Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

Alt Kültür : Bir toplumdaki egemen toplumsal grubun dışında bulunan toplumsal grupların kendi kültürlerine denir. Egemen kültür biçiminin dışında bulunan kültür normları.
Alt Yapı : Bir toplumsal gruba ait olan tüm maddi bölüm. Daha çok üretim biçimi, mimari yapı denilebilecek, toplumun günlük yaşamında kullandığı maddi öğeler.
Anaerkil : Toplumsal yönetim gücünün kadının elinde toplandığı durum. Tüm toplumsal kurum ve kuruluşlarda (aile, devlet, kamu kurumları ve iktisadi işletmeler…) karar verme ve yönetme gücünde kadın egemenliği vardır. Ayrıca bu egemenlik kız evlat üzerinden devredilir.
Anomi : Toplum ilişkilerini yönlendiren kuralların zayıflaması sonucu oluşan boşluk durumu.
Artı Değer : Üretim sürecinde, tüm giderler (kira, hammadde, enerji, ücret ve faiz giderleri) hesaplanarak toplam gelirden çıktıktan sonra kalan miktar sermayedarın kârı olarak kabul edilir. Bu miktar, işçinin “artı” olarak fazladan ürettiği değerdir.
Arz-Talep Yasası : Piyasada bir malın değerinin, malın piyasada az bulunup çok istenmesine bağlı olarak artacağını, tersi bir durumda ise düşeceğini savunan anlayış.
Ataerkil : Toplumsal yönetim gücünün erkeğin elinde toplandığı durum. Tüm toplumsal kurum ve kuruluşlarda (aile, devlet, kamu kurumları ve iktisadi işletmeler…) karar verme ve yönetme gücünde erkek egemenliği vardır. Ayrıca bu egemenlik erkek evlat üzerinden devredilir.

– B –

Bölüşüm : Üretilen bir mal veya hizmetin üretim aşamasındaki etkenler (doğa, işgücü, hammadde, enerji, üretim araçları ve teşebbüs) arasında dağılımı.
Burjuva : Özellikle sanayi devriminden sonra üretim araçlarına (fabrika gibi) sahip olarak zenginleşen sermaye kesimi. Kapitalist toplumda üst tabakayı oluşturan grup.
Bürokrasi : Devlet mekanizmasında bulunan birey, grup ve kurumların tümü.

– C, Ç –

Cemaat : Kan bağıyla bir araya gelmiş, uzmanlaşmanın olmadığı, dayanışma esaslı insan grupları.
Cemiyet : İşbölümü amacıyla bir araya gelmiş, mesafeli ilişkilerin bulunduğu insan grupları.
Çekirdek Aile : Anne, baba ve çocuklarla sınırlı olan aile.

– D –

Damping : Bir malın gerçek değerinin altında satılmasıdır.
Değişim : Biçim ve ilişkilerde bir durumdan, başka bir duruma geçme.
Deflasyon : Bir ekonomide toplam arzın, toplam talepten çok olmasıdır. (Enflasyonun tam tersi)
Devalüasyon : Enflasyon sonucunda mal veya hizmete olan ihtiyacı gidermek için ülke ithalata yönelir. Bu durumda tıkanan ihracatın (dış satım) arttırılması için paranın değerinin altın ve döviz karşısında düşürülür. Devalüasyon, ülke parasının yaşadığı bu ani değer yitimidir.
Devrim (İhtilâl) : Tüm değer ve biçimlerde meydana gelen ani ve köklü değişim.

– E –

Emek : İnsanın kendisini yada doğayı belli bir amaca yönelik olarak değiştirmek için giriştiği bilinçli eylemlilik süreci.
Enflasyon : Bir ekonomide toplumsal talebin (toplumun herhangi bir mala veya hizmete olan ihtiyacının), toplam arzdan (topluma sunulan mal veya hizmet miktarından) fazla olmasıdır. Bu durumda ürün miktarından fazla tüketici olduğu için ürünün değeri yükselir, paranın değeri düşer. Kısaca enflasyon, ülke piyasasında bulunan paranın, üretilen mal ve hizmet değerinden daha fazla olması durumunda ülke parasının değer yitirmesidir.
Evrim : Değer veya biçimlerde meydana gelen yavaş yavaş ve kısmi değişim.

– F –

Faiz : Üretim sürecine parasal (yada değişim değeri olan herhangi bir değer) desteğini yatıran sermayenin, üretim sürecinden elde ettiği gelir.
Fonksiyon (işlev) : Bir kültür öğesinin toplumsal uyum üzerine yaptığı katkı.

– G –

Gelenek : Toplumun eski zamanlarından (atalarından) kuşaktan kuşağa aktarılarak gelmiş olan, sözsel, davranışları düzenleyen ve etkin bir yaptırım gücü bulunan kurallar bütünü.
Görenek : Toplum davranışını düzenleyen, fakat uyulması için herhangi güçlü bir yaptırımı bulunmayan kurallar bütünü.
Gümrük : Bir ülkenin ulusal sanayisini korumak amacı ile dışarıdan gelen mallara koyduğu sınırlamadır. Gümrük aynı zamanda ithalat ve ihracat üzerinde de denetimi sağlar.

– H –

Halk : Bir ülkede yaşayan, ortak bir kültüre ve yaşam geçmişine sahip insanlar bütünü.
Hiyerarşi : Tüm gücün en geniş ölçüde en üst kademede bulunandan en alttakine doğru sıralandığı sosyal örgütleniş biçimi.
Heterojen Toplum : Toplumu oluşturan ayrı ayrı niteliklere sahip kişilerin kendi özelliklerini koruduğu, mesleki uzmanlaşmaya sahip toplum biçimi.
Homojen Toplum : Toplumu oluşturan ayrı ayrı niteliklere sahip kişilerin kendi özelliklerini koruyamadığı ve toplum kültüründe eridiği, mesleki uzmanlaşmaya sahip olmayan toplum biçimi.

– I, İ, J –

İdeoloji : Belli bir toplumdan en genel olarak toplumlara kadar uzanan bölümdeki tüm yapılar hakkında birbiriyle tümüyle tutarlı bilgi ve inançlardan oluşan düşünce sistemi.
İktidar : Toplumun yönetim gücünü elinde bulunduran kişi, zümre veya kesim.
İnkılâp : Biçim ve ilişkilerde bir durumdan, başka bir duruma geçme (değişim, dönüşüm).

– K –

Kamuoyu : Herhangi bir konu üzerinde toplumun tüm kesimlerinin ortaklaştığı yaklaşım biçimi.
Kâr : Üretim sürecine teşebbüs etmiş olan girişimcinin, üretimden elde ettiği gelir.
Kartel : Rekabeti azaltmak ya da tamamen ortadan kaldırmak için, aynı malı üreten firmaların kendi aralarında yaptıkları anlaşma. Bu anlaşma daha çok anlaşma dışındaki firmaların ve küçük kuruluşların iflasını amaçlamaktadır. Böylece kartel oluşturan firmalar tekel konumuna geçebilirler. Kartel anlaşmasıyla firmalar bağımsızlıklarını yitirmez.
Kliring : İki ülkenin kendi aralarındaki mal alış-verişlerinde kendi ulusal para birimlerini kullanmak üzere yaptıkları antlaşmadır.
Konvertibilite : Bir ülkenin ulusal parasının dünya piyasalarında alınır satılır olmasıdır.
Kuvvetler Ayrılığı : Devleti yönlendiren “yasama”, “yürütme” ve “yargı” yetkisinin ayrı ayrı kişi veya kurumlara verilmesi. Daha çok demokrasilerde kullanılan, sistemin kendini koruma aracı.
Kültür : Bir toplumun tarihsel süreçte yaşadığı toplumsal değişimlerle elde ettiği tüm maddi ve manevi değerler ve bu değerleri yaşatmada kullanılan araçların tamamı.

– L –

Lâik (-lik) : Devlet yönetiminde dini inançların, dini inançlardan da devlet güçlerinin olmamasını savunan düşünce sistemi ve bu sistemi uygulayan yönetim biçimi.
Liberalizm : İnsanların özgürce düşünmesini ve özgürce ekonomik girişimde bulunmasını savunan düşünce. İkiye ayrılır: Sosyal Liberalizm (özgür toplumsal yaşamı savunur) ve Ekonomik Liberalizm (özgür ekonomik girişim imkânları yaratılmasını savunur).

– M –

Meşru : Kamuoyu tarafından onaylanmış olan kural veya durumlar.
Meta : Kullanım ve değişim değeri olan şeylerin bütünü (mal).
Millet : Aynı coğrafi bölgede yaşayan; aynı ekonomiyi, dili ve kültürü paylaşan; tarihsel geçmişe dayanan ve ortak amaçları bulunan en geniş insan topluluğudur.
Milli Gelir : Bir ülkede bir yılda üretilen mal ve hizmetlerin parasal değerine, gayri safi milli hasıla denir. Bu gayri safi milli hasıladan makinelerin yıpranma payı olan amortismanlar (yenileme giderleri) çıkarılırsa milli gelir elde edilir.
Monografi : Bir toplumsal birimin bir yanıyla ilgili olarak yapılan derinlemesine ve sistemli çalışmadır.
Muhalefet : Henüz iktidar olmamış ama iktidar olmayı hedefleyen, iktidarı elinde bulunduran kesimin karşısında onu sorgulayan kişi, zümre yada kesim.

– N –

Nicelik : Herhangi bir şeyin ölçülebilir, ve hesaplanabilir olan sayısal yanı.
Nitelik : Herhangi bir şeyin durumunu bildiren, onun hakkında bilgi veren betimsel yanı.

– O, Ö –

Otorite : Bir kişinin yada grubun, toplum tarafında meşru görülen karar verme ve yönlendirme yetkisi veya gücü.
Örneklem Grubu : Kamuoyu yoklaması yapmak amacıyla, zamandan ve ekonomiden tasarrufu sağladığı için toplumun genel özelliklerine sahip olduğu düşünülen insanlardan seçilen grup.

– P, R –

Proletarya : Sanayi devriminden sonra fabrikalarda çalışan işçiler içerisinden toplumsal sınıfının farkında olan kesim. Kapitalist toplumda alt tabakayı oluşturan, Sosyalist toplumda yönetim gücünü elinde bulunduracağına inanılan sosyal grup.
Propaganda : Bir düşünceyi veya inancı savunan kişilerin, kendi gruplarını çoğaltmak amacıyla her türlü iletişim araçlarını kullanarak diğer gruplar üzerine yaptıkları ikna ve benimsetme çabaları.
Rant : Toprağın üretime katılmasından sonra üretim gelirlerinden toprak sahibine düşen gelir. Üretimi sağlayan etkenlerden biri olan doğanın bir parçası da topraktır.
Revalüasyon : Bir ülkede paranın altın ve döviz karşısında değer kazanmasıdır. (Devalüasyonun tam tersi)

– S, Ş –

Sanayi Devrimi : 18. yy.’ın son çeyreğiyle 19. yy.’ın ilk çeyreği arasında önce İngiltere’de, sonra Kıta Avrupa’sında ortaya çıkan üretimde serileşmeyi ve makineleşmeyi kapsayan gelişme süreci.
Saygınlık (prestij, itibar) : Toplum içerisindeki ilişkilerde herhangi bir kişiye yada kuruma diğerlerine karşı sosyo-ekonomik hiyerarşide üstünlük sağlayan durum.
Sermaye : Toplumsal ekonomik yapı içerisinde kişilerin yada kurumların sahip olduğu tüm değişim değerleri.
Siyaset : Belirli bir amaç doğrultusunda gerçekleşmesi istenen bir değişim için uygulanması planlanan tüm gidiş yolları.

– T –

Tekel : Bir malın yapımının tek bir firmanın elinde bulunmasıdır. Firma malın değeri, üretimi ve sunumu ile ilgili tek söz sahibidir.
Teokrasi : Dini inanç çerçevesinde planlanmış olan kurallar bütünü.
Töre : Toplumun yaşantısında alışılmış olan kalıp davranış biçimlerinin tümü.
Tröst : Aynı malı üreten firmaların aynı çatı altında toplanmalarıdır, Firmalar bağımsızlıklarını yitirerek, tek bir yönetime girerler.

– U, Ü –

Ulus : Aynı coğrafi bölgede ve ekonomide yaşayan, ortak bir dil ve kültür benimsemiş en geniş insan topluluğu.
Üretim : Belli bir ihtiyacı karşılamak için ortaya bir mal çıkarma süreci.
Üst Kültür : Bir arada yaşan toplumların kültürlerinden oluşmuş ortak kültür.
Üst Yapı : Toplumun yaşantısından doğan tüm kültürel ve manevi özellikler.

– V, Y, Z –

Yaptırım : Bir kuralın uygulanmasını sağlayan zorlayıcı faktörlerin tümü.

İnsan topluluklarıyla ilgilenen sosyoloji, birçok bilim dalı ile beraber çalışma yürütmektedir. Beraber çalıştığı bilim dallarıyla ilişkisi şöyledir:

1- Sosyoloji – Tarih: Geçmişte yaşamış insan toplulukları hakkında bilgi edinir.

2- Sosyoloji – Psikoloji: Toplumun bireye, bireyin de topluma etkilerini inceler. Bu alandan “Sosyal Psikoloji” ortaya çıkar.

3- Sosyoloji – Antropoloji: Toplumların gelişimini ve kültürel özelliklerini inceler.

4- Sosyoloji – Hukuk: Hukuk kurallarının toplumsal işlevlerini ve kuralların topluma uygunluğunu inceler

5- Sosyoloji – Ekonomi: Ekonomik olaylar ve toplumsal olaylar arasındaki etkileşimi inceler.

6- Sosyoloji – Siyaset Bilimi: Toplumların yönetim biçimlerini inceler.

7- Sosyoloji – Coğrafya: Toplumun yaşadığı bölgenin coğrafi özelliklerinin toplumun yaşayışına etkilerini inceler.

ÖRNEK :

Anadolu kadını;
– Evlilik çağına gelmişse “gül oyası”,
– Nişanlı ya da evliyse “karanfil oyası”,
– Sevdiğinden ayrı, üzüntülü ya da yalnızsa “nergis oyası” ,
– Kocasından hoşnut değilse “biber oyası” takar.
Görüldüğü gibi, Anadolu kadını “oya”yı yalnızca süslenmek amacıyla kullanmamaktadır.
Oya’nın bu parçada sözü edilen toplumsal işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Duygu, düşünce ve sorunların dile getirilmesine yardımcı olma
B) Toplumsal olayları denetim altında tutma
C) Deneyimleri sonraki kuşaklara aktarma
D) Toplumdaki dayanışmayı yaygınlaştırma
E) Bireylerin gelenek ve göreneklere bağlılığını sağlama

(1993/ÖSS)

Çözüm :
Toplum, aynı zamanda toplumsal ilişkiler bütünüdür. Bu yönüyle toplum denildiği zaman, gelenek, görenek, sanat, teknoloji… girmektedir. Paragrafta Anadolu kadının takmış olduğu bir eşyanın kullanım amacı, insan ilişkileri çerçevesinde açıklanmıştır. Kadın, istek, duygu ve şikayetlerini kullandığı eşyanın desenleriyle anlatmaya çalışmaktadır. Bunun dışında duygusunu dahi açık biçimde ortaya koyamayan kadının “toplumsal olayları denetim altına almaya” ya da “dayanışmayı yaygınlaştırmaya” çalıştığını söyleyemeyiz. Ayrıca burada oya, bir eğitim aracı da değildir. Bu nedenle “deneyimleri sonraki kuşaklara aktarma amacı olarak” da görülemez. Kadın, duygusunu ifade ederken “gelenek ve göreneklerine bağlı” kalmışsa da paragrafın temel vurgusu duygunun dile getirilmesidir.
Bu sebeplerden yanıt: A’ dır.

ÖRNEK :

Boşanmaya yol açan belirli nedenlerin sosyolojinin ilgi alanına girebilmesi için, sadece birkaç çiftin bu nedenlerle boşanmış olması yeterli değildir. Bu nedenlerin başka birçok çifti de boşanmaya yöneltmiş olması gerekir.
Bu durum dikkate alındığında, bir olgunun sosyolojinin ilgi alanı içinde yer alması aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

A) İnsan ilişkilerini olumsuz yönde etkilemesine
B) Toplumun gelişmesinde rol oynamasına
C) Toplumun genelinde gözlenmesine
D) Birey için önemli bir sorun olmasına
E) Belirli normlara dayanmasına

( 1996/ÖSS)

Çözüm :
Sosyoloji insanların oluşturduğu toplumun içerisindeki ilişkileri konu edinmektedir. Bu nedenle herhangi bir konunun sosyolojinin ilgi alanına girebilmesi için, insanlar arasında görülmesinin dışında toplum içerisinde de gözlenmesi gerekmektedir.
Paragrafta boşanma olayından bahsederken, bunun “olumlu ya da olumsuz yönlerine” değinilmemiştir. Bu nedenle “A” ve “D” seçenekleri geçerliliklerini yitirmektedirler. Bununla beraber “toplumun gelişimine ya da gerilemesine” yönelik bir etkisi de anlatılmamaktadır. Böylelikle “B” seçeneğini de eleyebiliriz. Ayrıca “E” seçeneğinde denildiği gibi “boşanma”, genelde, hukuk kurallarına dayanıyor olsa da paragrafta kurallarla (normlarla) ilgili bir bilgi verilmemiştir. Ancak, “birkaç çiftin” değil, ”birçok çiftin” boşanmış olması durumunda sosyolojiye bir çalışma alanı doğacağı belirtilmektedir. Bu nedenle denilebilir ki, sosyoloji, toplumun genelinde görülen olguları konu edinir.
Bundan dolayı yanıt: C’ dir.

ÖRNEK :

“Olanı, var olanı söylemek gerekir, olması gerekeni değil.”
“Geleneklerin doğru ya da yanlış olduğunu söylemiyorum, onları yalnızca açıklıyorum.”
Bu iki cümlesiyle Montesquieu, aşağıdakilerden hangisini söylemek istemiş olabilir?

A) Toplumsal olaylar, değer yargılarından kaçınarak incelenmelidir.
B) Düşünürün görevi toplumu yargılamak değil, sorunlara çözüm getirmektir.
C) Toplumsal konularda, bir önerinin gerçekleştirilmesi eskisinden daha kötü sonuçlar verebilir.
D) Bir toplumsal olayın aksayan yanını düzeltebilmek için önce o toplumsal olayı açıklamak gerekir.
E) Toplumsal olaylar, akla göre yorumlanmalıdır.

(1982/ÖSS)

Çözüm :
Montesquieu, dile getirmiş olduğu sözleriyle aslında sadece sosyolojinin değil, tüm bilim dallarının genel bir kuralını dile getirmektedir. Bilimler sahip oldukları bilgilerin doğruluklarını test ederken aynı zamanda ulaşılan bilginin bir başkasına kabul ettirme yolunu da araştırır. Bu nedenle bilimler, bilgiye ulaştıkları yöntemlerin kesinlikle nesnel olmasına dikkat ederler. Nesnel bilginin ilk şartı somut verilerdir. Bu açıdan idealler, rüyalar ve hayaller bu tür bilgi olarak değerlendirilmez. “Var olan” somut bir gerçekliğe sahipken, “olması gereken” ancak soyuttur.
Bir soruna “çözüm getirmek” mutlaka zihinde doğru ve soyut bir kalıbın olması anlamına gelir. Bu nedenle “A”, “D” ve “E” seçeneklerinde bir ideale bağlı kalındığından bilimsel nesnelliğe ulaşılamaz. “C” seçeneğinde ise, “önerinin gerçekleştirilmesi” şartına bağlı bir değerlendirme yapılmıştır. Oysa bilim, yorumsal bir önerinin varlığına karşıdır. Bilimsel çalışmada sadece gerçeğin bilgisine ulaşmak istediğimiz için “değer yargılarından uzaklaşmamız” gerekir.
Bundan dolayı cevap A’ dır.

Sosyolojinin Özellikleri:
• Toplum içerisinde olanı inceler; olması gerekenle ilgilenmez. Bu nedenle, kural koyan (normatif) bir alan değildir.
• Olayları neden-sonuç bağıyla birlikte inceler.
• Toplumu bireylere göre değil, bir bütün olarak değerlendirir.
• Kendine özgü araştırma yöntemleri vardır. Deney yapmaz.

1)Toplumsal statü nedir? Bir örnek veriniz.
2)Kazanılmış statülere kendinizden örnekler veriniz.
3)Toplumsal değer ve toplumsal norm ilişkisini açıklayınız.
4)Toplumsal sapmaya toplumdan bir örnek vererek açıklayınız.
5)Toplumsal grupların işlevleri nelerdir?
6)Toplumsal grup çeşitlerinden katılış biçimine göre gruplar kaça ayrılır özellikleri nelerdir?
7)Türkiyedeki köy toplumsal grubun sorunları nelerdir?
8)Kentleşme nedir? Kentleşmenin nedenleri nelerdir?
9)Dikey hareketlilik nedir? Örnek veriniz.
10) Milleti oluşturan unsurlar nelerdir?


Bedava İlan Verme