Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

BALKAN ANTANTI

Türkiye Milletler cemiyetine katıldığı zaman Balkan Devletleri arasındada büyük bir yakınlaşma ve işbirliği başlamıştı.Bu gelişme 1934 yılında Balkan Antantı denilen ittifakı ortaya çıkmıştır.Balkanlılar arasındaki yakınlaşmanın esas unsuru ise 1930 Ekiminde’ki Türk-Yunan antlaşmalarının doğurduğu Türk-Yunan yakınlaşmasıdır.Öte yandan Locorno Anlaşmaları-Kellogg Paktı ve Litvinov Protokolu gibi barışçı teşebbüslerle Küçük Antant gibi Statükoyucu İttifakların ortaya çıkmasıda Balkanlaradaki işbirliğinde teşvik edici etkenler olmuştur.Balkan Birliği konusunda ilk adımlar Balkan hükümetleri tarafından değil fakat gayri resmi çabalarla atılmıştır.Dünya Barış Kongresi Derneğinin 1929 Ekimde Atinada yaptığı toplantıda kongre başkanı ve eski Yunan Başkanlarından Aleksandr Papanastasiyu devamlı bir Balkan Antantı kurulması fikrini orataya atmış ve Türkiye dahil Balkanlı delegasyonlar bu fikri kabul ederek 1930 Ekimde Atinada Birinci Balkan Konferansı açılmıştır.Bundan sonra bu konferanslar Atina -İstanbul-Bükreş ve Selanik olamak üzere her yıl tekrarlanarak Balkan Milletleri arasında bir işbirliği kurulmuştur. Bu konferanslar sonunda Balkan Ticaret ve Sanayi Odası-Balkan Denizcilik Bürosu-Balkan Ziraat Odası-Balkan Turist Federasyonu -Balkan Hukukçular Komisyonu -Balkan Tıp Federasyonu gibi teşekküller ortaya çıkmıştır.1932 de yapılan üçüncü Balkan konferansı ise bir Balkan Paktı tasarısı ortaya çıkartmıştır ki bu suretle iş birliği faliyetleri bununla siyasal münasebetler alanına geçirilmiş olmaktaydı.

Bununla beraber siyasal işbirliğinin gerçekleşmesi hemen mümkün olmadı.Balkan Konferanslarında görülmüştü ki özellikle Bulgaristan işbirliğinde çekingen davranmakta dır.Arnavutluk ile Bulgaristan Balkan Konferanslarında revizyonist gayelerini dolaylı bir şekilde belirterek azınlık meselelerinin de tartışmasında ısrar etmişler fakat Türkiye -Yunanistan -Yugaslavya ve Romanya buna engel olmuşlardı.Bununla beraber özellikle Türkiye uzlaştırıcı bir politika izliyerek Bulgaristanın tam işbirliğini sağlamaya çalışmış lakin başarılı olamamıştır.1933 Şubatında Küçük Antantın devamlı bir statü ve teşkilat kurması ve Almanyada Nazi Partisinin iktidara geçmesi Balkanlarıda harekete geçmeye sevk etmiştir.Türkiye ve Yunanistan siyasal alanda Bulgaristanda bir işbirliği kurulmasına ve bu konuda bir paktın imzasına karar verip 1933 Mayısında bu düşüncelerini Bulgaristana bildirdiler.Fakat Bulgaristan teklife yanaşmayınca Türkiye ve Yunanistan 14 Eylül 1933 de bir samimi anlaşma paktı (Pacte d’Entente Cordiale) imzaladılar.

10 yıl için imzalanmış olan bu pakt ile iki devlet sınırlarını karşılıklı olarak garanti ediyorlardı.Bu hüküm Makedonya üzerindeki emellerinden kurtulamayan Bulgaristanda tepki ve sinirlilik uyandırıyordu.Bulgaristanın bu şüphelerini gidermek ve Bulgaristanıda bu pakta almak için Türkiye Başbakanı İsmet İnönü ve Dış İşleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras Sofyaya gittilersede bir sonuç elde edemediler.

Türk-Yunan Paktı Romanyayı harekete geçirdi ve Romanya Dış İşleri Bakanı Titulescunun Ankarayı ziyareti sırasında 17 Ekim 1933 Türkiye ile Romanya arasında dostluk,saldırmazlık,hakem ve uzlaşma anlaşması imzalandı ve Romanyayı bu antlaşmayı imzalamaya götüren sebeplerden biri Bulgaristanın revizyonist isteklerinden çekinmesi,diğeride kendi deniz ticaretini bogazlarda serbest geçişin bekçisi olan Türkiyeye bağlı bulunması idi.Türkiyenin yaptıgı bu antlaşmalar Bulgarisrtanı sinirlendirdiğinden Bulgar basını Türkiye alehine kampanya açmış ve bu kampanya Türkiye basını tarafından cevapsız bırakıldı.Lakin Bulgaristanın bu tutumu Yugoslavyayı korkuttuğundan Türk Dış İşleri Bakanının Belgradı ziyareti sırasında Türkiye -Yugoslavya arasınde 27 Kasım 1933 de bir dotluk ve saldırmazlık antlaşması imzalandı.Yugoslavyayı bu antlaşmayı imzalamaya götüren sebep Bulgaristandan duydugu endişe kadar İtalyanın Arnavutltkta kurduğu kontrolun kendisi bakımından yarattığı tehlike idi.Bu antlaşmaların her üçüde aynı gayeyi taşıdığına ve gayelerde bir farklılık olmadığına göre yapılması gereken normal iş 4 devletin tek bir anlaşma ile birbirlerine bağlanmaları idi.İşte bu iş 9 Şubat 1934 tarihinde Balkan Antantının imzası ile gerçekleşti.Balkan Antantı ile taraflar sınırlarını karşılıklı olarak garanti altına alırlar ve birbirlerine danışmadan herhangi bir balkan devleti ile birlikte bir siyasal harekette bulunmayı veya siyasal anlaşma yapmamaya taahhüt ediyorlardı.Balkan Antantının ortaya çıkmasında asıl baş rolü Türkiye oynadıysada bu antantı sonuna kadar sadakat ile bağlana Türkiye oldu.Fakat bu anlaşma dört Balkan devleti arasında amaç edilen sıkı siyasal iş birliği gerçekleştiremedi,ve başlangıçtan itibaren bazı zayıflık unsurlarına sahip oldu.Antant ile birlikte gizli bir protokol de imzalandı.Buna göre taraflardan biri Balkanlı olmayan bir devlet tarafından saldırıya uğrar ve bir Balkan devletide saldırgana yardım ederse diğer taraflar bu Balkanlı saldırgana karşı birlikte savaşa gireceklerdir.Fakat bu protokol üzerine Türkiye bir Rus-Romen savaşında Romanyaya yardım etmeyecegini Rusyaya bildirmiştir.Yunanistanda bu protokole kendisine İtalya ile çatışmaya götürmeyecegi hususunda rezerv koymuştur.Öteyandan Balkan Antantı Batılılar ve Küçük Antantın kurucusu Çekoslavakya tarafında büyük bir hoşnutlukla karşılanmakla beraber 1936 dan itibaren Avrupada burhanların şiddetlenmesi ve Berlin Roma Mihverinin ağır basmaya başlaması Balkan Antantını zayıflamaya doğru götürmüştür.Bu gelişme özellikle 1937 den itibaren belirli bir hal almıştır.1936 da Avrupada Almanyanın üstünlüğü belirlenince Romanya-Bulgaristan ve Macaristandan fazla Almanyada endişe duymuş ve Balkan Antantı ile ilgisini zayıflatmıştır.Yugoslavya ise Berlin Roma mihveri karşısında İtalya ve Bulgaristanla anlaşma yoluna gitmiştir.Bulgaristan ve Yugoslavya arasında 24 Ocak 1937 de bir yıkılmaz barış ve samimi ebedi dostluk antlaşması imzalandı.Bunun arkasında Yugoslavya 25 Mart 1937 İtalya ile bir antlaşma imzaladı.5 yıl için imzalan bu anlaşma bu antlaşmanın tarafların mevcut milletler arası taahhütlerine helal getirmeyecegi belirtiliyor idisede 2 madde ile 2 devlet birbirlerini ilgilendiren ortak meselelerde birbirlerine danışma taahhudünde bulunuyorlardı.Bu ise Yugoslavyayı Balkan iş birliğinde daima İtalyayı hesaba katmak zorunluluğunda bırakıyorduBulgaristan-Yunanistan anlaşmasının imzasından önce Yugoslavya diğer Balkan Antantı ortaklarının muvafaketini almış sada Balkan Antantı birinci planda Bulgaristana yöneldiğine göre Yugoslavya-Bulgaristan antlaşması bu antlaşmanın ruhuna aykırı idi.Nihayet İtalyanın gittikçe kuvvetlenmesi Yunanistanıda İtalyaya karşı yumuşak bir tutuma götürmüştür.Münih konferansı ile Çekoslovakyanın parçalanması Küçük Antanta son verdiği gibi 1939 yılının olaylarıda Balkan Antantını parçalayacaktır.

5 Şubat 1851’de İstanbul’da doğdu. Babası, dedesi ve soyu ilim aleminde isim yapmış şahsiyetlerdi. Dedesi Abdülhak Molla, İkinci Mahmud ile Abdülmecid Han’ın hekimliğini yapmış, şiir ve tarihle uğraşmıştı. Babası Hayrullah Efendi ise, meşhur bir tarihçi ve diplomattı.

Abdülhak Hamid ilk tahsiline Evliya Hoca, Behaeddin ve Hoca Tahsin Efendi gibi özel hocaların huzurunda başladı. Özellikle Hoca Tahsin Efendi’nin Abdülhak Hamid üzerindeki etkisi büyüktür. Daha sonra Bebek Köşk Kapısındaki mahalle mektebi ile Rumelihisar Rüşdiyesine kısa süre devam etti. Ailesi tarafından Paris’te eğitim yapması uygun görülünce ağabeyi Nasuhi Bey ile 1863 Ağustosunda Paris’e gitti. Orada özel bir koleje başladı. Kısa zamanda Fransızcasını ilerletti. 1,5 sene tahsilden sonra, yanlarına gelen babası ile İstanbul’a döndü. İstanbul’da Fransız mektebine başladı ve Fransızcasını ilerletmek için Babıali’de tercüme odasına girdi. On dört yaşlarındayken, Tahran büyükelçiliğine tayin edilen babasıyla birlikte İran’a gitti, 1,5 sene özel olarak Farsça dersleri aldı. Babasının 1867’de vefatı üzerine İstanbul’a döndü.

İstanbul’a döndükten sonra, önce Maliye mektubi, daha sonra sadaret kaleminde vazife yapan Abdülhak Hamid, buralarda Ebüzziya Tevfik ve Recaizade Mahmud Ekrem’le tanıştı. Sami Paşa’dan Hafız Divanı’nı okudu. Bu arada Tahran hatıralarını anlatan Macera-yı Aşk adlı ilk eserini yazdı ve meşhur Makber mersiyesini yazmasına sebeb olan Fatma Hanım’la evlendi. 1876 senesinde, hariciye mesleğini seçti. Paris Sefareti ikinci katibliğine tayin edildi ve iki buçuk sene vazife yaptı. Bu arada Fransız edebiyatını yakından tanıma fırsatı buldu. Paris dönüşü bir süre açıkta kaldı. 1881’de Poti, 1882’de Golos, bir sene sonra da Bombay başşehbenderliklerine (konsolosluk) tayin edildi. Bombay’da üç sene kaldı. Eşi Fatma Hanım’ın rahatsızlığının artması üzerine, İstanbul’a dönmek için yola çıktı. Fatma Hanım Beyrut’ta vefat etti.
Bombay dönüşünde Londra elçiliği başkatipliğine tayin edildi. Fakat Zeynep isimli manzum piyesi yüzünden, vazifeden alındı. Bir süre boşta gezdikten sonra edebiyatla uğraşmayacağına söz vermesi üzerine, tekrar Londra’daki eski görevine gönderildi. Bu gidişinde İngiliz olan Nelly Hanım ile evlendi. 1895 senesinde Lahey büyükelçiliğine iki sene sonra tekrar Londra elçiliği müsteşarlığına tayin edildi. Hanımının rahatsızlanması üzerine, 1900’de İstanbul’a döndü. 1906’ya kadar İstanbul’da kaldı. 1906’da Brüksel büyükelçiliğine tayin edildi. 1911’de hanımı Nelly’nin ölümü üzerine Belçikalı Lüsyen Lucienne Hanım ile evlendi. Balkan savaşları sırasında kabine tarafından azledilince, İstanbul’a döndü. Maarif Nezareti teklif edildi ise de kabul etmedi. Bir süre açıkta kaldıktan sonra ayan üyeliğinde bulundu. Mütareke yıllarında Viyana’ya gitti. Burada sıkıntılı günler geçirdi. Cumhuriyetin ilanından sonra anavatana döndü. 1928 senesinde İstanbul milletvekili seçildi ve ölünceye kadar milletvekili olarak kaldı. Kendisine vatana üstün hizmet fonundan maaş bağlandı. Ayrıca belediye de, dayalı döşeli bir apartman dairesi verdi. 12 Nisan 1937’de İstanbul’da öldü. Mezarı Zincirlikuyu’dadır.

Abdülhak Hamid, Tanzimat sonrası bütün edebi ve siyasi devirleri yaşamış bir şairdir. Tanzimatı, meşrutiyetleri ve cumhuriyeti görmüştür. Bu devirlerdeki Tanzimat, Servet-i Fünun, Edebiyat-ı Cedide, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet devri edebiyatlarını yakından tanıdı. Ayrıca uzun seneler doğuda ve batıda diplomat olarak bulunması her iki edebiyatı tanımasına sebep oldu. Bu sebeple Türk şiirine batıdan yeni konular, serbest düşünce ve şekiller getirdi. İlk başlarda Tanzimat ekolünün tesirinde kalmış sonra batıyı tanıyınca, klasik edebiyattan ayrılarak batı tekniği ile eser vermiştir. Edebiyatımızın yeni bir çehre kazanmasında Recaizade Ekrem daha çok teorik yönünü işlerken, Hamid yazdıklarıyla bunu uygulamıştır. Eserlerinde batı edebiyatından bilhassa Shakespeare ve Victor Hugo’nun tesirleri açıkça görülür. Şiirlerindeki başlıca konu romantik ve felsefi düşünceler, ölüm duyguları ve insan kaderi hakkındadır. Şiirlerinde pekçok yabancı kelime vardır. Batı yazarlarından etkilenerek yazdığı dramalar Türk tiyatrosuna felsefi düşünceyi sokmuştur. Kendisine son zamanlarda Şair-i azam (en büyük şair) ünvanı verilmiştir.

ESERLERİ

Abdülhak Hamid’in eserleri iki grupta toplanmaktadır:
Şiirleri: Makber, Ölü (1885), Kahpe (1885), Bala’dan Bir Ses (1911), Validem (1913), Yadigar-ı Harb (1913), İlham-ı Vatan (1918), Tayflar Geçidi (1919), Garam (1919), Yabancı Dostlar (1924).
Tiyatroları: Hamid’in tiyatroları mensur ve manzum olmak üzere iki kısımdır. Mensur tiyatroları: Macera-ı Aşk (1873), Sabrü Sebat (1875), İçli Kız (1875), Duhter-i Hindu (1876), Tarık yahut Endülüs’ün Fethi (1879), İbn-i Musa (1880), Finten (1898). Manzum tiyatroları: Nesteren (1878), Tezer (1880), Eşber (1880), Sardanapal (1908), Liberte (1913).

MAKBER’den

Eyvah! Ne yer ne yar kaldı.
Gönlüm dolu ah u zar kaldı.
Şimdi buradaydı gitti elden,
Gitti ebede, gelip ezelden,
Ben gittim, o hak-sar kaldı.
Bir guşede tarumar kaldı.
Baki o enis-i dilden eyvah,
Beyrut’ta bir mezar kaldı.

Sağlık Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, 476 diş tabibi ile 310 eczacının ataması noter huzurunda kura ile yapılacak.

Bu görevler için başvurular, 21-25 Aralık tarihleri arasında internet ortamında www.yenipbs.saglik.gov.tr adresine yapılabilecek.

Adayların, internet üzerinden başvuru yaptıktan sonra formlarını imzalayıp notere onaylatarak, en geç 31 Aralık tarihine kadar Sağlık Bakanlığı Genel Evrak Şube Müdürlüğü’nde olacak şekilde APS veya kargo ile göndermeleri gerekiyor.

Kura çekimi 8 Ocak 2010 Cuma günü yapılacak.

Atamaları ÖSYM tarafından yapılacak diş hekimi ve eczacıların haricindeki 5 bin 312 sağlık personeli de başvurularını daha sonra duyurulacak tarihler arasında merkezin internet adresi üzerinden yapacak.

Kura ile alınacak personel arasında 14 biyolog, 184 diyetisyen, 723 ebe, 101 fizyoterapist, bin 600 hemşire, 152 psikolog, 344 acil tıp teknisyeni, 152 radyoloji teknisyeni bulunuyor

Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.
Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol, yürümek, koşmak…
Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.
“Yazınızda kuru bir anlatım görüyorum.”
“Adam yıldızlara basa basa yürüyordu.”

Asıl adı “Kitab-ı Dede Korkut Alâ Lisan-ı Taife-i Oğuzan” şeklindedir.
12. 13. ve 14. yy.da Doğu Anadolu’da ve Azerbeycan’da yaşayan müslüman Oğuz boylarının geleneklerini, göreneklerini, iç mücadelelerini, doğa üstü güçlerle, yaratıklarla savaşmalarını ele alır.
14. ve 15. yy.da yazıya geçirilmiştir. Bu konudaki yaygın kanaat hikayelerin 14.yy.’da yazıya geçirildiği şeklindedir. Hikayelerin kimin tarafından yazıya geçirildiği bilinmemektedir.
Toplam on iki hikayeden oluşur.
Şiir ve düzyazı (nazım-nesir) karışık oluşturulmuştur.
Hikayelerde az da olsa masal ve destan unsurları görülür.
Çok temiz, güzel ve zengin bir kullanılmıştır.
Anlatım açık, yalın ve durudur. Kesinlik ifade eder.
Hikayelerde en önemli meziyet kahramanlıktır.
Aileye, çoğalmaya, kadına, çocuğa ve çocuk terbiyesine büyük önem verilir. Kadınların ailenin en önemli unsuru olduğu vurgulanır. Önsözünde dört ayrı tadın tipi çizilir.
Bütün hikayelerde dini unsurlar (namaz kılma, dua etme, arı sudan abdest alma) görülür.
Kahramanlar dövüşlerini, Allah ve peygamber sevgisi için yapar.
Türk milletinin karakteristik özellikleri; doğruluk, adelet, güzellik yüceltilir.
Misafirperverlik ve cömertlik insanların ortak özelliğidir.
At, ağaç, su, yeşillik kısaca tabiat çok sevilir.
Kahramanların en büyük yardımcısı atlardır.
Kadınlar, eşlerine karşı aşırı saygılı ve itaatkârdır. Eşler de kadınlarına önem verir, iyi davranır.
Hikâyelerde, birçok öğüt vardır. Bu nedenle bu hikayeler didaktiktir.
Hikayelerde yaşanan olayların tarihi bilgilerle ilgisi vardır.
Hikayelerde geçen ve hikayeler adını veren Dede Korkut; yaşlı, herkesin saygı gösterdiği, hakanların bile akıl danıştığı, çocuklara isim koyan, eğlencelerde kopuz çalıp şiirler söyleyen, kırgınlıkları gidermede aracılık eden kişidir.

Garip Hareketi’nin etkisinin sürdüğü yıllarda şiiri onlar kadar bayağılaştırmak istemeyen, her biri kendine özgü şiir tarzını oluşturmuş aşağıdaki şairler şiirdeki lirizmi kaybetmeden yeniliği sürdürmüşlerdir.

1. ATTİLA İLHAN (1925 -2005)

Günümüz şairlerinden olan Attila İlhan yüksek öğrenimini yarıda bırak­mış, bir süre gazetecilik yapmış, yazarlıkta karar kılmıştır. Adını 1946 CHP şiir ya­rışmasında ikinci olan “Cebbaroğlu Mehemmed” duyurmuştur. Şiir, roman, eleştiri alanında eserler vermiş­tir.

Şiirlerinde romantik bir duyarlıkla toplumsal gerçekçilik açısından çağımıza, yaşadığımız günlere bakar. İnançlarında ayak direyen, sert çıkışlar yapan, gerçeklerden çok anılara sığınan bir karakter yapısı vardır. “Serüven tutkunu” bir şair olan Attila İlhan en çok aşk, intihar, içki, ölüm, kav­ga, kahramanlık… temalarını işler. 1952’de çıkan Mavi dergisiyle birlikte Türk şiirinde yeni bir eğilim ortaya çıktı. Attilâ İlhan, yazılarıyla bu eğilimi metot hareketine dönüştürmeye çalıştı. Mavi, hürriyet ve barışı temsil eden bir renktir. En büyük tepkisi de Garipçiler’edir.

Şiirlerinde Divan şiirinin biçim özelliklerin­den, imgelerinden de yararlanır. Canlı konuşma diline, argoya, halk deyimle­rine geniş ölçüde yer vermiştir.

Eserleri:

Duvar (şiir) Sisler Bulvarı (şiir) Yağmur Kaçağı (şiir) Ben Sana Mecburum (şiir) Bela Çiçeği (şiir) Vaşak Sevişmek (şiir), Elde Var Hüzün (şiir,

Sokaktaki Adam (roman), Zenciler Birbirine Benzemez (roman), Kurtlar Sofrası (roman), Bıçağın Ucu (roman), Sırtlan Payı (roman, Fena Halde Leman (roman, Dersaadet’te Sabah Ezanları (roman)

2. FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA (1914 -2008)

Cumhuriyet döneminin önemli şairlerinden olan Fazıl Hüsnü öğrenimini Anadolu’nun değişik yerlerinde sürdürmüş, su­baylık yaptığı yıllarda ise Anadolu’yu daha iyi tanı­ma fırsatı bulmuştur. Sanatçı, iç ve dış ger­çeklere bakarak, bilinçaltına yönelerek şiire yeni ürperişler getirir.

Şiirleri devamlı gelişme gösterir. Kurallı bi­çimlerden serbest biçimlere, anlamlı özler­den en yalın anlamlara varan şiir türlerini de­ner. Her şiirinde bir “yeni”yi dener gibidir. Genellikle epik – dramatik, lirik – didaktik ve toplumsal gerçekçi anlayıştadır. Şiir dili en son türetilen Türkçe sözcüklerle doludur.

Eserleri:

Havaya Çizilen Dünya (şiir, Çocuk ve Allah (şiir), Çakırın Destanı (şiir, Üç Şehitler Destanı (şiir, Türk Olmak (şiir), Yedi Memetler (şiir), İstiklal Savaşı- Samsun’dan Ankara’ya, İstiklal Savaşı- İnönüler, Sivaslı Karınca, İstanbul-Fetih Destanı, Anıtkabir, Asu, Delice Böcek, Batı Acısı , Mevlana’da Olmak (Gezi) , Hoo’lar , Cezayir Türküsü (Fransızca, İngilizce ve Arapça çevirileriyle birlikte), Çanakkale Destanı, Kubilay Destanı, 19 Mayıs Destanı, Hiroşima (Fransızca,İngilizce çevirileriyle, 1970), Malazgirt Ululaması, Kınalı Kuzu Ağıdı, Çukurova Koçaklaması, Nötron Bombası, Yunus Emre’de Olmak , Dildeki Bilgisayar . . .

3. BEHÇET NECATİGİL (1916 -1979)

İlk şiirleri Varlık dergisin­de çıkan öğretmen şair Behçet Necatigil, Cum­huriyet döeminin kendine özgü bir çizgisi olan şair­lerindendir. Rahat, gösterişe kaçma­yan, sembollere dayalı, şiir geleneklerini gözeten bir anlayıştadır, önce Garipçi çizgide yürü­yen Necatigil, sonra onlardan ayrılmıştır.

Şiirlerinde kendi evinden başlayarak öteki evleri, sokağı, çevreyi, giderek dış dünyayı ve toplumu sorunlarıyla anlatmıştır.

Hem hece ölçüsüyle hem de serbest ölçüyle yazmıştır. İlk şiirleri anlamca açık, sonrakiler kapalıdır.

Şiir dışında İnceleme, çeviri, radyo oyunu alanlarında da eserleri vardır.

Eserleri:

Kapalı Çarşı (şiir), Evler (şiir), Arada (şiir), İki Basma Yürümek (şiir), Çevre (şiir), Eski Toprak (şiir), Dlvançe (şiir), Edebiyatımızda İsimler Sütlüğü (inceleme), Edebiyatımızda Yazarlar Sözlüğü (İnceleme)

4. CAHİT KÜLEBİ (1917 – 1997)

Öğretmenlik yaptığı yıllarda Anadolu’yu tanı­yan Cahit Külebi, memleketçi şiirimize yeni bir ses getirmiştir,

Şiirlerinde derin bir Anadolu sevgisi vardır; İyimser, açık ve gerçekçi bir bakışla Anado­lu’ya eğilmiştir. Şiirlerinde temiz bir Türkçe, Karacaoğlan’ı andıran bir içtenlik görülür. Hayale pek yer vermez, gerçekçi bir anlayış­la yazmıştır. Onu “gerçekçi – romantik” bir şair olarak niteleyebiliriz.

Eserleri: Adamın Biri (şiir) , Rüzgar (şiir, Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda (şiir) Yeşeren Otlar… (şiir)

5. CAHİT ZARİFOĞLU (1940-1987) İlk şiirlerinde ikinci yeni akımının etkileri görülür. Madde-ruh çatışması, “Batı diktasına karşı Doğu protestosu” temalarını işledi. İlk şiir kitabı “İşaret Çocukları” 1967’de yayınlandı. Şiirlerinde dinsel inançları çerçevesinde ele aldığı Anadolu insanlarının acı, umut ve sevgilerini yansıttı. Son şiirlerinde ise İslamcı düşüncedeki insan sevgisi, toplumsal mutluluk anlayışını işledi. Yer yer gerçeküstü ögeler ve eski şiir kalıplarını uyguladı.

ESERLER:

Şiir:İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış

Hikaye: İns
Çocuk Hikayeleri:Serçekuş , Katıraslan , Ağaçkakanlar, Yürekdede ile Padişah, Küçük Şehzade, Motorlu Kuş, Kuşların Dili
Çocuk Şiirleri:Gülücük, Ağaçokul (Çocuklara Afganistan Şiirleri)
Roman:Savaş Ritimleri,Ana
Günlük:Yaşamak
Deneme:Bir Değirmendir Bu Dünya, Zengin Hayaller Peşinde
Tiyatro:Sütçü İmam

6. ERDEM BEYAZIT (1939-2008) Tok, kavgacı, destana yatkın bir üslûpta söylenmiş olan şiirlerinde ayrıca ince duyarlılıklar işlenmiştir. İslâmî ton bir “leit-motif (sıkça işlenen tema)” halinde bütün şiirlerine yayılmıştır. Şiirleri Açı (K. Maraş), Çıkış (Ankara), Yeni İstiklâl, Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera ve Yedi İklim dergilerinde yayınlanmıştır.

Şiir:
*Sebeb Ey , Risaleler , Şiirler (Sebep Ey ve Risaleler iki kitap bir arada)

Gezi: İpek Yolundan Afganistan’a:1981’de İran, Pakistan, Afganistan ve Hindistan’ı içeren iki aylık gezi ile ilgili izlenimlerini kitaplaştırdı (Akabe Yayınları 1982).

Ödüller
Risaleler; Türkiye Yazarlar Birliği 1988 Şiir Ödülü.
İpek Yolundan Afganistan’a; TYB 1983 Gazetecilik Ödülü.

7.HİLMİ YAVUZ (1936)Başlangıçta daha çok İkinci Yeni akımının etkisinde imgeci şiirler yazdı. Sonraki yıllarda gelenekçilikle çağdaş bir bakışı kaynaştıran, biçim ve özün dengelendiği bir düzey sergiledi. İslam mistisizmi, özellikle de tasavvuftan yararlanarak kendine özgü bir sözcük dağarcığı geliştirdi.

Şiir
Bakış Kuşu (1969), Bedreddin Üzerine Şiirler (1975) ,Doğu Şiirleri (1977) ,Yaz Şiirleri ,
Gizemli Şiirler (1984) ,Zaman Şiirleri (1987) ,Söylen Şiirleri (1989) ,Ayna Şiirleri (1992), Hüzün ki En Çok Yakışandır Bize, Gülün Ustası Yoktur, Erguvan Şiirler, Çöl Şiirleri, Akşam Şiirleri, Yolculuk şiirleri, Hurufi şiirler, Büyü’sün Yaz (2006)

*1940’ta Garipçiler adıyla çıkan topluluğun ortaya koyduğu bir sanat anlayışıdır.
* Şiirde her türlü kurala ve belirli kalıplara karşı çıkmışlardır.
*Şiirde ölçü, kafiye ve dörtlüğe karşı çıkmışlardır.
*Şiirde şairaneliği, mecazlı söyleyiş ve sanatları kabul etmediler.
*Süslü, sanatlı dile karşı çıkıp sade bir dil kullandılar.
*Şiirde o güne kadar işlenmedik konuları ele aldılar.
*Konuşma dili ile günlük sıradan konuları işlediler.
*İşledikleri konular günlük hayattan sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci ve hayattaki bazı garipliklerdir.
*Halk deyişlerinden yararlanmışlar, toplumsal yergiye yer vermişlerdir.
Garipçiler: Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu’nun oluşturduğu bir topluluktur.

ORHAN VELİ KANIK (1914-1950)

*Türk şiirinde iki arkadaşıyla birlikte büyük bir atılım yapmış, yeni bir anlayışın öncüsü olmuştur.

*1941’de arkadaşlarıyla birlikte yayımladıkları Garip adlı şiir kitabı ve yazdığı önsöz, Türk şiirinde günden güne donmuş olan eski değerleri yıkmış, şiire başka bir açıdan bakılmasını sağlamıştır.

*Şiire getirdiği ilkeler :

-Ölçüye baş kaldırıp serbest yazmak
-Kafiyeyi şiir için gerekli görmekten vazgeçmek
-Şairane duyuları, parlak görüntüleri şiirden silmek

-Şiiri hayal gücünün kapalı duvarlarından kurtarıp gerçek hayata çıkarmak, yapmacıksız tabii bir söylentiyle, günlük yaşayış içinde halktan insanları yakalamak. Her çeşit kelimeyi konuyu şiire sokmak, halk deyişlerinden yararlanmak ve toplumla ilgili yergiye yer vermek

ESERLERİ:

Şiirleri: Garip,Vazgeçemediğim, Destan Gibi , Yenisi, Karşı
Nesirleri: Sanat ve Edebiyatımız, Bindiğimiz Dal

OKTAY RIFAT HOROZCU (1914-1988)

*Garip akımının temsilcilerindendir.
*Başlangıçta, yeni bir hava içinde, güçlü aşk şiirleri; toplumcu sanat ilkesinden hareketle halk deyimi ve söyleyişlerinden masal ve tekerlemelerden faydalanarak başarılı taşlamalar; sosyal şiirler yazdı. Perçemli Sokak adlı kitabıyla birlikte şiir anlayışında büyük değişiklik olmuş soyut şiire kaymıştır.

*Son şiirlerinde öz ve biçim yoğunlaştırmalarıyla estetik planda yeni ve güçlü bir şiir estetiği yakalamıştır.

ESERLERİ :

Şiirleri; Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Güzelleme, Karga İle Tilki, Aşk Merdiveni, Denize Doğru Konuşma, Dilsiz ve Çıplak, Koca Bir Yaz

MELİH CEVDET ANDAY (1915- 1986)

*Garip akımının temsilcilerindendir.
*Şiirlerinde toplumsal gerçekliği inceler.
*Daha sonra ilk şiirlerindeki romantizmden sıyrılarak duygulardan çok aklın egemenliğine, güzel günlerin özlemine bırakır.
*Söz oyunlarında arınmış yalın bir dil vardır. Düz yazılarında ise yoğun bir düşünce, şiirsel, esprili, özlü bir dil vardır.
*Fıkra, makale, gezi, roman, tiyatro ve şiir yazmıştır. Çevirilerde yapmıştır.

ESERLERİ :

Şiirleri: Garip, Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafname, Yanyana.
Denemeleri – Çevirileri; İngiliz Edebiyatından Denemeler
Tiyatroları : Komedya, İçerdekiler, Gizli Emir.

Taşkömürü: Taşkömürü bitkilerin jeolojik dönemler boyunca dönüşüme uğraması sonucu oluşmuş , yüksek ısı gücü olan bir enerji kaynağıdır. Kalori değeri yüksektir. Bu enerji kaynağı elektrik santrallerinde ,sanayide ve kok kömürü yapımında kullanılır. 1.jeolojik zamanda oluşan taşkömürü Karadeniz Ereğlisinden başlar ve doğuya doğru Zonguldak , Amasra, Söğütözü�ne kadar devam eder. Yapılan üretim ihtiyacımızı karşılayamadığı için yurt dışından taşkömürü satın alınmaktadır. Demir çelik ve Kimya sanayisinde kullanılır.

Linyit: Linyit kömürleşme sürecinin ilk ürünlerindendir. II. jeolojik zamanda oluşan linyit oluşum yaşı bakımından taşkömüründen daha gençtir. Bu nedenle kalorisi taşkömüründen daha düşüktür. Linyit yatakları yüzeye daha yakın olduğu için kolayca işlenebilmektedir.Türkiye III. jeolojik zamanda oluşan bir ülke olduğu için hemen her bölgede linyit yatakları bulunmaktadır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışında bütün bölgelerimizin çıkarılır. En kaliteli linyitler Ege Bölgesinde, en fazla rezerv ise Afşin Elbistanda yer alır.

Genellikle çıkarıldığı alanlardaki sanayi tesislerinde ve evlerde tüketilir. Önemli linyit yatakları , Beypazarı (Ankara) , Çan (Çanakkale), Orta (Çankırı) , Seyitömer , Tunçbilek (Kütahya) , Soma (Manisa) , Elbistan (Kahramanmaraş), Yatağan (Muğla) Aşkale (Erzurum) , Şırnak, Kangal (Sivas)

Linyit yatakları Afşin, Elbistan (K. Maraş), Tavşanlı, Seyitömer (Kütahya), Soma (Manisa), Yatağan (Muğla), Saray (Tekirdağ), Aşkale (Erzurum), Aydın, Amasya ve Yozgat çevresinde bulunmaktadır.

Linyitten elektrik enerjisi elde eden termik santrallerimiz, Soma, Tunçbilek, Seyitömer, Afşin – Elbistan, Yatağan ve Orhaneli termik santralleridir.

Petrol: Çağımızın önemli enerji kaynaklarından biridir.Ham olarak çıkarılan petrol rafinerilerde işlendikten sonra benzin,motorin ve gazyağı haline gelmektedir.Türkiye petrol açısından zengin bir ülke değildir. Belli başlı petrol yatakları Güneydoğu Anadolu Bölgesindedir. Yatakların en yoğun olduğu yerler Batman , Siirt ve Diyarbakırdır. Ülkemizdeki petrol yatakları derinlerde yer aldığı için işletilmesi zordur. Ülkemizdeki petrol üretimi tüketiminin 1/7sini karşılayabilmektedir.

Petrol işleme tesislerimiz :

– İzmirde Aliağa Rafinerisi

– İzmitte İpraş Rafinerisi

– Mersinde Ataş Rafinerisi

– Batmanda Batman Rafinerisi

– Kırıkkalede Orta Anadolu Rafinerisi

Petrol yataklarımızın % 98’i G. Doğu Anadolu Bölgesinde bulunur. Petrol, Raman, Garzan, Kurtalan, Adıyaman ve Mardin çevresinde çıkarılmaktadır.

Ülkemizde çıkarılan ve ithal edilen petrol, Orta Anadolu (Kırıkkale), Aliağa (İzmir), Ataş (Mersin), İpraş (İzmit) ve Batman rafinerilerinde işlenmektedir.

Doğal gaz: Ülkemiz, doğal gaz yatakları bakımından zengin değildir. Şu anda sadece Trakyada Hamitabat ve Güneydoğu Anadoluda Mardin – Çamurlu sahasında üretim (bilgi yelpazesi) yapılmaktadır. Hamitabattan çıkarılan doğal gazdan aynı yerde elektrik enerjisi üretilir. Doğalgaz ihtiyacımızın önemli bir kısmı, Rusya Federasyonu ve Cezayirden ithal edilmektedir.

Su Gücü (Hidroelektrik enerjisi): Barajlardaki suyun, elektrik üreten santralleri çalıştırması ile oluşan enerjiye hidroelektrik enerjisi denir.

Türkiyede elektrik ihtiyacının % 40 lık kısmı hidroelektrik santrallerden elde edilmektedir. Keban, Karakaya, Atatürk, Hirfanlı, Seyhan, Kemer ve Demirköprü gibi birçok baraj elektrik ihtiyacımızı karşılamaktadır.

Dışarıya akıntısı olan bazı göllerimiz, tabii baraj özelliğindedir. Bunlardan elektrik üretilir. Başlıcaları, Hazar, Çıldır, Tortum ve Kovada gölleridir.

Rüzgâr Gücü: Ülkemizde eskiden yel değirmenlerinde ve yelkenli gemilerde kullanılmıştır. Fakat elektrik ve petrol enerjisinin devreye girmesiyle kullanım alanı çok azalmıştır.

Jeotermal Enerji: Jeotermal enerji, yer altındaki sıcak sulardan ya da su buharından elde edilir. Türkiye yakın bir jeolojik devirde oluştuğundan ve genç kıvrım dağları kuşağında bulunduğundan dolayı, fay hatları ve fay kaynakları oldukça yaygındır. Özellikle Ege Bölgesindeki Germencik (Aydın), Balçova (İzmir), Sandıklı (Afyon) ve Sarayköy (Denizli) civarında sıcak su kaynakları bulunmaktadır. Şu anda sadece Sarayköy (Denizli) de elektrik enerjisi üreten jeotermal santral bulunmaktadır.

Radyoaktif Mineraller: Radyoaktif mineraller, nükleer enerji üretiminde kullanılır. Uranyum ve toryum gibi radyoaktif maddelerin parçalanmasıyla enerji elde edilir.

Ülkemizde Aydın, Uşak, Manisa, Çanakkale ve Yozgat yörelerinde uranyum, Eskişehir çevresinde toryum yatakları tespit edilmiştir. Fakat, şu anda, ülkemizde radyoaktif maddelerden nükleer enerji üretimi yapılmamaktadır.

Güneş Enerjisi: Türkiye ve özellikle güney bölgelerimiz, Güneş enerjisinden iyi yararlanabilecek bir konuma sahiptir. Bu enerjiden, en çok su ısıtmada faydalanılır. Ayrıca, sera ısıtmasında, su pompası çalıştırılmasında, bazı elektronik aletlerin çalıştırılmasında, vs. Güneş enerjisi kullanılmaktadır.

Sayfa 67
Hazırlık-
1. “Hayatımı Yazsam roman olur.” Sözü, romanın insanı baz alarak yaşadığı ya da yaşayabileceği olayları belirli bir zaman, mekan ve kişiler çerçevesinde anlattığına işaret etmektedir.Çünkü insanoğlu, yaşadığı bu dünyada zamandan, mekandan ve olaylardan bağımsız değildir.

Sayfa 68
5. Etkinlik:-
Ortak olarak okuduğunuz 3 romanı sınıfta anlatınız.
6. Etkinlik-
Aşk-ı Memnu romanının olay örgüsü şu şekildedir.
– Adnan Bey’in eşinin bir süre önce ölmesiyle şimdiki hayatlarının anlatılması.
– Adnan Bey’in Göksu’da sandal gezintisi yapması ve Firdevs Hanım’la tanışması
– Adnan Bey’in Bihter ile evlenmesi
– Bihter’in konağa gelişiyle yeni bir düzenin konakta başlaması.
– Nihal’in Behlül ile Bihter’in konuşmalarını duyup aralarındaki ilişkiyi öğrenmesi.
– Beşir’in bütün olup biteni Adnan Bey’e anlatması.
– Bihter’in intihar etmesi.
– Adnan Bey ve Nihal’in yeniden baş başa kalması.
Sayfa 69
1. Olay örgüsünü oluşturan parçalar, romanın teması etrafında bir araya getirilmiş ve birbirini tetikleyen parçalar olarak kurgulanmıştır.
2. Aşk-ı Memnu romanındaki olayların kronolojik sırası şöyledir:
– Adnan Bey’in eşini kaybetmesi
– Göksu gezintilerine katılması
– Bihter ile evlenmesi
– Behlül ile Nihal’in nişanlanması
– Bihter’in Adnan Bey ile evliliğinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra yine bir Göksu gezintisi akşamı benliğini sorgulaması.
– Behlül ile Bihterin ilişkisinin başlaması.
– Nilah’in bu ilişkiyi Behlül’ün cüzdanından düşen nottan yola çıkarak öğrenmesi ve bayılması
– Zenci köle Beşir’in her şeyi Adnan Bey’e anlatması.
– Bihter’in intihar etmesi.
Sayfa 69 70 72
7. Etkinlik
• Verilen şemaya göre, kronolojik olay zinciri, zamanı bir bütün olarak kapsamaktadır.Olay örgüsü ise bir bütün halindeki bu zamanın belirli bir kısmı ya da anını içermektedir.
8. Etkinlik
Kişiler:
• Adnan Bey: Hali vakti yerinde, kırk beş yaşlarında bir İstanbul beyefendisidir. Eşinin ölümü üzerine Bihter ile evlenmiş ve konağındaki yaş***** devam etmiştir.
• Bihter: Hafif meşrepliği ile tanınan Melih Bey Takımı’nın bir üyesi ve Firdevs Hanım’ın kızıdır.Sadık kalacağı zengin bir koca bulmak ve mutlu bir yaşam kurmak arzusuyla Adnan Bey ile evlenir.Fakat ona sadık kalamayarak Behlül ile bir aşk-ı memnu(yasak aşk) yaşar.
• Nihal: Adnan Bey’in masum ve meleksi bir portre olarak sunulan, genç ****** dönemine girişinden Behlül ile nişanlanmasına kadar hayatı hep başkalarının kararı ile yönlendirilen bir kızdır.
• Behlül:Adnan Bey’in yeğeni olan ve konağa rahatlıkla girip, çıkabilen, Nihal ile nişanlanıp Bihter ile yasak bir aşk yaşayan, Beyoğlu’nun sorumluluk gerektirmeyen günübirlik ilişkilerinden geri kalmayan pragmatik birisidir.
• Beşir: Adnan Bey’in konağında çalışan ve yaşanan yasak ilişkiye ve Nihal’in acıklı durumuna dayanamayıp her şeyi Adnan Bey’e anlatan zenci köledir.
*** Aşk-ı Memnu’dan alınan yukarıdaki olay halkasının teması “yasak aşkın ya da ihanetin sonu”dur.
*** Aşk-ı Memnu romanındaki olay halkalarında bulunan temalar, romanın temasına paralel olarak sunulan, onu değişik açılardan tamamlayan parçalardır.
3. Soru:Aşk-ı Memnu romanının teması “yasak aşk”tır. Bu tema romanda yaşanan yasak aşkın insan hayatları üzerindeki etkisi üzerinden anlatılmıştır.
4. Soru:Aşk-ı Memnu romanının teması “yasak aşk”tır.Romandaki bu tema, romanın yazıldığı Servet-i Fünun Dönemi edebiyatçılarının benimsediği “sanat, sanat içindir” anlayışıyla örtüşmektedir.Çünkü bu anlayış bireyselliği beraberinde getirir.Kendisinden önceki Tanzimat Döneminin aksine toplum sorunlarına eğilmek yerine bireysel duyuş, düşünüş ve zevk baz alındığı için böyle bir tema seçilmiştir.Servet-i Fünun romanlarında sosyal çevre, aile ile sınırlandırılarak toplum yerine aile fertleri arasındaki olaylar anlatılmıştır.Servet-i Fünun’un bütün romanlarında “aşk,kötümserlik ve kaçış” üç ana unsur olarak karşımıza çıkar.Aşk-ı Memnu romanının teması da bu bakımdan romanın yazıldığı dönemin özelliklerine uyar.
Sayfa 73
9. Etkinlik-
Aşk-ı Memnu romanındaki mekanlar ve özellikleri şunlardır:
• Konak: Adnan Bey’in sahibi olduğu, kızı Nihal, oğlu Bülent ve mahiyetinde çalışanlarla birlikte yaşadığı, romandaki olayların ana merkezidir.
• Göksu: Sandal sefalarının yapıldığı, Adnan Bey’in hayatına yeni bir yön verdiği, Bihter’in içindeki kadını uyandıran dönemin meşur eğlence yeridir.
• Ada: Roman kahramanlarının ruhen sıkıldıkları zamanlarda bir kaçış ve dinlenme yeri olarak kullandıkları mekandır.
Sayfa 75 – 77
10. Etkinlik Tablo-
Kronolojik Zaman
• Adnan Bey’in Göksu gezisi
• Bihter ile Adnan Bey’in evliliği
• Bihter ile Behlül’ün ilişkisinin başlaması
• Adnan Bey’in her şeyi öğrenmesi
• Bihter’in intiharı ana zamanlardır.
Zamanda Geriye Dönüşler:
• Romanda Bihter’in evliliğinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra kendisiyle hesaplaşırken çocukluğunu hatırlaması romandaki en belirgin geriye dönüştür.

11. Etkinlik:-
Olay örgüsündeki zaman, bir bütün olan kronolojik zamanın içinden alınan bir bölüm konumundadır.Kısaca söylemek gerekirse bütünden bir parçadır.
Sayfa 78
12. Etkinlik:-Verilen metinden de anlaşılacağı üzere, anlatıcı, romanın olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekan unsurlarının belirli bir temaya göre bir araya gelip bir anlam kazanmasındaki temel taşıdır.Başka bir ifadeyle okurun gözleri durumundadır.
13. Etkinlik – Tablo-
Hakim(ilahi) Anlatıcının bakış Açısı:
• her şeyi bilen, her şeye hakim anlatıcıdır.
…..
Sayfa 79
15. Etkinlik-
• Aşk-ı Memnu romanında öyküleyici ve betimleyici anlatım kullanılmıştır.
• Romanda dil göndergesel işlevdedir.
• Söylenmek istenilenin karşı tarafa(alıcı) tam anlamıyla çağrışım yapması, anlatıla doğrultusunda seçilen anlatım türü ve dilin işlevi ile ilgilidir.
16. Etkinlik-
• Aşk-ı Memnu romanı realizm akımı doğrultusunda kaleme alınmıştır.
• Realist anlayış Aşk-ı Memnu romanındaki olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekan unsurları ile romanın temasının gerçekçi bir dille anlatılmasını ve okurda gerçeklik duygusu uyandırmasını sağlamıştır.
Romantizm:
– Sefiller, Yazarı: Victor Hugo, Konusu: “Jan Valjan’in yaşamı”
Realizm:
– Madame Bovary, Yazarı: Gustave Flaubert, Konusu: Yasak Aşk
17. Etkinlik-
Okuduğunuz herhangi bir romanla ilgili (ör. Aşk-ı Memnu) kişisel duygu ve düşüncelerinizi yansıtan yazılar kaleme alınız.
Sayfa 80
18. Etkinlik-
Tarihi Roman: Devlet Ana, Osmancık
Macera Romanı: Monte Cristo, Kontu, Robinson, Cruose,
Sosyal Roman: Sinekli Bakkal, Saatleri ayarlama Enstitüsü, Kiralık Konak
Tahlil Romanı: Eylül
19. Etkinlik:- 1. Grup: Yeşil Gece adlı romandan alınan metin parçası ifadenin bir engele uğramadan akması, gereksiz söz tekrarlarından kaçınılması ile ses akışını bozan, telaffuzu zor seslelere yer vermemesi açısından akıcıdır.
2. Grup: Verilen metin parçası gereksiz ifadelerin bulunmamasını ve anlaşılması güç cümlelere yer verilmemesi açısından duru-açıktır.
3. Grup: Verilen metin parçasının sade ve süssüz olması, duygu ve düşüncelerin kesin ve kısa ifadelerle dile getirilmesi açısından yalındır. Romanın akıcı, duru-açık ve yalın olması yapısının ve temasının okura tam anlamıyla ulaşması açısından önemlidir.
20. Etkinlik-
Anlatım Bozukluğu bulunan cümleler:
• Rıhtımdaki – Kıyamet ve Mahşer gününü düşünürken bile tasavvur edemedi – kalabalığı, Galata ve İstanbul sırtlarında birbirinin üstüne kurulmuş, havalara asılmış gibi görünen binaları, kubbeleri bulanık gözlerinin ne çıldırtıcı bir ahret rüyası içinde göründüğünü hatırlıyordu.(Ek fazlalığı)
• Artık, ne düşündüğünü ne istediğini, bu dünyada vazifesi ne olduğunu biliyordu.(Ek eksikliği)
Cümlelerin düzeltilmiş halleri:
• Rıhtımdaki – Kıyamet ve Mahşer gününü düşünürken bile tasavvur edemediği – kalabalığı Galata ve İstanbul sırtlarında birbirinin üstüne kurulmuş, havalara asılmış gibi görünen binaları, kubbeleri bulanık gözlerinin ne çıldırtıcı bir ahret rüyası içinde gördüğünü hatırlıyordu.
• Artık, ne düşündüğünü ne istediğini, bu dünyada vazifesinin ne olduğunu biliyordu.
21. Etkinlik-
İsim: sabah, elbise
Sıfat: siyah, yeni
Zarf: birkaç, üçgün
Zamir: bu, o
Edat: ….
Bağlaç: ile, ve
Ünlem: ….
Fiil: al- tut-
• Bu kelime türleri romanın anlamının tam olarak algılanması amacıyla kullanılmıştır.
Sayfa 81
23. Etkinlik-
– Verilen metne göre Atatürk’ün en belirgin liderlik özellikleri doğuştan gelen sezgi, araştırmacı turum, çok okuma özelliği ile kararlı olması ve kararlı davranmasıdır.
Sayfa 83
Anlama Yorumlama
1. Romanın toplumun aynası olduğu düşünülürse toplum için ne kadar önemli olduğu da anlaşılacaktır.Çünkü edebi bir eser olarak roman, ortaya çıktığı toplumun maddi ve manevi bütün kültür unsurlarını başka bir deyişle zihniyetini bünyesinde barındırır.Bununla birlikte topluma yol gösterme ve ilerleme yolunda topluma öncülük etmek gibi bir işleve de sahiptir.
Sayfa 84 85 86
24. Etkinlik:
Roman olay örgüsü, birbiriyle ilişkili olayların zincirleme akışıyla oluşur ve romanın yapı unsurlarından en önemlisini meydana getirir. İşte resimdeki nar da, küçük parçaların bir araya gelmesiyle oluşan bir yapıya sahiptir.
25. Etkinlik:-
Siz de okuduğunuz bir romanı (inceleme bölümünde tahlil edilen Aşk-ı memnu ile ders kitabında değişik yönleriyle verilen romanlar gibi) verilen plana göre inceleyiniz.
26. Etkinlik: –
Ateşten Gömlek romanında Atatürk bir roman kahramanı gibi fakat geri planda, bir lider olarak anlatılmıştır.Onun vatanı ve milleti için yaptıkları Kurtuluş Savaşı’nın seyrine paralel olarak verilmiştir.
**çme ve Değerlendirme
1. ……… karakter ………
………tip ………
………kahraman anlatıcı ………
2.
D
D
Y (Romandaki anlatıcı, varlığından söz edilen hayali bir anlatıcıdır.)
3.Doğru Cevap “C” seçeneğidir. “babamın” sözcüğü gereksiz olarak ikinci kez tekrar edilmiştir.
4. C
5. B : “serin” sözcüğü sıfat, diğerleri isimdir.
6. D: “onun” ve “senin” zamirlerinden hangisi olduğu belirsizdir.
7.C
8. C: Soru sıfatı olarak kullanılmıştır.
9. B

2) Mustafa kemalin balkan savasında görev alması kendisine ne gibi yararlar sağlamıstır?
3)mustafa kemalin osmanlı imparatorlugunun I. dünya savasına girmesine ilişkin görüşleri nelerdir?
4)mustafa kemalin ittihat ve terakki cemiyeti yöneticileri ile görüş ayrıcalıgına düşme nedeni nedir?

cevaplar
——————————————————————————–
2)Bu görevi sırasında bölgeyi yakından tanıdı.
3)1.dünya savaşına girilmesini istememiş.savaşın sonucunda ittifak devletleri için ağır olacağını ilgililere bildirmiştir.
4)ordunun siyasete karıştırılmaması konusunda fikir ayrılıklarına düşmüşlerdir.

SAYFA 51

BULMACA
1.Göl
2.Tuzlu
3.Amazon
4.Kar
5.Kimyasal
6.Laterit
7.Podzol
8.Tundra

Sayfa 52

Okyanusakarsugölyeraltı suyu
Sorular
1.Yağmur suları yeraltı suları kaynaklar
2.Volkanik alanlar kalkerli araziler fay hatları yağışların bol olduğu yerle tabakaların geçirimli ve geçirimsiz olduğu yerler
3.İklim koşulları beslenme kaynaklarıGölün derinliği büyüklüğü gidegeninin olması
4.İklim bitki örtüsü ana kayanın cinsiyeryüzü şekillericanlılar ve bitkiler
5.Bitkilerin çok olduğu yerler humus bakımından zengindir.Köstebektavşanfare toprağı eşeleyerek toptagın hava almasını sağlar.
6.Enlem etkisi yerşekilleri denizellik anakayanın cinsi topragın özellikleri
7.İklim toprağın yapısı bakı koşulları nem oranı yükselti yerşekilleri
8.Bakı faktöründen
9.Yeraltı suyunun oluşması
Boşluk doldurma
dengeli
yeraltı ve yüzey
okyanus
tatlı
su
dış kuvvetler ve yerçekimi
nemli ve sıcak
her mevsim
iklimyerşekilleritoprak
tundra
yayvan ve iğne
savan
Doğru yanlış
D
Y
D
D
D
D
Y
Y
D
Y
D
D
Y
Y
D
Çoktan seçmeli sorular
1.D
2.D

sayfa50:
şiirin hemen altındaki soru:etkileyebilir çünkü konusu evrenseldir.
8.soru:unsurlar “bağ kütükleri”
ipekli çamarşırlar gibi unsurlar vardır.
9.soru:öz şiir
11.soru:cahit sıtkının edebi kişiliğinden bulabirirsin.
12.soru:türk şirinde saf şiir dir. ve müzikaliteye önem veren bir şairdir.

 

sayfa 52:
1.soru:biz bunun sadece bir kaç kıtasını bulduk zaman kaybı olmasın diye sende yapabilirsin
2.SORU:hoyrattır bu akşamüstüler daima:.:benzetme vardır
dalga dalga hücum edip pişmanlıklar:::teşhis sanatı vardır
yolunu gözlüyor lamba ve merdiven:::teşhis sanatı var
hatırlar birgün bir camı açtığını:::kişileştirme sanatı
ve aynı olarak istihdam ve nida sanatlarıda vardır.
3.soru:ikiside hece ölçüsüyle yazılmıştır. ve 35 yaşla benzerdir
4.soru:tema–akşam ve hatırlar ,geçmişle yüzleşme dir.
5.soru:geçmişinde yaptığı pişmanlıkların muhasebesini yapmakta.
6.soru:senin görüşünü sormuş
8.soru:edebi akım olarak sembolizm akımıdır.
9.soru:saf şiir geleneğine bağlıdır.

sayfa 53:
1.soru:bendedir şiirinin teması:kişisel ve bireysel denilebilir.
diğerinin:bir arayış vardır ve diğerinde olduğu gibi ben teması vardır.
2.soru:içsel bir yaklaşım vardır.amaç iyiyi ve güzeli yazabilmektir.dilde saflaşma vardır.bireyci konular işlenir.

sayfa 54:
3.soru:bu verilen şiirler soyut bizim yaşadığımız dönem somuttur.
4.soru:katkıları konuşma diline yakınlaştırmışlRDIR şiirleri.

sayfa 55:
6.soru:konu evrensel olduğu için herkes tarfından beğenilir ve sayılır ve öz şiirinin temelinde zaten insan vardır onun için de sevilir ilgi çeker.

Cevdet Yalçın / Edebiyat / Genel / Antoloji

Türk ve dünya edebiyatının büyük romanlarını özetlemesinin yanı sıra, romanların bazılarında kişilerin karakteristik özellikleri de en ince ayrıntılarına kadar anlatılmaktadır. Ayrıca roman sanatı hakkında kapsamlı bilgilerde bulunmaktadır. Devamını Oku »

1.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Genellikle kitap okuyarak vaktimi geçiriyorum.
B) Arkadaşlarımızın sorununa sahip çıkarak desteklemeliyiz.
C) Bu yıl,tatilimi İstanbul’da geçirmek istiyorum.
D) Orada, eski arkadaşlarımla görüşeceğim.
E) Onunla geçen yıl burada karşılaşmıştık.
2.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) İş konusunda ben onu, onu o da beni etkilemek istemez.
B) Onun bu durumda nasıl davranacağını sen benden iyi bilirsin.
C) Görüşlerinizi sözle değil, yazıyla belirmelisiniz.
D) Yazılarında ayrıntılara girmeyip konunun özünü vurgular.
E) Söylediği sözün doğruluğuna inanırsa onu asla geri almaz.
3.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Eldeki sonuçlar, bugüne değin yanlış bir yol izlediğini açıkça ortaya koyuyor.
B) Olayla ilgili herkes başka başka şeyler söylüyor
C) Çoğu kişi, sorunun bir başka çözümünün olmadığı kanısında.
D) Bu tutumuyla ailesine zarar mı veriyor yarar mı anlayamadık.
E) Dostların birbirlerini eleştirmekten kaçınmaları gerektiğine inanıyorum.
4.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Böyle bir yarışmaya ilk kez katılıyorum
B) Yarışmaya katılmadan önce özel bir hazırlık yapmadım.
C) Özel zevklerim arasında kitap okumayı severim.
D) Bu tür yarışmalarda sorulan soruları kolay buluyorum.
E) Öteki arkadaşlara başarılar dilerim.
5.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Okula yeni başlayan çocukların okulu sevmesinde öğretmenin rolü büyüktür.
B) Çocuklara, okula başlamadan önce aileler, okulda da öğretmenler okulun yaralarını anlatmalı.
C) İlk okula başlayan çocuklara, yeni arkadaşlar edinecekleri söylenmelidir.
D) Okula giden çocuk sonra anne-babasıyla olduğu gibi öğretmenleriyle de iletişim kurmayı öğrenir.
E) Anne ve babalar çocuklarıyla sürekli ilgilenmeli, öğretmenine durumunu sormalıdır.
6.Aşağıdaki dizelerin hangisinde özne-yüklem uyuşmazlığı vardır?
A) Gözümün değdiği yere gül düşer.
B) Dinle de gönlümü alıver gitsin.
C) Yer yüzünde bir sen bir de ben varım.
D) İstersen dünyayı çağır imdada.
E) Arkandan gelecek hep ayak sesi.

7.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aynı anlama gelen sözler gereksiz yere bir arada kullanılmıştır?
A) Kahvaltıdan önce tüm öğrenciler, ellerinde süpürgeler, derslikleri ve spor salonunu temizliyorlar.
B) Bu gençler, ölmek üzere olan, can çekişen bir sanat dalını canlandırmak için yetiştiriliyorlar.
C) Onlar, işyerlerini temiz ve düzenli tutmayı, vazgeçilmesi olanaksız bir görev bilmişler.
D) Öğrenciler öğretmenlerine ve arkadaşlarına her zaman saygılı davranıyorlar.
E) bu eğitim merkezinde, gençler oyma mobilya ve dekorasyon işleri öğretiliyor.
8.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Üyelerimize derneğimizin çalışmaları konusunda bilgi vermek istiyoruz.
B) Bu yılki etkinliklerimiz arasında çeşitli geziler de yer alacaktır.
C) İşte bu yüzden dolayı sizleri buraya toplamış bulunuyoruz.
D) Çevre ile ilgili çalışmalarımızda başarıya ulaştığımız söylenebilir.
E) Bu konuları yeni üyelerimizle ayrıca görüşmeyi düşünüyoruz.
9.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Türkiye’nin birkaç bölgesi hariç henüz kar görmedi.
B) Hava sıcaklığının bir kaç derece daha düşmesi bekleniyor.
C) Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için belirli saatlerde dışarıya çıkmak gerekir.
D) Şiddetli rüzgârın deniz trafiğini aksattığı söyleniyor.
E) Kar yağışı sürerse okulların tatil edilmesi düşünülebilir.
10.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Çocukların eğitiminde hem ailenin hem de okulun önemli rolü vardır.
B) Okuma sevgisi konusunda çocukların en çok anne ve babalarını örnek aldıkları unutulmamalıdır.
C) Çocuklara, yeteneklerini geliştirmek için gerekli olanaklar sağlanmalıdır.
D) Çocuklar bundan en az zarar ya da hiç zarar görmeden kurtarılmalıdır.
E) Oyuncak seçerken çocuğun yaşına uygun olanlar tercih edilmelidir.
11.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Toplantıya katılırsak biz de düşüncelerimizi açıklayacağız.
B) Sorunu çözebilmek için sizden de bilgi isteyeceğiz.
C) Bu konuyla ilgili açıklamayı yarın yapacağız.
D) Oraya zamanında varabilmek için erkenden yola çıkacağız.
E) Bu haberin ne kadar doğru olup olmadığını öğreneceğiz.
12.(1)Bu dönem tiyatro yazarları, okunsun diye değil sahnede oynansın diye oyun yazarlardı.(2)Tiyatro oyunları, değerli edebiyat örnekleri sayılmadığı için bunlar genellikle yayımlanmazdı.(3)Bugün çoğunluk için film senaryoları neyse, o sıralarda yazılan tiyatro oyunları da oydu.(4)İşte bu yüzden o çağda üretilen tiyatro oyunlarının çoğu yok olup gitti.(5)O dönemde yazılanlardan elimizde sadece bu oyunlar kaldı.
Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangilerinden, altı çizili sözcüğün atılması cümlede anlam değişmesine yol açar?
A) 1.ve 2. B) 1.ve 3. C) 2.ve 3. D) 3.ve 4. E) 4.ve 5.
13.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Şiirlerinde bol bol abartılmış sözcükler seçmesi yüzünden hitabet havası taşımaktadır.
B) Günümüzde dergiler ve gazeteler, deneme türünün gelişip yaygınlaşmasına uygun bir ortam hazırlamaktadır.
C) Osmanlı İmparatorluğunda Lale Devrinde çeviri çalışmaları yapıldığı biliniyor.
D) Bence edebiyat eleştirisinin edebiyat incelemesiyle bir arada, iç içe düşünülmesi gerekir.
E) Sanatın başlıca amacının güzellik olduğunu savunan yazarın, bu konuda söylediklerine bir göz atalım.
14.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Bu işi onun başaracağını sanıyorum.
B) Yapılanları doğru bulmadığıma inanıyorum.
C) Alınan kararları sana da bildiriyorum.
D) Yaptıklarının yeterli olmadığını anlatmaya çalışıyorum.
E) Kamuoyunun bu konuda aydınlatılması gerektiğini düşünüyorum.
15.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu, cümlenin uygun bir yere ‘onu’ sözcüğü eklenerek giderilebilir?
A) Elbiseler dolaplara özenle yerleştirilir, güve yemesin diye elbise aralarına naftalin konurdu.
B) Çocuk bir yandan yaralı kuşa korkuyla bakıyor; bir yandan da onu sevmek istiyor.
C) Annesi çocuğun aç olmadığını biliyor; ama yinede pastadan yemesini istiyor.
D) Ali, arkadaşı Mustafa’yı hem çok seviyor, hem de kimi davranışlarından dolayı kızıyor.
E) Otobüsler buraya gelince duruyor, bekleyen yolcular bindikten sonra yeniden yola koyuluyor.
16.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ‘aşağı yukarı’ sözü gereksizdir?
A) Bu işyerinde aşağı yukarı üç dört yıldan beri çalışıyorum.
B) aşağı yukarı beş yıl önce yine böyle şiddetli bir kış yaşamıştık.
C) Buralarda ekinler, aşağı yukarı biçilecek duruma geldi.
D) Şubat ayı sonunda bu ağaçların aşağı yukarı hepsi kesilecek.
E) O gün sınıfın aşağı yukarı yarısı tören alanında toplanmıştı.
17.Elbette onunla birlikte gitmiş olabilir.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Öğe eksikliği
B) Özne yüklem uyuşmazlığı
C) Öznenin belirtilmemiş olması
D) Aynı anlama sözcüklerin birlikte kullanılması
E) Anlamca çelişen sözcüklerin birlikte kullanılması
18.Bu konuda gençleri azımsamak doğru değildir.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir.
A) Gereksiz sözcük kullanılması
B) Bir sözcüğün anlam bakımından yanlış kullanılması
C) Tamlamanın yanlış yapılması
D) Ekeylemin yanlış kullanulması
E) Yüklemine göre olumsuz cümle olması
19.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Sorunlara, onun daha nesnel bir tavırla yaklaşacağını ve çözüm getireceğini umuyordum
B) Son günlerde tanık olduğum bazı, olaylar, onunla igili görüşlerimin değişmesine yol açtı.
C) Amaçlarına ulaşabilmek için her türlü engeli aşmaya çalışan bu gençlere imreniyorum.
D) Araştırmamı istediğim yönde sürdürebilmem için öncelikle, yaralanacağım kaynakları saptamalıyım.
E) Bu soru ben ve benim gibi sınava girmiş olan bir çok kişinin kafasını karıştırdı.
20.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Dürüst biri olduğundan dün de bugün de kuşkuya düşmüyorum.
B) Hukukçu olmadığımdan, işin bu yönünü sizinle tartışamam.
C) Bu konuda bir araştırma yapılmasını,hazırlanacak raporun ilgili kuruluşlara gönderilmesini istedi.
D) Ben, öyle olduğunu düşünüyorum, öyle olduğuna inanıyorum.
E) Anımsanacağı gibi, bir yıldan beri bu konuda yazılar yazıyor, ilgilileri uyarıyorum.
21.Muğla yöresindeki çıkan yangınlardan geriye, çırılçıplak ve simsiyah dağlar, tepeler kaldı.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Çoğul ekinin gereksiz kullanılmasından
B) İlgi ekinin gereksiz kullanılmasından
C) Bağlacın yanlış yerde kullanılmasından
D) Yüklemin şimdiki zaman yerine geçmiş zamanda kullanılmasından
E) Özne ile yüklem arasında uyumsuzluk bulunmasından
22.Öğrenciyi, düşünmeye ve yaratıcı olmaya yönelten ve herhangi bir konu üzerinde eleştiri yapmasını sağlayan bir anlayış, eğitim sistemimize henüz yerleşmedi.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Dolaylı tümlecin cümlenin başında kullanılmamasından
B) Öznenin birden fazla sözcükten oluşmasından
C) Gereksiz yere bağlaç kullanılmasından
D) Tamlayan eksikliği
E) Gereksiz yere zarf tümleci kullanılmasından
23.Türkçe’de bir cümlenin öznesi, birinci ve üçüncü tekil kişiden oluşuyorsa, yüklemi birinci çoğul kişi olur.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uymamaktan kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.
A) O akşam ben kendi odama, Fatma da kendi odasına çekilmişti.
B) Teyzemlerin yeni evine taşınmasından sonra siz bu eve yerleştiniz.
C) Havalar böyle giderse bir süre daha kahvaltımızı balkonda yapabileceğiz.
D) Ben de bir tabak alıp sofraya oturdum.
E) Babasıyla annesi bu evi üç yılda zar zor yapabildiler.
24.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) O yıllarda hepimiz tiyatro tutkunuyduk ve çalışmaya susamıştık.
B) Film, bir ailenin sıradan olaylar karşısındaki şaşırtıcı tutumunu ustalıkla yansıtıyor.
C) Festivalin bu bölümünde müziğin farklı türlerinde adını duyurmuş sanatçılar sahneye çıkacak.
D) Sanatçının bu karikatürleri başta Berlin ve Paris olmak üzere Avrupa’nın çeşitli kentlerinde sergileyecek.
E) Bu kameralar, rahatça kullanılabildiği ve taşınmasının kolay olması nedeniyle tercih ediliyor.
25.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Yetkililer bu konuda uluslar arası işbirliği yapılmasına karar verdiler.
B)Siyasi,askeri ve ekonomi alanlarında görüştüler.
C)Üye olan ülkelere toplantı konusunda bilgi verilmesini gerekli gördüler.
D)Toplantıda herkesin tartışmalara katılması gerektiğini söylediler.
E)Gelecek toplantıda ele alınacak konuyu belirlediler.
26.Yanlış bir şey yapsam da kızmaz ama inanılmayacak kadar anlayışlıdır.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A)Yüklemin geniş zamanlı olmasından.
B)Cümleciklerin ortak özneli olmasından.
C)Yanlış ilgeç kullanılmasından.
D)Gereksiz yere bağlaç kullanılmasından.
E)”bile” yerine “da” bağlacı kullanılmasından.
27.Festival süresince her gün düzenli olarak çıkacak olan “ilk çekim” adlı siyah-beyaz dergi sinema severlere ücretsiz dağıtılacak.
Bu cümledeki altı çizili sözlerden hangisi çıkarılırsa cümlenin anlamında daralma olmaz.
A)1 B)2 C)3 D)4 E)5
28.Yenileme dediğimiz anlatım kusuru , aynı anlama gelen birden çok sözcüğün gereksiz yere bir arada kullanılmasıdır.
Bir kavramın Türkçesiyle yabancısının birlikte kullanılması bu tür kusurlardandır.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamada belirtilen türde bir anlatım kusuru vardır.
A)Bunlar , belgesel özellikler taşıyan , birbirinden ilginç yazılardır.
B)Bugün işyerinde tebrik ve kutlama ziyaretlerinde bulunduk.
C)Eskiden , musikiyle uğraşan kişilere musikişinas denirdi.
D)Dil, varlığımızın en güçlü dayanağı , kimliğimizin en anlamlı kanıtıdır.
E)Günümüz insanının vazgeçmediği araçların başında televizyonla bilgisayar gelmektedir.
29.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcüğün kullanılması uygun değildir.
A)Onun büroda çalışmalara ayak uyduramayan , uyumsuz biri olduğunu düşünüyordu.
B)Eş dost demeden herkesi kıyasıya eleştiriyordu.
C)Arkadaşına sürekli olarak, o kişilerle ilişkilerini kesmesini öneriyordu.
D)Beğenmediği sözcüğü ya da cümleyi çizip yerine etkili sözler uyduruyordu.
Ê)Yıllardır tasarladığı romanına başlayamamanın sıkıntılarını yaşıyordu.
30.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Olağanüstü kişiliği ve sıra dışı dostluğuyla tanıdık tanımadık , herkes bir sevgi çemberinin içine alırdı.
B)Tek başına gerçekleştirebileceği birçok tasarıya gençleri de katarak bilgisini onlarla paylaşmak isterdi.
C)Gerek özgün çalışmaları , gerekse yetkin çeviri ve derlemeleriyle , bu alandaki araştırmacılara ışık tutmuştur.
D)Onun düşünceleri , bilimle ilgilenen , yapıtlarını okuyan, anlayan ya da anlamaya çalışanlar aracılığıyla yaşıyor.
E)Gençlerin deneyimsizlikten , bilgi eksikliğinden kaynaklanan sorunlarını yanıtlayarak yönlendirirdi .
31.Alınan bu karar , savaşta askerlerin daha çok ölmesine yol açtı?
Bu cümledeki anlatın bozukluğu aşağıdakilerin hangisiyle giderilebilir?
A)”bu” sözcüğü atılarak
B)”daha çok” sözü “askerin” sözcüğünden önce kullanılarak
C)”yol açtı” sözü yerine “neden oldu” sözü getirilerek
D)”alınan” sözcüğü atılarak
E)”savaşta” sözcüğü “askerin” sözünden sonra kullanılarak
32.
1.Onun da görüşlerini öğrenmek , yararlanmak istediler
2.Herkes birbirine zarar vermeden yaşamayı başarabiliyorlar.
3.Onun aramızdan ayrılması yalnız bizim için değil , tüm toplum adına büyük bir kayıptır.
4.Arkadaşının sıkıntı çektiğini biliyor , sezdirmeden yardım ediyordu.
Yukarıdaki numaralandırılmış cümlelerin hangilerinde anlatım bozukluğu , tümleç eksikliğinden kaynaklanmamaktadır?
A)1ve2 B)1 ve3 C)1ve4 D)2ve4 E)3ve4
33. Söz konusu yazarla benim düşüncelerimiz hatta duygularımız birbirine benziyor.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A)İyelik eki almış kişi zamirinin gereksiz kullanılmasından.
B)Özne ile yüklem arasında uyuşmazlık olmasından.
C)Gereksiz yere kullanılmasından.
D)Yüklemde anlam kayması olmasından.
E)Belirteç eksikliğinden.
34.Sergide tanıtılan antika eşyalar , geçmişte insanların inançlarını ve beğenilerini de yansıtıyor.
Bu cümledeki anlam karışıklığı aşağıdaki değişiklilerden hangisiyle giderilebilir?
A)”tanıtılan” sözcüğünden sonra “çok değerli” getirilerek.
B)”geçmişte” den sonra “yaşamış” getirilerek
C)”antika” sözcüğü atılarak.
D)”inançlarını” sözcüğü yerine “geleneklerini” getirilerek
E)”de” sözcüğü atılarak
35.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Çalışma yaşamınızda bu tür güçlüklerle sık sık karşılaşacaksınız.
B)Bizim için önemli olan , görevinizi en iyi biçimde yerine getirmenizdir.
C)Bir sorunla karşılaştığınızda bizlerden yardım isteyebilirsiniz.
D)Bu , sizlere verebileceğimiz en önemli ödül ve en önemli hedeftir.
E)Bu işte de başarılı olacağınızdan hiç kuşkumuz yoktur.
36.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Hava kirliliğine karşı çeşitli önlemler alınabilir.
B)Çevre sorunlarıyla ilgili toplantılar yapılmalıdır.
C)Bu gaz havada yoğun oranda bulunur.
D)Akar sularımız sanayi atıklarıyla kirleniyor.
E)Gençler , doğanın korunması konusunda bilinçleniyor.
37.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Makinenizi , arkadaki açma – kapama düğmesine basarak kapatmanız gerekmektedir.
B)Daha fazla bilgi edinmek için yetkili satıcınıza başvurabilirsiniz.
C)Bilgisayarınızın bozuk olup olmadığını öğrenebilmek için onu bir teknisyene gösterebilirsiniz.
D)Bu bölümde , bilgisayarınızı nasıl kuracağınız ve nasıl kullanacağınız açıklanmaktadır.
E)Bu kılavuzda sizi belli türdeki bilgilere uyarmak için bazı özel işaretler kullanılmıştır.
38.Görüntüden uzak , doğal güzelliklerle dolu parkın bir köşesinde , yaşlı bir hanım masanın üstüne koyduğu romanını bir karış uzaktan okumaya çalışıyor , bir şişman spor giyimli bir adam da dalgın dalgın uzaklara bakıyordu.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için altı çizili sözcüklerin hangisi atılmalıdır?
A)1 B)2 C)3 D)4 E)5
39.Oraya gidersen , etnografya ya da kurtuluş savaşı müzelerini gezmelisin.Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
.
A)Yanlış bağlaç kullanılmasından.
B)Koşul cümlesi olmasından.
C)Nesnenin yanlış yerde kullanılmasından.
D)Yüklemin gereklilik kipinde olmasından.
E)Ad tamlamasının gereksiz kullanılmasından
40.Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun.
Bu cümledeki anlatın bozukluğu aşağıdakilerin hangisiyle giderilebilir?
.
A)”çok” sözcüğü atılmalı.
B)”durgun” yerine “az” sözcüğü getirilmeli.
C)”olduğu için” yerine “olduğundan”sözcüğü getirilmeli
D)”satışlar” yerine “alışveriş” sözcüğü getirilmeli
E)”pahalı” yerine “yüksek” sözcüğü getirilmeli
41.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Bu konuda nasıl bir çalışma yapılması gerektiği , uzmanlarca tartışılacak.
B)Olaydan büyük bir üzüntü duyduğunu , suçluların cezalandırılmasını istedi.
C)Yeni binaların ne zaman hizmete açılacağını , basın aracılığıyla duyuracağını belirtti.
D)Sorunlara sağ duyuyla yaklaşmanın , onların çözümünü kolaylaştıracağı sonucuna varıldı.
E)Bölgede, kış mevsiminin uzun sürmesi nedeniyle alınması gerekli önlemler yetkililere bildirildi.
42.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Ozan , 1940 yıllarında yeni şiirimizin başta gelen adlarından biriydi.
B)O , 1946 yıllında düzenlenen bir yarışmada birinci olmuştu.
C)Aradan yıllar geçmesine karşın şiir anlayışında bir değişiklik olmadı.
D)Onun ilgi çekici yanlarından biri de konuları abartarak anlatmasıdır.
E)Toplumsal ve bireysel olaylara , yan tutmada bakar.
43.Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A)Yüklemin 3. tekil kişi olmasından.
B)Nesnenin çoğul eki almasından.
C)Gereksiz söz kullanılmasından.
D)Yüklemin dili geçmiş zaman olmasından.
E)Nesnenin yanlış yerde kullanılmasından.
44.O kurumda eğitim görmüş herkes , saygılı , hoşgörülü ve esnek olmak gibi çok önemli erdemler kazanmışlardır.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A)Gereksiz yere sıfat kullanılmasından.
B)Gereksiz yere bağlaç kullanılmasından.
C)Yükleme ek fiil getirilmesinden.
D)Öznenin sözcük öbeği olmasından.
E)Özne yüklem uyumsuzluğundan.
45.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Uzun süre ayakta kalabilmesi için bu yapı, neme dayanıklı camı , kireç ve tuğla tozundan oluşan harçla yapılmıştır.
B)Bir kamu kuruluşuna ait sevimli konuk evinin önünde fotoğraf çektirdikten sonra oradan ayrıldık.
C)Oraya gitmeye karar verirseniz , bu gezi için en az iki gün ayırmanız gerekir.
D)Her sabah erken kalkarak açık havada yürüyüş yapmanın kalp sağlığını olumlu yönde etkilediğini öğrendik.
E)Adaylar 25 yaşından büyük olmalı ve sağlık kontrolünden geçmiş olması gerektiğini söyledi.
46.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)İlk karşılaşmamızda bana bu kadar yakınlık göstermesine çok şaşırmıştım.
B)Bu kadar yetenekli bir çocuğu , sanata yönlendirmekle çok iyi bir iş yaptığını düşünüyorum.
C)Geçirdiğim rahatsızlığı , büyük bir başarıyla ameliyat ederek sağlığıma kavuşturdu.
D)Bu aşamada , olayları doğal akışına bırakmanın doğru olacağı kanısındaydı.
E)Aralarındaki sorunların görüş farklılıklarından kaynaklandığını biliyordum.
47.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Takımlardan biri , ötekinin bitmek bilmeyen saldırılarına daha fazla dayanamadı.
B)Maçlarda , taraftarların çıkardığı olaylar spora gölge düşürüyor.
C)Sağlıklı kalabilmenin temel koşullarından biri de spor yapmaktır.
D)Son yıllarda kimi takımlar , Avrupa takımlarıyla yaptıkları maçlarda yüzümüzü ağırtıyor.
E)Ancak düzenli olarak yapılan spor yararlı olur.
48.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Bu anlaşılmazlıkların giderilebilmesi için zamana gerek var.
B)Bu konunun öncelikli ve ayrıntılı biçimde ele alınması gerekiyor.
C)Üyeler , onunla ilgili görüşlerini daha sonra açıklayacaklarını belirttiler.
D)Mimar ya da mimarlıkla ilgileniyorsanız bu kitabı okuyun.
E)Herkesin yaşamında birtakım sorunlar olduğunu hepimiz biliriz.
49.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Sanayide gelişmiş ülkelerde , bu tür sorunlar hızlı çözülüyor.
B)Düzenlenen toplantı ve törenlerde bütün öğrenciler görev alıyor.
C)Bu konuda yapılan açıklamaların anlaşılmayacak bir yanı bulunmuyor.
D)Kurumda çalışanların başarısının , bu koşullara bağlı olduğu düşünülüyor.
E)Teknoloji ne kadar artarsa da el emeğinin önemi azalmıyor.
50.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Buluştukları zaman sanattan , edebiyattan konuşuyor , kimi sanatçıları eleştiriyorlardı.
B)Ortada , karamsar olmayı gerektirecek bir durum yoktu.
C)Bu kitapları okumak , çocuğun ufkunu genişletiyor , ona farklı dünyaların kapılarını açıyordu.
D)Bu , kendi resimleri için açtığı ilk kişisel sergisi olacağı için çok heyecanlıydı.
E)Çok yorgun olduğu için o akşam erken yatmak istedi.
51Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Burada , tiyatro salonundan internet kafeye kadar birçok etkinlik bulunuyor.
B)Kentteki yaşam , öğretim kurumlarının sayısı arttıkça hareketleniyor.
C)Öğrencilerin sporla ilgili gereksinimlerinin karşılanması için girişimlerde bulunuyor.
D)Kütüphaneden yararlanacak öğrencilerin önce kütüphaneye üye olmaları gerekiyor.
E)Bilimsel araştırma yapacaklara her türlü olanak sağlanıyor.
52.Aşağıdakilerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Gazetelerde bu tür haberlere hemen her gün rastlanıyor.
B)Yazar yaşadıklarını etkili bir biçimde anlatmakta başarılı olamıyor.
C)Yemeği erken yemesi gerektiği halde hasta bu yasağa uymuyor.
D)Bu alandaki çalışmaların hala yeterli bir düzeye ulaşmadığı söyleniyor.
E)Trafikle ilgili sorunların çözümü için geniş kapsamlı bir toplantı düzenleniyor.
53.Hiç kimse ona gerçeği anlatmamış; onu yalan yanlış sözlerle oyalamıştı.
Bu cümledeki anlatın bozukluğu aşağıdakilerin hangisiyle giderilebilir?
A)”gerçeği” yerine “doğruyu” sözcüğü getirilerek
B)”anlatmamış” tan sonra “herkes” sözcüğü getirilerek
C)”anlatmamış” yerine “söylememiş” getirilerek
D)”onu” sözcüğü atılarak
E)”oyalamıştı” yerine “kaldırmıştı” getirilerek
54.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Dünyada en çok yağış alan bölge burası.
B)Ürettiklerinin çoğunu komşu ülkelere satıyorlar.
C)Bu toprakların büyük bir bölümü ormanlarla kaplı.
D)Ülkenin kuzeyinde elde edilen ürünlerin yarıdan fazlasını elma oluşturuyor.
E)Ekonomileri daha çok , yetiştirdikleri hayvancılığa dayalı.
55.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Yol kenarındaki çöp kutuları kaldırılarak bunların yerine çiçekler dikiliyor.
B)Yeni fidanlar dikilerek yeşillendiriliyor.
C)Kaldırımların kırık taşları , yenileriyle değiştiriliyor.
D)İçinde oturulmayacak derecedeki binaların yıktırılması gerekiyor.
E)Eski yapılar boyanarak daha güzel bir görünüme kavuşturuluyor.
56.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Deneyimli bir yönetici , değerli bir bilim adamıydı.
B)Maddi durumu yetmediği için eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
C)Kültürel varlıklara sahip çıkıp onları korumaya çalışan insanlardan biriydi.
D)Geleceğe umutla bakan ve zorluklar karşısında yılmayan bir gençti.
E)Ele aldığı her işi, başkalarından daha iyi, daha güzel yapmak isterdi.
57.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Çevremizdeki kişilerle kuracağımız ilişkilerde özenli olmalıyız.
B)Sorunların bütün yönleriyle ele alınması iyi olur.
C)Bu alanda başarıya ulaşanların sayısı oldukça azdır.
D)Araştırmalar, eldeki bilgilerin doğru olmadığını kanıtlıyor.
E(Bu konudaki iftiralar tamamen uydurmadır.
58.Bu kararların uygulanıp uygulanmayacağının, yöneticilerin seçeceği tutuma bağlı olduğu bildirildi.
Bu cümledeki anlatın bozukluğu aşağıdakilerin hangisiyle giderilebilir?
A)”seçeceği tutuma” yerine “tutumuna” getirilerek.
B)”yöneticilerin” yerine “ilgililerin” getirilerek
C)”bu kararların” yerine “bunların” getirilerek.
D)”başlı” yerine “yönelik” getirilerek
E)”bildirildi” yerine “biliniyordu” getirilerek.
59.Tarihte bu uluslar, öteki ulusların arasına kaynaşmışlardır.
Bu cümledeki anlatın bozukluğu aşağıdaki değişikliklerin hangisiyle giderilebilir?
A) ‘tarihte’yerine’tarih boyunca’sözcü getirilerek
B) ‘uluslar’yerine’devletler’sözcüğü getirilmeli
C) ‘bu‘ sözcüğü atılmalı
D) ‘ulusların arasına’yerine’uluslarla sözcüğü getirilmeli
E) ‘öteki’sözcüğü atılmalı
60.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Yapıtlarındaki kişilerin, kendi aralarında didişmeleri, eğlenceleri, oynanan oyunlarıyla kasaba yaşamı hakkında ipuçları veriyorlardı.
B) Güldürü öğelerine bolca yer verdiği ilk dönem romanlarıyla geniş bir okur kitlesine ulaştı.
C) Güç koşollar altında yaşayan insanların sorunlarını toplumsal açıdan ele almış, dönemin ahlak anlayışını yansıtmıştır.
D) Bu dergiyi okumaya başladıktan sonra adebiyata ve tarihe duyduğu ilgi artmış.
E) Türkçenin inceliklerinden yararlanarak yaptığı çevirilerle dilimize elliye yakın yapıt kazandırmıştır.
61.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Bu çarşının en eski, en tanınmış esnafı benim.
B) Bu kitabında yazar, başkalarından duyduklarını değil, yanlızca gördüklerini anlatıyor.
C) Yetersiz kalan ilgi yoksunluğundan bir sanat unutulmuş.
D) Bu aileden birçok çalışkan ve başarılı insan çıkmış.
E) Bu kitabı okursan, bilmediklerini öğrenir, unuttuklarını anımsarsın.
62.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Zarftan bir mektup, bir de fotoğraf çıktı.
B) Ondan böyle bir yalanlama olayı beklemiyordum.
C) Kendimi bildim bileli bu mahallede, bu evde oturuyoruz
D) Toplantımıza katılarak bizlere destek olan dostlarımıza yürekten teşekkür ederiz.
E) Evimize taşındık, yavaş yavaş yerleşmeye çalışıyoruz.
63.Çok çalıştığımız için başarı grafiğimiz ister istemez yükseliyor.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Yüklemin şimdiki zamanlı olmasından
B) Yanlış ilgeç kullanılmasından
C) Ad tamlamasının yanlış kurulmasından
D) Gereksiz zarf tümleci kullanılmasından
E) Yüklemin 3. tekil kişili olmasından
CEVAPLAR
1.B’deki cümlede nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.Cümle ‘onları desteklemeliyiz’şeklinde düzeltilmelidir.
Cevap : B
2.Anlatım bozukluğu A’dadır.Cümlede iki şahıs vardır yüklem ‘istemeyiz’ yapılırsa cümle düzeltilebilir.
Cevap : A
3.D’deki cümlede bir anlatım bozukluğu var yarar verilmez sağlanır yani cümle’zarar mı veriyor, yarar mı sağlıyor’şeklinde olmalıydı.
Cevap : D
4.C’de bir anlatım bozukluğu vardır.Cümlenin sonu’…kitap okumakta vardır.’şeklinde olmalıdır.
Cevap : C
5.E’de bir anlatım bozukluğu vardır.’onların durumu’şeklinde düzeltilebilir.
Cevap : E
6.C’de bir anlatım bozukluğu vardır.Özne yüklem uyuşmazlığı görülmektedir.
Cevap : C
7.B’de aynı anlama gelen sözcükler bir arada kullanılmıştır.’can çekişmek’ve ölmek üzere olmak’aynı anlamdadır.
Cevap : B
8.Anlatım bozukluğu C’de vardır.Gereksiz sözcük kullanmaktan kaynaklanmaktadır.
Cevap : C
9.Anlatım bozukluğu A’da vardır.Cümlede öznenin eksikliği anlatım bozukluğuna sebep olmuştur.
Cevap : A
10.Anlatım bozukluğu D’de yzpılmıştır.Bozukluğun nedeni eylem eksikliğidir.Cevap : D
11.Anlatım bozukluğu E’de yapılmıştır.Cümlede’ne kadar’sözü gereksizdir.
Cevap : E
12.3. cümledeki ‘yaxılan’sözü ‘sözlü tiyatro oyunları olduğundan.4. cümledeki ‘üretilen’ sözü öncekilerden kalan oyunlar da olabileceğinden gereklidir.Cevap : D
13.A’daki cümlede özne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.Cümleye ‘şiirleri’ şeklinde özne konmalıdır.
Cevap : A
14.Anlatım bozukluğu B’dedir.Kişi bir durumu ya doğru buluyor ya da bulmuyordur.Kendi kararına inanmaması münkün olmaz.’Yapılanları doğru bulmuyorum’demelidir.
Cevap : B
15.’Onu’ sözü cümlede dolaylı tümleç eksikliğinin olduğu yere getirilmelidir.Bu da D’dedir.’kızıyor’sözünden önce’ona’ sözü getirilmelidir.
Cevap : D
16.’Aşağı yukarı’sözü cümleye ihtimal anlamı katar.A’da ‘Üç dört yıldan beri’sözü zaten yaklaşıklık anlamı katıyor.Aynı anlamı sağlaynn’aşağı yukarı’sözü bu cümlede gereksizdir.
Cevap : A
17.Örnek cümlede ‘ellbette’ sözü cümleye kesinlik ‘olabilirler sözü ihtimal anlamı katmaktadır.Bu iki anlam aynı cümlede kullanılmaz aksi taktirde çelişki olur.
Cevap : E
18.Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni’azımsamak’sözcüğünün yanlış anlamda kullanılmasıdır.’küçümsemek’ sözcüğü getirilmelidir.
Cevap : B
19.Seçenekleri incelediğimizde E’de bir yapısal bozukluk görüyoruz.’Bu soru benim kafamı karıştırdığı gibi benim gibi sınava girmiş bir çok kişinin kafasını da karıştırmış’şeklinde düzeltilebilir.
Cevap : E
20.Anlatım bozukluğu A’da yapılmıştır.’Kuşkuya düşmüyorum’ sözü şimdiki zamanda olan bir durum için söylenebilir.’Dün kuşkuya düşmüyorum’ denemez .
Cevap : A
21.Örnek cümlede geçen ‘yöresindeki’ sözündeki ‘ki’ aitlik, bulunma bildirir.’Çıkan’ sözü de yangınların yerini bildiriyor.’ki’ ‘nin atılması gerekiyor.
Cevap : B
22.Cümledeki anlatım bozukluğu tamlayan eksikliğinden kaynaklanmaktadır.’öğrencinin’ şeklinde bir tamlayana ihtiyaç vardır.
Cevap : D
23.Soruda verilen kuralı incelersek şu sonuca varırız; ‘ben sen; ben o; ben siz; ben onlar’ şahıslarından oluşuyorsa yüklem ‘biz’ zamirine göre çekimlenir.A’daki cümle bu kurala uymamaktadır.
Cevap : A
24.Anlatım bozukluğu E’de yapılmıştır.Cümlede geçen ‘nedeniyle’ sözcüğü cümleye uyum sağlamamaktadır.
Cevap : E
25.Anlatım bozukluğu B’de yapılmıştır.Bu cümlede isim ve sıfat tamlamalarında ortak tamlanan kullanılması anlatım bozukluğuna neden olmuştur.
Cevap : B
26.Örnek cümledeki anlatım bozukluğu ‘ama’ sözcüğünün cümleye uymamasından kaynaklanmaktadır.
Cevap : D
27.Parçada sözü edilen dergi festival süresince her gün çıkarılacağına göre elbette ‘düzenli olarak’ çıkacaktır.3 numaralı söz öbeği atılabilir.
Cevap : C
28.Seçeneklere baktığımızda açıklamaya uygun türden bir anlatım bozukluğu B’de görülmektedir.’tebrik ve ‘kutlama’ aynı anlamı karşılamaktadır.Cevap : B
29.D’deki altı çizili sözcük kullanıldığı cümleye uygun değildir.’uyduruyordu’ olumsuz cümleler için kullanılır.
Cevap : D
30.E’de nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.
Cevap : E
31.Örnek cümledeki anlatım bozukluğu ‘daha çok’ sözcüğünün yanlış yerde kullanılmasından kaynaklanmaktadır.
Cevap : B
32.Tümleç eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğunun olduğu cümle 1.ve 4. cümledir.
Cevap : C
33.Örnek cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni ‘benim’ sözcüğünün gereksiz kullanılmasıdır.
Cevap : A
34.Örnek cümledeki anlatım karışıklığı ‘geçmişte’ sözcüğünün ‘yansıtıyor’ eylemine bağlıymış gibi anlaşılmasından kaynaklanıyor.Bunu gidermek için B’de önerilen değişiklik yapılmalıdır.
Cevap : B
35.Anlatım bozukluğu D’de yapılmıştır.Sözcüklerin yanlış eyleme bağlanmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.
Cevap : D
36.Anlatım bozukluğu C’de yapılmıştır.’orandan’ yerine ‘olarak’ sözü getirilmelidir.
Cevap : C
37.Anlatım bozukluğu E’de yapılmıştır.’uyarmak’ sözü anlatım bozukluğuna neden olmuştur.
Cevap : E
38.Anlatım bozukluğu 4 numaralı sözcüğün gereksiz yere kullanılmasından kaynaklanmaktadır.Cevap : D
39.Anlatım bozukluğu ‘ya da’ sözcüğünden kaynaklanmaktadır.’ya da’ yerine ‘ve’ gelmelidir.Yani yanlış bağlaç kullanılmıştır.Cevap : A
40.Örnek cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni ‘pahalı’ sözcüğünün yanlış kullanılmasıdır.
Cevap : E
41.Seçeneklere baktığımızda B’de birden fazla nesne aynı yükleme bağlandığından anlatım bozukluğu vardır.Birinci cümlede yüklem eksik olduğu için anlatım bozukluğu olmuştur.Cevap : B
42.A seçeneğinde çoğol ekinin gereksiz kullanımından doğan bir anlatım bozukluğu vardır.
Cevap : A
43.Örnek cümlede gereksiz yere sözcük kullanılmasından doğan bir anlatım bozukluğu vardır. ‘kendi ağzıyla’ sözü gereksizdir.
Cevap : C
44.Örnek cümlede özne yüklem uyuşmazlığından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.
Cevap : E
45.Seçeneklere baktığımızda E’de ‘ve’ bağlacından önce kullanılan ‘bitmek’ sözcüğü gereksiz kullanıldığı için anlatım bozukluğu söz konusudur.
Cevap : E
46.Seçenekleri incelediğimizde C’de sözün yanlış anlamda kullanılmasından doğan anlatım bozukluğu olduğunu görüyoruz.
Cevap : C
47.A’da anlatım bozukluğu vardır.’karşılıklı sözü gereksizdir.’saldırı sözcüğüde yanlış anlamda kullanılmıştır.
Cevap : A
48. D’de’ Mimar’ sözcüğünün gereksiz kullanımından doğan anlatım bozukluğu söz konusudur.’ya da’ bağlacı da gereksizdir.
Cevap : D
49.Seçenekleri incelediğimizde E’de anlatım bozukluğunun olduğunu görüyoruz.Buradaki ‘artarsa’ sözcüğü yanlış kullanılmıştır.
Cevap : E
50.D’de gereksiz söz kullanımından doğan anlatım bozukluğu vardır.’kendi resimleri için’ sözü gereksizdir.Cevap : D
51.Seçenekleri incelediğimizde A’da bir anlatım bozukluğu olduğunu görüyoruz.Burada ‘etkinlik’ sözcüğü yanlış anlamda kullanılıştır.Cevap : A
52.C seçeneğindeki ‘yasak’ sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır.
Cevap : C
53.Örnek cümlede özne yüklem uyuşmazlığından doğan anlatım bozukluğu vardır.bozukluğu gidermek için ikinci cümleye özne görevindeki ‘herkes’ sözcüğünü getirmektir.
Cevap : B
54.Seçenekleri incelersek E’de anlatım bozukluğu olduğunu görüyoruz.’yetiştirdikleri’ sözcüğü cümleden çıkarılarak bozukluk giderilebilir.
Cevap : E
55.Seçenekleri incelersek anlatım bozukluğunun D’de olduğunu görürüz.Bu cümlede ‘içinde’ sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.
Cevap : D
56.B seçeneğinde ‘yetmediği’ sözcüğü anlamına ve işlevine uygun kullanılmadığı için anlam bozukluğu vardır.
Cevap : B
57.Seçenekleri incelediğimizde E’de gereksiz kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğu olduğunu anlıyoruz.
Cevap : E
58.Cümlede ‘seçeceği tutumu’ ifadesi anlatım bozukluğuna neden olmuştur. ’seçeceği’ sözcüğünün cümleden çıkarılıp ‘tutum’ sözcüğünün ‘tutumuna ‘ şeklinde değiştirilmesi gerekir.
Cevap : A
59.Örnek cümledeki anlatım bozukluğunun giderilmesi için ‘ulusların arası’ sözü yerine ‘uluslarla’ sözü getirilmelidir.
Cevap : D
60.Seçenekleri incelediğimizde anlatım bozukluğunun A’da yer aldığını görüyoruz.’ Yapıtlarındaki kişilerin’sözünün fazladan ‘-ın’ tamlayan ekini almasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğudur.
Cevap : A
61.Seçenekleri incelediğimizde C’de gereksiz sözcük kullanılmasından doğan anlatım bozukluğu olduğunu anlıyoruz.Cümlede ‘Yetersiz kalan’ sözü gereksizdir.
Cevap : C
62.Cümlede ‘olay’ sözcüğünün anlamına ve işlevine uygun kullanılmamasından dolayı anlatım bozukluğu olmuştur.
Cevap : B
63.Cümlede anlatım bozukluğu ‘ister istemez’ zarf tümlecinin gereksiz kullanımından kaynaklanmıştır.
Cevap: D

1 Ocak 1910 tarihinde Diyarbakır’da doğan Cahit Sıtkı Tarancı ilkokulu bu şehirde tamamladı. Ortaöğrenimini Saint Joseph’te, lise öğrenimini Galatasaray Lisesinde tamamlayan Tarancı, daha sonra Mülkiye Mektebine girdi. Fakat burayı tamamlayamadı ve Paris Siyasal Bilgiler Fakültesine başladı. İkinci Dünya Savaşının başlaması üzerine eğitimini yarım bırakarak Türkiye’ye döndü.

Bir süre Adalet Bakanlığı ve Anadolu Ajansında çevirmen olarak çalıştı. İlk şiiri Servet-i Fünun Dergisinde yayınlandı ve edebiyat dünyasının ilgisini çekti. 1954 yılında ağır bir hastalığa yakalandı ve tedavi için gittiği Viyana’da 1956 yılında hayatını kaybetti. Ankara’da toprağa verildi.

Şiir yazmaya lisede okuduğu dönemlerde başlayan Cahit Sıtkı Tarancı, Cumhuriyet döneminin en önemli şairlerindendir. Şiirlerinde batının etkileri görünür, Divan Edebiyatına ise her zaman uzak olmuştur. En önemli şiiri “Otuz Beş Yaş”, 1946 yılında CHP tarafından düzenlenen yarışmada birincilik kazanmıştır. Şiirlerini açık ve sade bir dille yazmıştır. Şiirlerinde genellikle yaşama sevinci, aşk, sevda, yalnızlık ve ölüm temalarına yer vermiştir. Kendisini anlattığı kişisel şiirlerinde ise çirkin olduğunu ve pek sevilmediğini dile getirmiştir. Varlık dergisinin 1957 yılında düzenlediği ankette en beğenilen şair seçilmiştir.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirleri; Ömrümde Sükut (1933), Otuz Beş Yaş (1946), Düşten Güzel (1952), Sonrası (1957), Bütün Şiirleri (1983) adlı kitaplarla yayımlanmıştır.

Yakın arkadaşı Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplar, 1957 yılında ”Ziya’ya Mektuplar” adıyla yayımlandı.


Bedava İlan Verme