Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

Sözcük Nedir?

Sözcük: Bir kavram birimidir. Bir varlığın, bir nesnenin ya da bir durumun zihinde canlanabilmesi için onu karşılayan bir gösterimdir.

Devamını Oku »

Ses Bilgisi :

Dil ve Ses : Dil, seslerden oluşan bir işaretler dizgesi olup duygu, düşünce ve istekleri aktarmaya yarayan araçtır.

Devamını Oku »

Biçim Bilgisi :

Türkçe’nin Sözcük Yapısı : Dilimizde sözcükler üç ayrı şekilde yapılır ve üç farklı yapılanma adı alır :

Devamını Oku »

İMLA(YAZIM) Kuralları
I. Büyük Harflerin Kullanımı
a. Her cümleye büyük harfle başlanır.

Devamını Oku »

NOKTALAMA İŞARETLERİ
NOKTA (.)
1. Olumlu ve olumsuz cümle sonlarında konur.
• Beni beklediğinizi bilmiyordum.
2. Kelimelerin kısa yazılışlarında kısaltmanın sonuna konur.
• Prof. Dr. Ahmet Emek
3. Tarihlerin ve saatlerin yazımında rakamların arasına konur.
• 02.05.2001’de, saat 10.50’de doğmuş.
4. Sıralama sayılarında “-inci” ekinin yerine kullanılır.
• Kitabın 34. sayfasındayım.
5. Büyük sayıların yazımında basamaklar arasına konur.
• 678.550.000 89.095.000
6. Bölüm ve alt bölümleri gösteren rakam veya harflerden sonra kullanılır.
• 1. Lehçe 2. Şive 3. Ağız
• a. Matematik b. Kimya c. Fizik

Devamını Oku »

TÜRK VERGİ SİSTEMİ

GELİR ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLER

GELİR VERGİSİ

Devamını Oku »

1- Meşrutiyetin 2.kez ilan edilmesini sağlayan sebepler nedir?
2- Jön Türklerin Kurduğu İttihat Ve Terakki Cemiyetinin Amacı Neydi? Yazınız.
3- I.Balkan savaşının sebepleri nelerdir? Maddeler halinde Yazınız.
4- Almanya neden Osmanlıyı savaşa kendi yanında sokmak istiyordu? Yazınız.
5- İtilaf devletlerinin Çanakkale cephesini açmalarının sebepleri nelerdir?
6- Çanakkale zaferinin önemi nedir? Yazınız.
7- Mondros Ateşkes Anlaşmasının en önemli 3 maddesini yazınız.
8- İzmir ne zaman kim tarafından işgal edilmiştir? Yazınız.
9- Milli Varlığa Düşman Cemiyetler nelerdir? Yazınız.
10- Kurtuluş Savaşının amacı ve yönteminin ilk kez ilan edildiği belge hangisidir? Yazınız.

NOT: Her soru 10 puan ve süre 40 dakikadır Devamını Oku »

İDARİ YARGIDA İTİRAZ MERCİLERİ  :

1- Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarının itiraz mercii olduğu haller :

Devamını Oku »

İDARİ YARGI
İdari yargı, idari makamların idare hukuku alanındaki faaliyetlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümlendiği yargı koludur.

Devamını Oku »

1974 KIBRIS ÇIKARTMASI VE HABER ANALİZİ

Kıbrıs’ta 308 yıllık Türk döneminde farklı toplumlara ait insanlar arasında ırk,dil ve din ayrımı nedeniyle kavga ve çatışma çıktığı görülmüş ve duyulmuş bir olay değildir.İngilizler ada yönetimini devraldıkları tarihten kısa bir süre sonra olaylar çıkmaya başlamıştır.

Devamını Oku »

Osman Bey, Osmanlı Devleti’ni ve Osmanoğullarını kuran ve adını devletine ve soyuna vermiş bulunan ilk Osmanlı Sultânıdır. Kendisine Kara Osman, Fahruddin ve Mu’înüddin de denmiştir. Osman Gâzî, hayatının sonuna kadar emîr yani bey olarak anılmıştır; vefâtından sonra Hân ve Sultân denmiştir. Çünkü hayatının sonlarına doğru uc beyi olmuştur.
Osman Bey, 1258 tarihinde Söğüd’de veya Osmancık’da dünyaya geldi. Babası Ertuğrul Gâzî ve annesi Halîme Hâtun’dur. 24 yaşındayken babasının yerine geçti. Osman Gâzî, önce Kastamonu’daki Çobanoğullarına, sonra da Kütahya’daki Germiyanoğullarına bağlı idi. Onlar da Selçuklu Sultânına bağlıydılar. İlk evliliği, 1280 civarında, Sultân Orhan’ın annesi ve Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Beyin kızı olan Mâl Hâtun iledir. 1289 yılına doğru Şeyh Edebali’nin kızı Rabî’a Bâlâ Hâtun ile evlenince, nüfuzu ve kudreti arttı. Bu hanımından da Şehzâde Alâ’addin dünyaya geldi.
1281 yılında babasının yerine aşiret beyi olan Osman Bey, bir görüşe göre, Selçuklu Sultânı II. Gıyâseddin Mes’ûd’un 1284’de Söğüd ve çevresinin kendisine tahsis edildiğine dair olan fermanı ve yanında hediye ettiği ak sancak, tuğ ve mehterhâne ile uc beyi olmuştur. 1288 veya 1291 tarihinde Karacahisâr’ı fethetmesi ve Dursun Fakih’e kendi adına hutbe okutması, Osman Bey’in yarı istiklâlini kazanması demektir.
Osman Gâzi’nin Bizans sınır şehirlerini birer birer fethetmesi üzerine telâşa düşen Bizanslılar onu ortadan kaldırmak için bir düğün vesilesiyle bir baskın hazırlarlar. Baskına baskınla cevap veren Osman Bey, 1299 yılında Yarhisâr ve Bilecik’i fethetti ve beylik merkezini Bilecik’e nakletti ve fitneye sebep olan Yarhisâr Tekfurunun kızı Nilüfer’i (Holofura’yı) oğlu Orhan ile evlendirdi. Bu tarih, daha önce açıklanan sebeplerle Osmanlı Devleti’nin kuruluş yılı kabul edildi. 27 Ocak 1300’de Selçuklu Sultânı III. Alâ’addin Keykubad’ın saltanat alâmeti olan tabl, alem ve tuğu Osman Beye bir ferman ile göndermesi ile artık Osman Bey müstakil bir uc beyi olmuştu. 1301 yılında Bursa’ya yakın bir yerde Yenişehir’i kurdu ve saltanat merkezini buraya nakletti. Bu arada bütün bu fetihlerde kendisine yardım edenleri de unutmadı ve kardeşi Gündüz Bey’e Eskişehir’i; oğlu Orhan Bey’e Sultânönü’nü; Hasan Alp’a Yarhisâr’ı; Şeyh Edebalı’ya Bilecik’i ve Turgut Alp’e İnegöl’ü verdi ve Edebalı’nın torunu Alâ’addin’i yanında götürdü. 1308 yılında İlhanlı Hükümdarı Ahmed Gazan tarafından Selçuklu Devletine son verilince Osmanlı Devleti tamamen müstakil hale geldi. 1313’de Harmankaya Hâkimi Köse Mihal Bey’in Müslüman olmasıyla Mekece, Akhisâr ve Gölpazarı Osmanlının eline geçti. 1320 yılından itibaren çevrede fazla görünmeyen Osman Bey, 1324 yılında beyliği oğlu Orhan Bey’e devretti. 1324 yılı Şubat ayında Bursa’nın fethini görmeden 67 yaşında vefat eden Osman Bey, vasiyeti üzerine, geçici olarak gömülü bulunduğu Söğüd’den alınarak 2.5 yıl sonra 1326 yılında Bursa’daki Gümüş Künbed’e defn olunmuştur.
Babasından 4800 km2 olarak aldığı toprakları 16.000 km2’ye çıkaran Osman Bey’in Orhan ve Alâ’addin dışındaki çocukları şunlardır: Fatma Hâtun, Savcı Bey, Melik Bey, Hamîd Bey, Pazarlı Bey ve Çoban Bey. Bugünkü mülkî taksimata göre, Osman Bey zamanında Osmanoğullarının ülkesi, Bilecik, Eskişehir merkez, Sakarya’ya bağlı Geyve, Akyazı ve Hendek, Kütahya-Domaniç ve Bursa ilinin Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerini kapsıyordu.
Osman Bey zamanındaki büyük âlimler ve şeyhlerden bazılarını da hatırlatmakta yarar vardır: Âlimlerden en önemlileri Mevlânâ Şeyh Edebalı, Dursun Fakîh ve Hattâb bin Ebî Kâsım Karahisârî’dir. Maneviyât reislerinden ise, Şeyh Muhlis Baba, Şeyh Âşık Paşa, Şeyh Ulvân Çelebi, Şeyh Hasan Çelebi ve Baba İlyas mutlaka zikredilmelidir. [1]

Devamını Oku »

5.6.1. Ahi Ocaklari

Ahiler, “kardesler” demektir. Avrupa’nin “frere”lerine ve silâhli bir kuvvetleri olmalari dolayisiyla sövalyelerine de benzerler.

Devamını Oku »

KURTULUŞ SAVAŞI

A-HAZIRLIK DÖNEMİ

1-Kuva-yi Milliye Hareketi

Devamını Oku »

POLİAKRİLONİTRİL (PAN) LİFLERİ

Vinil siyanür olarak da isimlendirilen akrilonitril, doymamış bir karboksilik asid olan akrilik asidin nitrilidir.

Devamını Oku »

BALKAN ANTANTI

Türkiye Milletler cemiyetine katıldığı zaman Balkan Devletleri arasındada büyük bir yakınlaşma ve işbirliği başlamıştı.Bu gelişme 1934 yılında Balkan Antantı denilen ittifakı ortaya çıkmıştır.Balkanlılar arasındaki yakınlaşmanın esas unsuru ise 1930 Ekiminde’ki Türk-Yunan antlaşmalarının doğurduğu Türk-Yunan yakınlaşmasıdır.Öte yandan Locorno Anlaşmaları-Kellogg Paktı ve Litvinov Protokolu gibi barışçı teşebbüslerle Küçük Antant gibi Statükoyucu İttifakların ortaya çıkmasıda Balkanlaradaki işbirliğinde teşvik edici etkenler olmuştur.Balkan Birliği konusunda ilk adımlar Balkan hükümetleri tarafından değil fakat gayri resmi çabalarla atılmıştır.Dünya Barış Kongresi Derneğinin 1929 Ekimde Atinada yaptığı toplantıda kongre başkanı ve eski Yunan Başkanlarından Aleksandr Papanastasiyu devamlı bir Balkan Antantı kurulması fikrini orataya atmış ve Türkiye dahil Balkanlı delegasyonlar bu fikri kabul ederek 1930 Ekimde Atinada Birinci Balkan Konferansı açılmıştır.Bundan sonra bu konferanslar Atina -İstanbul-Bükreş ve Selanik olamak üzere her yıl tekrarlanarak Balkan Milletleri arasında bir işbirliği kurulmuştur. Bu konferanslar sonunda Balkan Ticaret ve Sanayi Odası-Balkan Denizcilik Bürosu-Balkan Ziraat Odası-Balkan Turist Federasyonu -Balkan Hukukçular Komisyonu -Balkan Tıp Federasyonu gibi teşekküller ortaya çıkmıştır.1932 de yapılan üçüncü Balkan konferansı ise bir Balkan Paktı tasarısı ortaya çıkartmıştır ki bu suretle iş birliği faliyetleri bununla siyasal münasebetler alanına geçirilmiş olmaktaydı.

Devamını Oku »


Bedava İlan Verme