Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

İçindekiler;

1.PARNASİZM (Temel Bilgi)

Devamını Oku »

Estetik ,Gerçeklik ve Jean Baudrillard

Özgeçmiş

Devamını Oku »

NOGAYLAR

Moğolca Mangıt Kıpçaklar’ın dağılmasından sonra XIII. yüzyıldan başlayarak Asya’nın Don-Kuba ırmakları arasındaki alanda Kırım yöresinde ve Astrahan yöresinde varlığını sürdüren bir türk boyudur.Göçebe ve yerleşik bir hayat sürerlerdi.Göçebe olanlar hayvancılıkla uğraşır ve derme çatma evlerde otururlardı.Yerleşik hayat sürenler daha çok zıraatla uğraşırlar “kara öylü” denilen evlerde otururlardı.Türk ve Moğol boylarından oluşan bu birlik Altınordu prenslerden Nogay Han tarafından kuruldu.

Devamını Oku »

DİĞER TÜRK DEVLETLERİ VE TOPLULUKLARI

1)- İSKİTLER(SAKALAR): MÖ. VII. yüzyılda batıya doğru göç ederek Karadeniz’in kuzeyinden

Devamını Oku »

Romanın baş kahramanı Ahmet Cemil, Mülkiye Mektebi`nin son sınıfına geçtiği yıl babası ölür. Bunun üzerine annesinin ve kız kardeşi İkbal`in geçimini sağlamak onun üzerine düşer.
Okul sıralarından beri edebiyata aşırı tutkusu vardır. Askerî Rüştiye`den bu yana en yakın arkadaşı olan Hüseyin Nazmi`nin de teşvik, yardım ve tavsiyeleriyle; kendi gayretiyle öğrenmiş olduğu iyi Fransızcasıyla çevirilere başlar. Bu işi yeterli görmemesi üzerine ek işler arar ve “Mir`-at-ı Şuûn” adlı bir gazetede iş bulur. Bu gazeteye girebilmek kendisini çok mutlu etmiştir.
Daha sonra bir ek iş daha bulur ve akşamları zengin bir ailenin çocuğuna ders vermeye başlar. Artık evlerinin geçimi düzene girer, hatta ona göre zengin olmaya başlarlar.
Ahmet Cemil`in en büyük hayellerinden biri, edebiyat dünyasında çok iyi tanınan, ünlü bir yazar olmaktır. Bu konuda bir sürü hayal kurar. Bu hayellerine bağlı olarak kafasında, kendisini ünlü yapabilecek bir eser şekillendirmeye başlar.
Bu arada, gazetede saydığı, sevdiği kişilerden biri olan Ahmet Şevki Efendi, yine çalıştığı gazetenin sahibi olan Tevfik Efendi`nin, oğlu Vehbi`ye bir eş aradığını söyler. Ahmet Cemil kız kardeşini vereceği bu adamın durumunu yeterince araştırmadığı halde, yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılır ve İkbal, Vehbi ile evlendirilir. Ahmet Cemil, kardeşinin evlenmesinden dolayı bir sıkıntı duyar ve eniştesine bir türlü ısınamaz.
Ahmet Cemil bir gün en yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi`nin uzun süredir görmediği kız kardeşi Lâmiâ ile karşılaşır ve ona âşık olduğunu anlar. Bu olay onu eserine yoğunlaştırır ve bir an önce bitirme isteği doğurur.
Bu sırada, gazete sahibi Tevfik Efendi felç olur. Bunun üzerine oğlu, aynı zamanda Ahmet Cemil`in eniştesi, Vehbi gazeteye gelir ve yönetimi ele alır.
Ahmet Cemil ve arkadaşları önceleri korkmalarına rağmen, bir müddet sonra Ahmet Cemil bundan memnun olmaya, hatta eniştesine sevgi duymaya başlar. Artık Ahmet Cemil baş yazar ve bir miktar para vererek gazeteye yeni makineler alınmasını sağlamış küçük bir ortak olmuştur.
Birgün Ahmet Cemil eserini bitirmeyi başarır. Arkadaşı Hüseyin Nazmi`nin evinde yapılacak ve devrin önemli ediplerinin de hazır bulunacağı bir partide eserin okunmasına karar verilir. Nihayet o gün Ahmet Cemil eserini okur ve herkes tarafından beğenilir. Orada bulunanların hepsi kendisini tebrik eder. Hatta Lâmiâ bile bir fırsatını bulup, gizlice, eserin sonuna “Tebrik ederim …..” yazar ve Ahmet Cemil de bunun farkına vararak mutlu olur.
Bu mutluluk içinde yaşarken, bir gün annesi ona eniştesi hakkında hoş olmayan şeyler anlatır. Artık eniştesinin kötü bir insan olduğunun iyice farkındadır. Birgün bir gazetede, onu kıskanan ve kendisine hep düşman olan kötü arkadaşı Râci tarafından yazılmış, kendisini ve eserini yerden yere vuran bir yazı çıkar. Bunun gazetesini kötü yönde etkileyeceğini düşünen eniştesi, baş yazarlığı başka birisine verir ve Ahmet Cemil ile araları iyice açılır. Bir akşam evde bu konuda çıkan bir tartışmada eniştesi, hamile karısı İkbal`in karnına tekme atar. Bunun üzerine bebek düşer ve İkbal de ölür.
Bir süre sonra Hüseyin Nazmi`den, Lâmiâ`yı bir subaya verdiklerini ve Lâmiâ`nın da bunu istediğini öğrenir.
Artık Ahmet Cemil`in hayatta sarılabileceği hiçbir umudu kalmamış, annesi hariç herşeyini kaybetmiştir. Her zaman hayallerinin esiri olduğu için kendisine kızar, edebiyatla ilgi herşeyden tiksinir hale gelir ve eserini yakar.
O andan itibaren, kendisine bütün bu acıları yaşatan bu şehirde yaşayamayacağını anlar ve Osmanlı`nın uzak bir vilayetine gitmek üzere annesiyle birlikte İstanbul`u terkederler…

Devamını Oku »

http://www.yazilisorulari.org/11-sinif-turk-dili-ve-edebiyat-dersi-yazili-ve-sinav-sorulari/2296-2009-2010-turk-dili-ve-edebiyati-dersi-11-sinif-1-donem-1-yazili-sorulari.html Devamını Oku »

LİSE 3 1.DÖENM 1.EDEBİYAT YAZILI SORULARI

ONDOKUZUNCU ASIR
“14. BEYİT: Ne vakitlerin uğurluluğu ne burçların uğursuzluğu (astroloji, müneccimlik) kaldı; ne de remil, kehanet, cifir (gibi gaipten haber verme işleri)
22.BEYİT: Ne Ahmet Mehmet’in esiridir ne de Mehmet Ahmet’in velisi. Kanun hükümleri eşitlik temeli üzerine kurulmuştur.
25. BEYİT: Zaman ilerleme, yükselme zamanı; dünya, bilim dünyasıdır. Toplumların sonsuza kadar yaşamasını, devamını sağlamak cehalet ile mümkün olur mu?”
1. Yukarıdaki metnin konusu nedir ? Belirtiniz.
2. Yukarıdaki metinden çıkarılacak en kapsamlı yargı nedir?
3. Türk Edebiyatında “Noktalama İşaretleri” ilk defa ne zaman hangi eserde ve hangi edebiyatçı tarafından kullanılmıştır?
4. Tanzimat Edebiyatı ile beraber edebiyatımıza giren edebi türler nelerdir? İsimlerini yazınız.
5. Tanzimat Edebiyatının 1. ve 2. dönemlerinin sanata bakışları bakımından olan farklarını açıklayınız.
6. Türk Edebiyatının ana dönemlerini şema halinde gösteriniz .
7. Aynı konuyu ele alan bir tarihi metinle edebi metin arasındaki temel fark hangi noktadadır? Belirtiniz.
8. Bir edebi eser, toplumun hangi hayat, yaşamsal yönlerinden etkilenir? Belirtiniz.
9. “Yenileşme” kelimesinin sizde oluşturduğu çağrışımı birkaç cümle ile ifade ediniz
10. Tanzimat Dönemi sanatçılarından üç tanesini yazınız.
Not: Her soru 10 puan, toplam 100 puan, süre 40 dakikadır.
Sinan Avcı
Ders Öğretmeni
CEVAPLAR
1. Konu: Geçmişin artık geçmişte kaldığı, yenileşmenin gerçekleştiği, esaretin kalkıp eşitliğin geldiği, bilimde ve her alanda gelişmenin, ilerlemenin olduğu.
2. Yenileşme ve gelişme.
3. Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı (Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı) zamanında Şair Evlenmesi adlı eserde Şinasi tarafından kullanılmıştır.
4. Makale, roman, hikaye.
5. Birinci dönem sanatçıları “Sanat toplum içindir.”, ikinci dönem sanatçıları ise “Sanat sanat içindir.” anlayışında idiler.
6. a) İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
b) İslamiyet Etkisindeki Türk Edebiyatı
c) Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
7. Tarihi metinlerdeki unsurlar (Olay – Kişiler- Zaman – Mekan) değiştirilemezler; ama edebi metinlerdeki unsurlar (Olay – Kişiler- Zaman – Mekan) değiştirilebilir.
8. Siyasi Hayat – Kültürel Hayat – Düşünce Hayatı
9. Eskinin modernize edilmesidir.
10. Şinasi -Ziya Paşa – Namık Kemal

Devamını Oku »

DİL VE ANLATIM DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI
SORULAR: (A GRUBU)
S.1. Çoklu zekâ ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
a. Zekâ sayısal olarak hesaplanmaz b. Zekâ çok yönlüdür
c. Zekâ değişmez d. Zekâ geliştirilebilir
e. Her insan kendi zekâsını geliştirebilir
S.2. “Bu zekâ türüne sahip insanlar; kelime oyunlarını sever, iyi bir kelime dağarcığı vardır, hitabeti iyidir.”
Yukarıda verilen bilgilerde bahsedilen zekâ türü aşağıdakilerden hangisidir?
a. Sözel- dilsel zekâ b. Sözel- içsel zekâ
c. Sayısal zekâ d. Mantıksal- matematiksel zekâ
e. İçsel zekâ
S.3.
“Yetti bî-kesliğim ol gâyete kim çevremde
Kimse yok çizgine girdâb-ı belâdan gayrı”
(Kimsesizliğim o dereceye vardı ki çevremde bela girdabından başka dönen kimse yok.)
Yukarıdaki şiirin teması aşağıdakilerden hangisidir?
a. Çaresizlik b. Hasret c. Aşk d. Yalnızlık e. Bıkkınlık
S.4. Aşağıdakilerden hangisi öznel bir yargı değildir?
a. Yazarın eserinde örnekler kullanması esere ayrı bir tat vermiş
b. Yazar, açık ve anlaşılır bir dil kullanmış
c. Kimi yazarların romanlarda yerel dil kullanmasını hoş karşılamıyorum
d. Yazar öncelikle üsluba değil eserin konusuna önem vermeli
e. Roman kahramanları gerçekçi olsaydı eser daha çok beğeni toplardı

Devamını Oku »

Hermann Hesse / Alman Edebiyatı / Roman / Yapı Kredi Yayınları

Hesse, 1943 yılında, tüm dünyanın savaş cehennemini yaşadığı sırada yazdığı Boncuk Oyunu’nda, doğu ve batı felsefesinin kusursuz bir bileşiminden oluşan yeni ve ütopik bir dünya düzeni sunar okura. Sanat ve bilimde disiplinler arası bir uyum üzerine kurulu, düş ve düşün gücünün ürünü fütüristik bir oyun olan Boncuk Oyunu, bu yeni düzenin simgesidir.

Devamını Oku »

Türkler onuncu yüzyıldan itibaren kitleler halinde İslamiyet’i kabul etmeye başlamışlardır. İslam kültürünün etkisiyle yavaşa yavaş yeni bir edebiyat ortaya çıkmıştır. Kendine özgü nitelikleri ve kurallarıyla “Divan Edebiyatı” adını verdiğimiz dönemin oluşumu 13.. yüzyıla kadar gelir. Daha sonra bu edebiyat anlayışı 19.yüzyıla kadar etkin bir şekilde varlığını sürdürür.

Devamını Oku »

DÎVÂN EDEBİYÂTININ ANA MAZMUNLARI

Divan edebiyatımız kimilerine göre klasik edebiyat, kimilerine göre eski edebiyat diye nitelendirilir.biz nitelendirmelerin üzerinde durmayacağız. Asıl amacımız Divan Edebiyatının muhtevasını öğrenmektir. Divan Edebiyatımızın konusu geleneğin tespit ettiği değişmez yönleriyle ortaya çıkan aşktır. Aşk işlenmesi zorunlu olan bir konudur. Yani şair ister aşık olsun ister olmasın tanınmak istiyorsa mutlaka bunu işlemesi gerekir. Nasıl ki hayatta içkinin damlasını ağzına koymamış bir kimse, şiirlerinde bahsediyorsa meyhanenin güzelliğini anlatıyorsa. İşte bu, divan geleneğinin getirdiği zorunlu bir durumdur. Şair aşktan yabancı kalmaması ve aşkı kendine mihver yapması, kendini muhakkak aşık pozisyonunda göstermesi divan edebiyatında uyulması gereken bir şarttır. Divan Edebiyatında eline kalem alan genç, yaşlı, aşkı hiç tatmayanı, kadın-erkek, hükümdar, sadrazam kim olursa olsun aşk konusunu işlemek zorundadır. Aşkta işlenen sevgili ise tek tiptir. Bu sevgili tipi değişmez. Aşk konusunda söylemek istediğimiz; Divan Edebiyatı aşk merkezli kurulmuştur. Öyle ki aşk temi kaldırılacak olsa divanlar boşalır. geriye küçük bölümler kalır diyebiliriz.

Devamını Oku »

EDEBİYAT VE GERÇEKLİK

Gerçeklik: nesnel olarak var olan her şeydir.çevremiz, yaşadıklarımız, tanık olduğumuz olaylar, bütün maddi evren….Bu duruma doğal gerçeklik denir.

Devamını Oku »

(1847-1914) Şâir ve yazar. İstanbul’da doğdu. Recâi Efendi’nin oğlu. Beyazıt Rüştiyesi ile Mekteb-i Irfan’da okuduktan sonra Harbiye İdâdîsi’ne girdi (1858). Sağlık bakımından uygun olmadığı için okuldan ayrılıp, Hariciye Nezareti Mektubî Kalemi’ne me­mur oldu (1862). Namık Kemal ile tanışıp Tasvir-i Efkâr’da yazmaya başladı 1867′de aynı gazeteyi devraldı. 1877′de Şûrâ-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Öğretmenlik ve ba­kanlık, Ayan azâlığı yaptı. İstanbul’da öldü. Küçüksu Mezarlığı’na gömüldü.
Tanzimat dönemi sanatçılarındandir. Şiir, hikaye, ro­man, piyes ve tenkit yazıları yazmıştır. Sanat sanat İçindir prensibine bağlı olarak tabiat, sevgi, Ölüm temalarını işle­yen şiirler yazdı. Batılı edebiyatın doğmasına zemin hazırla­dı.

Devamını Oku »

Rönesans’ın Nedenleri

Orta Çağ’ın sonlarından itibaren kültür ve sanattaki ilerlemelerin XV. ve XVI. yüzyılda olgunlaşması.

Devamını Oku »

Hayatı
1943 yılında İzmir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimimi İzmir’de tamamladı. 1963’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi. 1967’de Atatürk üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’ne asisitan olarak girdi. Kars’tan derlediği metinlere dayanarak hazırladığı “Kars İli Ağızları – Ses Bilgisi” adlı teziyle 1971’de “doktor” ünvanını aldı.

Devamını Oku »


Bedava İlan Verme