Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

Türkler, dünyanın en eski, asil, büyük devletler kurup, pek çok ünlü şahsiyetler yetiştiren medenî milletlerinden biridir. Türkler, Nuh peygamberin oğullarından Yâfes’in Türk adlı oğlunun neslindendir.

Tarihî şahıs, boy ve millet adlarının oluşumuna göre, Türk kelimesinin aslı “türümek” fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında “türük” ve nihayet hece düşmesiyle “Türk” kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu’da bir kısım göçebeler de yürümekten “yürük” adını almışlardır. Türk kelimesi, ayrıca, çeşitli kaynaklarda; “töreli, töre sahibi, olgun kimse, güçlü, terk edilmiş, usta demirci ve deniz kıyısında oturan adam” manâlarında kullanılmaktadır.

Coğrafî ad olarak Turkhia (Türkiye) tabiri ise altıncı yüzyıldaki Bizans kaynaklarında, Orta Asya için kullanılmıştır. Dokuzuncu ve onuncu asırlarda, Volga’dan Orta Asya’ya kadar olan sahaya denilirdi. Bu da Doğu ve Batı Türkiye olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Doğu Türkiye, Hazarların; Batı Türkiye ise Türk asıllı Macarların ülkesiydi. Memlukların ilk zamanlarında, Mısır’a da Türkiye deniliyordu. Selçuklular zamanında, onikinci yüzyıldan itibaren Anadolu’ya Türkiye denilmeye başlandı. Türk kelimesini Türk devletinin resmî adı olarak ilk defa kullanan, yedi ve sekizinci yüzyıllarda hüküm süren (681-745) Göktürk Devletiydi.

Bilinen en eski Türk kavmi, Çinlilerin Hiong-nu dedikleri, M.Ö. 3. asrın başından itibaren tarih sahnesinde görülen Hunlardır. Bu kavmin anayurdu, Tienşan’ın kuzey kesimiyle batıdaki Altay Dağları, Orta Urallar ve Hazar Denizi’nin kuzey hudutları içinde kalan vadideydi. Şenyu denilen hükümdarlarının ordugâhı, Orhun Irmağı kıyısında bulunuyordu. Nüfus çoğalması ve fetih isteği gibi iki büyük sebeple yayılmaya başladılar ve Çin hudutlarına kadar olan bölgeyi ele geçirdiler.

1. CUMHURİYETÇİLİK

Temeli cumhuriyet yönetimine dayanır. Yani bu ilkeye millet iradesi egemen kılınarak millet kendi geleceğine kendisi karar verme yetkisine sahip olur.

Cumhuriyetçilikte toplum yönetim için değil,yönetim toplum için vardır.

Cumhuriyetçiliğin bütünleyici ilkesi Milli Egemenliktir.

Atatürk’ün taviz vermediği iki ilkeden biridir. Diğeri laikliktir.

2. MİLLİYETÇİLİK

Milliyetçilik öncelikle millet gerçeğine dayanır. Milliyetçilik, kişinin ait olduğu milletin varlığını ve kültürel değerlerini sürdürmesi ve yüceltmesi, bu uğurdaki faaliyetlerini diğer kuşaklara aktarılmasıdır.

Bütünleyici ilkesi: Ülke bütünlüğü ile milli birlik ve beraberliktir.

3. HALKÇILIK

Cumhuriyetçilik ve Milliyetçiliğin doğal bir sorucu olan Halkçılık; kanun önünde herkesin eşit sayılması demektir.

Halkçılıkta hiçbir toplum veya zümrenin ayrıcalığı yoktur. Halkın iradesi geçerlidir.

4. DEVLETÇİLİK

Türkiye’nin ve Türk milletinin ekonomik ihtiyaçlarından doğan devletçilik; Devlet-Millet işbirliğidir. Devletçilik ilkesi Teşvik-i Sanayi Kanunu’ndan istenilen sonucun alınmaması üzerine 1933’te devlet politikası olarak benimsenmiştir.

5. LAİKLİK

Laiklik; dini, dünya işlerinin ve siyasetin dışında tutmak ve herkesin den, ibate ve vicdan özgürlüğüne saygı duymak esasına dayanır.

Hukukta ve yönetimde aklı ve bilimi rehber edinir. Bu sebeple, Akılcılık ve bilimsellik, laikliğin bütünleyici ilkesidir.

6. İNKILAPÇILIK (DEVRİMCİLİK)

İnkılapçılıkta amaç: Türk ulusunu çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkararak kendisini çağlara ve değişen şartlara göre yenilemesini sağlamaktır.

İnkılapçılığın bütünleyici ilkesi; Çağdaşlaşma ve Batılılaşmadır.

Güneydoğu Anadolu’dan başlayarak, Basra Körfezine kadar uzanan, Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgeye Mezopotamya denir. Mezopotamya Verimli topraklara sahip olması, iklim şartlarının uygun olması gibi nedenlerden dolayı sık sık istila ve göçlere sahne olmuş, insanlar arasındaki kültür etkileşimi fazla olduğundan medeniyet bu bölgede gelişmiştir.

SÜMERLER

– MÖ 4000 yıllarında doğudan (Ön Asya’dan) Aşağı Mezopotamya’ya gelerek yerleşmişlerdir.
– Sümer (Sinear), Kengi gibi adlarla anılan bu topraklara yerleşen Sümerler şehir devletleri kurmuşlardır.
– En önemli şehir devletleri: Ur,Uruk, Lagaş, Eridu, Kiş, Nippur gibi yerleşim merkezleridir.
– Bataklıklar kurutularak oluşturulan şehirler, şehir ilahı adına yapılan tapınakların (ziggurat) etrafında evlerin kümelenmesiyle oluşurdu.
– Şehirlerin başında Ensi veya Patesi adı verilen rahip-krallar bulunurdu.
– Sümer kralları daha sonra Lugal unvanını kullandılar (Ensi unvanını ise Lugal’a bağlı küçük krallar taşımaya başladı).
– Bu şehir site devletleri sürekli birbirleriyle savaş halindedir.
– Sümer ülkesine tek başına hakim olan krala ise Lugal Kalama denirdi.

AKADLAR(MÖ 2350- 2150)

– Samiler tarafından Orta Mezopotamya da Kral Sargon tarafından Agade merkez olmak üzere kurulmuştur.
– Sümerler son veren akadlar merkezi ilk devleti kurdular.
– Dicle ile Fıratı birbirine bağlayan ilk kanalı açtılar.
– Kral Sargon zamanında Elam, Suriye, Lübnan ve Toroslar’a kadar topraklarını genişlettiler. (Dünya imparatorluğu deyiminin çıkmasına neden oldular)
– MÖ 2150 yılında Zağanos dağlarından gelen Guttiler Akadlar’a son verdiler.
– Akad’larda Kralaà İlahi dünya hakimi veya Akadlı Tanrı denirdi.
– Dinleri çok tanrılıydı.

BABİLLER(MÖ 1900-1531 / 625-539)

– MÖ 2 bin yılında Arabistan Mezopotamya’ya doğru yeni göçler başladı.
– Göç eden bu Sami kavimleri Sümer-Akad kültürünün benimsediler.
– Bu dönemde Sümer şehirlerine yeni Babil şehirleri güçlenmeye başladı
– Babil Devletine Hititler son verdiler.(MÖ 1531)
– Asurların zayıflaması üzerine Medlerle birleşen Babiller tekrar bağımsızlıklarını kazandılar.(MÖ 625)
– Ancak bu dönemde Kaldeliler üstünlük sağladıklarından bu döneme Kaldeliler de denir.
– Persler MÖ 539 da bu devlete son verdiler.
– Hammurabi yaptığı kanunlarla (Tanrı Kral) yerine (Hayırsever Kral) kavramını getirdi.(Adaletin Çobanı ,Kavimler Çobanı) Hukuk devleti anlayışını ilk defa tarihe getirmişlerdir.
– Hammurabi kanunları Sümer kanunlarına göre biraz daha serttir. Ancak toplumun bütün kesimlerinin hakları teminat altına alınmıştır. (Medeni,ceza,ticaret,miras)
– Kral Nebukadnezar zamanında Kudüs alınarak MÖ 586 Yahudiler Babil’e getirmişlerdir.
– Babil’in asma bahçeleri ve Babil kuleleri.
ASURLULAR(MÖ 2000-609)

– Orta Mezopotamya’da Arabistan’dan gelen Samilerle Sümerler’in karışımıyla Asurlular meydana geldi.
– MÖ 2000 yılında kurulan ve Asur merkezi olan bu devlet Anadoluya kadar ticari
faliyetlerini geliştirerek ticaret kolonuleri kurdu.
– Suriye’ye de hakim olan Asurlular, Hammurabi zamanında Babillerin egemenliği altına girdiler.
– Tekrar bağımsızlığını elde eden Asurlular Arami göçleri ile sarsıldılar.
– Tekrar toparlanan Asurlular ninova şehrini kurdular.
– Mısır alınmış Elamlılar devletine son vermişlerdir.
– Medler ve Babiller (Kaldeliler) birleşerek Asurluları yıktılar.

ELAMLILAR

– Güneydoğu Mezopotamya da yaşamışlardır. Başkentleri Sus, tarım ve hayvancılıkla meşhurdur. Genellikle Sümerlerin himayesinde yaşamışlardır

Fransız İhtilali’nin Nedenleri

1756-1763′teki Yedi Yıl Savaşları’nda İngilizler ile savaşan Fransızlar’ın İngiltere’deki meşrutiyet yönteminden etkilenmesi.

Amerika Bağımsızlık Savaşı’nı destekleyen Fransızlar’ın, İnsan Hakları Bildirisi’nden etkilenmesi.

Fransa’da mutlaki krallığın uyguladığı baskı rejimi nedeniyle özgürlük ve eşitlik ortamının olmaması.

Devlet yönetiminde soyluların geniş ayrıcalıklara sahip, halkın ise kralın emirlerine körü körüne itaat eden durumunda olması.

Devlet çıkarlarına ters düşen fikirlere sahip kişilerin ağır biçimde cezalandırılması.

Rönesans’ın etkisiyle ortaya çıkan “Aydınlanma Çağı” nın, Fransız düşünürler tarafından benimsenmesi.

Fransa’nın XVIII. yüzyılda katıldığı savaşlar ve devletin gereksiz harcamalarının ekonomiyi sarsması üzerine halkın ağır vergiler altında ezilmesi.

Fransız İhtilali (1789)

1 Mayıs 1789′da Milli Meclis, kendi onayları olmadan halktan vergi toplanmaması kararını aldı.

Kral buna karşı çıktı ve Meclisi kapatmak istedi. 14 Temmuz 1789′da Paris’te ayaklanan halk Bastille Hapishanesi’ni bastı ve siyasi tutukluları serbest bıraktı.

4 Ağustos 1789′da bütün feodal haklar “Kurucu Meclis”e dönüşen “Milli Meclis” tarafından kaldırıldı.

28 Ağustos 1789′da “İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi” ilan edildi.

Kurucu Meclis, Anayasa hazırlayarak demokratik krallığa geçildiğini bildirdi.

Kral XVI. Louis, başa geçmek isteyince ihtilalciler tarafından yakalanarak kraliçe Marie Antoinette ile birlikte idam edildi.

Fransa’da Robespier önderliğinde “terör dönemi” başladı.

Kurucu Meclis, 1795′teki anayasa ile Direktuvar Hükümeti’ni kurduğunu bildirdi.

1799′da Napolyon Bonaparte darbe ile başa geçti.

Napolyon, 1804′te Fransa’da imparatorluğu ilan etti.

Fransız İhtilali’nin Sonuçları

İhtilalin ardından yayımlanan “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” ile ulusçuluk, demokrasi, cumhuriyet, adalet, hukuk, anayasacılık, özgürlük ve eşitlik gibi kavramlar hızla bütün dünyaya yayıldı.

Mutlak krallıklar, yerini anayasal yönetime dayanan meşruti krallıklara bıraktı.

Çok uluslu imparatorlukların dağılmasıyla ulusal devletler kurulmaya başlandı.

XVIII. yüzyılda Balkanlarda bulunan Osmanlı halkları arasında ulusçuluk düşüncesi hızla yayıldı ve uzun vadede Osmanlı Devleti parçalandı.

Fransız İhtilali ile ortaya çıkan düşünceler, Osmanlı aydınları üzerinde oldukça etkili oldu. Bu durum, Tanzimat Dönemi’nin başlamasında ve Kanun-i Esasi’nin hazırlanmasında önemli rol oynadı.

Kristofer Kolomb’un (1492) keşfinden sonra İngilizler bölgede sömürge oluşturmuştu.

XVIII. yüzyılın ortalarından itibaren İngilizler kıyılardan içe doğru ilerledi.

Buralara Avrupa’dan gelen göçmenler yerleştirildi. İngiltere parlamentosu Yedi Yıl Savaşları’nda bozulan ekonomisini toparlayabilmek amacıyla kolonilerden aldığı vergiyi artırdı.

Koloniler, İngiliz parlamentosunda temsil hakları olmadan vergi ödemeyeceklerini bildirdi.

İngiliz mallarını protesto eden koloni halkı, Boston limanına gelen İngiliz gemilerindeki çayları denize boşalttı. Limanlar İngiltere tarafından ablukaya alındı.

Koloni halkının buna karşı çıkması üzerine ayaklanma başladı.

I. Philedalphia Kongresi (1774) : Koloni meclislerinin onayı olmadan vergi alınmaması ve ticareti engelleyici yasaların kaldırılması kararı alındı.

II. Philedalphia Kongresi (1776) : Koloniler İngiltere’ye karşı bağımsızlıklarını ilan etti.

Versailles Antlaşması (1783) ile İngiltere ABD’nin bağımsızlığını kabul etti.

Haçlı Seferleri’nin Nedenleri

Dinsel Nedenler

Hıristiyan Avrupa’nın, Hıristiyanlık’ın kurucusu ve peygamberi Hz. İsa’nın doğduğu bölge olan Kudüs ve çevresini Müslümanlardan geri almak istemesi.

Papa’nın seferler sonucunda otoritesini artıracağını düşünmesi.

Cluny Tarikatının çalışmaları.

Ekonomik ve Sosyal Nedenler

Feodalitenin etkisiyle halkın yoksul düşmesi İpek ve Baharat Yolu’nun Müslümanların eline geçmesi.

Hıristiyanların Doğu’nun zenginliklerini ele geçirmek istemesi.

Haçlı Seferleri

I. Haçlı Seferi (1096-1099)

Papa II. Urbanus’un çağrısı ile başladı. I. Kılıç Arslan tarafından öncüleri Anadolu’da yok edildi. Asıl grup Antakya’yı aldıktan sonra, Kudüs’ü Fatimiler’den aldı. I. Haçlı Seferi sonunda Urfa, Antakya ve Kudüs’ü içine alan bir Latin Krallığı kuruldu.

II. Haçlı Seferi (1147-1149)

Musul atabeyi İmadedin Zengi’nin 1144 yılında Urfa’yı geri alması üzerine başladı. Sefere Alman Kralı III. Konrad ile Fransa kralı VII. Louis katıldı. Haçlılar Şam yakınlarına kadar geldiler; fakat burada bozguna uğrayarak geri döndüler.

III. Haçlı Seferi (1189-1192)

1187 yılında Selahaddin Eyyubi’nin, Kudüs’ü geri alması üzerine başladı. Sefere İngiltere kralı Arslan Yürekli Richard, Alman Kralı Friedrich Barbarossa ve Fransız Kralı II. Philippe Auguste katıldı. Barbarossa Silifke Çayı’nı geçerken boğularak öldü, Arslan Yürekli Richard ve Philippe Auguste ise Selahattin Eyyubi tarafından bozguna uğratıldı.

IV. Haçlı Seferi (1202-1204)

Papa III. Innocentus’un çağrısı üzerine yeniden toplanan Haçlı ordusu, Venediklilerin de yardımıyla denizden yola çıktı. Haçlılar 1203′te İstanbul’a geldiler. şehre girerek katliam yaptılar. İstanbul’dan kaçan Rumlar, 1204′te İznik Rum Devleti ve Trabzon Rum Devleti’ni kurdular.

Haçlı Seferleri’nin Sonuçları

Dinsel Sonuçları

Kilise ve papalığa güven sarsıldı. Skolastik düşünce zayıfladı.

Doğudaki bilim ve kültürün zenginliğini gören Hristiyanlar, din adamlarının yalan söylediğini anladılar.

Ekonomik Sonuçları

Doğu Akdeniz limanları önem kazandı.

Burjuva sınıfının ekonomik gücü arttı.

Marsilya, Ceneviz ve Cenova limanlarının önem kazanması ile ekonomik güç İtalyan denizcilerin eline geçti.

Siyasal Sonuçları

Çok sayıda senyör ve şövalyenin ölmesi ile derebeylik sistemi zayıfladı. Merkezi krallıklar güç kazanmaya başladı.

Türklerin batı yönünde ilerlemesi durdu.

Teknik Sonuçları

Kağıt, barut, pusula gibi buluşlar Avrupa’ya taşındı.

Almanya’da Reform

Hristiyanlık, XVI. yüzyıla kadar Avrupa’da Katoliklik ve Ortodoksluk olmak üzere iki mezhebe ayrılmıştı. Orta Çağ’dan itibaren Katolik Kilisesi giderek bozuldu.

Haçlı Seferleri, Coğrafi Keşifler ve Rönesans ile birlikte kilise ve papaya güven sarsıldı.

Hümanizm sayesinde, Hritiyanlığın kaynağı olan İncil’in özüne dönüş başladı.

Matbaanın kullanılmaya başlanmasıyla iletişim kolaylaştı, İncil tabu olmaktan çıkarak başta Almanca olmak üzere çeşitli dillere çevrildi. İncil diğer dillere çevrildikçe İncil’de yazan bazı şeylerin kilisenin söylediklerine uymadığı anlaşıldı.

1517′de Martin Luther, Wittenberg kilisesi duvarına astığı 95 maddelik bir bildiri ile Endülüjans satışına itiraz etti.

Papa X. Leon, 1520 yılında Luther’i afaroz etti. Luther’in düşünceleri kısa zamanda yayılarak Protestan Mezhebi adını aldı.

Ogsburg Antlaşması ile de Almanya’da Lutherianizm serbestlik kazandı.

Avrupa’da Reform

Fransa: John Calvin önderliğinde başlayan reform hareketi, Calvinizm olarak adlandırıldı. Calvinizm, 1598′de ilan edilen Nant Fermanı ile Fransa’da serbest bırakıldı.

İngiltere: Reform kral VIII. Henry tarafından başaltıldı. VIII. Henry, Katolik Kilisesi’nden ayrılarak Anglikanizm Mezhebi ve Anglikan Kilisesi’ni kurdu.

İskoçya: Calvinizm’in temel prensipleri benimsendi. Calvinizim İskoçya’da Presbiteryanizm adını aldı. isveç, Norveç ve Danimarka’da da Protestan mezhebi kabul edildi.

Reform’un Sonuçları

Avrupa’da mezhep birliği bozuldu.

Katolik ve Ortodoks mezheplerinin yanı sıra Protestanlık (Lutherianizm), Fransa’da Calvinizm, İngiltere’de Anglikanizm ve Kuzey Avrupa’da Presbiteryanizm mezhepleri ortaya çıktı.

Reform hareketi sadece Katolik Kilisesi’ni kapsadı, Ortodoks Kilisesi bu hareketten etkilenmedi.

Papalar eski nüfuzlarını kaybetti.

Katolik Kilisesi varlığını sürdürebilmek için ıslahatlara başvurdu.

Eğitim kilise kontrolünden çıkartılarak laik bir eğitime geçildi.

Katolik Kilisesi’nden ayrılan ülkelerde kilisenin mallarına el konuldu.

Reform Avrupa’da dini bölünmelerin yanı sıra birtakım siyasi bölünmelere de neden oldu. Bu durum Avrupa’da Osmanlı’ya karşı Hıristiyan birliğini sağlamaya çalışan Şarlken’in aleyhindeydi.

Rönesans’ın Nedenleri

Orta Çağ’ın sonlarından itibaren kültür ve sanattaki ilerlemelerin XV. ve XVI. yüzyılda olgunlaşması.

Yeni Çağ’ın başlarında bulunan matbaa sayesinde yeni buluş ve düşüncelerin tüm Avrupa’ya yayılması.

Coğrafi Keşifler ile birlikte dünyayı tanıyan Avrupa’da sanattan ve edebiyattan büyük zevk alan bir sınıfın doğması.

Bu dönemde birçok dahi insanın yetişmesi.

Rönesans

Rönesans, coğrafi konumu itibariyle Doğu ve Batı uygarlıklarına yakın ve İslam kültüründen etkilenmeye elverişli olan İtalya’da doğdu.

Rönesans’ın İtalya’da Doğması’nın Sebepleri :

Coğrafi Keşifler sonucunda İtalyan şehirlerinin zenginleşmesi ile İtalyan ekonomisinin ilerlemesi.

İtalya’nın Orta Çağ’dan itibaren siyasi birlikten yoksun bağımsız şehir devletlerinden oluşması ile özgür düşünce ortamının bulunması.

İtalya’nın eski Roma Uygarlığı’nın kültürel mirasçısı olması.

İstanbul’un fethi ile İstanbul’da bulunan bilim adamlarının İtalya’ya kaçması.

İtalya’da Yetişen Rönesans Öncüleri:

Resimde Giotto, Rafaello ve Leonardo da Vinci; heykelde Donatello, Giberti ve Michelangelo mimarlıkta Brunellesci, Bramente ve Michelangelo.

Rönesans’ın Sonuçları

İtalya’da başlayan Rönesans hızla bütün Avrupa’ya yayıldı.

Fransa’da; Villar, Ronsard, Rable ve Montaigne; Almanya’da Erasmus ve Dürer; İngiltere’de Sheakspear gibi ünlü sanatçılar yetişti.

Skolastik düşünce yerini pozitif düşünceye bıraktı.

Bilimdeki gelişmeler teknik gelişmelere ortam hazırladı, bu durum Sanayi Devrimi’nin nedenlerinden birini oluşturdu. Bilimin ön planda olduğu hür düşünce yayılmaya başladı.

Skolastik düşünce ortadan kalkarken kiliseye olan güven de azaldı. Bu durum Reform’un başlamasında etkili oldu.

Edebiyat ve sanattan zevk alan üstün bir tabaka ile bunlardan zevk almayan yoksul halk kitlesi gibi iki sınıf ortaya çıktı.

Sanayi Devriminin Nedenleri

XVI. yüzyılda Avrupa’da Rönesans ile başlayan bilimsel gelişmeler peşinden teknik gelişmeleri getirdi.

Bilim ve teknik araştırmalara hükümetler önemli sermayeler ayırdı.

Coğrafi Keşifler sonunda ticaretin gelişmesi, sömürge imparatorluklarının kurulması ile Avrupa’da sermaye birikimi oluştu.

Sanayi Devrimi; 1690′dan itibaren kullanılmaya başlanan buhar gücü sayesinde üretimin, ulaşımın ve tekniğin gelişmesi sonucu dünyada yaşanan değişime verilen addır.

Sanayi Devrimi’nin ilk aşamasında temel hammadde kaynağı taş kömürüydü.

1878′de içten patlamalı motorların icadıyla birlikte petrol ön plana çıkmıştı.

Sanayi Devrimi, XVIII. yüzyılda İngiltere’de ilk defa dokuma alanında görüldü.

Sanayi Devriminin Sonuçları

Üretimin bol ve ucuza mal edilmesi üzerine, hammadde ve pazar ihtiyacı daha da arttı. Bu durum sömürgecilik yarışını hızlandırdı.

Kol gücünün yerini makinenin almasıyla, küçük işyerleri ve atölyeler, yerlerini fabrikalara bıraktı. Fabrikaların ihtiyacını karşılamak amacıyla büyük sermayeli şirketler ve bankalar doğdu.

1869′da Süveyş Kanalı, 1914′te Panama Kanalı açıldı ve deniz ulaşımının cazip hale gelmesi ile ticaret gelişti.

XVII. yüzyılda Avrupa’da görülen nüfus artışı, köyden büyük kentlere göçü başlattı. Çarpık kentleşmeyi doğdu.

İşsiz insanlar kentlerdeki sanayi sektöründe, düşük ücretlerle burjuvazinin emrinde çalışmaya başladı. Ucuz el emeği, sosyal güvencesi olmayan, ağır şartlarda çalışan fabrika işçisini ortaya çıkardı.

Sosyalizm, Komünizm, Liberalizm ve Kapitalizm gibi ekonomik sistemler tanımlanmaya başlandı.

Sanayi Devrimi’ne Avrupa ile birlikte katılmayan Osmanlı Devleti’nin ekonomisi çöktü

Avrupa’da 1805 – 1815 tarihleri arasında meydana gelen Napolyon Savaşları sonunda Avrupa Devletleri bozulan sınırları ve siyasi dengeyi yeniden düzenlemek amacıyla Viyana’da bir kongre düzenlediler.

Kongreyi Rusya, Avusturya, İngiltere ve Prusya yönetti. Osmanlı Devleti katılmadı.

Kongre sonunda imzalanan antlaşma ile, Avrupa’nın yeni haritası çizilirken ulus, dil ve din unsurları dikkate alınmadı.

Viyana Kongresi’ne katılan devletler milliyetçiliğe karşı çıktıkları için, Avrupa’da barış ve huzur bozuldu.

1815 (Viyana Kongresi) ile 1827 (Navarin Olayı) arasında geçen döneme Avrupa’da Restorasyon Dönemi denir.

Kongrenin hemen ardından, kongrede alınan kararları uygulamak amacıyla Rusya, Avusturya, Prusya ve Fransa “Kutsal İttifak”ı, Avusturya, İngiltere, Rusya ve Prusya “Dörtlü İttifak”ı oluşturdu.

GİRİT MEDENİYETİ

– Ege medeniyetinin temelli olmuştur.
– MÖ 3 binde küçük devletler kurulduğu bilinmektedir.
– MÖ 2 binde siyasi ve kültürel gelişme göstermiştir.
– Adada en önemli saray Knosos sarayıdır.
– Girit ile Mısır arasında ticaret gelişmiştir.
– Girit’te iki yazı kullanılmış(A okunamamış, B okunmuş)
– MÖ 2000 yılının ortalarında bu uygarlık yıkılmıştır.
– Öldükten sonra hayata inanıyorlardı.

MİKEN(AKA) MEDENİYETİ

– MÖ 2000-1200 yılları arasında Yunanistan’dan egemen olan siyasi topluluğun adıdır.
– Girit’ten etkilenmişlerdir.
– Milken şatosunda Miken uygarlığının özelliğini görmek mümkündür.
– Dorlar MÖ 1200 Akadlara son verdiler.
– İlk boğaz savaşı, Mikenlerle Truvalılar arasında olmuştur(Truva Savaşı).

YUNAN(GREK) MEDENİYETİ

– MÖ 1200′lerde Yunanistan’a gelen Dorlar, şehir devletleri kurarak bu uygarlığı meydana getirdiler.
– Kurulan şehir devletleri içerisinde en önemlileri Isparta, Atina, Korint, Teba vs gibi şehirlerdir.
– Şehir devletlerinin başında krallar, bunların etrafında da aristokratlar sınıfı meydana geldi.
– MÖ 7 ve 6 yy. Aristokratlar (asiller), kralı devirerek idareyi ele geçirdiler(Asiller yönetimi).
– Yönetimden memnun olmayan orta sınıflar ilk halde birleşerek Aristokratları iktidardan uzaklaştırdı. Böylece Tiranlıklar oluştu. Yeni kanunlar yapıldı. Halk bir takım haklar elde etti.
– Halk ve asiller birleşerek diktatörleşen Tiranlığı yıktılar.
– Bunun sonunda halkın katıldığı demokratik meclisler kuruldu.
– Tiranlıklar ilk defa İyonya’da görülmüştür.
– Ortasınıf (tüccar, sanayici, gemici, sanatkarlar)àticari hayatın canlanması ile meydana geldi.
– Yunanistan da şehir devleti (polisinin) amacı halkın (yurttaşın) mutluluğunu sağlamaktır.
– İlk çağın en demokratik devletleri eski Yunanistan şehir devletleridir.
– Isparta da 3 sınıf :Ispartalılar, Periyekler (dağlardaki Akalar), İlotlar (boyunduruk altındaki halk)
– Atina: üç sınıf- Soylular-küçük toprak sahipleri (köylüler), köleler vardı
– Isparta’yı yaşlılar meclisi, Atina’yı ise Arhonlar (9 kişiden oluşur) yönetiyordu.
– MÖ önce 490 yılında Pers-Yunan savaşlarında maratonda Yunanlılar Persleri bozguna uğrattı.
– Atina Isparta rekabeti 27 yıl devam eden Peloponnes savaşlarına neden oldu. Isparta üstün geldi.
– İskender’in Yunanistan’ı ele geçirmesiyle İskender medeniyeti başladı.

İSKENDER İMPARATORLUĞU(MÖ 7.yy-323)

– II. Filip Helen birliğini kurdu. Ölünce yerine oğlu İskender geçti.
– Büyük İskender Biğa Çayı ve Dörtyol yakınlarında Persleri iki defa yendi.
– MÖ 332-331′de Suriye ve Filistin’i ele geçirdi. Mısıra girdi. İskenderiye şehrini kurdu.
– MÖ 331′de Pers ordusunu 3.kez yendi. Hindistan’a kadar ilerledi.
– Ordusundaki isteksizlik nedeniyle, Arabistan yapacağı sefere hazırlık için Babile döndü. Ancak hastalanarak öldü(323).
– İskender’in ölümüyle İmparatorluk dağıldı. Yeni devletler kuruldu:
– Mısır’da: – Ptolemeler Krallığı (MÖ 321-30)
– Trakya ve Batı Anadolu’dan Hindistan’a kadar: -Selevkoslar Krallığı(321-64)
– Makedonya da: – Antigonitler Krallığı: Milli bir devlettir.(MÖ 279-16)
– Selevkos’un ölümü üzerine Anadolu’da yerel krallıklar kuruldu:
– Bitinya KrallığıàKuzey Batı Anadolu’da.
– Pontus KrallığıàKaratenizin güney kıyılarında.
– Kapadokya Krallığı: Orta Anadolu’da.
– Bergama Krallığı: Bergama merkez olmak üzere Millet ve Efes’te (Batı Anadolu)
Bergama ve Bitinya Krallıkları: Yunan uygarlığının
Pontus Devleti: Doğu uygarlığının temsilcisi oldu.
– Bergama bu dönemde önemli bir kültür merkezi oldu (Zeus Tapınağı, Asklepedio Sağlık Merkezi, 200 bin ciltlik kütüphane kuruldu)
– Bergama’nın kendi adıyla anılan Parşömen kağıdı icad edilerek ihraç edildi.
– İskender İmparatorluğu zamanında: İskenderiye, Rodos, Bergama, Efes, Antakya gibi şehirler ticaret şehri oldular.
– Bu dönemde bilimsel alanda gelişmeler oldu:

– İskenderiye de Bilimler Akademisi kuruldu.
– Dünyanın çevresi doğru hesaplandı.
– Arşimed: Dünyanın kendi ekseni ve güneşin çevresinde dolaştığını ileri sürdü.
– Tıpta ileri gidildi. Kalp, kan ve damar arsındaki ilişki tespit edildi.
– İskenderiyeli coğrafyacı Eratostanes: Dünyanın çevresini hesapladı.
– Batlamyus: Coğrafya Kılavuzu adlı eseriyle İslam Coğrafyacılarını etkiledi.
– Helenistik uygarlık: İslam uygarlığını etkilemiştir.

ROMA UYGARLIĞI

– Krallık, cumhuriyet ve imparatorluk olmak üzere üç dönemde incelenir.
– MÖ 3.yy’da İtalya’da siyasi birliği sağlayan Latinler tarafından kuruldu.
– Roma şehri, efsaneye göre MÖ 753 yılında Romulus tarafından kurulmuştur. Böylece krallık devri başlamıştır. MÖ 508 yılında son kralın kovulmasıyla Cumhuriyet devri başlamıştır.
– Cumhuriyet döneminde fetih hareketleri başladı.
– Romalılar, Kartaca’yı ele geçirebilmek için yaptıkları savaşların ikincisinde, Kartacalılar, filleriyle birlikte İtalya’ya girdiler. Kartaca Savaşlarının üçüncü safhasında Romalılar galip geldiler ve Kuzey Afrika’yı ele geçirdiler. (Bu savaşlar Üç safhada olmuştur:
– MÖ 264-241 / 218-201 / 149-146 )
– Sırasıyla İspanya, Yunanistan, Anadolu ve cumhuriyetin sonlarına doğru ise Mısır Roma topraklarına katıldı.
– Sezar’ın öldürülmesinden sonra İmparatorluk devri başladı(MÖ.27)

Abdullah: Allah (cc)’ ın kulu

Âbid: Kulluk eden, ibadet eden

Âdil: Adaletli

Ahmed: En çok övülmiş, sevilmiş

Ahsen: En güzel

Alî: Çok yüce

Âlim: Bilgin, bilen

Allâme: Çok bilen

Âmil: İşleyici, iş ve aksiyon sahibi

Aziz: Çok yüce, çok şerefli olan

Beşir: Müjdeleyici

Burhan: Sağlam delil

Cebbâr: Kahredici, gâlip

Cevâd: Cömert

Ecved: En iyi, en cömert

Ekrem: En şerefli

Emin: Doğru ve güvenilir kimse

Fadlullah: Allah-ü Teâlanın ihsânı, fazlına ulaşan

Fâruk: Hakkı ve bâtılı ayıran

Fettâh: Yoldaki engelleri kaldıran

Gâlip: Hâkim ve üstün olan

Ganî: Zengin

Habib: Sevgili, çok sevilen

Hâdi: Doğru yola götüren

Hâfız: Muhafaza edici

Halîl: Dost

Halîm: Yumuşak huylu

Hâlis: saf, temiz

Hâmid: Hamd edici, övücü

Hammâd: Çok hamdeden

Hanîf: Hakikate sımsıkı sarılan

Kamer: Ay

Kayyim: Görüp, gözeten

Kerîm: Çok cömert, çok şerefli

Mâcid: Yüce ve şerefli

Mahmûd: Övülen

Mansûr: Zafere kavuşturulmuş

Mâsum: Suçsuz, günahsız

Medenî: Şehirli, bilgilive görgülü

Mehdî: Hidayet eden, doğru yola erdiren

Mekkî: Mekkeli

Merhûm: Rahmetle bezenmiş

Mes’ûd: Mutlu

Metîn: Çok sağlam ve güçlü

Muallim: Öğretici

Muktedâ: Peşinden gidilen

Mübârek: Uğurlu, hayırlı, bereketli

Müctebâ: Seçilmiş

Mükerrem: Şerefli, yüce

Müktefî: İktifâ eden, yetinen

Münîr: Nurlandıran, aydınlatan

Mürsel: Elçilikle görevlendirilmiş

Mürtezâ: Beğenilmiş, seçilmiş

Muslih: Islah edeci, düzene koyucu

Mustafa: Çok arınmış

Müstakîm: Doğru yolda olan

Mutî: Hakka itaat eden

Mu’tî: Veren ihsân eden

Muzaffer: Zafer kazanan, üstün olan

Müşâvir: Kendisine danışılan

Nakî: Çok temiz

Nakîb: Halkın iyisi, kavmin en seçkini

Nâsih: Öğüt veren

Nâtık: Konuşan, nutuk veren

Nebî: Peygamber

Neciyullah: Allah’ ın sırdaşı

Necm(i): Yıldız

Nesîb: Asil, temiz soydan gelen

Nezîr: Uyarıcı, korkutucu

Nimet: İyilik, dirlik ve mutluluk

Nûr: Işık, aydınlık

Râfi: Yükselten

Râgıb: Rağbet eden, isteyen

Rahîm: Mü’minleri çok seven

Râzî: Kabul eden, hoşnut olan

Resûl: Elçi

Reşîd: akıllı, olgun, iyi yola götürücü

Saîd: Mutlu

Sâbir: Sabreden, güçlüklere dayanan

Sâdullah: Allah’ ın mübârek kulu

Sâdık: Doğru olan, gerçekci

Saffet: Arınmış, seçkin kişi

Sâhib: Mâlik, arkadaş, sohbet edici

Sâlih: iyi ve güzel huylu

Selâm: Noksan ve ayıptan emin olan

Seyfullah: Allah’ ın kılıcı

Seyyid: Efendi

Şâfi: Şefaat edici

Şâkir: Şükredici

Tâhâ: Kur’ân-ı Kerîm’ deki ismi

Tâhir: Çok temiz

Takî: Haramlardan kaçınan

Tayyib: Helal, temiz, güzel, hoş

Vâfi: Sözünde duran, sözünün eri

Vâiz: Nasihat eden

Vâsıl: Kulu Rabb’ine ulaştıran

Yâsîn: Kur’ân-ı Kerîm’ deki ismi, gerçek insan, insan-ı kâmil

Zâhid: Mâsivadan yüz çeviren

Zâkir: Allah’ ı çok anan

Kırım Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yanında yer alan ingiltere, Fransa ve Avusturya; Osmanlıda yaşayan Hristiyan halka Tanzimat Fermanı ile tanınan hakları az buluyor ve genişletilmesini istiyorlardı.

Osmanlı Devleti, Avrupa devletlerinin istekleri doğrultusunda ıslahatlar yaparak, Paris Bans Konferansi’nda lehine kararlar çıkartmak amacını güttü. Islahat Fermanı da, tıpkı Tanzimat Fermanı gibi Osmanlı’nın zor bir döneminde, Avrupa’nın desteğini almak için yayınlanmıştır.

Tanzimat Fermanı’nda; ırk, dil, din ayrımı yapılmamiş bütün halk için geçerli haklar tanınmışken, Islahat Fermanı’nda sadece gayrimüslimlere yeni haklar tanınmıştır. Islahat Fermani ile gayrimüslimlerin devlet memuru olabilmeleri ile sivil ve askeri okullara girebilmeleri hükme bağlandı. Kendi aralarındaki miras davaları yine patrikhanelerde görülebilecekti. Her gayrimüslim topluma, ikişer temsilci ile Meclis-i Vala’ya katılma hakkı sağlandı. Vergilerin bütün Osmanlı vatandaşlanndan eşit olarak alınacaği ve iltizam usulünün kademeli olarak kaldinlacaği belirtildi.

Paris Konferansi sürerken Şubat 1856′da yayinlanan bu ferman ile Osmanlı Devleti Avrupa devletlerinin kendi iç işlerine karışmasını önleyemedi. ileride Osmanlı Devleti’ni paylaşmayı hedefleyen devletler, Islahat Fermani’na uyulmadığını öne sürerek Osmanlının iç işlerine karışmak için yeni fırsatlar buldular. Yapılan düzenlemeler başta Rumlar ve Ermeniler olmak üzere gayrimüslim topluluklara güç verdi. Bu topluluklar patrikhanelerde toplanarak kendi milletlerine ait nizamnameler çıkardılar. Tanzimat ve Islahat fermanlan ile tamnan haklar gayrimüslimlerce yeterli bulunmadı. Çünkü Osmanlı tebaasi olan gayrimüslimler, Müslümanlarla eşitlik değil bağımsızlık istiyorlardı. Dağılmakta olan devleti elde tutabilmek amacıyla Osmanlı Devleti yeni ödünler vermek zorunda kaldi.

840-1212 tarihleri arasında, Türkistan ve Maveraünnehir’de hâkimiyet kuran ilk Müslüman Türk devleti. Karluk, Çiğil, Yağma ve diğer Türk boylarından meydana gelen Karahanlılar Devleti, devrin İslâm kaynaklarında El-Hâkaniye, El-Hâniye, Âl-i Afrasiyab; başka eserlerde de, Alp-ilig Hanlar, Arslan-Buğra Hanlar unvanlarıyla anılır. Karahanlılar tabiri, batılı şarkiyatlar tarafından, bu sülâlenin kara ünvanını çok kullanmaları sebebiyle verilmiştir. “Kara”, Türkçe’de, kuzey yönünü işaret etmesinin yanında, büyüklük ve yükseklik de ifade eder.

Karahanlılar Devleti, 840 senesinde Uygur Devletinin, Kırgızlar tarafından yıkılmasıyla, Orta Asya bozkırlarında, Bilge Kül Kadır Han tarafından kuruldu. Kadır Han, Mâveraünnehir’i almak isteyen Sâmânîler Devleti ile mücadele etti. Karahanlılar’ın başlangıç dönemi, ilmî yönden pek açık değildir. Kadır Han’dan sonra, iki oğlundan Bazır Arslan Han, Balasagun’da Büyük Kağan olarak, kardeşi Oğulçak Kadır Han ise, Ortak Kağan olarak Taraz’da devleti idare ettiler. Oğulçak Kadır Han, Sâmânî hükümdarı İsmail bin Ahmed ile devamlı mücadele etti. Sâmânîler, 883 yılında Taraz’da devleti ele geçirince, Oğulçak, Kaşgar’ı merkez yapıp, Sâmânî hakimiyetindeki bölgelere akınlara başladı. Bu akınlar sırasında Oğulçak Kadır Han’ın yeğeni Satuk, Karahanlılar’a sığınan, Ebu Nâsır adlı Sâmânî şehzadesi ve Müslüman din adamları ile tanışarak İslâm dînini kabul etti.

Nuh peygamberin oğlu Yâfes’in torunları olan Türkler, hükümdarlarının Müslüman olmasından sonra, yaradılışlarındaki temizlik ile seve seve ve büyük topluluklar halinde en son ve en mütekâmil din olan İslâmiyeti topluca kabul ettiler. Sekizinci asırda Müslümanlarla tanışıp, içlerinden kısmen bu dini kabul edenlerin bulunduğu Türklerin 10. asırda topluca İslâmiyeti kabulü, netice itibariyle tarihteki birçok hâdiseye yön vermesi bakımından pek önemlidir.

Müslüman olunca Abdülkerim adını alan Satuk Buğra Han, doğudaki amcasına karşı mücadelesinde, Müslüman gönüllülerden de faydalandı. Abdülkerim Satuk Buğra Han, 995 senesinde vefat edince Artuç’a defnedildi. Yerine oğlu Musa hükümdar oldu. Onun çok kısa sürdüğü anlaşılan saltanatından sonra hükümdar olan kardeşi Baytaş Arslan Han, doğu kağanı Arslan Han’ı mağlup ederek, sülalenin bu kolunu ortadan kaldırdı ve bütün Karahanlıları birleştirdi. Baytaş Arslan Han, Karahanlı ülkesinde İslâmiyetin yayılması faaliyetlerini tamamlayınca, komşu Türk boylarnı İslâma daveti kendisine gaye edindi.

Baytaş’tan sonra, oğlu ebü’l-Hasan Ali hüükümdar oldu. Bu dönemde devletin batı kısmını kardeşi Buğra Han Harun idare ediyordu. Buğra Han, 990 yılında İsbicâb’ı zaptedip, 992 senesinde Sâmânîlerin merkezi Buhara’ya girdi. Böylece Horasan ve Mâverâünehir, Karahanlıların eline geçti. Şihâbüddevle ve Zâhirüdda’vâ gibi İslâmî ünvanlar kullanan Buğra Han, Kaşgar’a dönerken 996 yılında vefat etti. Yerine Ahmed bin Ali geçti. Halîfe tarafından tanınan ilk Karahanlı hükümdarı Ahmed Han’dır.

Ahmed Han zamanında, Sâmânîler ve onlara bağlı devletçiklerle Karahanlı münasebetini, devletin batı kısmını idare eden İlig Han ünvanlı Nâsır bin Ali sağlıyordu. Özkent’te oturan Nâsır, 996 senesinde Sâmânî kumandanlarından Fâik’in teşvikiyle bu ülke topraklarına sefer düzenledi. Fakat Gazne hâkimi Sebüktekin’in aracılığı ile bu iki devlet, antlaşma yaptı. Bu antlaşmaya göre Sâmânîler, Seyhun sahasını Katvan çölüne kadar Karahanlılara bırakıyor, Fâik de Semerkant valisi oluyordu. Nâsır, 999 senesinde Buhara’yı zaptederek, Sâmânî hânedanı mensuplarını Özkent’e götürdü. Nâsır Han, Gazneli Mahmud ile anlaşınca, Ceyhun nehri iki devlet arasında sınır kesildi. Ayrıca Mahmud Han, aralarındaki dostluğu güçlendirmek için Nâsır’ın kızı ile evlendi. Nâsır, Sâmânîlerin bütün mirasına konmak ve Horasan’ı ele geçirmek istiyordu. Bu yüzden Gazneli Mahmud’un Hindistan seferinden faydalanarak iki koldan Horasan’a girdi ise de yenildi. Hânedan mensubu Hotan Hâkimi Yusuf Kadır Han’dan yardımcı kuvvet alıp, Gaznelilere karşı yeniden askerî harekâta geçti. 1006 senesi Ocak ayının beşinde, Sultan Mahmud’a mağlup oldu. Bu başarısızlık, Karahanlılar arasında aile kavgalarına yol açtı. Nâsır, bağımsızlığını ilan etmek istedi. Nâsır’a karşı, Büyük Kağan Ahmed Han, Gazneli Mahmud’a başvurduysa da, Nâsır bin Ali 1013 yılında vefat etti. Yerine, Arslan İlig ünvanıyla, kardeşi Mensur bin Ali geçti. Büyük Kağan Ahmed Arslan Han’ın hastalığında kendisini büyük kağan ilan eden Mensur Han, kardeşi Muhammed’e de Arslan İlig ünvanını verdi.

Ahmed Arslan Han, Ortak Kağan Yusuf Kadır Han ve Ali Tigin ile birlik olup, hânedanlık kavgasına son vermek için harekete geçti. Ali Tigin, Mensur’a esir düştü. Yedisu bölgesine yapılan düşman karşı, hasta yatağında mücadele eden Arslan Han, Balasagun’a sekiz günlük mesafede, yüz bin çadırdan fazla gayrimüslim göçebeyi mağlup etti. Tufan’a kadar takip ederek ülkesini korudu. Ahmed Han, bu seferden dönüşünde 1017′de vefat etti.

Ahmed Han’dan sonra büyük kağan olan Mensur Arslan Han ise, 1024 senesinde kendi isteği ile saltanatı Yusuf Kadır Han’a bıraktı. Bu sırada Selçuklular’dan yardım alan Ali Tigin, Buhara’yı zaptetti. Yusuf Kadır Han’a karşı, kardeşleri Ahmed ve Ali birleştiler. II. Ahmed, kendisini 1014′te Muizüddevle lâkabıyla büyük kağan ilan etti. Kardeşi Ali ise, Arslan İlig oldu. II. Ahmed Arslan Han; Balasagun, Hocend, Ahsikas, Fergana ve Özkent’e hâkim oldu. Yusuf Kadır Han, Gazneli Mahmud ile görüştü. İki Müslüman Türk devleti arasında dostluk bağları, evlenme yoluyla da kuvvetlendirildi. Bu görüşmede, Karahanlıları ilgilendiren meselelerin yanısıra, Arslan bin Selçuk ve emrindeki Oğuzların da Horasan’a nakledilmesi hususunda karara vardılar. Sultan Mahmud, bir fırsatını bulup, Arslan bin Selçuk’u yakalattı ve Hindistan’da Kalincâr kalesine hapsettirdi. Bu sırada Ali Tigin, bozkırlara kaçtı ve Mahmud’un ülkesine dönmesi üzerine tekrar Buhara ve Semerkand’a hâkim oldu. Yusuf Kadır Han’ın 1032 yılında vefatıyla, oğulları Süleyman, Arslan Han; Muhammed de Buğra Han ünvanlarıyla devletin idaresini ele aldılar. Bu sırada Ali Tigin de Mâverâünnehir’de kendisini Tavgaç Kara Buğra Hakan ilan etti.

Karahanlı hânedanı arasında kıyasıya devam eden mücadele sonucunda, 1042 yılında ülke kesin olarak ikiye ayrıldı. Nâsır bin Ali’nin oğullarından Muhammed Arslan, Kara Hakanlık mevkiinde Büyük Kağan ve İbrahim de Tavgaç Buğra Kara Hakan ünvanını alarak, Batı Karahanlılar devletini meydana getirdiler. Yusuf Kadır Han’ın oğulları da, Doğu Karahanlı devletini idare ettiler.

Doğu Karahanlılar Devleti

Karahanlı Devleti ikiye ayrılınca; Büyük Kağan ünvanıyla, Şerefüddevle lâkaplı Ebû Şüca Süleyman bin Yusuf, merkezi Balasagun ve Kaşgar’ı kendine bırakıp, kardeşlerinden Buğra Han Muhammed’e, Taraz ile İsficab’ı, Mahmud’a ise Arslan Tigin ünvanıyla ülkenin doğusunu verdi. 1043 yılında yapılan aile toplantısında ayrıca, eski Büyük Kağan II. Ahmed Han’a da Mâverâünnehir mülk olarak verildi. Fergana’nın bir kısmı zaptedilerek, Bulgar ile Balasagun arasında yaşayan, on bin çadırdan meydana gelen Türkler, 1043 senesi güzünde, topluca İslâmiyet’i kabul etti.

İslam dininin esaslarına sıkıca bağlı, âdil bir hükümdar olan Süleyman Han, ilim âşığı ve âlimlerin koruyucusuydu. 1056′da kardeşi Ortak Kağan Buğra Han, Büyük Kağan Süleyman Han’la anlaşmazlığa düştü. Muhammed Han, Süleyman Han’ı hapsettirip, büyük kağanlığını ilan etti. On beş ay hükümdarlık yapan Muhammed Han, mevkiini büyük oğlu Hüseyin’e bıraktı. Hüseyin Han’ı, kardeşi İbrahim tahttan indirtip, 1057′de Büyük Kağan oldu. İbrahim Han, 1059′da, hânedandan Yınal Tegin tarafından öldürülünce, Tuğrul Kara Han ünvanlı Mahmud bin Yusuf başa geçti. Mahmud Han (1059-1074, Ortak Kağan Tabgaç Buğra Kara Han ve Hasan bin Süleyman, kaybedilen toprakları geri almak için harekete geçtiler. 1068 yılında iki taraf arasında yapılan antlaşma ile, Seyhun hudut kesilerek, Fergana, Doğu Karahanlılara bırakıldı. 1074′te Mahmud Han’ın yerine, oğlu Ömer geçti ise de, ancak iki ay hükümdarlık yapabildi. Büyük Kağan olan Buğra Han Hasan bin Süleyman (1074-1103) devrinin ilk yıllarında; Buge Budraç kumandasındaki Yabaku ve Basmılların da aynı safta olduğu yedi yüz bin düşmana karşı, Ömer bin Mahmud kumandasındaki kırk bin Müslüman askeriyle, büyük bir zafer kazanıldı.

Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah (1072-1092), 1082′de Mâverâünnehir’i zaptedip Özkent’e gelince, Doğu Karahanlı hükümdarı Hasan Han, onun hâkimiyetini tanıdı. Hasan Han’dan sonra oğlu Ahmed (1103-1128), hükümdar olup, Abbâsî Halifeliği ile münasebetlerde bulundu. Halife Mustahzırbillâh (1094-1118), Ahmed Han’ın istediği beratı verip, ona “Nûruddevle” demiştir. 1128′de Karahıtayları, Kaşgar kenti yakınlarında mağlup eden Ahmed Han, onların batıya doğru ilerlemelerini durdurdu.

Ahmed Han’dan sonra 1128′de hükümdar olan oğlu İbrahim, Karahıtaylardan yardım alarak, rakiplerini yendi. Karahıtaylar, II. İbrahim Han (1128-1158) devrinde Balasagun’u zaptedince, merkez, Kaşgar’a taşındı. Karahıtaylar, kendilerine isyan eden Karlukların üzerine onu gönderdi. 1158′de de, öldürülen II. İbrahim Han’ın yerine oğlu Arslan Han ünvanlı Muhammed ve sonra da torunu Ebü’l-Muzaffer Yusuf geçti. Yusuf Han, 1205′te vefat ettiği sırada, oğlu Ebü’l-Feth Muhammed, Karahıtaylı Kür Han’ın yanında rehin bulunuyordu. Nayman Devleti kurucusu Küçlük tarafından 1207′de kurtarılan Ebü’l-Feth Muhammed, daha sonra Kaşgar’a gönderildi. ancak, Kaşgar’a varmadan, şehirdeki beyler tarafından yolda öldürüldü (1211). Bu durum, Küçlük’ün Karahanlı merkezini işgal edip, katliâm yaptırmasına sebep oldu.

Hânedanlık içi mücadele neticesinde bölünen Doğu Karahanlılar, Moğol Naymanlarca işgal edilerek, hâkimiyetlerine son verildi. Böylece Türk milletine ve İslâma büyük hizmetleri olan Doğu Karahanlılar Devleti, tarihe karıştı.

Batı Karahanlılar Devleti

Karahanlı Devleti ikiye bölününce, Batı Karahanlı Hanlığı, Mâverâünehir ve Hocend’e kadar batı Fergana’yı içine almaktaydı. Büyük Kağanın merkezi, önceleri Özkent, sonraları Semerkand oldu.

Bu devletin ilk hükümdarı I. Muhammed Han, 1052 senesinde vefat edince yerine kardeşi Ortak Kağan İzzü’l-umma Ebu İshak İbrahim Tavgaç Han geçti. Tavgaç İbrahim Han, Doğu Karahanlılardan Şaş, İlak gibi hudut şehirleri ile Fergana’nın bir kısmını aldı. İbrahim Han, âlim olup, iyi bir hükümdardı. Devletin idaresi için lüzumlu kanunları tanzim edip, hırsızları tamamen ortadan kaldırdı. Ahalinin menfaatlerini koruyup, piyasayı düzeltti. Âlimlerin sohbetinde bulunup onların tasvibini almadan kanun koymadı. İbrahim Han, Ortak Kağanken, devlet aleyhinde faaliyetlerde bulunan İsmâilîleri, dâhiyane bir siyasetle ortadan kaldırdı.

İbrahim Han’dan sonra, oğlu Şemsü’l-Mülk Nasr hükümdar oldu. Şaş ve Tünhas hâkimi Şuayb, yeni hükümdara isyan etti. Nasr Han, bu isyanı bastırdı. Bu karışıklıktan faydalanan Doğu Karahanlılar, İbrahim Han’ın zaptettiği yerleri geri almaya çalıştılar ise de, bu mücadele bir antlaşma ile sona erdi. Daha sonra I. Nasr Han, Selçuklular tarafından zaptedilen yerlerin alınması için bir hareket başlattı. Fakat Melikşah’ın Semerkand’a gelmesiyle sulh yapılıp, akrabalık tesis edilerek meseleler halledildi. Nasr Han da, âlimlere hürmet edip, ilim merkezleri inşa ettirdi. Ticaretin gelişmesi için sosyal hayatın bütün lüzumlu müesseselerini içine alan iki ribat yaptırdı.

1080 senesinde Nasr’ın vefatı üzerine, oğlu Ebu Şüca Hızır hükümdar oldu. Hızır Han’ın saltanatı bir yıl kadar sürdü. Yerine geçen Ahmed Han devrinde ulema ile hükümdar arasında bir anlaşmazlık oldu. Bu sırada, Selçuklu Sultanı Melikşah, önce Buhara’yı sonra da Semerkand’ı zaptetti ve Ahmed Han’ı Özkend’de esir alıp İsfahan’a götürdü. Bunun sonucu, Karahanlı ordusunun temelini teşkil eden Çiğil Türklerinin kumandanı Yakub bin Süleyman, Semerkand’a davet edilip hükümdar ilan edilerek, Selçuklulara karşı bir ayaklanma başlatıldı. Bunun üzerine Melikşah, ikinci defa Semerkand seferine çıktı. Bu sefer sonunda Karahanlı devleti, Selçuklulara bağlandı. Karahanlı devlet adamları, Mesud bin Muhammed’i hükümdarlığa getirdi.

Birinci Mesud’un hükümdarlığı devrine ait bir bilgi yoktur. Mesud Han’dan sonra, Selçuklu sultanı Berkyaruk, arka arkaya üç hükümdar tayin etti. Bunlardan üçücüsü olan Cebrâil Han, Selçuklu şehzadeleri arasındaki saltanat kavgalarından faydalanarak, Horasan’ı ele geçirmek istedi. Bu sırada Horasan valisi olan Sencer, Tirmiz şehri için yapılan savaşı kazandı ve Cebrâil Han’ı esir alıp, 1102′de idam ettirdi. Bu zaferden sonra Sultan Sencer, Mâverâünnehir’i yeniden teşkilatlandırdı. Karahanlı sülalesinden olup, Selçuklu sarayında büyüyen yeğeni Muhammed bin Süleyman’ı Arslan Han ünvanıyla Semerkand’da büyük kağan ilan etti. Dayısı Sultan Sencer’in yardımıyla isyanları bastıran II. Muhammed Han, düşmanlarına karşı seferler düzenledi. II. Muhamed Han, saltanatının son zamanlarında felç oldu. Çıkan iç isyanları bastırmak için Selçuklulardan yardım istedi. Fakat yardım gelmeden isyanı bastırınca, Selçuklu yardımını geri çevirdi. Bu durum Sultan Sencer’i kızdırdı. 1130 senesinde Semerkand’a gelen Sultan Sencer, Muhammed Han’ı Merv’e götürdü. Muhammed Han, 1132′de orada vefat etti.

Sultan Sencer, Muhammed Han’ın ölümünden sonra Batı Karahanlı tahtına sırasıyla, Ebü’l-Meâlî el-Hasan bin Ali, Ebu Muzaffer İbrahim bin Süleyman ve Mahmud bin Muhammed’i tayin etti. II. Mahmud Han, Karahıtaylar’la 1137 senesi yazında Hocend yakınında yaptığı muharebeyi kaybedip Semerkand’a çekildi. Karluklar ile ülke içinde anlaşmazlık çıkıp, Sultan Sencer’den yardım isteyince, Karluklar da Karahıtaylara müracaat etti. Sultan Sencer ve II Mahmud Han, 8 Eylül 1141 tarihinde Katvan Muharebesi’nde Karahıtaylar’a yenilip, Horasan’a çekildiler. Karahıtaylar, bütün Mâverâünnehir’i istila edip, Mahmud Han’ın kardeşi Ortak Kağan Tavgaç Buğra Han İbrahim bin Muhammed’i Büyük Kağan ilan ettiler. III. İbrahim Han, Karlıklar ile anlaşmazlığa düşünce, Buhara yakınlarındaki Kallabâz Muharebesinde öldürüldü. Yerine geçen oğlu Mahmud Han, Horasan’a çekildi ve vefatına kadar orada kaldı. Sultan Sencer’in ölümünden sonra Oğuzlar, II. Mahmud Han’a hükümdarlık teklif ettiler. O, önce oğlu Muhammed’i gönderdiyse de, bir süre sonra Oğuzlar’ın hükümdarı oldu. Sultan Sencer’in eski kumandanlarından Nişabur valisi Müeyyeddevle Ay aba, 1163 yılında Horasan’ı ele geçirmek arzusuyla hareket edip, II. Mahmud Han ve oğlu Muhammed’i esir alarak gözlerine mil çektirip hapse attırdı. Baba-oğul, 1164 senesinde hapisteyken vefat ettiler. II. Mahmud ve iki oğlunun hapiste vefatları ile, Karahanlılar’ın hâkimiyeti Ali Tegin’in soyundan gelenlere geçti.

III. İbrahim Han’a halef olan Ali tegin ailesinden Ali bin Hasan, Karluklar ile mücadele edip, reisleri Paygu Han’ı öldürterek, onları iskâna mecbur ve askerlikten men etti. Fakat bu hareketi isyanlara sebep oldu. Ülkedeki isyanları Buhara’daki Hanefî âlimi Muhammed bin Ömer’in vasıtasıyla yatıştıran Ali Han, 1160 senesinde vefat edince, yerine kardeşi Ebü’l-Muzaffer Mesud bin Hasan geçti. II. Mesud Han, iç işlerini düzene soktu. Sarayını âlim ve şairlere açıp ilmin hâmisi oldu. 1178 yılında vefat eden II. Mesud Han’ın yerine kardeşi Fergana hâkimi Hüseyin bin Hasan’ın oğlu İbrahim bin Hüseyin hükümdar oldu. Önce Feryun’da, sonra da Semerkand’da hüküm süren IV. İbrahim Han, Nuretüddünya ve’d-dîn Kılıç Tavgaç Küç Arslan Han ünvanlarıyla büyük kağan oldu. Onun vefatıyla yerine oğlu 1204 senesinde büyük kağan oldu. Osman Han, tedbirli bir insandı. Önce Karahıtaylara tâbi olmasına rağmen, Müslüman Gurlular’ın, Moğollar tarafından yok edilmesini engellemek için gayret sarfetti. Karahıtaylı saldırısına karşı Muhammed Harezmşah ile iyi ilişkiler kurdu. Muhammed Harezmşah’ın kızı ile evlenip, âdet olduğu için bir yıl Harezm’de kaldı. 1211 senesinde Semerkand’a dönen Osman Han, Karahıtaylar’ın gücünden çekinerek onlarla ittifak kurdu. Bu hareketi, Muhammed Harezmşah’ın Mâverâünnehir’i almasına sebep oldu. Yakalanan Osman Han, idam olundu (1212). Osman Han’ın ölümü ile, Batı Karahanlı Devleti sona erdi.

Fergana Kağanlığı

1141 yılında Batı Karahanlı Devleti, Karahıtaylar’ın istilasına uğrayınca, Fergana’da merkezi Özkend olmak üzere müstakil bir Karahanlı devleti kuruldu. İlk hükümdarı, Gelâleddünye ve’d-dîn Hüseyin bin Hasan olup, Fergana kağanları, Türkçe Tuğrul Kara Hakan ünvanını taşırlardı. Ünvanlarında Türk kelimesi de kullanan Fergana Kağanlığı, 1211 veya 1212 senelerinde, Muhammed Harezmşah’ın tâbiiyetine girdi.

Karahanlı Devleti, daha ilk kuruluş yıllarında, tarihî Türk devlet idaresi geleneğine uygun olarak iki büyük idarî kısma bölündü. Bunlardan doğuda kalan kısmın başında hakan bulunur ve her türlü idarî yetkiyi elinde bulundururdu. Batı kısmını ise hakanın hükümranlığı altında, aynı aileden bir han, ona bağlı olarak idare ederdi. Karahanlı devlet teşkilatında, bu büyük ve ortak kağanın yanında, hanedana mensup dört alt kağan ile altı hükümdar vekili vardı. Rütbeler, kademe kademe yükselme esasına göreydi. Her rütbenin değişebilen ünvanları olurdu. Türkçe ünvanların değişmesine rağmen, İslâmî ünvanlar değişmezdi. Hükümdar vekilleri, İrken, Sagun, İnanç ünvanlarını taşırlardı. Hükümdarların yanında “Yuğruş” denilen bakanlar kurulu bulunurdu. Yüksek devlet memuriyetlerinde, başkumandana “subaşı”, maliye bakanına “ağıcı”, saray hâcibine “tayangu” veya “bitikçi” denirdi.

Karahanlılar’da ordu: Selçuklular’da olduğu gibi başlıca dört ana bölümden meydana gelirdi. Bunlar, saray muhafızları, hâssa ordusu, hanedan mensupları ile valiler ve diğer devlet adamlarının kuvvetleri, devlete bağlı Türk teşekküllerine mensup kuvvetlerdi.

Kültür ve Medeniyet: Türk an’anesine göre kurulan Karahanlı Devleti, 10. asırda İslâmiyeti kabulüyle, ilk İslâmî Türk eserlerini meydana getirdi. Hakanî Türkleri adını taşıyan Karahanlılar, Türkler’in millî kültür ve sanat geleneğini ve istidadının güçlü özelliklerini bütünüyle İslâma adayıp bu ilham ile yeni bir üslubun kurucusu oldular. Karahanlı hükümdarlarının ilme hayranlığı, âlimlere saygısı ve onları korumaları neticesinde Türkistan, Mâverâünnehir şehirleri birer medeniyet, kültür beşiği haline geldi. Doğu Karahanlılar devrinde Balasagunlu Yusuf Has Hâcib Kutadgu Bilig, Kaşgarlı Mahmud Dîvanü Lügati’t-Türk, İmam-ı Ebü’l-Fütuh Abdülgafur Tarih-i Kaşgar adı ile, Türk dili, edebiyatı, kültürü ve tarihi için çok mühim eserler yazdılar.

Büyük İslâm hukukçu ve âlimleri, Karahanlılar zamanında yetişti. Bunlardan bazıları şunlardır: Burhâneddin Mergınânî, Şemsü’l-Eimme Serahsî, Şemsü’l-Eimme Hulvânî, Ebu Zeyd Debbûsî, Fahrü’l-İslâm Pezdevî, Sadrüşşehîd, Kâşânî, Ömer Nesefî, Sirâcüddîn Uşî.

Şâh-i Türkistan denilen Ahmed Yesevî hazretleri, İslâm dininin göçebe Türkler arasında yayılmasına hizmet etmiş olup, bugün bile, Rusya, Bulgaristan, Çin ve İran’daki Türkler’in Türklüklerini ve İslâmlıklarını korumalarında tesiri vardır.

Bir çoğumuzun merak ettiği bir konudur. Tarih boyunca hangi Türk devletleri kurulmuş? Ne zaman kurulmuş? Ne zaman yıkılmış? Hangi devlet kaç yıl yaşamış? İşte bu yazımızda bu sorulara cevap buluyoruz. Geçmişten günümüze yaşamış olan tüm Türk devletlerinin kuruluş ve yıkılış tarihleri…

Büyük Türk Devletleri

-Büyük Hun İmparatorluğu/M.Ö. 4. asır – M.S. 48
-Avrupa (Batı) Hun İmparatorluğu/374-496
-Ak Hun (Eftalit) İmparatorluğu/4. asır sonları – 577
-Birinci Göktrük İmpararorluğu/552-582
-Doğu Göktürk İmparatorluğu/582-630
-Batı Göktürk İmparatorluğu/582-630
-İkinci Göktürk İmparatorluğu/681-744
-Uygur İmparatorluğu/744-840
-Avrupa Avar İmparatorluğu/6. asır – 805
-Hazar İmparatorluğu/7. asır – 965
-Karahanlılar Devleti/840-1042
-Gazneliler Devleti/962-1187
-Büyük Selçuklu Devleti/1038-1194
-Harezmşahlar Devleti/1097-1231
-Osmanlı Devleti/1299-1922
-Timurlular Devleti/1370-1506
-Bâbürlüler (Gürgâniyye) Devleti/1526-1858

Devletler

-Kuzey Hun Devleti/48-156
-Güney Hun Devleti/48-216
-Birinci Chao Hun Devleti/304-329
-İkinci Chao Hun Devleti/328-352
-Hsia Hun Devleti/407-431
-Kuzey Liang Hun Devleti/401-439
-Lov-lan Hun Devleti/442-460
-Tabgaç Devleti/386-557
-Doğu Tabgaç Devleti/534-557
-Batı Tabgaç Devleti/534-557
-Doğu Türkistan Uygur Devleti/911-1368
-Liang Şa-t’o Türk Devleti/907-923
-Tana Şa-t’o Türk Devleti/923-936
-Tsin Şa-t’o Türk Devleti/937-946
-Kan-çou Uygur Devleti/905-1226
-Türgiş Devleti/717-766
-Karluk Devleti/766-1215
-Kırgız Devleti/840-1207
-Sabar Devleti/5. asır – 7. asır arası
-Dokuz Oğuz Devleti/5. asır sonu – 6. asır sonu
-Otuz Oğuz Devleti/5. asır sonu – 6. asır sonu
-Basar-Alan Türk Devleti/1380-?
-Doğu Karahanlı Devleti/1042-1211
-Batı Karahanlı Devleti/1042-1212
-Fergana Karahanlı Devleti/1042-1212
-Oğuz-Yabgu Devleti/10. asrın ilk yarısı – 1000
-Suriye Selçuklu Devleti/1092-1117
-Kirman Selçuklu Devleti/1092-1307
-Türkiye Selçuklu Devleti/1092-1307
-Irak Selçuklu Devleti/1157-1194
-Eyyubîler Devleti/1171-1348
-Delhi Türk Sultanlığı/1206-1413
-Mısır Memlûk Devleti/1250-1517
-Karakoyunlu Devleti/1380-1469
-Akkoyunlu Devleti/1350-1502

Beylikler

-Tulûnlular/868-905
-İhşidîler/935-969
-İzmir Beyliği/1081-1098
-Dilmaçoğulları Beyliği/1085-1192
-Danişmendli Beyliği/1092-1178
-Saltuklu Beyliği/1092-1202
-Ahlatşahlar Beyliği/1100-1207
-Artuklu Beyliği/1102-1408
-İnaloğulları Beyliği/1098-1183
-Mengüçlü Beyliği/1072-1277
-Erbil Beyliği/1146-1232
-Çobanoğulları Beyliği/1227-1309
-Karamanoğulları Beyliği/1256-1483
-İnançoğulları Beyliği/1261-1368
-Sâhib Atâoğulları Beyliği/1275-1342
-Pervâneoğulları Beyliği/1277-1322
-Menteşeoğulları Beyliği/1280-1424
-Candaroğulları Beyliği/1299-1462
-Karesioğulları Beyliği/1297-1360
-Germiyanoğulları Beyliği/1300-1423
-Hamidoğulları Beyliği/1301-1423
-Saruhanoğulları Beyliği/1302-1410
-Aydınoğulları Beyliği/1308-1426
-Tekeoğulları Beyliği/1321-1390
-Eretna Beyliği/1335-1381
-Dulkadıroğulları Beyliği/1339-1521
-Ramazanoğulları Beyliği/1325-1608
-Doburca Türk Beyliği/1354-1417
-Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti/1381-1398
-Eşrefoğulları Beyliği/13. asır ortaları – 1326
-Berçemeoğulları Beyliği/12. asır
-Yarluklular Beyliği/12. asır

Atabeylikler

-Böriler/1117-1154
-Zengîler/1127-1259
-İl-Denizliler/1146-1225
-Salgurlular/1147-1284

Hanlıklar

-Büyük Bulgarya Hanlığı/630-665
-İtil (Volga) Bulgar Hanlığı/665-1391
-Tuna Bulgar Hanlığı/981-864
-Peçenek Hanlığı/860-1091
-Uz Hanlığı/860-1068
-Kuman-Kıpçak Hanlığı/9. asır – 13. asır
-Özbek Hanlığı/1428-1599
-Kazan Hanlığı/1437-1552
-Kırım Hanlığı/1440-1475
-Kasım Hanlığı/1445-1552
-Astrahan Hanlığı/1466-1554
-Hive Hanlığı/1512-1920
-Sibir Hanlığı/1556-1600
-Buhara Hanlığı/1599-1785
-Kaşgar-Tufan Hanlığı/15. asır başları – 1877
-Hokand Hanlığı/1710-1876
-Türkmenistan Hanlığı/1860-1885

Cumhuriyetler

-Âzebaycan Cumhuriyeti/1918-1920
-Batı Trakya Türk Cumhuriyeti-I/31 Ağustos 1913
-Batı Trakya Türk Cumhuriyeti-II/1915-1917
-Batı Trakya Türk Cumhuriyeti-III/1920-1923
-Türkiye Cumhuriyeti/1923-…
-Hatay Cumhuriyeti/1938-1939
-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti/1983-…
-Âzerbaycan Cumhuriyeti/1991-…
-Kazakistan Cumhuriyeti/1991-…
-Kırgızistan Cumhuriyeti/1991-…
-Tacikistan Cumhuriyeti/1991-…
-Özbekistan Cumhuriyeti/1991-…
-Türkmenistan Cumhuriyeti/1991-..


Bedava İlan Verme