Ders Anlatım Eğitim Blogu,Öss,Sbs,Dersler

fizik, kimya, biyoloji, ingilizce, öss, sbs, öğretmenler

Dünya üzerindeki bir yerin kuşbakışı görünümü, kroki, plan ya da harita olarak düzleme aktarılır.

Harita : Dünya’nın bütününün ya da bir bölümünün kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmış şekline harita denir.

Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için;
– Kuşbakışı görünüme göre çizilmesi,
– Arazi üzerindeki uzunlukların belli bir oranda küçültülmesi gerekir.

UYARI : Kuşbakışı görünüm temel alınarak yapılan çizimlerin harita özelliği taşıyabilmesi için küçültme oranının (ölçek) bulunması gerekir.

Plan : Bir yerin kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmasıdır. Plan bir tür büyük ölçekli haritadır.

Kroki : Bir yerin kuşbakışı görünümünün ölçeksiz olarak düzleme aktarılmasıdır.

Haritalarda Bozulmalar

Dünya’nın küreselliği harita çizimini güçleştirmektedir. Dünya’nın tümü ya da bir bölümü düzleme aktarırken şekillerde, alanlarda, uzunluk ve açılarda bozulmalar olur. Bu nedenle küresel yüzeyi düzleme aktarmak için çeşitli çizim yöntemleri geliştirilmiştir.

Özellikle yeryüzü şekillerini gösteren haritalar tam olarak gerçeği yansıtmazlar. Engebesi fazla, geniş alanların gösterildiği haritalarda hata payı artar. Az engebeli, küçük alanların gösteriminde hata payı azalır.

UYARI : Dünya’nın küreselliği harita çizimini zorlaştırır.

– Engebeli ve geniş alanların gösterildiği haritalarda bozulmalar fazladır.

– Engebesiz ve küçük alanların gösterildiği haritalarda bozulmalar azdır.

Projeksiyon

Dünya’nın küreselliği nedeniyle, haritalarda ortaya çıkan hataları en aza indirmek için çeşitli yöntemler kullanılır. Bunun için yerkürenin paralel ve meridyen ağının belirli kurallara göre düz bir kağıda geçirilmesi gerekir. Bu sisteme projeksiyon denir.

Projeksiyon Sistemleri

– Alan Koruyan Projeksiyon
Alan koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, şekil, açı ve uzunluk oranları bozulur. Ancak, paralel daireleri ile meridyenler arasındaki alanlar bozulmadan, orantılı olarak düzleme geçirilir. Böylece gerçek alan korunmuş olur.

– Açı Koruyan Projeksiyon
Açı koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, meridyenler ile paraleller arasındaki 90°’lik açık iler kara ve denizlerin şekilleri korunur. Ancak, bunların alanları bozulur. Bu tip haritalarda kutup bölgelerine doğru gidildikçe, kara ve denizlerin alanı büyür.

– Uzunluk Koruyan Projeksiyon

Uzunluk koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, merkezden çevreye doğru tüm yönlerdeki uzunlukların oranı korunur. Açı ve alan korunmaz.

Harita Çizimi

Bir bölgenin haritası çizilirken öncelikle;

– Bölgenin enlem ve boylamının,

– Haritanın kullanım amacının,

– Haritanın küçültme oranının belirlenmesi gerekir.

Harita yapımında kullanılacak çizim yöntemi, küçültme oranı ve harita işaretleri ise haritanın kullanım amacına göre belirlenir.

Harita Elemanları

Tüm haritalarda bulunması gereken 5 temel eleman vardır. Bunlar, enlem-boylam, ölçek, harita anahtarı (lejant), başlık ve çerçevedir.

Enlem-boylam : Haritası yapılacak alanın öncelikle enlem ve boylamları belirlenir. Çünkü haritanın ölçeği, bu alanın genişliğine ve kullanım amacına göre belirlenir.

Ölçek : Haritanın kullanım amacına göre belirlenmelidir.

Harita Anahtarı (Lejant) : Haritada kullanılan özel işaretlerin ne anlama geldiğini gösteren bölümdür. Her haritanın kullanım amacına göre farklı işaretler kullanılır.

Başlık : Haritanın kullanım amacını belirtmeli, haritayı tanıtmaya yeterli, açık ve kısa olmalıdır.

Çerçeve : Tüm haritalarda, haritası yapılacak alanı sınırlayan bir iç çerçeve ve diğer harita elemanlarını sınırlayan dış çerçeve çizilmelidir.

Harita Ölçeği

Harita üzerinde belli iki nokta arasındaki uzunluğun, yeryüzündeki aynı noktalar arasındaki uzunluğa oranıdır.

Diğer bir deyişle, gerçek uzunlukları harita üzerine aktarırken kullanılan küçültme oranıdır.

Örneğin : Boğaz Köprüsü’nün gerçekte 1074 m olan iki ayağı arası uzaklık, ölçeği bilinmeyen bir haritada yaklaşık 0.5 cm gösterilmiştir. Haritanın ölçeğini bulmak için harita üzerindeki uzunluğu gerçek uzunluğa oranlarız.

Buna göre haritanın ölçeği yaklaşık 1/200.000’dir.

Ölçek = Harita Üzerindeki Uzunluk / Arazi Üzerindeki Uzunluk (Gerçek Uzunluk)

Kesir Ölçek

Haritalardaki küçültme oranını basit kesirle ifade eden ölçek türüdür.

1 / 25.000 , 1 / 500.000, 1 / 1.000.000 birer kesir ölçektir.

Kesir ölçekte, pay ile paydanın birimleri aynıdır. Uzunluk birimi olarak santimetre (cm) kullanılır.

Örneğin : 1 / 1.000.000 ölçeğinde, arazi üzerindeki 1.000.000 cm (10 km)’lik uzunluk harita üzerinde 1 cm gösterilmiştir.

Çizgi (grafik) Ölçek

Haritalardaki küçültme oranını çizgi grafiği üzerinde gösteren ölçek türüdür.

Kesir ölçeğe göre düzenlenir ve santimetre (cm)’nin üstündeki tüm uzunluk birimleri kullanılır.

Kesir Ölçeği Çizgi Ölçeğe Çevirme

Kesir ölçeği, çizgi ölçeğe çevirirken önce 1 cm’nin kaç km’yi gösterdiği bulunur.

Örnek : 1 / 2.500.000 ölçeğinde 1 cm 25km’yi gösterdiğine göre çizgi ölçekte de 1 cm 25 km’yi göstermelidir.

Bir doğru parçası çizilerek eşit aralıklara bölünür. Üzerine, 1 cm 25 km’yi gösterecek şekilde değerler yazılır.

Sıfırın sol tarafındaki aralık 25 km’den daha kısa uzunlukların ölçülmesine yarayacak biçimde bölümlenir.

Çizgi Ölçeği Kesir Ölçeğe Çevirme

Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken önce ölçeğin uzunluğunun, toplam kaç km’yi gösterdiği bulunur. 1 cm’nin kaç km’yi gösterdiğini bulmak için orantı kurulur.

Örneğin : Çizgi ölçeğin uzunluğu 5 cm’dir.

5 cm 20 km gösterdiğine göre

1 cm x km’yi gösterir.

—————————————-

x = 20 / 5 = 4 km

Bulunan değer cm’ye çevrilir.

Buna göre kesir ölçek 1 / 400.000’dir.

UYARI : Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken, grafiğin sonundaki uzunluk birimine dikkat etmemiz gerekir.

Harita Türleri

Harita yaşamın her alanında yardımcı araçlar olarak kullanılır.

Bir kentin imar planının çıkarılması, karayolu, demiryolu ya da köprü yapımı için en uygun yerin belirlenmesi, arkeoloji, coğrafya gibi birçok alanda araştırma yapılması sırasında haritalardan yararlanılır. Haritalar konularına ve ölçeklerine göre ikiye ayrılır.

Konularına Göre Haritalar

Konularına göre haritalar, kullanım amaçlarına göre genel haritalar ve özel haritalar olarak ikiye ayrılır.

Genel Haritalar

Toplumun geniş kesimi tarafından kullanılabilen haritalardır.

– Topoğrafya Haritaları

İzohips (eş yükselti) eğrisi yöntemi ile yapılır. Araziyi ölçekleri oranında ayrıntıları ile gösterirler. Ölçekleri 1 / 20.000 ile 1 / 500.000 arasında değişir. 1 / 20.000’den büyük ölçekli olanlar kadastro işlerinde ve askeri amaçlarla kullanılır. Bu haritalardan ölçek, uzunluk alan ve eğim hesaplamada yararlanılır.

– Fiziki Haritalar

Fiziki haritalar, yeryüzünün kabartı ve çukurluklarını gösteren orta ya da büyük ölçekli haritalardır.

Fiziki haritalar hazırlanırken eş yükselti ve eş derinlik eğrileri geniş aralıklarla geçirilir. Bu aralıklar çeşitli renklerle boyanır. Yükseltiler genellikle yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları ile, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.

– Siyasi ve İdari Haritalar

Yeryüzünde veya bir kıtada bulunan ülkeleri, bir ülkenin idari bölünüşünü, yerleşim merkezlerini gösteren haritalardır. Bu haritalardan uzunluk ve alan bulmada yararlanılır. Ancak yer şekilleri hakkında bilgi edinilemez.

– Duvar ve Atlas Haritaları

Eğitim ve öğretim amacına yönelik haritalardır. Ölçekleri 1 / 1.100.000’dan daha küçüktür. Dünya’nın tümünü, kıtaları veya ülkeleri gösterirler.

Özel Haritalar

Belirli bir konu için hazırlanmış haritalardır. Bu haritalardan bazıları şunlardır:

– Araziden Yararlanma Haritaları

Bir bölgede arazinin nasıl kullanıldığını gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla ekili-dikili alanların, çayır ve mera alanlarının, orman alanlarının, bölünüşü ile kayalık, bataklık gibi kullanılmayan alanlar hakkında bilgi edinilir. Tarımın türü ve tarım ürünleri de bu haritalarda gösterilir.

– Ekonomi Haritaları

Dünya’nın bütününün ya da bir bölümünün ekonomik özelliklerini gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla endüstri kuruluşlarının türü, sayısı, dağılışı, çalışanların sayısı hakkında bilgi edinilir.

– Hidrografya Haritaları

Bir bölgenin su potansiyeli (akarsular, göller, yeraltı suları, kaynaklar) hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla akarsuların drenaj tipi, akım miktarı, kanallar, göl sularının özellikleri, yeraltı sularının türü, kaynakların türü sayısı ve verimlilik derecesi hakkında bilgi edinilir.

– İzoterm Haritaları

Bir bölgede, eş sıcaklıktaki noktaları birleştiren eğriye izoterm denir.

İzotermler yardımıyla çizilen izoterm haritalarından, bir bölgedeki sıcaklık dağılışı hakkında bilgi edinilir.

Sıcaklık dağılışını daha iyi gösterebilmek için, bu haritalar sıcaklık basamaklarına uygun olarak renklendirilir. Sıcak yerler için kırmızının tonları soğuk yerler için mavinin tonları kullanılır.

– Jeomorfoloji Haritaları

Bir bölgedeki şekillenme süreci yani iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan yer şekilleri hakkında bilgi veren haritalardır.

Bu haritalarda faylar, yamaçlar, vadi türleri, birikinti konileri, sekiler, ovalar ve daha bir çok yer şekli taranarak gösterilir. Yer şekillerinin kolay ayırt edilmesi amacıyla bu haritalar renklendirilir.

– Nüfus Haritaları

Dünya’nın bütününde ya da bir bölümündeki nüfusun dağılışı ve özellikleri hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalarda nüfus dağılışı noktalama ile gösterilir. Nüfus yoğunluğu haritaları ise renklendirilir.

– Toprak Haritaları

Bir bölgenin toprak özellikleri ve dağılışları hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalardan, yetiştirilecek ürünlerin belirlenmesi, buna bağlı olarak topraklardan daha iyi verim alınabilmesi gibi bir çok konuda yararlanılır.
Ölçeklerine Göre Haritalar

– Büyük Ölçekli Haritalar

Ölçekleri 1 / 200.000’e kadar olan bu haritalarda :

  • Küçültme oranı azdır.
  • Ayrıntı fazladır.
  • Birim düzlemde gösterilen gerçek alan küçüktür.
  • Eşyükselti eğrileri arasındaki yükselti farkı azdır.

Planlar ve topoğrafya haritaları bu gruba girer.
– Orta Ölçekli Haritalar

Ölçekleri 1 / 200.000 ile 1 / 1.000.000 arasında olan haritalardır.

Ayrıntılar, büyük ölçekli haritalar göre daha azdır.

– Küçük Ölçekli Haritalar

Ölçekleri 1 / 1.000.000’dan daha küçük olan haritalarda;

  • Ayrıntı en azdır.
  • Küçültme oranı en fazladır.
  • Birim düzlemde gösterilen gerçek alan büyüktür.
  • Eşyükselti eğrileri arasındaki farkı fazladır.

Duvar ve atlas haritaları bu gruba girer.

Haritalarda Yer şekillerinin Gösterilmesi

Haritalarda Kullanılan Çizim Yöntemleri

Yeryüzü şekillerini harita üzerine aktarmak için kullanılan yöntemler;

– Kabartma Yöntemi

Kabartma yöntemi ile yapılan haritalarda, yükseltiler belli oranda küçültülür.

Yer şekilleri kabartılarak gösterilir.

– Gölgelendirme Yöntemi

Gölgelendirme yönteminde, Güneş ışınlarının yer şekilleri üzerine 45 derece açı ile geldiği kabul edilerek arazi yapısı gösterilir. Bu yöntemde gölgelerin açık veya koyu oluşu arazinin eğimi hakkında bilgi verir.

Gölgelerin koyulaştığı yerlerde eğim azalır. Yer şekilleri ayrıntılı bir şekilde gösterilemediği için günümüzde yardımcı bir yöntem olarak kullanılır.

– Tarama Yöntemi

Tarama yöntemi ile yapılan haritalarda, yer şekilleri kısa, kalın, sık ya da ince, uzun, seyrek çizgilerle taranmış olarak gösterilir.

Eğim arttıkça taramaların boyları kısalır, sıklaşır ve kalınlığı artar. Eğimin az olduğu yerlerde ise taramalar uzar, seyrekleşir ve incelir. Taramanın yapılmadığı yerler ise düzlükleri göstermektedir.

Tarama yöntemi ile harita yapımının zor olması, yükselti, eğim bulma gibi hesaplamaların yapılamaması gibi nedenlerden dolayı bu yöntem günümüzde kullanılmamaktadır.

– Renklendirme Yöntemi

Eşyükselti eğrileriyle birlikte kullanılan bu yöntemde yükselti ve derinlik basamakları renklerle gösterilir. Fiziki haritalarda yükseltiler genellikle, yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.

UYARI : Fiziki haritalarda kullanılan renkler, yer şekillerini göstermez. Yükselti ve derinlik basamaklarını göstermek için kullanılır.

– İzohips (Eş yükselti) Eğrisi Yöntemi

Bu yöntemle yapılan haritalarda yer şekilleri izohipsler yardımıyla gösterilir.

İzohips (Eş yükselti) Eğrisi

Deniz seviyesinden aynı yükseklikteki noktaları birleştiren eğriye eş yükselti (izohips) eğrisi, aynı derinlikteki noktaları birleştiren eğriye eş derinlik (izobath) eğrisi denir.

İzohips Aralığı (Eş Aralık)

İzohipsler haritaların ölçeğine uygun olarak belirlenen yükselti aralıkları ile çizilir. Bu aralığa izohips aralığı ya da eş aralık denir.

İzohipslerin Özellikleri

  • İzohipsler iç içe kapalı eğrilerdir.
  • Her izohips, kendisinden daha yüksek izohipslerin çevresini dolaşır.
  • Dik yamaçlarda izohipsler sık geçer
  • Eğimin azaldığı yerlerde izohipsler seyrek geçer
  • Doruk nokta ya da üçgen ile gösterilir.
  • Çevresine göre çukurda kalan yerler yani çanaklar, içe doğru çizilen oklarla gösterilir.

UYARI : Kıyı çizgisinden 0 m eğrisi geçer. Her eğri, kendisinden daha yüksek izohipslerin çevresini dolaşır. İzohipslerin sıklaştığı yerlerde eğim artar.

Haritalarda Yer şekillerinin Gösterilmesi

Yer şekillerinin gösteriminde en çok kullanılan yöntem izohips yöntemidir.

İzohips yöntemi ile yapılan haritalarda izohipslerin uzanışına göre, tepe, sırt, boyun, yamaç, vadi, delta gibi yer şekillerini harita üstünde tanımlamak mümkündür.

Tepe : Bir doruk noktası ve onu çevreleyen yamaçlardan oluşmaktadır.

Sırt : İki akarsu vadisini birbirinden ayıran ve birbirine ters yönde eğimli yüzeyleri birleştiren yeryüzü şeklidir. Sırtların üzeri düz olabileceği gibi keskin de olabilir.

Boyun : Birbirine ters yönde açılmış iki akarsu vadisinin en yüksek, iki doruk arasındaki alanın en alçak yerine boyun denir. Buralara bel ya da geçit de denir.

Yamaç : Yeryüzündeki eğimli yüzeylerdir.

Vadi : Akarsuyun açtığı, sürekli inişi bulunan, uzun, doğal oluktur.

Delta : Akarsuyun taşıdığı maddeleri denize ya da göle ulaştığı yerde biriktirmesi ile oluşan yeryüzü şeklidir.

UYARI : İzohipslerin “V” şeklini aldığı yerlerde, açık taraf akarsu akış yönünü gösterir. Akarsuların delta oluşturdukları yerlerde, izohipsler deniz veya göl yüzeyine doğru çıkıntı yapar.

İzohipsin “V” şeklini aldığı yerlerde yükselti “V” nin açık ucuna doğru artıyorsa sırt, sivri ucuna doğru artıyorsa vadi vardır.

Boyun olabilmesi için, karşılıklı iki tepe arasında, birbirine ters yönde uzanan iki akarsu vadisinin bulunması gerekir.

Profil Çıkartma

Topoğrafya yüzeyinin düşey düzlemde yaptığı ara kesite topoğrafik profil denir.

Haritalarda yeryüzü kuşbakışı olarak görüldüğü için profil, yer şekillerinin yandan görünüşü hakkında bilgi verir.

Profil eş yükselti eğrisi yöntemi ile yapılan haritalardan yararlanarak çizilir.

Harita HesaplamalarıGerçek Uzunluğu Hesaplama

Gerçek uzunluk, diğer bir deyişle arazi üzerindeki uzunluk,

Gerçek Uzunluk = Ölçek (Payda) * Harita Uzunluğu

formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : 1 / 850.000 ölçekli bir haritada A – B kentleri arası 8 cm ölçülmüştür. Buna göre iki kent arasındaki kuş uçuşu uzaklık kaç km’dir?

Orantıyla Çözüm :

Ölçeğe göre, arazi üzerindeki 850.000 cm haritada 1 cm gösterilmiştir.

1 cm 850.000 cm’yi gösterdiğine göre

8 cm x cm’yi gösterir.

—————————————————————-

x = 8 * 850.000 / 1 = 6.800.000 cm

cm’yi km’ye çevirmek için 5 basamak sola doğru gitmek gerekir.

6.800.000 cm = 68 km’dir.

Formülle Çözüm :

Gerçek Uzunluk = Ölçek * Harita Uzunluğu

Gerçek Uzunluk = 850.000 * 8

Gerçek Uzunluk = 6.800.000 cm = 68 km’dir.

Haritadaki Uzunluğu Hesaplama

Harita üzerindeki uzunluk

Harita Uzunluğu = Gerçek Uzunluk / Ölçek (payda)

formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : Arazi üzerindeki 180 km’lik uzunluk 1 / 900.000 ölçekli haritada kaç cm ile gösterilir?

Orantıyla Çözüm :

1 / 900.000 ölçeğinde,

1 cm 9 km’yi gösteriyorsa

x cm 180 km’yi gösterir.

———————————-

x = 1* 180 / 9 = 20 cm’dir.

Formülle Çözüm :

Ölçeğe göre, arazi üzerindeki 900.00 cm haritada 1 cm gösterilmiştir.

Harita Uzunluğu = Gerçek Uzunluk / Ölçek (payda)

Harita Uzunluğu = 18.000.000 / 900.000

Harita Uzunluğu = 20 cm’dir.

Haritadaki Uzunlukların Karşılaştırılması

İki harita uzunluğunun karşılaştırılması esasına dayanan sorular ters orantı kurularak ya da iki aşamalı olarak çözülür.

Örnek : 1 / 750.000 ölçekli bir haritada A-B noktaları arasındaki uzaklık 12 cm ölçülmüştür. Aynı uzaklık

1 / 1.500.00 ölçekli bir haritada kaç cm ile gösterilir.

Çözüm l :

1 / 750.000 ölçekli haritada 12 cm’lik uzaklık, 1 / 1.500.000 ölçekli haritada x cm gösterilir.

Ölçekler arasında 750.000 / 1.500.000 oranı bulunduğuna göre harita uzunlukları arasında 12 / x oranı vardır.

x = 750.00 * 12 / 1.500.000 = 6 cm’dir.

Çözüm 2:

1. haritadan yararlanarak gerçek uzaklığı bulalım

1 cm 7.5 km’yi gösteriyorsa,

12 cm x km’yi gösterir.

—————————————————–

x = 12 * 7.5 / 1 = 90 km’dir.

2. haritadan yararlanarak haritadaki uzunluğu bulalım :

15 km’yi 1 cm gösteriyorsa

90 km’yi x cm gösterir

———————————

x = 90 * 1 / 15 = 6 cm’dir.

İzdüşümsel Alanın Hesaplanması

İzdüşümsel alan, yer şekillerinin izdüşümünün alınması ile hesaplanan alandır. Arazi üzerindeki gerçek alan hesaplamalarında ise yer şekilleri yüzölçümü dikkate alınır. Bu nedenle bir yerin izdüşümü alanı ile gerçek alanı arasındaki fark yardımıyla arazinin engebeliliği hakkında bilgi edinilebilir.

İzdüşüm alanı ile gerçek alan arasındaki fark fazla ise, arazinin engebesi de fazladır.

İzdüşümsel alan,

İzdüşümsel Alan = Ölçek (Payda)2 * Haritadaki Alana

formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : 1 / 700.000 ölçekli bir haritada bir adanın kapladığı alan 15 cm2 olduğuna göre adanın izdüşümsel alanı kam km2 dir?

Orantıyla Çözüm :

Ölçeğe göre, 1 cm 700.000 cm’yi göstermektedir.

1 cm2 49 * 1010 km2 yi gösterdiğine göre,

15 cm2 x km2‘yi gösterir.

————————————————————–

x = 15 * 49 * 1010 = 735 * 1010 cm2 dir.

cm2‘yi km2‘ye çevirmek gerekir. 735 * 10 cm2 = 735 km2‘dir.

Formülle Çözüm :

İzdüşümsel Alan = (Ölçek Paydası)2 * Haritadaki Alan

İzdüşümsel Alan = (700.000)2 * 15

İzdüşümsel Alan = 49 * 1010 * 15 = 735 * 1010 cm2

cm2‘yi km2‘ye çevirmek gerekir. 735 * 1010 cm2 = 735 km2‘dir.

Haritadaki Alanı Hesaplama

Haritadaki alan,

Haritadaki Alan = Gerçek Alan / Ölçek (Payda)2

formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : Gerçek alanı 590.4 km2 olan göl 1 / 1.200.000 ölçekli haritada kaç cm2 gösterilir.

Orantıyla Çözüm :

Ölçeğe göre ;

1 cm 12 km’yi göstermektedir.

1 cm2 144 km2‘yi gösteriyorsa

x cm2 590.4 km2‘yi gösterir.

——————————————————–

x = 590.4 / 144 = 4.1 cm2 dir.

Formülle Çözüm :

Haritadaki Alan = Gerçek Alan / Ölçek2 (Payda)

Haritadaki Alan = 590.4 / (12)2

Haritadaki Alan = 590.4 / 144 = 4.1 cm2

UYARI : Haritalardaki alan hesaplanırken ölçek paydasının karesi mutlaka alınmalıdır.

Ölçek Hesaplama

Harita ve arazi üzerindeki uzunlukların verildiği sorularda ölçek,

Ölçek (Payda) = Harita Uzunluğu / Gerçek Uzunluk

formülü ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : Arazi üzerindeki 84 km’lik uzunluk, ölçeği bilinmeyen haritada 7 cm gösterildiğine göre, haritanın ölçeği nedir?

Orantıyla Çözüm :

84 km cm’ye çevrilir.

7 cm 8.400.000 cm’yi gösteriyorsa

1 cm x cm’yi gösterir.

———————————————–

x = 1 * 8.400.000 / 7 = 1.200.000 cm’dir.

Ölçek : 1 / 1.200.000’dir.

Formülle Çözüm :

Ölçek (Payda) = Harita Uzunluğu / Gerçek Uzunluk

Ölçek (Payda) = 7 / 8.400.000

Ölçek (Payda) = 1.200.000 cm

Ölçek : 1 / 1.200.000’dir.

Ölçek Hesaplama

Harita ve arazi üzerindeki alanların verildiği sorularda ölçek

Ölçek (Payda) = Haritadaki Alan / Gerçek Alan kesrinin karekökü

formülü ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

Örnek : Gerçek Alanı 4375 km2 olan bir göl, ölçeği bilinmeyen haritada 7 cm2 gösterildiğine göre haritanın ölçeği nedir?

UYARI : Harita ve arazi üzerindeki alanların verildiği sorularda ölçeği hesaplarken kare kök almayı unutmayınız.

Eğim Hesaplama :

Eğim : Topoğrafya yüzeyinin yatay düzlemle yaptığı açıya eğim denir.

Eğim,

Eğim = Yükseklik (m) * 100 / Yatay Uzaklık

formülü ile hesaplanır.

Örnek : A – B arasındaki uzaklık 1 / 600.000 ölçekli haritada 4 cm gösterilmiştir. Aralarındaki yükselti farkı 1200 m. olduğuna göre, A ile B arasındaki eğim binde (%o) kaçtır?

Çözüm A B arasındaki gerçek uzaklık;

4 * 6 = 24 km olduğuna göre,

Eğim = Yükseklik Farkı (m) / Yatay Uzaklık (m) * 1000

Eğim = 1200 / 24.000 * 1000

Eğim = %o 50’dir.

UYARI : Eğim yüzde (%) olarak hesaplanırken 100 ile, binde (%o) olarak hesaplanırken 1000 ile çarpılır.

İklim Tipleri

Dünya’da İklim ve Doğal Bitki Örtüsü

Dünya’da Görülen İklim Tipleri

Bir yerde benzer sıcaklık, basınç, rüzgar, nemlilik ve yağış özelliklerinin uzun süre etkili olmasıyla iklim tipleri belirmektedir. İklimi oluşturan bu öğelerden birinin ya da ikisinin farklı olması, değişik iklim tiplerinin ortaya çıkmasına neden olur.

Dünya’da görülen iklimler, sıcak kuşak iklimleri, ılıman kuşak iklimleri ve soğuk kuşak iklimleri olarak üç ana bölümde toplanır.

Sıcak Kuşak İklimleri

Sıcak Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri

  • Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°C’nin üstündedir.
  • Sıcaklık farkları Ekvator’dan uzaklaşdıkça artar.
  • Soğuk mevsim yoktur.
  • Yağış özellikleri farklılık gösterir.

Ekvatoral İklim

Ekvatoral İklimin Özellikleri

Yıllık sıcaklık ortalamasının 20°C’nin üstünde olduğu ekvatoral iklimde yıl boyunca yaz koşulları yaşanır.

Güneş ışınları, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla geldiğinden yıllık sıcaklık farkı azdır.

Yıl boyunca yükseltici hava hareketlerine bağlı olarak konveksiyonel yağış görülür.

Yıllık yağış miktarı 2000 mm’nin üzerindedir. Her mevsimin yağışlı olduğu ekvatoral bölge akarsularının rejimleri düzenlidir ve yıl boyunca bol su taşır. Güneş ışınlarının  dik geldiği Mart ve Eylül aylarında yağışlar artar. Bu nedenle ekinokslarda (21 Mart – 23 Eylül) akarsularda kabarma olur.

Konveksiyonel Yağış : Isınan havanın yükselerek soğuması ile oluşan yağışlardır.

UYARI : Ekvatoral iklimde yıllık sıcaklık farklarının az olması güneş ışınlarının yere değme açılarının az değişmesiyle, günlük sıcaklık farklarının az olması ise nem oranının yüksek olmasıyla ilgilidir.

Ekvatoral İklimin Doğal Bitki Örtüsü

Yıl boyunca sıcaklık ve nem koşulları elverişli olduğundan sürekli yeşil kalabilen yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan gür ormanlardır. Yağmur ormanları adı verilen bu ormanlardaki ağaçların boyu yağış miktarının fazla olması nedeniyle 40-60 m lere kadar çıkabilir. Ormanaltı floarası da çok zengindir.

Ormanaltı Florası : Orman örtüsü altında loş ortamda yetişen, çoğunlukla ot ve sarmaşık türlerinin oluşturduğu bitki topluluğudur.

Ekvatoral İklimin Görüldüğü Yerler

10° Kuzey ve Güney enlemleri arasında,

Güney Amerika’da Amazon Havzası’nda,

Afrika’da Kongo Havzası’nda ve Gine Körfezi kıyılarında,

Asya’da Endonezya Adaları’nda görülür.

Yazları Yağışlı Tropikal İklim (Savan)

Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C’nin üstündedir.

Yazlar sıcak ve yağışlı, kışlar sıcak ve kurak geçer

Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği yaz aylarında konveksiyonel yağışlar görülür.

Kış aylarında subtropikal yüksek basıncın (DYB) etkisinde kaldığından kış kuraklığı belirgindir.

Yıllık yağış miktarı 1000 mm civarındadır.

UYARI : Savan ikliminde günlük sıcaklık farkları, nemlilik nedeniyle yazın az, kışın fazladır.

Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi)  Doğal Bitki Örtüsü

Yaz yağışlarıyla yeşeren, uzun boylu, gür ot topluluklarıdır. Bunlara savan adı verilir. Savanlar arasında yer yer kurakçıl ağaçlar görülür. Akarsu boylarında ise galeri ormanları görülür.

Galeri Ormanları :  Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50-100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.

Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Görüldüğü Yerler

10° enlemleri ile dönenceler arasında,

Orta Amerika’da,

Sahra Çölü ile Ekvatoral Afrika arasında,

Güney Afrika’da,

Güney Amerika’da,

Kuzey Avustralya’da,

Madagaskar’ın batısında görülür.

Muson İklimi

Muson İkliminin Özellikleri

Kış sıcaklığı 10°C – 20°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C nin üstündedir.

Muson rüzgarlarının etkisiyle yazlar sıcak ve bol yağışlı geçer. Kışlar ise ılık ve kuraktır.

Çoğunlukla 2000 – 5000 mm arasında değişen yıllık yağış miktarı bazı yerlerde 10000 mm’yi geçmektedir. Örneğin Hindistan’ın Çerapunçi kasabasında yıllık yağış miktarı 12000 mm’yi bulmaktadır.

Yaz aylarında orografik yağışlar görülür.

Orografik Yağışlar : Nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacına çarparak yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır.

Muson İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Yağışın fazla olduğu yerlerde, kış aylarında yapraklarını döken yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar görülür. Bu ormanlara muson ormanları denir.

Muson İkliminin Görüldüğü Yerler

Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya kıyılarında,

Madagaskar’ın doğusunda,

Avustralya’nın kuzeydoğusunda,

Kuzey Amerika’nın güneydoğu kıyılarında görülür.

Çöl İklimi

Çöl İkliminin Özellikleri

Günlük ve mevsimlik sıcaklık farklarının azla olması karakteristik özelliğidir.

Yağışlar yok denecek kadar azdır.

Sıcaklık farklarının fazla olması, kayaların fiziksel olarak parçalanıp ufalanmasına neden olur.

Kimyasal çözülme yetersiz olduğundan toprak oluşumu zordur.

Çöl İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Kuraklığa uyum sağlamış olan kurakçıl otlar ve çalılardan oluşur. Kuraklığa en iyi uyum sağlamış bitkiler, gövdesinde çok miktarda su biriktirebilen kaktüslerdir. Üzerlerindeki küçük dikenler, bitkinin ısı kaybını azaltmaktadır. Ayrıca yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde vahalar oluşmuştur.

Vaha : Çöllerde suyun bulunduğu, bitkilerin yetişebildiği, insanların yerleşip barındığı yerdir. Vahalar akarsu boylarında, kuyuların açıldığı yerlerde, büyük su kaynakları yanında gelişmiştir.

Çöl İkliminin Görüldüğü Yerler

Asya Kıtası’nda; Arabistan, Gobi, Taklamakan Çöllerinde,

Kuzey Amerika’da;  Kaliforniya, Nevada, Kolorado, Meksika Çöllerinde,

Afrika’da; Büyük sahra, Kalahari, Namibya Çölleri’nde,

Avustralya’da; Büyük Kum Çölü’nde,

Güney Amerika’da; Atakama Çölü’nde görülür.

UYARI : Çöllerin en büyük bölümü Kuzey yarım Küre’dedir. Bu durum, karaların Kuzey Yarım Küre’de Güney Yarım Küre’den daha fazla olmasının sonucudur.

Ilıman Kuşak İklimleri

Ilıman Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri

Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°C’nin altındadır.

Sıcaklık farkları belirgindir.

4 mevsim yaşanır.

Akdeniz İklimi

Akdeniz İkliminin Özellikleri

Yazları sıcak ve kurak geçer.

Yıllık ortalama sıcaklık 18°C – 20°C arasında değişir.

Yazın genişleyen subtropikal antisiklon (DYB), Akdeniz iklim bölgesinde yaz kuraklığını belirginleştirir.

Kışlar ılık ve yağışlıdır. Çünkü kış aylarında gezici alçak basınçlar cephesel yağışlara neden olur.

Yıllık ortalama yağış miktarı 600-1000 mm arasında değişir ve yağış rejimi düzensizdir.

Kar yağışı ve don olayı ender görülür.

Don Olayı : Havanın açık ve durgun olduğu kış gecelerinde aşırı ısınma nedeniyle toprak donar. Don olayı tarımsal üretime büyük ölçüde zarar verir. Karasal bölgelerde don olayı sık görülür.

Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Kısa, bodur ağaç ve çalılardır. Bu bitki örtüsüne maki adı verilir. Yaz kuraklığına uyum sağladığından yaprakları genellikle sert, tüylü, ince ve uzundur.

Zeytin, defne, keçiboynuzu, mersin, lavanta, kekik ve zakkum maki bitki topluluğu içinde yer alır.

Akdeniz İkliminin Görüldüğü Yerler

Akdeniz çevresindeki ülkelerde,

Güney Portekiz kıyılarında,

Afrika’da Kap Bölgesi’nde,

Güneybatı Avustralya kıyılarında,

Orta Şili’de,

Kuzey Amerika’da Kaliforniya yöresinde,

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Güney kıyılarında görülür.

UYARI : Akdeniz iklimi genellikle 30°-40° enlemleri arasında görülür.

Ilıman Kuşak Okyanus İklimi

Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Özellikleri

Orta Kuşak kıtalarının batı kıyılarında, batı rüzgarlarının ve sıcak su akıntılarının etkisiyle gelişen bir iklim tipidir.

Yıllık ortalama sıcaklık 20°C’nin altındadır.

Sıcaklık farkları belirgin değildir.

Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

Her mevsim yağışlıdır. Sonbahar ve kış yağışları daha belirgindir.

Kar yağışı ve don olayı ender görülür.

Kış aylarında  cephesel, yaz aylarında hem cephesel hem de yükselim yağışları görülür.

UYARI : Okyanus ikliminin belirmesinde temel etken batı rüzgarları ve sıcak su akıntılarıdır.

Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan karma ormanlardır.

Yer yer çayırlar görülür.

Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Görüldüğü Yerler

Kuzey Amerika’nın batı ve güneydoğu kıyılarında,

Güney Amerika’nın güneybatı kıyılarında,

Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarında,

Yeni Zellanda’da,

Afrika’nın güneyinde,

Avustralya’nın doğusunda,

Tasmanya’da görülür

Ilıman Kuşak Karasal İklim

Ilıman Kuşak Karasal İklimin Özellikleri

Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.

Günlük ve mevsimlik sıcaklık farkları belirgindir.

En yağışlı mevsim ilkbahardır.

Don olayı sık görülür.

Sıcak çöllerin kenarlarında görülen karasal iklimde yaz mevsimi kısa sürer.

UYARI : Ilıman karasal iklimde kış aylarındaki yağış azlığı, termik yüksek basıncın etkili olmasına bağlıdır. Yazın görülen yağışlar ise konveksiyoneldir.

Ilıman Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile sararan kısa boylu otlardır. Bunlara step ya da bozkır denir. Steplere Kuzey Amerika’da preri, Güney Amerika’da pampa adı verilir. Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlar görülür.

Ilıman Kuşak Karasal İkliminin Görüldüğü Yerler

Kuzey ve Güney Amerika’nın iç kısımlarında,

Anadolu’nun iç kısımlarında,

Irak’ta,

İran’da,

Türkistan’da,

Afrika’nın iç kısımlarında,

Avustralya’nın iç kısımlarında görülür.

Soğuk Kuşak İklimleri

60° – 90° enlemleri arasında görülür.

Sıcaklık yıl boyunca düşüktür.

İklimin elverişsiz olması tarımı sınırlandırmaktadır.

Soğuk Kuşak Karasal İklim

Soğuk Kuşak Karasal İklimin Özellikleri

Bu iklim iki alt bölüme ayrılır.

Yazı ve Kışı Soğuk Karasal İklim

Yıllık sıcaklık farkları belirgindir.

Yazlar soğuk, yer yer serin ve kısa, kışlar ise çok soğuk, uzun ve karlı geçer. Kar uzun süre toprakta kalır.

En yağışlı mevsim yazdır ve konveksiyonel yağış görülür.

Sıcaklık ortalamalarının Ekvator’a doğru gidildikçe artmasına bağlı olarak bu iklim tipi değişir ve yazları sıcak karasal iklime geçilir.

Yazları Sıcak Karasal İklim

Kış sıcakları -10°C’nin altına inmez.

Yaz sıcaklıkları 20°C nin üstüne çıkar.

Yağış miktarı fazladır. İlkbahar ve yaz yağışları daha belirgindir.

Soğuk Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

İğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Bu bitki örtüsüne tayga adı verilir.

Yer yer çayırlar görülür.

Soğuk Kuşak Karasal İklimin Görüldüğü Yerler

Soğuk kuşağın yazları sıcak karasal iklimi,

ABD’nin kuzeydoğusunda,

Kanada’da,

Kuzey Çin’de,

Mançurya’da,

Rusya’da,

Orta Sibirya’da görülür.

Soğuk kuşağın yazları da soğuk karasal iklimi,

Asya, Avrupa ve Amerika kıtalarının kuzeyinde, tundra ikliminin altında bir kuşak halinde görülür.

Tundra İklimi

Tundra İkliminin Özellikleri

  • Yazlar çok kısa ve serin geçer. Yaz sıcaklığı 10°C’nin üstüne çıkmaz.
  • Yıllık yağış miktarı 250 mm civarındadır.
  • Kışlar çok soğuk ve uzun geçer.
  • Toprak kış aylarında donmuş haldedir.
  • Yaz aylarında toprağın üst kısımlarında çözülmeler görülür ve bataklıklar oluşur.

Tundra İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Düşük sıcaklığa ve kuraklığa uyum sağlamış olan kısa boylu çalılar, otlar ve yosunlardır.

Bu  bitki örtüsüne tundra adı verilir.

Tundra İkliminin Görüldüğü Yerler

60°-70° enlemleri arasında,

Asya’da,

Avrupa’da,

Kanada’nın kuzey kısımlarında,

Güney Amerika’nın güney kısımlarında görülür.

Kutup İklimi

Kutup İkliminin Özellikleri

Sıcaklık yıl boyunca 0°C’nin altındadır.

Sıcaklığın düşük olması buharlaşmayı engellediği için yağış az ve kar biçimindedir.

Sürekli donmuş halde olan toprak kar ve buz ile kaplıdır.

Kutup İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Toprak , sürekli kar ve buz örtüsü ile kaplı olduğu için bitki örtüsünden söz edilemez.

Kutup İkliminin Görüldüğü Yerler

Kutuplar çevresinde,

Grönland’da,

Antartika’da görülür.

Türkiye’de İklim ve Doğal Bitki ÖrtüsüTürkiye’de Görülen İklim Tipleri

Türkiye, matematik ve özel konumu nedeniyle çeşitli iklim tiplerinin görüldüğü bir ülkedir. Türkiye’de, çevresindeki denizlerin, kara kütlelerinin, basınç merkezlerinin, enlemin ve yeryüzü şekillerinin etkisiyle 3 ana iklim tipi belirmiştir. Ana iklim tipleri arasında her iki iklim tipinin de özelliğini taşıyan geçiş iklimleri görülür.

Karadeniz İklimi

Karadeniz İkliminin Özellikleri

Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesimlerinde görülür.

Her mevsim yağışlıdır. En çok yağış sonbahar ile kış aylarında düşer.

Türkiye’de görülen iklimler içinde yıllık yağış miktarı en fazla olandır.

Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

Yıllık sıcaklık farkı azdır.

Bulutluluk oranı yüksek, güneşli gün sayısı azdır.

Karadeniz iklimi yer şekillerinin farklılığı nedeniyle 3 alt tipe ayrılmıştır.

UYARI :  Karadeniz iklimi sıcaklık ve nem koşulları bakımından okyanusal iklime benzer. Bu iklim tipinde yağış miktarı dağların konumuna ve yükseltilerine bağlı olarak farklılık gösterir.

Doğu Karadeniz Tipi

Dağların kıyıdan hemen sonra yükselmesi, uzanış yönleri ve bunların yağış getiren rüzgarlara dönük olması gibi etkenlerden dolayı Türkiye’nin ve bölgenin en yağışlı bölümüdür.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C – 15°C

Ocak ayı  sıcaklık ortalaması : 7°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C

Yıllık yağış miktarı 1500-2500 mm

Orta Karadeniz Tipi

Bu bölümde dağlar kıyıdan uzaklaştığı ve yükseltileri azaldığı için yıllık yağış miktarı azalmıştır.

Yıllık sıcaklık farkları azdır.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C – 15°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 7°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C

Yıllık yağış miktarı : 700 – 900 mm

Batı Karadeniz Tipi

Yaz ve kış sıcaklıkları Orta ve Doğu Karadeniz tipine göre biraz daha düşüktür.

Yıllık yağış miktarı, Orta Karadeniz’dekinden daha azdır.

Kar yağışı ile don olayı Doğu ve Orta Karadeniz’e göre daha sık görülür.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 13°C – 14°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 21°C

Yıllık yağış miktarı : 1000-1500 mm

Karadeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Sıcaklık ve yağış koşulları gür ormanların ve ormanaltı florasının gelişmesini sağlamıştır. Ancak Orta Karadeniz Bölümü’nde yıllık yağış miktarının azalmasına bağlı olarak orman örtüsü zayıflar.

Karadeniz Bölgesi Bitki Katları

Geniş yapraklı ağaçlardan oluşan orman

Geniş ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman

İğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman

Alpin çayırlar

Akdeniz İklimi

Akdeniz İkliminin Özellikleri

Yazları sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

Kar yağışı ve don olayı ender görülür.

En yağışlı mevsim kış, en kurak mevsim yazdır.

Yaz kuraklığı belirgindir.

Akdeniz iklimi sıcaklık ortalamaları farklı olduğu için 2 tipe ayrılır.

UYARI : Akdeniz ikliminin etki alanı Akdeniz Bölgesi’nde Toros Dağları’nın varlığı nedeniyle dar, Ege Bölgesi’nde ise dağların kıyıya dik uzanması nedeniyle geniştir.

Asıl Akdeniz Tipi

Akdeniz ve Ege kıyılarında görülür.

Dağların kıyıdan hemen sonra yükseldiği yerlerde yağış miktarı artar.

Kış sıcaklığının en yüksek olduğu yerler Akdeniz kıyılarıdır.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 18°C – 19°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 8°C – 9°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 28°C – 30°C

Yıllık yağış miktarı : 750 – 1000 mm

Bozulmuş Akdeniz Tipi (Marmara Tipi)

Gelibolu Yarımadası ile Güney Marmara kıyılarında daha yaygın olan bu iklim  tipi, Trakya’nın büyük bir bölümünde de görülür.

Akdeniz iklimi  ile Karadeniz iklimi arasında geçiş özelliği gösterir.

Enlem farkı nedeniyle sıcaklık ortalamaları Asıl Akdeniz tipine göre düşüktür.

Kar yağışı ve don olayı Asıl Akdeniz tipine göre daha sık görülür.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C – 15°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C – 6°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 24°C

Yıllık yağış miktarı : 600 – 800 mm

UYARI : Akdeniz İkliminin Marmara tipinde sıcaklıkların daha düşük olması, enlem farkı ve kuzeyden gelen rüzgarların etkisiyle açıklanır, Karadeniz ikliminin etkisiyle  yaz yağışlarında artış görülür.

Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

Kısa, bodur ağaç ve çalılardan oluşan makilerdir. Maki bütün yıl boyunca yeşil kalır.

Makilerin yükselti sınırı enlemin etkisine bağlı olarak değişir.

Akdeniz’de 700 – 800 m

Ege’de 400 – 500 m

Güney Marmara’da ise 250 – 300 m’dir.

Karasal İklim

Karasal İklimin Özellikleri

Kuzey Anadolu ve Toros Dağları denizel etkilerin iç bölgelere girmesini zorlaştırdığı için iç kesimlerde iklim karasallaşmıştır.

Yıllık yağış miktarı az, sıcaklık farkları belirgindir.

Karasal iklim, enlem ve yükselti farkı nedeniyle 3 tipe ayrılır:

UYARI : Karasal iklimde yaz kuraklığının görülmesi, Akdeniz yağış rejiminin etkili olduğunu gösterir.

İç Anadolu Tipi

İç Anadolu, İç Batı Anadolu, Göller Yöresi ve Ergene Havzası’nda görülür.

Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.

En yağışlı mevsim ilkbahardır.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 10°C – 12°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 2°C – 4°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 25°C

Yıllık yağış miktarı : 250 – 500 mm

Güneydoğu Anadolu Tipi

Türkiye’nin en sıcak iklim bölgesidir.

Yazlar çok sıcak, kurak ve uzun, kışlar ılık, yer yer soğuk ve kısa geçer.

Yaz kuraklığının en belirgin olduğu bölgedir.

Bölgenin batısında kış yağışları, doğusunda ilkbahar yağışları belirgindir.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 15°C – 19°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 1°C – 2°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :30°C den yüksek

Yıllık yağış miktarı : 400 – 700 mm

Doğu Anadolu Tipi (Yazın Yağışlı Tip)

Bölgenin yüksek bölümlerinde karasal iklim özellikleri daha belirgindir.

Kışlar çok soğuk, karlı ve uzun, yazlar serin, yağışlı ve kısa geçer.

En yağışlı mevsimler, yaz ve ilkbahardır.

Kar yağışı ve don olayı çok sık görülür.

Yükseltinin etkisiyle kar yağışı diğer bölgelere göre erken başlar.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 3°C – 6°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -12°C’den düşük

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :21°C – 22°C

Yıllık yağış miktarı : 400 – 600 mm

Doğu Anadolu Tipi (Yazları Kurak Tip)

Bölgenin Çukurda kalan alanlarında (Yukarı Fırat, Orta ve Yukarı Murat Bölümleri) kış sıcaklığı biraz daha yüksektir. Ancak İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu tipine göre kışlar sert geçer.

İlkbahar yağışları belirgindir.

Yazlar daha sıcak ve kurak geçer.

Bu iklim tipi yükseltisi düşük çöküntü ovalarında ve akarsularca derin yarılmış vadi tabanlarında görülür.

Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C – 12°C

Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -8°C

Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :25°C den yüksek

Yıllık yağış miktarı : 300 – 500 mm

Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile fazla boy atmadan sararan ve step (bozkır) adı verilen bitki örtüsü geniş yer kaplar. Step alanlarının bir bölümü antropojendir.

Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar bulunur. Dağ doruklarına yakın yerlerde düşük sıcaklık nedeniyle dağ çayırları yer alır.

Antropojen  Step (Bozkır) : Ağaçların tahrip edildiği alanlarda gelişen steplere antropojen step (bozkır) adı verilir.

İklimin İnsan ve Çevre Üzerindeki Etkileri

İnsanların yaşantısını, ekonomik etkinliklerini belirleyen en önemli etken iklimdir.İklimin Doğal Bitki Örtüsüne Etkisi

Bir bölgede ormanın bulunması, alt ve üst sınırının belirlenmesi doğrudan iklimin kontrolü altındadır. Ormanın yataydaki (enleme bağlı) ve dikeydeki (yükseltiye bağlı) üst sınırını sıcaklık belirler. Yağış ise orman örtüsünün alt sınırını belirleyen önemli bir iklim elemanıdır. Ayrıca yağış miktarı ormanın yoğunluğu üzerinde etkindir. Bir yerde bitki örtüsündeki çeşitlilik de iklim elemanlarına bağlıdır.

İklimin Tarım Koşullarına Etkisi

Bir bölgenin sıcaklık ve nem koşulları tarım ürünlerini, sulamaya duyulan gereksinimi etkilemektedir.Yaz kuraklığının belirgin olduğu bir yerde sulamaya duyulan gereksinim fazladır. Buna kuraklık sınırı denir.

Tarımsal etkinlikleri sınırlandıran diğer bir etken de düşük sıcaklıktır.

Sıcaklık kutuplara doğru ve yükseklere çıkıldıkça düşer. Belli bir yerden sonra tarımsal etkinlik sona erer. Ancak, bazı ürünler düşük sıcaklığa daha dayanıklı olduğundan tarım alanları kutuplara daha yakındır.

UYARI : Tarımın yükselti sınırı, tropikal kuşakta 4000 m, Türkiye’de 2000 m civarındadır.

İklimin Toprak Oluşumuna Etkisi

Bir bölgedeki toprağın türü, oluşum süresi ve derinliği iklimle yakından ilişkilidir. Değişik iklim bölgelerindeki topraklar birbirinden farklıdır. Örneğin nemli bir bölgede yağışlar ve yüzey suları ile toprağın içindeki kireç ve mineraller yıkanır. Çöllerde ise yağış azlığı nedeniyle topraktaki yıkanma minimum düzeydedir.

İklimin Kara ve Deniz Sularına Etkisi

İklimin, karalardaki suların oluşumu ve özellikleri üzerinde önemli etkisi vardır. Akarsular, göller, yer altı suları ve kaynaklardan oluşan kara sularının fiziksel ve kimyasal özellikleri ile su potansiyelleri iklimle yakından ilişkilidir. İklim, akıntılar, denizlerin su sıcaklığı ve tuzluluk oranı üzerinde de etkilidir.

İklimin Yer şekillerine Etkisi

Bir bölgede etkili olan dış güçler (akarsular, buzullar, rüzgarlar) bölgenin iklim koşullarına bağlı olarak değişir.

Örneğin Türkiye’de akarsuların oluşturduğu yer şekilleri yaygınken, İsveç, Norveç gibi soğuk enlemlerdeki ülkelerde buzul şekilleri yaygın olarak görülmektedir.

İklimin Nüfus ve Yerleşmeler Üzerine Etkisi

Yeryüzünde nüfusun dağılışı büyük ölçüde iklimin kontrolü altındadır. Nüfusun yatay dağılışı incelendiğinde, nüfusun yoğun olduğu ülkelerin Orta Kuşak’ta toplandığı görülür. Buna karşın sıcak ve kurak çöller ile kutuplarda nüfus yok denecek kadar azdır. Yerleşmelerin dikey dağılışı ise yükseltiye ve denize olan uzaklığa bağlıdır. Ayrıca nüfusa bağlı olarak yerleşmelerin yoğunluğu ve büyüklüğü de iklimle ilişkilidir.

İklimin Konut Tiplerine Etkisi

Bir yerin iklim koşulları ile konut tipleri ve yapı malzemesi arasında yakın bir ilişki vardır. Örneğin kar yağışının etkin olduğu yerlerde evler dik çatı yapılırken, sıcak ve kurak iklim koşullarının etkin olduğu yerlerde kalın duvarlı, küçük pencereli ve düz çatılı yapılır. Kent yerleşmelerinde ise yapılaşma, iklim koşullarından bağımsızdır.

İklimin Turizme Etkisi

Yıl boyunca sıcaklık koşullarının uygun olduğu kıyı bölgeleri deniz turizminin geliştiği yerlerdir. Örneğin Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde deniz turizmi çok gelişmiştir.

Ayrıca yüksek dağlarda ve yüksek enlemlerdeki kar yağışına bağlı olarak yapılan kış turizmi de iklimin kontrolü altında gelişmiştir.

UYARI : İklim özellikleri benzer bölgelerde;

doğal bitki örtüsü,

tarımsal etkinlikler,

akarsu rejimleri,

konut tipleri ve yapı malzemesi,

turizm etkinlikleri,

insanların gereksinimleri (giyim beslenme) benzer özellikler gösterir.

Nüfus

Dünya’da Nüfus

Sınırları belli bir alanda yaşayan insan sayısına nüfus denir. Nüfusun sayısı, eğitim durumu, yaş ve cinsiyet gruplarına dağılımı gibi özellikleri hakkında bilgi edinebilmek için, nüfus sayımları yapılır. Nüfus sayımı bir ülkede yaşayan insanların belli bir günde sayılması işlemidir.

Günümüzde Dünya Nüfusu 5 Milyar 530 Milyona ulaşmıştır. Dünya nüfusundaki bu hızlı artışın nedenleri;

· Tıp Bilimindeki gelişmeler : Tıp bilimindeki gelişmelere bağlı olarak doğum oranlarının artması ve ölüm oranlarının azalması nüfus artışına yol açmıştır.

· Tarımdaki Gelişme ve Endüstrileşme : Tarım ve endüstri alanındaki gelişmelere yaşam koşullarının iyileşmesini sağlamıştır. Böylece kötü beslenmeden kaynaklanan ölümler azalmıştır.

· Teknolojik Gelişmeler : Teknolojik gelişmeler, yaşam koşullarını iyileştirerek, nüfus artışına dolaylı olarak etki eder.

Nüfusun Kıtalara Dağılımı

Birleşmiş Milletler’in 1994 yılı verilerine göre Dünya Nüfusu 5 Milyar 530 milyondur.

Doğal Nüfus Artış Hızı (Doğurganlık Hızı)

Bir yıl içinde, doğum ve ölüm sayısına bağlı nüfus artışına doğal nüfus artış hızı ya da doğurganlık hızı denir. Doğurganlık hızı, eğitime, kültüre ve ekonomik gelişime bağlı olarak değişir. Ekonominin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, eğitim ve kültür düzeyinin  geri olduğu ülke ve bölgelerde doğurganlık hızı fazladır. Ayrıca kırsal kesimde doğurganlık hızı kentlere göre daha yüksektir. Nüfusun yıl içinde göstermiş olduğu artış hızına ise yıllık nüfus artış hızı denir. Bir bölgedeki yıllık nüfus artış hızı doğum ve ölüm oranları dışında göçlerle de değişebilir. Doğurganlık hızı ve yıllık nüfus artış hızı yüzde (%) yada binde (%o) ile ifade edilir.

Dünya Yıllık Nüfus Artış Hızı

Aşağıda, Birleşmiş Milletler’in verilerine göre (1990-1995) kıtaların doğum oranı, ölüm oranı, doğal nüfus artış hızı ve yıllık nüfus artış hızı verilmiştir.

Kıtalara Göre Doğum Oranları

Doğum oranının en yüksek olduğu kıta %o 42 ile Afrika’dır. Avrupa ise %o 12 ile doğum oranının en düşük olduğu kıtadır. Doğum oranları ile kıta veya bölgenin gelişmişliği arasında yakın bir ilişki vardır. Ekonominin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, eğitim ve kültür düzeyinin düşük olduğu  yerlerde doğum oranlarında artış görülür.

Kıtalara Göre Ölüm Oranları

Yaşam koşularına bağlı olarak insanların ortalama yaşam süresi kısalmaktadır. Bu nedenle ölüm oranının en yüksek olduğu kıta, ekonomik ve kültürel yönden geri kalmış Afrika’dır. Genç nüfusun fazla olduğu ve sürekli göç veren Güney Amerika ise, %o 7 ile ölüm oranının en az olduğu kıtadır.

Dünya Doğal Nüfus Artış Hızı

1990-1995 yılları arasında, ekonomik ve kültürel yönden geri kalmış olması  nedeniyle doğal nüfus artışının en fazla olduğu kıta Afrika’dır. Avrupa’da ise doğal nüfus artışının en az olmasının nedeni,doğurganlık hızlarını kontrol altına almış gelişmiş ülkelerin varlığıdır.

Dünya Yıllık Nüfus Artış Hızı

1990-1995 yılları arasında yıllık nüfus artışının en fazla olduğu kıta, %o 28 ile Afrika kıtasıdır. Avrupa ise göç almasına karşın %o ile yıllık nüfus artış hızının en az olduğu kıtadır.

Hızlı Nüfus Artışının Getirdiği Sorunlar

  1. Tüketici durumda olan çocuk yaştaki nüfusu ve tüketimi artırır.
  2. Kişi başına düşen ulusal gelir payı azalır.
  3. Ulusal gelirin büyük bölümünün artan nüfus tarafından tüketilmesine bağlı olarak ekonomik kalkınma hızı yavaşlar.
  4. Artan nüfusu beslemek için toprağın aşırı kullanılması toprak erozyonunu hızlandırır. Çeşitli çevre sorunları ortaya çıkar.
  5. Ekonomik bağımlılık oranı yükselir.
  6. Yetersiz beslenme sorunu ortaya çıkar.
  7. Kırsal kesimden kentlere doğru olan göçler yoğunluk kazanır.
  8. Kırsal alanlarda ve kentlerde işsizlik ve geçim sıkıntısı başlar.
  9. Çarpık kentleşme görülür.

UYARI : Bir ülkedeki nüfus artış hızının fazla olmasının sorun haline gelmesindeki temel etken, o ülkenin ekonomik kaynaklarının ülkede yaşayan nüfusun beslenme, barınma, eğitim,  sağlık ve iş gibi temel gereksinimlerini karşılayamamasıdır. Bu duruma aşırı nüfuslanma denir.

Göçler

Nüfusun  geçici veya sürekli olarak yer değiştirmesidir. Göçler, hızlı nüfus artışının doğal bir sonucudur. Bir bölgedeki nüfusun, artmasında veya azalmasında göçlerin büyük etkisi vardır.

Göçlerin oluşum nedenleri 3 grupta toplanır.

  • Doğal Yıkımlar

Deprem, heyelan, kuraklık, taşkın, sel, çığ gibi doğal yıkımlar göçlere neden olmaktadır.

Doğal yıkımlardan zarar gören insanlar bulundukları yerleri terk ederek koşulları daha iyi olan yerlere göç ederler. Örneğin ülkemizde 1998’de Adana’da meydana gelen depremde zarar gören birçok kişi başka kentlere göç etmişlerdir. Yine 1998’de Bartın’da meydana gelen sel felaketi ise ilçeyi yaşanamaz hale getirmiş ve göçe neden olmuştur.

  • Sosyal ve Siyasi Nedenler

Savaşlar, işgaller, devrimler, terör olayları veya dini olaylar göçlere neden olmaktadır. Örneğin Sırpların işgali nedeniyle Bosnalıların bulundukları bölgeyi terk etmesi siyasi nedenli bir göçtür.

  • Ekonomik Nedenler

Ekonomik gelişmenin yavaş olduğu bölgelerde iş olanaklarının az olması, göçlere neden olmaktadır. İşsizlik nedeniyle yapılan göçlere işgücü göçü denir. İşgücü göçleri mevsimlik, kısa süreli veya uzun süreli olabilir. Örneğin ülkemizde yaz mevsiminde pamuk işçilerinin Çukurova’ya gelmesi mevsimlik işgücü göçüdür.

Göç Tipleri

Göçler bir ülkenin sınırları içinde olabileceği gibi ülkeler arasında da olabilir. Göçler, oluştukları yere göre iki gruba ayrılır :

  • İç Göçler

Herhangi bir ülkenin sınırları içinde oluşan göçlerdir. Bu yer değiştirme hareketi sırasında ülke nüfusunda herhangi bir değişme söz konusu değildir. Genellikle iç göçlere bağlı olarak kent nüfusları artarken, kırsal nüfus azalmaktadır. İç göçler;

Kırsal alandan kırsal alana

Kırsal alandan kentlere

Kentlerden kentlere

Kentlerden kırsal alana

doğru olmaktadır. İç göçlerin en fazla görüleni kırsal alandan kentlere doğru olanıdır. Verimli tarım alanları, endüstrinin geliştiği bölgeler, ticaret merkezleri, maden yatakları bakımından zengin olan bölgeler ve turistik yöreler göçmen çekerler.

  • Dış Göçler

Bir ülkeden başka ülkelere olan göçlerdir. Göç veren ülkenin nüfusu azalır. Dış göçler, oluşum nedenlerine göre 5 gruba ayrılır:

§         Zorunlu Göçler  (Sığınma Göçleri) : Savaş, baskı veya zulümden açarak başka ülkelere yapılan sığınma göçleridir. Örneğin 1991 yılındaki Körfez Savaşı sırasında Kuzey Irak halkının bir bölümünün ülkemize göçü bu türdendir.

§         Yer Değiştirme (Mübadele) Göçleri : Bir antlaşmanın esaslarına dayanılarak yapılan, ülke nüfuslarının karşılıklı olarak yer değişmesi ile oluşan göçlerdir. Örneğin Kurtuluş Savaşı sonrası Yunanistan ile yapılan anlaşmalarla ülkemizde yaşayan Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler arasında yer değiştirme göçleri yaşanmıştır.

§         Gönüllü Göçler : İnsanların çeşitli nedenlerle, kendi istekleri doğrultusunda, sürekli yaşamak için başka ülke veya kıtalara gitmesiyle oluşan göçlerdir. Örneğin Avrupalıların yeni dünya kıtalarına göçü bu türdendir.

§         İşgücü Göçleri : İnsanların, işsizliğin fazla olduğu geri kalmış ülkelerden, iş olanakları fazla olan endüstrileşmiş ülkelere gitmesiyle oluşan göçlerdir. Bu göçle işçi gönderen ülkeler döviz sağlar, ülkede işsizlik azalır, ülkeler arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkiler gelişir. Örneğin 1960 yılından itibaren, Türkiye’den çeşitli Avrupa ülkelerine işçi göçü olmuştur.

§         Beyin Göçleri : İyi eğitilmiş elemanların daha iyi çalışma olanakları sağlayan ülkelere gitmesiyle oluşan göçlerdir. Örneğin II. Dünya Savaşı sırasında Alman bilim adamlarının ABD’ye göçü bu türdendir.

Nüfusun Dağılışı

Dünya’nın her yerinde nüfus dağılımı aynı değildir. Bu dağılımda;

  • İklim,
  • Bitki örtüsü,
  • Yer şekilleri,
  • Tarımsal etkinlikler,
  • Endüstri,
  • Madenler,
  • Ulaşım,
  • Ticaret

gibi doğal ve beşeri koşulların etkisi vardır.

UYARI : Nüfusun dağılışında yer şekilleri, iklim, doğal bitki örtüsü, su kaynakları gibi doğal koşulların belirleyici olduğu ülkeler ve bölgeler, ekonomik bakımdan geri kalmış yerlerdir. Gelişmiş bölge ve ülkelerde nüfusun dağılışı daha çok ekonomik koşullara bağlıdır.

Sık Nüfuslanmış Yerler

Dünya nüfusunun büyük bir bölümü uygun yaşama koşulları taşıyan ılıman iklim kuşağında toplanmıştır. Dünya’da sık nüfuslanmış alanlar :

Muson Asyası : Asya kıtasının güney ve güneydoğusundaki ülkeleri kapsayan bu bölgede, bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Dünya’nın en kalabalık ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadır.

Akarsu Havzaları : Tarım koşullarının elverişli olduğu Ganj, İndus, Fırat, Nil gibi akarsu havzaları sık nüfuslanmıştır.

Avrupa : Madencilik, endüstri ve ticaretin çok geliştiği Avrupa’nın bütünü sık nüfuslanmıştır.

Japonya ve Kuzey Amerika’nın doğu kıyıları : Sanayileşmenin ve kısmen madenciliğin etkisiyle sık nüfuslanmıştır.

Seyrek Nüfuslanmış Yerler

İklim koşullarının olumsuzluğuna bağlı olarak nüfusun çok az olduğu, tenha yerlerdir.

Soğuk Bölgeler : Kuzey Kutup Dairesi içinde bulunan Grönland, Alaska, Kanada’nın Kuzeyi, İskandinav Yarımadası ve Sibirya’nın kuzey bölgeleri düşük sıcaklık nedeniyle seyrek nüfuslanmıştır.

Yüksek Dağlar : İklim koşullarının her türlü ekonomik faaliyeti, özellikle tarımı sınırlamasına bağlı olarak seyrek nüfuslanmıştır.

Sıcak ve Nemli Ekvatoral Bölgeler : Tropikal kuşakta, Amazon, Kongo havzaları gibi alçak yerler, yüksek sıcaklık, aşırı nemlilik, sık ormanlar ve geniş alan kaplayan bataklıklar nedeniyle az nüfuslanmıştır. Bu bölgede nüfus, iklim koşullarının elverişli olduğu yüksek kesimlerde toplanmıştır.

Nüfuslanmamış Yerler

İklim ve zemin koşulları nedeniyle insanların yerleşmesine elverişli olmayan, nüfuslanmamış yerlerdir.

Kutup Bölgeleri : Güney Kutup Bölgesi’nde bulunan Antartika Kıtası 14 milyon km2 genişliktedir. Kalın buzullarla kaplı bir kıta olduğu için nüfuslanmamıştır.

Bataklıklar : Bataklık, yağış miktarının fazlalığı nedeniyle, toprağın çok ıslak olduğu, yer yer suların yüzeyde biriktiği yerlerdir. Yerleşmeyi ve ekonomik faaliyeti sınırlandırdıkları için nüfuslanmamıştır.

Çöller : Dönenceler çevresindeki Meksika, Büyük Sahra, Arabistan, Kalahari, Avusturalya çölleri ile Asya’nın iç kesimlerindeki İran, Kızılkum, Karakum, Taklamakan ve Gobi çölleri, insanların yaşamasına ve yerleşmesine uygun değildir. Bu nedenle nüfuslanmamıştır. Ancak vaha adı verilen sulak yerlerde az da olsa nüfuslanma görülür.

Nüfus Yoğunluğu

Belli bir alanda yaşayan nüfusun, o alana oranıdır. Ülkenin genişliği ve toplam nüfus hakkında bilgi verir. Kişi/km2 olarak gösterilir.

Nüfus yoğunluğu 3 farklı biçimde ifade edilir.

  • Aritmetik Nüfus Yoğunluğu

Bir bölgenin veya ülkenin toplam nüfusunun bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur.

Toplam Nüfus

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu =    Yüzölçümü

formülü ile hesaplanır.

Aritmetik nüfus yoğunluğu, ülkenin gelişmişlik durumunu, nüfuslanma özelliğini ifade etmez. Sadece ülkenin yüzölçümü hakkında bilgi verir.

  • Tarımsal Nüfus Yoğunluğu

Bir ülkenin tarımla geçine kırsal nüfusunun, toplan tarım arazisine bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğuna denir.

Kırsal Nüfus

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu =    Tarım Alanları

formülü ile hesaplanır.

Tarımsal nüfus yoğunluğu tarım alanlarının genişliği hakkında bilgi verir. Dağlık bölgelerde tarım alanları dar olduğu için ve yağışların fazla olduğu yerlerde sulamaya gerek duyulmadan tarım yapılabildiği için, kırsal nüfus fazladır. Buna bağlı olarak tarımsal nüfus yoğunluğu yüksektir.

UYARI : Dağlık ve engebeli yerlerde tarım arazisi az olacağı için tarımsal nüfus yoğunluğu da az olabilir.

  • Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu

Bir ülkenin toplam nüfusunun, tarım alanları yüzölçümüne bölünmesi sonucu elde edilen nüfus yoğunluğudur.

Toplam Nüfus

Fizyolojik Yoğunluk=  Tarım Alanları

formülü ile hesaplanır.

Fizyolojik nüfus yoğunluğu, nüfusun tamamını tarımla geçiniyor kabul ettiği için yanıltıcı sonuçlar verebilir.

Nüfusun Yapısı

Bir ülkede nüfusun sayısı ve yoğunluğundan daha önemli olan nüfusun yapısıdır. Bir ülkenin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel durumu hakkında bilgi edinmek için ülkenin nüfus yapısından yararlanılır. Nüfusun yapısını belirleyen özellikler :

  • Nüfusun Yaş Gruplarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı
  • Etkin (çalışan) Nüfusun Sektörlere Dağılımı
  • Nüfusun Gelir Durumu
  • Nüfusun Eğitim Durumu
  • Nüfusun Kır ve Kentlere Dağılımı

Nüfusun Yaş Gruplarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı

Nüfusun yaş gruplarına dağılımına nüfusun yaş yapısı denir. Bunun için ülkenin toplam nüfusu yaş dilimleri temel alınarak gruplandırılır. Bu gruplandırma genellikle 0-14, 15-64, 65-65 üstü biçiminde yapılır.

Nüfusun kadın ve erkek nüfus olarak dağılımına nüfusun cinsiyet yapısı denir. Hemen her ülkede erkek ve kadın sayısı birbirine yakındır. Savaş dönemlerinde erkeklerin ölmesi veya erkek nüfusun ekonomik nedenlerle göç etmesi bu dengeyi bozar.

Nüfus Piramitleri

Nüfusun yaş yapısı nüfus piramidi adı verilen grafiklerle gösterilir. Nüfus piramitleri ülkenin gelişmişliğine göre farklı özellikler gösterir.

Piramit 1 : Bu piramit  doğum ve ölüm oranlarının yüksek olduğu, geri kalmış ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir. Bu tür nüfus yapılarına gelişen nüfus denir.

Piramit 2 : Bu piramit doğum oranlarının fazla çocuk ölümlerinin az olduğu, gelişmekte olan ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir.

Piramit 3 : Bu piramit doğum ve ölüm oranlarının düşük olduğu, endüstrisi gelişmiş ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir. Piramidin tabanının dar olması, doğum oranının düşük, 60 yaşın üzerindeki nüfusun fazla, ortalama insan ömrünün uzun olduğunun göstergesidir. Bu tür nüfus yapılarına durağan nüfus denir.

Piramit 4 : Bu piramit doğum oranları son yıllarda artmaya başlayan ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir. Genellikle İtalya, Almanya, İngiltere, Danimarka, ABD, Kanada gibi ülkelerin nüfus dinamiğini gösterirler.

Piramit 5 : Nüfusu artmakta olan ülkelerin doğum oranlarını hızla azaltması sonucu oluşan piramitlerdir. Piramidin tabanındaki daralma, doğurganlığın çeşitli önlemlerle yavaşladığını göstermektedir.

Etkin (Çalışan) Nüfusun Sektörlere Dağılımı

Çalışan nüfusa etkin nüfus denir. 15-64 yaş arasındaki nüfus, çalışma çağındaki nüfusu (etkin nüfusu) oluşturur. Gelişmiş ülkelerde çalışma yaşı daha yüksektir ve çalışma çağındaki nüfusun tümü etkindir. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise nüfusun büyük bölümü  tüketici durumdadır.

Çalışan nüfus 3 ana sektöre dağılır. Bir ülkede hizmet ve endüstri sektörlerinde çalışan nüfusun fazla olması, ülkenin gelişmişliğinin göstergesidir. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde ise tarım sektöründe çalışan nüfus daha fazladır.

Nüfusun Gelir Durumu

Bir ülke nüfusunun gelir durumu, ülkenin gelişip gelişmediği hakkında bilgi verir. Örneğin gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı düşük, ekonomik kalkınma hızı yüksektir. Buna bağlı olarak kişi başına düşen ulusal gelir yüksektir.

Gelişmemiş ülkelerde ise nüfus artış hızının yüksek olması ekonomik kalkınmayı yavaşlatır. Buna bağlı olarak kişi başına düşen ulusal gelir azalır.

Nüfusun Eğitim Durumu

Bir ülkede her alanda yetişmiş insan gücüne gereksinim duyulur. Bu nedenle yetişmiş insan gücünün ülke kalkınmasına katkısı çok büyüktür. Gelişmiş ülkelerde okullaşma oranı ve yetişmiş insan sayısı fazladır. Bu durum ülkenin kalkınma hızını artırıcı etki yapar.

Okullaşma Oranı : Eğitim almış nüfusun toplam nüfus içindeki payına okullaşma oranı denir. Okullaşma oranı yüksek olan ülkelerin gelişme hızı da yüksektir.

Nüfusun Kır ve Kentlere Dağılımı

Her ülkede kır ve kent nüfusu farklıdır. Kentleşme hızı yüksek olan yerlerde iş olanakları daha geniştir. Bu nedenle kentlerin nüfusu doğal nüfus artışından çok, aldıkları göçlere bağlı olarak artar. Genellikle kır nüfusu fazla olan ülkelerde gelişme yavaş, kent nüfusu fazla olan ülkelerde ise gelişme hızlıdır.

Ülkelere Göre Nüfus Yapısı

Gelişmiş ve geri kalmış ülkelerde nüfusun yapısı birbirine zıt özellikler taşır.

Gelişmiş Ülkelerde Nüfus Yapısı

Ekonomik ve sosyal yönden gelişmiş ülkelerde :

  • Nüfus artış hızı azdır.
  • Doğum oranı düşük olduğu için, 0-14 yaş arası nüfus azdır.
  • Çocuk ölüm oranı azdır.
  • Sağlıklı ve bilinçli beslenme ile gelişkin sağlık hizmetlerine bağlı olarak ortalama yaşam süresi uzun, yaşlı nüfus sayısı fazladır.
  • Üretici nüfus fazla, tüketici nüfus azdır.
  • Okur yazar oranı yüksektir.
  • Nüfusun büyük bölümü kentlerde yaşar

Az Gelişmiş Ülkelerde Nüfus Yapısı

Ekonomik ve sosyal yönden gelişmemiş ülkelerde :

  • Nüfus artış hızı fazladır.
  • Doğum oranı yüksek olduğu için, 0 – 14 yaş arası nüfus fazladır.
  • Çocuk ölüm oranı fazladır.
  • Sağlıksız ve bilinçsiz beslenme ile sağlık hizmetlerinin yetersiz olmasına bağlı olarak ortalama yaşam süresi kısa, yaşlı nüfus sayısı azdır.
  • Üretici nüfus az, tüketici nüfus fazladır.
  • Okur yazar oranı düşüktür.
  • Nüfusun büyük bölümü kırsal kesimde yaşar.

Yerleşme

İnsanların barındığı ve geçimlerini sağlamak amacıyla çalıştığı yeri kapsayan alandır. Ancak yeryüzünün tamamı yerleşmeye uygun değildir. Doğal ve ekonomik kökenli bazı etmenler yerleşmeleri sınırlamaktadır.

Yerleşmeyi Sınırlayan Etmenler

Denizler

Kutuplar

Çöller

Ormanlar

Yer şekilleri

Toprak özellikleri

Ekonomik özellikler

Ulaşım olanakları

UYARI : Sıcak kuşakta yerleşmenin üst sınırı 3000 m, ılıman kuşakta 2000 m, soğuk kuşakta 0 m’dir. Örneğin Türkiye’de 2000 m’nin üstündeki yerleşmeler oldukça azdır.

Yerleşme Tipleri

Yerleşmeler ekonomik etkinliğin türüne göre ikiye ayrılır.

Sürekli Yerleşmeler

Geçici Yerleşmeler

Sürekli Yerleşmeler

Tarım, ticaret, endüstri, madencilik, ulaşım gibi bir yere yerleşmeyi zorunlu kılan ekonomik faaliyetlerin görüldüğü yerleşmelerdir. Bu yerleşmeler ikiye ayrılır.

Kent Yerleşmeleri  : Ekonomik faaliyetlerin endüstri, madencilik, ticaret, ulaşım turizm vb. olduğu yerleşmelerdir. Kentler, öne çıkan ekonomik faaliyetlere göre;

Endüstri kenti

Ticaret kenti

Maden kenti

Tarım kenti

Ulaşım kenti

Turizm kenti

Eğitim, kültür  kenti gibi sınıflara ayrılır. Bu faaliyetlerin bir arada bulunduğu kentlerde gelişme daha hızlıdır.

Kır Yerleşmeleri

Bir yerleşim merkezinin kır yerleşmesi sayılabilmesindeki en belirleyici özellik ekonominin tarım ve hayvancılığa dayalı olmasıdır. Kırsal yerleşmeler, yerleşim alanının özelliğine göre ikiye ayrılır.

Toplu Kır Yerleşmeleri : Evlerin bir arada bulunduğu yerleşmelerdir. Bu yerleşmelerin oluşmasında iklimin kurak ve yarı kurak olması, su kaynaklarının her yerde bulunmaması belirleyici olmuştur. Bu nedenle toplu kır yerleşmeleri su kaynakları çevresinde kümelenir.

Dağınık Kır Yerleşmeleri : Evler arasındaki uzaklığın fazla olduğu ve geniş bir alan yayılmış olan yerleşmelerdir. Bu yerleşmelerin  oluşmasında arazinin engebeli, tarım topraklarının küçük, parçalı ve dağınık olması belirleyici olmuştur. Yağışların ve su kaynaklarının bol olması, tarımda sulamaya ihtiyaç duyulmaması dağınık yerleşmeyi kolaylaştırmıştır.

Geçici Yerleşmeler

Ekonomik faaliyetin göçebe   hayvancılık, tarım, turizm veya tükenebilen madenin işletilmesi olduğu yerlerde, faaliyet süresince yapılan yerleşmedir.

Konut Tipleri

Yerleşmelerin en küçük birimi konutlardır. Kırsal kesimde ve geri almış yerlerde konutlarda kullanılan yapı malzemesi doğal çevre ile uyumludur. Gelişmiş bölgelerde ise konut tiplerinde teknolojinin etkisi belirgindir.

Doğal Barınaklar : Mağaralar ve ağaç kovuklarıdır. İlk insanların kullandıkları barınaklardır.

Çadırlar : Göçebe hayvancılıkla geçinenlerin, konar-göçer yaşantılarını sürdürdükleri barınaklardır.

Kulübeler : Saz ve kamışlardan yapılan basit  evlerdir. Afrika ülkelerinde görülür.

Kerpiç evler : İklimin kurak ve yarı kurak olduğu bölgelerde, bitki örtüsünün cılız olması nedeniyle, killi toprağın yapı malzemesi olarak kullanıldığı evlerdir. Türkiye’de İç ve Doğu Anadolu ile Orta Asya, İran, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaygındır.

Taş evler : Arazinin dağınık olduğu yerlerde taşın, yapı malzemesi olarak kullanıldığı evlerdir.

Ahşap evler : İklimin nemli olduğu yağışlı bölgelerde ağaçtan yapılan evlerdir. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi’nde, Kuzey Orta Avrupa’da, Sibirya’da, Muson ülkelerinde, Ekvatoral bölgelerde ve Kanada’da yaygındır.

Betonarme evler : Endüstrileşmeye bağlı olarak demir, tuğla ve betonun yapı malzemesi olarak kullanıldığı evlerdir. Endüstrileşmiş ülkelerde yaygın olarak görülür .

Türkiye’de Nüfus ve Yerleşme

Türkiye’de Nüfus

Ülkemizdeki nüfusun sayısı ve nüfusla ilgili veriler yapılan nüfus sayımları ile elde edilir. Bu sayımlar sonucunda, toplam nüfus, nüfusun yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımı, okur yazar oranı, eğitilmiş nüfus durumu, işsiz sayısı, çalışan nüfusun iş kollarına göre dağılımı, köy ve kent nüfus sayıları belirlenir.

Türkiye’de ilk düzenli nüfus sayımı 1927’de, ikinci nüfus sayımı ise 1935’te yapılmıştır. Daha sonra 5 ve 0 ile biten yıllarda nüfus sayımı yinelenmiştir. En son nüfus sayımı 1990’da yapılmış ve daha sonraki sayımların 10 yılda bir yapılması kararlaştırılmıştır.

Yıllara Göre Nüfus Sayımları ve Sonuçları

1927-1990 yılları arasında Türkiye nüfusu 43 milyon kişi artmıştır.

En düşük nüfus artış hızı (% 10,5). 1940-1945 arası dönemde görülür.  Bu durumun nedeni II. Dünya savaşı koşullarıdır.

Nüfus artış hızının en fazla olduğu dönem 1955-1960 arasıdır. Nedeni sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması ve yanlış nüfus politikalarıdır.

1960-1965 arası dönemde bir önceki döneme göre nüfus artışında azalma görülür. Nedeni yurt dışına yapılan işçi göçleridir.

1985’ten itibaren nüfus artış hızında sürekli olarak azalma görülür.

Türkiye’de Doğal Nüfus Artış Hızı (Doğurganlık Hızı)

Bir yıl içinde, doğum ve ölüm sayısına bağlı nüfus artışına doğal nüfus artışı hızı ya da doğurganlık hızı denir. Doğurganlık hızı, eğitime, kültüre ve ekonomik gelişime bağlı olarak değişir.

Türkiye genelinde kırsal kesimde doğurganlık hızı fazladır.

Doğurganlığın en az olduğu bölgeler Marmara ve Kıyı Ege, en fazla olduğu bölgeler, Doğu Anadolu  ve Güneydoğu Anadolu’dur.

Doğurganlık Hızının Sonuçları

Doğurganlığın fazla olduğu bölgelerden ve kırsal kesimlerden iş olanaklarının fazla olduğu gelişmiş bölge ve kentlere göçler olur. Göçler nedeniyle nüfusun bölgeler arası dağılım dengesi ve cinsiyet dengesi bozulur.

Doğurganlık arttıkça iç tüketim artar, hammadde kaynakları hızla tükenir, iş, eğitim, sağlık, beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlar karşılanamaz.

Türkiye’de Göçlerin Nedenleri

Türkiye’de 1850’den itibaren kırsal kesimden kentlere doğru hızlı bir iç göç başlamıştır. Türkiye’deki göçlerin nedenleri şunlardır.

Kırsal kesimdeki hızlı nüfus artışı

Tarım arazisinin miras yoluyla parçalanıp küçülmesi

Tarımda makineleşmenin başlamasıyla oluşan işsizlik.

Verimli tarım alanlarının azalması.

Kan davaları ve güvenlik sorunu.

Kentlerin iş, eğitim ve sağlık bakımından çekiciliği.

İç göçlerin hızla artması, bir çok sorunu da beraberinde getirmiştir.

UYARI : iç göçler sonucu nüfus, ülke sınırları içerisinde yer değiştirdiği için toplam nüfusta artma ya da eksilme olmaz. Nüfusun dağılım dengesi ve cinsiyet dengesi, bölgeden bölgeye değişir.

Türkiye’de Göçlerin Sonuçları

  1. Kent nüfusu hızla artar
  2. Alt yapı yetersizliği ve plansız kentleşme sorunları ortaya çıkar.
  3. Kentlerde, ulaşım, konut, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur.
  4. Kentlerde işsizlik artar
  5. Kentlerde güvenlik bozulur
  6. Kırsal alandaki yatırımlar verimsiz hale gelir.

Türkiye’de Nüfus Dağılışı

Türkiye’de nüfusun dağılımında, iklim, yer şekilleri, ulaşım, tarım olanakları, endüstri, madenler gibi doğal ve ekonomik koşulların etkisi vardır. Bu koşulların elverişli olduğu yerler sık nüfuslanmıştır. Arazinin dağlık ve engebeli olduğu, tarım alanlarının az bulunduğu, önemli yolların uzağında kalan, endüstri ve ticaretin gelişmediği yerler ise seyrek nüfuslanmıştır.

Türkiye’de Nüfus Yoğunluğu

Belli bir alanda yaşayan nüfusun o alanın yüzölçümüne oranıdır.  Kişi/km2 olarak gösterilir. Nüfus yoğunluğu 3 farklı biçimde ifade edilir.

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu

Bir bölgenin veya ülkenin toplam nüfusunun bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur.

Toplam Nüfus

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu =   Yüzölçümü

formülü ile hesaplanır.

Ülkemizde 1990 yılı sayımına göre km2’ye 73 kişi düşer. Alanın genişliğine ve nüfusun fazlalığına göre değişen aritmetik nüfus yoğunluğu illere ve bölgelere göre farklılık gösterir.

İllere Göre Nüfus Yoğunluğu

Aritmetik nüfus yoğunluğu en fazla olan ilimiz İstanbul, en az olan ilimiz Gümüşhane’dir. İllerin nüfus yoğunlukları turizme ve tarımsal faaliyete bağlı olarak mevsime göre değişir. Örneğin yaz mevsiminde Antalya’nın nüfusu turizm nedeniyle artarken, Adana’nın nüfusu Çukurova’ya çalışmak için gelen işçiler nedeniyle artmaktadır.

Bölgelere Göre Nüfus Yoğunluğu

Aritmetik nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgemiz iş olanaklarının fazla olduğu Marmara, en az olan bölgemiz ise doğal ve ekonomik koşulların olumsuzluğu nedeniyle Doğu Anadolu’dur. Ayrıca bölgenin yüzölçümünün geniş olması da nüfus yoğunluğunun az olmasında etkilidir.

UYARI : Aritmetik nüfus yoğunluğu hesaplanırken Türkiye’nin gerçek alanı (814.578 km2) değil göl yüzölçümlerinin katılmadığı izdüşüm alanı (774.814 km2) dikkate alınmıştır. Türkiye’nin göl yüzölçümlerinin dikkate alındığı izdüşüm alanı ise 779.452 km2’dir.

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu

Tarımsal nüfus yoğunluğu, tarımla geçinen nüfusun tarım alanları yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur.

Kırsal Nüfus

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu = Tarım Alanları

formülü ile hesaplanır.

Tarım  alanlarının az, sulama olanakları ve yağışların fazla olduğu yerlerde tarımsal nüfus yoğunluğu fazladır. Örneğin Doğu Karadeniz kıyıları ile Doğu Anadolu’da tarımsal yoğunluk 500 kişiyi bulurken, tarım arazisinin geniş olduğu İç ve Güneydoğu Anadolu ile endüstrileşme ve kentleşme oranının yüksek olduğu Marmara’da çok azdır.

Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu

Bir ülkenin toplam nüfusunun tarım alanları yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur.

Toplam     Nüfus

Fizyolojik Yoğunluk =  Tarım Alanları

formülü ile hesaplanır.

Ülkemizde 1990 yılı sayımına göre km2’ye 197 kişi düşer. Ancak bu yoğunluk nüfusun tamamını tarımlı geçiniyor kabul  ettiği için sonuçları güvenilir değildir.

Türkiye’de Nüfusun Yapısı

Nüfusun sayısı ve yoğunluğundan daha önemli olan nüfusun yapısıdır. Bu bölümde Türkiye nüfusunun yaş gruplarına dağılımı, cinsiyet özellikleri ve eğitim durumu ile etkin (çalışan) nüfusun sektörlere dağılımı incelenecektir.

Nüfusun Yaş Gruplarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı

Nüfusun yapısını belirleyen en önemli özellik yaş grupları ve cinsiyet dağılımıdır.

Yaş Grupların Göre Dağılım

Türkiye’de toplam nüfusun %50 si 20 yaşın altındadır. Yani ülkemiz genç nüfusludur.

Nüfus artış hızı yüksektir. Bu durum temel ihtiyaçların karşılanması konusunda sorunlar yaratır.

Tüketici nüfus fazla, üretken nüfus azdır. Bu nedenle ekonomik bağımlılık oranı yüksektir.

Okul çağındaki nüfus fazladır.

Ortalama insan ömrü kısadır.

Cinsiyete Göre Dağılım

Ülkemizde kadın erkek sayıları arasında genel bir denge vardır. Nüfusun bu cinsiyet dengesi göçlerle değişir. Göç veren bölgelerde kadın sayısı, göç alan bölgelerde erkek sayısı daha fazladır. Çok göç veren iller arasında bulunan ve bu nedenle devamlı olarak kadın nüfus fazlalığı olan Rize, Trabzon, Gümüşhane ve Giresun bu konu için iyi birer örnektir.

UYARI : Türkiye, nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı ve nüfus artış hızı bakımından geri kalmış ülkelere benzer özellikler taşır.

Nüfusun Eğitim Durumu

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini saptarken eğitim en temel ölçüttür. Ülkemizde okur yazarlık oranı gittikçe artmakla birlikte, hala istenen düzeyde değildir. Buna bağlı olarak gazete, dergi ve kitap tüketimi gelişmiş ülkelerdeki düzeyin çok altındadır. Nüfusun, %46,1’ini ilkokul, %7,4’ünü ortaokul, %7,8’ini lise ve %3,2’sini yüksek öğrenim düzeyinde eğitim alanlar oluşturmaktadır. Hiç eğitim almamış olanlar %19,6, okula gitmemiş okuryazarlar ise % 15,9’dur. Kırsal kesimde iş gücüne duyulan ihtiyaç nedeniyle çocukların okula gönderilememesi, kız çocuklarının eğitimine önem verilmemesi ve okullaşma oranının yetersizliği eğitimin istenen düzeye gelmesini engellemektedir.

Etkin Nüfusun Sektörlere Dağılımı

1990 yılı verilerine göre etkin nüfusumuz 23,3 milyon kişidir. Bu nüfusun sektörlere dağılımı ise şöyledir. Tarım sektöründe çalışan 12 milyon 118 bin kişi etkin nüfusun %49’unu, Endüstri sektöründe çalışan 2 milyon 910 bin kişi etkin nüfusun %15,2’sini, Hizmet sektöründe çalışan 7 milyon 919 bin kişi etkin nüfusun %35,8’ini oluşturmaktadır.

Türkiye’de Yerleşmeler

Türkiye’de yerleşmeler ekonomik etkinliğe bağlı olarak ikiye ayrılır.

Sürekli Yerleşmeler

Geçici Yerleşmeler

Sürekli Yerleşmeler

Türkiye’de sürekli yerleşmeler ekonomik etkinliklerine ve idari yapılarına göre gruplandırılır.

Kent Yerleşmeleri

Kır Yerleşmeleri

Kent Yerleşmeleri

Nüfusu 10.000’in üzerinde olan, kaymakam veya vali tarafından yönetilen, iş bölümünün belirgin, tüketici nüfusun fazla, ekonomik faaliyetin endüstri, ticaret, turizm vb. olduğu yerleşim merkezleridir. Kentler, iş olanaklarının daha fazla olması nedeniyle, kırsal kesimden sürekli göç alarak büyümektedir. Buna bağlı olarak Türkiye’de hızlı bir kentleşme süreci  devam etmektedir. 1990 nüfus sayımına göre toplam nüfusun 33,8 milyonu (% 59,1)  kentlerde yaşamaktadır.

Kır Yerleşmeleri

Nüfusu 2000’den az olan, muhtar tarafından yönetilen, üretici nüfusun fazla olduğu, iş bölümünün belirgin olmadığı, ekonomik faaliyetin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, konutlarda yapı malzemesinin doğadan temin edildiği yerleşmelerdir. Yerleşmeler arazinin yapısı ve su kaynaklarının özelliğine göre ikiye ayrılır.

Toplu Kır Yerleşmeleri

Dağınık Kır Yerleşmeleri

Toplu Kır Yerleşmeleri

Evlerin birbirine çok yakın olduğu kır yerleşmeleridir. Bu tür yerleşmelerde iklim koşulları belirleyici olmuştur. Yerleşim birimleri su kaynaklarının çevresinde toplanmıştır. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.

Dağınık Kır Yerleşmeleri

Evler arasında uzaklığın fazla olduğu, geniş bir alana yayılan kır yerleşmeleridir. Bu tür yerleşmelerde arazinin engebelik durumu tarım topraklarının küçük, parçalı ve dağınık olması belirleyici olmuştur. Yağışların ve su kaynaklarının bol olması dağınık yerleşmeyi kolaylaştırmıştır. Karadeniz Bölgesi’nde  dağınık yerleşme yaygındır.

Geçici Yerleşmeler

Ülkemizde kır yerleşmelerinin, ekonomik açıdan tamamlayıcısı olarak  gelişmiş, ekonomik faaliyetin  tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu yerleşmelerdir.  Yayla, mezra, oba, kom, ağıl gibi adlar verilen geçici yerleşmeler Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür. Ayrıca mevsimlik olarak konaklamak amacıyla gidilen yazlık siteler, dağ ve bağ evleri de geçici yerleşmelerdir.

Yayla : Yaz aylarında hayvan otlatmak veya tarımsal faaliyette bulunmak amacıyla gidilen geçici yerleşmelerdir. Yaylalar dinlenmek  amacıyla gidilen yazlık sayfiye yerleri de olabilir.

Mezra : bazı ailelerin tarım alanlarının az olması, kan davaları gibi nedenlerle bulundukları sürekli yerleşmelerden ayrılıp daha uzak bir yere yerleşmesiyle oluşmuş yerleşmelerdir. Tarımsal faaliyetler hayvancılığa göre ön plandadır. Bir kaç  ev ve eklentilerden oluşan mezralar zamanla sürekli yerleşme haline gelebilir. Örneğin Elazığ, Harput’un bir mezrası iken zamanla büyüyerek kent haline gelmiştir.

Oba : Daha çok göçebe hayvancılık yapan toplulukların geçici olarak yerleşip, çadır kurdukları yerleşmelerdir.

Dam : Köy ailelerinin geçici bir süre için yararlandıkları yerleşme biçimidir. Bölge köy yerleşmelerinde bir kısım aileler, birkaç aylık süre için köylerinden ayrılarak, kendi bahçe, tarla ve otlaklarındaki damlarda oturduktan sonra, tekrar köylerine dönerler.

Kom : Ekonomik faaliyetin büyük ölçüde hayvancılığa dayalı olduğu aileler veya kişiler tarafından oluşturulan geçici yerleşmelerdir.

Ağıl : Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. Ağıllar zamanla nüfusun artmasına bağlı olarak sürekli yerleşme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafından kurulan ağıllar kış mevsiminde hayvanların korunması amacıyla kullanılır.

Türkiye’de Görülen Konut Tipleri

Dünya’nın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de konut tiplerini belirleyen temel etmen iklim koşullarıdır. Ayrıca jeolojik yapı, bitki örtüsü gibi doğa doğal koşullar da konut tiplerini belirlemektedir. Ülkemizde ekonomik ve kültürel gelişme, doğal çevrenin konut tipleri üzerindeki etkisini azaltmaktadır.

Kerpiç Evler : Kerpiç evlerde yapı malzemesi olarak killi toprak kullanılmaktadır. Killi toprak samanla karıştırılarak çamur haline getirilir, kalıplara dökülerek kurutulur. Kerpiç evler, yağışların az, iklimin kurak olduğu İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.

Taş Evler : Arazinin dağlık olduğu, ağacın ve toprağın yeterince bulunmadığı yerlerde yaygın olan konut tipidir. Yapı malzemesi olarak kullanılan taşlar genellikle yakın çevreden karşılanır. Akdeniz’de Toros Dağları, İç Anadolu’da Nevşehir, Ürgüp Yöresi, Güneydoğu Anadolu’da Mardin Yöresi taş evlerin yaygın olduğu yerlerdir.

Ahşap Evler : İklimin nemli ormanın bol olduğu yerlerde yapı malzemesi olarak ağacın kullanıldığı konut tipidir. Bazı yörelerde ağaçla birlikte taş veya kerpiç de kullanılır. Taş evler ormanların geniş yer kapladığı Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olarak kullanılır.

Betonarme Evler : Yapı malzemesi olarak demir, beton ve tuğlanın kullanıldığı konut tipidir. Son yıllarda kullanımı artan betonarme evler, sanayileşme nedeniyle   Marmara ve Ege Bölgesi’nde yaygın olarak görülür.

Sözcük Nedir?

Sözcük: Bir kavram birimidir. Bir varlığın, bir nesnenin ya da bir durumun zihinde canlanabilmesi için onu karşılayan bir gösterimdir.

Sözcüklerin Anlam Açılımları

Temel Anlam: (İlk Anlam)

Bir sözcük söylendiğinde aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır. Örnek :

* Boğazımda bir yanma var. (Temel Anlam)
* Şişenin boğazı kırılmış.
* Çanakkale Boğazı’nda müthiş bir tipiye yakalandık.
* Babam yedi boğaza bakmaya çalışıyordu.
* Ali, boğazına düşkün bir çocuktur.

Sözcüklerin Temel Anlamlarıyla İlgili Dikkat Edilecek Noktalar :

Bir sözcüğe temel anlamının dışında yeni yeni anlamlar yükledikçe anlamının da derece derece soyutlaştığı görülür. Örnek :

* Törende, Kurdeleyi köyün muhtarı kesti. (Somut temel anlam)
* Patates doğrarken parmağını kesti (Somut yan anlam)
* Oyun kağıdını ortadan kesti. (Somut yan anlam)
* Onunla olan bütün ilişkisini kesti. (Soyut mecaz anlam)

Bir sözcük tek başına kullanıldığında temel anlamını korur. Ancak cümle içinde temel anlamından uzaklaşabilir. Örnek :

“Kaçmak” sözcüğünün temel anlamı “bir yerden gizlice ve çabucak uzaklaşmak”tır.

* “Ben çalışmaktan hiçbir zaman kaçmam.” cümlesinde temel anlamından uzaklaşmıştır.

Temel anlamı somut olan sözcükler, öncelikle somut ve mecaz anlamlar kazanır. Örnek :

“ateş” sözcüğü, temel anlamıyla düşünüldüğünde “bir nesnenin etrafa ısı ve ışık yayarak yanması” biçiminde açıklanabilir, temel anlamı somuttur.

* Gençler, kumsalda büyük bir ateş yakmışlardı. (Temel anlam)
* Hastanın ateşi sabaha kadar düşmüştü. (Somut yan anlam)
* Şu yağan kar bile yüreğimdeki ateşi söndüremez. (Soyut mecaz anlam)

Yan Anlam :

Sözcüklerin ilk konuluş anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama, kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir. Örnek :

* Çocuk kapıyı sessizce açtı. (açmak : Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak.)

* Gömleğinin düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak : Sarılmış, katlanmış, örtülmüş, buruşmuş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)

* Okulun karşısına bir büfe daha açtı.(açmak : Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma getirmek.)

* Annem çok güzel baklava açar. (açmak : Kalın bir nesneyi yayarak ince duruma getirmek.)

* Komşumuz tıkanan lavaboyu açtı. (açmak : Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak.)

Sözcüklerin Yan Anlamlarıyla İlgili Dikkat Edilecek Noktalar :

* Her sözcüğün genel olarak tek temel anlamı varken, birden çok yan anlamı olabilir.

* Bir sözcük, temel ya da yan anlamı verecek biçimde kullanıldığında gerçek anlamıyla kullanılmış olur. O halde gerçek anlam, hem temel hem de yan anlamı kapsayan genel bir addır.

* Yan anlamların bir bölümü mecazsız, somut anlam taşırken (ölü yan anlam) bir bölümü de mecazlı, soyut anlam taşır.

Mecaz Anlam :

Sözcüklerin cümle, dize veya deyim içine girdiklerinde, gerçek anlamlarından tamamen sıyrılarak başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz (değişmece) anlam denir. Mecaz anlam, Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır. Örnek :

* Müşteriden para sızdırmak için elinden geleni yapardı.
* Satıcının o ince ve tiz sesi kulaklarımızda patlıyordu.
* Bugünlerde havasından yanına varılmıyor.
* Bu hayırsız evlat için insan kendisini ateşe atar mı?

Mecaz Türleri:
– Benzetme (Teşbih)
– Eğretileme (İstiare)
– Ad Aktarması (Mürsel Mecaz)
– Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme)
– Tariz (Taşlama)
– Teşhis – İntak (Kişileştirme – Konuşturma)
– Abartma (Mübalağa)

Benzetme (Teşbih) :

Aralarında benzerlik bulunan iki varlıktan (kavramdan) niteliği zayıf olanın, niteliği üstün, belirgin olana benzetilmesidir.

Benzetme, Sözü daha etkili ve gözle görünür kılmak amacıyla kullanılan bir mecaz türüdür. Benzetmenin dört öğesi vardır :
1- Benzeyen (niteliği zayıf olan)
2- Benzetilen (niteliği, üstün, belirgin olan)
3- Benzetme yönü (benzerlik ilgisi gösteren)
4- Benzetme edatı (gibi, kadar, sanki, misali)

Örnek :

Kızın       deniz            gibi        masmavi       gözleri     vardı.
         ----------        --------     ---------     ---------
         Benzetilen        Benzetme      Benzetme     Benzeyen  
                            Edatı                       Yönü 

Benzetmeyle İlgili Uyarılar :

Benzetmenin oluşabilmesi için benzeyen ve kendisine benzetilenin kullanılması şarttır.
Bunlar, benzetmenin temel öğeleridir.
Dört öğesinin dördünün de kullanıldığı benzetmelere ayrıntılı benzetme,
benzetme edatının olmadığı benzetmelere kısaltılmış benzetme,
yalnızca temel öğelerin kullanıldığı benzetmelere teşbih-i beliğ denir.

Örnek :
Sular öyle temiz ki annemin yüzü gibi. (Ayrıntılı Benzetme)
Adam cesurlukta aslandı. (Pekiştirilmiş Benzetme)
Bin Atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Kısaltılmış benzetme)
Gider oldum kömür gözlüm elveda. (Teşbih-i beliğ)

Eğretileme (İstiare) :
İstiare : Arapça bir sözcük olup “bir şeyi iğreti, ödünç alma” anlamındadır. Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan benzetmedir. Örnek :

* Aslan gibi güçlü bir adamdı. (benzetme)
* Soruyu doğru yanıtlayınca “Aslan be!” dedi. (eğretileme)

Eğretileme üç çeşittir.
Açık Eğretileme: Yalnızca kendisine benzetilenin kullanılmasıyla yapılan eğretilemedir. Örnek :

* Havada bir dost eli okşuyor tenimizi. Benzeyen:Rüzgar(yok) Benzetilen:Bir dost eli

* Kurban olam kurban olam
Beşikte yatan kuzuya
Benzeyen : Bebek, çocuk (yok) Benzetilen : Kuzu

Kapalı Eğretileme: Yalnızca benzeyen ile yapılan, benzetilenin de bir özelliğinin belirtildiği (genel olarak benzetme yönü) eğretilemedir. Örnek :

* Oğlu büyüyünce yuvadan uçup gitti.
Benzeyen : Oğul Benzetilen : Kuş (yok) Benzetme yönü : Uçup gitmek

* Ay zeytin ağaçlarının arasından yere damlıyordu.
Benzeyen : ay Benzetilen : su (yok) Benzetme yönü : yere damlaması

Yaygın (Temsili) Eğretileme : Benzetmenin temel öğeleriyle birlikte, birden çok benzetme yönünün bulunduğu eğretilemedir. Yaygın eğretilemede bir “gizleme” vardır. Açıkça söylenmeyen ya da söylenmek istenmeyen sözler, benzetme yoluyla ve sözlük anlamına gizlenerek söylenir, şairler bunu çoğu kez güzel ve etkili bir anlatım için kullanırlar. Örnek :
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan

Eğretileme Yolları
-İnsana özgü kavramların, doğaya (dış dünyadaki varlıklara) aktarılmasıyla;
Örnek :
Derinden derine ırmaklar ağlar.
Kapalı Eğretileme; Benzetilen: İnsan, Benzeyen: ırmaklar

-Doğaya özgü kavramların insana aktarılmasıyla;
Örnek :
Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor.
Açık Eğretileme; Benzeyen:askerin ölümü, Benzetilen: güneşler batıyor.

-Doğadaki bir varlığa ait özelliğin, bir başka varlığa aktarılmasıyla;
Örnek :
Yüce dağ başında bir top pamuk var.
Kapalı Eğretileme; Benzeyen:bulut, Benzetilen: pamuk

-Bir duyuya ait bir kavramın bir başka duyuya aktarılmasıyla;
Örnek :
Sıcak bakışlarıyla ısıtırdı içimizi.
Kapalı Eğretileme

Ad Aktarması : (Mürsel Mecaz)
Bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır.

Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır. Örnek :
* “Sinema” için “beyaz perde”
* “seçime katılmak” yerine “sandık başına gitmek”

Ad aktarması şu ilişkiler çerçevesinde kurulabilir :
– Sanatçı verilir, yapıtı anlatılır. Örnek :
Yaşar Kemal’i lise yıllarımda okudum. (Yaşar Kemal’in romanlarını)

– İçteki varlık verilir, dışındaki anlatılır ya da dıştaki varlık verilir içindeki anlatılır. Örnek :
Haberi duyunca bütün ev ayağa kalktı. (Evin içindeki insanlar)
Ayağını çıkarmadan içeri girme. (Ayakkabını)

– Parça verilir, bütün anlatılır ya da bütün verilir, parça anlatılır. Örnek :
Bu acılı haberi ona hangi dil söyleyebilir? (İnsan)
Gemi Mersin’e yanaştı. (Mersin Limanı)

– Bir yer adı verilir, o yerde yaşayan insanlar anlatılır. Örnek :
Bütün köy meydanda toplandı. (köy halkı)
Erzurum, Mustafa Kemal’e kucak açtı. (Erzurum Halkı)

– Bir yön adı verilir, o yöndeki bölgeler ya da ülkeler anlatılmak istenir. Örnek :
Batı bu duruma müdahale etmedi. (Batı ülkeleri)

– Bir eşya adı verilir, onu kullananlar anlatılmak istenir. Örnek :
Koştu, yokuş aşağı bir şapka. (İnsan)

– Soyut bir ad verilip, somut bir varlık anlatılır. Örnek :
Bu sonucu Türk gençliğine armağan ediyorum. (Genç insanlar)
Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı. (insanlar)

– Sonuç verilir, bunun nedeni kastedilir. Örnek :
Gökten sicim gibi bereket yağıyor. (bereket, sonuçtur, nedeni yağmur anlatılmıştır)

Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme) :
Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam kastedilir. Örnek :
* Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?
* Bulmadım dünyada gönüle mekan
* Nerde gül bitse etrafı diken
* Şu karşıma göğüs geren
* Taş bağırlı dağlar mısın?

Tariz (Taşlama) :
Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır. Örnek :
* Randevuna sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.
* O kadar çok konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.
* Biraz daha hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek.

Teşhis – İntak (Kişileştirme – Konuşturma) :
İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir. Örnek :
* Güneş ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)
* Ufukta günün boynu büküldü. (Teşhis)
* Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna :
Tenimde bir yara işler gibisin. (İntak)

Abartma (Mübalağa) :
Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir. Örnek :
*Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.
*Alem sele gitti gözüm yaşından
* Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
*Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

Sözcüklerin Terim Anlamı:
Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :
* Bu sınıfa yirmi sıra yerleştirelim
* Toplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.
* Bu çiçeğin kökü tamamen kurumuş.
* Sözcük köklerini ve gövdelerini tanıyalım.

İkilemeler :
Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.

İkilemelerin anlamsal özellikleri şöyle sıralanabilir:

– Anlamı güçlendirip pekiştirmek, anlamı abartmak. Örnek :
Güzel mi güzel kız
Demet demet çiçek
Çuval çuval fındık
Çıtır çıtır simit
Ağlaya sızlaya bir hal olmak
Güle güle ölmek
Varını yoğunu ortaya çıkartmak

– “Şöyle böyle, yaklaşık olma” anlamı vermek. Örnek :
İyi kötü (bilmek)
Aşağı yukarı (anlamak)
Hemen hemen (bitirmek)

İkilemelerin Kuruluş (Yapılış) Özellikleri :

– Aynı sözcüğün tekrarıyla oluşan ikilemeler. Örnek :
İri iri – Koca koca – Yavaş yavaş – Uslu uslu

– Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla oluşanlar. Örnek :
Börek çörek – Derli toplu – Sorgu sual – Doğru dürüst – Sağ salim

– Biri anlamlı diğeri anlamsız sözcüklerin bir araya gelmesinden oluşanlar. Örnek :
Çalı çırpı – Konu komşu – Yırtık pırtık – Eğri büğrü

– Her ikisi de anlamsız sözcüklerin yan yana gelmesiyle oluşanlar. Örnek :
Ivır zıvır – Abur cubur – Eciş bücüş – Dangıl dungul

– Karşıt anlamlı sözcüklerden oluşanlar. Örnek :
İyi kötü – Er geç – Düşe kalka – İleri geri

– Yansıma sözcüklerin tekrarlanmasıyla oluşanlar. Örnek :
Vızır vızır – Şırıl şırıl – Tıkır tıkır – Horul horul

##### İkilemeler daima ayrı yazılır ve ikilemelerin arasına virgül işareti KONULMAZ

Deyim Anlamı :

Belli bir durumu, belli bir kavramı göstermek için kullanılan öz anlamından az çok ayrı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış, halkın ortak dil ürünü olan sözlere deyim denir. Örnek :
İçine ateş düşmek
Pabucu dama atılmak
Yüreği ağzına gelmek
İki gözü iki çeşme

Deyimlerin Özellikleri

-Deyimler, kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez ve bir sözcüğün yerine eş anlamlısı getirilemez. Örnek :
Sözgelimi “Ayıkla pirincin taşını” yerine “Seç pirincin taşını” denmez ya da “Pirincin taşını ayıkla” gibi deyimi oluşturan sözcüklerin yerleri değiştirilemez.

– Deyimler, değişik kip ve kişi ekleriyle çekime girebilirler. Örnek :
Kendini naza çek(mek)
Kendini naza çek(iyor)
Kendimi naza çek(tim)
Kendilerini naza çek(erler)

– Deyimi oluşturan sözcüklerin arasına başka söz grupları girebilir. Bu tip kullanımlarda deyim gözden kaçırılmamalıdır. Örnek :
Gözü vitrinde duran kırmızı elbiseye takıldı.

– Deyimler genel kural bildirmez, yol gösterip öğüt vermez. Yalnızca bir durumu en kısa yoldan ve en etkili bir biçimde anlatmaya yarar. Deyim, bu yönüyle atasözünden ayrılır. Örnek :
İşleyen demir ışıldar. (Atasözüdür, kural bildirir.)
Akacak kan damarda durmaz. (Atasözüdür, kural bildirir.)
Mum dibine ışık vermez. (Atasözüdür, kural bildirir.)

Armut piş, ağzıma düş. (Deyimdir, kural bildirmez.)
Ne kokar, ne bulaşır. (Deyimdir, kural bildirmez.)
Atı alan Üsküdar’ı geçti. (Deyimdir, kural bildirmez.)

Deyimler Anlamları ve Kuruluşları (Biçimleri) yönünden iki gurupta incelenir.

Anlamlarına Göre Deyimler

– Gerçek Anlamlı Deyimler
Bazı deyimlerde sözcükler gerçek anlamlıdır. Deyimin iletmek istediği durumu, deyimi oluşturan sözcüklerin anlamlarıyla düşünürüz. Bu tür deyimlerde anlatım güzelliği düşünülmez. Bunlar, Bir kavramı belirtir. Örnek :
Alan razı satan razı – Ne var ne yok? – Olur şey değil! – Nerde akşam orda sabah.
İsmi var cismi yok – Yükte hafif pahada ağır.

Mecaz Anlamlı Deyimler
Deyimlerde genel olarak deyimi oluşturan sözcüklerin çoğu ya da tümü gerçek anlamından uzaklaşarak tamamen farklı bir durumu ya da kavramı anlatmak üzere kullanılır. Dilimizde deyimler genel olarak mecaz anlam taşır.

Mecaz anlamlı deyimler iki şekilde karşımıza çıkabilir.

1. İliştirme Anlamlı Deyimler: Deyimi oluşturan sözcüklerden bir ya da ikisiyle, deyimin ilettiği durum arasında dolaylı bir bağlantı vardır. Böyle deyimlere “iliştirme anlamlı” deyimler denir. Örnek :
Diline dolamak (sürekli aynı şeyi söylemekle, dil arasında bir bağlantı var.)
Kulak misafiri olmak (dinlemek)
Göz gezdirmek (bakmak)
Ayaklarına kara sular inmek (yürümekten yorulmak)

2. Yummaca Anlamlı Deyimler: Deyimi oluşturan sözcüklerin anlamları ile deyimin iletmek istediği durum arasında hiçbir anlam bağlantısı olmayabilir. Bu tip deyimlere “yummaca anlamlı” deyim denir. Örnek :
Baş göz etmek (evlendirmek)
Burnu sürtülmek (taşkın davranışların cezasını çekip ılımlı olmak)
Can damarına basmak (bir şeyin en önemli noktası üzerinde durmak)
Burnunun direği sızlamak (çok üzülüp acımak)
Çamur atmak (Bir kimseyi lekelemeye çalışmak)
Yaş tahtaya basmak (tedbirsizlik edip sonu tehlikeli işe girişmek)

Yapılarına (Biçimlenişlerine Göre) Deyimler

Deyimler kalıplaşmıştır. Belli bir söyleyiş biçimi kazanmışlardır. Bir deyimin söylenişi her yerde aynıdır. Hem biçimce hem anlamca son söyleyiş biçimini almışlardır.

– Kimi deyimler yargı (cümle) biçiminde ya da ikili yargılı olarak kurulmuştur. Örnek :
Atı alan Üsküdar’ı geçti.
Hamama gider kurnaya, düğüne gider zurnaya aşık olur.
Hem suçlu hem güçlü
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye

– Kimi deyimler öykücük ya da konuşma biçimindedir. Örnek :
Deveye, “Boynun eğri” demişler, “Nerem doğru ki!” demiş.
Tencere dibin kara
Seninki benden kara

– Deyimler genel olarak mastar biçimindedir. Örnek :
Gönül koymak – İçi burkulmak – Kapı dışarı etmek – Muradına ermek – Ödü patlamak
Öküzün altında buzağı aramak

– Bazı deyimler, sözcük öbeği (tamlama) biçiminde kalıplaşmıştır. Örnek :
Kara çalı – Püsküllü bela – Para canlısı – Para babası – Elinin körü – Ömür törpüsü

– Deyimler, genel olarak birden çok sözcüğün kalıplaşmasından oluşur. Ancak tek sözcükten oluşan deyimler de vardır. Örnek :
Akşamcı – gedikli – kılkuyruk – kaşarlanmış

– Kimi deyimler ise ikileme biçiminde kurulurlar. Örnek :
Abur cubur – Açık saçık – Ağır aksak – Ak pak – Apar topar – Az çok – Bata çıka

Atasözleri :

Uzun deneyimler ve gözlemler sonucu oluşmuş, yol gösterici, genel kural biçiminde kalıplaşan, toplumca benimsenen ve anonim bir nitelik taşıyan özlü sözlerdir.

Atasözlerinin Biçim Özellikleri :
– Deyimler gibi atasözleri de kalıplaşmıştır. Sözcüklerin yerleri değiştirilmez ve bir sözcüğün yerine eş anlamlısı getirilemez. Örnek :
Ak akçe kara gün içindir. – Kız beşikte, çeyiz sandıkta.

– Atasözleri kısa ve özlüdür, az sözle geniş bir düşünce ifade edilir. Örnek :
Aç ayı oynamaz. – Su yatağını bulur. – Baş kes, yaş kesme. – Boğaz kırk boğumdur.
Çivi çiviyi söker.

– Atasözleri genel olarak bir yargı (cümle) biçiminde kurulmuştur. Örnek :
İt ürür kervan yürür. – İyilik eden, iyilik bulur. – Ölmüş eşek kurttan korkmaz.
Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış. – Kavgada yumruk sayılmaz.

– Atasözleri genel olarak geniş zaman kipinin üçüncü tekil kişisiyle ya da emir kipinin ikinci tekil kişisiyle çekimlenmiştir. Örnek :
Önce düşün, sonra söyle. (II. tekil kişi emir kipi)
Pilav yiyen kaşığını yanında taşır. (Geniş zaman kipi, III. tekil kişi)

– Atasözlerinde genel olarak uyaklı ve uyumlu sesler ve sözcükler vardır. Örnek :
Pekmezi küpten, kadını kökten al. – Sabreden derviş, muradına ermiş.
Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede?

Atasözlerinin Anlam Özellikleri
– Atasözlerinin bir bölümü gerçek anlamlıdır. Yani atasözünün iletmek istediği düşünceyi onu oluşturan sözcüklerin anlamları düşündürür. Örnek :
Çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir. – Allah bilir ama kul da sezer.
Al malın iyisini çekme tasasını. – Bugünün işini yarına bırakma. – At, yiğidin yoldaşıdır.

– Atasözlerinin bir bölümü mecaz anlamlıdır. Yani atasözlerinin iletmek istediği anlam, sözcüklerin gerçek anlamlarından tamamen bağımsızdır. Örnek :
Mum, dibine ışık vermez. – Altın, eli bıçak kesmez. – Kaynayan kazan kapak tutmaz.
Göç dönüşü topal eşek öne geçer. – Etle tırnak arasına girilmez.
Eşeği dama çıkartan yine kendi indirir.

– Bazı atasözleri ilettiği yargı yönünden karşıtlık ya da çelişki gösterir. Örnek :
İyilik eden iyilik bulur. (karşıtlık)
İyiliğe iyilik olsaydı, koca öküze bıçak olmazdı. (karşıtlık)
İyi insan lafının üstüne gelir. (çelişki)
İti an çomağı hazırla. (çelişki)

– Atasözlerinde ahenk ve söz sanatları da vardır. Örnek :
Alet işler, el övünür. (mürsel-mecaz)
Güvenme varlığa, düşersin darlığa (tezat-karşıtlık)
Elin ağzı torba değil ki büzesin. (benzetme)
El eli yıkar, iki elde yüzü yıkar. (tekrir)
Dökme suyla değirmen dönmez. (kinaye)

Biçim Bilgisi :

Türkçe’nin Sözcük Yapısı : Dilimizde sözcükler üç ayrı şekilde yapılır ve üç farklı yapılanma adı alır :

1)       Kök durumunda olabilir (Basit Sözcük)

2)       Köklere ve gövdelere getirilen eklerle türetilebilir. (Türemiş Sözcük)

3)       İki ya da daha çok sözcüğün birleşmesinden meydan gelebilir. (Bileşik Sözcük)

Kök : Bir sözcüğün üzerinde bulunan bütün ekler atıldığında anlamlı olarak kalabilen en küçük parçadır. Örnek :   Bal, kaş, göz, el

Dilimizde sözcük kökleri genel olarak tek hecelidir; ancak iki ya da üç heceli olan sözcük köklerine de rastlanır. Örnek :  Otur, yürü, çiçek, emek, sarı, kelebek

UYARI : Dilimizde, kökle ek arasında anlam ilgisi bulunur. Bu nedenle, sözcüğün kökünü bulmak için ek varsaydığımız kısımları attığımızda, kalan kökle, sözcüğün ilk şekli arasında anlamca bir bağ yoksa, atılan kısımlar ek değildir. Kısacası bu, kök halinde bir sözcüktür.

Örnek :   yıkık bilgi balık balık gölge gölge

kök  ek                     kök  ek            ek değil             kök                  ek değil              kök

Sözcük Kökleri Üç Grupta İncelenir :

1)       Ad (isim) Kökleri     :           Örnek : el, oda, ot, balık, pat, fıs, cız

2)       Eylem (fiil) Kökleri   :           Örnek : koş-, git-, bak-, sus-, aç-

3)       Ortak (ikili) Kökler   :           Örnek : barış, güven, eski, boya, sıva, damla

Örnek :             Bir damla su bile kalmadı.

Ad

Çeşme sabaha kadar damladı.

eylem

UYARI : Ortak kökler arasında bir anlam yakınlığı olduğuna dikkat edilmelidir. Hem ad hem de eylem kökü olup da anlamca ilgisiz olan sözcük köklerine sesteş (eşsesli) kökler denir.

Örnek :             Bu kız beni kızdırıyor.

Ad (genç kadın)        Eylem (sinirlenmek)

Satırlarıma son verdim. Satırla kolunu kesti.

Ad (düz yazıda dize)                    Ad (kesici bir alet)

Ek : Sözcük kök ve gövdelerine getirildiğinde onların anlamlarını değiştiren, kimi zaman anlamlarıyla birlikte türlerini değiştiren ya da sözcüklerin cümle içindeki görevini belirleyen hece ve seslerdir.

Bir ekin sözcük üzerinde üç farklı işlevi vardır. Bunlar :

1)       Eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmek,

2)       Eklendiği sözcüğün anlamıyla birlikte türünü değiştirmek, (Addan-eylem, eylemden-ad gibi)

3)       Eklendiği sözcüğün cümle içindeki görevini belirlemek. (Nesne, Yüklem, Tümleç gibi).

İşlevlerine göre ekler ikiye ayrılırlar:

Yapım Eki : Eklendiği sözcüğün kök anlamıyla bağlantılı bir biçimde yeni anlamda bir sözcük türetmeye yarayan eklerdir. Yapım ekleri eklendiği sözcüğün anlamıyla birlikte kimi zaman türünü de değiştirir. Örnek:

balık                             örtü

bal ık                            ört ü

balık bal                       ört        örtü

Yapım Eki Çeşitleri :

Addan Ad Yapım Ekleri :

Ekler Örnekler Ekler Örnekler
-k, -ak, -ek Orta-k,sol-ak -ız,-iz,-uz,üz Yalın-ız,üç-üz
-lik,-lık,-luk,-lük Genç-lik,bir-lik -em Ön-em
-li,-lı,-lu,-lü Ses-li,ev-li -cak,-cek Oyun-cak,örüm-cek
-daş,-taş Arka-daş,ses-teş -cık,cik,-cuk,-cük Söz-cük,sığır-cık
-ce,-ca,-çe,-ça Türk-çe,aile-ce -ay,-ey Ad-ay,düz-ey
-cil,-cıl Ev-cil,ben-cil -dız,-diz,-duz,-düz Gün-düz,çuval-dız
-cı,-ci,-cu,-cü

-çı,-çi,-çu,-çü

Yol-cu,iş-çi -an,-en Kök-en,düz-en
-gen-,gan Üç-gen,dört-gen
-men,-man Türk-men,göç-men -sız,-siz,-suz,-süz Ev-siz,dil-siz
-tı,-ti,-tu,-tü Şıkır-tı,fısıl-tı

Addan Sıfat Yapım Ekleri :

Ekler Örnekler Ekler Örnekler
-cı,-ci,-cu,-cü Şaka-cı,ezber-ci -li,-lı,-lu,-lü Toz-lu,çocuk-lu
-cıl,-cil,-cul,cül Ben-cil (insan) -deki,-daki Ev-deki,bahçe-deki
-çıl,-çil,-çul,çül Kır-çıl (kumaş) -lik,-lık,-luk,-lük Kaış-lık,turşu-luk
-inci,-ıncı,-üncü,-uncu Bir-inci(sınıf),iki-nci -msar,-msar Kötü-mser,kara-msar
-den,-dan Can-dan,sıra-dan -sı,-si,-su,-sü Çocuk-su,kadın-sı
-de Göz-de,söz-de -sız,-siz,-suz,-süz Sayı-sız,akıl-sız

Addan Zarf Yapım Ekleri :

Ekler Örnekler
-leyin,-layın Sabah-leyin,akşam-leyin
-ce,-ca Gizli-ce,usul-ca
-çe-,ça Çok-ça,yavaş-ça
-ken Er-ken
-tan,-ten,-den,-dan Sabah-tan,erken-den
-ın,-in Kış-ın,yaz-ın

Addan Eylem Yapım Ekleri :

Ekler Örnekler
-de,-da,-te,-ta Gürül-de,ışıl-da
-e,-a Yaş-a,tür-e
-el,-al Düz-el,az-al
-r,-ar Kara-r,yaş-ar
-imsa,-ımsa Ben-imse,az-ımsa
-le-,-la -baş-la,el-le
-leş-,-laş Bir-leş,katı-laş
-se,-sa Su-sa,anım-sa
-kır,-kir,-kur,-kür Fış-kır,tü-kür
-r,-ür Deli-r,üf-ür

Eylemden Ad Yapan Ekler :

Ekler Örnekler Ekler Örnekler
-e,-a Yar-a,kes-e -acak,-ecek Ye-y-ecek,yak-acak
-ak,-k Dur-ak,tara-k -anak,-enek Ol-anak,seç-enek
-ı,-i,-u,-ü Say-ı,bat-ı -sı,-si,-su,-sü Yat-sı,tüt-sü
-ge Süpür-ge,bil-ge -r,-ar,-er Yaz-ar,dön-er
-gı,-gi,-gu,-gü Duy-gu,bil-gi -mer,-mur Yağ-mur,kat-mer
-ıntı,-inti,-untu,-üntü Alın-tı,görün-tü -ım,-im,-um,üm Seç-im,yor-um
-ın,-in Ek-in,bas-ın -ınç,-inç,-unç,-ünç Bil-inç,öv-ünç
-tı,-ti Toplan-tı,belir-ti -al Kur-al,çat-al
-me,-ma Kıy-ma,dondur-ma -maca,-mece Bil-mece,bul-maca
-mek,-mak Ye-mek,çalış-mak -gın,-gin,-gun,-gün Yan-gın
-it Kes-it,um-ut -kın,-kin,-kun,-kün Bit-kin

Eylemden Eylem Yapan Ekler :

Ekler Örnekler
-t Uyu-t,yıka-t
-ar,-er,-ır,-ir Piş-ir,kop-ar
-dır,-dir,-dur,-dür,-tır,-tir,-tur,-tür Bil-dir,in-dir
-l,-ıl Sar-ıl,yaz-ıl
-n,-ın Giy-in,yaz-ıl
Ağla-ş,bekle-ş
-ı,-i,-u,-ü Kaz-ı,sür-ü

Yapım Ekleriyle İlgili Özellikler :

1)       Yapım eki, bir sözcüğün köküne getirildiğinde o sözcüğü gövdeye dönüştürür.

Örnek : Baş : Ad Kökü

Baş-la : Eylem gövdesi

2)       Bir sözcük birden çok yapım eki alabilir. İlk yapım eki, kökü gövdeye dönüştürürken, diğer yapım eklerinin gövdeye getirildiği kabul edilir.

Örnek : Göz :                Ad Kökü

Göz-lük :          Ad Gövdesi

Göz-lük-çü :      Ad Gövdesi

3)       Bir sözcükte yapım eki çekim ekinden önce gelir.

Örnek : yaş – a – dıklar – ımız

Yapım eki   Çekim eki

4)       Sesteş ekler birbirine karıştırılmamalıdır.

Örnek : Yaz-ı-s-ı-n-ı çok beğendik.

Çekim Eki : Eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmeyip, yalnızca cümle içindeki görevini belirleyen eklerdir. Çekim ekleri, sözcükleri birbirine çeşitli görev ve anlam ilgisiyle bağlar ve cümleyi oluşturur. Örnek : Kardeş   kitap   kitapçı   al.

Adlara Gelen Çekim Ekleri :

Ekin adı Örnek Çekimler
Çoğul Ekleri : -ler, -lar Ev-ler, çocuk-lar,biz-ler
Tamlama Ekleri : -ın,in,-un,-ün,-ı,-i,-u,-ü Duvar-ın,boya-s-ı, kız-ın, saçlar-ı
Ad Durum Ekleri . -i,-e,-de,den Kapı-y-ı,ev-e,masa-da,çanta-dan
İyelik Ekleri : -im,-in,-i,-imiz,-iniz,-leri Kalem-im,akıl-ın,anne-si,okul-umuz
Kişi Ekleri : -im, -sin,-dir,-iz,-siniz,-dirler Türk-üm,Türk-sün,Türk-tür,Türk-üz
Ek eylemler : -dir,-idi,-imiş,-ise Güzel-idi,tatlı-imiş,benim-ise

Eylemlere Gelen Çekim Ekleri :

Ekin adı Örnek Çekimler
Bildirme Kipleri : -yor,-acak,-r(-z),-dı,-mış Oku-yor,bak-acak,yürü-r,bitme-z,gel-di,anla-mış
Dilek Kipleri : -a,-e,-sa,-se,-malı,-meli,-sin Bak-a-lım,git-e-y-im,oku-sa,bil-se,yaz-malı
Kişi Ekleri : -im/-m,-i/-sin,-k/iz,-siniz/niz,-ler Bak-ı-yor-um, bil-di-n,bekle-di-k,gel-i-yor-uz
Olumsuzluk Ekleri : -ma,-me Düşün-me,bak-ma,konuş-ma
Ek eylemler  : -dir, -idi, -imiş Bil-i-yor-dur,al-mış-idi-m,söyle-yor-imiş

Gövde : Yapım eki alan sözcüklere gövde denir. Yapım eki bir sözcüğün köküne getirildiğinde o sözcüğü kök olmaktan çıkararak gövdeye dönüştürür.

Örnek :

İnce –  l incel(mek)

Kök      yapım eki        eylem gövdesi

Söz –  lük sözlük

Kök      yapım eki        ad gövdesi

Utan –  gaç utangaç

Kök      yapım eki        sıfat gövdesi

Gece –  leyin geceleyin

Kök         yapım eki        zarf gövdesi



Yapıları Yönünden Sözcükler :

Basit Sözcükler : Herhangi bir yapım eki almamış ya da bir sözcükle birleşmemiş olan sözcüklere yapıları yönünden basit sözcük denir.

Örnek :             Kuşların kanadına yazdım aşkımı.

Kuş – lar ın kanat –  ı n –  a yaz – m    .

Çoğul  tamlayan              tamlanan   kaynaştırma   yönelme          görülen     1. tekil

Eki       Eki                       Eki           ünsüzü          durum eki         geçmiş      şahıs

Zaman eki      eki

Aşk  – ım ı       .

1. tekil         belirtme

iyelik eki        eki

Türemiş Sözcükler : Yapım ekleri alarak yeni bir anlam ve biçim kazanmış olan sözcüklere yapıları yönünden türemiş sözcük denir.

Örnek : Ölümün anlamı değişti birden.

Öl  – üm – ün    an –  la –  m – ı  değ – –  ti bir – den.

Eylemden ad            addan eylem    eylemden ad                eylemden eylem     addan zarf

Yapım eki                 yapım eki         yapım eki                        yapım eki            yapım eki

Bileşik Sözcükler : İki ya da daha çok sözcüğün birleşip kaynaşmasından oluşan sözcükler yapıca bileşiktir.

Kuruluşlarına Göre Bileşik Sözcükler :

a) Belirsiz ad tamlaması biçiminde yapılanlar :

Örnek : Buzdolabı, Çörekotu, Aslanağzı, Dilbilgisi

b) Takısız ad tamlaması biçiminde yapılanlar : Örnek : Atatürk, Konutkent, Kadıköy, Anıtkabir

c) Sıfat tamlaması biçiminde yapılanlar : Örnek : Sivrisinek, Akdeniz, Yalınayak, Kocatepe

d) Cümle biçiminde kalıplaşanlar : Örnek: Gecekondu, Külbastı, Mirasyedi, İmambayıldı

e) Bir ad, bir eylem kökünün birleşip kaynaşmasından yapılanlar :

Örnek : Erol, Şenol, Seyret, Karnıyarık

f) İki eylem kökünün birleşip kaynaşmasından oluşanlar :

Örnek : Çekyat, Uyurgezer, Gelgit, Biçerdöver

g) İki yansıma sözcüğün birleşip kaynaşmasından oluşanlar:

Örnek : Çıtçıt, Gırgır, Cırcır, Pırpır

h) Ses değişimiyle oluşan bileşik sözcükler :

Örnek : Ne + için           Niçin

Pazar + ertesi   Pazartesi

Kahve + altı       Kahvaltı

Kayın + ana      Kaynana

Anlamlarına Göre Bileşik Sözcükler :

a) Bileşik sözcüklerin büyük çoğunluğunda, birleşen her iki sözcük de kendi anlamının dışına kaymıştır. Örnek : Hanımeli, Aslanağzı, Kuşbaşı, Kadınbudu

b) Bileşik sözcüğü meydan getiren sözcüklerden biri kendi anlamında, diğeri kendi anlamının dışında kullanılmış olabilir. Örnek : Ateşböceği, Basımevi, Aşçıbaşı, Başçavuş

c) Bileşik sözcüğü oluşturan her iki sözcük de kendi anlamında kullanılmış olabilir.

Örnek : Bilirkişi, Uyurgezer, Buzdolabı, Toplumbilim


bursa evden eve nakliyat
Bedava İlan Verme