Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

Kitabın Adı:Pembe İncili Kaftan
Kitabın Yazarı:Ömer Seyfettin
Kitabın Türü:100 Temel Eser
Kitabın Yayınevi: Timaş Yayınları
Sayfa Sayısı:127 sayfa.
Kitabın Konusu: İran şahına elçi olarak giden Muhsin çelebi Tüklük onurunu ve şerefini koruyarak cecurca Osmanlı devletini temsil etmiş ve bu görevi çıkarları için değil bir fedekarlık bir görev olarak üstlenmiş ve bundanda asla övünmemiştir.

İranda o zamanlar çevresine korku salan Şah İsmail adında bir hükümdar vardı ve Osmanlı devletinde hiç bir vezir onun yanına elçi gönderemiyordu çünkü elçiler ya cezalandırılıyor yada başları kesiliyordu.Vezirler bu deli adama elçi göndermek için toplanmış ne yapacaklarını düşünüyorlardı.Gönderilecek elçi cesur,ölümden korkmayan,devletin şanına yakışacak bir kişi olmalıydı.Sarayda, Enderunda, divanda böyle bir kişi bulamıyorlardı.Daha sonra vezirlerden biri Muhsin Çelebi’nin adını söyledi .Bunun üzerine Osmanlı sadrazamı Muhsin Çelebinin çağrılmasını istedi. Peki hiç kimsenin cesaret dahi edemediği bu elcilik görevine çağırılan Muhsin Çelebi kimdir?

Doğruluktan ayrılmayan , varlıklı fakiri fukarayı koruyan cesur , iyilikten doğruluktan ayrılmayan Muhsin Çelebi sadrazamın emri üzerine huzurana gider. Sadrazam ondan el etek öpmesini beklerken o eğilmez.Sadrazam onun bu hareketine kızmasına karşın ona elçilik teklifinde bulunur.Muhsin Çelebi bu görevi devleti için kabul eder. Elbette ki bu büyük devletin elçisi; atları,hademeleri ve giysileriyle ihtişamlı olmalıdır.Muhsin Çelebi bu giderleri, sadrazamın ısrarına karşın, kendisi kraşılamak ister. Bütün varlığını rehin vererek tüccarlardan on bin altın alır.Bu parayla ihtiyaçlarını karşılar. Bir de Sırmakeş Toroğlu’ndaki: Kumaşı Hint’ten incileri Venedik’ten gelme Şah İsmail’in hayatında göremeyeceği pembe incili kaftanı sekiz bin altına alır.

Karısını iki çocuğunu akrabalarına bırakarak yola koyulur. Muhsin Çelebi Tebriz’e vardığında halk ve şah onu şaşkınlıkla karşılar. O her zamanki gibi başı dik göğsü ilerde Şah İsmail’in huzuruna varır. Padişahın mektubunu öperek Şaha uzatır.Ayağı öpülmeyen Şah sapsarı kesilir. Muhsin Çelebi sağına soluna bakar ve oturacak bir şeyin olmadığını görür. Bunun ayakta beklemeye mecbur bırakmak için yapılmış bir davranış olduğunu düşünerek o göz kamaştıran kaftanını tahtın önüne serer ve üzerine oturur.Şah,vezirleri komutanları aptallaşmışırlar.Muhsin Çelebi gür sesiyle:Padişahının hiçbir ecnebi padişah karşısında eğilmeyeceğini ve dünyada Türk Padişahı kadar asil bir padişahın olmadığını söyleyerek huzurdan izin istemeden ayrılır.Kapıdan çıkarken Şah’ın askeri kaftanı arkasından getirir.Muhsin Çelebi sesini yükselterek ‘bir Türk asla yere serdiği şeyi sırtına koymaz.’diyerek oradan ayrılır.

Muhsin Çelebi sağ salim ülkesine döner.Herkes pembe incili kaftana ne olduğunu merak eder. Fakat o bu yaptığını anlatacak kadar küçük bir insan değildir. Muhsin Çelebi elçilikten kalan malzemelerini satarak küçük bir bahçe alır.Üsküdar pazarında sebze meyve satarak geçimini sağlamaya başlar.Düştüğü bu acı durum karşısında o hiçbir zaman yaptığı fedakarlıkla övünmemiştir.

Cumhuriyetin ilanından sonra edebiyatımız, çağdaş anlayışlar doğrultusunda gelişmesini başarıyla sürdürmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarında “Beş Hececiler” olarak adlandırılan şairler topluluğu, en parlak dönemlerini yaşamaktaydı. Yine bu yıllarda Kurtuluş Savaşı’nın etkisiyle edebiyatta genel olarak Anadolu’ya bir yönelim başlar.

Bu dönemin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1- Yazı diliyle konuşma dili arasındaki fark ortadan kalkmış dildeki sadeleşme çabaları aralıksız olarak sürmüştür.

2- Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış gerçekçi bir anlayış güdülmüştür.

3- Aruz ölçüsünün yerini hece ölçüsü almış, şiirlerde de günlük konuşma dili kullanılmıştır. Yine bu dönemde şiirin biçimce daha da serbestleşmesi sağlanmıştır.

4- Şiir, roman, hikaye ve tiyatro gibi türlerde önemli gelişmeler olmuştur.

5- Cumhuriyetin kuruluşuyla 1940 (İkinci Dünya Savaşı) yılları arasında eser veren şair ve yazarlar genellikle daha önceki Milli Edebiyat akımının etkisinde tam anlamıyla “yerli” ve “halka doğru” ; veya Batı’nın, özellikle Fransız edebiyatının etkisinde kişisel yollarında yürümüşlerdir.

Yine bu dönemde (1928) ortaya çıkan “Yedi Meşaleciler”, “Beş Hececiler” gerçeklere dayanmayan “memleket edebiyatı” anlayışına sahip olmakla suçlamışlardır. Amaçları “canlı, samimim ve gerçekçi olmak” şeklinde açıklamışlardır. “Yedi Meşaleciler” adını almalarının nedeni ise “Yedi Meşale” adlı derginin etrafında toplanmış olmaları ve bu adla ortak bir yapıt yayınlamalarıdır.

Bu sanatçılar şunlardı (Yedi Meşaleciler):

Vasfi Mahir KOCATÜRK
Ziya Osman SABA
Sabri Esat SİYAVUŞGİL
Cevdet Kudret SOLOK
Yaşar Nabi NAYIR
Kenan Hulusi KORAY
Muammer Lütfi BAHŞİ

* Aruz ölçüsü bırakılmıştır. Serbest ölçü ve hece ölçüsü kullanılmıştır.
* Dilde sadeleşme hareketi başarıya ulaşmış ve İstanbul Türkçesi esas alınmaya başlanmıştır.
* Edebiyatımız İstanbul aydınlarının tekelinden kurtulmaya başlanmıştır. Anadolu’dan aydın yetişmeye başlamıştır.
* Romanda ve hikâyede halk gerçekleri tamamen yerleşmiştir.
* Uluslar arası düzeyde sanatçı yetişmiştir.
* Tiyatro ve deneme alanında büyük gelişmeler gösterilmiştir.
* Bu dönemden itibaren farklı edebi topluluklar ortaya çıkmaya başlamıştır.

BEŞ HECECİLER
* Hecenin beş şairi adıyla da anılan bu sanatçılar milli edebiyat akımından etkilenmiş ve şiirlerinde hece veznini kullanmışlardır.
* Şiirde sade ve özentisiz olmayı ve süsten uzak olmayı tercih etmişlerdir.
* Beş hececiler şiire birinci dünya savaşı ve milli mücadele döneminde başlamışlardır.
* Beş hececiler ilk şiirlerinde aruz veznini kullanmışlar daha sonra heceye geçmişlerdir.
* Şiirde memleket sevgisi, yurdun güzellikleri, kahramanlıklar ve yiğitlik gibi temaları işlemişlerdir.
* Hece vezni ile serbest müstezat yazmayı da denediler.
* Mısra kümelerinde dörtlük esasına bağlı kalmadılar yeni yeni biçimler aradılar.
* Nesir cümlesini şiire aktardılar ve düzyazıdaki söz dizimini şiirlerde de görülmesi beş hececiler de çok rastlanan bir özelliktir.
* Beş hececiler şu sanatçılardan oluşmuştur:
Faruk Nafiz Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon

YEDİ MEŞALECİLER
* 1928’de kurulmuştur.
* Heceyi geliştirmek amacıyla ortaya çıkmıştır.
* “Canlılık, samimiyet ve daima yenilik” sloganıyla hareket etmişlerdir.
* Varlaine, Mallerma gibi Fransız şairleri örnek almışlardır.
* Anadolu’yu yurtseverlik anlayışıyla anlatmayı düşünmüşlerdir; ancak pek başarılı olamamışlardır.
* Bunlar: Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret, Kenan Hulusi Koray.

GARİPÇİLER ( I. YENİCİLER )
* Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının belki de bütün Türk edebiyatının en farklı gurubu olarak edebiyat tarihinde yer almışlardır.
* 1940 yılına kadar gelen bütün şiir anlayışına karşı çıkan Orhan Veli, Oktay Rıfat Horozcu, Melih Cevdet Anday ortaklaşa “Garip” dergisini çıkarıp bu akımı başlatmışlardır.
* Şiirde ölçü ve kafiye gereksizdir.
* Şiir fikirleri aşılamak işin kullanılmamalı.
* Şiirde anlam düz verilmeli.
* Her konu şiire girebilmeli
* Her insan şiirin konusu olabilmeli.
* Şiirde söz ustalığı, laf cambazlığına gerek yoktur.
* Şiirde önemli olan bütün güzelliğidir.

Ayrıca bkz. Garip Akımı hakında detaylı bilgi için tıklayınız.
MAVİCİLER
* Atilla İlhan’ın 1952-1956 yıllarında çıkardığı derginin adı olan “MAVİ” nin etrafında toplanan Orhan Duru, Ferit Edgü gibi sanatçıları oluşturduğu guruptur.Bu sanatçılar, Garip Akımı’na ve Orhan Veli’ye karşı çıkmış, şairane bir sanat anlayışının temsilcisi olmuşlar.

*Daha sonra mavi dergisi Özdemir Nutku’nun yönetimine geçti ve Atilla İlhan’ın savunduğu toplumsal geçekçiliğin (sosyal realizm) sözcüsü oldu.Dergi Nisan 1956’da çıkan 36. sayıdan sonra (son mavi) kapatıldı.

* Garip akımına tepki olarak çıkmıştır.

* Şiirin basit olamayacağını zengin benzetmeli, içli, derin olması gerektiğini savunmuşlardır.

Ayrıca bkz.>>> Mavi Hareketi

İKİNCİ YENİCİLER
* 1950’lerde “Garip” akımına tepki olarak çıkmıştır.
* Şiirin düşürüldüğü basitliğe son vermek amacıyla ortaya çıkmıştır.
* Cemal Süreyya, İlhan Berk, Edip Cansever, Turgut Uyar, Ece Ayhan, Ülkü Tamer,Sezai Karakoç bu akımın öncüleridir.
* Sözcüklerin anlamı değil söylenişi önemlidir.
* Her şey insanla başlar insanla biter.
* Şiirin kendine göre bir dili olmalı.
* Şiir diğer edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılmalı.
* Önemli olan kelimelerin anlamları değil, şairin ona yüklediği anlamlardır.

ŞARKI = NAZIM BİRİMİ DÖRTLÜKTÜR.DİVAN EDEBİYATI,NAZIM ŞEKLİDİR.HALK EDEBİYATINDAKİ TÜRKÜYE BENZER.EZGİYLE SÖYLENİR.ŞARKI TÜRLERİNİN DİVAN EDEBİYATINA KAZANDIRDIĞI BİR TÜRDÜR.KAFİYE DÜZENİ aaaaa,bbba,ccca ŞEKLİNDEDİR.ARUZ **ÇÜSÜYLE YAZILIR.DÖRTLÜKLERİN SON DİZELERİ NAKARATTIR.

TÜRKÜ = BENTLERDEN OLUŞAN NAZIM ŞEKLİDİR.8Lİ VE 11Lİ HECE OlÇÜSÜYLE YAZILIR.ŞARKI GİBİ EZGİYLE SÖYLENİR.

SONE = 2 DÖRTLÜK 2 3’LÜKTEN OLUŞAN 14 DİZELİK BATI EDEBİYATI NAZIM ŞEKLİDİR.EDEBİYATIMIZDA EN ÇOK SERVET-İ FÜNÜNCULAR TARAFINDAN KULLANILMIŞTIR.KAFİYE ŞEMASI abba,ccd,eed ŞEKLİNDEDİR.

SAYFA 45 TEKİ 6. SORUNUN CEVAPLARI ARKADAŞLAR YAZARIN İSMİNİ VERDİĞİM YERİN ÜSTÜNE YAZIN ARKADAŞLAR : ENDERUNLU VASIF=ŞARKI dörtlüklerden olşur.Divan edebiyatıdır.

ANONİM = TÜRKÜ 8’li ve 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.ezgiyle söylenir. FUZULİ=KASİDE beyit sayısı 33-99 arasında değişir.kendini övdüğünü görüyoruz. NECİP FAZIL KISAKÜREK=SONE BAKİ=GAZEL aruz ölçüsüyle yazılıştır.

42) 1.yukarıdakı bırımlerı bir tema etrafında ahenk unsurlarınında eklenmesıyle birleşmişlerdir.birimleri şiirin bütününe bağlayan unsurda budur.
2.gazel;aynı tema etrafında bırleşen beyıtlerden meydana gelmiştir.bu beyıtlerde şiirin temasının etrafında birleşerek nazım şeklını (gazeli) olusturmustur.
semai;aynı tema etrafında birleşen dortluklerden meydana gelmışlerdır.dortluklerde şiirin teması etrafında birleşerek semaıyı olusturmustur.
lavinia şiiri ise diğerleri gibi aynı tema etrafında bırlesen birimlerden meydana gelmiştir.birimlerin bir araya gelmesi şiiri olusturmustur.
3.her donemın ve edebi anlayısın kendıne özgu yapıların olmasından kaynaklanır.Gazel,divan,semai, aşık,lavinia,modern şiirdir.

sayfa 44
şarkı=nazım birimi 4lük , divan edebiyatı nazım şeklidir, halk edebiyatındaki türküye benzer,ezgiyle söylenir,kafiye düzeni aaaaa,bbba.cca,şekilinde
türkü=bentlerden olusan nazım şeklidir 8li 11li hece ölçüsü vardır.

GEZİLERLE İLGİLİ; YÖNETMELİK GEREĞİ DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR VE HAZIRLANMASI GEREKLİ BELGELER

1-Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği 21.Madde’de belirtilen hususlara dikkat edilmesi,

2-Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği, Okul gezileri çerçeve sözleşmesinin 14.maddesindeki sözleşme eklerinin düzenlenmesi

3-İl sınırları dışına yapılacak gezilerle ilgili onay Kaymakamlık Makamından, İl içinde yapılacak gezilerle ilgili onay İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden, Belediye sınırları içinde yapılacak geziler Okul Müdürlüğünün onayı ile yapılacaktır.

4-Gezilerle ilgili belgeler Müdürlüğümüze en geç 10 gün önceden gönderilecektir.

–Gezilerle ilgili yönetmelik ve Genelge’ler–

a-Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği (13.1.2005 tarih ve 25699 sayılı Resmi Gazete) ek ve değişiklikler:(12.8.2005 tarih ve 25904 sayılı Resmi Gazete) – (25.8.2005 tarih ve 25917 sayılı Resmi Gazete) –( 02.3.2008 tarih ve 26804 sayılı Resmi Gazete)

b-Milli Eğitim Bakanlığı Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün 21.05.2007 tarih ve 2007/46 sayılı genelgesi

c-Milli Eğitim Bakanlığı Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün 18.01.2008 tarih ve 2008/03 sayılı genelgesi

–Gezi dosyasında bulunması gerekli belgeler;(Okul Gezileri çerçeve sözleşmesi(ek-12)’de belirtilen ekler–

a-İşletme Belgesi
b-Görevlendirilmesi halinde tur rehberinin kimlik kartı
c-Sürücü Belgesi ve mesleki Yeterlilik belgesi(SRC 2)
d-100 km.ye kadar olan gezilerde “Y” yetki belgesi
e-100 km.nin üzerinde olan gezilerde “D2” yetki belgesi
f-Araçların “Zorunlu Mali Sorumluluk(trafik) sigorta poliçesi, “Karayolu Yolcu
g-Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi”, “Karayolu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi”
h-Araç, yüklenici tarafından kiralanmış ise yüklenici tarafından onaylanmış sözleşme sureti
ı-Gezi Planı ve T.C.Kimlik numaralarının da yazıldığı geziye katılacak öğrenci, öğretmen ve idareci isim listesi

–Diğer Belgeler–

a-Konaklanacak yer ile ilgili rezervasyon belgesi
b-Araç oturma planı
c-Gezi, tanıtım ve turizm kulübü çalışma planı
d-Araç Uygunluk Tespit Belgesi
e-Üst Yazı Örneği(İl İçi)(Yazınız örneğe uygun olmalıdır)
f-Üst Yazı Örneği (İl Dışı)(Yazınız örneğe uygun olmalıdır)

 Okul Gezileri İçin Düzenlenecek Belgeler ve İlgili Yönetmelik ve Genelgeler

. ÜNİTE
İLETİŞİM DİL VE KÜLTÜR

İLETİŞİM
Metindeki iletişim öğeleri şunlardır:
Gönderici: Baba
İleti: İnsanların kalbini kırmamalıyız. Kalp kırmak iyi değildir.
Alıcı: Oğul
Dönüt:Kırılan kalbi düzeltmek mümkün değildir.

…….sözcük ……………
…….göstergebilim……..
yanlış
yanlış
Doğru yanıt: A
Doğru yanıt: B
Doğru yanıt: D
Doğru yanıt: B
Doğru yanıt: A
İNSAN, İLETİŞİM VE DİL
1. Doğru
Doğru
2. Doğru yanıt: E
3.

Dilin İnsan Hayatındaki Yeri ve Önemi
Hayatımızın hemen hemen her aşamasını‚ yani günümüzün büyük bir bölümünü konuşarak geçiririz.İnsan düşünen bir varlıktır‚ bunu hepimiz mutlak biliriz. Peki nasıl düşünürüz?… Elbette düşünürken de dilimizi kullanırız. Herkes diliyle düşünür‚ diliyle iletişim kurar‚ diliyle dua eder… Bunlar gibi daha bir çok örnek verebiliriz. İnsanın hayatında konuşmanın ve dolayısıyla dilin önemi çok büyüktür.Dilin önemini günümüzden aşağı yukarı 2500 yıl önce yaşamış büyük bir Çin filozofu olan Konfüşyüs şu meşhur konuşmada ne güzel ifade eder:

Künfüçyüs’e sordular:

“Bir memleketi idare etmeye çağrılsaydınız‚ yapacağınız ilk iş ne olurdu?”

Büyük filozof şöyle cevap verdi:

“Hiç şüphesiz dili gözden geçirmekle işe başlardım.”

Ve dinleyenlerin hayret dolu bakışları arasında devam etti:

“Dil kusurlu olursa‚ kelimeler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa‚ yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Vazifeler gereği gibi yapılmazsa‚ töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa‚ adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa‚ şaşkınlık içine düşen halk‚ ne yapacağını‚ işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki‚ hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”

Dil‚ geçmişle gelecek‚ halkla kültürü arasındaki bir köprüdür. Şayet bu köprü yıkılacak olursa‚ o halk yok olmaya‚ erimeye‚ kendini kaybetmeye‚ yeryüzünden silinmeye mahkûmdur. Ve zannımca hiçbir halk esir olarak‚ kültürünü ve millî benliğini kaybetmiş olarak yaşamak istemez.

DİL-KÜLTÜR İLİŞKİSİ
1. …..dil………..
…..yazı dili……
2. Doğru
Yanlış
3. Doğru yanıt: D
4. Doğru yanıt: E
5. Doğru yanıt: C
6. Doğru yanıt: E

ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1. Doğru yanıt: A
2. Doğru yanıt: A
3. Doğru yanıt: B
4. Doğru yanıt: E
5. Doğru yanıt: C
6. Doğru yanıt: D
7. Doğru yanıt: C
8. Doğru yanıt: C

sayfa 3
1. Soru : Bilimde sınıflandırmaya niçin ihtiyaç duyulmuştur?
Cevap : Bilgi alanının genişlemesi ile bilimde sınıflandırmaya ihtiyaç duyulmuştur. Bu sınıflandırmayla konuların birbirine bağlanması ve anlaşılması kolaylaşmıştır.
2. Soru : Sınıflandırma yapılırken nelere dikkat edilir?
Cevap : Sınıflandırma yapılırken amaç konuları birbirine bağlamak olduğu için konuların çeşitli yönlerden benzer özelliklerine ve ilişkilerine dikkat etmek gerekir.
3. Soru : Edebiyattaki “kurmaca” ve “gerçeklik”ten ne anlıyorsunuz?
Cevap : Edebiyatta gerçeklik; somut olarak var olan bir durumun hiçbir müdahaleye uğramadan ifade edilmesidir. Kurmaca ise, bu ifadeye duygu ve hayallerin katılmasıdır.
4. Soru : “Göstermeye bağlı türler” ve “anlatmaya bağlı türler” ifadeleri size neleri çağrıştırıyor?
Cevap : Göstermeye bağlı türler, bir olay veya durumun sahnede canlandırılmasına, anlatmaya bağlı türler de bu olay veya durumun yer, zaman, kişiler ve olay örgüsüne bağlanılarak anlatılmasına dayanır.
5. Soru : Dil, günlük hayatta daha çok hangi işlevde kullanılır?
Cevap : Dil günlük hayatta daha çok göndergesel işlevde kullanılır.

sayfa 5

1. Yukarıdaki metin “estetik zevk vermek” ya da “heyecan uyandırmak” için mi yoksa “bilgi vermek” için mi yazılmıştır? Açıklayınız.
Cevap : Verilen metin, yazarın lise yıllarında bulunduğu Ankara ve çevresi hakkında bilgi vermek amacıyla yazılmıştır. Yani yazar yaşadığı anılarını anlatmıştır.
2. Metinde verilen bilgilerin doğruluğunun yada yanlışlığının kanıtlanabilirliğini açıklayınız.
Cevap : Yazarın verdiği bilgileri belli bir yere ve zamana bağlaması bilgilerin kanıtlanabilirliğini ortaya koymuştur.
3. Metinde anlatım türlerinden hangilerinin kullanıldığını örnekle açıklayınız.
Cevap : Metinde yazar, yaşadıklarını anlatırken, öyküleyici anlatımdan, yaşadığı çevreyi anlatırken betimleyici anlatımdan yararlanmıştır.
“Yozgat’tan ayrıldıktan 5 gün sonra kimi yerlerde kala kala… Pencereleri, yapının genişliğine oranla küçük Devamını Oku »

FİİLİMSİLER – EYLEMSİLER İLE İLGİLİ TEST SORULARI (1)

1. Gözlerimiz giderek yalnızlaşıyor

Fermanlı bir deliliğe karışır gibi

Gözlerimiz yıldızlara hücum ediyor

Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi yoktur?

a) Bağ – fiil

b) Kurallı bileşik eylem

c) Türemiş eylem

d) Yardımcı bileşik eylem

e) Çekimli birden çok eylem

2. Aşağıdaki dizelerin hangisinde sıfat – fiil kullanılmamıştır?

a) Gündüzün geceyle buluşan noktasında

Yaklaşıyor musikisi eteklerinin

b) Ey pembe akşamların kara sevdalıları

Güzelliklerine doyulmamış zamanlar

c) Bir bahar sabahının karanlığında ussuz

Gökte diz çökmüş, iki titrek ışıklı yıldız

d) Besteler, kıllarım vatan ırmaklarından

Sazlara sinmiş bir şarkıdır belki dönüşün

e) Gözlerin kararan yollarda üzgün

Ve bir zambak kadar beyazdır yüzün

3. Aşağıdaki dizelerin hangisinde fiilimsi kullanılmamıştır?

a) Yolunu şaşırmış meltemlerle gelen

Bir eski şarkı dolanır kıyılarımda

b) Sararmış dağ çiçeklerine ve hatıralara

Devamını Oku »

SAYFA 93
3. ETKİNLİK

Anadolu’nun fethini ve bu fethin kahramanlarını anlatan, 12. yüzyılda sözlü olarak şekillenen 13. yüzyılda yazıya geçirilen İslâmî Türk destanlarından biridir. Danişmend-nâme’de anlatılan olayların tarihi gerçeklere uygunluğu, kahramanlarının yaşamış Türk beyleri olmalarından, Anadolu coğrafyasının gerçek adlarıyla anılmasından dolayı uzun süre tarih kitabı olarak görülmüştür
DELİ DUMBUL
*İlahi bakış açısıyla yazılmıştır.
*Hikayede olaylar nesir, kahramanların duygu ve düşünceleri nazım ve nesirle dile getirilmiştir.
*Arı bir dil kulanılmış, olağanüstü olaylara yer verilmiştir.
*Tasvirlere başvurulmuştur.

SAyFA 93:

b)Teması:aile olmanın değeri

2. ETKİNLİK

a)Adil bir yapı yok. İslamiyet inancının yoğun bir şekilde olmasına rağmen farklı dinler görülüyor.

b)-?

2)Tema evrenseldir

3)Metnin yapısını oluşturan ögeler
*Olay örgüsü
*Kişiler
*Zaman
*Mekan
*Ve dil anlatım(olay çevresinde oluşan metinlerde dil anlatıma da dikkat edilir)

SAYFA 93:

OLAY ÖRGÜSÜ SIRASI:
12-2-4-10-5-7-13-3-9-11-1-6-8
KARAKTER ÇÖZÜMLEME TABLOSU:
(sırasıyla 1,2,3,4,5)
Devamını Oku »

Sayfa: 80-81-82-83…………………..138-139-140 CEVAPLAR

SAYFA 80
1.soru; dıdaktık bıır sıırdır.
7 lık hece olcusuyle yazılmısıtr.
3.soru;1.konuda;
kendı ıcınden ne hıssederse onu yaptıgını soyluyor.
2.konuda;
evlerın bınaların olusaumunu bınaların ve evlerın yok olusmunu anlatıyor.
3.konuda;
velvelerın oldugu gun tukenmesını(bıtmesını)soyluyor.

SAYFA 81
9.soru;
tezat sanatı: zıt kavramlarınnın bır arada kullanılması cennet =cehennem gıbı
tesbıh sanatı; benzeyen benzetme sanatı edatlı sanat tek unsuru ıstıare

SAYFA 82
1.soru;
nazım bırımı beyıttır.
kafıye kullanılmıstır.
hece olcusu vardır.
mubalaga sanatı kullanılmısıttr.
3.soru:
camı avlusundan bahsedıyor. bu camınınde eskı oldugunu soyluyor..

SAYFA 83
1.soru; nazım seklı 2 lı dızelerden olusmustur.
hece olcusu yoktur.
kafıye duzenlı degıldır.
duygusal lırık bır sıırdır.
3.soru;benzetme
4.soru; sevgılıye duyulan özlem onu hatırlamak.sevgıluye duyulan ozlem var.saırın sevdıgıne olan özlemm
6.soru; hasret konus vardır.ışık=somuttur.
7.soru; kısılestırme sanataı kullanılmıştır.
8.soru; ask ve hasret bakımından lirik bir şiir.

Ölçme ve Değerlendirme
1.soru;D-Y
2.soru; kısılestırme yanı teshıs sanatı nvardır.
3.soru; E
4.soru; D

SAYFA 84
Ölçme ve Değerlendirme
1-D-Y
2-uygunluk(tenasüp)
3-C
4-D
5-hüsn-ü tahlil sanatı ile açık istiare vardır.
sayfa 86:
Devamını Oku »

Tarihin bilimsel tanımını yapınız?
2_Olgu ve olay kavramlarını açıklayıp örnek veriniz?
3_Tarih biliminin yöntemini diger bilimlerle karşılaştırınız?
4_Tarihçi bir olayla ilgili belgeleri hangi aşamalardan geçirerek degerlendiriniz?
5_Tarih neden nasıl sınıflandırılmıştır?

1- TARİHİN TANIMI: Tarih geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini YER VE ZAMAN bildirerek, SEBEP-SONUÇ ilişkisi içinde anlatan bilim dalıdır.

2- Olgu, bilimsel verilere dayalı, kanıtlanabilir özellikteki bilgidir.

örnekler:

Atatürk 1881 yılında doğmuştur.
Türklerin ilk sözlüğü Divan-ı Lugat-it Türk’tür.
Atatürk 19 Mayıs 1919′da Samsuna çıkmıştır.
Türkiye’nin başkenti Ankara’dır.
Atatürk 10 Kasım 1938′de vefat etmiştir.
“savaş” bir olgudur ama “1.dünya savaşı” bir olaydır…

5- dünyada belli başlı olaylar yaşanmıştır. bu olaylar tüm dünyayı derinden etkileyen olaylar olduğu için tarih sınırlandırılmıştır

sayfa 11
soRu 1) cevap:seyahatname
soru 2 ” :yazıLı
sayfa 12
istanbulda insanların evleri düzgün gecekondulaşma yok görünüş bakımından kirlilik yaratmamakta ve dier resimden daha ileride yani daha çok gelişmiş etipyo ise istanbula göre geride kalmış gelişmemiş bir yer görüntü kirliliği yaratmakta gecekondulaşma var.
Devamını Oku »

Kuvvet ve Hareket:

Sürat:

Hareket eden tüm cisimler yer değiştirir. Fakat hareketlinin sürati aynı değildir. Okulumuzun bahçesinde 2 nokta belirleyelim. Metre yardımıyla bu mesafeyi ölçelim. Bu noktadan birisinden diğerine önce sabit adımlarla koşalım. Ve yine koşma süresince geçen süreyi ölçelim. Daha sonrada sabit tempoyla koşalım. Ve yine koşma süresince geçen süreyi ölçelim. İkinci durumda iki nokta arasındaki mesafeyi daha çabuk alırız. Çünkü;koşarken ki süratimiz,yürürkenki süratimizden daha büyüktür.
Yine bir yere otomobille daha çabuk gideriz. Çünkü otomobilin sürati yürüyerek veya koşarak hareket eden bir kişinin süratinden daha fazladır. Bir hareketli süratini ne kadar artırırsa gideceği yere daha çabuk ve daha kısa sürede ulaşacaktır. İki otomobilden biri Ankara dan Antalya ya 8 saatte,diğeri 10 saatte gidiyor. Buna göre 8 saatte giden otomobilin sürati,10 saatte gidenin süratinden daha büyüktür. Verdiğimiz bu örneklerden alınan yol,geçen zaman ve sürat arasında bir ilişki olduğunu anlıyoruz.
Yol ve yolun alınması için geçen zaman birlikte düşünüldüğünde
Sürat kavramı ortaya çıkar. Bir hareketlinin yer değiştirmesi belli bir süre içinde olur. Hareketlinin birim zamanda aldığı yola sürat denir. Buna göre sürati;

Sürat=Alınan Yol/Geçen Zaman
Olarak ifade edebiliriz.
Devamını Oku »

Koordinat Sistemi

Verilen bir noktanın kartezyen koordinat düzleminde nasıl gösterileceği aşağıda anlatılmaktadır.

Koordinatları A(2,3) olan bir noktayı göstermek için sıfır noktasından başlar ve sağa doğru x ekseni üzerinde iki birim ilerleriz. Sonra yukarı doğru y ekseni boyunca üç birim ilerleriz.

Verilen noktaları işeretleme:
A(2,3), B(5,1), C(-3,-2), D(2,-3) ve E(-1,2) noktalarını aşağıda verilen garfikte işaretleyiniz.

 

Not: Parantezin içindeki ilk sayı sağa veya sola doğru kaç birim hareket edeceğimizi, ikinci sayı ise yukarı veya aşağı doğru kaç birim hareket edeceğimizi gösterir.

 

Grafikler

Bir doğrunu grafiği bir denklem ile verilir.

 

Doğru Grafikleri

y=2x doğru denklemine bir örnektir.

 

Denklemin Grafiğinin Çizilmesi

Koordinatlarını bularak denklemin grafiğini çizebiliriz. Bunu yapabilmek için x’ e verdiğimiz değerleri denklemde yerine yazarak, bu değerlere karşılık gelen y değerlerini bulmalıyız.Sonuçlar aşağıdaki tablodadır.

y=2x denkleminin koordinat tablosu
x y  
-1 -2 y = 2 x -1 = -2
0 0 y = 2 x 0 = 0
1 2 y = 2 x 1 = 2
3 6 y= 2 x 3= 6

 

  Devamını Oku »

Kimyasal Tepkimeler

KİMYASAL TEPKİME

Tepkime, kimyada iki veya daha çok maddenin başka madde veya maddelere dönüştüğü hadise. Reaksiyon da denir. Kimyasal tepkimede tepkimeye giren maddelerin özellikleri kaybolurken değişik özelliklerde yeni maddeler ürün olarak ortaya çıkar. Fakat tepkimede toplam kütle değişmez.

Bir kimyasal tepkimede bağ oluşturan elektronların enerji soğurmasıyla bağ parçalanır. Bu durum yeni bağların oluşmasını mümkün kılar ve enerji açığa çıkar. Bir bağın parçalanması için gerekli olan enerji yeni bir bağın oluşmasında açığa çıkan enerjiden daha az olduğunda, bu tepkimeye ekzotermik (ısı veren) tepkime, tersi olduğundaysa endotermik (ısı alan) tepkime denir.

Konu başlıkları

1 Tepkime kabı

2 Tepkime ısısı

3 Tepkime hızı

4 Ayrıca bakınız

Tepkime kabı [değiştir]Reaktör de denir. Laboratuvarlarda veya kimya sanayiinde kimyasal tepkimelerin gerçekleştiği kap veya cihazlara denir. Genellikle cam, paslanmaz çelik veya kimyasal maddelerden etkilenmeyen herhangi bir alaşımdan yapılmışlardır.

Tepkime ısısı [değiştir]Bir kimyasal tepkimede bütün maddeleri aynı sıcaklıkta tutabilmek için tepkime sistemine eklenmesi veya sistemden uzaklaştırılması gereken ısı miktarıdır. Tepkime sisteminin içinde bulunduğu kabın basıncı sabit tutulduğunda ölçülen tepkime ısısı aynı zamanda entalpi olarak bilinen termodinamik nitelikteki değişimi, yani tepkime sonucunda oluşan ürünlerin entalpisiyle tepkimeye girenlerin entalpisi arasındaki farkı gösterir. Böylece sabit basınçta tayin edilen tepkime ısısı DH sembolüyle gösterilen tepkime entalpisidir. DH negatif olduğunda tepkime ekzotermik, tersi durumdaysa tepkime endotermiktir.

Mesela,

H2 + Cl2 → 2HCl + 44 kkal

tepkimesinde tepkimeye giren H2 ve Cl2 moleküllerinde iki atomu bir arada tutan bağların koparılması enerji ister. Bu enerji sağlandığında atomlar arasındaki bağlar kopar ve atomlar yeni düzenlemeye girerek yeni bağlar (HCl bağları) oluştururken dışarıya enerji verilir. Bu tepkimede dışarı verilen enerji daha önce alınan enerjiden fazla olduğundan neticede dışarıya enerji verilmiş olur (ekzotermik tepkime). Buna karşılık;

H2 + I2 + 12,4 kkal → 2HI

Devamını Oku »

İMLA ( YAZIM ) KURALLARI VE NOKTALAMA İŞARETLERİ

Soru 1. İnsan bir kışını burada geçirse ( ) yalnız müzik dinlese ( ) yalnız bu yankılı havayı koklasa ( )

Yukarıdaki cümlede parantezle gösterilen yerlere sı­rasıyla hangi noktalama işaretleri getirilmelidir?

A) (,) (,) (…) B) (;) (;) (.) C) (,) (,) (;) D) (;) (.) (…)

Soru 2. Eskiden beri söylenir ( ) “Bizim şiirimiz halk şiiridir ( )” Ama daima bunun aksine eser verilir () söylenenler gerçekleşmez.

Yukarıda parantezlerle belirtilen yerlere sırasıyla aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri getiril­melidir?

A) (:) (,) (;) B)(.) (.) (.) C) (;) (.) (;) D) (:) (.) (,)

Soru 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki parantez içi boş­luğa noktalı virgül (;) getirilemez?

A) Bu yazarı okumalısın ( ) onda kendinden çok şey bu­lacaksın.

B) Hiç olmazsa sanat kültürünüzü yükseltmeye ba­kın ( ) dedi.

C) Herkes, büyük bir cezaya çarptırılacağını bekliyordu ( ) ne var ki beklenen olmadı.

D) Hamdi Tanpınar ( ) şiir, roman, hikâye türünde eserler vermiştir.

Soru 4. Üç günden beri uykusuzum (I) uyumayı unuttum (II) de­sem abartmamış olurum (III) Yastığa başımı koyup (IV) tatlı rüyalara dalmayalı ise neredeyse dört ay oldu (V)

Bu parçada numaralanmış yerlerden hangisine hiçbir noktalama işareti getirilemez?

A) I. B) II. C) III. D) IV

Soru 5. Hocaya sormuşlar () Hocam bir şey icat ettin mi () Ettim () demiş () ama ben de beğenmedim!

Bu parçada parantez içi boşluklara sırasıyla hangi noktalama işaretleri getirilmelidir?

A) (:) (!) (;) (,) B)(:) (?) (,) (;)

B) (;) (?) (,) (.) D)(,) (?) (.) (;)

Soru 6. Aşağıdakilerin hangisinde parantezle gösterilen yere iki nokta (:) getirilemez?

A) Daha yapacağım o kadar çok iş var ki () anlatamam.

B) Aklımda iki isim vardı () Canan ve Korkut.

C) Bize şunları da söyledi () Çalışın ve kazanın.

D) Sözcük türleri şunlardır () İsim, sıfat, zamir…

Soru 7. Bir Hint atasözü şöyle der ( ) ( ) Güneşe ulaşmak istiyor­san yanmayı düşünmeyeceksin ( ) ( )

Yukarıda parantezlerle gösterilen yerlere aşağıda- ki­lerin hangisinde verilen noktalama işaretleri getiril­melidir?

A) (:) (-) (,) (.) B) (-) (“) (.) (“)

C) (;) (:) (.) (.) D) (:) (“) (.) (“)

Soru 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde üç nokta (…) yanlış kullanılmıştır?

A) Yemekten sonra tatlılar, kahveler, meyveler… ikram edildi.

B) Ev sahibi kesin konuştu: Ya kirayı artıracaktık; ya da…

C) Neler konuşulmadı ki o akşam: siyaset, spor, maga­zin…

D) Evdeki sohbetimiz üç ayaklıdır: Biri ben, biri annem, biri de babam…

Soru 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?

A) Son günlerde zamlar arka arkaya gelmeye başladı.

B) Onunla görüşmeyeli aylar oldu.

C) Deve kuşu gibi başını kuma sokuyor.

D) Senin bundan haberin var mı ki?

Soru 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı yoktur?

A) O zaman onbir yaşındaydım.

B) Sanmayınki o bu konuda bilgisiz.

C) Bizide beraberinde götürmek istedi.

D) Bizimle gelmeyeceğini babama söylemiş.

Soru 11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bitişik yazılması ge­reken “-da (-de)” ayrı yazılmıştır?

A) Diğer arkadaşlar da benimle aynı görüşteydi.

B) Davranışları da sözleri gibi tutarlı değildi.

C) Yüzün de her zamankinden farklı bir tebessüm vardı.

D) Poşetin içine diğerlerini de koyalım.

Soru 12. Aşağıdakilerin hangisinde kısaltmaların yazımıyla il­gili bir yanlışlık vardır?

A) Bu dergi, TÜBİTAK’ın desteğiyle çıkıyor.

B) Kırtasiyemizde UNICEF’in hazırlattığı kartlar da var.

C) Teknisyen olan kardeşim, MTA’da çalışıyor.

D) İTÜ’nin bahar şenlikleri çok görkemliydi.

Soru 13. Sende git, sende unut, kimler unutmadıki…

Bu dizede kaç yazım yanlışı yapılmıştır?

A) 1 B) 2 C) 3 D) 4

Soru 14. Aşağıdakilerin hangisinde kesme işareti yanlış kullanılmıştır?

A) Bu konuyu A’dan Z’ye hepimize öğretmişti.

B) 1980’li yılların en önemli gazetecisiydi.

C) Sınavda, Türkçe’den zor soru gelmedi.

D) Biz, daha çok Fatih’ler yetiştireceğiz, dedi.

Soru 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ki” nin yazımı yanlıştır?

A) Barajdaki su seviyesi düşmeye başlamış.

B) Sınıftakiler oldukça korkmuşlardı bu durumdan.

C) Bilmemki bu parayı kimden bulsak.

D) Bize çok kızmış, ne ki biraz gecikmişiz.

Soru 16. Dergi, yasa, yapıt, gazete adlarının her sözcüğü büyük harfle başlar.

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uy­mayan bir kullanım vardır?

A) 1950 yılında yayın hayatına başlayan Hisar adlı dergi, uzun yıllar varlığını sürdürmüştür.

B) Cengiz Aytmatov’un Cemile adlı hikayesi, birçok ödül almıştır.

C) Edebiyat ve Eleştiri’nin bütün sayılarını aldım.

D) Meclis, Türk Ceza kanununda değişiklikler yaptı.

Soru 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?

A) Onlarla öğleden sonra Harput’ta buluşacağız.

B) Öğretmenimiz Ömer Bey, Çanakkaleliymiş.

C) Durumu Milli Eğitim Bakanlığı’na bir yazıyla bildirdik.

D) Birinci Dünya savaşında birçok kayıp vermiştik.

Soru 18. Aşağıdaki dizelerin hangisinde bir yazım yanlışı var­dır?

A) Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin.

B) Buymuş oyun, gerisi yanlız çelik çomakmış.

C) Gönlümü put sanıp da kıran kim?

D) Ateşten zehrini tattım bu okun.

Soru 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bileşik eylemlerin yazımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?

A) Kurallara uymayanları öğretmen ikaz etti.

B) Sanık, bütün suçlamaları reddetti.

C) Ödevlerini hazırlarken sana yardım ederim.

D) Bu kadar aceleci olma, birazcık sabır et.

Soru 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde noktalama ve yazım yanlışı yoktur?

A) Bir takım meyvelerin sadece Güney Afrika’da yetiştiği doğru mudur?

B) Birtakım meyvelerin sadece Güney Afrikada yetiştiği doğru mudur?

C) Birtakım meyvelerin sadece güney Afrika’da yetiştiği doğru mudur?

D) Birtakım meyvelerin sadece Güney Afrika’da yetiştiği doğrumudur?


Bedava İlan Verme