmalar da göz önünde tutulursa bu farkın bazı programlar için pratikte aşılması çok zor.”

İLK BİNDEN ANADOLU VE FEN YARARLANACAK

Yekta Saraç, sınavda ilk bine giren öğrencilerin katsayılarının 0,15’ten hesaplanması yönündeki kararlarını ise şöyle açıkladı: “İlk bine girenler, lise mezunları arasında en başarılı olan adaylar. Bu adaylara ülkenin milli serveti olarak da bakılabilir. Dolayısıyla onların katsayı farklılığı ile mağdur edilmesi aslında ülkemizin bir kaybı olacak. İlk binlik dilimde meslek liselilerin oranının fazla olması beklenmemeli. En başta Anadolu ve fen liselerinin bundan yararlanabileceği söylenebilir. YÖK’ün bu kararı, katsayıya sadece meslek lisesi bağlamında bakmadığını da gösteriyor.”

Bu arada genel kurul toplantısında YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın farklı katsayı konulmaması, konulacaksa da 5 puandan fazla olmamasını istediği öğrenildi. Ancak ‘kurumlararası çatışma görüntüsünün kaldırılması’ için 10 puanlık katsayıya razı olduğu kaydedildi.

İlk binde 9 İHL’li, 13 askerî lise öğrencisi var

Yeni sistemde sınavda ilk bine giren öğrencilere, hangi liseden geldiğine bakılmaksızın 0,15 katsayısı uygulanacak. ÖSYM verilerine göre ilk bine en fazla Anadolu lisesi öğrencileri giriyor. 2009 ÖSS’de Anadolu lisesinden bin 764, fen 700, Anadolu öğretmen 508, yabancı dille öğretim yapan özel liselerden 609, özel fen lisesinden 259, özel liseden 43, normal liselerden ise 228 öğrenci ilk bine girmiş.

Sosyal bilimler lisesinden 30, askeri liselerden 13 öğrenci ilk binde yer alırken, imam hatip liselerinden sadece 9 öğrenci bu başarıyı göstermiş. Anadolu ticaret meslek lisesinden 2, özel ticaretten ise ancak 1 öğrenci sıralamaya girmiş. 2009-ÖSYS Söz-1, Say-1, EA-1, Dil, Söz-2, Say-2, EA-2 puan türlerinde (toplam 7 puan türünde) ilk binde toplam 4 bin 268 öğrenci yer almayı başarmış.

Eğitim camiası tatmin olmadı

DANIŞTAY’IN İSTEĞİNE UYULDU

Durmuş Günay (YÖK Yürütme Kurulu Üyesi): Danıştay’ın durdurma kararı verdiği maddeyle ilgili yeni bir düzenleme yaptık. Bu konu Yükseköğretim Kurulu’nun düzenlemesi gereken bir konu. Üç maddeyi kaldırdık. 0,13-0,15 gibi bir katsayı farkı oluşturuldu. Puanlarda fark oluşmuş oldu. Danıştay’ın ‘fark olsun’ demesine bir cevap oldu. Her puan türünde ilk bine giren öğrencilerde kendi alanı doğrultusunda ya da alanı dışında tercih yaptığında 0,15 katsayıyla çarpılmasını da kararlaştırdık.

MEVCUT YASALAR KATSAYIYI MECBUR KILIYOR

Oğuz Borat (Fatih Üniversitesi Rektörü-Mesleki Yeterlilikler Kurumu Başkan Vekili): YÖK’ün yapmak istediği, aradaki farkı kaldırabilmek. Yapılması gereken, kanunda değişikliğin yapılması. Fakat ‘Anayasa Mahkemesi bunu tekrar reddedebilir mi?’ çekincesi var. Dolayısıyla katsayı üzerinde değişiklik yaparak sorunu çözmeye çalışıyorlar.

Mağdur edilen çok gencimiz var. Tek bir sınav sistemi olduğu için özellikle gücünü burada gösteren kim olursa olsun nereden geldiği önemli değil. En iyi olanın öne çıkması önemli. YÖK esasında bunu savunuyor ama mevcut yasal düzenlemelerden dolayı mecburen bu katsayıya bağlı olarak çözüm bulmaya çalışıyor.

Eğitimde muhteşem bir kampanya başlatan Sabah.com.tr, Bilgi Yarışması’na katılıp en çok soruyu doğru yanıtlayan 10 okuyucusuna, 400 saatlik %100 burslu “Sistem ve Ağ Eğitim Uzmanlığı” e-eğitimi hediye ediyor.

Bu muhteşem kampanya bu kadarla da sınırlı değil. Ayrıca Sabah.com.tr’den yarışmaya katılıp kazanan ilk 10 katılımcıyı takiben başvuran ve yarışmaya katılan e-eğitim başvurusu yapan ilk 2023 kişi “Sistem ve Ağ Eğitim Uzmanlığı” eğitimi için %50 burs kazanacak.

Türkiye’de ilk kez internetten canlı olarak gerçekleştirilen Element Akademi eğitimleri bünyesinde öğrenciler eğitimlerinin tamamını canlı ortamda internet üzerinden “e-sınıf sistemi” ve ders notlarını takip ettikleri “Eğitim Yönetim sistemi” üzerinden almaktadır.

Canlı oturumlara ders saatinde katılan öğrenciler öğretim görevlisi ile görüntülü ve sesli olarak ders işleyebilmektedir. Yapılan tüm dersler arşivlenerek öğrencinin tekrar izleyebilmesi için arşivlenmektedir.

Eğitim yönetim sisteminde bulunan asenkron eğitim içerikleri eğitim teknologları tarafından internetten verilen eğitime uygun olarak algı ve anlaşılırlığı arttıracak şekilde hazırlanmakta aynı zamanda sistem, öğrencilerin istedikleri zaman ders notlarının yazıcı çıktısı almalarına imkan sağlamaktadır.

Eğitim bünyesinde öğrencilerin tamamına 7/24 çağrı merkezi ve Canlı Yardım Masası hizmeti verilmekte aynı zamanda derste hazır bulunan teknik destek görevlileri canlı ders sırasında hazır bulunmaktadır.

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ

Yapılan araştırmalara göre bugün sektörde yaklaşık 80-100 bin kişilik kalifiye eleman açığı bulunuyor. Bu eksikliği ortadan kaldırmak için ülkemizde sadece İstanbul, Ankara, İzmir gibi birkaç büyükşehirle sınırlı olan örgün IT eğitimlerini, Yıldız Teknik Üniversitesi ile birlikte teknolojinin sağladığı olanaklar kullanılarak uzaktan eğitim ile ülkemizde ilk kez internet üzerinde e-sınıflarda canlı olarak işlenen derslerle bu eğitim 81 ile ulaştırılıyor.

KRİZDE EĞİTİMİN YARATTIĞI FIRSAT

Türkiye’de ve dünyada bilişim üzerine çalışanlara yönelik büyük bir talep bulunuyor. Aynı zamanda hem Türkiye’de hem de dünyada bilgi teknolojileri sektörü, yapılan araştırmalara göre çalışanlarına en yüksek ücreti ödeyen sektörlerin başında geliyor. 21. Yüzyılda en hızlı gelişme ve büyümenin beklendiği sektör yine bilişim sektörü olarak karşımıza çıkıyor. Özelliklle son bir yıldır etkisi daha fazla hissedilen global ekonomik krizin tüm olumsuz etkilerine rağmen bu eğitimi alan kişilerin bilişim sektöründe iş bulma şanslarının diğer sektörlere göre daha yüksek olacak. Ayrıca bu eğitimin ardından öğrenciler Microsoft’un sınavlarına katılarak uluslararası geçerliliği olan sertifika alabilmektedirler. Böylece sadece Türkiye’de değil bu sertifika ile dünyanın pek çok ülkesinde çalışma şansı doğuyor.

GELECEK BİLİŞİM İLE GELECEK

2009 yılında BT harcamalarının 9,5 milyar TL’ye (7,2 milyar dolar) ulaşması beklenen Türkiye’de bilişim pazarının %8,5 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor. Bilgi teknolojileri bağlantılı faaliyetlerin 2009 yılında toplam vergi gelirine 2,3 milyar TL (1,8 milyar dolar) katkıda bulunacağını öngören IDC araştırması, bilişim pazarının önümüzdeki dört yılda 3,3 milyar TL’lik (2,5 milyar dolar) ek vergi geliri yaratacağını ortaya koydu. Bilişim harcamalarındaki artışın kuşkusuz istihdama önemli etkileri olacak. Araştırmaya göre şu anda bilişim sektöründe ve bilgi teknolojilerini kullanan kurumlarda 156.000 olan istihdam hacmine 2010 – 2013 arasında 58.000 yeni iş eklenecek. Bilişim pazarındaki canlılık 2013’ün sonuna kadar Türkiye’de 1,100’den fazla yeni iş kurulmasını sağlayacak. Bu işleri ağırlıkla küçük ve yerel işletmeler kuracak.

HEDEF 2023

Cumhuriyetimizin 100.yılı 2023’ü hedefleyerek, Hedef 2023 projesi kapsamında Element Akademi, Microsoft ve Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliği ile Microsoft IT Academy Program eğitimleri Türkiye’deki bilişim sektöründe bulunan nitelikli insan kaynağı eksiğini gidermeyi amaçlıyor.

Türkiye’de bir ilk olan, internet üzerinden e-sınıflarda canlı olarak işlenecek dersler sayesinde ülkemizde sadece İstanbul, Ankara, İzmir gibi birkaç büyükşehirle sınırlı olan örgün IT eğitimleri 81 ile ulaştırılıyor.

Yüz binlerce meslek lisesi öğrencileri, yeni katsayı kararını merakla bekliyor. Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında toplanacak kurulda, meslek liseleri ile genel lise öğrencilerinin üniversite sınavında puanlarının nasıl hesaplanacağı belirlenecek.

YÖK’ün eşit katsayıyı mümkün olduğunca bozmadan yeni bir karar alması beklenirken, alternatifler arasında ‘0,15 olan eşit katsayının meslek liseleri için 0,14 gibi küçük bir farkla uygulanması, ortaöğretim başarı puanının sınava etkisinin azaltılması ile lise başarısının öğrenciye etkisinin azaltılması’ bulunuyor. ‘Üniversiteye girişte öğrenciler arasına katsayı farkı konulması’ yasalara aykırı olduğu için ‘katsayının tamamen kaldırılması’ seçeneği üzerinde de duruluyor.

Bir katsayı konulacaksa lisedeki alan türlerine göre belirlenen fakültelerin genişletilmesi düşünülüyor. ‘Merkezi sınavla ölçülen kişisel başarıyı esas alacak’ bir sistemin getirileceği söyleniyor.

Danıştay, önceki yıllarda farklı katsayı uygulaması aleyhine açılan davaları YÖK’ü yetkili bularak reddederken, 25 Kasım’daki kararıyla bu yetkiyi hiçe sayarak bir çelişkiye imza attı. YÖK’ün bu durumun da toplantıda değerlendirilmesi bekleniyor.

DANIŞTAY: ÖLÇÜLÜLÜK İLKESİ DİKKATE ALINMALI

Bu arada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, YÖK’ün yaptığı itirazın reddine ilişkin kararının gerekçesini açıkladı. Gerekçede, idarenin katsayı konusunda yapacağı düzenlemede ölçülülük ilkesini dikkate alması gerektiği belirtildi. Mesleki-teknik liseden mezun olan kişilerin üniversiteye girebilmelerinin, yasanın bir gereği olduğu vurgulanarak, şöyle denildi: “Değinilen lise mezunlarına genel lise mezunlarıyla girdikleri sınavda farklı katsayı uygulanması, yapılan açıklamalar karşısında hukuka uygun ise de bu farklılığın ölçülü olması gerektiğinde de kuşku bulunmamaktadır.

Ölçülülük ilkesi dikkate alınarak belirlenecek olan katsayı, temel ilkeleri açıklanan eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozmamalı, alan/bölüm, mesleki eğitim, genel lise eğitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmamalıdır.” Gerekçede İstanbul Barosu’nun dava açma ehliyetinin bulunduğu da savunuldu. YÖK, 21 Temmuz’da farklı katsayıyı kaldırmıştı. Danıştay 8. Dairesi, İstanbul Barosu’nun açtığı iptal davası üzerine düzenlemenin yürürlüğünü durdurmuştu. YÖK, 2 Aralık’ta karara itiraz etmişti. İdari Dava Daireleri Kurulu, itirazı 28’e 1 oyla reddetmişti.

‘Eğitim ve iş dünyası acilen buluşmalı’

Uzmanlar, Türkiye’nin geleceği için meslekî eğitim sorununun çözümü için seferberlik başlatılmasını istiyor. Bahçeşehir Üniversitesi Meslekî Teknik Eğitimi Geliştirme Merkezi (METGEM) Başkanı Azize Gökmen, çözüm konusunda yetiştiren ve istihdam eden tarafın birlikte hareket etmesi gerektiğine dikkat çekiyor: “İş dünyasıyla eğitim dünyasını birleştiren acil bir eylem planı hazırlanmalı.”

Bir dönem meslekî eğitimden sorumlu Milli Eğitim müdür yardımcılığı görevini de yürüten Gökmen, Zaman’a yaptığı açıklamada, meslekî eğitime, ‘nitelikli elemanlara ihtiyacım var’ diye yakınan iş dünyasının sahip çıkması gerektiğini belirtiyor. Meselenin çift yönlü olduğuna işaret ederken, sanayinin öngördüğü nitelikli iş gücünü yine sanayiyle birlikte yetiştirmek için çalışmalar sürdürdüklerini anlatıyor. Öncelikle gençlere meslekî eğitim verip istihdam etmek gerektiğini söylüyor. Sonra istihdam edilenlerin yetkinliklerini geliştirmeleri, sürekli gelişen teknoloji ışığında gelişmelere uyum sağlamaları için bir dizi eğitim almaları gerektiğini dile getiriyor.

METGEM Başkanı, katsayı meselesinin yol açtığı psikolojik travmaya şu sözlerle dikkat çekiyor: “13 yaşındaki bir çocuktan hayat boyu yapacağı mesleği seçmesini istiyoruz. Zaten bu çocuk meslekî ve teknik eğitimde akademik eğitim gören arkadaşlarına göre genel bilgi derslerini daha az alıyor. Ayrıca, katsayının getirdiği eksiklik kendiliğinden sisteme yansıyor. Bir de seni 0,5 ile çarparım, seni 0,8 ile çarparım anlayışına girmek doğru değil. Bu, motivasyonu düşürüyor.”

Meslekî eğitimin siyasi yaklaşımlardan arındırılması gerektiğini ifade eden Gökmen, konuyu imam hatip liselerine odaklamanın yanlış olduğunu vurguluyor. Sınavı kazanan herkesin hangi liseden geldiğine bakılmaksızın istediği bölümde okuması gerektiğinin altını çiziyor: “4 yıl bilgisayar okuyan çocuğa bilgisayar mühendisliğine gitme hakkı verilmeli. Geleceğimiz olan bu gençleri mutsuz etmeye hakkımız yok.”

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof.Dr. Ünal Yarımağan, Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) katsayı uygulaması ile ilgili kararını 17 Aralık’tan sonra vermesi halinde sınav takviminde değişiklik olabileceğini söyledi.

Mardin Artuklu Üniversitesi”ni ziyaretinin ardından çıkışta gazetecilerin katsayı uygulaması ile ilgili sorularını cevaplayan ÖSYM Başkanı Yarımağan, Danıştay”ın yürütmeyi durdurma kararından sonra başlayan belirsizliğin devam ettiğini söyledi. Katsayı uygulamasında yetkili kurumun YÖK olduğuna dikkat çeken Prof.Dr. Yarımağan, “Onlar karar alacaklar, biz uygulayacağız. Geçen hafta bir toplantı yapmışlardı. 17 Aralık”ta bir daha toplanacaklar. Orada nihai kararlarını verecekler” dedi.

YÖK”ün katsayı uygulaması ile ilgili kararını perşembe günkü toplantının ardından vermesi halinde sınav takviminde bir değişikli olabileceğini belirten Prof.Dr. Ünal Yarımağan, “Bir karar verilirse hiçbir aksama olmayacak. Ama inşallah ondan sonra başka gelişmeler olmaz” diye konuştu.

Öğrenci Seçme Sınavı’na (ÖSS) girecek öğrencilerin fazla olmasının yanında Milli Eğitim”deki müfredat değişikliği ile birlikte sınav sorularında herhangi bir değişiklik olup olmayacağı sorusuna ise Prof.Dr. Yarımağan, “Sınavlar hep aynı düzeyde oluyor. Ne kolay, ne zor. Kolay sınav da yapsak olmaz, çok zor sınav da yapsak olmaz” dedi.


Bedava İlan Verme