Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

İDARE HUKUKU SORULAR

1)     İdare aşağıdaki organlardan hangisinin içinde yer alır?
a)     Yasama Organı b)     Yürütme Organı c)     Yargı Organı d)     Hiçbiri

2)     Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a)     İdare Devletin yaptığı her türlü idari faaliyet anlamında kullanılır b)     İdare, İdari Teşkilat anlamında kullanılır.
c)     İdare,durumu vaziyeti kurtarmak anlamındadır. d)İdare,yerine göre teşkilat, yerine göre faaliyet yerine göre hem teşkilat hem de faaliyet anlamında kullanılır.

3)     Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a)     Yasama organı ile İdare arasındaki ilişki Hükümet tarafından sağlanır. b)     İdare, yasama organının çıkardığı kanunları uygular.
c)     İdare,Tüzük ve Yönetmelikler çıkarma yetkisine sahiptir.                       d)     İdare, yasama organının emir ve direktiflerine uygun olarak çalışır.

4)     Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a)     İdari yargı,idarenin eylem ve işlemlerinden hak ve menfaatleri zayii olanların idareye karşı açtıkları davaları karara bağlayan Adli Yargı dışında ayrı bir yargı düzenidir
b)     İcrai karar yasama organının aldığı karardır
c)     İdari usuller,İdari yargı yerlerinde davaların görülmesi esnasında izlenen yargılama usulleridir
d)     Re’sen icra yetkisi İdarenin Danıştay Kararlarını uygulamasıdır

5)     Aşağıdakilerden hangisi yerinden yönetimin faydalarından değildir?
a)     Yerinden yönetim kuruluşlarının karar organlarının halk tarafından seçilmesi    b)     Mahalli halkın ihtiyaçlarının tesbitinde kolaylık
c)     Yerinden yönetimde karalar daha çabuk alınır                                                    d)     Yerinen yönetim kuruluşları yeterli mali kaynakları kullanabilirler

6)     Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır;  “Hukuk Devletinin Egemen Olabilmesi için”
a)     Temel hak ve hürriyetlerin güvenlik altına alınması gerekir  b)     İdarenin yargısal denetime tabi olması gerekir
c)     Demokratik bir rejimin bulunması gerekir    d)     Yasama ve yürütmenin bir elde toplanması gerekir

7)     Laik devlet için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a)     Gerektiğinde devlet dine müdahale edebilir               b)     Devlet hiçbir şekilde din kuruluşlarına yardım edemez
c)     Dini inanç ve ibadet Devlet denetimi altında yapılır   d)     Din ve Devlet işleri birbirinden ayrılmıştır,din devlet işlerine, devlette din işlerine karışmaz

8)     Aşağıdakilerden Hukuk Devletinin gereklerindendir?
a)     Kanunların Anayasaya uygunluğunun denetlenmesi   b)     İdarede yetki devrinde bulunulması
c)     Mahalli İdare teşkilatlarının kurulmuş olması              d)     İdarenin Tüzük ve Yönetmelik çıkarma yetkisine sahip olması

9)     Aşağıdakilerden hangisi yetki genişliği ilkesinin özelliği değildir?
a)     Kullanılan yetki,merkezi iderenin tanıdığı bir yetkidir   b)     Verilen yetkiyi kullanan görevli merkezi idarenin bir memurudur
c)     Yürütülen hizmet merkezi bir hizmettir                         d)     Sorumluluk yetkiyi verene aittir

10)  Hükümet aşağıdaki hallerin hangisinin gerçekleşmesiyle kurulmuş olur?
a)     Başbakanın Bakanları seçmesiyle   b)     Cumhurbaşkanının bakanları atamasıyla
c)     Meclisten güven oyu alınmasıyla      d)     Hükümetin göreve fiilen başlamasıyla

11)  Hükümetin uyum içerisinde çalışabilmesi için Başbakana aşağıdaki yetkilerden hangisi tanınmıştır?
a)     Başbakan,Bakanların hiyerarşik amiri seviyesine yükseltilmiştir
b)     Başbakan,Bakanların görevlerine Anayasa ve Kanunlarla uygun olarak yerine getirmelerini gözetmek ve düzeltici tedbirleri almak yetkisine sahip kılınmıştır
c)     Başbakan, Bakanların görevlerine son verebilme yetkisine sahiptir
d)     Başbakan, sürtüşme çıkaran Bakanın bakanlığınıda üstlenme yetkisine sahip kılınmıştır

12)  Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a)     Milli Güvenlik Kurulu Anayasal bir kuruluştur               b)     MGK, Devletin iç ve dış güvenliği konusunda gerekli her türlü tedbiri tesbit eder
c)     Milil Güvenlik Kurulu kararları tavsiye niteliğinidedir    d)     Milli Güvenlik Kurulu kararları bağlayıcıdır

13)  Danıştay aşağıdaki görevlerden hangisini yapmaz?
a)     Başbakanlıkça gönderilen Kanun Tasarıları hakkında görüş bildirmek                             b )     Tüzük taslaklarını incelemek
c)     Cumhurbaşkanlık ve Başbakanlık tarafından gönderilen işler hakkında görüş belirtmek d) Dava açılması halinde istimlak edilen gayri menkullerin bedelini yükseltmek

14)  Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a)     Sayıştay,Başbakanlığa bağlı bir denetim organıdır                      b)     Sayıştay, hem idari hemde yargı görevleri olan bir kuruluştur
c)     Sayıştay,sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlar d)     Sayıştay, denetimlerini TBMM adına yapar

15)  Vali, aşağıdakilerden hangisini denetlemez?
a)     İlçe,Bucak ve Köyleri b)     Adli ve Askeri Teşkilatı c)     Devlet Daire ve Müesseselerini d)     Özel İdare ve Belediyeleri

16)  Aşağıdakilerden hangisi mahalli idare birimi değildir?
a)     Belediye  b)     Özel İdare c)     Köy  d)     Bucak
17)  Aşağıdakilerden hangisi Merkezi İdarenin Taşra teşkilatı değildir?
a)     İl   b)     İlçe   c)     Bucak   d)     Köy

18)  Aşağıdakilerden hangisi İdari İşlemin iptaline sebep teşkil etmez?
a)     Yetki yönünden hukuka aykırılık   b)     Şekil yönünden hukuka aykırılık  c)     Sebep yönünden hukuka aykırılık   d)     İdari sözleşmeye aykırılık
19)  Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a)     Vali,İl Özel idarenin başı ve yürütme organıdır         b)     Vali,İl İdaresinin başı, İlde Devletin  Hükümetin ve ayrı ayrı her Bakanlığın temsilcisidir
c)     Vali, Kaymakamlık gibi bir meslek memurluğudur    d)     Vali,İl Özel İdarenin İta Amiridir
20)  Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a)     Mahalli idareler birer kamu tüzel kişisidir   b)     Merkezi İdarenin mahalli idareler üzerinde “İdari Vesayet” yetkisi vardır

c)     Mahalli İdareler özerk kuruluşlardır   d)     Mahalli idarelerin kendilerinde ait bir bütçeleri yoktur

21)  Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
“Memurun Görevi ile ilgili bir suç işlemesi halinde”
a)     Doğrudan doğruya C.Savcısı dava açar    b)     İdare doğrudan memuru Ceza Mahkemesine yollar
c)     İhbar üzerine İdare Mahkemeleri yargılar   d)     Memurun yargılanabilmesi için Memurun Muhakematı Kanununa göre luzumu Muhakeme kararı verilmesi gerekir

22)  Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a)     Özel hukuk sözleşmelerinde taraflar arasında eşitlik yoktur           b)     Özel Hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar Danıştayda giderilir
c)     İdari sözleşmelerde taraflardan birinin idare olması şart değildir    d)     İdari sözleşmede taraflardan biri olan idareye bazı üstünlükler tanınmıştır

23)  Osmanlı Devletinde ilk kez hangi belge ile Mahkemelerin Bağımsızlığı ve Yargıç Güvenliği ilkeleri getilmiştir?
a)     Ferman-ı Adalet   b)     Gülhane Hattı   c)     Islahat Fermanı   d)     Sened-I İttifak
24)  ”Meşrutiyet döneminde,1876 Anayasasına göre Meclisin toplantı halinde bulunmadığı zamanlarda Hükümet……………. adıyla Yasama faaiyetlerinde bulunabiliyordu,bunlar Yasaya eşit metinlerdi”
Boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
a)     Nizamname   b)     Asar-ı Atika   c)     Memurin Muhakematı    d)     Kanunu Muvakkat

25)  Aşağıdakilerden hangisi kanuna denk değilidir?
a)     Kanunu Muvakkat  b)     Uluslararası anlaşmalar  c)     Kararnameler  d)     Meclis İç Tüzükleri
26)  Memurlar tarafından rüşvet,zimmet ve kaçakçılık gibi suçların işlenmesi halinde hangi yasa hükümleri uygulanır?
a)     Genel Hükümler  b)     Memurun Muhakematı Kanunu  c)     3628 sayılı yasa hükümleri  d)     Ceza Kanunu Hükümleri

27)  Aşağıdakilerden hangisi Belediye Başkanlığında düşme sebeblerinden değildir?
a)     Seçilme yeterliliğini kaybetme                                                          b)     Görevini kötüye kullanmaktan tutuklanma

c)     Meclisi Belediye Başkanı hakkında yetersizlik Kararı vermesi      d)     Herhangi bir suçtan 6 ay hüküm giyme
28)  Devlet Memurları Kanununda istihdam şekli sıralaması aşağıdakilerden hangisidir?
a)     Memur,yardımcı hizmetli,işçi,sözleşmeli personel     b)     Memur,geçici personel ve sözleşmeli personel
c)     Memur,geçici personel,sözleşmeli personel ve işçi   d)     Memur,sözleşmeli personel,geçici personel ve işçi

29)  Devlet Memurları Kanununda öngörülen hizmet sınıfları içinde aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
a)     Emniyet Hizmetleri Sınıfı  b)     Avukatlık Hizmetleri Sınıfı  c)     Milli Savunma Hizmetleri Sınıfı  d)     Teknik Hizmetler Sınıfı
30)  Takisrli Suçlar hariç hangi cezaya çarptırılanlar devlet memuru olamazlar?
a)     Ağır hapis ve 6 aydan fazla cezaya çarptırılanlar          b)     Ağır para cezasına çarptırılanlar
c)     Ağır hapis veya 3 ay hapis cezası                                 d)     Başbakanlığın açtığı manevi tazminat davası
31)  Devlet Memurlarının sahip olduğu genel haklar arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
a)     Güvenlik hakkı   b)     Emeklilik hakkı  c)     Müracaat ve şikayet hakkı   d)     Sözleşme hakkı
32)  Bir ildeki günlük çalışmaların başlama ve bitme saatlerini kim belirler?
a)     Bölge Çalışma Müdürü  b)     Vali  c)     Devlet Personel Dairesi  d)     Her kurumun en üst yöneticisi
33)  Devlet Memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
a)     Siyasi Partiye girmek                                       b)     Yetki almadan gizli belgeleri açıklamak

c)     Usulsüz müracaat ve şikayette bulunmak      d)     Özürsüz olarak bir yılda 30 gün işe gelmemek
34)  Gerekli görülen hallerde ihtiyati bir tedbir alınması gerektiğinde görevden uzaklaştırmaya aşağıdaki makamlardan hangisi yetkili değildir?
a)     Atamaya yetkili amir  b)     Genel Müdürlük Müfettişleri  c)     Yüksek Disiplin Kurulu  d)     Valiler ve Kaymakamlar
35)  Aşağıdakilerden hangisi Memurun Muhakematı Hakkında Kanuna göre yargılama işleminin yapılabilmesi için şart değildir?
a)     Kişinin memur olması  b)     Mağdurun memur olması  c)     Memurun suç işlemesi   d)     Suçun görevden doğması
36)  Anayasaya göre Yüksek İdare Mahkemesi,danışma ve inceleme mercii aşağıdakilerden hangisidir?
a)     Danıştay  b)     Yargıtay  c)     Sayıştay  d)     Anayasa Mahkemesi
37)  İdare Mahkemelerinin tek yargıçla verdiği karalara itiraz mercii neresidir?
a)     Yargıtay  b)     Danıştay  c)     Sayıştay  d)     Bölge İdare Mahkemesi

38)  Memura görevinde daha dikkatli davranması gerektiğinin yazı ile bildirilmesine ne denir?
a)     Aylıktan kesme  b)     Kınama  c)     Uyarma  d)     Meslekten Çıkarma
39)  İl İdare Kurulunda aşağıdakilerden hangisi bulunmaz?
a)     Vali   b)     Defterdar   c)     Emniyet Müdürü  d)     Milli Eğitim Müdürü
40)  Memurun Muhakematı Hakkında Kanun,aşağıdaki suçlardan hangisinde uygulanmaz?
a)     Suç delillerini yok etmek  b)     Görevi İhmal  c)     Vazifeyi Suistimal  d)     Zimmet

41)  Tüzükler hangi organın incelemesinden geçer?
a)     Danıştay  b)     Yargıtay c)     Sayıştay  d)     Anayasa Mahkemesi
42)  Aşağıdakilerden hangisi Cumhurbaşkanının görevlerinden değilidir?
a)     Kanununları görüşmek üzere Meclise göndermek           b)     Anayasa değişikliklerini gerekli gördüğünde halk oyuna sunmak
c)     Bakanlar Kuruluna Başkanlık etmek                                d)     Anayasa Mahkemesine iptal davası açmak

43)  Kanun Hükmünde Kararnamenin yargısal denetimini hangi kuruluş yapar?
a)     Anayasa Mahkemesi  b)     TBMM  c)     Yargıtay  d)     Danıştay
44)  Aşağıdakilerden hangisi devlet memurunun görevlerinden değilidir?
a)     Yasalara saygılı olmak b)     Tarafsızlık  c)     Liyakatli olmak  d)     Amirin emrine itaat

45)  İl Teşkilatının yönetiminide görev almayan organ hangisidir?
a)     Vali  b)     İl İdare Şube Başkanları  c)     İl İdare Kurulu   d)     İl Disiplin Kurulu
46)  Devlet Memuruluğuna alınacak olanlarda aranmayan genel koşul hangisidir?
a)     Türk vatandaşı olmak                                                                      b)     Askerliğini yapmış olmak

c)     Kamu hizmetlerinden ve haklarından mahrum olmamak                  d)     En az ortaokul mezunu olmak
47)  Aynı Belediye ve Köy sınırları içinde devlet memuruluğuna atanan Devlet Memuruları kaç günü içinde göreve başlamak zorundadırlar?
a)     1 iş günü  b)     3 iş günü  c)     10 iş günü  d)     15 iş günü
48)  Devlet Memuruları aşağıdaki hangi  yasaklara uymak zorundadırlar?
a)     Birlikte çekilme yasağına   b)     Grev yasağına c)     Ticaret yasağına  d)     Hepsi
49)  Bir idari makamın yaptığı işlem veya eylemi geri alması, muhtevasını değiştirmesi veyahut yürütmeyi durdurması için yapılan müracaata ne denir?
a)     Hiyerarşik Müracaat   b)     Doğrudan doğruya müracaat c)     İdari vesayet makamına müracaat  d)     Kanuni müracaat
50)  Aşağıdaki hallerden hangisinde Devlet Memuruluğu sona erer?
a)     Çekilme  b)     Emeklilik  c)     Şartlarda eksiklik  d)     Hepsi
51)  Aşağıdaki yardınlardan hangisi T.C Emekli Sandığı vasıtasıyla alınabilir?
a)     Emekli Aylığı  b)     Malullük aylığı  c)     Ölüm yardımı   d)     Hepsi
52)  Personel ile ilgili yönetmelikler hangi makamın onayı ile yürürlüğe girer?
a)     Cumhurbaşkanı b)     Bakanlar Kurulu  c)     TBMM d)     Başbakanlık

53)  Aşağıdaki cezalardan hangisine yargı yolu kapalıdır?
a)     Aylık kesimi  b)     Uyarma,kınama  c)     Terfiinin gecikmesi  d)     Memuriyetten çıkarma
54)  İdare kavramı bazen bir teşkilatı bazende bir faaliyeti anlatmaktadır.İdari Teşkilattan kasıt nedir?
a)     Merkezi İdare  b)     Kamu Kuruluşları  c)     Belediyeler  d)     Hepsi

55)  Görevden uzaklaştırılan memur hakkında kaç iş günü içerisinde soruşturmaya başlanır?
a)     10 iş günü  b)     15 iş günü  c)     25 iş günü  d)     30 iş günü

56)  Taksirli suçlardan ne kadar ceza alanların memuriyeti sona erdirilir?
a)     6 ay  b)     1 yıl  c)     2 yıl  d)     Hiçbiri
57)  Devlet Memurlarının maazeret izni kaç gündür?
a)     10 gün  b)     5 gün c)     7 gün   d)     15 gün
58)  Kanunen geçerli bir işlemde baş asli unsurların bulunması gerekir.Bunlar aşağıdakilerden hangisidir?
a)     Yetki,şekil,sebep,konu,amaç  b)   Görev,metin,niçin,nasıl,ne zaman  c)   Makam,memur,yazı,imza,mühür d)   Mahkeme,savcı,sanık,tanık,avukat
59)  Uyuşmazlık Mahkemesi başkanlığını aşağıdakilerden hangisi yerine getirir?
a)     Anayasa Mahkemesi üyelerinden biri  b)     Hakimler ve Savcılara Yüksek Kurulu üyelerinden biri
c)     Uyuşmazlık Mahkemesi üyelerinden en kıdemli olanı  d)     TBMM Adalet divanı üyelerinden biri

60)  Kamu görevlileri aşağıdaki hallerden hangisinde emeklilik haklarını kaybederler?
a)     Türk vatandaşlığından çıkarılanlar                                                                    b)     Yabancı bir devletin uyruğuna girenler
c)     Hükümetten izin almadan yabancı memleketlerde görev kabul edenler          d)     Hepsi
61)  Emekli aylığının hesaplanmasında aşağıdakilerden hangisi göz önünde tutulmaz?
a)     Katsayı  b)     Hizmet  c)     Yaş  d)     Gösterge
62)  Tüzüklerin iptali için hangi merciye dava açılır?
a)     Danıştaya  b)     Anayasa Mahkemesine  c)     Sayıştaya  d)     Uyuşmazlık Mahkemesine
63)  Kanun yararına temyiz yoluna kim başvurabilir?

a)     Danıştay Başkanı  b)     Danıştay Başsavcısı  c)     İdare Mahkemesi Başkanı  d)     Danıştay Kanun Sözcüsü
64)  Aşağıdakilerden hangisi Memurun Muhakematı Hakkındaki Kanuna göre karar vermeye yetkili değilidir?
a)     İl İdare Kurulu  b)     İdare Mahkemesi  c)     İlçe İdare Kurulu  d)     Danıştay 2.Dairesi

65)  65.İdarenin taktir yetkisini kullanırken uymak zorunda olduğu ilke hangisidir?
a)     İdare Kanunların koyduğu sınırlar içinde kullanmalıdır   b)     Eşitlik ilkesine önem vermelidir
c)     Taktir yetkisi kamu yararı için kullanılmalıdır                     d)     Hepsi
66)  Aşağıdakilerden hangisi yürütmenin Hükümet İşlevi ile ilgilidir?
a)     Ceza evlerinin bakımı ve ıslahı          b)     Kamu düzenini sağlamaya yönelik kolluk görevlilerinin adli ve idari bir takım yetkilerinin arttırılması
c)     Milli Güvenliğin sağlanması konusunda gerekli politikaların saptanması d)     Demiryolu taşımacılığına ilişkin olarak ücret tesbiti yapılması
67)  Aşağıdakilerden hangisi Hukuk Devleti ilkesinden değilidir?
a)     Kuvvetler Ayrılığı  b)     Kanuni idare  c)     Parlementer Hükümet Sistemi  d)     Yargısal denetim
68)  Genel Yönetimin taşra kuruluşları arasında bulunan yüksek kamu görevlilerine belli konularda kendiliğinden karar alma ve uygulama yetkisi aşağıdakilerden hangi kavramın tanımıdır?
a)     Yerel Yönetim  b)     Hizmetsel Yönetim  c)     İmza Yetkisi  d)     Yetki Genişliği

69)  Aşağıdakilerden hangisi idarenin düzenleyici işlemlerinden biri değilidir?
a)     İçtihadı birleştirme kararı  b)     Kaide Kararnameler  c)     Nizamnameler  d)     Yönetmelikler
70)  Aşağıdakilerden hangisi yerinden yönetimin özelliklerinden değilidir?
a)     Tüzel Kişilikleri vardır  b)     Bütçeleri genel bütçeye dahildir  c)     Merkezin vesayet denetimi altındadırlar  d)     Özerkliğe sahiptirler
71)  Aşağıdakilerden hangisi kamu mallarının özelliklerinden biri değilidir?
a)     Kamu malları satılamaz b)     Haciz edilemez   c)     Vergi gibi yükümlülükleri yoktur  d)     Zaman aşımı ile sahip olunabilirler

72)  Aşağıdakilerden hangisi İdare Hukukunda boşluk doldurma yöntemlerinden biri değildir?
a)     Kıyas  b)     Yürülükten kaldırılmış bir yasayı yeniden yorumlayıp uygulama  c)     Hukukun genel ilkelerinden faydalanma    d)     Yeni kural koyma
73)  Aşağıdakilerden hangisi Milli Güvenlik Kurulunun üyelinden biri değildir?
a)     Adalet Bakanı  b)     Milli Savunma Bakanı  c)     İçişleri Bakanı  d)     Dışişleri Bakanı
74)  Devlet Denetleme Kurulu kime bağlı olarak çalışır?
a)     Başbakana  b)     Bakanlar Kuruluna  c)     Cumhurbaşkanına  d)     Genelkurmay Başkanına

75)  Vali,

a)     Devletin Temsilcisidir  b)     Hükümetin Temsilcisidir c)     Devletin ve Hükümetin Temsilcisidir d)     Hiçbiri

76)  Aşağıdakilerden hangisi ilçe yönetim kurulu üyelerinden biri  değildir?
a)     Yazı İşleri Müdürü b)     Sağlık Ocağı Hekimi c)     Milli Eğitim Müdürü d)     Hiçbiri
77)  İl Daimi Encümen üyeleri İl Genel Meclisi üyeleri arasından kaç yıllığına seçilir?
a)     1  b)     2  c)     3  d)     4
78)  Belediye Meclisince kabul edilen Belediye bütçesi en büyük Mülki Amir tarafından ne kadar süre içinde hazırlanır?
a)     1 hafta  b)     2 hafta  c)     20 gün   d)     30 gün
79)  Köyün isteğine bağlı işlerin zorunlu hale getirilmesine hangi mercii karar verir?
a)     Köy İhtiyar Meclisi  b)     Köy Muhtarı   c)     Köy Derneği  d)     Köyün bağlı olduğu Mülki Amir
80)  İdari kararlar hangi yolla ortadan kalkmaz?
a)     Yargı  b)     Belli bir sürenin geçmesi  c)     İşlemi yapan makamın geri alma iradesi  d)     İlgilinin istemiyle
81)  Aşağıdakilerden hangisi Devlet Memuruları Kanununda öngörülen sınıflardan değildir?
a)     Avukatlık Hizmetleri Sınıfı  b)     Yardımcı Hizmetliler Sınıfı  c)     Yerel Yönetim Hizmetleri Sınıfı  d)     Teknik Hizmetliler Sınıfı

82)  Devlet Memurları bulundukları yerde göreve atanmaları halinde,atama emrinin kendilerine duyurulmasından itibaren ne kadar süre içinde göreve başlamak zorundadırlar?
a)     24 saat  b)     48 saat  c)     1 hafta  d)     15 gün
83)  İki kez üst üste olumsuz sicil alan memur;
a)     Memurlukla ilişiği kesilir  b)     Disiplin cezası verilir  c)     Üçüncü bir sicil amirinin yanına atanır  d)     Hiçbiri
84)  Aşağıdakilerden hangisi kamu mallarının özelliklerinden biri değildir?
a)     Kamu malları kamulaştırılamaz                                                          b)     Kamu mallarına zaman aşımı ile sahip olunamaz

c)     Kamu mallarının hepsinin tapu kütüğüne yazılması gerekir              d)     Kamu malları vergiden muaf tutulmuşlardır
85)  Aşağıdakilerden hangisi Mahalli idarelerden değilidir?
a)     İlçe  b)     İl Özel İdaresi   c)     Belediye  d)     Köy
86)  Aşağıdakilerden hangisi yönetim hukukunun özelliklerinden biri değildir?
a)     Dağınık bir hukuk dalıdır  b)     Bir içtihad hukukudur  c)     Eskiden beri var olan yani eski bir hukuk dalıdır  d)     Taraflar arasında eşitsizlik vardır
87)  Aşağıdakilerden hangisi merkezden yönetimin faydalarından değilidir?
a)     Devlet yönetiminde birliği sağlar  b)   Hizmetler ülkeye eşit dağılır  c)   Kamu görevlileri yerel etkilerden kurtulur  d)  Demokrasi ilkesine uygundur

88)  Milli Güvenlik Kurulu ayda kaç kez toplanır?
a)     2  b)     1   c)     3  d)     Hiçbiri
89)  Belediye Meclisinin dağılmasına hangi makam karar verir?
a)     Bakanlar Kurulu                      b)     İçişleri Bakanı  c)     Danıştay       d)     Vali veya Kaymakam
90)  Aşağıdakilerden hangisi devlet memurluğu sınıflarından biri değilidir?
a)     Yardımcı Hizmetliler Sınıfı  b)     Mülki idare Amirliği Sınıfı  c)     Milli İstihbarat Hizmetleri  Sınıfı   d)     Hakimlik Hizmetleri Sınıfı
91)  Aşağıdakilerden hangisi devlet memurulğuna girişte genel koşullardan biri değilidir?
a)     Öğrenim  b)     Yaş   c)     Cinsiyet  d)     Vatandaşlık

92)  Aşağıdakilerden hangisi devlet memurları kanununa göre çekilmiş sayılma sebeblerinden değilidir?
a)     Başka bir göreve atandığında kanuni süre içinde göreve başlamaması

b)     Kadro açığındaki memurun eski sınıf ve derecesine eşit bir göreve atanması halilnde göreve başlamaması
c)     Terhislerinden sonra belli bir süre içinde göreve başlamaması
d)     Hiçbiri
93)  Kamu malları için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
a)     Satılamaz,kamulaştırılamaz b)     Zaman aşımı ile sahip olunamaz  c)     Haciz edilemez                               d)     Mali yükümlülüklere tabidir
94)  Yerinden yönetim kuruluşlarının kendilerinin dışında bir kuruluş tarafından denetlenmesine ne ad verilir?
a)     Hukuki Tasarruf  b)     İdari Tasarruf  c)     İdari Vesayet  d)     Teftiş

95)  Aşağıdakilerden hangisi kamu hukuk dalı değildir?
a)     İdare Hukuku  b)     Ceza Hukuku  c)     Ticaret Hukuku  d)     Mali Hukuk
96)  Aşağıdakileden hangisi çoğulcu demokrasinin temel ilkelerinden değilidir?
a) Çoğunluğun yönetme hakkı                                 b) Muhalefet etme özgürlüğü

c)Temel hak ve özgürlüklerin korunması                d)Siyasal kararlar alacak kişilerin atama ile başa gelmesi
97)  ”İdari Denetim” kavramı ile ilgili aşağıdakilerden hangsi doğrudur?
a)     İdarenin faaliyetleri yasama yürütme organalarınca denetlenir      b)     idare kendi içinde oluşturduğu denetim organlarınca da denetlenir

c)     Faal idare içinde denetim şekli hiyerarşi ve vesayet denetimidir    d)     Hepsi doğrudur
98)  Devlet yönetiminde aşağıdakilerden hangisinin yapılması kişi hak ve özgürlüklerinin korunması açısından en etkili olur?
a)     Hukuk kurallarının yazılı olarak belirlenmesi                                       b)     Yöneticilerin eğitim düzeyinin yüksek olması
c)     Yönetim birimleri arasında koordinasyonunun sağlanması             d)     Yasama,yürütme ve yargı yetkilerinin ayrı organlara verilmesi
99)  Aşağıdakilerden hagisi Kamu Kurumu niteliğindeki kuruluşlardan değilidir?
a)     Barolar  b)     Emekli Sandığı  c)     Ticaret ve Sanayi Odaları  d)     Esnaf ve Sanatkarlar Dernekleri
100) Kamu Hizmetleri devamlılık arz eder,kaç gün boyunca göreve gelmeyen memur çekilmiş sayılır?
a)     7 gün  b)     10 gün   c)     15 gün  d)     20 gün

101) Aşağıdakilerden hangisi en üst İdari Yargı organıdır?
a)     Danıştay  b)     Yargıtay   c)     Anayasa Mahkemesi        d)     Sayıştay
102)  Yürütme yetkisini…………….yerine getirir.
a)     Başbakan   b)     TBMM  c)     Bakan  d)     Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu
103)  Milli Güvenlik Kurulunun gündemini kim belirler?
a)     Başbakan      b)     Cumhurbaşkanı  c)     Genelkurmay Başkanı       d)     Genel Sekreter

104)  Milli Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı olmadığı zamanlardan kimin başkanlığında toplanır?
a)     Başbakan   b)     Genelkurmay Başkanı  c)     Meclis Başkanı  d)     Genel Sekreter

105)          Aşağıdakilerden hangisi Devlet Planlama Teşkilatının görevi değilidir?
a)     Devletin iktisadi ve sosyal politikasında hükümete yardımcı olmak  b)     Kalkınma ilkelerini saptamak
c)     Ulusal güvenlik politikasını saptamak                                                               d)     Beş yıllık kalkınma planı hazırlamak

106)          Dördüncü tur oylamada Cumhurbaşkanı seçilemezse ne olur?
a)     Hükümet düşer    b)     TBMM fesh edilir  c)     Başbakanın görevine son verilir    d)     Beşinci tura geçilir


CEVAPLAR

1)   B
2)  D
3)  D
4)  A
5)   D
6)     D
7)     D
8)     A
9)     D
10)  B
11)  B
12)  D
13)  D
14)  A
15)  B
16)  D
17)  D
18)  D
19)  C
20)  D
21)  D
22)  D
23)  A
24)  D
25)  C
26)  C
27)  B
28)  D
29)  C
30)  A
31)  D
32)  B
33)  C
34)  C
35)  B
36)  A
37)  D
38)  C
39)  C
40)  D
41)  A
42)  C
43)  A
44)  C
45)  D
46)  B
47)  A
48)  D
49)  B
50)  D
51)  D
52)  B
53)  B
54)  D
55)  A
56)  D
57)  A
58)  A
59)  A
60)  D
61)  C
62)  A
63)  B
64)  B
65)  D
66)  C
67)  C
68)  D
69)  A
70)  B
71)  D
72)  B
73)  A
74)  C
75)  C
76)  D
77)  A
78)  A
79)  C
80)  D
81)  C
82)  A
83)  C
84)  C
85)  A
86)  C
87)  D
88)  B
89)  C
90)  D
91)  C
92)  D
93)  D
94)  C
95)  D
96)  D
97)  D
98)  D
99)  B
100) B
101)  A
102)  D
103)  B
104)  A
105)  C
106)  B

ÖRGÜT KAVRAMI VE ÖZELLİKLERİ

1.1. ÖRGÜT TANIMI VE ANLAMI

Örgüt kavramını çok değişik şekillerde tanımlamak mümkündür. Bu tanımların daha iyi anlaşılması açısından örgütleme, örgüt dizaynı gibi kavramlardan bahsetmek gerekir.

Örgütleme, örgüt yapısını oluşturmak için gerekli faaliyetler sürecini ifade etmektedir. Bu, yönetim fonksiyonlarından da bilindiği gibi faaliyetleri gruplamak, bu grupları örgütsel olarak kademe ve mevki haline getirmek, bu mevkilere uygun işgörenleri atamak safhalarını içerir.

Örgüt dizaynı ise bir örgütün yapısını oluşturan başlıca ilişkilerin şeklini ve niteliğini gösterir. Bir örgütün dizaynı sırasında başlıca ele alınacak unsurlar şunlardır. [1]

· İşletmeyi amaçlarına ulaştıracak işlerin belirlenmesi

· İşletmedeki temel işbölümünün kararlaştırılması

· İşbölümü içinde yer alacak organların belirlenmesi

· Organlar arası yetki ve iş ilişkilerinin belirlenmesi

· Temel koordinasyon mekanizmasının belirlenmesi

· Örgüt şema ve kılavuzlarının hazırlanması

Bahsettiğimiz örgütleme ve örgüt dizaynı sürecinden sonra ortaya çıkan yapıya örgüt adı verilir. Burada ortaya çıkan örgüt yapısı biçimsel örgüt yapısıdır. Bu yapı örgütü dizayn edenin tercih ve seçimlerine dayandığı için bu adı almaktadır. Örgüt şeması da bu formel yapının şematik olarak ifade edilmiş şeklidir. Örgüt yapısını oluşturan birimlerin yetki-sorumluluk dağılımları, birbirleriyle olan ilişkileri ise organizasyon el kitaplarında yer alır.

Bunun dışında işletmelerde kendiliğinden gelişen ve kişilerin birbiriyle kurdukları iş içi ve iş dışı ilişkiler sonucu ortaya çıkan bir yapı vardır ki buna da informel(biçimsel olmayan) yapı adı verilir. İnformel ve formel yapılar uyumlaştırıldığı zaman birbirini tamamlayıcı ve etkinliği artırıcı bir yapı kazanırlar. Biçimsel ilişkilerinde ortaya çıkmasıyla örgütün mekanik yanından daha da ağır basan sosyal yanı ortaya çıkar. Örgütü oluşturan kişilerin kişisel anlayışları, amaçları ve değer yargıları diğer tüm özellikleri aynı olsa bile bir örgütü diğer bir örgütten ayırır. Her organizasyondaki bu farklı havaya örgüt kültürü adı verilir.

Örgüte ilişkin bu tanımlardan sonra örgüte ilişkin yapılmış olan tanımlara geçebiliriz.

‘’Örgüt, belli amaçlara ulaşmak için bir insan grubunun çabalarını düzenleştirmeye yarayan belirli yapı, kural ve süreçlerin bütünüdür.’’[2]

‘’Örgüt, belirli amaçlar doğrultusunda kişilerin gayretlerini birleştirdikleri yapılandırılmış bir süreçtir.’’

‘’Örgüt, insan, iş, teknoloji faktörlerini birleştiren bir sistemdir. ‘’

‘’Örgüt, bir işletmedeki işleri, mevkileri, işgörenleri ve aralarındaki haberleşme ve otorite ilişkilerini gösteren bir yapıdır.’’

‘’Örgüt, teknik ve sosyal faktörlerle ilgili bir düzenlemedir.’’[3]

Bu tanımlardan sonra organizasyon yapılarını oluşturan temel unsurları açıklayabiliriz.

1.2. ÖRGÜT YAPISINI BELİRLEYEN UNSURLAR

Bir örgütün yapısı oluşturulmak istendiği zaman örgütü karakterize eden birtakım unsurlar üzerinde durmak gerekir. Bu unsurlardan başlıcaları şunlardır.

a-)Amaç:Her örgüt ulaşmak istediği amaçlara ve bu amaçlarla ulaştıracak faaliyetlere göre farklı bir yapıda dizayn edilir. Örneğin rutin işlerin yapıldığı örgütler klasik yapıya göre dizayn edilirken, değişken işlerin yapıldığı örgütler organik yapıda dizayn edilir. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere bu unsur organizasyon amaçlarını gerçekleştirmek için yapılacak iş ve faaliyetlerin nitelikleriyle ilgilidir.

b-)İş bölümü ve uzmanlık derecesi: Bilindiği gibi uzmanlaşma belli bir işin çok küçük parçalar ayrılarak her görevi bir kişinin sürekli olarak yapması anlamındadır. Organizasyondaki bölümlerde ne derece uzmanlaşmaya gidileceği organizasyon yapısı direk olarak etkileyecektir. Örneğin klasik teori işlerin nasıl yapılacağını belirlemiş ve kişilerin bu belirlenen doğrultuda davranmasını istemiştir. Diğer taraftan sosyo-teknik sistem anlayışına göre organizasyonda etkinliğin artması işlerin ve kişilerin birlikte ele alınması ile sağlanabilir.

c-)Formalleşme Derecesi: Formalleşme derecesi işlerin yapılması sırasında belirlenmiş olan yöntem ve ilkelerin ne derecede uygulandığını ifade eder. Şayet işlerin nerede,ne zaman, kim tarafından yapılacağı tam ve ayrıntılı olarak belliyse ve bunlara uymak zorunlu ise formalleşme derecesi yüksek demektir.

d-)Denetim Alanı: Örgütte bir üste bağlı olması gereken ast sayısı ile ilgili bir unsurdur. Çeşitli yazarlar bir yöneticinin denetim alanını sınırlayan kişilerin adedi üzerinde farklı görüşler öne sürmüşler ancak bir üste bağlı ast sayısının genellikle 3 ile 10 arasında değiştiği fikrinde birleşmişlerdir. [4]

e-)Örgütteki Kademe Sayısı: Bu faktör kontrol alanı unsurunun uygulaması sonucu ortaya çıkar ve örgütün basık veya sivri olmasını etkiler. Basık yapıda haberleşme hızlı sağlanırken, sivri yapıda daha fazla personele ihtiyaç duyulur.

f-)Merkezileşme Derecesi: Merkezileşme derecesi, organizasyonda kararların hangi kademedeki çalışanlar tarafından verildiğini gösterir. Şayet kararlar üst yönetim tarafından veriliyorsa merkeziyetçi, alt kademeye doğru kaydırılmışsa ademi-merkeziyetçi bir yapıdan söz edilir.

g-)Çapraşıklık Derecesi: Örgütteki dikey ve yatay yayılma derecesini ifade eder. Çapraşıklık derecesinin artması koordinasyon, iletişim, haberleşme ve kontrol açısından birtakım sorunları da ortaya çıkarır.

h-)Departmanlaşma: Departmanlaşma işletmelerde yapılacak olan faaliyetler, bu faaliyetlerin bir araya getirilmesi ile görevler ve sırasıyla işler, pozisyonlar ve bölümler ile ilgili bir unsurdur. Bu bölümlerin oluşumu sırasında dikkat edilecek ilkeler ve kriterler departmanlaşmayı etkiler. Bu kriter ve ilkelere bölümlere ayırma kısmında değinilecektir.

ı-)Emir- Komuta ve Kurmay Organların Oluşturulması: Emir-Komuta ve kurmay organı olarak görev yapacak birimlerin aralarındaki ilişkilerin belirlenmesi de bir diğer önemli unsurdur. Şayet bu konunun üzerinde durulmazsa ileride organizasyon da sorunlar çıkma olasılığı büyüktür.

i-)Haberleşme Kanalı ve Şekli: Haberleşme ilişkilerinin çeşidi ve niteliği de organizasyonun yapısını etkileyen bir unsurdur.

Yukarıda bahsettiğimiz unsurlar her yönetici tarafından içinde bulunulan ortamın özelliklerine göre değerlendirilir ve bu unsurların yansımasına göre organizasyon yapısı ortaya çıkar.


[1] İsmail EFİL,İşletmelerde Yönetim ve Organizasyon,U.Ü. Güçlendirme Vakfı, Bursa, 1996,s.184

[2]Güngör ONAL, İşletme Yönetimi ve Organizasyonu,Türkmen Kitabevi, İstanbul,1998,s.51

[3] Tamer KOÇEL, İşletme Yöneticiliği, Beta Yayınları, İstanbul, 1999,s.117

[4] Hayri ÜLGEN,İşletmelerde Organizasyon İlkeleri ve Uygulaması, İ.Ü. İşletme Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1993,s.55

MİNTZBERG’E GÖRE ÖRGÜT YAPISI VE ÖRGÜT TASARIMININ TEMEL İKLELERİ

Yönetimin ne olduğu ve ne iş yaptığı uygulamalı araştırmalara da konu olmuş ve bunların genel olarak vardığı sonuç, ustabaşından genel müdüre ve devlet yöneticilerine kadar yapılan işin “esasının aynı olduğu” yalnızca roller ve kapsamın değiştiği, yöneticinin işinin “programlanmış” olmadığı, sözlü haberleşme ile sezgilerin çok önemli rol oynadığı ve yöneticinin diğer kişilerden aldığı ve onlara verdiği bilgi oranında güçlü bulunduğu olmuştur.

Yönetici, bir profesyonel kişi olarak kendisinin başarısı, işletmeyi amaçlarına ulaştırması ile ölçülecektir. Veya örgütün daha alt kademelerinde ise, başarısı, başında bulunduğu bu örgüt birimlerini amaca ulaştırması ile ölçülecektir. Bunu başarabilmek içinde devamlı değişen çevre koşulları karşısında kendisini yenilemek zorundadır. Çünkü kendisi tüm organizasyonun veya kendi biriminin başarısından sorumludur. Kendisi için yeterli başarı seviyesi yoktur ve yaptığı iş bir çeşit “açık – uçlu” (open ended) iştir.

Yöneticiler ne iş yapar veya ne işi yapmalı sorularına değişik açılardan farklı cevaplar verilebilir. İkinci soru, yani ne iş yapmalı sorusu ilke koyucu bir niteliğe sahiptir ve literatürde yazılmış pek çok kaynağa sahiptir. Birinci soru olan ne iş yapar sorusu ise tanımlayıcı ve açıklayıcı bir niteliğe sahiptir. Bu konuda Mintzberg, düşünülenlerin aksine, yöneticilerin organizasyonlarda çok değişik işler yaptıklarını ve roller oynadıklarını göstermiştir. Buna göre yöneticiler, kişiler arası ilişkiler, bilgi toplama ve dağıtma ve karar verme olmak üzere üç ana grupta toplanabilecek roller oynamaktadır.

TÜKETİCİ FİNANSMANI ŞİRKETLERİ

Tüketici Finansmanı Şirketleri, münhasıran tüketicilere kredi vermek amacıyla kurulan, kredi kurumlarından biridir. Bu bölümde öncelikle genel olarak tüketiciyi kredilendiren kurumlardan kısaca bahsedilmekte, daha sonra da Yurtdışında ve Türkiye’de Tüketici Finansmanı Şirketleri’nin tanımı, türleri, gelişimi, yasal dayanağı ve örnekleri üzerinde durulmaktadır.

“Tüketici Kredi Kurumlan : Amerikan ekonomisindeki tüketicilere kullandırılan kredilerin çoğunu aracı kurumlar (ticari bankalar, mevduat bankaları ve mevduat ve kredi kurumları) oluşturur. (Örneğin; 1988 Şubatı itibariyle tüketicilere kullandırılan 625 milyar USD ipoteksiz kredinin 578 milyar USD kadarını, bir başka ifadeyle %90’ını aracı kurumlar açmıştır. Aracı kurumlar aynı zamanda taksitsiz krediler ve ipotekli ev kredilerinde de en büyük paya sahiptir. Genel olarak herbir finansal kurum, tüketici kredilerinin bir ya da birkaç türünde branşlaşmak isterse de, son yıllarda bu kurumların kullandırdıkları kredilerde bir çeşitlenme eğilimi başlamıştır. Bu çeşitlendirmenin en önemli sonucu da bütün büyük kredi kurumlarını direkt bir rekabete zorlamasıdır.”

3.1 YURTDIŞINDA FİNANSMAN ŞİRKETLERİ

Yurtdışında finansman şirketleri, 70-80 yıllık bir geçmişe sahip olup, geniş bir uygulama alanı bulmuşlardır. Aşağıda tüketici finansmanı şirketlerinin tanımı, türleri ve yurtdışı uygulamaları hakkında bilgiler verilmiştir.

3.1.1 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN TANIMI VE TÜRLERİ :

“Finansman şirketleri tüketicilere ve kuruluşlara otomobilden, iş ekipmanlarına, tıbbi malzemelerden, ev araç gereçlerine kadar çok geniş bir yelpazede kredi kullandıran kurumlardır. Batı’da uzun bir geçmişe sahip olan bu şirketler, binlerce küçük kredi ofisi ile tüketici1ere direk ulaşarak kredi kullandırırlar. Ancak genellikle kredilere uygulayabilecekleri faiz oranı veya maksimum kredi miktarı ile ilgili olarak devlet yasa1arıyla sınırlandırılmışlardır.”·

“Amerika’daki uygulamada bu tür şirketlere “Finance Company”, İngiltere’deki uygulamada ise “Finance House” ya da “Secondary Banks”-İkincil Banka” denilmektedir. Fakat yasal açıdan finansman şirketleri banka değildir. Aşağıda kısaca Amerika ve İngiltere’deki uygulamalar hakkında bilgi verilmektedir”

a) İngiltere : Büyük Britanya’da Finans evlerinin ana iştigal konusu taksitli satışların finansmanıdır. Finans evleri bir malı büyük bir iskonto ile peşin olarak üretici veya satıcıdan alır ve bunu tüketiciye taksitle daha yüksek bir fiyatla satar. Bu amaçla alıcı ile satıcı arasında taksitli satış anlaşması imzalanır. Bu işlemleri yürütebilmek için finans evleri ticari bankalardan büyük tutarlarda kredi kullanırlar veya kamudan bankalara göre daha yüksek faiz hadleri ile mevduat toplarlar. Bu yüzden İngiltere’de finans evlerine ikincil banka (secondary banks) denilmektedir. Bu duruma rağmen bu tür kuruluşlar yasal açıdan banka sayılmazlar. İngiltere’deki uygulamada finans evleri, bankalar, sonra da bir üst kuruluş olan Finans Evleri Birliği (Finance Houses Association) tarafından denetlenir. İngiltere’de Finans Evleri Birliği 1945 yılında Londra’da kurulmuş olup, Ülkedeki büyük ve önemli finans evleri bu Birliğin üyesi bulunmaktadır.

b) Amerika : Amerika Birleşik Devletleri’nde finansman şirketleri tüketicilere ve küçük iş adamlarına ödünç veren kuruluşlardır. Bu yüzden, finansman şirketlerinin müşterileri tipik olarak banka müşterilerine göre kredi alma standardı daha düşük ve bu bakımdan bankalara başvuramayan gruplardır. Tasarruf kurumlarından farklı olarak, finansman şirketleri tüketiciden mevduat kabul edemezler.”

“Otoritelerin çoğu bu endüstrideki firmaları üç gruba ayırır: tüketici finansmanı şirketleri, satış finansman şirketleri, ticari finansman şirketleri:

i) Tüketici Finansmanı Şirketleri (Consumer Finance Companies) :

Tüketici finansmanı şirketleri (Consumer Finance Companies), çok sayıda bireysel kredi kullandırdıklarından aynı zamanda küçük kredi şirketleri olarak bilinirler. Kredilerinin büyük bir kısmını otomobil kredileri ve ev gereçleri oluşturmaktadır. Bununla birlikte hastane harcamaları, eğitim ve tatil giderleri, ev tadilatı ve enerji faturaları da tüketici finansmanı şirketlerinin kredilerinin odağı olmaya başlamıştır. Tüketici kredileri pek çok finansal kurum için en karlı plasman yöntemidir. Bununla birlikte, bu kredilerin diğerlerine oranla daha fazla risk taşıdığı, maliyetli olduğu da kanıtlanmıştır. Ancak, kredi veren kurum faiz oranlarını yüksek tutarak bu maliyetleri dengeler. Genel olarak tüketici kredileri piyasası kurumsal kredilere göre daha az rekabetçi bir piyasa olduğu için kredi kurumları açısından daha avantajlıdır.

ii) Satış Finansman Şirketleri (Sales Finance Companies) :

Satış Finansman Şirketleri (Sales Finance Companies), otomobil ve diğer dayanıklı tüketim ürünleri satan bayilerden taksitli satışların senetlerini satın almak suretiyle tüketicilere dolaylı krediler verirler. Bu şirketlerin çoğu bir bayi ya da üretici tarafından kontrol edilen (captive) firmalardır. Bunların ana fonksiyonu sponsor firmanın ürün ve hizmetlerini kredilendirerek satışlarını arttırmaktır. Bu tür satıcı finansmanı şirketlerine sahip olan kuruluşlara General Motors, General Electric, Motorola, Sears ve Wards örneği. verilebilir. Genellikle satış finansman şirketleri perakendeci bayilere sözleşmenin vade, minimum ödemeler ve kredi oranlan gibi kabul edebilecekleri unsurlarını önceden bildirirler. Çoğunlukla bu şirketler, bayilere satış yapıldığı zaman dolduracakları bir kontrat formu verirler. Hemen ardından bu kontrat bayi tarafından finansman şirketine satılır.

iii) Ticari Finansman Şirketleri (Commercial Finance Companies) :

Ticari Finansman Şirketleri (Commercial Finance Companies), çogunlukla şirketlere kredi kullandırırlar. Bu şirketlerin büyük bir kısmı küçük ve orta ölçekli üretici ve toptancılara alacak senetleri finansmanı ya da faktoring hizmeti temin eder. Alacak senedi finansmanı yoluyla ticari finansman şirketi alacak senetlerini elinde bulunduran firmaya doğrudan bir nakit kredi açmış olur. Alternatif olarak finansman şirketinin alacak senetleri olan firmanın bu hesaplarını uygun bir orandan iskonto ederek satın alacağı bir faktoring düzenlemesi yapılabilir. Ticari finansman şirketlerinin pek çoğu bugün kredi verme hizmetlerini sadece alacakların finansmanıyla sınırlamaz, aynı zamanda iş makineleri ve diğer sabit kıymetlerle teminatlandırılan krediler de verir. Bunların yanında uçak, demiryolu araçları ve büyük ekipmanların alımı için finansal kiralama hizmeti verdikleri gibi kısa vadeli teminatsız nakit krediler de verirler.

Finansman şirketlerinin türleri arasındaki farkların üzerinde çok fazla durmaya gerek yoktur. Büyük şirketler üç alanda da aktiftirler. Bunun yanında, bugün pek çok finansman şirketi kredi çeşitlerini işletme sermayesi kredilerinden, finansal kiralama planlarına, ve sermaye yatırımlarını destekleyen uzun vadeli kredilere kadar çeşitlendirmişlerdir. Finansman şirketlerinin verdikleri krediler içinde en önemli yeri tutan kurumsal kredilerdir, ikinci sırada tüketici kredileri gelir, bunu da az miktarda ipoteklere verilen krediler izler.”

“Bu sınıflamanın dışında Amerika’da yüzde yüz sermayesi ana şirketin elinde bulunan finansman şirketleri “Captive Finance Companies” diye adlandırılır. Bu tip finansman şirketlerinin asıl amacı ana şirketten mal alan tüketicileri finanse etmektir. General Motors Acceptance Corporation “General Motors” mamullerini satın alan müşterilere kredi veren kuruluşlara örnek olarak gösterilebilir.

Amerika’da finansman şirketleri bulundukları eyaletin yasalarına göre çalışırlar. Fakat bu arada uymaları gerekli federal kurallar da mevcuttur. Bu tür yasal düzenleme daha çok tüketici işlemleri, ödünç vadeleri, müşteriden alınacak faiz oranı ve tahsilat işlemlerinde odaklaşır. Bu sınırlandırıcı düzenlemeler, finansman şirketleri ile ticari bankalar arasındaki her gün artan rekabetten kaynaklanmaktadır. Bu yüzden Amerika’da finansman şirketlerinin büyümesi ve gelişmesi tüketiciye kredi veren diğer benzer kuruluşlara göre yavaşlamış durumdadır”

3.1.2 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN YURTDIŞINDAKİ GELİŞİMİ:

“Finansman şirketlerinin, aktif olarak çok sayıda küçük kredi ofisi ile tüketiciye doğrudan, veya bayilerden taksit senetlerini satın almak suretiyle dolaylı olarak kredi Kullandırmalarının uzun bir geçmişi vardır. Ancak yakın zamanlarda, finansman şirketleri kurumlar arasındaki rekabetin değişmesinden etkilendi.

Yaygın şube ağının olmayışı onların, bu kredileri talep ederken rahatlığı tercih eden tüketici ünitelere ulaşmalarında bir dezavantaj oluşturuyordu. Sonuç olarak hem ticari bankalar hem de banka olmayan özel mevduat kurumları finansman şirketlerinin aleyhine tüketici kredileri pazarının büyük bir kısmını ellerinde tuttular. Örneğin Ulusal Rezerv Kurulu (Federal Reserve Board)’un derlediği datalara göre, 1950’de finansman şirketleri tarafından verilen krediler finansal kurumların açtığı kredilerin %45’ini oluşturmaktaydı. Bu oran 1987 yılında %23’e düştü. Aynı periyotta kredi üniteleri tüketici kredileri pazarındaki paylarını üçe katladılar. Uzmanların çoğu şu anda finansman şirketleri için en hızlı büyüyen pazarın tüketiciye yönelen finansal hizmetlerden ziyade kurumlara yönelik krediler olduğu görüşündeler. İpoteklere verilen krediler, ekipmanların finansal kiralaması için verilen kredilerdir , finansman şirketlerinin verdiği krediler arasında en hızla artan kredilerdir. Finansman şirketleri yakın zamanlarda, düşük faizler ve reklam yoluyla bankaların ve diğer kredi ünitelerinin pazarından otomobil kredilerinde önemli bir pay almayı başardılar.”

3.1.3 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNIN FON KAYNAKLARI :

“Finansman şirketlerinin kaynak yaratmada en çok başvurdukları yöntemler banka kredileri, finansman bonosu ihracı ve yine bankalara, sigorta şirketlerine ve mali olmayan kurumlara sattıkları uzun vadeli tahvillerdir. Bu kaynaklardan hangi dönemlerde hangilerine daha sıklıkla başvurduklarını faiz oranları belirler. Uzun vadeli faiz oranlarının yüksek olduğu dönemlerde, bu firmalar kaynak olarak kısa vadeli banka kredilerini ve finansman bonosu ihracını tercih ederler. Uzun vadeli faizlerin düşük olduğu dönemlerde ise tahvil ihracına ağırlık verirler.”

3.1.4 FİNANSMAN ŞİRKETLERINİN NİTELİKLERİNDE SON GELİŞMELER :

“Finansman endüstrisi yakın zamanlarda önemli ölçüde değişti. Kredi üniteleri ile mevduat ve kredi kurumlarında (savings & loans) olduğu gibi finansman şirketlerinin de sayısı, şirket hacimlerinin artmasına rağmen, azalma trendinde. Ulusal Rezerv Kurulu’nun bir araştırmasına göre Amerika’da 1960’da 6.400 den fazla finansman şirketi varken, 1980’de 2.000 bağımsız firma bulunabildi. Büyük bankaları olan holdingler yeni finans şirketleri kurdukları için 1970’lerde firma sayısında bir miktar artış yaşandı.

Finansman endüstrisinin popülasyonundaki bu uzun vadeli trendi ekonomideki bazı gelişmeler zorunlu hale getirdi. Yükselen maliyetlerin baskısı, pazarın genişlemesi, yenilik ihtiyacı ve diğer finansal kurumlarla olan yoğun rekabet finansman şirketlerini daha büyük hacim ve verimlilikle çalışmaya teşvik etti. Pek çok küçük şirket daha büyüklere satıldı. Azalan sayılarına rağmen finansman şirketleri Amerika’da aracı kurumlar arasında en hızlı gelişenidir ve kurumsal ve bireysel krediler pazarında potansiyel bir güç olmağa devam etmektedir.”

3.1.5 YURTDIŞINDAKİ FİNANSMAN ŞİRKETLERİNE BİR ÖRNEK: CETELEM

Cetelem firması sadece Fransa’da 2.600 çalışanı 170 ofisi ve diğer Avrupa Ülkelerinde (İtalya, İspanya, Belçika ve Portekiz) 1.000 çalışanı ve 93 ofisi ile “Tüketici Kredisi” konusunda hizmet vermektedir. Tüketim malları ve motorlu araç finansmanını, satış noktaları ve doğrudan pazarlama kanalları ile sağlamaktadır. 1994 yılı rakamları ile kredi hacmi 59.7 milyar FF (yaklaşık 465 trilyon (1994 yıl sonu dolar kuru:38.765 TL; 12 milyar USD) civarındadır.

Yaklaşık 40 yıldır faaliyetini sürdürmekte olan Şirkette hemen tüm işlemler bilgisayar desteği ile yürümektedir. Şirketin ana birimlerini şu başlıklar altında incelemek mümkündür:

Tahsilat grubu,

Voice Authorization merkezi,

Bölge müdürlüğü (ofis), Satış noktası (Coforama),

Bilgi İşlem Merkezi,

Cofıca (motorlu araç kredileri şirketi)

i) Tahsilat Grubu :

Tamamen kağıtsız bir ofis yaratılmaya çalışılmıştır ve neredeyse tüm organizasyon bilgisayar tarafından yapılmaktadır. Her görevliye gün başında 100 ödeme problemi olan tüketici atanmaktadır. Bu seçim yapılırken müşteriler özellikle daha önceden kendisini arayan görevli ile eşleştirilmekte ve bunun psikolojik olarak fayda sağladığı düşünülmektedir.

Terminallere bağlanmış otomatik telefon arayıcılar yardımı ile müşterinin telefonu çevrilmekte, eğer telefon meşgul ise otomatik olarak sırada arkalara atılmakta, cevap vermiyor ise sıradan çıkartmaktadır. Ortalama 100 kişiden 40’ı ile görüşmek mümkün olabilmektedir. Görüşme sırasında . ekranda kişinin kredi tarihçesi ile ilgili tüm detay izlenebilmekte ve yapılan görüşmenin sonucu da ayrıca sisteme kaydedilebilmektedir.

Müşterilerin her ay sonunda %3.9’u normal ödeme alışkanlığı ve kabul edilebilir risk seviyesinin dışında bir duruma geçmektedir. Bu durumdaki müşteriler önce mektup daha sonra telefon ile uyarılarak normal hesap durumuna döndürtümeye çalışılmaktadır. Sadece %0.09 oranında yasal yollara başvurulmak zorunda kalınmaktadır.

Çalışanlar genelde lise mezunu ve iş başı eğitim dışında özel bir eğitim almıyorlar.

ii) Ses Otorizasyon Merkezi (Voice Authorization Center) :

Telefon ile gelen provizyon isteklerinin bilgisayar sistemine girildiği ve alınan onay kodunun bildirildiği merkezde genelde öğrenciler çalışmaktadır. Bir ışıklı pano yardımı ile kaç kişinin görevde olduğu, kaç telefonun o anda cevaplandığını, hatta bekleyenlerin sayısını, kaç kişinin vazgeçip telefonu kapattığını ve ortalama kaç kez çalmada cevap verilebildiğini izlemek mümkündür.

Merkez sorumlusu panodan elde ettiği verilere göre gerekirse diğer bölümlerden yardım almak yolu ile cevaplama süresini makul bir oranda tutmaya çalışmaktadır.

iii) Bölge Müdürlüğü :

Her bölge müdürlüğü veya ofis kendi içinde pazarlama ve operasyon olarak iki alt bölümden oluşmaktadır. Operasyon satış noktalarından gelen sözleşmelerin doğruluğunu kontrol etmekte, satış noktaları ile konuşarak yardıma ihtiyaçları olup olmadığını belirlemekte gerekirse eğitimli öğrencileri bu mağazalara göndererek satışları arttırmaya çalışmaktadır. Ayrıca belirli bir kadro sürekli olarak satış noktalarını dolaşarak problemleri çözmeye çalışmaktadır.

Bilgisayarı ve yazıcısı olan mağazalar, sistemden otomatik olarak provizyon alıp sözleşmeyi yazdırmakta ve daha sonra da bu ofise göndermektedirler. Büyük olan mağazalardan günlük bu belgeler toplanırken, küçüklerden posta vb yöntemler ile alınmaktadır.

Sistemin ürettiği provizyon numarasının son digiti operasyon merkezine bilgi vermek için kullanılmaktadır. Son hanesi 9 olan sözleşmeler ayrıca incelenmekte, bordro, kimlik vb belgelerin bulunması aranmaktadır. Sistemin provizyon vermediği kişiler için ise (yasal olarak sistem red cevabını otomatik verememekte ancak araya bir operatör konularak bu cevap iletilmekte) telefon ile gelen istek doğrultusunda ana sistemde scoring yapılmakta, cevap buradan alınan bilgiye göre aktarılmaktadır.

Yazıcısı olmayan mağazalar, sistemden aldıkları bilgiyi elle sözleşmeye aktarmaktadırlar. Bu bilgiler daha sonra ofıs’te sisteme girilmektedir. Bilgisayarı olmayan mağazalar ise telefon yolu ile provizyon talep edip formu elle doldurmaktadırlar.

iv) Satış Noktası :

Örnek olarak Coforama mağazası ele alınırsa, krediler bölümünde 7 terminal bulunmaktadır. Bunlar yardımı ile kredi talepleri realtime olarak sisteme girilip değerlendirilmekte ve merkez bilgisayarda yapılan scoring sonucuna göre provizyon alınabilmektedir. Ayrıca eğer Aurore kartı var ise ödemeyi bununla da yapmak mümkün olmaktadır. Satış noktası görevlilerin eğitimi için Cetelem 1994 yılında toplam 1.500 kurs düzenlemiş ve bu konuda pazarda eğitime en çok önem veren kuruluş olduklarını belirtmekteler.

v) Bilgi İşlem Merkezi :

Bu merkezde yaklaşık 120 kişi görev yapmaktadır. 8 alt müdürlükten (işletim, sistem, uluslararası ilişkiler, güvenlik, dahili destek, dış cihazlar, koordinasyon, araştırma- geliştirme) oluşan merkezde bir ana bilgisayar ve 6 orta boy sistem (provizyon vermekte kullanılan) bulunmaktadır. Ayrıca toplam 2.500 sayfa/dakika kapasiteli 4 laser yazıcı ayda ortalama 6 milyon sayfa döküm (ekstre, mektup vb). almaktadır. Kadronun 55 kişisi geliştirme ve araştırma bölümünde, 25 kişisi ise işletim bölümünde görev yapmaktadır. Özellikle ana sistemde görece eski bir teknoloji kullanılmaktadır. Provizyon sistemi ise en azından açık sistem mimarisine uygun bilgisayarlarda çalışabilmektedir (Sun sistemleri).

Toplam 1.000 GB bilgi saklama kapasiteli sistemde halen 11 milyon civarında müşterinin bilgisi tutulmaktadır. Bunun yaklaşık 8.5 milyonu aktif müşterilerden oluşmaktadır. Dış bağlantılar için l70 hat sürekli açık tutulmakta, bu hatlar üzerinden günde ortalama 1.1 milyon transaction sisteme gelmektedir. Yoğun saatler 11.00 ve 16.00 civarları olmaktadır.

Doğrudan ana bilgisayara bağlı terminal sayısı 2.500 civarında olup bu sayıya satış noktalarında kullanılan cihazlar dahil değildir. Bu terminallere bağlı yazıcı sayısı ise (genelde matrix) 1.200 civarındadır. Aylık iletişim maliyeti 1.6 milyon FF (340.000 USD), ana bilgisayar sisteminde kullanılan yazılımların lisans ücreti ise aylık 500.000 FF (100.000 USD) şeklindedir.

vi) Cofica :

Cetelem’in bir alt şirketi olan Cofıca motorlu araç kredisi vermektedir. Bilgisayar sistemini Cetelem ile ortak kullanmakta ancak, satış noktalarında farklı uygulamalarda kullanabilmektedir (Video konferans gibi). Cofıca, 1994 yılında 255.000’i Fransada olmak üzere toplam 305.000 araç finanse etmiştir. 350.000 Aurore kartı kullanımda bulunmaktadır. 4 milyar USD’lik kredi hacmi ile pazarın %13.2’sine sahiptirler.

3.1.6 YURTDIŞINDAKİ FİNANSMAN ŞİRKETLERİNE DİĞER BİR ÖRNEK: GENERAL ELECTRİC CAPİTAL CORPORATION (GE CAPİTAL)

General Electric, ABD’de hizmet veren bir şirkettir. 12 iş alanında faaliyet göstermektedir. 60 milyar USD gelirleri, 5.1 milyar USD net geliri olan global bir firmadır. 12 iş alanı aşağıdaki gibidir :

– Motor

– Bilgi hizmetleri

– Elektrik Dağıtımı ve kontrolü

– Plastik

– NBC

– Sağlık Sistemleri

– Aydınlatma

– Endüstriyel ve Güç Sistemleri

– GE Capital Services

– Makine ve teçhizat

– Uçak Motorları

– Taşıma Sistemleri

General Electric’in yan şirketlerinden biri olan GE Capital Şirketinin perakende finansal hizmet (Retailer Financial Services) paketi çok geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır :

-Tüketici kart programları

-Uygulama Prosesi

-Kredi Otorizasyonu

-Risk Yönetimi

-Ödeme Prosesi

-Direk Emtia Programları

-Müşteri Hizmetleri

-Geri Ödemelerin Tahsilatı

-Tüketici ve Ticari Hukuki Uzmanlık

-Düzenli Hesap Dökümleri

-Pazarlama Sistemleri ve Raporlama

-Müşteri Hizmeti Grubu

-Program Yöneticisi ve Pazarlama Desteği

-Fonlama

GE Capital Şirketinin vermiş olduğu tüketici hizmetlerini; tüketici kredi kartları, otomobil finansmanı, taksit ve ipotek hizmetleri diye gruplamak mümkündür. Şirketin 71 milyon kredi kartı hesabı vardır. Şirket özel etiketli kredi kartları üretiminde bir numaradır. 400.000: otomobil satışını finanse etmiştir. 1 numaralı non-captive firmadır. Yani sermayesinin tamamı ana şirketin elinde değildir ve dolayısıyla sadece ana şirketin mal ve hizmetlerini kredilendirmez. 85 milyar USD tutarında ev ipoteği için hizmet vermektedir, bu anlamda ipotek hizmeti konusunda en hızlı büyüyen şirkettir. Finansal kurumlar vasıtasıyla satılan yatırım ürünlerini temin eden şirketler arasında bir numaradır.

GE Capital Şirketinin tüketici kredi kartı grubunun yapılanması da dört birimde gerçekleşmiştir;

– Perakende finansal hizmetler- NA.Inc.

– GE İş hizmetleri, Inc.

– GE Tüketici Kartı Hizmetleri

– Uluslararası Tüketici Finansal Hizmetleri

Tüketici kredi kartları hizmetleri; Masterkart ve Visa, “GE Rewards” Kart, Exxon Co-Branded Master kart ve Bankkart Hizmetlerinin en üst 15 ihraççısı olmak üzere bir hayli geniştir.

Bu uluslararası kartlar; Avusturya, Kanada, Honk Kong, Hindistan, Endonezya, Meksika, Norveç, İspanya, İsveç ve İngiltere gibi ülkelerde kullanımdadır.

GE Capital Şirketinin risk yönetimi konusunda kullandığı temel araç kredi scoring modelidir. Bu yöntem, müşteri istatistiklerine ve demografık öğelere dayanır. Gelecekteki performansın tahminleri üzerine score hesaplanır. Geçmişteki performans için de her bir score seviyesinde oranlar tespit edilir.

GE Capital Şirketinin pazarlama konusunda çalışmaları pazar payını arttırmaya, pazar yatırımların optimize etmeye, yeni pazar segmentleri tespit etmeye, müşteriye ve endüstriye özel entegre planlar yaratmaya ve sonuçları analiz edip karlılığı ölçebilmeye yöneliktir. Bu stratejiler aşağıdaki gibi gruplanabilir :

– Müşteriyi tanımlama ve GE’nin amaçlarını tespit etme

– Portföy analizleri yapma

– Pazar planlaması yapma

– Program / Test Tasarımı ve İdaresi

– Analiz ve öneriler

3.2TÜRKİYE’DE FİNANSMAN ŞİRKETLERİ :

Batı mali piyasalarında 20. yüzyılın başlarından itibaren başarı ile uygulanan finansman şirketleri, ülkemize ancak 70-80 yıl sonra gelebilmiştir.

3.2.1FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN TANIMI VE YASAL DÜZENLEMELER:

Aşağıda tüketici finansmanı şirketlerinin Türkiye’deki yasal dayanağı, gelişimi, işlevleri, ilgili vergi düzenlemeleri incelenmiş ve Türkiye’deki ilk tüketici finansmanı şirketi olan Koçfinans örnek olarak incelenmiştir.

3.2.1.1 TANIM VE YASAL DAYANAK :

27 Haziran 1994 tarih, 21973 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 545 sayılı KHK ile 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında KHK’nin bazı maddeleri değiştirilerek, finansman şirketlerinin kurularak çalışmasına olanak sağlanmıştır. Kanunla verilen yetki uyarınca Hazine Müsteşarlığı’nca 26 Temmuz 1994 tarihinde yayınlanan “Finansman Şirketlerinin Kuruluş, Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” ile kuruluş ve çalışma esasları belirlenmiştir.

Bu yönetmelikte amaç-kapsam, tanımlar, kuruluş izni, izin için istenen bilgi ve belgeler, faaliyet izninin iptali, sözleşme değişikliği ve hisse devri, şube açılması, bu tür şirketlerin yapamayacağı iş ve işlemler, sözleşme esasları, bilgi verme ve denetim gibi konular yer almaktadır.

Kanun ve Yönetmelikte finansman şirketleri ; “Devamlı ve mutad iştigal konusu olarak her türlü mal ve hizmet alımını kredilendirmek üzere ödünç para veren tüketici kredi şirketleri olarak tanımlanmıştır.

3.2.1.2 KURULUŞ VE SERMAYE

Yönetmeliğin 4’ncü maddesinde de belirlendiği üzere, finansman şirketleri anonim şirket statüsünde kurulabilirler. Ödenmiş asgari sermayelerinin 200 milyar TL olması zorunludur.

Bu tür şirketlerde ayrıca, hisse senetlerinin tamamının nama yazılı olması ve nakit karşılığı çıkarılması gerekmektedir. Ayrıca bu şirketlerin %10 veya daha fazla payına sahip ortaklarında, bankerlerle ilgili yasal düzenleme gereğince tasfiye edilmemiş olma, müflis veya konkordato talep etmemiş olma, bir kısım haysiyet kırıcı suçlarla mahkum olmama koşulları aranmaktadır. Mali bünyesi finansman şirketlerine taahhüt edeceği sermayeyi karşılamaya yeterli tüzel kişiler de, finansman şirketlerine ortak olabilecektir. Finansman şirketlerine kurucu olacak tüzel kişilerin %10 veya daha fazla payına sahip ortakları için de, gerçek kişi ortaklarda olduğu gibi, sabıka kaydı ve müflis olmama gibi koşullar aynen aranacaktır. Kuruluştan sonra ortak olacaklar ile mevcut payları devralarak pay oranını %10 veya daha yukarı yükseltecek olanlar için de bu koşul geçerli olacaktır. Müsteşarlık, hisse devirlerini denetim altında tutarak, finansman şirketlerinin kötü niyetli kişiler veya Kuruluşlar eline geçmesini önlemeye çalışmıştır.

Yönetmeliğin 3.maddesine göre, finansman şirketlerinin kuruluşunda, banka kuruluşlarında olduğu üzere, Hazine Müsteşarlığından izin almak gerekmektedir. Bunun için gerekli bilgi ve belgelerle başvuruda bulunulması zorunludur. Müsteşarlık gerekli incelemeleri yaptıktan sonra kuruluş iznini verecektir.

Finansman şirketlerinin kurulduktan sonra faaliyete geçebilmesi için Yönetmeliğin 7.maddesi gereğince, faaliyet izin belgesi alınması gereklidir. Faaliyet izninin alınmasından itibaren bir yıl içinde faaliyete geçmesi koşulu getirilmiştir. Bu süre içinde faaliyete geçilmemesi veya çalışmaya sürekli veya birden fazla ara verilmesi halinde faaliyet izin belgesi Müsteşarlıkça iptal edilebilecektir.

545 sayılı KHK’nin “genel gerekçe” ve “madde gerekçeleri”nde, finansman şirketlerinin kuruluş, faaliyet konusu ve koşullarının belirlenmesine temel alınan ilkeler belirlenerek ;

“Mali sektörümüzün dünya ile bütünleşmesi sürecine yönelik çalışmalar çerçevesinde bankacılık ve sigortacılık ile ilgili yeni düzenlemeler yapılırken sektördeki bütünlüğün sağlanması için Ödünç Para verme İşleri Hakkında 90 sayılı KHK’nin de günün gelişen şart re ihtiyaçlarına göre yeniden düzenleme gereğinin ortaya çıktığı, bankacılık, sigortacılık, finansal kiralama ve sermaye piyasasından oluşan mali kesimimizin yeni müesseselerle çeşitlendirilmesi gereği duyulduğundan, finansman ihtiyacı olanlara kredi sağlayan finansman şirketlerinin yasal çerçeveye oturtulduğu, tüketici finansmanına yönelik olarak çalışacak finansman şirketlerinin faaliyete geçmeleri ile ekonomik hayatın gerektiği gibi işlemesine katkı sağlanacağı” belirtilmiştir.

Görüleceği üzere, Yasa gerekçesinde de mali sektörümüzün dünya ile bütünleşme sürecinde sektörde bütünlük sağlanması ve ekonomik hayatın gerektiğince işlemesine katkı sağlanması amaçlanarak, kurumlaşma süreci içerisinde finansman şirketlerinin kuruluşu öngörülmüştür.

3.2.1.3 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN ÇALIŞMA KONUSU :

Yasa ve yönetmelikteki tanımlamalara göre finansman şirketlerinin başlıca işlevi, devamlı ve mutad meslek halinde her türlü tüketim malı ve hizmet alımını kredilendirmek süretiyle tüketicinin finansmanının sağlanmasıdır. Yani asıl faaliyet konusu kredi şeklinde ödünç para verilmesidir.

3.2.1.4 Açılacak Krediler ve Yapılacak Sözleşmeler :

Kredilendirme işlemleri imzalanan sözleşmeler ile yapılmaktadır. Finansman şirketlerinin iki tür genel sözleşme kullanmaları gerekmektedir :

Birincisi, satıcı (üretici) firma ile yapacakları genel anlaşmadır. Bu tür anlaşmada, finansman şirketleri, kredilendirecekleri mal ve hizmetleri temin eden satıcılarla önceden genel bir sözleşme yaparlar. Genel sözleşmede mal ve hizmetin teminine ilişkin genel şartların yanında tüketiciye uygulanacak faiz ve diğer masraflar serbestçe belirlenir. Genel sözleşmenin bir örneği, imza tarihinden itibaren 30 gün içinde Hazine Müsteşarlığına gönderilecektir.

İkincisi, tüketiciler ile yapılacak genel sözleşmelerdir. Finansman şirketleri ayrıca, tüketicilerle kredi işlemleri için yazılı sözleşme imzalamak zorundadırlar. Bu sözleşmede tüketicinin kredi sözleşmesinden doğan yükümlülüğü açıkça belirlenecektir.

Yönetmeliğin 12.maddesi gereğince finansman şirketlerince açılan krediler, satıcılarla yapılan genel sözleşmedeki esaslara göre tüketicinin nam ve hesabına mal ve hizmet teslimi ve temini ile birlikte, doğrudan satıcıya ödenmektedir. Ancak geri ödemeler, adına kredi açılanlar tarafından finansman şirketlerine yapılmaktadır.

Bankalar tarafından açılan tüketici kredilerinde ödeme doğrudan doğruya tüketiciye yapıldığı halde, finansman şirketlerince açılan kredi, mal üreten veya hizmet arz eden satıcıya yönelmiştir. Bu şekilde açılan kredinin amaç dışında kullanılması olanağı ortadan kalkmaktadır.

3.2.1.5 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN YAPAMAYACAKLARI İŞ VE İŞLEMLER :

Yönetmeliğin 11. Maddesine göre bankalarca yapılması gerekli bazı iş ve işlemlerin finansman şirketlerince yapılması yasaklanmıştır. Buna göre;

a) Ana faaliyetleri dışında başka işlerle iştigal edemezler.

b) Teminat mektubu veremezler.

c) Mevduat veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı para toplayamazlar.

SPK’na göre menkul kıymet ihracı ile mali piyasalardan ödünç para alınması bu yasak . kapsamının dışındadır.

3.2.1.6 BİLGİ VERME VE DENETİM:

Yönetmeliğin 14.maddesine göre, finansman şirketleri yıllık bilanço ile kar-zarar tablolarını ve faaliyet raporlarımı bir örneğini genel kurul toplantısının yapılmasını izleyen ayın sonuna kadar Hazine Müsteşarlığı’na göndermek zorundadırlar. Müsteşarlık ayrıca şeklini belirleyeceği formlara göre, şirketten istatistiki bilgiler de isteyebilecektir.

Finansman şirketlerinin faaliyet ve işlemleri, Hazine Müsteşarlığı ile Maliye

Bakanlığı’nın denetim elemanlarınca denetlenecektir. Bu kuruluşlar kurumlar vergisi mükellefi olarak, denetim elemanlarına her türlü bilgiyi vermek, defter ve belgelerini ibraz etmek zorundadırlar. .

Genel hükümlere göre, finansman şirketlerinin işlemleri ayrıca bağımsız denetim kuruluşlarına da denetlettirilir. Bu takdirde denetleme raporlarının bir örneği Hazine Müsteşarlığı’na gönderilecektir.

3.2.2 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN TÜRKİYE’DEKİ GELİŞİMİ VE İŞLEVLERİ:

Ülkemizde tüketici kredileri, benzeri ilk uygulama, T.C. Ziraat Bankası’nın 1950’li yıllarda “Marshall Planı” çerçevesinde başlatarak daha sonra kendi kaynaklarından finanse ettiği “Donatma ve techiz” kredileridir. Bu yolla nihai kullanıcı olarak çiftçilere önemli sayıda traktör, biçer döğer ve diğer tarım araçları kredileri açılarak, halen uygulanan tüketici kredileri yönteminin hemen hemen aynısı (malın çiftçiye teslimi, bedelin bayiye ödenmesi şeklinde) uygulanmak süretiyle Ülkemiz tarımsal üretim, teknoloji ve sanayiine çok büyük katkılar sağlanmıştır.

Bugünkü anlamda yaygın tüketici kredisi uygulaması ise 1988 yılından itibaren bankalarca uygulanmaya başlamıştır. Bunun yanında bugüne kadar, üretici, dağıtım firmaları ve bayiler seviyesinde dayanıklı tüketim ürünleri ve otomotiv satışları kredilendirilmiştir.

Bankaların kullandırdıkları tüketici kredileri tutarı ve kredi kullandırılan kişi sayısı T. Bankalar Birliğin raporlarından tespit etmek mümkündür. Buna göre :

Yıllar

Kredi Tutarı (mil. T.L.)

Kişi Adedi (küm.)

GSMH artışı (%)

1989

548.593

195.312

1.6

1990

4.170.701

1.132.954

9.4

1991

7.897.851

1.603.981

0.3

1992

16.685.412

2.097.624

6.4

1993

51.473.147

3.252.946

8.1

1994

75.899.978

3.466.435

-6.1

1995

124.471.329

3.679.924

8.0

Tablo 1:Bankaların kullandırdıkları Tüketici kredi tutarları ve kişi adedi

Görüleceği üzere bankalarca kullandırılan tüketici kredilerinde sürekli bir artış görülmektedir, özellikle 1993 yılında bir önceki yıla göre %208.49 gibi çok yüksek artış kaydedilmiş, buna bağlı olarak üretim de benzeri oranlarda artmıştır. 1993 yılı GSMH artışının da yüksek oranda gerçekleşmesi (%8.1) dikkat çekicidir. 1995 yılında da kullandırılan tüketici kredileri tutarında %67.95 oranında bir artış, GSMH’da ise %8 gibi yine yüksek oranda bir artış gerçekleşmiştir.

Yapılan bir araştırmaya göre tüketici kredileri; otomotiv sektöründe satışları %88. Dayanıklı Tüketim Ürünlerinde %47 oranında artırmaktadır.

Ancak, bankacılık sektöründe kullandırılan tüketici kredileri hacmi bilinmekle beraber, üretici, dağıtıcı firmalar ve bayilerce kullandırılan tüketici kredilerinin hacmi tam olarak bilinmemektedir. Bu krediler her ne kadar tüketici kredisi olarak adlandırılmamakla birlikte, üretici, dağıtım / pazarlama şirketi ve bayiler seviyesinde, “taksitli satış”, “kampanyalı satış” adı altında gerçekleştirilmektedir. Kredilerin finansmanı ise üretici veya dağıtım firmaları fonları yanında bayiler seviyesinde, ilave olarak bayiler fonlarından sağlanmaktadır.

Yapılan araştırmalara göre, dayanıklı tüketim ürünleri sektöründe satışların %85’nin taksitli / kampanyalı satışlarla gerçekleştirildiği belirtilmektedir. Otomotiv satışlarının önemli bir kısmı banka kredileri ile gerçekleştirilmekte birlikte, bu sektörde de önemli bir hacimde üretici, dağıtıcı firma ve bayi kredilerinin varlığı anlaşılmaktadır. Buradan, dayanıklı tüketim ve otomotiv sektörlerinde çok önemli boyutlarda kredi yoluyla finansmanın bulunduğu ortaya çıkmaktadır.

Üretici, dağıtıcı ve bayi kredilerinin mevcut uygulamada, taksitli satış ve kampanyalı satış adı altında gerçekleştirilmesinde, malın fiyatına vade farkı da eklenerek satış faturası düzenlenmekte veya vadeli fiyat ilan edilerek, peşin ödemelerde peşin indirimi uygulanmaktadır. Özellikle dayanıklı tüketim ürünleri sektöründe çok yaygın olan uygulama ise; peşin fiyatın içerisinde belli bir oranda vade farkı ekleyerek satış fiyatı bulunması, buna nispeten piyasanın altındaki bir faiz oranıyla vade farkı uygulayarak taksitli satış yapılmasıdır. Bu yöntemle, görünüşteki düşük faiz oranı ile satışları teşvik edilmektedir.

Görüleceği üzere taksitli ve kampanyalı satış yöntemlerinde ürün fiyatları gerçekte olması gerekenin üzerine suni bir fiyat artışını yaratmakta, bu da genel tüketici fiyatlar seviyesini yükseltmektedir. Nitekim, bu etkinin sakıncası görülerek, ürünün üretici dağıtıcı – bayi güzergahında oluşan vade farkı (faiz tutan) dolayısıyla fiyat seviyesinin yükselmesi ve vade farklarının da gider kalemi olarak mali tablolarda yer almasının engellenmesi amacıyla Maliyece düzenleme yapılmıştır. 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15’ci maddesi, 01.01.1996 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 4008 sayılı Kanunla eklenen bent ile, “V.U.K. hükümlerine göre dönem sonu stoklarını son giren ilk çıkar yöntemine göre değerleyen veya amortismana tabi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutan kurumların, Gelir Vergisi Kanununun 41’ci maddesi 8 numaralı bendeki esaslar çerçevesinde hesapladıkları giderlerin” belirli bir oranını gider olarak yazılamayacağı hükmüne bağlanmıştır.

Kronik Enflasyon sorununu yaşayan Ülkemizde, hem bu nedenle, hem de Gümrük Birliği’ne geçilmesi safhasında ürün fiyatlarının gerçek seviyesine çekilmesinde yukarıda açıklanan uygulamaların yerine geçecek sistemin kurulmasında finansman şirketlerinin önemli bir misyonu bulunmaktadır.

Finansman şirketleri münhasıran tüketici kredisi vermek üzere kurulan finans kuruluşu hüviyeti ile bir ihtisas kurumu fonksiyonunu yerine getirerek; asıl fonksiyonu üretim veya pazarlama olan kuruluşların asli faaliyetlerinden uzaklaşarak kredi veren kurumlar haline gelmelerini önleyecek, üretici firmalar karlılıkları sadece üretimden doğan karlılıklarını ifade ederek, gerçek karlılıklarının ölçülmesine imkan verecek, dağıtım şirketlerinin fiyatlar genel seviyesini yükseltici etkisi giderilecek ve tüketiciler bayiler yerine münhasırın kredi vermek özere kurulmuş ciddi ihtisas kurumları ile karşılaşarak güven duyacak ve tüketicilerin istismarı engellenecektir.

Ayrıca, bankalardan kredi kullanamayan, çeşitli nedenlerle bankalardan çekinen düşük gelirli tüketiciler, bir ihtisas kurumunun güvencesi altında bayiler seviyesinde kredi kullanabileceklerdir. Bununla birlikte, bu sistem ile bayilik sistemi de kendisine çeki düzen verecek, vade farkı ve fiyatlama, faturalama konusunda çok farklı uygulamalar bulunan sektörde kayıt dışı işlemler ve vergi kaçakları da önlenecektir.

Diğer taraftan finansman şirketleri, kredilerin fonlamasını önemli ölçüde VDMK satışları ile sağlayacağından, mevcut alacak portföyünün menkul kıymetleştirilmesi yoluyla sağlanan ve gerçek bir alacak hakkı ve tahsilata dayalı olan yöntem ile piyasada da toplam fon arz ve talebi etkilenmeden finansman sağlanacağından talep artışı yoluyla fiyatlar genel seviyesi etkilenmeyecektir.

Özetlenirse :

Finansman Şirketlerinin piyasalarda gerçek yerini alması ile birlikte :

– Sektördeki vade farkı ve peşin fiyatta gizli vade farkı uygulaması nedeniyle fiyatlar genel seviyesinin yükselmesi engellenecektir.

– Üretici firmalar, asıl faaliyet alanlarında faaliyet göstererek gerçek karlılık seviyesini saptayabileceklerdir. Dağıtım ve pazarlama firmaları da asli faaliyet alanlarına döneceklerdir.

– Tüketiciler ciddi ihtisas kurumları ile muhatap olacaklar, tüketicilerin istismarı engellenecektir.

– Ülkemiz uygulamasındaki bayilik sistemi, kendisine çeki düzen vererek kurumlaşma , sürecine girecek, kayıt dışı ekonomi küçülecektir.

-VDMK fonları ile finansman sağlanması nedeniyle, alacak portföyünün menkul kıymetleştirilmesi sağlanarak, krediler yine tüketicilerin fonları ile finanse edilecek, talep , artışı yoluyla fiyatlar genel seviyesi etkilenmeyecektir.

3.2.3 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN FON KAYNAKLARI :

Yasa ve yönetmelikte; finansman şirketlerinin mevduat veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı para toplamayacakları hükme bağlanarak, fon sağlayacak tek yöntem olarak menkul kıymet ihracı ve mali piyasalardan ödünç alınması imkanı , bırakılmıştır.

Burada “mevduat veya ivaz karşılığı para toplama” kavramının, yaygın bir şekilde para toplanması anlamında kullanıldığı kanaatindeyiz. Bilindiği üzere tüm dünyada olduğu gibi, Türk finans kesimi mevzuatı da, geçmişte yaşanılan birçok acı deneyime tepki olarak, halktan para toplanmasını katı kurallara bağlamış, bu tür kurumlar için güçlü bir mali yapı ve sıkı bir denetim öngörerek bu imkanı sadece bankalara tanımıştır. Madde devamında, “sermaye piyasası mevzuatına göre menkul kıymet ihracı” ise kısıtlama hükmü dışında bırakılmıştır. Menkul kıymet ihracı ve halka arzın da kurallara bağlanmış halktan yaygın para toplanması anlamına geldiği düşünülürse, burada asıl sınırlamanın halktan yaygın para toplanması olduğu, mali piyasalardan ödünç para kullanımına imkan tanındığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca, 545 sayılı KHK’nin 2’ci maddesi ile “finansman şirketlerinin bu KHK hükümlerine bağlı olmakla birlikte, bankalar, sigorta şirketleri ve özel kanunlarına göre ödünç para vermeye yetkili kılınan kuruluşlar ile tüzel kişilerin doğrudan veya ortak veya iştirakleri vasıtasıyla dolaylı olarak ortaklık ilişkisi içinde bulundukları diğer tüzel kişilere ödünç vermeleri hakkında bu KHK’nin uygulanmayacağı” belirtilmek süretiyle, Kanun’un 2’ci maddesi gerekçesinde de açıklandığı üzere, uygulamada karşılaşılan zorluklar gözönüne alınarak Kanun kapsamı daraltılmak süretiyle, dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan Holding ve Grup şirketlerinden ödünç para alınması imkan dahiline alınmıştır.

Yönetmeliğin 11’ci maddesinde, mali piyasalardan ödünç para alınmasına imkan veren hüküm “mali piyasa” kavramı ile yoruma ihtiyaç göstermektedir. Ayrıca, KHK’deki benzer düzenlemede, “Uluslararası piyasalar” kavramına yer verilirken, Yönetmelikte “mali piyasalar” kavramı kullanılmaktadır.

Literatürde “mali piyasa kavramı”; fon talep edenlerle fon fazlası olanlar arasındaki fon akımlarını düzenleyen aracı kurumlar, akımı sağlayan araçlar ve bunları düzenleyen yasal ve idari kurallardan oluşan yapı olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle tüm aracı kuruluşlardan sağlanan veya sermaye piyasası araçları ile sağlanan fonların mali piyasalardan sağlandığı anlaşılmakla birlikte, burada bankacılık sistemi asıl kaynak olarak ortaya çıkmaktadır.

Ancak, halen mevcut mevzuata göre finansman şirketlerinin Bankacılık sisteminden kullanacağı fonlar için ödeyecekleri faizlerin %10 KKDF ve %5 BSMV’ne tabi tutularak ilgili mevzuat uyarınca %15 ek maliyetin bulunduğu, KHK’nin 2’ci maddesi uyarınca kullanılan Grup ve Holding içi firmalardan sağlanan fonların da %15 KDV’ne tabi olduğa dikkate alındığında, bu alandan fon sağlanması yüksek maliyetleri içerdiğinden fiili kullanımı çok dar kalmaya mahkum bulunmaktadır.

Bu durumda finansman şirketlerinin fon sağlayabilecekleri en önemli kaynak; tahvil-finansman bonosu, VDMK ihracıdır. Ancak, SPK’nın 13’cü maddesi ve Bakanlar Kurulu’nun “Tahvil ve Sermaye Piyasası Aracı Niteliğinde Diğer Borçlanma Limitlerine Dair” 14.01.1993 tarihli kararı ile, belirli koşullara göre sermayenin belirlenen katları şeklinde ihraç limitlerinin belirlenmesi, bu yolla sağlanan fonları da sermaye tutarına bağımlı kıldığından sınırlı bir kaynak sağlamaktadır.

Buna karşılık, SPK’nun 3794 sayılı Kanun’la eklenen 13/A; maddesi uyarınca VDMK ihracında, Kanun’un l3’cü maddesinde belirtilen limitlerin uygulanmayacağı hükme bağlanarak, alacak portföyleri karşılığında VDMK ihracı ile sadece portföy marjına bağlı bir fon kaynağı sağlanmaktadır.

Finansman şirketleri, Seri : III No: 14, Seri : III No: 17, Seri : III No: 18 sayılı tebliğler hükümlerine göre “doğrudan” VDMK ihraç etme imkanına sahip bulunmaktadırlar.

3.2.4 FİNANSMAN ŞİRKETLERİ VE VERGİ :

Yeni bir kuruluş oldukları için finansman şirketleri Türk vergi ve usul kanunları içinde yer almamaktadır. Finansman şirketleri anonim şirket statüsünde kuruldukları için vergileme açısından bu tür şirketlerin tabi olduğu rejime tabidirler. Ancak vergi kanunları dikkatle incelenecek olursa, finansman şirketlerinin banker statüsünde olmaları nedeniyle, vergilendirilmelerinde bazı özellikler mevcuttur.

i) Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları :

Finansman şirketleri anonim şirket statüsünde kuruldukları için kurumlar vergisi mükellefi olmaları doğaldır. Ancak yönetmeliğe göre sermayelerinin nakit karşılığı ödenmesi hisse senetlerinin tamamının nama yazılı olması bu kuruluşların tipik özelliğidir.

Yönetmelikteki bu hükme karşılık, SPK’nun 15.12.95 tarih ve 1301 sayılı ilke kararı uyarınca finansman şirketlerinin kayıtlı sermaye sistemine geçmek ve hisse senetlerinin halka arzına izin verebilmek için, asgari ödenmiş sermayelerinin yatırım bankalarında aranan sermaye tutarında olmasına, ayrıca ortak sayısı itibariyle halka açık şirket haline gelirlerse, sermaye artırımı ve hisse senetlerinin halka arzına ilişkin taleplerinin “…rüçhan haklarının kullanılmasından sonra kalan kısmının tahsisli satışına” şeklinde değerlendirilmesine karar verilmiştir. Bu nedenle finansman şirketlerinin halka açık şirket haline gelme imkanı bulunmaktadır. Halka açık olmayan finansman şirketleri %25 oranında kurumlar vergisine ve %24 oranındaki asgari kurumlar vergisine, Gelir Vergisi Kanununun 94.maddesinin 6-b bendi gereğince de %20 oranında gelir vergisi stopajına tabi bulunmaktadır.

Gerek kurumlar ve gerekse gelir vergisi tutarlarının %10’u tutarında da fon kesintisi bulunmaktadır.

ii) Katma Değer Vergisi :

Finansman şirketleri banka işlemlerinden biri olan “kredi verme” ile iştigal ettikleri için 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun l7.maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendi gereğince istisna kapsamına girmekte ve katma değer vergisine tabi bulunmamaktadır.

iii) Gider Vergileri :

1956 tarih ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 28.maddesine göre kredi veren finansman şirketleri bu tür işlemleri nedeniyle kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun müşteri durumunda olan kişilerden nakden veya hesaben aldıkları paralardan muamele vergisi ödemekle mükelleftirler. Bu nedenle KDV kapsamı dışında bulunan finansman şirketleri gider vergisi mükellefi olmaktadırlar. Bu verginin oranı halen %5’tir.

iv) Damga Vergisi Kanunu :

Finansman şirketlerinin satıcı (üretici) ile yapacakları genel sözleşmeler ile tüketicilerle yapacakları özel sözleşmeler 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu gereğince binde 6 vergiye tabi bulunmaktadır.

v) Harçlar Kanunu :

Yönetmeliğe göre, finansman şirketleri, Hazine Müsteşarlığı’ndan iki türlü belge almaktadırlar. Bunlar :

– Kuruluş izin belgesi : Bu belge izin için başvuran şirketin kurucularına, kanuni formalitelerin tamamlanması üzerine finansman şirketinin kurulması için verilen bir belgedir. Bu belge i1e şirket kuruluşuna geçilebilir.

– Faaliyet izin belgesi : Finansman şirketinin kuruluşu tamamlandıktan sonra Hazine Müsteşarlığı şirkete faaliyete geçmesi için bu belgeyi düzenler. Faaliyet izninin alınmasından sonra, şirketin bir yıllık süre içinde çalışmaya başlaması gerekir. Aksi takdirde Müsteşarlıkça Belge iptal edilebilecektir.

492 sayılı Harçlar Kanunu’na ait olmak üzere 25 Aralık 1995 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 29 seri no’lu Harçlar Kanunu Genel Tebliğinin “XI. Finansal Faaliyet İzin Belgesi Harçları” bölümünde konu ile ilgili şu açıklamalar yer almaktadır.

 

Tutar T.L.

i)Diğer Finansal kurumlar kuruluş ve faaliyet izin belgeleri (her yıl için)

ii)i fıkrrasında belirtilen kurumların açacakları şubelerle ilgili izin belgeleri (her şube için)

414.162.000

207.081.000

Tablo2 : Diğer Finansal Kurumlara İlişkin Belgeler ile ilgili Harçlar

Tablonun incelenmesinden de anlaşılacağı gibi finansman şirketlerinin kuruluş ve faaliyet izin belgesi harçları bir hayli yüksek düzeydedir.

3.2.5 TÜRKİYE’DEKİ İLK FİNANSMAN ŞİRKETİ : KOÇFİNANS A.Ş.

22.11.1994 tarihinde kuruluş ön izni alınarak, kuruluşu 03.01.1995 tarihinde Ticaret Sicili’ne tescil edilen Şirket, T.C. Hazine Müsteşarlığı’ndan 30.03.1995 tarihinde “Finansman Şirketi Faaliyet İzin Belgesi”ni alarak faaliyetlerine fiilen başlamıştır. Her türlü mal ve hizmet alımını kredilendirmek amacıyla kurulan Şirket, Türkiye’deki ilk finansman şirketi tüketici kredisini 14.04.1995 tarihinde kullandırmış, tüketicilere yaygın kredi kullandırılması faaliyetlerine ise 01.08.1995 tarihinde başlamıştır.

Sermaye Yapısı :

Kuruluş sermayesi l Trilyon TL olan Şirket, 30.03.1996 tarihi itibariyle sermayesini 6 Trilyon TL nominal değere yükseltmiş ve 30.06.1996 tarihi itibariyle 4 Trilyon TL’si ödenmiştir. 6 Trilyon ‘TL’lik nominal sermayesi bulunan Şirket sermayesinin %50’si Koç Holdinge, kalan °/o50’si ise Grup içi üretim ve dağıtım şirketlerine aittir.

Amacı :

Türkiye’de kurulan ilk tüketici finansmanı şirketi olarak, mali sektörümüzün dünya ile bütünleşmesi sürecine yönelik çalışmalar çerçevesinde ekonomik hayatın gerektiği gibi işlemesine katkı sağlamak şirketin kuruluş misyonudur. Koç Grubunun geniş bir ürün yelpazesi vardır. Ayrıca bu ürünlerin satışına yönelik 7000 bayiden oluşan dağıtım ve pazarlama teşkilatı bulunmaktadır. Bu geniş ürün potansiyelini kredi ile destekleyerek satışları arttırmak ve topluluk sinerjisinden karlılık yaratmak amacındadır. Koçfinans tüketiciye doğrudan finansman sağlayarak üretici şirketler üzerindeki finansman yükünü kaldırmaktadır.

Kredi özellikleri :

– Ürünün satış noktasında / satışla eş zamanlı

– Yeterli miktarda

– Kolay Nispeten ucuz

Kredi sistemi :

Kredi Koçfinans’tan tüketiciye veriliyor,

Kredi, tüketici nam ve hesabına, Koçfinans tarafından bayinin işyerinde bayiye ödeniyor,

Ürüne bağlı olarak çeşitli güvenceler istenmekle beraber, bayi nihai garantör / kefil konumunda.

Geri ödemeler,:

– Bayinin kendisine, veya

– Belirlenen banka şubelerine yapılıyor.

-Kredi değerlendirmeleri bayide bayinin risk takdiri ile merkezde ise scoring ve bayi risk analizi sistemleri ile yapılıyor.

1995 ve 1996 Yılı Faaliyetleri :

1995 yılı Nisan ayında ilk tüketici kredisini veren Koçfinans, test çalışmalarını ve pilot uygulama hazırlıklarını Mayıs ve Haziran aylarında sürdürmüş, Temmuz ayında yapılanmasına son şeklini vererek 31 Temmuzda Koç Topluluğunun üretmiş olduğu dayanıklı tüketim ürünleri ve otomotiv ürünleri için tüketici kredisi pilot uygulaması başlatmıştır.

Yaygın kredi kullandırma faaliyetlerine Ağustos 1995’te başlayan Şirketin, 1995 yıl sonu itibariyle açmış olduğu kredilerle ilgili tablolar aşağıda sunulmaktadır.

Kredi Sayısı

Toplam Kredi (Mil T.L.)

Toplam Faizli Bakiye(mil. T.L.)

Bayi Sayısı Adet

DTÜ

25.147

915.180

1.142.485

291

LASTİK

11.977

456.920

565.104

198

OTOMOTİV

2.447

1.624.742

2.601.947

311

TOPLAM

39.571

2.996.842

4.309.536

800

Tablo3:Koçfinans A.Ş.’nin 1995 Yıl Sonu İtibariyle Açmış Olduğu Kredilerin Dağılımı

1995 yıl sonu bilançosuna göre Aktif toplamı 3.650 milyar TL, vergi öncesi karı 402 milyar TL’dir.

Kredilerin finansmanı amacıyla, Aralık 1995’te 1 trilyon nominal değerde tahvil, Ocak 1996’da 900 milyar nominal değerde l. tertip, Mart 1996’da 1 trilyon nominal değerde 2.tertip, Ekim 96’da I,5 trilyon nominal değerde 3.tertip ve Aralık 96’da 2 trilyon nominal değerde 4.tertip olmak üzere 1996 yılında toplam 5.4 trilyon nominal değerde VDMK ihraç edilmiştir.

Koçfinans A.Ş.’nin l996 yılı açılan kredi tutarı, adedi ve bayi sayıları ile il performans rakamları ve 1996 yılı kadar olan kümülatif değerler aşağıda sırasıyla Tablo 4 ve Tablo 5’de sunulmaktadır.

Kredi Sayısı

Toplam Kredi (milyon)

Toplam Faizli Bakiye (mil T.L.)

Bayi Sayısı (Adet)

DTÜ

194.534

8.698.903

10.646.581

1.331

LASTİK

26.374

1.164.448

1.515.146

183

OTOMOTİV

23.895

20.273.122

28.466.973

619

244.803

30.136.473

40.628.700

2.133

Tablo4: Koçfinans A.Ş.’nin 1996 Yılı itibariyle Açmış Olduğu Kredilerin Dağılımı

Kredi Sayısı

Toplam Kredi (milyon)

Toplam Faizli Bakiye (mil T.L.)

Bayi Sayısı (Adet)

DTÜ

219.681

9.614.083

11.789.066

1.331

LASTİK

38.351

1.621.368

2.080.250

183

OTOMOTİV

26.342

21.897.864

31.068250

619

284.374

33.133.314

44.938.236

2.133

Tablo5:Koçfinans A.Ş.’nin 01.10.1995-31.12.1996 tarihleri arasında kümülatif olarak açmış olduğu kredilerin dağılımı

MİNTZBERG’E GÖRE ÖRGÜT YAPISI VE ÖRGÜT TASARIMININ TEMEL İKLELERİ

Yönetimin ne olduğu ve ne iş yaptığı uygulamalı araştırmalara da konu olmuş ve bunların genel olarak vardığı sonuç, ustabaşından genel müdüre ve devlet yöneticilerine kadar yapılan işin “esasının aynı olduğu” yalnızca roller ve kapsamın değiştiği, yöneticinin işinin “programlanmış” olmadığı, sözlü haberleşme ile sezgilerin çok önemli rol oynadığı ve yöneticinin diğer kişilerden aldığı ve onlara verdiği bilgi oranında güçlü bulunduğu olmuştur.

Yönetici, bir profesyonel kişi olarak kendisinin başarısı, işletmeyi amaçlarına ulaştırması ile ölçülecektir. Veya örgütün daha alt kademelerinde ise, başarısı, başında bulunduğu bu örgüt birimlerini amaca ulaştırması ile ölçülecektir. Bunu başarabilmek içinde devamlı değişen çevre koşulları karşısında kendisini yenilemek zorundadır. Çünkü kendisi tüm organizasyonun veya kendi biriminin başarısından sorumludur. Kendisi için yeterli başarı seviyesi yoktur ve yaptığı iş bir çeşit “açık – uçlu” (open ended) iştir.

Yöneticiler ne iş yapar veya ne işi yapmalı sorularına değişik açılardan farklı cevaplar verilebilir. İkinci soru, yani ne iş yapmalı sorusu ilke koyucu bir niteliğe sahiptir ve literatürde yazılmış pek çok kaynağa sahiptir. Birinci soru olan ne iş yapar sorusu ise tanımlayıcı ve açıklayıcı bir niteliğe sahiptir. Bu konuda Mintzberg, düşünülenlerin aksine, yöneticilerin organizasyonlarda çok değişik işler yaptıklarını ve roller oynadıklarını göstermiştir. Buna göre yöneticiler, kişiler arası ilişkiler, bilgi toplama ve dağıtma ve karar verme olmak üzere üç ana grupta toplanabilecek roller oynamaktadır.


bursa evden eve nakliyat
Bedava İlan Verme