Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

ZAMİRLER (ADILLAR)

Ad olmadıkları halde cümle içinde geçici olarak, bir adın yerini tutan ve bir adın gösterdiği bütün özellikleri gösteren sözcüklere veya eklere zamir (adıl) denir.
Örnek :
Polis aniden yere düştü, onu gördün mü?
Ad                                Zamir

Yapılarına Göre Zamirler :
Zamirler yapıları yönünden iki grupta incelenir.

* Basit (Yalın) Zamirler : Hiç yapım eki almamış, kök durumunda olan ya da yalnızca çekim eki alan zamirlerdir. Örnek : ben, şunda, bazıları, kim, bizlerden, onun vb.

* Bileşik Zamirler : İki sözcüğün birleşmesinden oluşan zamirlerdir. Örnek : Birçoğu, kimse, birkaçı, herhangi biri vb.

UYARI : Yapım eki alarak türetilen zamirlerde vardır. Örnek : Bu – ra, şu -ra

Zamirlerin Görevleri :
Zamirler, cümlede bir adın yerini tutan sözcük türü olduğu için cümlede bir ad gibi, özne, nesne, dolaylı tümleç ve yüklem görevinde kullanılabilirler.
Örnek : Seni buraya babam çağırdı.
Bu işin aslını bir de biz araştıralım.
Aradığımız ev şuradaymış.

Anlamlarına Göre Zamirler :
-Kişi Zamirleri
-İşaret Zamirleri
-Belgisiz Zamirler
-Soru Zamirleri
-İlgi Zamiri

Kişi Zamirleri : İnsan adlarının yerine kullanılan “ben, sen, o, biz, siz, onlar” ile kimi durumlarda insan adının yerine geçen “kendi” sözcükleridir.

Örnek :
Olanlara ben de çok üzüldüm.
İsterseniz, bir de siz bakın.
Sabahtan uğradım ben bir güzele.
Güzel ağlatmadı, güldürdü beni.

Kişi Zamirinin Özellikleri :

*       “Kendi” kişi sözcüğü, cümlede bir insan adının yerine kullanılırsa yedinci bir kişi zamiri olur. Örnek : Bakalım kendisi ne diyor?

Bu konuda kendin karar vermelisin.

*       “Kendi” kişi zamiri, diğer kişi zamiriyle “ben kendim, sen kendin, o kendisi, biz kendimiz, siz kendiniz, onları kendileri” biçiminde kullanılırsa kişi zamirlerinin anlamını pekiştiren bir sözcük olur. Örnek : Ben geldim.              Ben, kendim geldim.

O düşünmüş.             O, kendisi düşünmüş.

*       “Kendi” kişi zamiri, ikilime biçiminde kullanılarak bir eylemi nitelerse, durum zarfı olur.

Örnek : Çocuk kendi kendine oynuyor. (Nasıl oynuyor?)

Durum Zarfı

Kadın kendi kendine söylendi. (Nasıl söylendi?)

Durum Zarfı

*     “Kendi” kişi sözcüğü, öznenin yaptığı işi gene özneye dönmesini sağlayarak cümleye dönüşlülük anlamı katar. Bu yüzden dönüşlülük zamiri adını da alır. Örnek :

Adam kendini yaktı.

Çocuk kendini asmış.

* Kişi zamirleri, tamlamalarda, tamlayan olabilmelerine karşın, tamlanan olamazlar. Örnek :

Benim arkadaşım, senin isteklerin, onun gönlü.

Kendisinin sözleri, çocuğun kendisi.

*       “Ben” ve “sen” kişi sözcükleri, adın yönelme (-e) durumuyla çekimlendiğinde ses değişimine uğrayarak “bana” ve “sana” olur.

*       “O”  sözcüğü insan dışındaki varlıkların yerine geçtiği zaman işaret zamiri olarak da kullanılabilir. Örnek : O bu işe çok kızacak.      Kişi zamiri

O, dosyalanıp kaldırıldı. İşaret zamiri


UYARI : “O” kişi zamiri bir adı niteleyip işaret sıfatı olan sözcükle karıştırılmamalıdır.
“O” kişi zamirinden sonra virgül getirilmezse anlam karışıklığı meydana gelebilir.

İşaret Zamirleri : Adların yerini işaret ederek tutan sözcüklerdir. “Bu, şu, o” ve çoğul şekilleri olan “bunlar, şunlar, onlar” adın yerini işaret ederek tutarlarsa işaret zamiri olurlar.

Bu yakındaki bir ad. (Bunlar)
Şu, biraz uzaktaki bir ad. (Şunlar)
O, ise daha uzaktaki bir ad. (Onlar) gösterir ve onların yerini tutar. Örnek :
Bunu bir de babama soralım.
Şu, Fatih zamanından beri ayakta.
Onları, bana ver, şunları, sen al.

İşaret Zamirlerinin Özellikleri :

*       “O” ve “Onlar” sözcükleri kişi adının yerini tuttuklarında “kişi”, kişi dışında herhangi bir varlık ya da nesne adının yerini tuttuklarında “işaret” zamiri olurlar. Örnek :

O, kitabı beğenmediğini söyledi.       Kişi zamiri.

O, sınıfın, duvarına asılacak. İşaret zamiri.

*       “Buna, şuna, ona, öteki, beriki, böyle, şöyle, öyle” sözcükleri de adın yerine kullanılarak işaret zamiri olur.

Örnek : Burayı sen temizle. (İşaret zamiri.)
Gel de böylesine inan.             (İşaret zamiri.)
Öteki, başını eğip dinledi.          (İşaret zamiri.)

UYARI : İşaret zamirinden “bu, şu ve bunlar, şunlar” sözcükleri bir kişi adı yerine kullanılabilirler. Bu durum diğer işaret zamirleri için de geçerlidir. Örnek :

Bu, adam çağırdı.  (Bu adam)

zamir                        Sıfat

Şu, insanlara kızıyor.   (Şu insanlar)

Zamir                                sıfat

*       İşaret zamirleri belirtili ad tamlamalarında tamlayan ya da tamlanan olarak kullanılabilirler.

Örnek : Bunun acısı

Evin şurası

Öbürünün derdi.

İnsanın böylesi

*       İşaret sözcüklerinin yalın ve tekil şekilleri (bu, şu, o) işaret zamiri olup da cümlede bir adın önünde kullanılırsa araya mutlaka virgül (,) işareti konur. Aksi halde anlam karışıklığı ortaya çıkar.

Örnek : Bu, kitabın önsözüne eklenecek. (İşaret zamiri)

Bu kitabın önsözüne eklenecek. (İşaret zamiri)

Belgisiz Zamirler : Bir adın yerini tuttukları halde, hangi adın yerini tuttukları tam olarak belli olmayan zamirlerdir. Adları sayı, ölçü miktar ve özne yönünden tam değil de belli belirsiz bir biçimde göstererek onların yerini tutarlar.

Belgisiz zamir olarak kullanılan başlıca sözcükler şunlardır : Kimisi, kimileri, kimi, biri, birisi, birileri, birkaçı, bazısı, bazıları, çoğu, birçoğu, birçokları, başkası, birazı, fazlası, bir kısmı, hepsi, kimse, tümü herkes, hepimiz gibi. Örnek : Kimsenin ahı kimsede kalmaz.

Çoğu gitti, azı kaldı.                             Birçoğu, bu durumdan habersiz.
Hepsine benden selam söyle.               Kimi ağlarken kimi gülüyor.
Başkalarını değil, biraz da bizi düşün.   İçlerinden birisi bana çok tanıdık geldi.

Belgisiz Zamirlerin Özellikleri :

* Belgisiz zamirler belirtili ad tamlamalarında tamlayan ya da tamlanan olarak kullanılabilirler. Örnek : Birkaçının düşüncesi              Çocukların birkaçı

*      Kişi ve işaret zamirlerinden bazıları ikileme oluşturacak biçimde kullanılırsa belgisiz zamir olur. Örnek : Onun bunun sözüne uyma                     Seni beni hiç dinler mi o?

*      “Şey” sözcüğü, belirsiz bir adın yerini tuttuğu için belgisiz zamirdir. Örnek :

Çarşıdan şey aldım.                                    Şey sordu.

Soru Zamirleri : Adların yerini soru yoluyla tutan bir zamir çeşididir. Soru zamirleri sor sorarak adların yerine kullanılan sözcüklerdir denilebilir. Örnek :

Bu kitabı kim yırttı?       (Ali yırttı.)
Senden ne istiyor? (Para istiyor.)
Dün akşam nereden geliyordun? (sinemadan)
Hangisini daha çok beğendin? (şunu)
Yolda kime rastlamış? (bir arkadaşına)

Soru Zamirlerinin Özellikleri :

*       Soru sözcükleri bir eylemin anlamını etkileyecek bir biçimde kullanılırsa, soru zarfı olur. (Ne, Nasıl?) Örnek : Buralarda ne dolaşıp duruyorsun?          Niçin? Anlamında.

Bu havada buraya nasıl gelmiş?            Ne şekilde anlamında

*       Soru zamirleri, bir belirtili ad tamlamasında tamlayan ya da tamlanan olarak kullanılabilir.  Örnek :

Kimlerin parası?
Çocukların hangisi?
Adamın nesi?

*       Bazı soru sözcükleri bir adın önüne gelerek onu soru yoluyla belirtirse, soru sıfatı olur. (hangi, kaç, ne, nasıl) Örnek :

Hangi okulu bitirmiş? (  Soru sıfatı   Ad)
Bunlara kaç para verdiniz? ( Soru Sıfatı  Ad)
Ne yapıyormuş? ( Soru Sıfatı Ad)

İlgi Zamiri :

Bir belirtili ad tamlamasında tamlanan durumundaki ikinci adın yerini tutan “-ki” ekine ilgi zamiri denir.

Örnek :

Salonun duvarları temiz ama odalarınki kirli.
Odalarınki odaların duvarları

Benim kalemim seninkinden iyi yazıyor.
Seninki senin kalemin


İlgi Zamirinin Özellikleri :

*       İlgi zamiri, tamlamada tamlananın yerini tutar. Tamlanan tekrar yazılmak istendiğinde “-ki” atılabilir. Örnek : Bunun-ki daha canlı. Bu kazağın renkleri daha canlı.

*       İlgi zamiriyle, addan sıfat türeten “-ki” eki karıştırılmamalıdır. “-ki” eğer ilgi zamiriyse bağlandığı sözcük (-in, -im) tamlayan eklerinden sonra kullanılır. Addan sıfat yapan “-ki” ekinde böyle bir durum yoktur. Örnek :

Eğil salkım söğüt eğil, bu benimki sevda değil. Ben-im-ki
Çocuğunki daha mantıklı.                                Çocuk-un-ki
Evdeki hesap çarşıya uymaz.                           Ev-de-ki      Addan – sıfat t üretir.
Geceki yağmur ortalığı batırmış.                        Gece-ki

*       Bir adın sonuna gelerek, o varlığın sahibini, kime ait olduğunu gösteren (-im, -in, -i, -imiz, -iniz, -leri) iyelik eklerine iyelik zamiri denir. Örnek :

Kalemim (benim kalemim)               kalemimiz (bizim kalemimiz)
Kalemin (senin kalemin)                 kaleminiz (sizin kaleminiz)
Kalemi (onun kalemi)                      kalemleri (onların kalemleri)

İMLA(YAZIM) Kuralları
I. Büyük Harflerin Kullanımı
a. Her cümleye büyük harfle başlanır.

• Elini uzatı. Benimle barışmak istedi.
b. İster cümle başında ister içinde bütün özel isimler büyük harfle yazılır.

• Dün, Yakup Kadri’nin “Yaban” adlı romanını aldım.

c. Kişi adından önce veya sonra gelen unvan adları da büyük harfle yazılır.
• Akşama Doktor Recep bizim hastayı göre-cekmiş.
• Buralarda Tilki Hüseyin’i gördünüz mü?
• Dolapları Mehmet Usta’ya yaptırdık.

d. Belirli bir özel adı sadece unvanıyla kullanmak istediğimizde unvan kelimesinin de ilk harfi büyük yazılır.

• Halk Cumhurbaşkanı’nı coşkuyla karşıladı.
e. “dağ, deniz, göl, nehir” kelimeleri özel isimle birlikte kullanılırsa büyük harfle başlayarak yazılır.
• Van Gölü’nde ulaşım neyle sağlanıyor?

f. Belirli bir günden bahsederken ay ve gün isimleri büyük harfle yazılır.
• 25 Nisan Pazar günü nikahımız var.

g. “dünya, güneş, ay” kelimeleri terim anlamlarında kullanıldıklarında özel ad oldukları için büyük harfle yazılır.
• İlkokulda öğrendiğiniz gibi Ay Dünya’nın, Dünya da Güneş’in çevresinde döner, (terim anlamı)
• Bu fani dünyada hiçbir idealim kalmadı.
• Okulu bitirmeme iki ay kaldı.

h. Yazı başlıkları, eser adları, Kitap, gazete, dergi isimleri büyük harfle yazılır. Eğer bu isimlerin arasında bağlaç varsa bağlaç küçük harfle yazılır.
• Vatan yahut Silistre
• Bilim ve Teknik
• Leyla ile Mecnun
• Savaş ve Barış
ı. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar.
• Kurtuluş Savaşı, İlk Çağ, Cilâlı Taş Devri…
II. Kesme İşaretinin Kullanımı

a. Özel isimlerden sonra gelen çekim ekler kesme işaretiyle (‘) ayrılır.

• Adıyaman’a
• Başak’ı
• Güneydoğu’ya
• Anadolu’da
• Ali’yle
• Irak’a
• Sinekli Bakkal’mış
• Suna’ysa…

Özel adlara yapım eki geldiğinde bu ekler kes me işaretiyle ayrılmaz.
• Balıkesirli
• Mehmetsiz
• Atatürkçülük

b. Kısaltmalar ek aldıklarında bu ekler de kes me işaretiyle ayrılır. Ek, kısaltmanın son kelimes nin okunuşuna göre yazılır.
• DSİ’de (Devlet Su İşleri’nde)

III. -ler Çoğul Ekinin Yazımı
Özel isimlerin ardından gelen -ler eki kelime; bitişik yazılır.
• Bugün bize Nerminler gelecek.
• Savaşta İngilizlerle birlik oldular.

IV. “mi” Soru Edatının Yazımı
“mi” soru kelimesi her zaman sonuna geld kelimeden ayrı yazılır. İki görevi vardır:

a. Kullanıldığı cümleyi soru cümlesi hâline g<
rir.
• Arkadaşın Koray mıydı?
• Bütün soruları cevapladınız mı?
b. İki cümleyi zaman ve sonuç bakımından birbirine bağlar.
• Börek yaptı mı bizi de mutlaka çağırırdı.

V. “ki” Bağlacının Yazımı
“ki” bağlacı başlı başına bir kelimedir ve bu yüzden ayrı yazılır.
• Şarkıyı o kadar etkili söyledi ki gözlerimin yaşarmasını engelleyemedim.
• Öyle yalan söylemiş ki şimdi içinden çıkamıyor.
• Bebek o kadar sevimli ki…

VI. “-ki” Ekinin Yazımı
Daima eklendiği kelimeyle birleşik yazılır.
• Onun saçları seninkilerden daha koyu.
• Vitrindeki kıyafeti çok beğendim.
• Dünkü yarışmayı izlemedik.

VII. “de” Bağlacının Yazımı
Daima cümleden ayrı yazılır, “dahi”, “bile” anlamı katan bu bağlaç kelimeden kesme işaretiyle de ayrılmaz.
• Ayağın tökezlese de düşmeyeceksin.
• Biz de gelecek miyiz?
• Burada da bir huzursuzluk var.

VIII. Yardımcı Fiillerin (Eylemlerin) Yazımı
Türkçede isimlerle birlikte kullanılan yardımcı tüller vardır, et-, kıl-, ol-, eyle-, buyur- yardımcı fi-ileri sonuna geldiği isimlerin bazılarıyla birleşik, bazılarıyla ayrı yazılır. Bazı kullanımlarda ses düşmesi, ses türemesi, ünsüz yumuşaması gibi ses olayları gerçekleşiyorsa isimle yardımcı fiil birleşik yazılır. Eğer ses olaylarından hiçbiri gerçekleşmi-yorsa isimle yardımcı fiil ayrı yazılır.
• Teklifimizi kabul etmediler.
• Olayı öğrenince kahroldu.
• “de” bağlacını -de ekinden ayırmanın yolu cümleden o “de” yi çıkartmaktır. De’yi çıkarttığınızda anlam bozulmuyorsa bağlaç, anlam bozuluyorsa ektir.

• Sabreyle gönül.
• Onlara minnet etme.

IX. ikilemelerin Yazımı
İkilemeler, iki kelimeden oluşan, anlamı güçlendirmek için kullanılan ve ayrı yazılan kelime öbekleridir. İkilemelerin arasına kesinlikle virgül konulmaz.
• Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.
• Nişan eş dost arasında yapıldı.
• Üzerinde eski püskü bir gömlek vardı.

X. Tarihlerin Yazımı
Tek basamaklı gün ve ay sayılarının başına “0” rakamı yazılabilir. Tarihler arasına, eğer rakamla yazılmışlarsa “.” işareti konur. Ay, ad olarak yazılmışsa tarihler arasına bir işaret konmaz.
• 15.04.2003 •06.12.1998
• 7 Mayıs 1997

Vergi yargısında dava açma süreleri

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda, vergi mahkemelerinde dava açma süresi otuz gün olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla genel süre, otuz gündür. ikmalen, re’sen veya idarece yapılacak tarhiyatlarla, idarece düzeltme yoluyla re’sen yapılan tarhiyatlara, ihtirazi kayıtla yapılan beyanlara veya tahakkuklara yahut kesilen cezalara karşı açılacak davalarda bu süre uygulanır.

2577 sayılı kanun, vergi mahkemelerinde açılacak davalarda süreyi belirlerken özek kanunlarda yer alan düzenlemeleri saklı tutmuştur. Nitekim pek çok kanunda konumuzu ilgilendiren sürelere rastlamak mümkündür.

6183 sayılı kanunda ödeme emrine karşı açılacak davalar, 7 günlük süreye tabi tutulmuştur. Bu süre ile ilgili eleştirilerimizi geçenlerde yazmıştık.

Yine 6183 sayılı kanunda, haklarında ihtiyati haciz uygulanan kişilerin ihtiyati hacze, haklarında ihtiyati tahakkuk uygulanan kişilerin ihtiyati tahakkuka karşı açacakları davalarda 7 günlük süreye tabidir.

Vergi borcundan dolayı haklarında yurtdışı çıkma işlemi uygulanan kişilerin dava açma süreleri ise 60 gündür. Çünkü bu davalarda görevli mahkeme, idare mahkemesidir. (Ancak bazen idare mahkemelerinin kendilerini görevsiz görerek dosyayı vergi mahkemelerine gönderdikleri de görülmektedir. Bu gibi durumlarda vergi mahkemeleri davanın kendileri ile ilgili 30 günlük sürede açılıp açılmadığına bakmaktadır. Bu nedenle bu davaların 30 gün içerisinde açılması, hak kaybolmaması için en garantili yoldur.)

Emlâk vergisi ile ilgili olarak takdir komisyonlarınca belirlenen arsa ve arazi değerlerine karşı ilgili kurum ve kuruluşlarla mahalle ve köy muhtarlıklarına dava açma hakkı tanınmıştır. Takdir Komisyonu kararlarına karşı açılacak iptal davalarında dava açma süresi 15 gündür. (Vergi Usul Kanunu -VUK.- mük. md. 49).

Aleyhlerine tarhiyat yapılanların uzlaşma yoluna gitmeleri ve uzlaşmanın vaki olmaması halinde, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendilerine tebliğinden itibaren dava açabilirler. Burada dava açma süresi, uzlaşmaya konu olan ihbarnamenin tebliğinden itibaren uzlaşmaya müracaat için harcanan gün sayısının düşülmesi suretiyle hesaplanır. Ancak bu sürenin 15 günden az kalması halinde, uzlaşmanın vaki olmaması üzerine açılacak davalarda dava açma süresi olarak 15 gün esas alınır (VUK. ek madde 7).

Dava açma süresi içerisinde dava açmak yerine -koşulları varsa- düzeltme talep eden mükelleflerin, düzeltme taleplerinin açıkça veya 60 günlük sürede cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi halinde dava açma süresi, 30 günlük dava açma süresinden düzeltme talep etmek için harcanan gün sayısının düşülmesi suretiyle hesaplanır. Örneğin 1 Mart günü tebliğ edilen bir vergi-ceza ihbarnamesine karşı 28 Mart’ta düzeltme talep eden mükellefin talebinin reddedilmesi halinde, dava açma süresi sadece 2 gündür.

Dava açma süresi içerisinde dava açmak yerine, dava açma süresi de geçtikten sonra -koşulları varsa- düzeltme talep eden mükelleflerin, düzeltme taleplerinin açıkça veya 60 günlük sürede cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi halinde, doğrudan dava açma hakları yoktur. Bu mükelleflerin ret işlemine karşı şikayet yolu ile Maliye Bakanlığı’na müracaat etmeleri gerekmektedir. Talebin Maliye Bakanlığı’nca da açıkça veya 60 günlük sürede cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi halinde dava hakkı doğar. Düzeltme talebinin reddi dolayısıyla açılacak bu gibi davalarda dava açma süresi 30 gündür.

Vergi hukuku ile ilgili Bakanlar Kurulu kararı veya Genel Tebliğ gibi genel düzenleyici işlemlere karşı doğrudan açılacak davalarda görevli mahkeme, Danıştay’dır. (Danıştay Kanunu md. 24) Danıştay’ın ilgili dairesi bu gibi davalara ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakar. Bu tür soyut veya objektif iptal davalarında dava açma süresi ise 60 gündür. (İYUK md. 6)

Bu sürelerin son gün, resmi tatil gününe denk gelirse süre, tatili izleyen ilk gününün mesai saati bitimine kadar uzar.

Bu sürelerin son günün adli tatile rastgelmesi halinde, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6. maddesi ile belirlenmiş olanlarında süre, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır (İYUK md.8/3). Diğer kanunlarda yazılı süreler ise uzamaz. Ancak aksi yönde içtihatlar da vardır.

Bu sürelerin son günün idari tatil veya idari izin olarak adlandırılan günlere gelmesi halinde ise, sürenin tatili izleyen ilk iş günü mesai saati bitimine kadar uzayıp uzamayacağı net değildir. Her iki yönde de içtihatlar mevcuttur.

Görüldüğü gibi basit bir süre konusunu dahi mevzuatta ne kadar karmaşık hale getirmişiz.

Bu süreler, hak düşürücü sürelerdir. Kişilerin bu süreleri kaçırması halinde hem dava hakları ortadan kalkmakta ve aleyhlerine yapılan işlemler kesinleşmekte, hem de idare üzerinde yargı denetimi bu yüzden kurulamamış olmaktadır.

KAMU MALİ YÖNETİMİ İLE İLGİLİ NOTLAR

3 ana bütçe var..

1–merkezi yönetim bütçesi

2–yerel yönetim bütçesi

3–sosyol güvenlik kurumları bütçesi

merkezi yönetim bütçeside 3’e ayrılıyor..

1-genel bütçeli kuruluşlar

2-özel bütçeli kuruluşlar

3-düzenleyici ve denetleyici kurumlar

eskiden bütçe çağrısı BAŞBAKANLIKCA yapılırdı artık MALİYE BAKANLIĞINCA yapılıyor

özerk bütçe 5018 ile kamu mali literatüründen kaldırılmıştır.

kitlerin bütçeleri artık devlet bütçe sisteminden çıkarıldı zaten kitler 5018e de tabi değiller

bir de tüzel kişiliği sona eren kamu idareleri hangileridir? karayolları genel müdürlüğü var

? kesin hesabı sunma süresi 7 aydan 6 aya düşmüş

? trt toki kitler rtük tmsf ve diğer denetim kurulları Sayıştay denetimi dışında mahalli idareler ve askeriye Sayıştay denetimine açıldı

KÖYLER MAHALLİ İDARE BÜTÇESINDE DEGILLER..DEGISKLIKLERDEN BIRI DE BU..5018 DE MAHALI IDARELER ICINDE KOYLER YOK..

1- Aşağıdaki kurumlardan hangisinde harcama yetkilisi bulunmaz?

a- Ege Üniversitesi

B- Çemişgezek Belediyesi

c- Gelir idaresi Başkanlığı

d- Rekabet Kurumu

e- Tarım reformu genel müdürlüğü

Cevap : 5018 sayılı kanunda yapılan değişiklik ile Düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar kanunda belirtilen sınırlı maddelere tabidir. Bunlardan bir kaçı hesap verme sorumluluğu , mali saydamlık , tanımlar,bütçe ve kesin hesap konularında 5018e tabi iken ;

Harcama yetkilisi , muhasebe yetkilisi ve iç denetim konularından 5018e tabi değillerdir.

Rekabet kurumu bir düzenleyici denetleyici kuruluş olduğu için harcama yetkilisi bulunmamaktadır.

2- Merkezi yönetim bütçe kanununda belirtilen hizmet ve amaçları gerçekleştirmek, ödenek yetersizliğini gidermek veya bütçelerde öngörülmeyen hizmetler için genel ve özel bütçeli idarelere aktarma yapılmak üzere Maliye bakanlığı bütçesine konulan ödeneğe ne ad verilir?

a- Örtülü ödenek

b- Ek ödenek

c- yedek ödenek

d- Olağanüstü ödenek

e- Ek bütçe

Cevap : Yedek ödenektir. 1050 sayılı yasaya göre bu tanımlama ek ödenek anlamına gelmekteydi. Ancak 5018 ile birlikte EK ÖDENEK KALDIRILDI. Ek bütçe ile de karıştırılmaması gerekir. Ek bütçe ise

“Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerindeki ödeneklerin yetersiz kalması halinde veya öngörülmeyen hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, karşılığı gelir gösterilmek kaydıyla, kanunla ek bütçe yapılabilir.”

Buradaki espri ek bütçe kanunla yapılması ve karşılığında gelir gösterilmesi şartı olması

3- üst yöneticilere 5018 sayılı yasa kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirirken aracılık yapmaz?

a- Harcama yetkilileri

b- İç denetçiler

c- Mali Kontrol yetkilisi

d- Mali Hizmetler Birimi

Cevap : Mali kontrol yetkilisi 2005 yılında yapılan değişiklik ile mali kontrol yetkilileri kanundan çıkarıldı

4- 5018 sayılı Kanun’a göre merkezî yönetim bütçesinin hazırlanma süreci nasıl başlar?

A) Makroekonomik göstergelerin ve bütçe büyüklüklerinin Yüksek Planlama Kurulunca belirlenmesiyle

B) Orta vadeli mali planın Yüksek Planlama Kurulunca karara bağlanması ve Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla

C) Orta vadeli programın Bakanlar Kurulunca kabul edilmesiyle

D) Bütçe çağrısının Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla

E) Bütçe hazırlama rehberi ve yatırım programı hazırlama rehberlerinin Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla

Cevap : Orta vadeli programın Bakanlar kurulunca kabul edilmesi ise başlar olacak. Orta vadeli program DPT ( devlet planlama teşkilatı ) tarafından hazırlanır ve MAYIS ayı sonuna kadar BAKANLAR KURULUNCA KABUL EDİLİP AYNI SÜRE İÇİNDE RESMİ GAZETEDE YAYIMLANIR. Böylece Merkezi yönetim bütçe hazırlama süreci başlamış olur.

5- Özel gelirler ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

a- Özel gelirler fiyatlandırılabilir mal ve hizmet teslimlerinden sağlanır

b- Kamu görevi ve hizmeti dışındaki faaliyetlerden elde edilirler

c- Özel bütçeli idarelerin elde ettiği gelirlerdir

d- Genel bütçede gösterilirler

Cevap : Özel gelirler 1050 sayılı yasaya göre katma bütçeli idarelerin elde ettiği gelirler arasında sayılmaktaydı. Ancak 5018 sayılı yasa ile birlikte katma bütçeli idarelerin büyük çoğunluğu özel bütçeli idare haline gelmişse de kanuna getirilen tanım maddesi ile özel gelirler GENEL BÜTÇELİ İDARELERİN ELDE ETTİĞİ GELİRLER olarak tanımlanmıştır.

KİTlerin bütçesi KAMU BÜTÇESİ SINIFLANDIRMASINDAN ÇIKARILDI. 5018 yer almayan bir bütçe türü kamu maliyesi açısından yok hükmündedir. Nasıl her işletmenin ayrı bütçesi var (özel sektörde) KİTlerinde artık o şekilde.

6- Mali saydamlık ile ilgili olarak verilenlerden hangisi yanlıştır?

a) Görev, yetki ve sorumlulukların açık olarak tanımlanması zorunludur

b) Hükümet politikaları, kalkınma planları, yıllık programlar, stratejik planlar ile bütçelerin hazırlanması, yetkili organlarda görüşülmesi, uygulanması ve uygulama sonuçları ile raporların kamuoyuna açık ve ulaşılabilir olması şarttır.

c) Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından sağlanan teşvik ve desteklemelerin bir yılı geçmemek üzere belirli dönemler itibarıyla kamuoyuna açıklanması zorunludur

d) Kamu hesaplarının standart bir muhasebe sistemi ve genel kabul görmüş muhasebe prensiplerine uygun bir muhasebe düzenine göre oluşturulması zorunludur

e) Mali saydamlığın sağlanması için gerekli düzenlemelerin yapılması ve önlemlerin alınmasından Maliye Bakanlığı sorumludur.

Cevap : E şıkkı mali saydamlığın sağlanması için gerekli düzenlemeler yapılması KAMU İDARELERİNİN SORUMLULUĞUNDA OLUP Maliye Bakanlığı tarafından izlenir.

7- stratejik planların kalkınma planı ve programlarla ilişkilendirilmesine yönelik usul ve esasların belirlenmesine aşağıdakilerden hangisi yetkilidir?

a) Sayıştay

b) Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı

c) Yüksek Planlama Kurulu

d) Devlet Planlama Teşkilatı

e) Başbakanlık

Cevap : Devlet Planlama Teşkilatı

8- Türk bütçeleme sisteminde aşağıdaki bütçeleme anlayışlarından hangisi kullanılmaktadır?

a) Planlama Programlama Bütçeleme Sistemi ( PPBS )

b) Analitik Bütçe Sistemi

c) Program Bütçe

d) Performans Esaslı Analitik Bütçe Sistemi

e) Performans Esaslı Bütçe Sistemi

Cevap : PERFORMANS ESASLI ANALİTİK BÜTÇE SİSTEMİ

9- Aşağıdakilerden hangisi 5018 sayılı Kanun’da sayılan bütçe ilkeleri arasında yer almaz?

A) Tüm gelir ve giderler safi olarak bütçelerde gösterilir.

B) Bütçelerde gelir ve gider denkliğinin sağlanması esastır.

C) Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır.

D) Bütçelerde ödenekler, belirli amaçları gerçekleştirmek üzere tahsis edilir.

E) Bütçeler, stratejik planlar dikkate alınarak izleyen iki yılın bütçe tahminleriyle birlikte görüşülür ve değerlendirilir.

CEVAP : A şıkkı. Tüm gelir ve giderler safi değil GAYRİ SAFİ gösterilir. Arkadaşlar bütçeleme ilkelerini kısmına dikkat etmenizde yarar var. ÖSYM ilkeleri sormaya bayılı bu yüzden 5018de yer alan bütçe ilkelerini aşağıya kanundan aynen kopyalıyorum

Bütçe İlkeleri

MADDE 13.- Bütçelerin hazırlanması, uygulanması ve kontrolünde aşağıdaki ilkelere uyulur:

a) Bütçelerin hazırlanması ve uygulanmasında, makroekonomik istikrarla birlikte sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak esastır.

b) Kamu idarelerine bütçeyle verilen harcama yetkisi, kanunlarla düzenlenen görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla kullanılır.

c) Bütçeler, kalkınma planı ve programlarda yer alan politika, hedef ve önceliklere uygun şekilde, idarelerin stratejik planları ile performans ölçütlerine ve fayda-maliyet analizine göre hazırlanır, uygulanır ve kontrol edilir.

d) Bütçeler, stratejik planlar dikkate alınarak izleyen iki yılın bütçe tahminleriyle birlikte görüşülür ve değerlendirilir.

e) (5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin a/3 fıkrası ile değişen bent) Bütçe, kamu malî işlemlerinin kapsamlı ve saydam bir şekilde görünmesini sağlar.(*)

f) Tüm gelir ve giderler gayri safi olarak bütçelerde gösterilir.

g) Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır.

h) Bütçelerde gelir ve gider denkliğinin sağlanması esastır.

i) Bütçeler, ait olduğu yıl başlamadan önce Türkiye Büyük Millet Meclisi veya yetkili organlarca kabul edilmedikçe veya onaylanmadıkça uygulanamaz.

j) Bütçelerde, bütçeyi ilgilendirmeyen hususlara yer verilmez.

k) Bütçeler kurumsal, işlevsel ve ekonomik sonuçların görülmesini sağlayacak şekilde Maliye Bakanlığınca uluslararası standartlara uygun olarak belirlenen bir sınıflandırmaya tabi tutularak hazırlanır ve uygulanır.

l) Bütçe gelir ve gider tahminleri ile uygulama sonuçlarının raporlanmasında açıklık, doğruluk ve mali saydamlık esas alınır.

m) Kamu idarelerinin tüm gelir ve giderleri bütçelerinde gösterilir.

n) Kamu hizmetleri, bütçelere konulacak ödeneklerle, mevzuatla belirlenmiş yöntem, ilke ve amaçlara uygun olarak gerçekleştirilir.

o) Bütçelerde, ödenekler belirli amaçları gerçekleştirmek üzere tahsis edilir.

10- aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

a) Bütçe Hazırlama Rehberi – Maliye Bakanlığınca

b) Yatırım Programı hazırlama rehberi – DPT

C) Bütçe Çağrısı – Başbakanlık

d- Yatırım Genelgesi – DPT

Cevap: Bütçe çağrısı 1050 sayılı yasa döneminde Başbakanlık tarafından yapılmaktaydı. Ancak 5018 ile birlikte Bütçe Çağrısını hazırlama ve yayınlama yetkisi MALİYE BAKANLIĞINA verilmiştir. Hafızamızı biraz yoklarsak geçtiğimiz senelerde bunlarla ilgili soruların geldiği hatırlanacaktır

yedek ödenek bütçenin yüzde 2 kadar ayrılabiliyor örtülü ödenekte bütçenin binde 5 kadar ayrılabiliyor (en fazla)

11- Örtülü ödenek ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a- Başbakanlık bütçesinde yer alır.

b- Jandarma genel komutanlığı bütçesinde yer alabilir.

c- Kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Hükümet icapları için kullanılmak üzere Başbakanlık bütçesine konulan ödenektir.

d- Örtülü ödenek toplamı merkezi yönetim bütçesi başlangıç ödeneklerinin %0,05 ( binde 5 )ini geçemez

e- Başbakanın ve ailesinin kişisel harcamaları ile siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarında kullanılamaz.

Doğru cevaba gelince D SEÇENEĞİ OLACAKTI.

Çünkü D seçeneğinde verilen oran doğru olmakla birlikte baz alınacak olan merkezi yönetim başlangıç ödenekleri değil GENEL BÜTÇE BAŞLANGIÇ ÖDENEKLERİDİR.

B şıkkına gelince kanunda aynen şu ifade yer almaktadır.

“Kanunlarla verilen görevlerin gerektirdiği istihbarat hizmetlerini yürüten diğer kamu idarelerinin bütçelerine de örtülü ödenek konulabilir”

jandarma genel komutanlığı, içişleri bakanlığı v.s. kanunlarla verilen görevler gereği istihbarat hizmetleri görmektelerdir.

12- ödenek aktarma ile ilgili aşağıda verilenlerden hangisi doğrudur?

a- Personel giderleri tertibinden diğer tertiplere ödenek aktarması yapılabilir

b- Aktarma yapılmış tertiplerden diğer tertiplere aktarma yapılabilir

c- sadece genel yönetim kapsamındaki idareler ödenek aktarması yapabilir

d- Ödenek aktarması Maliye bakanlığı tarafından yapılır.

e- Yedek ödenekten aktarma yapılmış tertiplerden diğer tertiplere aktarma yapılamaz.

A ve B seçeneklerinde belirtilen durumlarda aktarma YAPILAMAZ

C seçeneğinde ise sadece GENEL YÖNETİM DEĞİL SADECE MERKEZİ YÖNETİM KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİ ÖDENEK AKTARMASI YAPABİLİR.

D seçeneğinde ise 1050 sayılı yasa ile yanılmıyorsam Maliye Bakanlığı yapabiliyordu ama artık ödenek aktarmaları KANUNLA yapılmak zorunda. Bunun bir istisnası var :

“Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, aktarma yapılacak tertipteki ödeneğin yılı bütçe kanununda farklı bir oran belirlenmedikçe yüzde beşine kadar bütçeleri içinde ödenek aktarması yapabilirler.”

yani kendi bütçeleri arasında kanuna göre %5e kadar aktarmayı idare kendi yapabiliyor. Bu durumda yapılan aktarma 7 gün içinde Maliye Bakanlığına bildirilmek zorunda… Ayrıca arkadaşlar çok önemli dediğim nokta ise idarelerin kendi bütçeleri arasında aktarma yapma oranı. Çünkü 5018de diyor ki YILI BÜTÇE KANUNUNDA FARKLI BİR ORAN BELİRTİLMEDİKÇE %5dir. Ancak 2006 yılı MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU İLE BU ORAN %20 olarak belirtilmiştir.

sınavda şayet soru gelirse ben %20 derim. Çünkü yürürlükteki yasa bu oranı %20 olarak belirtmiş. Ancak soru şöyle sorulursa

yılı bütçe kanununda farklı bir oran belirtilmedikçe % kaç aktarma yapabilirler derse %5

yok şayet idareler kendi bütçeleri arasında en çok % kaça kadar aktarma yapabilirler derse veya soruda 2006 yılı bütçe kanununa göre derse %20

2004 yılından beri analitik bütçe sınıflandırması uygulanmakta ülkemizde ancak performans esaslı bütçe sistemide bu kanunla getirildi. Yanılıyor olabilirim ama performans esaslı analitik bütçe sistemi uygulanıyor şuan

Düzenleyici denetleyici kuruluşlar ile ilgili soruna gelince 5018 ile sayıştay denetimine girdi. Kapsam maddesinde aynen şunu der

“Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, bu Kanunun sadece 3, 7, 8, 12, 15, 17, 18, 19, 25, 42, 43, 44, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 68 ve 76, 78 ncı maddelerine tabidir.”

bunlardan 68. madde ise DIŞ DENETİMDİR. Dış denetim SAYIŞTAY tarafından yapılır.

“Dış denetim

MADDE 68.– Sayıştay tarafından yapılacak harcama sonrası dış denetimin amacı, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, yönetimin mali faaliyet, karar ve işlemlerinin; kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden incelenmesi ve sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanmasıdır. ”

Zaten 68. maddede de dediği gibi GENEL YÖNETİM KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİ sayıştay denetimine tabi.

A-GENEL

Hakkın senede bağlı bulunduğu senetsiz dermeyanın (Öne sürmek, Ortaya koymak) ve devri mümkün olmadığı senetlerdir.

ÖZELLİKLERİ

  • Hak başkasına devredilebilir olmalıdır.
  • Hak nakden değerlendirilebilmeli.
  • Hakla senet arasında sıkı bir bağ vardır. Senetsiz hak ileri sürülemez ve devredilemez.
  • Soyutluk ilkesi yürürlüktedir. Kıymetli evraklar genelde doğumuna sebep olan işlemden bağımsızdır.
  • Kıymetli evrak tipleri kanunda sınırlayıcı sayıda belirtilmiştir.
  • Kıymetli Evraklar sıkı şekil şartlarına tabidir.

Kıymetli Evrakın Çeşitli Açılardan Ayrımı

1-Temsil Ettikleri Hakkın Türü Açısından

a) Para Senetleri: Senette ifadesi bulunan hak paradır.

Bono

Poliçe

Tahvil

b) Pay Senetleri: Senetteki hak bir ortaklık payıdır.

Hisse senetleri

c) Emtia Senetleri: Senetteki hak bir mal üzerindeki mülkiyet hakkını veya aynı hakkı (Eşya üzerinde tasarruf yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar)ifade eder.

Makbuz Senedi:Umumi mağazalara bırakılan mal karşılığında çıkarılan kıymetli evrak niteliğinde senet.

Varant: Umumi mağazalar tarafından çıkarılan ve bu mağazalara bırakılan malların rehin haklarını temsil eden senet.

Konişmento: Bir eşyanın gemiye yükletildiğini veya yükletilmek üzere teslim alındığını belgeleyen ve malı temsil eden,taşıyan tarafından düzenlenmiş kıymetli evrak niteliğinde senet.

2-Hakkın Senetten Önce Varolup- Varolmaması

a )Yaratıcı Senetleri: Hak ancak senetle doğuyorsa

Bono

b ) Açıklayıcı Senetler:Hak senetten öncede varsa

Hisse Senedi

3-Düzenlemesine Sebep Olan İşlemle İlişkisi

a) Soyut Kıymetli Evrak

  • Kambiyo Senetleri: Poliçe-Bono-Çek

b) İlli (Nedensellik)

  • Nama Yazılı Senetler:Konişmento

4-Devir Şekilleri Bakımından

  • Nama yazılı
  • Emre yazılı
  • Hamiline yazılı

a)Nama Yazılı Senetler: Belli bir kişinin adına yazılı olup onun emrine kaydını içermeyen ve yasal olarak da emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak. Ada yazılı senet.

Tedavül kabiliyeti (Sürümde olma,, Dolaşım) en az ve en zor olandır.

Nama yazılı kıymetli evrakın devri , Devir Beyanı+Teslim ile olur.

b)Emre Yazılı Senetler: Ya senet lehine düzenlenen kişinin adından sonra emrine kaydı bulunmalı, Ya da öyle bir kayıt bulunmamakla beraber senet kanunen emre yazılı senetlerden sayılmalıdır.

Poliçe, Bono, Çek kanunen emre yazılı senetlerdir.

Emre Yazılı Düzenlenemeyecek Senetler

  • İpotekli Borç Senedi
  • İrat Senedi
  • Pay Senedi
  • Tahviller

İpotekli Borç Senedi: Taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış, kişisel bir alacağı içeren kıymetli evrak niteliğinde senet.

İrat Senedi: Bir taşınmaz (gayrimenkul) üzerinde taşınmaz yükümlülüğü (gayrimenkul mükellefiyeti) olarak kurulan alacağı içeren kıymetli evrak niteliğinde senetler.

Pay Senedi: Anonim vb. şirketlerde payları temsil etmek üzere çıkarılan kıymetli evrak niteliğindeki senetlerdir.

Tahvil: Anonim ortaklıkların ya da devlet ve öteki kamu kuruluşlarını borç para sağlamak için çıkardıkları kıymetli evrak niteliğindeki senetlerdir.

Emre yazılı senetlerin devri, Ciro+Teslim ile olur.

Ciro:Senedin arkasına yapılan bir devir beyanıdır.

Senedin arkasında yer kalmamışsa senede yapıştırılacak ve Alonj adı verilen kağıt parçası üzerine yapılır.

CİRONUN TÜRLERİ

1.Amaç Yönünden

  • Temlik Cirosu
  • Rehin Cirosu
  • Tahsil Cirosu

2.Biçim Yönünden

  • Tam Ciro: Devredilen kişinin kimliği bellidir.
  • Beyaz Ciro: Sadece devredenin imzası vardır. Devredilen kişi belli değildir.

c)Hamiline Yazılı Senetler

Hamiline yazılı senetlerin devri en kolay olan senetlerdir. Devir için teslim yeterlidir.

Hamiline Düzenlenebilecek Senetler:

1.                    Çek

2.                    İpotekli borç Senedi

3.                    Pay Senedi

4.                    Tahviller

5.                    İrat Senedi

Hamiline Düzenlenemeyecek Senetler:

1.                    Makbuz Senedi

2.                    Varant

3.                    Poliçe

4.                    Bono

1. Senet metninden doğan def’iler senet metninden anlaşılan def’ilerdir. Örn:Vadenin henüz gelmemiş olduğu veya senedin zamanaşımına uğramış olduğu def’i gibi.

2. Senedin hükümsüzlüğüne ilişkin def’iler şeklen geçerli bir senet olmasına rağmen bu senetle sorumluluk altına giren kişilerin bazısına karşı senet hükümsüz olabılır. Örneğin; imzalardan biri sahte (taklit) olabilir.Bu durumda imzası sahte olan kişi açısından senet hükümsüzdür. Bununla birlikte sadece bu kişi herkese karşı senedin hükümsüzlüğünü ileri sürebilir. Senette imzası bulunan diğer kişiler, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği bu hükümsüzlük def’ini ileri süremezler.

3. Kişisel Def’iler: Senedin metni dışında kişisel ilişkilerden doğan def’ilerdir. 3. Kişilere karşı ileri sürülemez,ancak bu kişiler bile bile borçlunun zararına hareket etmişlerse bu def’iler onlara karşı da ileri sürülebilir.

DEF’İ: Bir talep karşısında hakkı kabul edip fakat özel bir sebebe dayanarak ödemekten kaçınma yönünde yapılan savunmadır

Kıymetli evrak kaybolduğunda hak da kaybolmaz, fakat talep de edilemez. Talep edilebilmesi için Ticaret Mahkemesine başvurup kaybedildiğinin tespit ettirilmesi lazımdır. Bununla birlikte eski senedin iptali ve yeni senedin düzenlenmesi konusunda karar alınır.

Hamile yazılı senetler iptal edilemez.

Poliçe : Üçlü bir ilişkiyi düzenleyen senettir.

Keşideci : Senedi düzenleyen,

Muhatap : diğer bir kişiye,

Lehdar : poliçede ismen gösterilmiş olan kimseye belli bir ödeme emrini verir.

Keşideci : senedin ilk borçlusu

Lehdar : senette alacaklı olarak gösterilen,

Ciranta : senedi devralmış, devretmiş kişiler,

Hamil : son elinde bulunduran kişi.

Poliçede şekil şartları

1 Poliçe kelimesi

2 Kayıtsız, şartsız bir bedelin ödenmesi emri

3 Ödeyecek kimsenin (Muhatabın) ad ve soyadı

4 Vade

a Belli bir günde

b Keşide tarihinden itibaren belli bir süre sonra

c Görüldüğünde

d Görüldüğünden belli bir süre sonra

5 Ödeme yeri

a İkametgahlı poliçe

b Adresli poliçe

6 Lehdar

7 Keşide günü ve yeri

8 Keşidecinin imzası

Senet metninde “Poliçe” kelimesinin bulunması gerekir. Metinde “poliçe” kelimesi yoksa senet açıkça emre yazılı olması kaydıyla “Emre yazılı havale” açıkça emre yazılı da değilse “Hükümsüz” sayılır.

Poliçede belli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız, şartsız bir emri içermektedir. Aksi halde batıl (Geçersiz) olur.

Poliçede bedelin belirli olmasına karşın, “Görüldüğünde” ve “Görüldüğünden belli bir süre sonra” vadeli poliçelerde gösterilen bedelin üzerinden faiz şartı konulabilir.Bedel senede rakam veya yazı ile yazılabilir. Sadece yazı ile de olabilir. Rakamla yazı arasında bedelde farklılık varsa yazı ile yazılmış olan bedel geçerlidir.

Muhatabın adı ve soyadı, poliçenin esaslı şekil şartıdır. Tacirler üzerine çekilen poliçelerde ticaret ünvanı yazılmalıdır. Tüzel kişilerde ticaret ünvanı yazılmalıdır. Muhabın adı, soyadı yanında ayrıca adresinin gösterilmesi şart değildir. Fakat ödeme yeri gösterilmemişsi, muhatabının ad- soyadının yanında bir yer adı yoksa poliçe hüküm ifade etmez.

Normal olarak poliçeye bir vade konulur. Vadenin yazılması esaslı bir şekil şartı değildir. Poliçede vade yoksa, poliçe geçersiz sayılmaz. Poliçe “görüldüğünde ödenecek vadeli poliçe” sayılır.

a)12 Şubat 1998’de ödeyiniz.

b)Düzenlenmesinden 20 gün sonra ödenecek

c)Bu durunda poliçenin vadesi, düzenlendiği anda belli değildir. Vadenin kesinleşmesi için bu poliçenin ilk önce muhataba kabul için ibrazı gerekir. Kabul olunduğu anda tarih “Tarih Tespit Protestosu” ile belirlenir.

Poliçede ödeme yerinin gösterilmesi gerekir. Ödeme yeri gösterilmemişse muhatabının ad ve soyadının yanında gösterilen yerde keşide edilmiş sayılır. Eğer burada da yer gösterilmemişse, poliçe Batıl (Geçersiz)dır.

a) Keşideci poliçeyi düzenlerken muhatabın ikametgahının bulunduğu mülki birlik içinde başka bir adreste ödeyeceğini beyan etmesidir.

b) Muhatap poliçeyi kabul ederken poliçeyi, kendi ikametgahında değilde, ikametgahının bulunduğu mülki birlik içinde başka bir adreste ödeyeceğini beyan etmesidir.

Lehdar gösterilmeden poliçe düzenlenemez. Poliçe hamiline düzenlenemez. Lehdarın ad ve soyadını bulunması zorunludur.

Poliçenin düzenlediği tarih ve yer poliçe üzerinde yer almalıdır. Keşide yeri düzenlenmemişse, keşidecinin soyadının yanında gösterilen yerde keşide edilmiş sayılır. Eğer burada da yer gösterilmemişse , poliçe batıldır.

Poliçede, keşidecinin imzası yoksa, poliçe geçersizdir. İmzanın mutlaka elyazısı ile olması gerekir. Yetkili temsilci varsa, O’ da imzalayabilir.

BEYAZ POLİÇE

Beyaz bir kağıt üzerine imza atıp, vermek veya poliçenin belli kısımlarının doldurulup bazı kısımları açık bırakılmak suretiyle düzenlenen poliçedir. Lehdar bu poliçeyi istediği gibi doldurabilir.

İMZALARIN İSTİKLALİ İLKESİ

Poliçeye imza koyarak sorumluluk altına giren herkes, diğerinin sorumluluğundan ayrı ve bağımsız sorumluluk altına girer. Diğer imzalar geçerli olmasalar bile her imza sorumluluğunu korur. Her imza atıldığı andaki senet metni ile sorumludur.

POLİÇEDE KABUL

Kabul sadece poliçede söz konusu olur. Bono ve çekte olmaz. Kabul, muhatabı, kambiyo ilişkisine sokan taahhüttür. Muhatap keşideciye gerçekten borçlu da olsa, kabule zorunlu değildir.

Poliçe üzerine “kabulündür” veya benzeri bir şey yazılarak atılacak imza veya sadece imza atmakla yapılır. Muhatabın taahhüt ve sorumluluğunun doğduğu an imza attığı andır. Muhatap kabul ettikten sonra senedi geri vermeden kabul şerhini çizebilir. Bu takdirde kabul olmamış sayılır.

Kabul, kural olarak “kayıtsız, şartsız olmalıdır.” Bu kuralın istisnası; muhatabın, kısmen kabulüdur. Diğer bir istisna adresli poliçedir.

Poliçe, keşide edildiği günden vadeye kadar kabul için ibraz edilebilir. Vade günü ödeme için ibraz yapılır. Kabul hangi gün olmuşsa o günün tarihi atılır. Görüldüğünde ödenecek poliçelerde “ kabul söz konusu değildir.” Kabul için ibraz yeri, muhatabın ikametgahıdır. Poliçenin kabulü için muhataba ibrazı kural olarak isteğe bağlıdır.( İhtiyaridir.)

Kabul İçin İbrazın Mümkün Olmadığı Haller

Görüldüğünde ödenecek poliçeler

Keşidecinin kabule yasaklaması

Keşidecinin kabul için ibrazı belli bir süre yasaklaması

Kabul İçin İbrazın Zorunlu Olduğu Haller

Görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek poliçeler

İkametgahlı poliçeler

Keşidecinin kabul için ibrazı zorunlu kılması

Ciranta tarafından ibrazın zorunlu kılınması

Keşideci poliçenin muhatap tarafından kabul edilmemesi halinde sorumlu olmayacağını şart koşabilir.

POLİÇENİN CİROSU

Poliçe kanunen emre yazılı senetlerden olduğundan devri için Ciro + Teslim gerekir.

Ciro eden, ciro edilene, senetten doğan ve senetten anlaşılan hakları devreder.

Ciro yazılı bir beyandır. Sözlü olamaz. Ciro, senet arkasına ve ya yer yoksa senede yapıştırılan bir kağıt (Alonj) üzerine yapılır. Ciro, kayıtsız, şartsız yapılabilir. Şartlı yapılmışsa geçersiz olmaz, fakat şartlar yazılmamış sayılır. Kımi ciro geçersizdir.çizilmiş ciro yapılmamış hükmündedir.

CİRO

Temlik

Tahsil

Rehin

Temlik Cirosu : Senetten doğan hakların devri amacıyla yapılan cirodur. Bu normal cirodur. Rehin cirosu : Bedeli rehindir veya teminat içindir gibi ibareler konularak yapılır.

Tahsil cirosu : Senet bedelini tahsil etmek için yapılır. Bu ciroya “tahsil içindir, Tevkil içindir”gibi kayıtlar konur.

CİRO, NE ZAMANA KADAR YAPILIR ?

Ciro, senet, lehdarın eline geçtiği andan ödememe protestosu keşide edildiği ve ya bu protestoyu keşide etmek için tanına vadeyi izleyen iki günlük süre sona erdiği ana kadar yapılabilir. Bu süre geçtikten sonra yapılan cirolar, alacağın temliuki hükmündedir. Ciroya, bu nedenle tarih konmalıdır. Poliçenin hamili kim ise tedavül süresince herkese ciro edebilir.

Temlik cirosu Tam ve Beyaz ciro

Rehin ve Tahsil Tam Ciro

Olarak yapılır.

Tam Ciro, Ad-Soyad-İmza

Beyaz Ciro, Sadece İmza

POLİÇEDE AVAL

Aval : Poliçe ile sorumluluk altına giren keşiler lehine verilen bir tür kefalettir.

Aval “Aval içindir” gibi ifadenin yazılıp, altının imzalanmasıyla yapılır.

Avalist : Aval verilen kimseye denir. Avalist kimin lehine aval vermişse onun yanında ve sırasında sorumludur. Avalın kimin lehine olduğu belli değilse, “keşideci” lehine verilmiş sayılır.

POLİÇE ÖDEME

Vadesinde veya vadeyi izleyen iki iş günü içinde, iş saatlerinde yetkili hamil tarafından muhatabın ikametgahında ibraz edilmelidir.

Ödeme için yapılan ibraz poliçe borçlusuna mütemerrit (geciken) kılacağı gibi, ödeme halinde, rücu haklarını kullanılması için gereken protesto keşidesini ilk şartını oluşturu.

Muhatap, poliçeyi öderken ciro silsilesine (arkadaki imzalar) göre hamilin yetkili olup almadığını incelemeli, hamil tarafından bir ibra şerhinin verilmesini istemelidir. Muhatap, vadeden önce senet bedelinin ödemek zorunda değildir.

Muhatap, kısmi ödeme de teklif edebilir. Hamil bu ödemeyi reddedemez. Kısmen ödemişse, ödediği miktar, senet üzerine kaydedilir. Kalan kısım için ödememe protestosu çekilebilir. Vadesinde ve ya vadeyi izleyen iki iş borcundan kurtulmuş olmaz.

POLİÇEDE KABUL ETMEME VE YA ÖDEMEME HALLERİNDE BAŞVURMA HAKLARI

Poliçede asıl borçlu, kabul etmiş olan muhataptır. Fakat, muhatap tarafından kabul ve ya ödeme yapılmadığı zaman poliçede imza atmış olan herkes sırasıyla sorumlu olmaya başlar. Her imza kendisinden sonra gelene senedin muhatap tarafından kabul edileceğini ve vadesinde ödeneceğini garanti etmiş sayılırlar. Bu mekanizmanın işlemeye başlaması kabul etmemem veya ödememe protestosunun çekilmesiyle başlar.

Hamilin Başvurma Hakkı : Hamilin bu hakkı ödemeyi talep şeklindedir. Hamil poliçede sorumlu olan kişilere başvurduğunda poliçenin bedeli ve şart kılınmışsa vadeden itibaren %30 kanuni faiz, protesto veya ihbarnamelerin masrafı , poliçe bedelinin %03 (binde üçünü) aşmamak üzere komisyon.

Ödeyen Kimsenin Başvurma Hakkı : Ödenmiş olan meblağın tamamı, ödeme tarihinden itibaren, bu meblağın %30 kanuni faiz, poliçe bedelinin %02 (binde ikisini) ‘sini aşmamak üzere komisyon.

Başvurma Hakkı: Kural olarak “vadede” poliçenin ödenmemesi halinde doğar. Bazı hallerde ise “vadeden önce” doğar

Bu Haller :

Muhatabın kabulden kaçınması

Muhatabın acz haline düşmesi

Kabul için arzı yasaklanmış bir poliçenin keşidecisinin iflas etmesi

Başvurma Hakkının Doğması Koşulları : Süresinde kabul edilmeme veya ödememe protestoları çekilmiş olmalıdır. Protesto;poliçenin kabul edilmediğinin ödenmediğinin noter vasıtasıyla belgelenmesidir. Bazı hallerde protesto çekilmesine gerek kalmaz. Buna protestodan muafiyet halleri denir.

Protesto Çekilmesine Gerek Olmayan Haller:

İradi Muafiyet Halleri : Keşideci (düzenleyen) poliçe metnini “masrafsız iade” , “Franko’dur”,”protestoludur” gibi bir kayıt koymuşsa hamil , protesto çekmeden başvuru hakkını kullanabilir. Bu kayıtların senet üzerinde yazılması gerekir. Ayrı bir kağıda yazılması halinde geçerli olmaz.

Kanunu Muafiyet Halleri : Muhatap veya kabul için yasaklanmış poliçenin keşidecisi iflas ederse, protestoya gerek kalmaksızın, iflas ilamı (kararı) ile başvurma hakkını kullanabilir.

Bunun dışında; protesto, bir devlet mevzuatı ve ya mücbir bir sebep yüzünden çekilmezse ,(mücbir sebep: beklenmeyen, önlenemeyen sebep) bu sebep, ortadan kalkar kalkmaz, protesto çekilebilir. Bu süre , yani mevzuatve mücbir sebep. Sebep süresi; 30 günden fazla sürmüş eise, protesto çekmeye gerek kalmaksızın hamil, diğer sorumlulara karşı rücu hakkını kullanabilir.

Kabul etmemem ve ödememe protestolarını ilgili kişilere bildirilmesi gerekir. Böyleci bu kimseler, gerekli tedbirleri zamanında alma olanağı bulurlar. Hamil kendi cirantasına (yani senedi kendisine ciro edene)ve keşideciye durumu 4 gün içinde, ihbarı alan cirantalar ise , kendi cirantalarına (yani senedi, kendisine ciro ile devredene) 2 gün içinde ihbar etmekle yükümlüdür.

Hamil : Kendi cirantası ve keşideci:4 gün

Cirantalar-kendi cirantalarına:2 gün

İhbar yükümünün yerine getirilmemesi rücu (baş vurma) hakkını düşürmez, ama kabul için ibraz sorumluluğu varsa bunu yerine getirmeye hamil başvurma hakkını kaybeder. Hamil poliçeyi süresi içinde ibraz etmez ve ya protesto çekmezse başvurma hakları düşer.

Poliçeden Doğan Talep Haklarında Zamanaşımı

Muhatap- Muhataba karşı : 3 yıl

Keşideci- Ciranta- Lehdar : 1 yıl

Ciranta- Cirantaya karşı: 6 ay

Bono : (Emre muharrer) ikili bir ilişkiyi gösterir.

Bono ile borçlu (keşideci), senet lehdarına(müstefidine) senetle gösterilen alacağı vadesinde ödemeyi kabul ve taahhüt eder.

Uygulamada bono , poliçeden daha yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Bonoda Şekil Şartları

1. “Bono” veya “Emre Muharrer Senet” ibaresi

2. Kayıtsız ve şartsız belli bir bedelin ödenmesi vaadi

3. Vade

4. Ödeme yeri

5. Kime ve kimin emrine ödenecekse onun adı- soyadı

6. Keşide günü ve yeri

7. Keşidecinin imzası

Senet metninde “Bono” ve ya “Emre Muharrer Senet” ibaresi yoksa senet açıkça emre yazılı ise emre yazılı ödeme vaadi, açıkça emre yazılı da değilse “hükümsüz” sayılır.

Senet metninde bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız- şartsız belli bir bedelin ödenmesi vaadini(poliçede ödeme emri vardır.) içermektedir. Aksi halde geçersiz (batıl) olur.

Normal olarak bonoya bir vade konulur. Vadenin yazılması esaslı şekil şartı değildir. Bonoda vade yoksa, bono geçersiz sayılmaz, bu durumda bono, görüldüğünde ödenecek vadeli bono sayılır.

Poliçedeki 4 çeşit vade, bonoda da vardır;

a)Belli bir günde

b)Keşide tarihinden itibaren belli bir süre sonra

c)Görüldüğünde

d)Görüldüğünden belli bir süre sonra

Bonoda ödeme yeri gösterilmemişse senedin düzenlendiği yer ödeme yeri sayılır. Bu yoksa düzenleyenin adının, soyadının yanında yazılı olan yer, bu da yoksa senet geçersiz sayılır.

Lehdar (senette alacaklı olarak gösterilen) gösterilmeden bono düzenlenemez. Bono “hamiline düzenlenemez” lehdarın adını ve soyadının bulunması zorunludur. “Bono, tanzim edenin lehine yazılamaz”.

Senedin düzenleme(ihdas) tarihi, esaslı bir şekil şartıdır. Bu tarih konmamışsa, senet geçersizdir. Bonoda düzenleme yeri gösterilmemişse, keşidecinin adı ve soyadını yanındaki yer, düzenleme yeri sayılır, o da yoksa bono hükümsüzdür.

Bonoda, keşidecinin imzası yoksa, bono geçersizdir. İmzanın mutlaka el yazısı ile olması gerekir. Yetkili temsilci varsa o da imzalayabilir. Bonoyu düzenleyen ve imza eden kişi kabul etmiş muhatap gibi sorumludur.

Çekte üçlü bir ilişki vardır. Çeki çeken (keşideci) muhataba (banka) senette yazılı bedelin ismen gösterilmesi zorunlu bulunmayan bir kişiye ödenmesini emreder.

ÇEKTE ÇEKME ŞARTLARI

Türk hukukunda çek, ancak bir banka üzerine çekilebilir. Bankadan başka kişi üzerine çekilemez. Bankadan başka bir kişi üzerine çekilirse, bu hükümsüz değildir. Havale hükmündedir. Herkes çek çekemez. Çek çekebilmek için:

*Banka ile çek çekecek kişi arasında çek çekme hususunda bir anlaşma olmalıdır.

*Çek çeken kişinin üzerinde tasarruf edebileceği bir karşılık (Provizyon) olmalıdır.

ÇEKTE ŞEKİL ŞARTLARI

1. Çek kelimesi

2. Kayıtsız, şartsız bir bedelin ödenmesi

3. Ödeyecek kimsenin adı ve soyadı

4. Ödeme yeri

5. Keşide günü ve yeri

6. Keşidecinin imzası

Çekte Şekil Şartlarının Özellikleri

1. Vade ve ibraz süreleri

2. Çekte lehdar

3. Çekin devri

4. Çekte ödeme

5. Çekte zamanaşımı

Çekte bir tek vade vardır. Görüldüğünde ödenir. Çek bir tedavül değil, ödeme vasıtasıdır.

İbraz Süreleri

Çek keşide edildiği yerde ödenecekse “10 gün”

Çek keşide edildiği yerden başka bir yerde fakat aynı kıtada ödenecekse ibraz süresi “1 ay” Avrupa ve Akdeniz ülkeleri aynı kıta sayılır.

Aynı kıtalarda çekilip ödenecek olan çeklerde ibraz süresi “3 aydır”.

Lehdar gösterilmesi zorunlu değildir.

Çek hamiline düzenlenebilir

Bono poliçe şekil şartları:

1.                    yazılı düzenleme.

2.                    imzalar el yazısı.

3.                    senet metninde mutlaka bono veya poliçe ibaresi yer almalı.(çeklerde çek ibaresi zorunlu değil.) poliçe ibaresi yoksa senet emre yazılı havale sayılır.emre yazılı havale kabul edilmez. Ancak kabul edilirse poliçe hükmünde olur. İcra iflas kanununa göre kambiyo senetlerine özgü özel takip usulü uygulanmaz. Bono ibaresi eksikse sent emre yazılı ödeme vaadi olur.

4.                    kayıtsız şartsız. Bedel para borcudur. Bedel yazı veya rakamla gösterilebilir. Kayıt ve şartın iki istisnası var:

1.                    bedel kaydı: keşideci ile lehdar arasında olur.

2.                    Faiz kaydı: poliçe ve bonolarda 4 tür vade vardır.

1.                    keşide tarihinden itibaren belli bir süre sonra

2.                    muayyen bir tarihte

3.                    görüldüğünde

4.                    görüldüğünden belirli bir süre sonra

görüldüğünde vadeli bono veya poliçelerde senedin düzenleme tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödeme için ibraz edilmesi gerekir. Senette belirli bir vade tarihi yoksa bu görüldüğünde ödeneceğine karine teşkil eder. Keşide tarihinden itibaren 1 yıl geçer ve ödeme talep edilmezse keşideci ödeme sorumluluğundan kurtulmaz sadece hamilin protesto çekip müracaat borçlularına başvuru hakkı ortadan kalkar.

Poliçe kabul edildiyse kabul tarihi, kabul edilmediyse kabul etmeme protestosu çekildiği tarih görülme tarihi kabul edilir. Keşide tarihinden itibaren belli bir süre sonrası için vade konan ve belli bir tarih vadesi konan senetlerde muayyen bir vade olduğundan bunlarda faiz şartı konulamaz. Görüldüğünde ya da görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek senetlerde ise faiz kaydı konulabilir. Bu faiz kapital faizidir.

1.                    ödeyecek kişinin adı ve soyadı.(poliçeler için). Tüzel kişilerde ticaret unvanı!!

Müracaat borçlularına başvurulabilmesi için muhataplardan birisinin poliçeyi kabul etmemesi yeterlidir. Bütün muhataplara başvurulma şartı yoktur.

1.                    lehdarın adı ve soyadı. Tüzelkişi lehdarda ticaret unvanı.

2.                    keşidecinin adı ve soyadı bulunması zorunluluğu yok ancak imzası esaslı şekil şartı.

3.                    keşide tarihi ve yeri. Vade tarihi olarak senedin düzenlenme tarihinden önceki bir tarih gösterilirse senet geçerli olmaz. Keşide tarihinin iki önemi vardır: keşidecinin ehliyeti o tarihten itibaren belirlenir. Görüldükten sonra ödenecek senetlerde vade keşide tarihinden itibaren işlemeye başlar.

4.                    ödeme yeri. Birden fazla ödeme yeri gösterilirse senet geçersiz olur.


bursa evden eve nakliyat
Bedava İlan Verme